T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2305 Esas
KARAR NO:2025/1046 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/8 Esas - 2022/561 Karar
TARİH:21/09/2022
DAVA:İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ile davalılar arasında yapılmış ticarete istinaden ödenemeyen faturalara ilişkin 8 adet senet verildiğini, davacının alacağı 10 yıllık süre geçmediğinden zamanaşımına uğramadığını, işbu nedenle... sayılı dosyasından ilamsız icra takibine geçildiğini, davalılar tarafından 18.07.2019 tarihinde ödeme emrini itiraz ettiklerini, yapılmış ticarete ve verilen senetlere istinaden tanzim edilen faturaların taraflar arasındaki ticareti ispatladığını, davacının 15.023,40 TL asıl alacağı ve 17.862,71 TL yıllık 619,76 ticari faiz olmak üzere toplamda 32.886,11 TL alacağı olduğu, bu nedenlerle davanın kabulüne, davalıların borca yeter miktarda mallarının ihtiyaten haczine, itirazın iptaline, alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla davalılar aleyhine icra inkar tazminatına, yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretinin davalılar tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket ve şirket yetkilisi ...'ın davacı ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, iddia edilen borç ilişkisini doğurabilecek herhangi bir işlemin gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen faturaların davalı şirket ile alakasının bulunmadığını, söz konusu faturaların kesinleşebilmesi için tebliğ edilmiş olması gerektiğini, söz konusu faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir delilin sunulmadığını, icra takibinin dayanağı olan senetlerde yer alan imzalar davalı şirkete ait olmadığını, şirket yetkilisi ...'ın el ürünü olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/09/2022 tarih ve 2020/8 Esas - 2022/561 Karar sayılı kararında; "Dava; taraflar arasında düzenlenen vadesi geçmiş senetlerden ötürü alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. ...sayılı dosyasının tetkikinden; Alacaklı (davacı) ... vekili vasıtası ile 28.06.2019 tarihinde borçlular (davalılar) 1) ... Şti., 2) ... ve dava dış... aleyhine 2.000,00 TL asıl alacak, 2.479,89 TL işlemiş faiz, 1.500,00 TL asıl alacak, 1.821,12 TL işlemiş faiz, 273,40 TL asıl alacak, 330,72 TL işlemiş faiz, 2.000,00 TL asıl alacak, 2.405,37 TL işlemiş faiz, 2.000,00 TL asıl alacak, 2.374,68 TL işlemiş faiz, 1.750,00 TL asıl alacak, 2.062,50 TL işlemiş faiz, 2.000,00 TL asıl alacak, 2.350,13 TL işlemiş faiz, 1.750,00 TL asıl alacak, 2.031,04 TL işlemiş faiz, 1.750,00 TL asıl alacak, 2.007,26 TL işlemiş faiz, olmak üzere toplam 32.886,11 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlular tarafından 18/07/2019 tarihli dilekçe ile takibe itiraz edildiği, itirazın süresinde olduğu ve takibin durdurulmuş olduğu görülmüştür.Davaya ve takibe konu senetlerin yapılan incelemesinde; 09/01/2010 düzenlenme tarihli 25/04/2010 ödeme tarihli 1.500,00-TL bedelli, keşideci borçlusu ... Şti.'ne ait yalnızca kaşe vurulan, imza kısmında açığa atılan 2 adet imzanın bulunduğu, alacaklısının ... OTOMOTİV-... olduğu, 05/04/2010 düzenlenme tarihli 21/05/2010 ödeme tarihli 2.000,00-TL bedelli, keşideci borçlusu... Şti.'ne ait kaşe ve imza ile açığa atılı 1 adet imzanın bulunduğu, alacaklısının ... OTOMOTİV-... olduğu, 05/04/2010 düzenlenme tarihli 25/06/2010 ödeme tarihli 2.000,00-TL bedelli, keşideci borçlusu ... Şti.'ne ait kaşe ve imza ile kaşe dışında açığa atılı bir adet imzanın yer aldığı, alacaklısının... OTOMOTİV-... olduğu, 19/06/2010 düzenlenme tarihli 15/07/2010 ödeme tarihli 1.750,00-TL bedelli, keşideci borçlusu ... Şti.'ne ait kaşe ve imza ile kaşe dışında açığa atılı bir adet imzanın yer aldığı, , alacaklısının ... OTOMOTİV-... olduğu, 05/04/2010 düzenlenme tarihli 23/07/2010 ödeme tarihli 2.000,00-TL bedelli, keşideci borçlusu ... Ltd. Şti.'ne ait kaşe ve imza ile kaşe dışında açığa atılı bir adet imzanın yer aldığı, alacaklısının ... OTOMOTİV-... olduğu, 18/06/2010 düzenlenme tarihli 25/08/2010 ödeme tarihli 1.750,00-TL bedelli, keşideci borçlusu ... Şti.'ne ait kaşe ve imza ile kaşe dışında açığa atılı bir adet imzanın yer aldığı, alacaklısının ... OTOMOTİV-... olduğu , 18/06/2010 düzenlenme tarihli 25/09/2010 ödeme tarihli 1.750,00-TL bedelli,keşideci borçlusu .... Şti.'ne ait yalnızca kaşe ve imza ile kaşe dışında açığa atılı bir adet imzanın yer aldığı, alacaklısının ... OTOMOTİV-... olduğu görülmüş ve takibe ve davaya dayanak tüm senetlerde açığa atılı imzaların yanında isim yazılı olmadığı görülmüştür.