T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2302 Esas
KARAR NO:2025/1045 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/318 Esas - 2022/528 Karar
TARİH:08/06/2022
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ:19/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin % 40 oranında hissesine sahip olduklarını, davalı şirketin 17-03-2021 tarihinde yapılan 2020 senesine ilişkin plağan: genel kurul toplantısında müvekkillerinin vekâleten temsil edildiklerini) kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak alınan kararlar aleyhine olumsuz oy kullandıklarını ve muhalefet şerhlerini usulüne uygun olarak toplantı tutanağına işlettiklerini, çoğunluk hissenin ... ve Ailesinin elinde olduğunu ve şirketin onlar tarafından yönetildiğini, ...'in müvekkili ...'in ağabeyi olduğunu, şirketin kuruluşundan beri yönetimde yer alan müvekkili ...'in 24-05-2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldığını, böylelikle yönetime ilişkin tüm yetkilerin hakim ortak konumundaki ... ve Ailesinin kontrolüne geçtiğini, taraflar arasındaki husumetin daha da artması nedeniyle müvekkilinin şirket binasına ve şubelerine girmesinin engellendiğini, grup şirkette çalışan oğullarının işten çıkarıldığını, hakaret ve tehdit boyutlarında tartışmalar yaşandığını, karşılıklı suç duyurunda bulunulduğunu ve çeşitli davalar ikame edildiğini, bu arada aile arasında olayların büyümemesi ve şirketin zora girmemesi için müvekkilinin çabalarıyla sulh olunmak istendiğini, 18-12-2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında kâr dağıtımı ve ibra kararı alındığını, suç duyurularının karşılıklı olarak geri çekildiğini ve davalardan karşılıklı olarak feragat edildiğini, ancak devamında başarılı olunamadığını ve ortaklar arasındaki husumetin daha da şiddetlendiğini, müvekkilinin davalı şirket ve diğer grup şirketler ile bağlarını tamamen koparmak için 28-10-2020 tarihinde ihtarname keşide ederek hisselerinin satışı için öneriler getirdiğini, bu öneriler arasında müvekkiline ait payların halka arz edilerek satılmasının da yer aldığını, bu gelişmelerden sonra yapılan dava konusu genel kurul toplantısında müvekkilinin muhalefetine rağmen kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı kararlar alındığını, bunun için huzurunuzdaki davanın açılması gereğinin duyulduğunu, genel kurul toplantısında gündemin ikinci maddesi olarak faaliyet raporunun görüşüldüğünü ve oy çokluğuyla kabul edildiğini, bu kararın iptalinin talep konusu olduğunu, çünkü davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin 2018 senesinde aynı konuda faaliyet göstermek üzere kurulan... Yapı Endüstrisi Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nde de yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, faaliyet raporunda rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmadığının belirtildiğini, ancak başkaca şeffaf bir açıklama yapılmadığını, sadece genel bir ifade ile geçiştirildiğini, bu nedenle faaliyet raporuna muhalefet edildiğini, gündemin dördüncü maddesinde görüşülen 2020 yılına ait finansal tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına ve somut gerçekliğe aykırı olduğunu, müvekkillerinin olumsuz oylarına rağmen oy çokluğuyla kabul edildiğini, bu kararın da iptalinin talep konusu olduğunu, 2020 senesinde cari oranın 0,88 den 0,48 seviyesine gerilediğini, cari oranın kısa vadeli borçları ödeyebilme gücünü gösterdiğini, bu oranın 2 olmasının yeterli görüldüğünü, cari oranın 0,20'nin altına düşmesi halinde kredi bulma ve borçlarını ödemede sorunlar yaşanabileceğini, nakit oranın da aynı şekilde gerilediğini, holding olarak faaliyet gösteren davalı şirketin esas unsurunun para olduğunu, finansal tablolarda davalı şirket kasasından önemli tutarlarda para çıkışı yaşandığıfı» bunu sebebinin açıklanması için yönetim kurulundan bilgi talep edildiğini, bunun haricinde iştirakler ve bağlı ortaklıkların dönen varlıklardan duran varlıklara geçirildiğini, faaliyet raporuna göre 2.743.366.- T.L. sı olan iştirakler ve bağlı ortaklıklar hesabının bilânço bakiyesinin 7.311.509.- T.L. sı olduğunu, bunun için de yönetim kurulundan bilgi istendiğini, davalı şirketin genel ifadeler ile cevap verdiğini, finansal tabloların müzakeresinden ve tasdikinden sonra müvekkillerinin bağımsız denetçi atanmasının gündeme alınmasını talep ettiklerini, müvekkillerinin dört büyük denetim şirketinden birini istediği halde Birleşik Uzmanlar Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim Anonim Şirketi'nin bağımsız denetçi olarak seçildiğini, bu kuruluşun şirketin hakim hissedarı ile uzun yıllara dayanan ilişkileri olduğunu, bu nedenle tarafsız ve objektif rapor hazırlaması konusunda endişe duyulduğunu, dürüstlük kuralına aykırı şekilde tesis edilen söz konusu kararın iptalinin talep edildiğini, gündemin beşinci maddesinde şirket net kârının 2.324.100,97 TL. sı olduğu halde sadece 250.000.- TL. sı tutarında kâr dağıtımına karar verildiğini, azınlık pay sahiplerinin mağdur edildiğini, kârın dağıtılmamasına Covid 19 salgınının bahane olarak gösterildiğini, 2020 senesinde yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı olarak 664.000.- T.L. sı, ücret olarak da 437.034,85 TL. sı olmak üzere toplam 1.101.034,85 T.L. sı ödeme yapıldığını, bu tutarın elde edilen kârın yarısını oluşturduğunu, kârın büyük bir bölümünün keyfi şekilde pay sahiplerine dağıtılmadığını, bu nedenle kâr dağıtım kararının da iptalinin talep edildiğini, gündemin altıncı maddesi olarak yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi hususunun görüşüldüğünü, müvekkillerinin olumsuz oylarına ve muhalefetine rağmen yönetim kurulu üyelerinden H...'e aylık net 11.200.- TL. sı, ...'na aylık net 11.100.- TL. sı ve ...'e aylık net 11.000.- TL. sı tutarından ücret ödenmesine oy çokluğuyla karar verildiğini, bu konuda söz alan hakim ortağın vekili yönetim kurulunun toplantı ve iş yoğunluğunun çok olduğunu, teklif edilen tutarın emsallerine uygun bulunduğunu ve önceki yıla nazaran artış öngörülmediğini bildirdiğini, müvekkillerinin haklı gerekçelerle gündeme getirdiği Türk Ticaret Kanunu'nun 438 inci maddesinin | inci fıkrasına göre özel denetçi atanması talebinin oy çokluğuyla reddedildiğini, oysa müvekkillerinin 437 inci maddesinin 2 inci maddesi uyarınca bilgi edinme hakkını kullandığını, Kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı kararın iptal edilmesi gerektiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin 17-03-2021 tarihinde gerçekleştirdiği 2020 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında oy çokluğuyla alınan;
2020 yılına ilişkin faaliyet raporunun kabulüne ve tasdikine,
2020 yılına ilişkin finansal tabloların kabul ve tasdikine,
Kârın kullanım şeklinin, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının belirlenmesine,
Yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi hakların belirlenmesine, Özel denetçi tayin edilmemesine |ilişkin kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin diğer grup şirketler ile birlikte bir şirketler topluluğu oluşturduğunu, davacı ...'in şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ... ile kardeş olduklarını,...Grup Şirketlerinin çok sayıda ülkeye ihracat yaptıklarını, büyük şirketler arasında yer aldıklarını, dava konusu 2020 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 17-03-2021 tarihinde yapıldığını, toplantıya ait ilânın 24-02-2021 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığını, ayrıca 24-02-2021 tarihinde tüm pay sahiplerine usule uygun şekilde davet mektubu gönderildiğini, 2020 yılına ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporunun, finansal tabloların, kâr dağıtımı teklif metninin 26-02-2021 tarihinden itibaren şirket merkezinde bulundurulmaya başlanıldığını, davacılar vekili tarafından 04-03-2021 tarihinde teslim alındığını, Bakanlık Temsilcisi'nin de toplantıya nezaret ettiğini, /0 100 nisap sağlandığını, davacıların taleplerinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacıların yönetim kuruluna itirazlarının aralarındaki husumetten kaynaklandığını, gündemin 2 inci maddesinde yönetim kurulu faaliyet raporu hakkında bir karar alınmadığını, genel kurul yönetmeliğinde faaliyet raporunun yalnızca “okunacağının” ve “müzakere iptalinin istenemeyeceğini, gündemin üçüncü maddesinde yer alan 2020 yılına ilişkin finansal tabloların müzakere ve tasdikinden sonraki dört numaralı gündem maddesine geçilmeden önce “bağımsız denetçi atanmasının” ve bağımsız denetçinin belirlenmesi” hususlarının gündeme eklendiğini,... Şirketi'nin bağımsız denetçi olarak seçildiğini, davacıların dava dilekçesinin açıklamalar kısmında kararın iptalini istedikleri halde, dava dilekçesinin “Sonuç ve İstem” kısmında böyle bir talepte bulunmadıklarını, HMK'nın 26. Maddesi uyarınca mahkemece davacıların “Sonuç ve İstem” bölümündeki taleplerine göre karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30-05-2018 tarihli ve 2017/23-2539 Esas, 2018/1149 Karar sayılı kararının da bu şekilde olduğunu, genel kurulda 6 numaralı gündem maddesi görüşüldükten sonra ...'in vekili tarafından özel denetçi tayin edilmesinin talep edildiğini ve oy çokluğuyla reddedildiğini, davacının bu kararın iptalini talep etmekte hukuki menfaatinin bulunmadığını, muhalefet şerhi de düşmediklerini, T.T.K./'nun 439 uncu maddesinde genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi halinde sermayenin en az onda birinin üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerin Asliye Ticaret Mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebileceği hususunun yer aldığını, davacıların da özel denetçi atanması talebiyle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/322 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, davanın halen derdest olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ni 24-06-1982 tarihli E.1982/2952, K.1982/3061 sayılı kararında; Özel denciçi atanmasının reddi halinde özel denetçi atanması talebiyle dava açılabileceğinden söz konusu kararın iptalinin talep edilemeyeceğine” hükmedildiğini, öte yandan davacıların bu husus görüşülürken gereği gibi muhalefet beyanında da bulunmadıklarını, dava açmak üzere beyanda bulunduklarını, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından 19-09-2018 tarih ve 30540 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı'nda” T.T.K. gereği bağımsız denetime tabi olan şirketler haricindeki şirketlerin finansal tablolarını TMS'ye veya Vergi Usul Kanunu'na (VUK a) göre hazırlayıp genel kurula sunma hususunda takdir hak ve yetkisine sahip olduğunun düzenlendiğini, müvekkili şirketin de T.T.K. Gereği bağımsız denetime tabi olmadığını, dolayısıyla genel kurulda VUK'a göre hazırlanan finansal tabloların görüşülmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili şirketin de 2020 senesine ait finansal tabloları VUK'a göre düzenlendiğini ve gerekli bilgileri içerdiğini, davacıların aksi yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıların 2.743.366.