T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2284 Esas
KARAR NO : 2026/1350 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/1155 Esas- 2023/937 Karar
TARİH: 19/10/2023
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin babası ...'ın vefatı ile geriye Kadıköy 22. Noterliğinin 23/09/2019 tarihli mirasçılık belgesi ile sabit olduğu üzere yasal mirasçı olarak müvekkili ile birlikte erkek kardeşi ... ve eşi ...'ı bıraktığını, ...'ın, merhum ...'ın ikinci eşi olup mirası Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/464 Esas-2019/1586 Karar sayılı ilamı ile reddettiğini, ölüm tarihinde davalı şirketin pay dağılımının; 18.000 payın merhum ...'ın, 8.000 payın oğlu ...'ın, 18.000'er payın merhumun kuzeni ... ve oğulları ... ve ...'ın olduğunu, mirasçılık belgesi neticesinde davalı şirket pay dağılımının; 9000 pay müvekkiline, 17.000 payın kardeşi ...'a ve 18.000'er Pay ..., ... ve ...'a ait olduğunu, ... ve diğer şirket ortaklarının, müvekkilini kız çocuğu ve evli olması dolayısı ile miras hakkından mahrum bırakmak kastı içerisinde olduklarını, bu sebeple şirkete ortak olmasını kötü niyetle istemediklerini, 23/12/2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısını yine müvekkilinin yasal hakları engellenerek borçlandırmak sureti ile sembolik bir rakamla ortaklıktan usul ve yasaya aykırı reddini planladıklarını, müvekkilinin, babasının beyin kanaması geçirip bilincinin kapandığı tarihten itibaren şirketin mali durumu hakkında bilgi almasının engellendiğini, murisin ölümünden sonra davalı şirket ortaklarının olağanüstü kurulda müvekkilinin ortaklıktan reddi kararı almalarının açık şekilde usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin babasının vefatından sonra da intikal işlemi yapılınca şirkete girişinin engellendiğini, müvekkiline, miras intikali için müteveffanın eşi ...'ın mirası reddettiği, sonucuna göre yeni veraset ilamı çıkarılıp genel kurul kararı sonucunda ancak tescil ile şirket kayıtlarını inceleyebileceğinin söylendiğini, ilk kez 23/12/2019 Pazartesi günü yapılacak toplantı için usule aykırı olarak telefon ile sadece yeni mirasçılık belgesinin alındığı ve toplantı tarihi bildirilerek, son anda toplantıya davet edildiğini, öncesinde usule ve yasaya uygun şekilde toplantı daveti yapılmadığını, gündem maddelerinin bildirilmediğini, müvekkiline, sadece mirasın reddine ilişkin beklenen karar sonrası kardeşi ... tarafından alınan veraset ilamına istinaden ortaklık devrinin tescilinin yapılacağının telefon ile bildirildiğini, müvekkili daha yeni doğum yaptığından eşi ...'nu toplantıya göndermek zorunda kaldığını, olağanüstü genel kurul toplantısının tüm pay sahiplerinin katılımı olduğu gerekçesi ile diğer ortaklar tarafından emrivaki surette yapılmak istendiğini, ancak toplantı gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden şirket ortaklarından ..., ... ve ...'ın müvekkilinin şahsına karşı hakaret tarzında eylem içerisinde bulunduğunu, vekaleten toplantıya iştirak eden müvekkilinin eşi ...'na şiddet eylemleri gösterildiğini ve toplantıya katılımının engellendiğini, davalı şirket ortaklarının usul ve yasaya aykırı aldığı Olağanüstü Genel Kurul Kararlarını Bakırköy 5. Noterliğinin 27/12/2019 Tarihli ... Yevmiye No'lu ihtarı ile müvekkiline bildirdiklerini, müvekkilinin ihtar içeriğinde ilk kez merhum babasının ödenmemiş 337.500,00 sermayesinin olduğunu, 50.000,00 gibi bir sembolik değer karşılığında tüm haklar ve borçları ile birlikte TTK.m.597 uyarınca ortaklarca eşit oranda müvekkilinin payının alınmak istendiğini, aksi halde dava açılacağını öğrendiğini, akabinde müvekkili tarafından keşide edilen ihtarnameye cevaben Bakırköy 5. Noterliğinin 09/01/2020 tarihli ... Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile ilk ihtara ek olarak 09/01/2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde müvekkilinin pay devrini yayımladıklarını bildirdiklerini, ancak müvekkilinin ortaklıktan reddine ilişkin kararın yayımlanmadığını, davalı şirket ortaklarının yasanın emredici hükümlerine aykırı şekilde karar aldıklarını, olağanüstü genel kurul toplantısına usulüne uygun davet yapılmadığını, gündemin oybirliği ile oluşturulmadığını, hesapların önceden incelenmesi için yasal zemin hazırlanmadından her halükarda kararın iptali gerektiğini beyanla 23/12/2019 tarihli ve müvekkilinin ortaklıktan reddine ilişkin olağanüstü genel kurul kararının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Muris ...'