T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1900 Esas
KARAR NO:2025/1019 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2022/203 Esas-2022/385 Karar
TARİHİ:09/06/2022
DAVA:Feshin Haksız ve Geçersiz Olduğunun Tespiti
KARAR TARİHİ:19/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkili şirket arasında 02/04/2014 tarihinde Kadıköy 32. Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile taşınmaz satış vaadi ve limited şirket pay devri sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme uyarınca davacının, sözleşmenin imza tarihi itibari ile 1900/5000 payına sahip olduğu ... Şirketi'nin maliki olduğu İstanbul İli, Eyüp İlçesi, ... Mah. ...Mevkiinde kain, 75 pafta, 2 ada, 64 parselde kayıtlı 216.917,89 metrekare büyüklüğündeki arazinin tamamını veya her ne suretle olursa olsun maliki ve/veya doğrudan ya da dolaylı satış, devir ve temlik olanağına sahip olacağı paylarının mülkiyetini müvekkili şirkete satıp, devir ve temlik etmeyi yükümlendiğini ve sözleşme konusu taşınmazın 38/100 payını 20.000.000,00-USD karşılığı 42.954.000,00-TL bedelle müvekkili şirkete satmayı, tapu kütüğünde devir, temlik ve ferağını vermeyi vaat ettiğini, sözleşmenin imzalanmasının ardından ... Şirketi Sermayesinin 5.000,00-TL'den 10.000,00-TL'ye çıkarılması sebebiyle 08/07/2014 tarihli, Kadıköy 32. Noterliği'nin ... yevmiyesinde kayıtlı limited şirket esas sermaye pay devir sözleşmesi" imzalandığını, 02/04/2014 tarihli, taşınmaz satış vaadi ve limited şirket pay devri sözleşmesinin 5. maddesi ile devir işlemi bedeli olarak 20.000.000,00-USD kararlaştırıldığını, sözleşmenin 5.2. maddesi uyarınca davalıya 10.000.000,00-USD'nin sözleşmenin düzenlenmesi anında nakden ve defaten ödendiğini ve sözleşmenin 8. maddesi uyarınca sözleşmenin imzalandığı tarihi takip eden aydan başlamak ve her ayın 5. gününde olmak üzere müvekkili şirket lehine düzenlenen teminat bonosu mukabilinde olmak kaydı ile davacıya her ay 7.000,00-USD ödeme yapıldığını, anılan sözleşmenin imzalanmasının ardından, mezkur şirket nezdinde gerçekleştirilen sermaye artırımı sebebiyle imzalanan 08/07/2014 tarihli limited şirket esas sermaye pay devir sözleşmesi uyarınca 500.000,00-TL ödendiğini, davalı ... tarafından müvekkili şirkete keşide edilen Kadıköy 3. Noterliği'nin 19/11/2015 tarihli, ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile maddi gerçeklerden uzak ve mesnetsiz şekilde sözleşmenin 8. maddesi uyarınca yapılması kararlaştırılan aylık 7.000,00-USD tutarındaki ödemenin Nisan 2014 ve Şubat 2015 ayları arasında sözleşmeye uygun şekilde yapıldığı, ancak Mart 2015'ten mezkur ihtarnamenin müvekkil şirkete keşide edildiği tarihe kadar olan 9 aylık toplam 63.000,00-USD'nin ödenmediği iddiası ile ihtarname gönderildiğini, davalı tarafça sözleşmesel yükümlülüklere aykırı davranılmak sureti ile müvekkil şirket lehine bono tanzim ve teslim edilmemeye başlandığını, taraflar arasındaki tam iki tarafa borç yükler nitelikteki sözleşmenin tek taraflı fesih beyanı ve ihbarı ile feshinin mümkün olmadığı göz önüne alındığında davalı tarafça gerçekleştirilen feshin haksız ve hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini ve geçersiz olduğunun sabit olduğunu belirterek, taraflar arasındaki 02/04/2014 tarihli, Kadıköy 32. Noterliği' nin ... yevmiye numarası ile taşınmaz satış vaadi ve limited şirket pay devri sözleşmesi ile Kadıköy 32. Noterliği'nin 08/07/2014 tarihli, ...yevmiye numaralı Limited şirket esas sermaye pay devir sözleşmesinin haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğinin tespiti ile feshin iptaline ve bu husustaki muarazanın men'ine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davada ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasında 02/04/2014 tarihli, ... yevmiye