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve ATK Fizik İhtisas Dairesinden aldırılan rapor hep birlikte değerlendirildiğinde,Somut davada takibe ve davaya dayanak senetlerin vadelerinin geçmiş olduğu kambiyo senedi vasfını taşımayıp adi senet hükmünde oldukları anlaşılmış olup davalıların cevap dilekçesi ile davaya ve takibe konu senet altındaki imzalara itiraz edildiği görülmüş olup Dosyaya sunulu Ticaret sicil kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde davalı ...'ın diğer davalı .... Ltd. Şti.'nin senet düzenleme tarihlerinde yetkilisi olduğu, anlaşılmış bunun üzerine mahkememizce davalı ...'ın imza örnekleri alınmış, davalı- davalı şirket yetkilisi ...'a ait emsal imza asıl evrakları celp edilmiş, dava konusu icra takibine konu senetler üzerindeki imzaların davalı - davalı şirket yetkilisi ...'In el ürünü olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi vasıtası ile imza incelemesi yaptırılmış ATK Fizik İhtisas Dairesinden aldırılan raporda; İnceleme konusu senetlerde atılı borçlu imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği ve el ürünü olmadığı yönünde rapor tanzim edildiği yine mahkememizce tarafların davaya konu ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına karar verilmiş, Davacının 2009-2010 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun - tasdik ettirilmediği, davalıların icra takibine sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde “davalı ile davacı arasında herhangi bir ticari alışveriş, alacak-borç ilişkisi bulunmadığı ve takibe konu senetlerdeki imzalarında kendilerine ait olmadığını iddia etmiş ve gerek davacının incelenen 2009 yılı ticari defterlerinde gerekse dosyaya sunulu fatura ve tahsilat makbuzlarından anlaşılacağı üzere davacı ile davalı şirket arasında faturaya dayalı cari hesap ilişkisinin de mevcut olduğu görülmüş olup bu haliyle davalıların iddialarını kanıtlar nitelikte olduğundan ; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın reddine, davacı - alacaklı takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli bulunmakla dava konu alacak olan 15.023,40-TL'nin %20'si oranındaki 3.004,68-TL tazminatın davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" " ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:2019/17211 sayılı dosyasından arabulucuya 1.320,00-TL tarife bedeli üzerinden kesilen 16/09/2019 tarih ve ... sıra nolu Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın reddine karar verildiği gözetilerek; davacı aleyhine arabulucuk ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile,
'' 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Davacı - alacaklı takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli bulunmakla dava konu alacak olan 15.023,40-TL'nin %20'si oranındaki 3.004,68-TL tazminatın davacıdan alınarak davalılara verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/8 E. 2022/561 K. sayılı kararının aşağıdaki açıklamalara istinaden kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Mahkemece müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin tespit edilmesine rağmen davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, şahıs firmasına ait tüm defter ve kayıtlarını saklama yükümlülüğü olmamasına rağmen muhafaza ettiğini ve süresi içerisinde mahkemeye ibraz ettiğini, buna karşı davalı tarafın bir takım bahaneler ileri sürerek -defterlerinin vergi mahkemelerinde olduğu gibi- ticari kayıtlarının dahi ibraz edemediğini, müvekkilin,n kendi defter kayıtları ile bu durumu ispat etmiş iken ve de