- T.L. sı olan iştirak ve bağlı ortaklık payları için 7.311.509.- T.L. sı ödeme yapıldığını iddia ettiklerini, oysa rakamlardan düşük olanının nominal değer olduğunu, grup içi birleşmeler, devirler ve satın almalarda payların gerçek değeri ile işlem yapıldığı için 7.311.509.- T.L. sının oluştuğunu, davacıların da bahsi geçen işlemlerde onayı ve bilgisi bulunduğunu, cari oranın düşmesinin dönen varlıkların iştirak ve bağlı ortaklığa dönüşmesinden kaynaklandığını, davacıların bu durumu bilmiyormuş gibi davranmalarının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, 2020 yılındaki pay devir işlemlerinin davacı ...'in talebi üzerine geçekleştiğini ve davacı ...'e devir bedeli olarak brüt 1.723.938,65 T.L. sı ödendiğini, bu nakit çıkışının şirketin nakit varlığının azalmasına yol açtığını, davacıların bu durumu bildikleri halde şirketi kötü yönetiliyor gibi göstermeye çalıştıklarını, bu davranışlarının TMK'nın 2 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve davacıların kötü niyetli olduklarını gösterdiğini, davacıların bilgi alma haklarının ihlali halinde Türk Ticaret Kanunu'nun 437 inci maddesine istinaden kendilerine bilgi verilmesi talebiyle dava açabileceklerini, toplantı tutanağından da görüleceği üzere davacı ...'in ilk defa toplantı sırasında talep ettiği hususlarda gerekli ve yeterli bilginin verildiğini, Yargıtay'ın 28-09-2017 tarihli E.2016/5401 K.2017/3832 sayılı kararında “bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali sebebiyle finansal tabloların tasdikine ilişkin genel kurul kararlarının iptal edilebilmesi için bilgi vermeme ile alınan karar arasında illiyet bağının bulunması gerektiğine içtihat edildiğini, bilgi alma hakkının ihlali sebebiyle genel kurul toplantısında yanlış bir karar alınmış olması halinde, yani bir başka değişle bilgi vermeme ile alınan kararlar arasında illiyet bağının bir bulunmaması halinde kararların iptal edilebileceğini, söz konusu Yargıtay kararında davacıların bilgi alma haklarının ihlali sebebiyle yanlış bir karar alındığına dair somut bir iddia ve delillerinin bulunması gerektiği hususunun da yer aldığını, müvekkili şirketin 2020 senesine ait finansal tablolarının ve faaliyet raporunun denetlenmesi için Birleşik Uzmanlar Şirketi'nin ihtiyari olarak denetçi seçildiğini, davacıların bu şirketin bağımsız olmadığına dair iddialarının gerçeği yansıtmadığını, Birleşik Uzmanlar Şirketi'nin Sermaye Piyasası Kurulu ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından denetim yapmaya yetkilendirilmiş bir denetim şirketi olduğunu, 2.324.100,97 T.L. Sı tutarındaki 2020 senesi net kârının brüt 250.000.- T.L. lık kısmının dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararının piyasa koşullarındaki belirsizliğin ve devam eden Covid-19 salgının ekonomiye etkisinin göz önünde bulundurularak alındığını, öz kaynakların güçlendirilmesi amacının güdüldüğünü, davacıların bir yandan kısa vadeli borçların ödenemeyeceğinden bahsettiğini, diğer yandan ise daha fazla kâr payı dağıtılmasını istediklerini, şirketin menfaatlerini göz ardı ederek kendi çıkarlarını gözettiklerini, yönetim kurulu huzur hakkının emsallerine uygun olduğunu, önceki yıla nazaran artırım yapılmadığını, toplantı gündeminin dilekler ve kapanış maddesine geçilmeden önce söz alan davacı ... vekilinin özel denetçi atanmasını talep ettiğini, davacını özel denetçi atanması talebinin yasal şartları oluşmadığı gerekçesiyle genel kurulca reddedildiğini, ret kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun bulunduğunu, çünkü davacıların bilgi alma ve inceleme hakkını genel kurul - öncesinde kullanmadıklarını, ... Yapı Endüstrisi Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kurulduğu günden beri gayri faal bir şirket olduğunu, dolayısıyla davalı şirket ile rekabet etmesinin söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 08/06/2022 tarih ve 2021/318 Esas - 2022/528 Karar sayılı kararında; "Dava; davalı şirketin 17.03.2021 tarihinde yapılan 2020 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan bazı kararların iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuçlandırılmıştır.
Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.
Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu, tarafların iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde;
Davalı ...Anonim Şirketi, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde ... sicil numarasıyla kayıtlı olup, 09-02-2006 tarihinde tescil edilerek kurulmuştur. Şirketin merkezi; ... Kat Pendik İstanbul adresindedir.
Davalı şirketin dava konusu olan 2020 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısı 17-03-2021 tarihinde yapılmıştır. Çağrı prosedürüne uyulmuştur. Ortakların tamamı toplantıya katılmışlardır. Toplantıya Bakanlık Temsilcisi nezaret etmiştir, dava süresinde açılmıştır. Davacı ortlaklardır, pay adetlerinin toplamı 800.000 'dir, hisse oranlarının toplamı ise % 40 dır. Toplantıya 40.000 adet payın sahibi asaleten, 1.960.000 adet payın sahibi de temsilen / vekaleten olmak üzere, toplam 2.000.000 adet payın sahibinin tamamı toplantıya katılmıştır. % 100 oranında nisap sağlanmıştır. Davacılar, toplantıda vekilleri tarafından temsil edilmişlerdir.
Gündemin 2 maddesinde; 2020 yılına ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi, Gündemin 3 maddesinde; 2020 yılına ilişkin finansal tabloların kabul ve tasdik edilmesine ilişkin karar Ek 3'üncü maddenin görüşülmesi sırasında gündeme “Bağımsız denetçi atanması ve bağımsız denetçinin belirlenmesi” konusunun eklenmesi teklif edilmiş ve oy birliğiyle kabul edilmiştir. Buna istinaden yapılan oylamada “2020 yılı finansal tablolarına ilişkin ihtiyari bağımsız denetim yapılması oy birliğiyle kabul edilmiş, Bağımsız Denetim Şirketi ise oy çokluğuyla” belirlenmiştir. Gündemin 5 maddesinde; kârın kullanım şekli ile dağıtılacak kâr ve kazanç paylarını belirlenmesine ilişkin karar,
Gündemin 6 maddesinde; Yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi hakların belirlenmesine ilişkin karar ve sonrada özel denetçi ile ilgili karar alınmıştır.
Davalı ...Holding Anonim Şirketi, holding olarak faaliyet göstermektedir. 2020 senesinde vergi öncesi 2.634.595,40 TL. sı, vergi sonrası ise 2.324.100,97 TL. sı kâr elde etmiştir. Önceki 2019 senesindeki vergi öncesi kârı 989.452,83 TL. sı, vergi sonrası ise 861.681,39 TL sıdır. Davalı şirket 2020 senesinde vergi sonrası net kârlılığını, önceki seneye nazaran % 270 oranında artırmıştır.
Davalı şirketin 2.494 861,79 T.L. sı dönen, 8.642.408,43 T.L. sı da duran olmak üzere toplam 11.137.270,22 TL. lık varlığı bulunmaktadır. Davalı şirketin borçlarının toplamı 5.221.625,03 T.L. sıdır. Bunun 5.109.351,73 TL. lık kısmı kısa vadeli, 112.273,30 TL. lık kısmı da uzun vadelidir, buna göre özvarlığı 5.915.645,19 T.L. sı olarak hesaplanmıştır. 2.000.000.- T.L. lık sermayesi hesaplanan özvarlık bünyesinde, yaklaşık üç kat fazlası ile korunmaktadır.
İptali talep edilen maddeler tek tek değerlendirildiğinde;
Gündemin 2 inci maddesi gereğince; yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2020 yılına ilişkin faaliyet raporu okunarak müzakere edilmiştir. Oylama yapılmamıştır, bu nedenle ortada iptale tabii karar yoktur.
Gündemin 3 üncü maddesi gereğince; 2020 yılına ilişkin finansal tablolar okunarak müzakere edilmiştir. Davacı taraf muhalefet beyanında bulunarak, gerekçesini toplantı tutanağına yazdırmıştır. Yapılan oylama neticesinde; 800.000 adet olumsuz oya karşılık kullanılan 1.200.000 adet olumlu oy ile 2020 yılına ilişkin finansal tablolar oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Olumsuz oylar davacılara aittir.Mali tabloların şirketin muhasebe kayıtlarının sonucunu yansıttığı, yasaya uygun olup denetime elverişli olduğu belirlenmekle iptalini gerektirir neden olmadığı,
Gündeme; “Bağımsız denetçi atanması ve bağımsız denetçinin belirlenmesi” konusu oy birliğiyle eklenmiştir. Daha sonra ayrı ayrı yapılan oylamada; “2020 senesi için ihtiyari bağımsız denetim yapılması oy birliğiyle, Birleşik Uzmanlar Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim Anonim Şirketi'nin bağımsız denetçi olarak seçilmesine ise; 800.000 adet olumsuz oya karşılık kullanılan 1.200.000 adet olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir. Olumsuz oylar davacıların vekili tarafından kullanılmıştır.