numaralı sözleşmenin akdedildiğini, davalıya sözleşme ile yüklenilen tek ödeme kalemi olan aylık 7.000USD'nin sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 9 ay süre ile senet karşılığında ödendiğini, ancak akabinde ödemelerin kesildiğini, ödeme için defalarca şirkete gidildiğini ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kadıköy 3.Noterliği'nin 19/11/2015 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek 9 aylık toplam 63.000USD'nin 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiğini, sözleşmede vade kararlaştırıldığından ve vadede borç ödenmediği için davacının temerrüde düştüğünü, uygun süre vermesini gerektirmeyen halin olduğunu [TBK m. 124,b.l), davacının davalının alacaklının temerrüdüne düştüğünü iddia etmesine rağmen davacının TBK m. 107 hükmünce tevdi ederek borcundan kurtulma yoluna başvurulmadığını, davalıya bu yönde bir ihtarname bile gönderilmediğini, davacının TBK m. 97 hükmüne gidemeyeceğini, çünkü karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde edimler aynı anda muaccel hale gelmekteyse diğer tarafın öncelikle ifa yükümlülüğünün olmadığını, sözleşmenin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olmadığını, sözleşmenin taşınmaz satış vaadi olması dolayısıyla noter ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshedilebileceğini, davacı şirketin ödeme yapmaması üzerine Kadıköy 3.Noterliği'nin 04/12/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin geçmişe etkili olarak feshedildiğini, ayrıca sözleşme uyarınca kendisine 10.000.000,00 USD ve 500.000,00 USD ödeme yapılmadığını, tek gerçek ödeme kaleminin 7.000,00 USD olduğunu, bilahare, müvekkilinin 10 Aralık 2015 tarihinde de, ... şti de hissedarı olduğu, % 38 hisseyi, şirkete ait taşınmazın tamamının bedelini ödediği şirket kayıtlarından anlaşılan ...’nın talimatı üzerine, ...ye devrettiğini, devir sözleşmesinin Beyoğlu 31. Noterliği’nin 10 Aralık 2015 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşme ile nominal bedel üzerinden gerçekleştirildiğini, bu devir işleminin 11 Aralık 2015 tarih ve 2015/3 Ortakları Kurulu Kararı ile onaylandığını ve Beyoğlu 31. Noterliği’nin 11 Aralık 2015 tarih ve... Yevmiye Numaralı işlemi ile de onaylandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 09/06/2022 tarih ve 2022/203 Esas-2022/385 Karar sayılı kararında;"Dava, taraflar arasındaki 02/04/2014 tarihli Kadıköy 32. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve limited şirket pay devir sözleşmesi ile Kadıköy 32. Noterliği'nin 08/07/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı limited şirket esas sermaye pay devri sözleşmesinin feshinin gerçersizliğinin tespiti ile sözleşmenin feshine ilişkin çekişmenin men'i ile feshin iptaline ilişkin bulunmaktadır.Yargılamaya ilk olarak İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/86 esas sayılı dosyası ile başlandığı, İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 06/05/2016 tarihli, 2016/184 esas ve 2016/141 karar sayılı birleştirme kararıyla dosyalarının, İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/86 esas sayılı dosyası ile birleştiği, İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/86 esas ve 2016/316 karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyalarının, görevli İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/612 esas sırasına kayıt edildiği, yapılan yargılama sonucunda 27/11/2019 tarihli, 2017/612 esas ve 2019/1139 karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2022 tarihli, 2020/72 esas ve 2022/244 karar sayılı kararı ile yerel mahkeme kararının kaldırılması ile dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesi neticesinde dosyanın mahkememize tevzi olması sonucunda yargılamaya mahkememizde devam olunmuştur.
İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/86 esas sayılı dosyası ile birleşen,İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/184 esas sayılı dosyasında dava, Kadıköy 32. Noterliği'nin düzenlenme şeklinde taşınmaz vaadi ve limited şirket pay devri sözleşmesi ile davacı şirkete devredilen sözleşme konusu hisselerin davalı ...'nın talimatı ile muvazaalı şekilde ...'ye devredilmesine ilişkin 10.12.2015 tarihli limited şirket hessi devri sözleşmesi ve devrin davalı ... Şirketi'nin 11/11/2015 tarihli olağanüstü ortaklar genel kurul toplantısında davalı şirket ortağı ..., A... Şirketi ve ...'ın katılımı ile oy birliğiyle onanmasına ilişkin muvazaalı ve hileli işlemlerin iptali talebine ilişkin bulunmakta ise de; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2017 tarihli celsesinde tefrikine karar verildiği ve tefrik edilen dosyanın, mahkemelerinin 2017/1124 esasına kayıt edildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce dosya kapsamında toplanan deliller ve tanzim edilen bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; taraflar arasında Kadıköy 32. Noterliği'ninde ...yevmiye numarasıyla 02/04/2014 tarihli "Taşınmaz Vaadi ve Limited Şirket Payı Devri" başlıklı bir sözleşme imzalandığı, sözleşmenin imzalanması müteakiben Şirket'in sermayesini 5.000,00-TL'dan 10.000,00-TL'na artırması sonucu davalıya düşen 3.800,00-TL karşılığı 152 adet pay da Kadıköy 32. Noterliği'nin 08/07/2014 tarh ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Esas Sermaye Pay Devir Sözleşmesi ile davalıya devredildiği, anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki 02/04/2014 tarihli "Taşınmaz Vaadi ve Limited Şirket Payı Devri" sözleşmesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde bu sözleşmenin karma nitelikte bir sözleşme olduğu, noterde düzenleme şeklinde yapılmakla geçerli olarak kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf, davalının bu sözleşmeyi tek taraflı olarak ve de noter ihtarnamesi ile sonlandıramayacağını ileri sürmektedir. Ancak dava konusu sözleşme, "taşınmaz satış vaadi" sözleşmesi niteliğinde olduğundan ve içeriği itibariyle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi unsurları taşımadığından Yargıtay tarafından kabul edilen "dava yolu ile sonlandırılma" mecburiyetinin uyuşmazlıktaki sözleşme bakımından uygulama yeri bulunmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/02/2012 tarih ve 2011/11-693 Esas, 2012/88 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; "Sözleşme özgürlüğü kuralı, sözleşmeyi kurma ve değiştirme özgürlüğü kadar sözleşme ile bağlı kalmama özgürlüğünü de içerir....sözleşme özgürlüğü, irade özerkliğinin bir sonucu olup, kural olarak sözleşmenin kurulmasına hizmet ettiği kadar, sözleşme ile bağlı kalmamayı da, yani tek taraflı irade beyanıyla (haklı veya haksız surette) sözleşmenin sona erdirilmesini de kapsar....kural olarak kişinin sözleşmenin feshi yoluna gitme konusunda irade özerkliği sonucu takdir hakkı bulunmakla birlikte... "...irade özerkliğinin bir sonucu olarak haklı bir sebep olmadan da tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıyla kullanılabilen fesih hakkına engel olunamayacağı benimsenmiştir." Söz konusu karar da dikkate alındığında, davalının, davacıya gönderdiği ve 08/12/2015 tarihinde davacıya ulaşan noter ihtarnamesi ile, 02/04/2014 tarihinde kurulan "Taşınmaz Vaadi ve Limited Şirket Pavı Devri" sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdirebileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının tek taraflı olarak "bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak "dönme/fesih (sözleşmeyi sonlandırma)" yolundaki irade beyanının (davacı muhataba gönderilen 04/12/2015 tarihli noter ihtarnamesinin) dosya kapsamından davacı muhataba 08/12/2015 