açılış kapanış tasdikleri dosya içerisinde mübrezken yerel mahkemece taraflar arasında ticari alışveriş bulunmadığından sebep davanın reddedilmesinin hukuka ve mantığa aykırı bir karar olduğunu, Müvekkili davalı firma ve yetkilisinden seri halde bonoların alındığını, 10 senelik zamanaşımı dolmadan bunları icraya koyduğunu, açtığı davada bonoların karşılığını faturalar ve ticari diğer kayıtları ile ispatladığını, davanın neticesinde "ispat edilemeyen davanın reddi" demenin hukuka aykırı olması bir yana hakkaniyetli bir karar da olmadığını,Mahkemece, dosya kapsamında tanzim ettirilen bilirkişi raporlarındaki lehe olan hususlar gözetilmeden kararın verildiğini, bu ise yukarıda bilgileri verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğundan hukuka aykırı olduğunu, 03.02.2021 tarihli bilirkişi raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, iş bu rapor ile ortaya konduğunu, bilirkişi raporunun sonuç kısmının "(d)" maddesinde davacının 2009-2010 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, bu usulsüzlüğün yevmiye ve envanter defterlerinin kapanışlarının yapılmaması olduğu tespiti yer alsa da; müvekkilinin 2008-2009-2010 yıllarına ait defter kapanış tasdiki yaptırma zorunluluğunun olmadığını, ticari defterlerde kapanış tasdikine ilişkin zorunluluğun 13.01.2011 tarihinde resmi gazetede yayınlanan Türk Ticaret Kanununda yapılan değişikliklerle zorunlu hale gelmiş olduğunu, bu tarihlerden öncesini tabii olarak kapsamadığını, buna rağmen müvekkilin 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin kapanış tasdiklerinin mevcut olduğunu, karşı taraf daha ticari defterleri bile sunamamışken bilirkişi raporundaki lehe olan hususların, tekrar rapor düzenletilerek mahkemece araştırılmadığını,
Yerel mahkemece bilirkişi raporu dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, Raporun "5-SONUÇ" kısmında yer alan "o)" bendinde "...Neticeten, davacının takip tarihi (28.06.2019) itibariyle davalılardan takibe konu 8adet senetten dolayı 14.750,00-TL Asıl, 17.531,99-TL işlemiş faiz olmak üzere Toplam 32. 281,99-TL alacaklı olduğu..." tespitlerinin yer aldığını, dosya kapsamında, bunun aksi yönünde herhangi bir bilirkişi raporunun da mevcut olmadığını, mahkemece verilen kararda, bilirkişi raporunda yer alan bu tespitin neden göz ardı edildiğini veya bu hususta neden bir başka rapor düzenletilmediğine ilişkin hiçbir gerekçenin mevcut olmadığını,12.05.2022 tarihli raporda ise, davaya konu takipte yer alan senetlerdeki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunun incelendiğini, bilirkişinin, yapmış olduğu imza incelemesi ile atılan imzaların davalı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığını tespit etmişse de gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın raporun ikame edildiğini, imza örneklerinin belge asıllarını içermediğini, fotokopiler üzerinden araştırma yapılmış olup "işleklik derecesi alışkanlıklar istif eğim doğrultu hız ve baskı bakımından incelendiğinde imzalar arasında irtibat tespit edilemedi" gibi son derece ayrıntısız ve eksik bir rapor düzenlendiğini, fotokopi imza örneklerinde hız ve baskı hususunda inceleme yapılmasının olanaksız olduğunu, senet üzerindeki imzalar ve örnek imzalar gözle incelendiğinde dahi bir çok benzerlik bulunmakta olduğunu, usul ve yaslara aykırı ikame edilmiş olan raporun hatalı olmakla imza asıllarının çoğaltılarak tekrar bilirkişi incelemesi yapılmasını talep edilmesine rağmen, mahkemece bu hususun da yok sayıldığını, kaldı ki imza örneklerini içerir belgelerin asıllarının temin edilmeden rapora gönderilmesini ve bu rapor neticesinde karar verilmesinin usulü açıdan eksiklik oluşturulacağını,Tüm bu sebeplerle, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/8 E. 2022/561 K. sayılı dosyasından verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,İleri sürerek, açıklanan nedenlerle; İstinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını, mahkemece eksik ve hatalı inceleme ile kuruluna 2020/8 Esas - 2022/561 Karar sayılı ilamın yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde esastan bozulmasını, istinaf incelemesi sonucunda bozulan karara karşı mahkemece bilirkişi raporu ve diğer delillerle ispatlanmış olan davanın kabulü hususunda yeniden hüküm kurulmasını, Tehri-i İcra taleplerinin kabulünü, yargılama gideri ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı taraflara tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; zamanaşımına uğramış bonolara dayalı başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı yan; takip dayanağı bonolar zamanaşımına uğramış olmakla birlikte, bonoların dayandığı alacağın zamanaşımına uğramadığını, davalı şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının bu ilişkisi kapsamında tanzim edilen satış faturalarından doğan borcu karşılığında takip dayanağı bonoları verdiğini, bonoların da ödenmediğini, bonolara dayalı başlatılan ilamsız takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Davalı yan ise; taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde davalı şirkete fatura düzenlendiği belirtilmiş ise de, faturalar sunulmadığı gibi, bu faturalara ilişkin bilgi de verilmediğini, takip dayanağı olarak gösterilen bonolar altındaki imzanın ise davalı şirket yetkilisi olan diğer davalıya ait olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirket adına düzenlendiği iddia olunan bonolardan ötürü de davalı ...'a başvurulamayacağını savunmuş ve kötü niyet tazminatı talep etmiştir.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalılar aleyhine dokuz adet toplam 15.023,40-TL tutarlı bonoya dayalı olarak, bono bedelleri ile 17.862,71-TL işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, takip dayanağı bono asılları dosya arasında alınmış, davacı şirketin bonoların dayanağı olduğunu iddia ettiği tamamı 2009 yılında tanzim edilmiş teslim alan kısmında imza bulunmayan beş adet irsaliyeli fatura, davalı şirket tarafından davacıya 2009 yılında yapılmış ödemeleri gösterir tahsilat makbuzu örnekleri dosya arasına alınmış, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde mali inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı yanın 2009-2010 yılına ait ticari defterlerini sunmaması nedeniyle davacı defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davalı şirketin sicil kaydı celbedilmiş, davalı şirket yetkilisi diğer davalı istiktap edilerek imza örnekleri alınmış, davalı şirket yetkilisinin medar-ı tatbik imza örneklerinin bulunduğu belge asılları celbedilmiş, tarafların Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nden bonolar altındaki imzaların davalı şirket yetkilisi eli ürünü olup olmadığına dair rapor alınmış akabinde tahkikat bitirilerek istinafa konu karar verilmiştir.Dava konusu bonolardan; 03/01/2010 tanzim tarihli 25/04/2010 vadeli 1.500,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bono üzerinde kaşe dışında iki imza mevcut olduğu, 09/01/2010 tanzim tarihli 25/04/2010 vadeli 1.500,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bono üzerinde kaşe dışında iki imza mevcut olduğu, 05/04/2010 tanzim tarihli 21/05/2010 vadeli, 2.000,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bonoda biri kaşe üzerinde ve biri kaşe dışında olmak üzere iki imza bulunduğu, 05/04/2010 tanzim tarihli 25/06/2010 vadeli 2.000,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bonoda biri kaşe üzerinde ve biri kaşe dışında olmak üzere iki imza bulunduğu, 19/06/2010 tanzim tarihli 15/07/2010 vadeli 1.750,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bonoda biri kaşe üzerinde ve biri kaşe dışında olmak üzere iki imza bulunduğu, 05/04/2010 tanzim tarihli 23/07/2010vadeli 2.000,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bonoda biri kaşe üzerinde ve biri kaşe dışında olmak üzere iki imza bulunduğu, 18/06/2010 tanzim tarihli 25/08/2010 vadeli 1.750,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bonoda biri kaşe üzerinde ve biri kaşe dışında olmak üzere iki imza bulunduğu, 18/06/2010 tanzim tarihli 25/09/2010 vadeli 1.750,00-TL bedelli, lehdarı davacı olan, keşideci kısmında