T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1804 Esas
KARAR NO:2025/973 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/17 Esas- 2022/562 Karar
TARİH:01/06/2022
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin (kısaca ...) Tataristan'da yerleşik alıcı "..." firmasına "..." teslim şartlı olarak satıp ihraç ettiği "..., ..." cinsi eşyaların nakliyat rizikolarına karşı ... numaralı ... Poliçesi ile müvekkili tarafından sigortalandığını, davalının eşyaları taşımayı üstlenen taşımacı olduğunu, ihracat konusu 21 palette 20360 kg ... cinsi eşyaların davalının temin ve tahsis ettiği "..." plaka sayılı araca İstanbul'dan yüklendiğini, taşıma konusu eşyaların varma yerine ulaştığında paletlerin aracın yol koşullarına uygun olarak hareket etmemesi, çok ani ve sert fren yapması gibi nedenlerle araç içinde kayarak birbirine çarpması sonucunda eşyalarda hasar oluştuğu gözlenerek antrepoya (gümrüklü depo) alındığını, istiflendiğini ve ekspertiz çalışmalarına başlandığını, yükün alıcısının durumu bildirmesi üzerine de davacı selefi sigortalı tarafından davalıya Noter marifeti ile ihtarname keşide edildiğini, ekspertiz çalışmaları sonrası 18.734,73 Avro zarar tespit edildiğini ve davacı tarafından 23/08/2019 tarihinde sigortalı ...'e 18.734,73 Avro sigorta tazminatının ödendiğini, bu suretle davacının sigortalının haklarına TTK md. 1472 gereğince kanuni, TBK 183 vd. gereğince akdi halef olduğunu, davalı taşıyıcının meydana gelen hasar nedeniyle oluşan zararlardan davacı selefine, halefiyete binaen de davacıya karşı sorumlu olduğunu, sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili için davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazında haksız olduğunu beyana davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;uyuşmazlığın uluslararası taşıma akdinden kaynaklandığını, bu nedenle CMR Konvasiyonuna tabi olduğunu, hasarın bir kısmının ambalaj yetersizliği, istif ve sabitleme hatasından diğer kısmının ise tamamen istif ve sabitleme hatasından doğduğunu, CMR Konvansiyonu'nun, yükleme ve istif ödevini gönderene verdiğini, bunun yanında malların uygun şekilde ambalajlanması görevinin de gönderende olduğunu, araçtaki tüm yükün tek gönderene ait olduğunu, yükleme ve istifin gönderenin fabrikasında ve gönderenin çalışanları tarafından yapıldığını, meydana gelen hasarın akrilik yükü ile ilgili kısmının ambalajın hassas akrilik yükünün ağırlık ve özelliğine aykırı olarak sadece streç film ile yapılmış olmasına bağlı olarak oluştuğunu, hasarın diğer kısmının ise üstteki yükün ağırlığı ile alttaki yükü ezmesi ile oluştuğunu, bu hususun hasar fotoğrafları, gönderen ve gönderilen arasında yapılan e-posta yazışmaları ile sabit olduğunu, davacının sigortasına yaptığı ödemenin, hatır/lütuf ödemesi olduğunu ve davacıya TTK 1472. maddesine göre "..." sıfatı vermeyeceğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, gümrük çıkış beyannamesinde satış şeklinin mal mukabili olduğunu, bu nedenle davacı sigortalısının ticari defterleri üzerinde mal bedelinin gönderilen tarafından ödenip ödenmediğinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, istif ve sabitleme ile ilgili uyarı görevinin nakliyeci tarafından ifa edildiğini, aksi bir görüş halinde ise nakliyecenin en fazla %25 kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafça dayanılan ekspertiz raporunda hasar miktarının CMR Konvansiyonu 25.1 ve 25.2.b. maddesi kapsamında hesaplanmadığını, sınırlı sorumluluk yönünden de inceleme yapılması gerektiğini, davacı sigortacının, tanzim ettiği poliçede yükümlülüğü gereği hasar bedelinin %10 fazlası ile ödeme yaptığını, CMR Konvansiyonu 25. Maddesinde nakliyecinin sorumluluğunun belirlendiğini, davacı sigortacının, sigortalısı ile arasındaki sözleşme gereği sigortalısına ödediği %10 fazla kısmı nakliyeciden talep edemeyeceğini, takip öncesi CMR 27.1 maddesine göre davalı şirkete yazılı ödeme talebi gönderilmediğinden işlemiş faiz kaleminin haksız olduğunu, talep konusu bedelin likit olmadığını, davalı şirketin fiili nakliyeci olmadığını beyanla davanın öncelikle yetki yönünden reddine, aksi halde esastan reddine, %20'den az olmayan haksız icra tazminatının kötü niyetli ve haksız davacıdan alınarak davalıya verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... A.