T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2235 Esas
KARAR NO : 2026/1347 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2021/11 Esas- 2023/724 Karar
TARİH: 14/09/2023
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 2016 yılında Türkiye Merkezli olan ve Irak'ta faaliyet gösteren ... ... ... A.Ş. ile e- posta yazışmaları ile temas kurarak geliştirilen proje kapsamında anlaştığını, projeye göre Irak'da bu şirket tarafından gerek Irak vatandaşları gerekse orada ikamet eden başka ülke vatandaşlarına vize hizmeti verilmekte olduğundan, vize işlemleri sonrası seyahat sigortası poliçelerinin şirketleri kanalı ile düzenleneceğini, tüm ... poliçelerinin davacı tarafından düzenleneceği ve elde edilen prim gelirinden ... şirketine pay verileceğini, her iki şirket arasında bu yönde bir işbirliğinin gerçekleştirildiğini ve Irak'dan Türkiye'ye seyahat edecek yolcuların anılan şirket tarafından müvekkiline yönlendirildiğini ve müvekkili tarafından bu kişilerin... ... Poliçelerinin düzenlendiği, müvekkilinin 2016 yılından beri davalı şirketin acentesi olduğunu, dava dışı ... ... ... A.Ş. ile geliştirilen projenin davalı ile hayata geçirilmesine karar verildiğini, bu şekilde müvekkili tarafından ... ... ... A.Ş.'nin yönlendirdiği müşterilerin seyahat ... poliçeleri davalı şirket adına düzenlenirken, müvekkilinin davalı ve dava dışı şirket tarafından saf dışı bırakıldığını ve davalının, dava dışı şirkete bu hususta acentelik verdiğini, müvekkilinin geliştirmiş olduğu projeden saf dışı bırakılması sebebiyle uğradığı zararın tazmini için dava açıldığını, ayrıca ilgili kurumlara şikayet dilekçesi sunulduğunu, müvekkilinin yasal haklarını aramaya başlaması üzerine davalı tarafından ekranlarının haksız olarak kapatıldığını, müvekkilinin dava dosyalarına ve ilgili kurumlara sunduğu dilekçenin "....com" adlı sitede yayınlanması üzerine davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, fesih gerekçesi olarak müvekkilinin, davalının ticari sırlarını ifşa etmesi, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmasının gösterildiğini, müvekkili tarafından fesih ihbarnamesine cevap verildiğini, müvekkilinin şikayeti üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından davalı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının feshi haksız olup müvekkilinin acentelik sözleşmesine istinaden portföy müşterisinden elde ettiği gelirlerini fesih nedeniyle kaybettiğini, ayrıca davalı tarafından maruz bırakıldığı eylemler nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini beyanla sonradan artırılmak üzere şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyen ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin feshinin haklı nedenlere dayandığını, davacının temin ettiği, kendi çaba ve mesaisi ile oluşturduğu bir müşteri portföyünün bulunmadığını, davacının telafi edilecek bir zararının bulunmaması ve davalı şirket tarafından davacının kişilik haklarına karşı herhangi bir eylemi bulunmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep hakkının bulunmadığını, müvekkili ile davacı ... ... ... Ltd. Şti. arasında 28.07.2016 tarihinde "Yetkili Acentelik Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşme hüküm ve şartları çerçevesinde acentelik faaliyeti yürütülmesi konusunda tarafların anlaştığını, uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak dava dışı ... A.Ş., Irak'tan Türkiye'ye seyahat edecek kişiler için vize hizmetleri veren bir şirket olup söz konusu firmanın bu hizmeti verdiği müşterilerin... sigortası taleplerinin belirli bir süre davacı ... ... Acenteliği aracılığıyla müvekkili şirketten sağlandığını, davacının söz konusu poliçelere ilişkin üretimi devam etmekte iken 2017 yılında dava dışı ... ...'in müşteri portföyünün belirli bir sayıya ulaşmasının akabinde kendi şirketler grubu içerisinde ... acentesi olarak faaliyet göstermek istemesi üzerine seyahat poliçelerini kendi acentesi olan ... ... vasıtasıyla müvekkili şirket ad ve hesabına düzenlemek üzere acentelik başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, bundan sonraki süreçte Türkiye'ye seyahat etmek için vize talebinde bulunan Irak vatandaşları için diğer davalı ... firması seyahat poliçelerinin davacıya değil dava dışı ... Acenteliği'ne yönlendirmeye ve bu acente tarafından söz konusu poliçelerin müvekkili ad ve hesabına düzenlenmeye başlandığını, davacı her ne kadar ... ... firması'nın kendisi ile olan ticari ilişkisini sonlandırması nedeni ile söz konusu firmanın müşterilerine ... hizmeti sağlayamamış