davalı şirket kaşesi bulunan bonoda biri kaşe üzerinde ve biri kaşe dışında olmak üzere iki imza bulunduğu, takip dosyasında ve dava dosyasında 273,40-TL bedelli olduğu iddia olunan bono aslı veya örneğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu takip tarihinin 28/06/2019 olduğu, takip tarihi itibariyle tüm bonoların zamanaşımına uğradıkları tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/12/2021 tarihli 2018/(19)11-537 esas, 2021/1665 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, zamanaşımına uğrayan bono kambiyo senedi vasfını yitirdiği için, bono hamilinin kambiyo hukukundan doğan haklardan yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Zamanaşımına uğramış bono adi senet mahiyetinde dahi olmayıp, alacağı tek başına ispata yeterli olmayacaktır. Zamanaşımına uğramış bonoda temel ilişkiye dayanan hamil alacağını ispat yükü altında olup, bono ancak HMK'nun 202 maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı mahiyetinde kabul edilecektir. Zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını yitiren bonoya dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açtığı davalarda, zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur. Somut olayda; takip dayanağı bonoların yazılı delil başlangıcı kabul edilebilmesi için, bonolar altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olması gerektiği izahtan varestedir. Mahkemece Adli Tıp Fizik ihtisas Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucu bonolar üzerinde yer alan imzanın davalı şirket yetkisi de olan diğer davalı ...'a ait olmadığı tespit edilmiştir. Davacı istinafının aksine imza incelemesine dayanak beş adet mukayeseli imza içeren belgeden üçü asıl belge, sadece ikisi fotokopi belgedir. Bu nedenle davacı yanın mukayeseye esas belgelerin tamamının fotokopi olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde değildir.Diğer taraftan davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile bizzat davacı tarafından dosyaya sunulan tahsilat makbuzları kapsamından; bonoların verilişine dayanak gösterdiği 31/07/2009 tarihli, 2.938,28-TL bedelli, 21/11/2009 tarihli 1.500,00-TL bedelli, 14/09/2009 tarihli 3.000,00-TL bedelli, 18/01/2009 tarihli 4.500,00- TL bedelli ve 29/04/2009 tarihli 8.061,72-TL bedelli olmak üzere toplam 20.000,00-TL bedelli irsaliyeli faturalar karşılığında; davalının 2009 yılında davacıya 15/02/2009 tarihli tahsilat makbuzu karşılığı, 12/04/2009 keşide tarihli 4.500,00-TL bedelli çek ile; 29/04/2009 tarihli tahsilat makbuzu karşılığı 61,72-TL nakit olarak, 29/04/2009 tarihli tahsilat makbuzu karşılığı 11/06/2009 vadeli 2.500,00-TL bedelli, 25/06/2009 vadeli 2.500,00-TL bedelli senetler ile ve 3.000,00-TL nakit olarak; 17/01/2009 tarihli tahsilat makbuzu karşılığı 15/01/2010 vadeli 1.500,00-TL bedelli senet ile; 14/09/2009 tarihli tahsilat makbuzu karşılığı 22/10/2009 vadeli 1.500,00-TL bedelli ve 22/11/2009 vadeli 1.500,00-TL bedelli senet ile, 31/07/2009 tarihli makbuz karşılığı 22/08/2009 vadeli 1.500,00-TL bedelli, 22/09/2009 vadeli 1.500,00-TL bedelli senetler ile olmak üzere toplam 20.061,72-TL ödeme yaptığının anlaşıldığı, davacının bu tahsilat makbuzlarına konu çekin ve bonoların ödenmediği yönünde bir iddiasının mevcut olmadığı, davacının takip konusu bonoların dayanağını teşkil ettiğini iddia ettiği faturalar karşılığında davalı yanca başka bonolar, çekle ile ayrıca nakit ödeme yolu ödeme yapılmış olduğunun tespit edilmiş bulunması karşısında, dava konusu edilen bonoların verilmesine dayanak başkaca bir alacağın varlığının da ortaya konulamamış olması,diğer ifade ile zamanaşımına uğramış dava konusu bonolardaki imzanın şirket yetkilisi eli ürünü olması ihtimalinde dahi davacının temel ilişkiye dayalı alacağını ispatlayamamış olması; yine bonolar zamanaşımına uğramış olduklarından, imza kendisine ait çıkmış olsaydı dahi kambiyo vasfını yitiren bonolara dayalı olarak davalı şirket yetkilisinin aval sıfatıyla sorumluluğuna gidilemeyecek olması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.