Ş. (Devrolunan ... A.Ş.) vekili beyan dilekçesinde özetle; Davalı şirket adına müvekkili şirket nezdinde düzenlenmiş ...numaralı, 01/02/2019-01/02/2020 vadeli CMR poliçesinin mevcut olduğunu, davaya konu olayda, sigortalı şirketin Türkiye'de bulunan ...'nin Tataristan'da bulunan firmaya sattığı ... ve akrilik emtialarının taşımasını gerçekleştirdiğini, emtialarda tahliye esnasında hasar tespit edilmesi üzerine müvekkili şirkete ihbarda bulunulduğunu ve müvekkili şirketçe ... numaralı hasar dosyasının açılarak bağımsız eksper ataması yapıldığını ve gerekli tüm inceleme ve araştırmaların gerçekleştirildiğini, müvekkili şirkete inceleme için iletilen belgeler arasında herhangi bir tutanak bulunmadığını veya CMR belgesi üzerine herhangi bir hasar notu düşülmediğini, bağımsız eksperce yapılan inceleme ve tespitler sonucu, hasarın istiflemenin hatalı ve sabitlemenin yetersiz yapılması sonucunda nakliye sırasında meydana gelen olağan sarsıntılar sonucunda ve/veya akrilik emtiaların üzerine diğer parsiyel emtiaların istiflenmesi, düşmesi, devrilmesi neticesinde ayrıca 1 sandık emtianın ise alıcı firma tesislerinde tahliyesi esnasında forklift operatörünün dikkatsizliği neticesi düşürülmesi sonucu hasarlanmış olduğunun belirlendiğini, sigortalı sorumluluğunda taşınan emtialardaki hasarın sebebinin yetersiz ve eksik istifleme/ambalajlama olduğunu, CMR Konvansiyonu hükümleri gereği taşıyanın hatalı ambalajlamadan kaynaklı hasarlardan sorumlu olmadığını, bu doğrultuda hasar talebinin teminat kapsamında olmadığının sigortalıya bildirildiğini, sigortalı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla müvekkili aleyhine yapılan başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 01/06/2022 tarih 2021/17 Esas- 2022/562 Karar sayılı kararında;"Dava, davacı tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan ve hasarlanan emtia nedeniyle dava dışı sigortalıya ödenen tutarın, halefiyet ilkesi gereğince davalı taşıyıcıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ....Yapılan yargılama, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller,... sayılı takip dosyası, 05/07/2021 havale tarihli bilirkişi kök raporu ile 19/01/2022 havale tarihli ek bilirkişi raporu, 31/05/2019 tarihli ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava dışı sigortalı ... A.Ş. tarafından yurt dışında bulunan alıcı ... firmasına 21 kap / 20.360 Kg / 6710 mt palet ..., akrilik ve akrilik astar emtiasının teslim şartlı olarak satılıp ihraç edildiği, satıma konu emtiaların Adana/Türkiye-Elabuga/Tataristan arasındaki taşıma işini davalının üstlendiği, dava dışı sigortalının ihraç ettiği 21 palet Yedek Malzeme ticari emtiasının taşınma rizikolarına karşı davacı ... A.Ş. tarafından "... Poliçesi" ile sigorta örtüsü altına alındığı, 18/02/2019 tarihinde Adana/ Türkiye'den davalı şirkete ait ...plakalı araçla sevk edilen emtianın 21/03/2019 tarihinde Elabuga/Tataristan'da alıcı deposunda tahliyesi esnasında paletlerin araç içinde kayarak çarpması sonucu hasar meydana geldiği görülerek, sigortacıya hasar ihbarında bulunulduğu, davacı sigortacının bu hasar nedeniyle sigortalısı adına 23/08/2019 tarihinde 18.734,73 Euro ödeme yaptığı, dava dosyasına sunulu sigorta poliçesinin geçerli ve dava konusu taşıma risklerine karşı hasarlı