ise de, davalı şirket ile davacı arasındaki başka ... poliçelerine ilişkin olaran acentelik ilişkisinin sürmeye devam ettiğini, üstelik göndermiş olduğu elektronik postalarda gerek davalı şirket yöneticilerine gerekse diğer dava dışı ... firması yöneticilerine "hayırlı olsun dileklerini" ilettiklerini, davalı şirket ile davacı acente arasında acentelik sözleşmesi çerçevesinde ticari faaliyetlerin devam ettiği esnada davacının, davalı şirket aleyhine sayın mahkeme nezdinde yargılaması görülen dava ile aynı hukuki sebeplere dayalı olarak konusunun, dava sebeplerinin ve talep sonucunun dahi aynı olduğu İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/532 E. sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, söz konusu davada, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/563 E. sayılı dosyasına kayıtlandırılarak derdest olduğunu, davalı şirketin, acentesi olan davacı tarafından aleyhine tazminat davası açılmış olmasına rağmen iyiniyetli olarak acentelik sözleşmesini feshetmeyerek ticari ilişkinin korunmasına çaba gösterdiğini, taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin, davacı tarafından 12 Mart 2019 tarihinde dava açıldıktan sonra da (acentelik sözleşmesinin fesh edildiği 16 Eylül 2019 tarihine kadar 6 ay boyunca) devam ettiğini, davalı şirketin iyiniyetle ticari faaliyetin devamı için çaba gösterdiği esnada davacı acente tarafından ... sektörü ile ilgili internet ortamında yayın yapan ....com adlı internet sitesi başta olmak üzere basın ve sosyal medya aracılığıyla davalı şirketin aleyhine söylem, isnat ve paylaşımlarda bulunulduğunu, davacının, davalı şirketi Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü'ne şikayet ettiğini, tüm bu gelişmeler sonrasında, davalı şirket tarafından iyiniyetli davranılmasına rağmen davacı acente ve tek yetkili ortağının Acentelik Sözleşmesi hükümlerine aykırı şekilde müvekkilinin ticari sırlarını ifşa ettiklerini, sadakat yükümlülüğüne aykırı paylaşımlar yaptıklarını, davalı şirketin itibarına yönelik saldırılar sebebiyle Türk Ticaret Kanunu'nun 55., 109., 121., maddeleri hükümleri ile Borçlar Kanunu'nun 506. maddesi ve Sigortacılık Kanunu madde 35/7 hükümleri uyarınca acentelik sözleşmesinin haklı sebeple 16.09.2019 tarihinde Beşiktaş 26. Noterliği tarafından keşide edilen ... yevmiye no.lu fesihname ile tek taraflı olarak sonlandırıldığını, seyahat sağlık müşterilerinin davacının müşterisi olmadığını, dava dışı şirketin müşterisi olduğunu, seyahat sağlık poliçesinin davacının ihdas ettiği, icat ettiği, geliştirdiği bir poliçe türü olmadığını, bu poliçelerin 01.03.2006 tarihinden beri yürürlükte olduğunu, Hazine tarafından tip poliçe olarak düzenlendiğini, 10.05.2016 tarihinde Hazine Müsteşarlığı Genelgesi ile ikamet izni taleplerine yönelik sağlık sigortalarında asgari koşullar tespit edilerek yayınlanmış çok yaygın bir poliçe türü olduğunu, davacının kendi çabasıyla geliştirdiği poliçe olmadığı gibi kendi çabasıyla oluşturduğu müşteri portföyünün de bulunmadığını, denkleştirme tazminatının koşullarının oluşmadığını, müvekkili tarafından davacıya münhasırlık yetkisi verilmediğini, müvekkilinin aynı mahal veya konumda başka bir acente tayinine yetkili olduğunu, davacının komisyon veya başka bir talepte bulunmayacağını, davacının manevi tazminat talebinin de haksız olduğunu, müvekkilinin davacının değil, davacının müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, bu hususta taraflarınca açılan davanın derdest olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davanın, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca acentelik sözleşmesinin haksız şekilde feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında 28/07/2016 tarihinde "Yetkili Acentelik Sözleşmesi"nin imzalandığı, akabinde taraflar arasında ticari uyuşmazlıklar çıktığı, tarafların karşılıklı birbirlerine dava açtıkları, davacı şirket yetkilisinin internet haber sitelerinde demeç verdiği, davalı şirkete bir takım mailler gönderdiği, davalı ... şirketinin bu hususları nazara alarak taraflar arasındaki acentecilik sözleşmesini Beşiktaş 26. Noterliğinin ... yevmiye numaralı fesihnamesine istinaden tek taraflı olarak fesh ettiğini davacıya bildirildiği, fesihname içeriğinde haklı fesih sebebi olarak davacı yanca yapılan paylaşımlar ve basında yer alan haberlerin taraflar arasındaki ticari sırlar, üretimler, primler, iç yazışmalar farklı şekilde ifşa edildiğine dayanıldığı, "https://www.....com/...