Davacılar vekili, denetim şirketinin, objektif denetim yapamayacağını iddia etmiştir. Davacıların somut bir iddiası yoktur. Kaldı ki; denetim şirketi Yasa gereği kendi mevzuatına göre denetim yapacak olup, denetimden kaynaklanan sorumlulukları vardır, bu maddelerin iptali için neden bulunmadığı belirlenmiştir.
Gündemin 5 inci maddesi gereğince; kârın kullanım şeklinin, dağıtılacak kâr ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi görüşmelerine geçilmiştir. Yapılan görüşmelerde davacı taraf muhalefet beyanlarını toplantı zaptına yazdırmıştır. Görüşmeler sonucunda; 1. tertip genel kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra ödenmiş sermayenin % 5'i oranında brüt 100.000.- T.L. sı birinci temettü ve brüt 150.000.- T.L. sı ikinci temettü olmak üzere, toplam brüt 250.000.- T.L. sının pay sahiplerine payları oranında dağıtılmasına, 2020 yılı kârının geri kalan kısmının dağıtılmamasına, dağıtılmasına karar verilen kârdan gelir vergisi stopajı yapılmasından sonra kalan kısmının yönetim kurulunun belirleyeceği zamanda ödenmesine, 800.000 adet olumsuz oya karşılık kullanılan 1.200.000 adet olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir. Olumsuz oylar davacıların vekili tarafından kullanılmıştır.
Davalı şirketin 2020 senesindeki kârının 2.634.595,40 TL olduğu, vergiler çıktıktan sonra kalan net dönem kârının ise 2.324.100,97 TL olduğu, pay sahibinin en önemli beklentilisinin kâr payı almak olduğu gözetildiğinde yönetim kurulunun net kârının yaklaşık % 10,8'inin dağıtılması teklifinin genel kurulda oy çokluğuyla kabul edilmesinin davalı şirketin mali yapısına göre düşük olduğu, buna ilişkin kararın iptali için koşulların oluştuğu belirlenmiştir.
Gündemin 6 ıncı maddesine istinaden; yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı ikramiye ve prim gibi hakların belirlenmesi hususu görüşülmüştür. Davacılar muhalefet beyanında bulunmuş ve toplantı zaptına yazdırmışlardır. Yapılan oylamada; yönetim kurulu huzur hakkının artırılmamasına, şirketin Ciro ve kârlılık oranları dikkate alınarak geçen sene ile aynı tutarda belirlenmesine, ayrıca ...Holding A.Ş. ve iştiraki olan grup şirketlerde üstlendikleri idari görevlerden dolayı ...e aylık net 11.200.- T.L. sı, Aydan ...na aylık net 11.100.- T.L. sı ve ...'e aylık net 11.000.- T.L. sı tutarında ücret ödenmesine, bunun dışında bir ücret ödemesi yapılmamasına, 800.000 adet olumsuz oya karşılık kullanılan 1.200.000 adet olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir. Davacıların vekilleri olumsuz oy kullanmışlardır, davalı şirketin mali yapısına göre belirlenen huzur hakkının emsallerine uygun olduğu, iptali için bir neden olmadığı belirlenmiştir. Genel kurulda dilek ve temenniler maddesinin görüşülmesine geçilmeden önce; davacı ... vekili TTK 438 inci maddesine göre özel denetçi atanmasını talep etmiştir. Davacının bu talebi oy çokluğuyla reddedilmiştir.
TTK 437/5 inci maddesi hükmü yerine getirilmeden, TTK 438 inci maddesine göre talepte bulunulamaz. Davacı yanın, özel denetçi atanması talebiyle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/322 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıkları görülmekle bu kararın iptali içinde koşulların oluşmadığı belirlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte diğerlendirildiğinde; İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nde ... sıcıl numarasıyla kayıtlı olan davalı ... Holding Anonim Şirketi'nin, 17-03-2021 tarihinde yapılan 2020 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında; 5 inci gündem maddesi gereğince görüşülerek oy çokluğuyla kabul edilen “kârın kısmen dağıtılması” hakkındaki kararda, dağıtılmasına karar verilen kârın tutarı; Ülkemizin ekonomik koşulları, Covid-19 salgını, piyasa şartları ve davalı şirketin mali yapısı ile birlikte değerlendirilmiş ve düşük olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır, söz konusu kararın dürüstlük (afaki iyi niyet) kuralına aykırılığı nedeniyle iptali gerekeceği, davacı yanca iptali talep edilen diğer kararların Kanun'a veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı yönü bulunmadığı belirlenmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır."gerekçesi ile,
''
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile ;
1-Davalı şirketin 17/03/2021 tarihinde yapılan 2020 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesinde görüşülerek kabul edilen " kârın kısmen dağıtılmasına" ilişkin kararın iptaline,
Aşan istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmekte olan 2021/318 E. Sayılı dava dosyası tahtında verilen gerekçeli karar ile yerel mahkeme tarafından özetle; "
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile ; 1-Davalı şirketin 17/03/2021 tarihinde yapılan 2020 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesinde görüşülerek kabul edilen " kârın kısmen dağıtılmasına" ilişkin kararın iptaline, Aşan istemin reddine, " şeklinde hüküm tesis edildiğini, karara ilişkin lehe kısım ayrık kalmak kaydı ile, yerel mahkeme tarafından 2, 3 ve 6 nolu gündem maddeleri kapsamında alınan genel kurul kararları ile özel denetçi atanmamasına ilişkin alınan genel kurul kararlarına açılan iptal talepli davanın reddine yönelik tesis edilen kararın başta 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun ("TTK") 449. maddesi hükmü olmak üzere usul ve yasaya tamamen aykırılık teşkil ettiğini,
2020 yılına ilişkin 17.03.2021 tarihli genel kurulun 2 numaralı gündem maddesi ''Faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi'' olup, işbu gündem maddesinin iptalinin talep edildiğini, mahkemenin bu talebi 'Yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2020 yılına ilişkin faaliyet raporu okunarak müzakere edilmiştir. Oylama yapılmamıştır, bu nedenle ortada iptale tabii karar yoktur.'' gerekçesi ile reddettiğini, genel kurul toplantısı gündeminin ikinci maddesi olarak görüşülen faaliyet raporları, diğer gündem maddelerinin temelini oluşturduğundan Faaliyet Raporu Yönetmeliği'ne külliyen aykırı olarak hazırlanan raporun iptali gerektiğini, yıllık faaliyet raporunda şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışı, her yönüyle finansal durumu doğru, eksiksiz, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılmamış, yine şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılmadığını, Faaliyet Raporu Yönetmeliği'ne külliyen aykırı olarak hazırlanan raporda, yönetmelik maddesinin tam tersine doğru, eksiksiz, dolambaçlı ve gerçeğe uygun bilgiler verilmediğini ve dahi ilgili faaliyet raporun 1.4.3 maddesinin somut gerçeğe aykırı bir biçimde eksik olarak düzenlendiğini, nitekim Davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin, rekabet yasağına tamamen aykırı bir şekilde dava dışı aynı konuda ve aynı adreste faaliyet gösteren... Yapı Endüstrisi San. Tic. A.Ş. ("... A.Ş.") unvanlı şirketin de yönetim kurulu üyeleri olduklarını, dava dışı... A.Ş., 2018 yılında kurulmuş olmasına ve Müvekkillerin de paylarının bulunduğu davalı şirketle rekabet etmesine rağmen, ... A.Ş. ile davalı şirket ve başkaca ... Grup Şirketleri arasındaki finansal ilişkiye dair hiçbir şeffaf bilgi verilmediğini, tek bir cümle ile geçiştirilen, davalı şirket için hayati bir önem taşıyan bu konunun, faaliyet raporunda irdelenmediğini, ezcümle geçiştirilerek adeta üstünün kapatılmaya çalışıldığını, öte yandan, ilgili faaliyet raporunun 4.11 bölümünde yer verilen davalı şirket ile hakim şirket ve diğer iştirak şirketler arasındaki hukuki ilişki üstünkörü bir şekilde incelenmiş; bu konuya ilişkin hiçbir somut bilgi, veri sunulmamdığını, anılan hususun ''... Şirketimizin gerek hakim teşebbüs gerekse de hakim teşebbüse doğrudan ve dolaylı olarak bağlı herhangi bir şirket ile yapmış olduğu her bir işlem, emsallerine ve ekonomik ve ticari teamüllere uygun olup; şirketimizi zarara uğratabilecek herhangi bir işlem yapılmamıştır veya kaçınılan bir önlem bulunmaktadır..." şeklinde tek bir cümle ile bitirildiğini, neticeten mahkemece gündemin 2. maddesini iptal etmesi gerekir iken; bu gündem maddesinin üzerinde hiç durmayarak, irdelemeyerek, faaliyet raporuna ilişkin bir karar alınmadığından iptaline gerek olmadığına ilişkin bir gerekçeyle ilgili gündem maddesinin iptaline ilişkin red kararı verildiğini, 2 numaralı gündem maddesinin iptaline ilişkin ret kararının S kaldırılarak, iptaline karar verilmesini talep ettiklerini;