emtiayı güvence altına aldığı, davacı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme ve 22/08/2019 tarihli ibraname/temlikname belgesi ile sigortalının haklarına halef olduğu, davacı tarafından sigortalıya yapılan ödeme sonrasında 1 yıllık süre aşılmadan icra takibi başlatıldığı, dosyada mevcut 31/05/2019 tarihli ekspertiz raporu ve hükme ve denetime elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; hasarın taşıma sırasında oluşmayıp yükleme, istifleme veya araç boşaltma sırasında ve bu sebeplerle ambalaj yetersizliğinin birlikte katkısı ile meydana gelmiş olabileceği kanaati ile müterafik kusurun olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; taşımada asli sorunun istifleme-sabitleme, yük istiflerinde kayma ve tali olarak da ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığının belirlendiği, bu nedenle davaya konu hasarın istif, yükleme ve ambalaj hatasından kaynaklandığının kabulü gerektiği, ambalaj ve istifleme davacının sigortalısına ait olsa bile nakliyeyi yapan davalı taşıyıcının yol şartları ve ulaşım süresini en iyi bilen kişi konumunda olup, istif ve ambalajın, emtiayı yerine sağlam olarak ulaştırma mükellefiyeti nedeniyle doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etme, gözetme, yanlış istif ve ambalaj olması halinde bunu göndericiye bildirmekle yükümlü olup, bu bildirimi yapmasına rağmen gönderici aksine davranıyor ise, CMR'ye bunu şerh düşmek suretiyle ancak sorumluluktan kurtulabileceği, davalı taşıyıcının bu şekilde CMR'ye düştüğü bir şerh bulunmadığı, gözetim yükümlülüğü nedeniyle doğru istif, yükleme ve ambalaj yapılmamasından kaynaklı hasarlarda müterafik kusurlu sayılması gerektiği, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince nakliyeciye yüklenen müterafik kusur oranı %25 olduğundan bu oranının kabul edildiği, davalı taşıyıcıya emtianın hasarlanmasında kasti, tamamen sorumlu kılacak bir kusur izafe edilemediğinden, taşıyıcının ancak bu müterafik kusur oranında sorumlu olduğu ve davacı sigorta şirketinin sigortalısı adına yaptığı ödemeyi halefiyet ilkesi uyarınca sorumlulardan rücuan talep edebileceği değerlendirilerek, davalı taşıyıcının davacının sigortalısının gerçek zararından sorumlu olacağı, davacı tarafından dava dışı sigortalısına hasar ödemesinde poliçedeki %10 ilave bedelden sözleşme tarafı olmayan taşıyanın sorumlu görülemeyeceği anlaşılmakla; davalının ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 17.031,57-Euro tazminatın %25 oranına denk gelen 4.257,89 Euro asıl alacak yönünden kısmen iptali, takibin bu miktar üzerinden takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, talep yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın talep ettiği icra inkar tazminatının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 4.257,89-EURO asıl alacak yönünden KISMEN İPTALİ ile; takibin bu miktar üzerinden takipteki şartlarla DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;CMR md 17 gereğince taşımacının, teslim aldığı andan teslim edinceye kadar eşyanın maruz kaldığı ziyadan, hasardan veya teslimdeki gecikmeden sorumlu olduğunu, davaya konu taşıma uluslararası bir taşıma olup bu tür taşımalarda yükleme, istifleme, elden geçirme ve boşaltmanın, aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça taşımacının uhdesine düşen borçlardan olduğunu, taşıma sözleşmesinde yükleme, istifleme, elden geçirme ve boşaltmanın gönderene (taşıtana) ait olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, diğer yönden davalı taşımacının, yükleme ve istif sırasında herhangi bir çekince koymadığını, bir an için yükleme ve istifin gönderene (taşıtana) ait olduğunun kabulü halinde dahi taşıyıcının yükleme, istif ve boşaltmaya nezaret etme ve taşımaya uygun yapılmasını sağlama yükümlülüğünün bulunduğunu, bunların