-acentesinin-sigortalisini-elinden-aldi" internet sayfasının incelenmesi ile, taraflar arasındaki ticari ilişki, ticari ihtilaf, mailleşmeler, taraf şirketlerin yöneticileri arasındaki geçen konuşmalar ve sonraki safahatın haber yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin davalı şirket hakkında rakamlar ve bedellere yer vererek ticari sır mahiyetindeki açıklamalarda ve devamında bir takım ithamlarda bulunduğunun görüldüğü, davacının feshin haklı sebebe dayanması halinde denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, davalının sözleşmeyi 23. maddesini gerekçe göstererek tek taraflı olarak feshettiği, sunulan deliller kapsamında davacının acentelik sözleşmesinin, ticari sırların ifşa edilmesi, sadakat yükümlülüğüne aykırı paylaşımların yapılması ve davalı şirket itibarına yönelik saldırı oluşturacak şekilde faaliyette bulunması nedeniyle haklı sebeple feshedildiğinin anlaşıldığı, bu minvalde davacının haklı sebeple feshedilen sözleşme nedeniyle TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, haklı fesih nedeniyle kusur şartının gerçekleşmediği ve manevi tazminat talebin de haksız olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemenin, davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine dair kabulünün yerinde olmadığı, davalı tarafından yayınlanan haber nedeniyle müvekkili aleyhine açılan davada düzenlenen bilirkişi raporunda, çıkan haberin müvekkili ile ilgisinin olmadığı ve habercilik sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiği, taraflar arasında başka davaların da olduğu, söz konusu haberin içeriğinden muhabirin, kendi kulağına gelen konunun doğru olup olmadığını sorarak müvekkilinin açmış olduğu davadaki dava dilekçesinde belirttiği hususları haber konusu yaptığının anlaşıldığı, haberin davalı tarafından tekzip dahi edilmediği, müvekkili tarafından verilen röportajda da davalıyı küçültücü beyanlar olmadığı, haber yapılan tüm hususların dava dilekçelerinden çıkarıldığı, müvekkilinin haklarını aradığı, bu kapsamda davalı hakkında Beykoz CBS'deki soruşturmanın yapılan ön ödeme ile sonlandırıldığı, haberi müvekkili yaptırmadığı gibi, haber içerisinde ticari sırların da olmadığı, bu sebeple feshin haksız olduğu ve kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğinden bahisle tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya kapsamından; davacının dava dilekçesinde, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğini ve acentelik sözleşmesine istinaden portföy müşterisinden elde ettiği gelirlerini fesih nedeniyle kaybettiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi tazminat talep ettiği, Mahkemece verilen ara karar uyarınca davacı vekilince sunulan 19/04/2021 tarihli talep açıklama dilekçesinde ise; davadaki taleplerinin, davalı ... şirketi tarafından acentelik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklı olarak mahrum kalınan kâr kaybı nedeniyle maddi tazminat olduğunun beyan edildiği, Mahkemece alınan 24/02/2023 tarihli heyet bilirkişi raporunda, davacının talebinin denkleştirme tazminatı da olabileceği değerlendirilerek hesaplama yapıldığı ve talep edilebilecek denkleştirme tazminatının seçenekli olarak tespit edildiği, davacı vekilinin 12/05/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile 669.714,99 TL denkleştirme tazminatının davalıdan tazminine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece talebin denkleştirme tazminatı olduğu kabul edilerek değerlendirme yapıldığı ve davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği kabul edilerek, denkleştirme tazminatının diğer koşulları araştırılmaksızın davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki 28/07/2016 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin 22. maddesi ile; sözleşmenin süresiz olarak yapıldığı ve her iki tarafın da üç ay önceden ihbarda bulunmak suretiyle sözleşmeyi her zaman feshedebileceklerinin kabul edildiği, sözleşmenin 6. maddesinde; davacı acentenin, doğrudan doğruya kendisi ile ilgili olsun veya olmasın davalı ... şirketini ilgilendiren, şirketin itibarı, müşteri ilişkileri, reklam, tanıtım, tahsilat, rücu, hasar, eğitim gibi tüm konularda, özellikle 6102 sayılı TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca şirket çıkarlarını, imajını ve kurumsal kimliğini korumak ve kollamakla yükümlü olduğunun kabul edildiği, sözleşmenin 9. maddesinde davacı acentenin gizlilik yükümlülüğünün, 23. maddesinde ise haklı nedenle fesih hallerinin düzenlendiği ve davacı acentenin sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının davalı ... şirketi yönünden sözleşmenin haklı fesih sebebi olarak kabul edildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen Beşiktaş 26. Noterliği'nin ... yevmiye sayılı fesihnamesi ile; davacının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 6. maddesine aykırı şekilde, davalının itibarını zedeleyici söylem ve ithamlarda bulunduğu, basında ve sosyal medyada aleyhine paylaşımlar yaptığı, karalama kampanyası yürüttüğü, bu paylaşımlar ile sözleşmenin gizlilik maddesine de aykırı davrandığı gerekçesi ile sözleşmenin, 6, 9 ve 23. maddeleri uyarınca tek taraflı olarak feshedildiği ve davacının vekaletten azledildiği, davacı tarafından, davalı ve dava dışı ... A.