3 numaralı gündem maddesinin iptali taleplerinin mahkemece ''Mali tabloların şirketin muhasebe kayıtlarının sonucunu yansıttığı, yasaya uygun olup denetime elverişli olduğu belirlenmekle iptalini gerektirir neden olmadığı, '' gerekçesi ile reddetdiğini, ancak, tüm bu defter ve kayıtlar davalı şirket tarafından tutulmuş ve bilirkişilere teslim edilmiş olup, bilirkişilerce ayrıca detaylı bir defter-kayıt incelemesi yapılmadan sadece davalı şirketin her bir hesabının sonuç bakiye tutarı ve kapanış kaydında yer alan tutarı dikkate almak suretiyle inceleme yapıldığını ve çıkan kayıtların birbiri ile uyuşması suretiyle finansal tabloların gerçeği yansıttığı şeklinde bir tespitte bulunarak raporunu hazırladığını, mahkemenin de bu tespit karşısında ilgili gündem maddesinin iptali talebinin reddine karar verildiğini, ancak şirketin sırf dönem neticesi olan ve dönem içerisindeki işlemler ile tutarlılığına yönelik inceleme yapılmayan mali tabloların esas alınmasının, buna karşın şirketin esas inceleme konusu işlemlerinin tüm ayrıntılarını ihtiva etmesi gereken yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defteri gibi kayıt ve berat dosyalarının dosyaya celbinin sağlanmaması suretiyle yapılan tespitin gerçekçi olmadığını, bu sebeple eksik incelemeye dayanılarak finansal tabloların gerçeği yansıttığı iddiasının doğru olmamakla, denetime elverişli de olmadığını, şöyle ki, mahkemenin verdiği ret kararının temelini oluşturan bilirkişi raporunda “davalı şirketin grup şirketleri transfer fiyatlandırmasına konu hiçbir işlemi olmamıştır” şeklindeki açıklama yapıldığını, tek bir cümle ile bu durumun değerlendirmeye tabi tutulduğunu, ancak, davalı şirketin 2020 hesap dönemine ilişkin 27.09.2021 tarihli bağımsız denetim raporundan da anlaşıldığı üzere, şirketin 2021 hesap döneminde ilişkili şirketlerden yapılan borçlanmalar kapsamında 412.721,00-TL faiz giderlerine katlandığı, aynı şekilde ilişkili şirketlere 14.077.491,00-TL satış işlemi gerçekleştirildiği orta iken, şirketin transfer fiyatlandırmasına konu hiç bir işleminin bulunmadığını söylemenin ve bunu bilirkişi raporuna bağlamanın açıkçası bilirkişi raporundan beklenen verilerin gerçekliği ve değerlendirmenin tarafsızlığını zedelediğini, diğer taraftan şirketin 2020 hesap dönemi finansal durum tablosunda görüldüğü üzere, şirketin esas faaliyetinin iştirak ettiği şirketlere hizmet sağlama olduğunu bu kapsamda şirketin iştiraklerine 14.077.491,00-TL satış gerçekleştirdiğini, aynı şekilde alınan avanslar grubunda yer alan tutarın açık şekilde iştirak edilen şirketlerden sağlanan fonlar olduğu ve tutarının 3.887.399,75-TL olduğunu, dolayısıyla şirketin neredeyse tüm işlemlerinin iştirak edilen şirketler yönünden gerçekleştiğini, şirketin iştiraklerinden 2020 hesap dönemi için 1.579.070,00-TL doğrudan söz konusu şirketlerin dağıtılan karı olan kazançtan kaynaklandığı gerçeği hiç bir şekilde değerlendirilmeksizin ve aynı şekilde bu bilgilerin denetim raporu ve bilirkişi raporlarında yer almaması ve bu raporlar kapsamında yapılan değerlendirmede dikkate alınmaması ile sırf bilirkişi raporunun salt şirketin sonuç hesapları üzerinden şekillenmesinin açık şekilde yanlış değerlendirmelere neden olmuş olup, şirketin mali tablolarının gerçeklikten uzak salt işlemler yönünden değerlendirildiği hususunu ortaya koyduğunu, böyle bir durumda mali tablolar üzerinden daha detaylı bir araştırma ve inceleme (tablolara dayanak işlemlerin irdelenmesi hususu gibi) yapılmaksızın sırf şirket karının arttığını söylemenin davacıların yanında yerel mahkemenin de yanıltılmasına neden olduğunu, izah edilen gerekçelerle 3 numaralı gündem maddesinin iptaline ilişkin ret kararının kaldırılarak, iptaline karar verilmesini talep ettiklerini,Mahkeme 3 numaralı gündem maddesine ek olarak alınan bağımsız denetçi atanması ve bağımsız denetçinin belirlenmesine yönelik gündem maddesinin iptal talebini ''Davacıların somut bir iddiası yoktur. Kaldı ki; denetim şirketi yasa gereği kendi mevzuatına göre denetim yapacak olup, denetimden kaynaklanan sorumlulukları vardır, bu maddelerin iptali için neden bulunmadığı belirlenmiştir.'' şeklindeki gerekçesiyle reddetmiş olup; bu gerekçeyi reddettiklerini, somut iddia olmadığına ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, Türk Ticaret Sicil İlanları ("TTSG") ile tespit edildiği üzere davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin rekabet yasakları devam ederken 27.02.2018 tarihinde kurdukları, pay sahibi ve yönetim kurulunda bulundukları... A.Ş.'nin, ... Denetim A.Ş. ("Birleşik Uzmanlar") nezdinde çalışan... isimli YMM tarafından denetlendiğini, mezkur bağımsız denetim şirketi ile YMM hakkında müvekkillerinin her türlü yasal başvuru hakkını saklı tutmakla, TTSG'de yayınlanan ilanlar ile açıkça ...'in Birleşik Uzmanlar ile yakın ilişkileri olduğunun, ... Grup Şirketleri dahilinde olmayan ve YK Başkan ve üyelerinin rekabet yasağına tabi oldukları bir süreçte kurdukları... A.Ş.'yi dahi denetlemekte olduğunu, bu noktada bağımsız denetim şirketinin her ne kadar öyleymiş gibi addedilmeye çalışılsa da esasen çoğunluğun menfaatlerini şirket menfaatleri önüne koyarak denetim yapmak suretiyle hem şirketi hem de azınlık pay sahipleri müvekkillerimi zarara uğrattıklarının ve uğratmaya devam ettiklerinin görüleceğini, davalı şirketin denetçiliğini üstlenen ...r ile, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını hiçe sayarak 2018 yılında kurmuş oldukları ve yönetimini üstlendikleri ve halen faal olan... A.Ş'de aynı şirket tarafında denetleniyor olması dahi başlı başına bir delil iken, mahkemenin aradığı somut delil kıstasının ne olduğunun anlaşılamadığını, davalı şirket ile rekabet yasağına aykırı kurulan şirketin denetimini gerçekleştiren ilgili şirketin yansız bir rapor hazırlamayacağının izahtan vareste olduğunu, davalı şirket yönetiminin, ''...'' ismini markalaştırıp, marka sahibi olarak grup şirketlerinden ...End. San. ve Tic. A.Ş'yi seçtiklerini, hal böyleyken, her iki şirketi de denetleyen denetçinin... A.Ş ile davalı grup şirketi arasındaki transferleri göz ardı etmeye yönelik davranışlar sergilemesinin olası olduğunu, şüphe duyulmasının dahi, müvekkili pay sahiplerinin haklarını zedeleyici olduğunu, mahkemece, denetçilerin kanundan kaynaklanan sorumlulukları olduğuna ilişkin gerekçe göstererek, denetçiye ilişkin iptal talebinin reddedildiğini, herkesin kanundan kaynaklanan yükümlülüklere peşinen uygun davrandığının varsayıldığını, bu hususun uzman ve teknik bilgi ile şekillenmesi gerekirken tamamen varsayım ile çıkarıma yer verildiğini, dolayısıyla tamamen varsayıma dayalı bu hususun tarafça kabul edilemediğini, 3 numaralı gündem maddesine ek olarak alınan bağımsız denetçi seçimi ve denetçinin belirlenmesine ilişkin alınan kararın iptaline ilişkin ret kararının kaldırılarak, iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkemece gündemin 6 nolu maddesi ile ilgili olarak, yönetim kurulu üyelerine dağıtılması kabul edilen huzur hakkı tutarının şirket mali yapısı için makul düzeyde kaldığı, dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil eden bir yönünün bulunmadığı, şirketin genel uygulaması ile de uyumlu olduğu, şirket ortaklarının kardan pay alma haklarını ihlal edici nitelik taşımadığı, şirketin ekonomik-mali yapısına göre yöneticilerin harcayacakları emek ve mesai ile de orantılı olduğu gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de, bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, mahkemeye sundukları her dilekçede davalı şirketin bir grup şirketi olduğununun, her grup şirketinden böylesi huzur hakkı, ikramiye, prim ve ücret alındığının, salt bu davalı şirketten alınan ücretler ile hakkaniyet dengesinin örtüştürülmeye çalışılması yerine, tüm grup şirketlerinden alınan ücretler ile hakkaniyet ve orantılılık ölçütlerinin değerlendirilmesi gerektiğinin ifade ediğini, mahkemenin tüm bu beyanları hiçe sayarak ilgili kararı verdiğini, davalı şirket yk üyelerinin aldıkları ücretlerdeki hakkaniyet dengesinin şaşıp şaşmadığının, müvekkili ...'den öncesi ve sonrası şeklinde ayrıştırılması suretiyle irdelenmesi gerektiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin davalı şirket haricinde ... Grup Şirketlerinin 2 şirketinden daha (... Yapı A.