yanı sıra, araca yapılan yükleme istifleme ve hatta eşyanın ambalajı yönünden, taşımanın yapılacağı yol güzergahı, kötü yol koşullarının varlığı, yolun viraj durumuna göre merkez kaç kuvvetinin meydana getireceği savrulmalar hakkında açıklamalarda bulunmak suretiyle yükleme ile istifin yolculuğun salimen tamamlanmasını temin edecek şekilde yapılmasını temin görev ve yükümlülüğünün de bulundığunu;Kaldı ki taşımacının sorumluluğunu hafifleten ve/veya yükleme ve istiflemeden taşımacının sorumlu olmayacağına dair sözleşmede yer alacak, bir şartın dahi emredici bir hüküm olan CMR md 41 gereğince geçersiz olacağını, davalı delilleri arasındaki elektronik posta yazışmalarında, yükleme ve istifin gönderen tarafından yapıldığına dair beyan olmadığını, yükleme ve istifin gönderen tarafından yapıldığı varsayımında dahi davalı müterafik kusurunun yerleşik Yargıtay kararlarına göre %50 oranında olduğunu, bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2018 tarihli, E. 2016/11637 – K. 2018/3242 sayılı kararı ile 11.12.2019 tarihli, E. 2019/4882 – K. 2019/8088 sayılı kararlarının emsal teşkil eden kararlar olduğunu ve her iki kararda da taşıyıcının müterafik kusurunun %50 olarak belirlendiğini, buna göre, Yerel mahkemenin davalıya sadece %25 oranında müterafik kusur yükleyerek hüküm kurmasının usule, yasaya ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına aykırı olduğunu;Taşıma senedinde ambalaj kifayetsizliğine dair çekince olmadığını, dolayısıyla eşyanın ambalajının iyi durumda olduğuna dair kanuni karine olduğunu, eşyaların, bu tür ürünlerin sevkiyatına uygun ve ticari teamül kapsamında ambalajlanıp paletler içerisine yerleştirildiğini, hasarın taşıma sırasında paletlerin devrilmesi, kayması ve biri diğerine çarpması nedeniyle meydana geldiğini, taşıma senedinin oluşturduğu karinenin aksinin ise HMK md 201 gereğince ancak senet ile ispatlanabileceğini, bu karinenin aksini ispat edecek hiçbir senedin davalı tarafından delil olarak gösterilmediğini beyanla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/17 Esas – 2022/562 Karar sayılı, 01.06.2022 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, aksi kanaatte ise davalıya en az %50 oranında müterafik kusur yüklenerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karara dayanak alınan kök raporun, 8.sayfasında, hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, yükleme, istifleme ve araç boşaltma sırasında meydana geldiği sonucuna varıldığını, CMR'nin 17. maddesinin; ''Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur'' hükmüne havi olduğunu;Karara esas alınan kök raporda ise hasarın, emtia henüz davalı taşıyıcı Troyka'ya teslim edilmeden/nakliye başlamadan, davacı ...'in sigortalısının yükleme faaliyetinde veya nakliye sonlandıktan sonra gönderilenin yaptığı boşaltma faaliyetinde meydana geldiği sonucuna varıldığını, bu halde hasarın, davalı taşıyıcı ...'ya sorumlu olmadığı zaman diliminde (taşıma başlamadan/taşıma sonlandıktan sonra), yükün sigortalı veya gönderilenin kontrolü altında olduğu zaman diliminde ve sigortalı ve gönderilen tarafından yapılan faaliyet nedeni ile meydana geldiğini, bu halde doğan zarardan nakliyecinin %25 de olsa sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu; Hasarın iki nedeni olduğunu, bu nedenlerin yükleme/boşaltma/istif ve hatalı ambalaj olduğunu, bu halde hasarın ambalajdan kaynaklanan kısmından davalı nakliyecinin sorumlu tutulmasının CMR Konvansiyonu'nun 9. maddesine aykırı olduğunu, bir an için davalının yükleme/boşaltma/istifte uyarı görevi kapsamında %25 kusurlu olduğu kabul edilse bile, bu kusur oranının, ancak hasarın yükleme/boşaltma/istif kusuruna isabet eden kısmına uygulanabileceğini, buna göre kabul anlamına gelmemek üzere davalının sorumlu tutulacağı bedelin en fazla 17.031,57.