ın mirasçılarından ret hakkını kullanan mirasçılar olduğunu, bu tarihten önce mirasçılık hakkı ve mirasçılık payı ret hakkı hükümleri doğrultusunda değişkenlik gösterebileceğinden ve bu durum şirket ortaklık hakkını etkileyeceğinden mirasın öğrenme, kesinleşme tarihi olarak İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 09/12/2019 tarihli kararının karar tarihinin dikkate alınması gerektiğini, alınan mirasçılık belgesi doğrultusunda; mirasçılara yönelik Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının 23/12/2019 tarihinde saat 13.30’da müvekkili şirket merkez adresinde yapıldığını, toplantıya mirasçı ve mirasçı vekilleri dahil olmak üzere tam katılım sağlandığını, Olağanüstü Genel Kurulun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 416. maddesi uyarınca çağrısız yapıldığını, davacının, müvekkili şirket ortakları tarafından olağanüstü genel kurul tarihine ilişkin olarak günler öncesinden bilgilendirildiğini, davacının, kurula bizzat katılmadığını, usulüne uygun vekaletname ile 23/12/2019 tarihli genel kurula vekaleten eşinin katıldığını, 23/12/2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'a tüm şirket ortaklarının eksiksiz katıldıklarına ilişkin davacının vekili olarak kurula katılan ...'nun da imzasının bulunduğu Olağanüstü Genel Kurul Hazirun Cetvelinin sunulduğunu, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında da karar altına alındığı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 596/II. fıkrası uyarınca şirket ortakları; ..., ..., ... ve hem mirasçı–hem şirket ortağı olan ... tarafından davacı/mirasçı ...'na miras nedeniyle esas sermaye payının geçmesinin onaylanmadığını, bu durumda davacının şirkete ortak olarak girmesinin oy birliğiyle reddedildiğini, 23/12/2019 tarihli Müdürler Kurulu kararı incelendiğinde, Olağanüstü Genel Kurul'un gündem maddelerinin belirlendiğini ve tek gündemin mirasçılık belgesi gereğince TTK'nın 596. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması olduğunu, nitekim bu gündeme bağlı kalındığını, ayrıca, TTK'nın 416. maddesine göre usule uygun şekilde çağrısız olarak yapılan olağanüstü genel kurulda davacı yanca genel kurul toplantı tutanağının imzalanmasından imtina edilmesi ve tutanağa hiçbir itirazi kayıt düşülmemesi sebebiyle davacı yanın TTK'nın 446. madde hükmü doğrultusunda iptal davası açma hakkının bulunmadığını, veraseten intikal neticesinde şirket sermaye yapısının Olağanüstü Genel Kurul'da karar altına alındığını ve işbu karar doğrultusunda 25/12/2019 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil için başvuru yapıldığını, tescil işleminin 03/01/2020 tarihinde, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanın ise 09/01/2020 tarihinde yapıldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, davalı şirketin 23/12/2019 tarihili olağanüstü genel kurulunda 3 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflarca gösterilen delillerin toplandığı ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı, dava 23/12/2019 tarihli Genel Kurul karar iptaline ilişkin olup, davanın 3 aylık yasal süre içerisinde açıldığı, TTK madde 596/1'in; “Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.”. şeklinde düzenlendiği, bu hallerde genel kurulun onayının aranmayacağı ve limited şirket sözleşmesiyle de geçişin genel kurulun onayına bağlanamayacağı, TTK m. 596/1 hükmünün devamında şirketin, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebileceğinin ifade edildiği,, bahse konu üç aylık sürenin, şirketin iktisabı herhangi bir şekilde öğrendiği tarihten itibaren hesaplanacak olan hak düşürücü süre olduğu, şirketin, üç ay boyunca sessiz kalırsa kanuni ön alım hakkını kullanmayacağı, müteveffa ...'ın 07.09.2019 tarihinde vefat ettiği, davalı Şirket'in ise red kararını 23.12.2019 tarihli genel kurul toplantısında verdiğinin anlaşıldığı, diğer ortakların, müteveffa ...'ın 07.09.2019 tarihinde vefat ettiğini 23.09.2019 tarihine kadar (yani ölüm tarihinden 15 gün sonrasına kadar) öğrenmemiş olmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, zira davalı şirketin aile şirketi niteliğinde olduğu, diğer ortakların müteveffanın yakın akrabaları oldukları, şu halde red kararının üç aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra verildiğinin anlaşıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2020 tarih ve 2018-3274/459 sayılı kararında, “...üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra ortaklar genel kurulunun toplantıya çağrılmasının emredici hukuk kuralına aykırı olması sebebiyle yok hükmünde olduğu...” şeklinde hüküm tesis edildiği, şu halde dava konusu genel kurul kararının bu yönüyle yok hükmünde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğu, TTK'nın 596/2. maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin vefat tarihinden değil, iktisabın öğrenilme tarihinden başladığı, somut olayda iktisabın Kadıköy 22. Noterliği'nin 23/09/2019 tarihli mirasçılık belgesi ile öğrenildiği ve 3 aylık sürenin de bu tarihten itibaren başladığı, dolayısıyla olağanüstü genel kurulun 3 aylık sürenin son günü yapıldığı, miras bırakanın, mirasçıları ile ilgili olarak çeşitli tasarruflarda bulunabileceği, bu nedenle müvekkili şirketin sırf aile şirketi olması dolayısıyla murisin vefatı anında iktisabın öğrenildiğinin kabul edilemeyeceği, payların iktisabı ölümle birlikte gerçekleşse de, müvekkili şirketin red hakkını ancak iktisabı öğrendiği tarihten sonra kullanabileceği, veraset belgesi alınmadan kimlerin mirasçı olduğunun bilinemeyeceği, nitekim murisin eşinin mirası reddetmiş olduğu, Mahkemece, iktisabın ölüm tarihinde öğrenildiğine dair yorumunun dar bir yorum olduğu ve hakkın kullanımına engel teşkil ettiği, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davalı şirketin 23/12/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan ve davacının miras yolu ile ortaklığa girişinin reddine ilişkin kararın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece ilk olarak 25/06/2020 tarihli, 2020/114 Esas ve 2020/329 Karar sayılı karar ile; " ...somut olayda,davacıya şirketin hissesi miras yoluyla intikal etmiş ve davacı bu şekilde davalı şirkete ortak olmuş iken, 23/12/2019 tarihinde yapılan genel kurulda şirket sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamamış olup anılan maddenin 3 ncü fıkrası uyarınca şirket tarafından verilen red kararı devrin gerçekleştiği günden itibaren sonuç doğuracağından davacının red kararı ile birlikte pay sahipliği de geriye dönük olarak iptal edilmiş, davacının pay sahipliği sıfatı kalmamıştır.Bu nedenle davacı, söz konusu iptal davasını açabilecek kişiler arasında olmadığından aktif husumeti bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davacının dava açabilecek kişilerden sayılması hâlinde bile, az yukarıda belirtildiği gibi, davacının, iptalini talep ettiği kararla ilgili olarak muhalefet şerhinin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle de davacının söz konusu iptal davasını açma hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği.." gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın davacı tarafın vaki istinafı üzerine Dairemizin 18/12/2022 tarihli, 2020/1591 Esas ve 2022/1850 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemece, devam edilen yargılamada bu kez yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği ve karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
TTK'nın 596. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca; şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır.
Somut olayda; davacının murisi ... 07/09/2019 tarihinde vefat etmiş olup, davacının miras yolu ile ortaklığa girişinin reddine dair karar ise 23/12/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınmıştır. Her ne kadar davalı tarafça, TTK'nın 596/2. maddesinde düzenlenen üç aylık sürenin vefat tarihinden değil, iktisabın öğrenildiği tarihten başlayacağı, bunun için de murisin veraset belgesinin çıkarılması gerektiği iddia edilmiş ise de, yasal düzenlemede geçen "iktisap" ifadesi ile esas sermaye payının mirasçılara geçişi kastedilmektedir. Murisin ortaklıktaki esas sermaye payı, malvarlığına/terekesine/mirasına dahildir ve TMK'nın 575. maddesi uyarınca miras, miras bırakanın vefatı anında yasal ve atanmış mirasçılarına kendiliğinden geçmektedir Yani, esas sermaye payının miras yolu ile iktisabı, murisin vefatı anında gerçekleşmektedir. İktisap için veraset belgesi düzenlenmesine gerek yoktur. Yasa maddesinde yer alan "iktisabın öğrenilmesi" ifadesi, "vefatın öğrenilmesi" anlamına gelmektedir. Mahkemece de kararda açıklandığı üzere, davalı şirket aile şirketi olup, muris ...'ın vefatının, vefat tarihinde öğrenildiğinin kabul edilmesi gerekir. (Bkz. Emsal Yargıtay 11. HD. 16/01/2020 Tarihli, 2018/3274 Esas ve 2020/459 Karar sayılı ve 27/11/2025 Tarihli, 2025/1965 Esas ve 2025/7113 Karar sayılı kararı) Ayrıca davalı tarafça vefatın sonradan öğrenildiğine dair bir savunma da ileri sürülmemiş olup, karar yasal 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra alındığından Mahkemece verilen karar isabetlidir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.