Ş.) huzur hakkı ve üzerinde bir de ücret aldıklarını, ancak mahkemenin, işin özüne yani şirketin mali yapısı, şirketin kuruluş amacı, kuruluş yapısı, müvekkili ile abisi ...'in arasındaki centilmenlik anlaşmasını göz önünde bulundurmadan; salt davalı şirketi düşünerek yönetim kurulu üyelerinin aldıkları ücretin emsale uygun olduğunu ifade ettiğini, aile tipi olan ... Grup Şirketlerinde müvekkili ...'in yönetim kurulundan çıkarılır çıkarılmaz hükümranlığını ilan eden ... ve kızlarının kendilerine birden bire fahiş meblağlar ile huzur hakkı almaları açıkça dürüstlük kuralına aykırı olup, ... Grup Şirketlerinin diğerlerine nispeten büyük ölçekli sayılan ve davalı şirketin de dahil olduğu 3 şirketinden ayrı ayrı kendilerine hak görmelerinin açıkça örtülü kazanç aktarımı teşkil ettiğini, huzur hakkı ve ücret ödemelerindeki haklılıklarını ise davalı şirket yönetimi "toplantılar ve iş yoğunluğu" şeklindeki abesle iştigal bir gerekçeye dayandırdıklarını, müvekkili ... yönetim kurulunda var olduğu 1987 senesinden 2019 yılına kadar olan süreçte 1 kuruş dahi huzur hakkı yahut ücret almadığını, kabul anlamına gelmemekle bir an için geçmiş genel kurul tutanaklarında cüz'i birtakım meblağların huzur hakkı olarak dağıtıldığı görülse bile bunların hepsinin bir makyaj olduğunu, nitekim müvekkilinin tüm banka hesap dökümleri incelenecek olsa hiçbir şekilde kendisine huzur hakkı yahut ücret anlamında bir ödeme yapılmadığının görüleceğini, müvekkilinin ... Grup Şirketlerinin bekası için gece-gündüz demeden gençliğini heba ederek çalıştığı dönemde "bedavaya çalışması", yönetimden akıl almaz vicdansızlık ve iftiralar ve büyük bir ihanet ile azledilmesi akabinde ... ve kızlarının huzur hakkı ve ücret ödemeleri almaya başlamalarının, hangi emsallere uygun olduğunun anlaşılmadığını, nitekim mahkeme dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerine tanınan huzur hakkı ve diğer grup şirketlerinden kendilerine aynı minvalde sağlanan yararlandırmalar hiçbir şekilde değerlendirilmemiş olmakla birlikte, davalı şirket yönünden dahi bir emsal araştırması yapılmamış olduğunu, sadece tek bir cümle ile bu durumun geçiştirildiğini, böylesi bir tespit ve kanaatın, genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olmaları halinde iptalinin istenebileceği hukuk yolunun önüne adeta engel koymakta, dosyaya kazandırılan rapora rağmen profesyonel bir tespit ve değerlendirmeye muhtaç bu iddialar adeta görmezden gelindiğini, yönetim kurulu üyelerinin, davacı ... yönetimden uzaklaştırıldıktan sonra 2019, 2020 ve 2021 yıllarında davalı şirketten ve dava dışı diğer iki şirketten aldıkları toplam huzur hakkının 4.800.120,00-TL, ücretin ise 966.600-TL olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin Müvekkili ...'in yönetim kurulundan ihracından sonra fahiş miktarda huzur hakkı ve ücret aldıklarını, dava dosyası içeriğindeki verilere bakıldığında davalı şirketin bir grup şirketi olduğunu ve iptalini talep edilen huzur hakkının sadece davalı şirket üzerinden tek bir huzur hakkı şeklinde yaklaşılması doğru olmayıp, bu cihetle iptal talebimnin reddi cihetine gidilmesinin doğru olmadığını, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkının fahiş olup olmadığını, dürüstlük kuralına uygunluğunu; 5 adet şirketten oluşan ... Grup Şirketlerinin 3'ünden ayrı ayrı alıyor oldukları huzur haklarının toplamına bakılarak karar verilmesi gerektiğini, doktrinde dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesiyle iptal edilebilen genel kurul kararları hakkında şu şekilde ifadelerde bulunulduğunu, "...TTK md. 445'te özellikle dürüstlük kuralına aykırılık açıkça iptal edilebilirlik nedenleri arasında sayılmıştır. Böylece, sermaye ve oy çoğunluğuna sahip ortakların haksız ve bencil kararlarıyla azınlık pay sahiplerini ezmesine daha geniş çerçevede engel olunmak amacı güdülmektedir... TTK'nın 445. Maddesi hükmü ile istihdaf edilen MK md.2/2 maddesine göre bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu hükme göre bizatihi anonim ortaklığın amaç ve çıkarı haklı kılınmadığı halde azınlık pay sahiplerinin zarara uğratılmalarına yol açan çoğunluk kararları dürüstlük kuralına aykırı ve iptal edilebilen kararlardır. Bu halde kararın oy çoğunluğunu ellerinde bulunduran pay sahiplerinin kişisel çıkarları uğruna alınmış olması da zorunlu değildir. Eğer karar ortaklığın amaç ve önemli çıkarı gerektirmeksizin çoğunluk pay sahiplerinin kişisel çıkarları uğruna alınmış ise evleviyetle dürüstlük kuralına aykırı ve iptal edilebilir bir karardır. Genel kurul kararıyla çoğunluk pay sahipleri için güdülen kişisel çıkar ortaklık içi veya ortaklık dışı bir karar olabilir. Örneğin; ... Ortaklığı çoğunluk pay sahiplerinin ortağı oldukları problemli bir anonim ortaklıkla birleşmek için daha ziyade çoğunluk pay sahiplerinin çıkarları ön planda tutularak verilen bir birleşme kararı hakkın kötüye kullanılması nedeniyle iptal edilebilir kararlardır..." [Moroğlu, Prof. Dr. Erdoğan, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, sf.238-239]; bunun yanında yönetim kurulu üyelerine tanınan huzur hakkına ilişkin 6 numaralı gündem maddesinin genel kurul kararının iptalini gerektiren hallerden olan dürüstlük kuralı incelemesi yapılmalı ve bu inceleme 5 numaralı gündem maddesinde görüşülen ve bilirkişi kurulunca dürüstlük kuralına aykırılık tespit edilmiş olunan kar payının dağıtılmasına ilişkin gündem maddesi ile birlikte bir inceleme de gerektirmesi gerektiğini, Nitekim doktrinde; “Önemle belirtmek gerekir ki, yönetim kurulu üyelerine ödenecek kazanç paylarının genel kurul tarafından uygun olmayan şekilde çok yüksek tespit edilmesi, azınlık pay sahiplerinin kâr payı haklarının ihlaline yol açar… Azınlık pay sahiplerinin kâr payı hakları, yönetim kurulu üyelerine sağlanan ücretlerle de ihlal edilebilir. Bu hususta akla ilk gelen, aile şirketlerinde sıklıkla karşılaşılan bir durum olan, çoğunluk pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerini yüksek belirlemek suretiyle anılan kişilere örtülü kazanç aktarımı yapmasıdır… İşte bahsi geçen şirketlerde, çoğunluk pay sahipleri kendilerini yönetim kurulu üyesi tayin ederek ve genel kurulda kendilerine yüksek ücretler ödenmesine ilişkin kararlar almak suretiyle azınlık pay sahiplerinin kardan pay almalarını engelleyerek bunların kar payı haklarını ihlal etmektedirler…Bu yönde alınan genel kurul kararları örtülü kazanç aktarımına yol açmakta, bu kararlara dayalı olarak üyelere ödenen ücretler örtülü kazanç payı teşkil etmekte ve bu durum azınlık pay sahiplerinin kar payı haklarının ihlaline sebep olmaktadır…” [Hızlısoy, .... Şirketin Haklı Sebeple Feshi, s.111-112], şeklinde ifade edilmiş olduğunu yapılan bu açıklamaların somut olayın birebir aynısını ifade ettiğini, nitekim burada izaha muhtaç ve makyajlı bir örtülü kazanç aktarımı işleminin söz konusu olduğunu, davalı aile şirketine kurucu ortak ..., eşi ve kızları (doğrudan ve dolaylı=%60 hisse) ile kurucu ortak ..., eşi ... (doğrudan ve dolaylı=%40 hisse) ortak olduklarını, 2019'a kadar davalı şirket ve ... Grup Şirketlerinde huzur hakkı ve ücret uygulaması olmadığını, ... ve Ailesinin (çoğunluk) bir irade ile müvekkil ...'i YK'dan çıkardıklarını, aynı toplantıda... ve kızlarının ... Grup Şirketinden huzur hakkı ve ücret almalarına karar verildiğini, Kar payı dağıtımının ise dürüstlük kuralına aykırı şekilde çok az yapıldığını, tüm bu nedenle herhangi bir dürüstlük kuralı incelemesi yapılmaksızın, hangi emsale uygun olduğu gösterilmeksizin eksik ve denetime elverişsiz bir incelemeyle, bir grup şirketi olan davalı şirket YK üyelerinin almış oldukları huzur hakkı ücretinin tek bir şirket üzerinden değil, 3 grup şirketlerinden almış oldukları huzur hakkı ücretinin tespit edilerek emsallere oranlanması ve alınan huzur hakkının hakkaniyet dengesi ile bağdaşıp bağdaşmadığının irdelenmesi, ötesinde emsal ücret araştırması kapsamında bir bilirkişi raporu tanzim edilmesi gerekirken, salt emsallere ve şirketin mali yapısına uygun olduğu gerekçesiyle Yerel Mahkemece talebinin reddinin kabulünün mümkün olmadığını, nitekim İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/513 E. 2022/458 K. Sayılı ilamında huzur haklarına ilişkin genel kurul kararının iptali talepli bir dava dosyasında emsal ücret araştırması yapılarak şu şekilde hüküm kurulduğunu,"...Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 02/06/2020 teslim tarihli bilirkişi raporunda özetle; ...yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, mali değerlendirme doğrultusunda gündemin 9. Maddesinin dürtistlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali gerekeceği, bununla birlikte mahkemece sektör bilirkişisi atanması durumunda; huzur haklarının ortaklığın çıkarını gözetmediği ve emsallerine göre yüksek olduğu kanaatine varılırsa söz konusu gündem maddesinin iptali gerekeceği ... belirtilmiştir. Mahkememizce ... Şirketler grubuna dahil olmayan, ortaklık yapısı ve hacmi davalı şirkete emsal olabilecek şirketlerin bildirilmesi için taraf vekillerine kesin süre verilmiş, bildirilen şirketlere yönetim kurulu üyelerine 2018 yılı itibariyle verilen aylık huzur hakkı tutarlarının bildirilmeleri için yazı yazılmış, gelen yazı cevapları dosya arasına alınmıştır... Bilirkişi raporunda özetle; ... davaya konu şirketteki brüt ücret tutarının rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere yüksek olduğunun belirlendiği, iş bu değerlendirmeler nazara alındığında iş bu davaya konu edilen genel kurulun 9. Maddesinin iptalinin yerinde olacağının kabulünün gerektiği...belirtilmiştir. Anonim şirketler yıllık kârının bir kısmını şirket pay sahiplerine kar payı adı altında dağıtmaktadır. Kar payı alma hakkı ortakların vazgeçilmez nitelikteki haklarından biri olup, şirket genel kurulunun ortakların kar payı alma hakkını herhangi bir şekilde sınırlandırma veya bertaraf etme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla anonim şirkette sermaye oranı itibarıyla çoğunluğu teşkil edenler aldıkları genel kurul kararıyla azınlıktaki pay sahiplerinin kardan pay almalarına engel olamayacakları gibi bu hakkı sınırlandıramazlar.Yönetim kurulu üyelerine yüksek miktarda ücret ödenmesinin kararlaştırılması şirket ortaklarına dağıtılacak kar payını etkiler.Somut olayda, ... davalı şirketle benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretlere göre de yüksek olduğu nazara alındığında, ücretin yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmadığı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını ihlal eder mahiyette olduğu ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu mahkememizce sabit görülmüş, davalı şirketin 08/05/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 9 nolu kararın iptaline dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." anlaşılacağı üzere sağlıklı bir emsal ücret araştırması ve şirketin eski politikalarına bakılmaksızın huzur hakkı ve/veya ücrete ilişkin genel kurul kararının kanuna ve dürüstlük kuralına uygun bir şekilde alınmış olduğuna kanaat getirmek adeta davalıca serdedilen savunmanın peşinen kabulü anlamına geldiğini; müvekkillerin adil yargılanma hakkının zedelendiğini, davalı şirket yönetim kurulunun davalı şirket ve grup şirketler üzerinden yaptığı iş ve işlemler hakların sakınılarak korunması ilkesine de ayrıca aykırılık teşkil ettiğini, bir an için kesinlikle kabul manasına gelmemekle, dava dışı grup şirketleri inceleme dışında tutulacak dahi olsa şirket yönetim kurulu başkanının kızları olan diğer yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı dışında ücret yararlandırmasının da sağlanması yönetim kurulunun örtülü kazanç aktarımı teşkil eden iş ve işlemlerinin en büyük örneği olduğunun düşünüldüğünü, devamla, ... Grup Şirketlerinin girift yapısı, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin her bir grup şirketi özelinde kendilerine birtakım yararlandırmalar sağlamaları ve bu cihetle bir emsal ücret araştırması yapılarak raporun tanzim edilmesini, işbu nedenle istinaf talebinin kabulü ile ilgili red kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Özel denetçiye ilişkin alınan kararın iptali talebinin mahkemece;''TTK 437/5 inci maddesi hükmü yerine getirilmeden, TTK 438 inci maddesine göre talepte bulunulamaz. Davacı yanın, özel denetçi atanması talebiyle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/322 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıkları görülmekle bu kararın iptali için de koşulların oluşmadığı belirlenmiştir.'' gerekçesi ile reddedildiğini, bu tespitin hukuken kabul edilebilir olmadığını, mahkemenin vermiş olduğu kararın alt metninin bilirkişice oluşturulduğunu, itiraz ettikleri raporda da bilirkişinin salt özel denetim talebinin ön şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunu değerlendirdiğini, ancak ön şartın gerçekleşmiş olması durumunda özel denetim talebinin haklılığı hususunun değerlendirme dışı tutulduğunu, bu yönde yaptıkları itirazın da mahkemece değer görmediğini, mahkemenin hükmünün tam aksine, müvekkillerinin TTK 437/5 bilgi alma ve inceleme hakkını usulüne uygun bir şekilde kullanarak özel denetim talebinde bulunduklarını, müvekkillerinin Genel Kurul toplantısında bilgi alma ve inceleme hakkını kullandıklarını ve özel denetim talebinde bulunulduklarını, ancak mahkemece, genel kurul tutanağını göz ardı edilerek müvekkil davacıların özel denetim için gerekli yasal şartı gerçekleştirmediğinden bahisle özel denetçi talebinin karşılanmasının mümkün olmadığı şeklinde bir hüküm kurulduğunu, emsal yargı kararlarında özel denetçi talebi için, bilgi inceleme hakkının genel kurul toplantısında kullanılmasının yeterli görüldüğünü, nitekim sunmuş olduğumuz ve dosyada mübrez kararlardan,Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/57 E. 2021/237 K. Sayılı kararında, "... pay sahibi genel kurulda bilgi talep edip inceleme hakkını kullanmadan doğrudan mahkemeye başvurup özel denetçi talebinde bulunamayacağından... özel dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE..." denilerek, genel kurul toplantısında bilgi edinme hakkının kullanılmasının yeterli görüldüğünü, bunun yanında yerel mahkemenin 2018/606 Esas, 2019/838 karar sayılı özel denetçi talepli benzer davada "...Yönetim Kurulu açıkça eksik veya tatminkar olmayan ya da doğrulukları bakımından var olan şüpheleri ortadan kaldırmayan bu bilgileri pay sahibine vermeyi reddederse pay sahibi özel denetim talebinde bulunabilir..." şeklinde hüküm kurmuşken, eldeki davada böyle bir karar verilmesinin anlaşılabilir olmadığını, mahkemenin kendisiyle çelişmiş durumda olduğunu, bu ve buna benzer birçok kararda, müvekkilin genel kurul toplantısındaki soruları ile bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmış olduğunun açıkça ortaya konduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin kararının kaldırılması gerektiğini, anlaşılan o ki, her ne kadar doktrinde ve kanun hükmünün gerekçesinde bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış olduğunun ispatının genel kurul tutanağı ile mümkün olabileceği belirtilmişse de kötü niyetli çoğunluk pay sahipleri ve yönetim kurulunu oluşturan şahısların at koşturduğu davalı şirket ve ilaveten grup şirketlerinde, üzerine rekabet yasağına aykırı olarak bağımsız bir şirket kurduğunu, hortumlama yapıp yapmadıkları şaibeli ancak çok ciddi bir şüphenin varlığını ortaya koyduğunu, rekabet yasağına aykırı kurulan şirketin davalı şirketin merkezinin dibinde olduğunu, bu hususların yerel mahkemece göz ardı edildiğini, müvekkillerin kendi pay sahibi olduklarını ve birlikte doğrudan ve dolaylı %40 gibi bir hisseyi uhdelerinde bulundurmalarına rağmen kendi şirketlerine dair doğru düzgün bilgi alamamaktayken pay sahibi olmadıkları ve yönetim kurulunun usulsüzce kurduğu bir şirkete ilişkin mali evrakları temin edip de evrak bilgisine dayandırarak veri temin etmeleri kendilerinden nasıl beklenebileceğini, bu husus mahkemelerce resen araştırılmalıyken azınlığın haklarını kullanmaları için dava içinde dava açmalarının nasıl beklenebileceğini, azınlık pay sahiplerinin özel denetim talebi için dava açmasından önce dava açması gerektiği hangi mevzuat hükmünde yazdığını, yapılan bu tespitin ezbere ve mantık süzgecinden geçirilmemiş bir değerlendirmeden ibaret olduğunu, çoğunluk büyük bir keyifle ciddi şüphenin varlığı düpedüz ortada usulsüzlükleriyle... Grup Şirketlerinde hükümranlık sürerken, hakkı dava yolu ile almaya mahkum edilen azınlık pay sahiplerinin bu yolda dava içinde dava açarak haklarını kullanmaya zorlandıklarını, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/700 Esas sayılı dosyasında, genel kurulda yönetim kuruluna ilgili konularda soru yöneltmesi ve bilgi talebinde bulunulması ile TTK 437. maddesi bağlamında bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış olacağı ve yönetim kurulunca da, açıkça eksik veya tatminkar olmayan ya da doğrulukları bakımından var olan şüpheleri ortadan kaldırmayan bilgileri pay sahibine vermeyi reddederse, pay sahibi özel denetim talebinde bulunabileceğinin karara bağlandığını, eldeki dosyada da müvekkilleri bilgi alma ve inceleme hakkını sonuna kadar kullanmış olup, davalı şirket yönetim kurulunun baştan savma, üstünkörü verilerle müvekkillerini geçiştirdiğini, işbu sebeple eldeki dosyada özel denetçi koşullarının oluştuğunu, "...