€ (hasar bedeli): 2=8.515,78.€ (hasarın yükleme/istif/boşaltmaya isabet eden %50 si) x 0,25 (nakliyeciye verilen kusur) =2.128,95.€ olduğunu beyanla Bakırköy 1. ATM'nin ilamının, kabul edilen kısım yönünden kaldırılmasına ve davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası karayolu ile taşınan emtianın, taşıma sırasında kısmen hasara uğradığı ve hasar bedelinin sigortalıya ödendiğinden bahisle ödenen tazminatın taşıyıcıdan rücuan tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava karayolu ile uluslararası eşya taşımacılığından kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünde CMR hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.CMR'nin 17/1. maddesi ile; taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu kabul edilmiş, maddenin devamında ise taşıyıcının hangi hallerde sorumluluktan kurtulacağı düzenlenmiştir.Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından Konvansiyonda hüküm bulunmaması halinde, MÖHUK'un 29/2. maddesi uyarınca TTK'nın taşımaya ilişkin hükümlerine başvurulması gerekmekte olup davacı vekilinin iddiasının aksine, CMR Konvansiyonu'nda yükleme ve istiflemenin kimin sorumluluğunda olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığından, bu konuda TTK'nın 863/1. maddesi uygulama alanı bulacaktır. Buna göre sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, gönderen eşyayı taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koymak, istiflemek, bağlamak ve sabitleyerek yüklemek zorunda olup, taşıyıcının ise yüklemenin işletme güvenliğine uygunluğunu sağlamak yükümlülüğü bulunmaktadır.Taşıyıcının, ambalaj, yükleme, boşaltma ve istifleme işi gönderici ve alıcıya ait olsa bile bu işlemlere nezaret etmesi ve bu konudaki çekincelerini karşı tarafa bildirerek CMR Konvansiyonu'nun 8 ve 9. maddelerine uygun olarak taşıma senedine şerh etmesi gerekir. Aksi halde, hasar yetersiz ambalaj veya istif hatasından ya da yükün usulüne uygun bir şekilde sabitlenmemesinden kaynaklansa bile, taşıyıcının meydana gelen zarardan nezaret sorumluluğuna aykırılıktan doğan müterafik kusuru nedeniyle sorumlu tutulması söz konusudur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları taşıyıcının nezaret etme yükümlülüğüne aykırılık halinde hasardan tali de olsa müterafik olarak kusurlu kabul edilmesi yönündedir. Kusur oranı yönünden ise, davacı vekilinin iddia ettiği şekilde kesin/tek bir uygulama bulunmamakta olup, her somut olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmektedir. Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmayıp, navlun faturasında ve taşımaya ilişkin CMR senedinde yükleme, istifleme ve sabitlemenin davalı taşıyıcı sorumluluğunda olduğunu gösterir bir kayıt da mevcut değildir. Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporunda, davalı tarafın iddiasının aksine, hasarın emtianın araca uygun şekilde istiflenip, sabitlenmemesi nedeniyle taşıma sırasında oluştuğu tespit edilmiştir. Yine alıcı ile gönderen sigortalı arasındaki mail yazışmalarında da hasarın istif hatasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporlarında ambalaj yetersizliğine dair bir tespit bulunmayıp, ambalajlardaki yırtılamalar istif ve sabitleme hatası sonucu meydana gelen kayma/sürtme/çarpma sırasında oluşmuştur.Bu itibarla Mahkemece, istifleme ve sabitlemenin davacının sigortalısının/gönderenin sorumluluğunda ve davalının sorumluluğunun nezaret ve denetim yükümlülüğü ile sınırlı olduğu gözetilerek asli/tali kusur değerlendirmesi yapılması ve davalıya %25 oranında kusur yüklenmesi neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.340,09 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.001,99 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 661,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.