tarihinde vardığı anlaşılmakla sözleşmenin 08/12/2015 tarihinde "haklı bir sebep olmasa bile" sona erdiği açıktır. Sözleşme'nin 8. maddesi uyarınca "Alıcı, lehine düzenlenecek teminat bonosu mukabilinde bedele mahsuben sözleşmenin imzalandığı tarihi takip eden ayın başından başlamak ve her ayın besinci gününde olmak üzere Satıcıya 7.000USD ödeyecektir. Hükümdeki "her ayın beşinci" günü ifadesinden taraflarca "belirli vade'nin kararlaştırıldığı, bu bakımdan da vade geldiğinde borcunu ödemeyen borçlunun TBK m. 117/11 hükmünce "temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın" temerrüde düştüğü, buna rağmen davalının, davacıya 19/11/2015 tarihinde gönderdiği noter ihtarnamesi ile (davacı muhataba 20/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.) sözleşmenin 8. maddesi gereği her ayın beşinci günü ödenmesi gereken 7.000USD'nin Mart 2015'ten itibaren 9 ay ödenmediğini ve toplam 63.000USD.'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç gün içerisinde ödenmesini ihtar ettiği görülmektedir. Ardından da davalının davacıya 04/12/2015 tarihinde gönderdiği noter ihtarnamesi ile (Davacı muhataba 08/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.) sözleşmesinin 16. maddesine dayanarak sözleşmenin, temerrüdün gerçekleştiği tarihten itibaren feshedildiği bildirmiştir. Davalının, davacıya gönderdiği ihtarnameler incelendiğinde davalının sözleşmede kararlaştırılan belirli vadeye rağmen temerrüt ihtarında bulunarak uygun süre verdiği, ardından da davacı tarafından borcun ödenmemesi üzerine TBK m. 125 hükmündeki seçimlik haklarından "sözleşmeden dönme" yolunu seçtiği: böylece davalının TBK m. 117 vd. hükümleri uyarınca sözleşmeyi sonlandırdığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalıya gönderilen 24/11/2015 tarihli noter ihtarnamesinde, sözleşme uyarınca aylık ödemelerin yapılabilmesi için teminat bonolarının davalı tarafından düzenlenmesi gerektiği, ancak bir süreden beri anılan sözleşmede belirtilen aylık ödemelerin yapılabilmesi amacıyla gerekli işlemleri yapmak için davacı şirkete gelinmesi hususunda şirketçe defalarca uyarılar yapılmasına karşın davalının, davacı şirketi oyalayarak davacı şirkete gelmediği ihtar edilmiştir. Davacı,TBK m. 106/1 hükmünce davalı tarafından "ifaya hazırlık fiili" nin yerine getirilmediğinden bahisle kendi edimini ifa etmediğini iddia etmektedir. Ancak dosya kapsamında, davacının, davalı tarafından 19/11/2015 tarihinde kendisine gönderilen noter ihtarnamesi ile borcun ödenmesi talep edilmeden önce davalının alacaklı temerrüdüne ilişkin hazırlık fiillerinden kaçındığını ihtar ettiğine yönelik bir delile rastlanamamıstır.Dolayısıyla davacının bu iddiasının, sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı sona erdirildiği yönündeki değerlendirmeye bir etkisi bulunmamaktadır. Davacının sözleşmenin 8. maddesindeki borcunu ifa etmemesi sebebiyle temerrüde düştüğünden bahisle, davalının sözleşmeyi sonlandırma yönünde haklı sebebi olduğu, kaldı ki davalının haklı sebebinin olmadığı kabul edilse bile sözleşmenin sonlandırılılabileceği ve davalı tarafından sözleşmenin sonlandırıldığı anlaşılmakla, yerinde olmayan ve ispat edilemeyen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile,'' Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin bulunmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmediğini, bilirkişi seçim kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, itiraz hakkını kullanamadıklarını, hukuki dinlenme hakkının ihlalinin söz konusu olduğunu, taraflar arasında akdedilen ve "tam iki tarafa borç yükleyen" ve "arsa payı devri" taahhüdü içeren sözleşmenin tek taraflı irade beyanı ile feshinin mümkün olmadığını, feshin geçersizliğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğunu, sözleşmenin tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilememesinin sebebinin arsa payı devrini yani satış vaadini içermesi olduğunu, davalının halihazırda öncelikle temerrüde düştüğü durumda, müvekkil şirketin temerrüde düştüğünden ve bu sebeple sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin varlığından bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkil şirketin ifada temerrüde düştüğünü iddia eden davalının, daha önce yerine getirmekle yükümlü olduğu teminat bonosunu düzenlediği ve müvekkil şirkete teslim ettiğini, yani edimin ifası için gerekli hazırlık fiilini yerine getirdiğini ispatla yükümlü olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki 02/04/2014 tarihli Kadıköy 32. Noterliği'nin .. yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve limited şirket pay devri sözleşmesi ile Kadıköy 32. Noterliği'nin 08/07/2014 tarihli ve... yevmiye numaralı limited şirket esas sermaye pay devri sözleşmesinin feshinin gerçersizliğinin tespiti ile sözleşmenin feshine ilişkin çekişmenin men'i ile feshin iptaline ilişkindir Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.HMK. 293 Madde kapsamında sunulan uzman görüşü taktiri delil olup davacının görevsiz mahkemede açtığı dava dilekçesi ekinde sunduğu delil listesinde uzman görüşüne delil olarak dayanmadığı, yargılama aşamasında sonradan dava dosyasına hukuki mütala ibraz edildiği, HMK 282 mad. uyarınca "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," düzenlemesi uyarınca ve sunulan uzman görüşünün, hakimin görev alanına giren hukuki değerlendirmeye yönelik olduğu gözetildiğinde, davacı vekilinin bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Mahkemece 02/10/2018 tarihli ara karar ile bilirkişilerin seçildiği, 12/10/2018 tarihli bilirkişi yemin ve teslim tutanağı ile dosyanın bilirkişilere teslim edildiği, davacı tarafın bilirkişi raporuna yönelik verdiği itirazlarını içerir beyan dilekçesinde de, bilirkişilerin reddine yönelik itiraz ileri sürülmediği sadece hukukçu bilirkişi seçimine ilişkin itiraz ileri sürüldüğü, bilirkişi raporu taktiri delil olup ayrıca dava konusu olay hakimin genel ve hukuki bilgisi ile açığa kavuşturabileceği nitelikte olduğu, bu nedenle davacı vekilinin bilirkişi seçim kararının taraflarına tebliğ edilmediği ve itiraz hakkını kullanamadıklarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında akdedilen Kadıköy 32. Noterliği'nin ... yevmiye nolu 02/04/2014 tarihli "Taşınmaz Vaadi ve Limited Şirket Payı Devri" başlıklı bir sözleşme incelendiğinde; 5.maddesinde devir bedeli olarak belirlenen KDV dahil 20.000.000 USD’nin 10.000.000 USD tutarlık bölümünün sözleşmenin imzalanması anında nakten ve defaten ödendiği, 500.000 USD tutarındaki kısmının ise davalının 1900/5000 tutarındaki esas sermaye paylarının davacıya devrinin şirket ortaklar kurulu tarafından onayı ve anılan pay devrinin pay defterine kaydı, ticaret siciline kayıt, tescil ve ilanının tamamlanmasını müteakip derhal ödeneceği, 2.500.000 USD’lik kısmının ise devir işleminin tamamlanmasını müteakip 8.m. gereği alıcı tarafından satıcıya o tarihe kadar ödenecek aylık ödemelerin tenzilinden sonra derhal ödeneceği hususlarının kararlaştırıldığı görülmüştür.Sözleşmenin 8. maddesi ise "Alıcı, lehine düzenlenecek teminat bonosu mukabilinde, bedele mahsuben, sözleşmenin imzalandığı tarihi takip eden ayın başından başlamak ve her ayın beşinci gününde olmak üzere satıcıya 7.000 USD ödeyecektir " şeklinde düzenlenmiştir.Davalı tarafça davacıya gönderilen Kadıköy 3.Noterliği’nin 19/11/2015 tarih ... yevmiye nolu ihtarında, hiçbir gerekçe gösterilmeden ve bildirim yapılmadan Mart 2015 ten bu yana 9 aylık 63.000 USD’nin ödenmediği belirtilerek 3 gün içinde ödenmesi, aksi halde sözleşmenin feshedileceği bildirilmiş, buna karşılık davacı tarafça davalıya