Özel denetim hakkının keyfi ve kötü amaçlı kullanılmasını önlemek amacıyla T.T.K.'da bazı şartlara yer verilmiştir. Buna göre, bir pay sahibinin özel denetim talebinde bulunabilmesi için gerekli ön şart pay sahibinn önceden bilgi alma veya inceleme hakkını kullanmış olmasıdır. Anonim şirket pay sahiplerinin bilgi alma veya inceleme hakkı, T.T.K.'nun 437. Maddesinde düzenlenmiştir. Özel denetim talebinde bulunulduğunda, bilgi alma veya inceleme hakkının gerçekleştiği genel kurul tutanağında özellikle belirtilir. Bu hak kullanılmadan pay sahipleri özel denetim yapılmasını isteyemez. Kanun koyucu bu sayede, şirket dışı menfaat sağlamak, bir kararı önlemek veya taktik bir üstünlük elde etmek amacıyla talepte bulunarak özel denetim kurumunun kötüye kullanılmasını önlemeyi amaçlamıştır.Kanun koyucu, özel denetim kurumuna feri'i bir nitelik kazandırmak istemiştir. Bu feri'ilik, kişisel, maddi ve şekli bir görünüme sahiptir. Her şeyden önce, pay sahibi, bilgi alma ve inceleme hakkını (T.T.K. Md. 437) kullanmalıdır. Yönetim kurulu, açıkça eksik veya tatminkar olmayan ya da doğrulukları bakımından var olan şüpheleri ortadan kaldırmayan bu bilgileri pay sahibine vermeyi reddederse, pay sahibi özel denetim talebinde bulunabilir.(Mustafa Yavuz, Yeni TTK’ya göre Anonim Şirket Pay Sahiplerinin Özel Denetim İsteme Hakkı, Haziran-2012,s.105)....Eldeki davada bilirkişi incelemesi davacının sermayenin en az onda birine sahip olduğu ve bu davayı açabileceği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın davanın makul sürede dava açtığı ve genel kurulda bilgi alma hakkını kullandığı, bu koşuların mevcut olduğu görülmüştür..."[İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/700 Esas, 2021/1389 K.]" görüldüğü üzere, özel denetçi tayinine ilişkin davanın mahkeme tarafından hatalı ve eksik bir inceleme sonucu reddedildiğini, kararın kaldırılmasının talep edildiğini, kurulan ret kararının kaldırılmasını talep ettiğini,İleri sürerek; açıklanan nedenlerle ve fazlaya ve saire ilişkin her türlü hakların saklı tutmak kaydı ile,İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararda lehlerine olan kararlar ayrıksı kalmak kaydı ile, 2.3.3-EK.6 nolu gündem maddeleri ile özel denetçi atanmasına ilişkin ret kararlarına yönelik istinaf taleplerinin kabulü ile ret kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme’nin yukarıda numarası yazılı dosyasında verilen 08.06.2022 tarihli gerekçeli kararında, “İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nde ... sicil numarasıyla kayıtlı olan davalı ... Anonim Şirketi’nin, 17-03-2021 tarihinde yapılan 2020 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında; 5 inci gündem maddesi gereğince görüşülerek oy çokluğuyla kabul edilen “kârın kısmen dağıtılması” hakkındaki kararda, dağıtılmasına karar verilen kârın tutarı; Ülkemizin ekonomik koşulları, Covid-19 salgını, piyasa şartları ve davalı şirketin mali yapısı ile birlikte değerlendirilmiş ve düşük olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır, söz konusu kararın dürüstlük (afaki iyi niyet) kuralına aykırılığı nedeniyle iptali gerekeceği, davacı yanca iptali talep edilen diğer kararların Kanun'a veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı yönü bulunmadığı belirlenmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır..” gerekçesiyle müvekkili şirketin 2020 yılı olağan genel kurulunda 5 numaralı gündem maddesinde alınan kar dağıtımı kararının iptaline karar verildiğini, yerel mahkeme tarafından deliller yeteri kadar değerlendirilmeden ve eksik incelemeye dayanılarak 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında 5 numaralı gündem maddesinde alınan kar dağıtımı kararının iptaline ilişkin verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Yerel Mahkemece, müvekkili şirketin sürekli gelişimi yönünden kısmi kar dağıtımının haklılığının göz ardı edilerek ve kar dağıtımı politikası hakkında somut ve yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, dönem net karının sadece %10,8’inin dağıtılmasının düşük olduğu gerekçesiyle hazırlanan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, bilindiği üzere; Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 523/2. maddesinde, “Genel kurul; a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.” hükmüne yer verildiğini, ülkemizin 2020 yılında özellikle kur dalgalanmaları ve Covid-19 salgınının ekonomiye olan olumsuz etkisi nedeniyle çok zor bir dönemden geçtiğini ve bu etkenlerin piyasa koşullarında ciddi bir belirsizlik yarattığını dikkate alınarak; işbu dava konusu 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında 1. tertip genel kanuni akçe ayrıldıktan sonra brüt 100.000-TL birinci temettü ve brüt 150.000-TL ikinci temettü olmak üzere toplam brüt 250.000-TL’nin dağıtılmasına karar verildiğini, bu bakımdan müvekkili şirketin o dönemki mevcut ekonomik koşulları altında sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yapabilmek amacıyla kar dağıtımında ihtiyatlı davranması gerektiğini, müvekkili şirketin dahil olduğu ...Şirketleri’nin entegre şirketler olduğunu, 1000’e yakın çalışanı, 100’den fazla bayisi ve çok sayıda tedarikçisi olduğunu, dolayısıyla binlerce insanımıza ve ailelerine istihdam imkânı sağladığı dikkate alındığında; ... Grup Şirketleri’nin özkaynaklarının güçlendirilmesinin çalışanlar, tedarikçiler, bayiler dahil tüm paydaşların menfaatine olduğunu, belki yüzyılda bir ortaya çıkan salgının yarattığı olumsuzluklar sebebiyle pek çok şirketin iflas ettiği bir dönemde müvekkili şirketin sadece pay sahiplerinin değil, tüm paydaşlarının menfaatini gözeterek mevcut koşullar altında daha ihtiyatlı davranmasını, basiretli tacir ilkesinin gereği ve müvekkili şirket yönetim kurulunun yasal görevi olduğunu, Ancak bilirkişi tarafından TTK’nın 523/2-b maddesi kapsamında kar dağıtım kararının müvekkili şirketin Covid-19 salgınından olumsuz etkilenen mevcut piyasa şartlarında sürekli gelişmesini ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtması imkânı sağlayıp sağlamadığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın dağıtılan karın düşük olduğu sonucuna varıldığının görüldüğünü, bilirkişinin 2021 yılında sanki Covid-19 salgını sona ermişçesine 2020 yılında uygulanan azami kar dağıtımı sınırının altında kar dağıtımı yapılmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu yönünde kanaat belirttiğini, oysaki bu kanaatin, 2020 yılında tüm şirketlerin azami kar dağıtım sınırı tutarında kar dağıttığını ve 2021 yılında Covid-19 salgınının sona erdiği varsayımına dayandığını, varsayıma dayalı bilirkişi raporu bu yönüyle objektiflikten ve bilimsellikten uzak olduğundan, mahkemece bu hususta verilecek kararın esas alınmaya elverişli olmadığını,Kaldı ki, Yerel Mahkemece müvekkili şirketin 2020 yılında elde edilen net kar üzerinden yalnızca 250.000-TL’nin pay sahiplerine temettü olarak dağıtılmasına ilişkin kâr payı dağıtım teklifinin dürüstlük kuralına aykırı olduğuna kanaat getirilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/4050 E.-2020/2455 K. sayılı kararında belirtildiği üzere“… iptal edilen genel kurul kararında kârın tamamının dağıtılmamasına ve yedek akçeye aktarılmasına karar verilmemiş %5'lik kısmının dağıtılması kararlaştırılmıştır. Genel kurulda alınan kâr dağıtım kararının mahkemece oran olarak uygunluğunun tartışılması mümkün değildir. Aksi halin kabulü mahkemenin genel kurul yerine geçip, dağıtılacak karın miktarının belirlenmesi sonucunu doğurur ki, böyle bir karar hukuken korunmaz. O halde genel kurulda alınan gündemin 7. maddesinde kararın iptali talebinin de reddi gerekir iken kabulü doğru görülmemiş kararın bu nedenle dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.”