Ş. aleyhine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/563 Esas sayılı dosyası ile açılan davada; davalı ... A.Ş. ile, Irak'da bu şirket tarafından gerek Irak vatandaşları ve gerekse orada ikamet eden diğer ülke vatandaşlarına verilen vize hizmeti sonrası seyahat sigortası poliçelerinin kendisi tarafından, davalı ...A.Ş. adına düzenlenmesi konusunda bir proje geliştirdikleri, bu projeye göre tüm ... poliçelerinin kendisi tarafından sistemden düzenleneceğini ve elde edilen prim gelirinden adı geçen şirkete pay verileceğini, proje bu şekilde yürütülürken davalıların kendisini saf dışı bırakarak, aralarında acentelik sözleşmesi yaptıklarını ileri sürdüğü ve bu gerekçelerle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, bu davanın reddine karar verildiği, aynı hususta çeşitli kurumlara şikayet dilekçesi verdiği, davacının çeşitli kurumlara verdiği bu dilekçenin "....com" isimli internet sitesinde yayımlandığı, haberde; "... ...'nın İzmir'de bulunan bir acentesinin sigortalısını elinden almış olduğu iddiası üzerine ... Acentesi sahibi ... ile bir görüşme gerçekleştirdik. Konunun doğru olduğunu ve bu konu ile ilgili dava açtıklarını, aynı zamanda da ilgili tüm kurumlara hem Türkçe hem de İngilizce şikayet dilekçelerini ilettiklerini söylediler." ifadelerine yer verilerek, davacı tarafın şikayet dilekçesinin tamamına yer verildiği, dilekçe içerisinde davalıya atfen; "...acentenin ileriye dönük gelirlerini gasp etme eylemini fütursuzca gerçekleştirmiş olduğu..", bu eylemin bir "basiretsizlik örneği" olduğu, "kendilerine kazık atıldığı" şeklinde itham edici ifadelerin geçtiği, ayrıca taraflar arasındaki yazışmalara yer verildiği, dosyada mübrez sosyal medya paylaşımlarında, davacı şirket yetkilisince; "yazdığım bu dilekçenin her bir kelimesi % 100 doğrudur.", "sorun ..., ...vs değil, ...Şirketi yönetim kurulunun bu eylem karşısındaki kurumsal duruşudur. ... ve misyonlarında yazdıklarının eylemleriyle uyuşmaması sorunudur. Çalışanlarının kârlılıklarına katkı sağlayan eylemlerini, ticari ahlak dışı da olsa görmezden gelme sorunudur. Bu tüketiciyi ve partnerlerini sözleriyle aldatmak ve hatta dolandırmaktır." şeklinde açıklamalarda bulunulduğu, davalının, "....com" isimli internet sitesinde yayımlanan haber nedeniyle davacı hakkında İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas sayılı dosyası ile açtığı manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş ise de, o davadaki değerlendirmelerin TBK'nın 58. maddesi uyarınca yapıldığı ve haber dışındaki sosyal medya paylaşımlarının gerekçede tartışılmadığı, elbette davacının, hak arama özgürlüğü çerçevesinde dava açabileceği, ilgili kurumlara şikayet dilekçesi verebileceği, ancak haber yapılarak, kamuya ilan edilen dilekçe içeriğinde yer verdiği ifadeler ve sosyal medya paylaşımlarının davalının itibarını, kurumsal kimliğini, imajını zedeleyecek nitelikte olduğu, her ne kadar davacı haberin kendisinin bilgisi dışında yapıldığını iddia etmiş ise de, haber içeriğinde davacı şirket yetkilisi ile görüşüldüğünün ifade edildiği, haberin davacının bilgisi dışında yayımlandığının kabul edilemeyeceği ve sonuç olarak davalının, davacı tarafça açılan tazminat davası varken, acentelik sözleşmesine devam etme iradesi göstermesine rağmen davacının devam eden eylemleri nedeniyle sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, davacının talebi sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr kaybı tazminatına ilişkin olduğundan Mahkemece denkleştirme tazminatı olduğunun kabul edilmesi hatalı ise de, her iki tazminatın talep edilebilmesi için de öncelikle davalı tarafından sözleşmenin haksız şekilde feshedilmiş olmasının gerektiği ve bu şart gerçekleşmediğinden davanın reddine dair verilen kararın doğru olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu isabetsiz bulunmuştur.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.