gönderilen Kadıköy 32.Noterliğinin 24/11/2015 tarih ... yevmiye nolu davacı ihtarında, bugüne kadar sözleşme uyarınca teminat bonosu düzenlenmesi karşılığında ödemelerin zamanında yapıldığı, ancak bir süreden beri aylık ödemelerin yapılabilmesi amacıyla gerekli işlemleri yapmak için davacı şirkete gelmesi hususunda sözlü olarak defalarca uyarılmasına rağmen gelinmediği belirtilerek derhal davacı şirkete gelinerek gerekli işlemlerin yapılması ve ödemenin alınması gerektiği hususları bildirilmiş, akabinde davalı tarafça gönderilen Kadıköy 3.Noterliği’nin 04/12/2015 tarih ... yevmiye sayılı ihtarında, davacının cevabi ihtarında temerrüde düştüğünü kabul ederek ödeme yapacağını bildirdiği, ancak bu bildirimde gerçek dışı beyanlarda bulunmuş olması nedeniyle iyiniyetli olmadığının düşünüldüğü, sözleşmenin feshedildiği hususları bildirilmiştir.Sözleşmenin 8.maddesi ile davacının ödeme yükümlülüğü, öncesinde davalının teminat bonosu düzenlemesine bağlanmış olmakla, davalının söz konusu edimini yerine getirmeden davacıdan ödeme talebinde bulunması mümkün görülmemiştir. Nitekim davalı ihtarnamelerinde de teminat bonosunu düzenlediği ve ibraz ederek karşılığında da ödeme talep ettiği yönünde bir beyanına rastlanılmamış, aksine davacı tarafça bono düzenlenmesi halinde ödeme yapılacağı bildirilmiş olmasına rağmen davalı bu açıklamayı kötüniyetli bir açıklama olarak kabul edip sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Dolayısıyla sözleşme hükümlerine göre davalı öncelikle kendi edimini yerine getirerek davacıyı temerrüde düşürmeden sözleşme feshedilmiş olmakla, feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.TBK’nun 237.m. uyarınca taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz, ancak bu sözleşmelerin feshinin de karşılıklı irade beyanı ile yapılması gerektiğine dair bir kanun hükmü söz konusu olmadığından davacının feshin bu nedenle geçersiz olduğu yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir. O halde mahkemece davacının feshin haksız olduğu yönündeki iddiasında haklı olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü (feshin geçersizliğinin tespiti talebinin reddine, feshin haksız olduğunun tespiti talebinin kabulüne) yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;A-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarih ve 2022/203 Esas - 2022/385 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a) Davacının feshin haksız olduğunun tespiti talebinin KABULÜNE,b) Feshin geçersizliğinin tespiti talebinin REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN;2-Alınması gereken 4.026.054,78 TL harçtan, davacı tarafça dava açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 170,78-TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 1.006.342,92-TL olmak üzere toplam 1.006.513,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.019.541,08 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2' sine tekabül eden kabul edilen miktar yönünden hesap olunan 598.690,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2' sine tekabül eden ret edilen miktar yönünden hesap olunan 598.690,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 1.769,75 TL posta/ tebligat gideri ile 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam: 3.769,75 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesap ve takdir edilen 1.884,88 TL' sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 267,00 TL posta ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesap ve takdir olunan 133,5 TL' sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,7-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN;8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 162,00 TL posta gideri olmak üzere toplam: 382,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.