Somut durumda da işbu dava konusunun 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında karın tamamının dağıtılmamasına değil, müvekkili şirketin genel kurula sunulan 2020 yılı finansal durum tablolarına göre 2020 yılı net karının (2.324.100,97-TL) %10,8’ine denk gelen bir tutarın (250.000-TL) dağıtılmasına karar verildiğini, buna rağmen dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda hatalı bir tespit yapıldığı gibi %10 oranı asgari kar dağıtım oranı olarak esas alınmak suretiyle kar dağıtımının düşük olduğu kanaatine yer verildiğini, 2020 yılı olağan genel kurulda alınan kar dağıtım kararına ilişkin olarak, yukarıda aktarılan Yargıtay içtihadına aykırı ve hatalı bilirkişi kanaatine dayalı şekilde verilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, öte yandan, Yargıtay’ın kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararlarının yargısal denetimi kapsamında esas aldığı unsurlardan birinin de “şirketin ekonomik amaçları”, başka bir deyişle şirket politikaları olduğunu, bu itibarla bilirkişinin müvekkili şirketin kar dağıtımı politikasını tespit ederek sonuca varması gerektiğini, bu bakımdan, müvekkili şirketin kar dağıtım politikasının belirlenmesi bakımından geçmiş yıllarda yapılan ve davacıların da olumlu oy kullandığı kar dağıtım kararlarının incelenmesini ve dava konusu kar dağıtım kararıyla karşılaştırılması gerektiği halde bu inceleme ve karşılaştırmaya yer vermeksizin hazırlanan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, bu nedenle, mahkemenin anılan bilirkişi raporunu esas alarak kar dağıtım kararının iptali yönünde verdiği kararın kaldırılması gerektiğini,Hükme esas kabul edilen bilirkişi raporunda ulusal ve uluslararası ekonomik dalgalanmalara karşı müvekkili şirket’in nakit varlıklarının elde tutulmasına gereken önem gösterilmediğini ve sadece müvekkili şirketin mali yapısına bakılarak “neden olduğu dahi ifade edilmeksizin” sübjektif ve bilimsel olmayan koşullanmalar ile gerçekleştirilen kar dağıtımının düşük olduğuna kanaat getirildiğini, bilimsellikten uzak, subjektif ve piyasanın olumsuz reel koşullarını değerlendirme konusu etmemiş bilirkişi raporunu esas alarak kar dağıtım kararının iptali yönünde verdiği kararın kaldırılması gerektiğini,Cevap dilekçesinde belirtildiği üzere; kar dağıtım kararı neticesinde, sadece davacılara ödenen temettü tutarı brüt 100.000-TL, ... Şirketleri’nin tamamından davacılara 2020 yılı net dönem karından ödenen toplam temettü tutarı ise brütün 1.725.973,33-TL olduğunu, davacıların ısrarla karın tamamı dağıtılmayarak mağdur edildiklerini iddia etseler de... Şirketleri’nin tümünün kar dağıtımı yapmak suretiyle pay sahiplerine mağduriyete yol açmayacak yüksek bir tutarda kar dağıtıldığının gerçek olduğunu, üstelik müvekkili şirketin aldığı kar dağıtım kararının, tüm pay sahiplerine yönelik olup dağıtılmasına karar verilen kardan tüm pay sahipleri payları oranında temettü ödemesi aldığından, pay sahipleri arasında bir ayrımcığın da söz konusu olmadığını,Kaldı ki; 24.02.2020 tarihinde yapılan ve davacı dahil tüm pay sahiplerinin oybirliği ile alınan genel kurul kararı ile; müvekkili şirketin 2019 yılı net karından şirketin ödenmiş sermayesinin %5’i oranındaki ve brüt 100.000-TL tutarındaki 1. temettünün dağıtılmasına karar verildiğini, şirket’in geçen seneki olağan genel kurul toplantısında tüm pay sahiplerinin oy birliği ile alınan 1. temettü dağıtım kararından farklı olarak, bu sene 100.000-TL tutarındaki 1. temettünün yanı sıra brüt 150.000-TL tutarında 2. temettü dağıtılmasının da teklif ettiğinin görüldüğünü, başka bir deyiş ile; şirket karı dağıtırken pay sahiplerinin de menfaatinin gözetildiğini,Nihayet davacıların 2020 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı zor dönemde oldukça yüksek bir temettü ödemesi almasına rağmen bu temettü ödemesiyle mağdur edildiklerini iddia ederek müvekkili şirket dahil tüm ... Şirketleri’nin net dönem karının tamamının dağıtılması gerektiğini savunmasını, aslında müvekkili şirketin geleceğini ve diğer paydaşların menfaatlerini göz ardı ettiklerini, tamamen ve sadece kendi çıkarları doğrultusunda kar dağıtımı kararı alınmasını istediklerini ve dolayısıyla kar dağıtım kararının iptalini talep etmekte kötü niyetli olduklarını açıkça gözler önüne serdiğini, Yukarıda açıklanan nedenlerle; müvekkili şirketin 2020 yılı olağan genel kurulunda alınan kar dağıtım kararı kanuna, esas sözleşmeye, iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile Yargıtay içtihatlarına uygun olduğundan, eksik ve hatalı incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak kar dağıtım kararının iptali yönünde verilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih ve 2021/318 Esas - 2022/528 Karar sayılı kararı ile 2020 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 5 numaralı gündem maddesinde alınan kar dağıtım kararının iptaline ilişkin verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı anonim şirketin 17/03/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, Ek-3, 5, 6, numaralı genel kurul kararları ile, genel kurulda gündeme alınan davacıların TTK'nun 438 maddesine dayalı özel denetçi taleplerinin reddine ilişkin genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne, kar payı dağıtımına ilişkin 5 numaralı kararın iptaline, diğer kararlar yönünden istemin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Mahkemece; dava konusu genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli ile davalı şirketin sicil kayıtları celbedilmiş, dosyanın bir mali müşavir bilirkişiye verilerek, dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, akabinde tahkikat bitirilerek rapor doğrultusunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; genel kurul toplantısında yönetim kurulu 2020 yılı yılı faaliyet raporlarının müzakeresine ilişkin maddede oylama yapılmamış ise de, bu maddenin diğer maddeler ile ilişkili olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği, davalı şirket finansal tablolarının onaylanmasına ilişkin gündemin üçüncü maddesine ilişkin eksik değerlendirme yapıldığı, bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin, davalı tarafından dosyaya sunulan hesap sonuçları doğru kabul edilerek denetime elverişsiz rapor düzenlendiği, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığına dair somut iddialarının değerlendirilmediği, mahkemece rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, gündemin üçüncü maddesi görüşülüp oylandıktan sonra davacıların talebi üzerine gündeme eklenen 2020 yılı finansal tablolarının denetimi için bağımsız denetçi atanmasına ve seçimine ilişkin kararda, atama kararı oybirliği ile alınmakla birlikte, bağımsız denetçi seçimine ilişkin oy çokluğu ile alınan karara yönelik, seçilen firmanın tarafsız olmadığına dair iptal istemi gerekçelerinin değerlendirilmediği, davalı şirket yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete ilişkin gündemin altı nolu kararında üyelere ödenmesi kabul edilen tutarların emsallere uygun olduğu gerekçesi ile talep reddedilmiş ise de, ne bilirkişi ne de mahkeme tarafından emsal araştırması yapılmadığı, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin diğer grup şirketlerinden aldıkları huzur hakkı ve ücretlerin dikkate alınmadığı, davalı şirketin önceki uygulamalarının değerlendirilmediği, bu konudaki ayrıntılı itirazlarının da mahkemece karşılanmadığı, gündeme TTK 438 maddesine dayalı olarak talepleri üzerine eklenen özel denetçi atanması maddesinin oylamada reddediliği, mahkemenin bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmadığına yönelik gerekçesinin yerinde olmadığı, bu hakkın genel kurul toplantısında kullanıldığı yönündedir.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; mahkemece kar dağıtımına ilişkin kararın iptali gerekçesine dayanak bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı tanzim edildiği, davalı şirketin birinci ve ikinci temettü olarak pay sahiplerine toplam 250.000,00-TL brüt kar dağıtımı yapılması kararının TTK'nun 532 maddesine uygun olduğu, bilirkişi tarafından Covid 19 salgının etkileri ve kur dalgalanmaları nazara alınarak ve şirket öz kaynaklarının güçlendirilmesi amacıyla belirlenen şirketin kar dağıtımı politikasının, şirketin amacı ve faaliyet alanı ile önceki uygulamaları da dikkate değerlendirilmediği, mahkemece bu konudaki itirazlarının karşılanmadığı yönündedir.6102 sayılı TTK'nın 446/1 maddesi uyarınca anonim şirket genel kurul toplantısında hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri alınan kararlara karşı 445. maddede sayılan sebeplere dayalı olarak iptal davası açabilirler. Pay sahibi tarafından açılmış genel kurul kararlarının iptali davasında, iptali istenen kararın görüşülmesi sırasında olumsuz oy verilmesi verilmesi yeterli olmayıp, muhalefetin tutanağa geçirilmesi dava şartı olduğundan Mahkemece re'sen araştırılması gerektiği gibi, istinaf aşamasında da HMK'nun 355 maddesi re'sen nazara alınması zorunludur.Somut olayda dava konusu genel kurul toplantısında tüm pay sahiplerinin asaleten ve vekaleten temsil edildikleri, kararların toplantı ve karar nisabına uygun alındıkları, davacılar tarafından iptali istenen genel kurul kararlarına oylama sonrasında muhalefet şerhi düşüldüğü anlaşılmıştır. Finansal tabloların TTK'nun 514, 515, maddelerine ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun, tam, anlaşılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun, şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği, dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtmalarının gerektiği, davacıların finansal tabloların onaylanmasına yönelik karara karşı ileri sürdüğü istinaf sebeplerinden birinin bilirkişi tarafından şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı, şirketin irtirakleri ve bağlı şirketleri ile hiçbir transfer işlemi olmadığı belirtilmesine rağmen, 2020 yılına ilişkin bağımsız denetim raporunda aksi yönde bilgiler bulunduğu, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığına yönelik denetime elverişli bir raporun mevcut olmadığı yönünde olup, mahkemece davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelemesine karar verilmediği, bilirkişinin dosya üzerinden inceleme yapılmak üzere görevlendirildiği, nitekim bilirkişi tarafından da finansal tabloların gerçeği yansıttığına dair yapılan tespitinin mali dayanaklarının mahkeme ve kanun yolu denetimine açık şekilde ortaya konulmadığı, davacıların rapora bu yönden yaptığı itirazlar hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, itirazların gerekçeli kararda da karşılanmadığı, davacılar vekilinin gündemin üç numaralı kararına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır. Yönetim kuruluna ödenecek ücrete ve kar payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararının iptali talepleri bakımından da bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, mahkemece; tarafların itirazlarını da karşılayacak şekilde; genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı ile finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler de göz önünde bulundurulup karşılaştırılarak yönetim kuruluna ödenmesine karar verilen ücretin, sarfedilen emek ve mesai ile orantılı olup olmadığı, pay sahiplerinin kardan pay alma haklarını ihlal edecek nitelikte bulunup bulunmadığı; yine davalı şirketin uzun ve kısa vadeli borçlarının bulunup bulunmadığı, şirketin yatırım giderlerini nasıl karşıladığı, geçmiş dönem kârlarının da şirket yatırımlarında kullanılıp kullanılmadığı, yasal yükümlülükler ayrıldıktan sonra ortaklara %10 oranında kâr dağıtımı yapılmasına karar verilmiş olduğu nazara alındığında, dağıtılması öngörülen kâr payı dışında kalan kısmın şirketin devamlı gelişmesi ve düzenli kâr payı dağıtılmasının temini bakımından gerekli olup olmadığı hususlarında davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde önceki bilirkişiden yahut içinde finans yada muhasebe uzmanının da bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, denetime açık rapor alınması gerekirken, taraf vekillerinin istinaf aşamasında da ileri sürdüğü itirazlar hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin, mahkeme ve kanun yolu denetimine açık olmayan rapora dayalı olarak sonuca gidilmesi yerinde olmamış, davacılar vekilinin altı sonuca gidilmesi yerinde olmamış, davacılar vekilinin gündemin altı nolu, davalı vekilinin gündemin beş nolu kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur.Sonuç itibariyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine, davacılar vekilinin diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih ve 2021/318 Esas ve 2022/528 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.