T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2149 Esas
KARAR NO:2025/1022 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2019/596 Esas - 2022/348 Karar
TARİHİ:29/04/2022
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)
KARAR TARİHİ:19/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili banka ... şubesi ve davalı şirket arasında bağıtlanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca adı geçen şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını, diğer davalıların bu sözleşmelerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk üstlendiklerini, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığından davalı borçlular hakkında yasal takibe geçildiğini, davalıların haksız ve dayanakszı itirazları ile takibi durdurduklarını belirterek itirazlarının iptali ile takibin devamını ve %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarını karar verilmesini istemiştir.Davalı-karşı davacılar ... ve ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin borçlu... A.Ş ne davacı banka tarafından 28.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırdığı krediye kefil olduklarını, kefalet miktarı ve limit belirtilmediğinden kefaletin geçersiz olduğunu, TBK 583.maddesi hükmüne göre; kefil olunan tutarlar el yazısı ile yazılmadığından geçersiz kefalete dayalı olarak takip yapılamayacağını, davacının hiçbir hakkı olmadığı halde müvekkilleri hakkında ihtiyati haciz kararı aldığını ve... sayılı dosyasından infaz edildiğini, haksız ihtiyati hacizden dolayı müvekkillerinin ticari itibarının zedelendiğini, tüm mevduatlarına ve mülklerine haciz konulduğunu, karşı davalının hukuka aykırı kasıtlı eylemleri ile müvekkillerinin manevi kişiliğinin zarar gördüğünün belirterek davacılar ... ve... için ayrı ayrı 5.000,00 er TL manevi tazminatın ve HMK 329.maddesi gereğince 5.000,00 TL vekalet ücreti artı KDV nin karşı davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle, işbu davanın davalı banka ile müvekkilleri arasında aynı hukuki sebebe ve fakat dava dışı aynı firmanın davalı bankadan kullandığı bir başka tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak devam etmekte olan ihtilafın görüldüğü İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/277 Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNİ, kendi alacağından 3 kat daha fazla müvekkillerine ait paraya haciz koydurmasına rağmen hala müvekkillerinin gayrimenkullerinin satışına gidilmesi nedeniyle ... sayılı dosyasından yapılmasına karar verilen gayrimenkul satışının ivedilikle ihtiyatı tedbiren durdurulmasını ve neticede satışın iptalini,... sayılı dosyası ile İlgili olarak davalı bankaya yönelik hiçbir borçlarının bulunmadığının tesbiti ile mezkur İcra takibinin müvekkilleri acısından iptalini, takibe mesnet bononun müvekkillerine iadesini bononun iadesi talebinin kabul edilmemesi halinde müvekkillerinin bu bono nedeni ile sorumluluklarının bulunmadığını, Davanın devamı sırasında takip konusu alacağın müvekkilleri mevduat hesabından çekilmesi ve dolayısıyla takip konusu alacağın tahsil edilmesi halinde davanın istirdat davasına dönüşerek hukuken geçersiz sözleşme ve bonoya dayalı başlatılıp tahsil edilmiş olan paraların tahsil edildiği günden ödeme gününe dek işleyecek mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile brlikte davalıdan tahsili ile hangi müvekkilin mevduat hesabından çekilmiş ise o müvekkiline ödenmesini, kefalete dair sözleşme maddelerinin hukuken geçersiz olduğunu bildirmesine rağmen müvekkilleri aleyhine icra takibinde bulunan ve bu açıdan açıkça haksız ve kötü niyetli olan davalı bankadan dava konusu ... sayılı dosyasına konu alacağın % 20 'si üzerinden hesaplanacak kötü niyet tazminatının alınarak müvekkiline ödenmesini, davalı bankanın 5.000 TL adli para cezasına mahkum edilmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesini talep etmiştir.Davalı-karşı davacılar ... ve ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin borçlu ... A.Ş ne davacı banka tarafından 28.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırdığı krediye kefil olduklarını, kefalet miktarı ve limit belirtilmediğinden kefaletin geçersiz olduğunu,TBK 583.maddesi hükmüne göre; kefil olunan tutarlar el yazısı ile yazılmadığından geçersiz kefalete dayalı olarak takip yapılamayacağını, davacının hiçbir hakkı olmadığı halde müvekkilleri hakkında ihtiyati haciz kararı aldığını ve ... sayılı dosyasından infaz edildiğini, haksız ihtiyati hacizden dolayı müvekkillerinin ticari itibarının zedelendiğinin, tüm mevduatlarına ve mülklerine haciz konulduğunu, davacının hukuka aykırı kasıtlı eylemleri ile müvekkillerinin manevi kişiliğinin zarar gördüğünün belirterek davacılar... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00 er TL manevi tazminatın ve HMK 329.maddesi gereğince 5.000,00 TL vekalet ücreti artı KDV nin davacıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesini istemiştir.Diğer davalılara usulüne uygun şekilde tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemişler ve duruşmalara katılmamışlar, bu nedenle davayı inkar ettikleri varsayıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/04/2022 tarih ve 2019/596 Esas-2022/348 Karar sayılı kararında;"Mahkememizden verilen 15/02/2018 tarih, 2014/277 Esas ve 2018/139 Karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 16/10/2019 tarih, 2018/10079 Esas ve 2019/1382 Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, dava Mahkememizin 2019/596 Esasına kaydı yapılıp incelenmiştir. Asıl Dava, davacı banka ile davalı ... A.ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı asıl borçlu ve sözleşmeyi müteselsil borçlu / kefil sıfatı ile imzalayan kefiller hakkında ...'nde yapılan takibe davalı borçluların itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Asıl davada -karşı dava,haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminatın ve HMK 329 maddesi uyarınca para cezasının ödetilmesi davasıdır.Asıl davada -karşı dava,haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminatın ve HMK 329 maddesi uyarınca para cezasının ödetilmesi davasıdır. Birleşen dava ise, ... sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak bonodan dolayı davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline ve kefaletlerinin geçersiz olduğunun tespiti davasıdır. ... sayılı takip dosyası kapsamından; davacı tarafından davalılar hakkında toplam 67.016.55 Tl nakdi alacağın ve 5.225,00 TL gayri nakdi alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu ve fakat davalı tarafından yasal süresi içinde vaki itirazı sonucu, icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur. ... sayılı takip dosyası kapsamından; davacı banka tarafından davalılar hakkında toplam 90.857,38 TL alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve "kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla" icra takibinde bulunulduğu takibin dayanağının İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2014 tarihli 2014/399 D.iş dayılı ihtiyati haciz kararı ve 29.09.2010 tanzim, 25.09.2013 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bir adet "bono" olduğu,... sayılı ve ... sayılı takip dosyaları ile tahsilde tekerrür olmamak üzere talepte bulunulduğu, takibin kesinleştiği, dosya hesabının 11.03.2015 tarihi itibarıyla ödenerek kapatıldığı tespit edilmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, takip dosyaları Genel Kredi Sözleşmeleri, ihtarname hesap özeti asılları kasaya, örnekler idosyaya alınmış, çekişme halinde kesin delil olacağı kararlaştırılan davacı bankanın uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtları ile dayanağı belgeleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak rapor düzenlenmiştir.Dosya arasında fotokopileri bulunan genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde; 29/09/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde;davacı bankanın ...Şubesi ile ... A.ş. Arasında 300.000 TL. Miktarlı GKS. ni davalılar ...,..., ... ...'un kefil olarak imzaladıkları, sözleşmede kefillerin kefalet miktarının yazılı olmadığı ,28/12/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde;davacı bankanın ... Şubesi ile ... A.ş. Arasındaki.... ni davalılar ..., ...., ...'un kefil olarak imzaladıkları, sözleşmede ... Miktarının ve kefillerin kefalet miktarının yazılı olmadığı , 23/10/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde;davacı bankanın ... Şubesi ile ... A.ş. Arasında 480.000 TL. Miktarlı ... ni davalı ...'in kefil olarak imzaladığı, sözleşmede kefilin kefalet miktarının 480.000 TL. olarak yazılı olduğu görülmüştür.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 16/10/2019 tarih, 2018/10079 Esas ve 2019/1382 Karar sayılı kaldırma ilamında "YARGITAY 19 HUKUK DAİRE'nin 13/06/2016 Tarih ve 2016/4747 Esas,206/10536 Karar sayılı içtihadı ve yerleşik içtihatlarındada belirtildiği üzere hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu kredi alacağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı konusunda açıklayıcı bir bilgi bulunmamakta olup anılan rapor bu haliyle yetersiz olduğu gibi denetime de elverişli değildir...Asıl dava konusu borcun hangi sözleşme kapsamında kullandırılan krediden kaynaklandığının açıkça belirlenmesi uyuşmazlığın çözümü açısından büyük önem taşımaktadır. Zira, dava konusu borcu doğuran kredinin Davalı-karşı davacılar ve birleşen dosyanın davacıları ... ve ...'un müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullanıldığının saptanması halinde bu kredi sözleşmelerindeki kefaletin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.Dava konusu borcu doğuran kredinin Davalı-karşı davacılar ve birleşen dosyanın davacıları ... ve ...'un imzaları bulunmayan sonraki genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığının belirlenmesi durumunda davacıların sorumlu tutulup tutulmayacaklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetine yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak asıl davaya konu takipte talep edilen alacağın dosyaya sunulan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığı, kullandırılmış ise hangi tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, bu ... de Davalı-karşı davacılar ve birleşen dosyanın davacıları ... ve ..'un geçerli kefaletlerinin olup olmadığı ve birleşen dosyadaki davaya konu icra takibindeki takibe dayanak senedin hangi kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği,bu senedin asıl davadaki kredi borcununda teminatı olup olmadığı,bu senetten kaynaklı birleşen dosya davacılarının davalı bankaya birleşen dava tarihi itibariyle borçlu olup olmadıkları hususunda denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle asıl davaya konu takipte talep edilen alacağın dosyaya sunulan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığı, kullandırılmış ise hangi tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, bu ...'de Davalı-karşı davacılar ve birleşen dosyanın davacıları ... ve ...'un geçerli kefaletlerinin olup olmadığı ve birleşen dosyadaki davaya konu icra takibindeki takibe dayanak senedin hangi kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği,bu senedin asıl davadaki kredi borcununda teminatı olup olmadığı,bu senetten kaynaklı birleşen dosya davacılarının davalı bankaya birleşen dava tarihi itibariyle borçlu olup olmadıkları hususunda rapor düzenlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmıştır.24.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; "Bankanın kullandırdığı 7 adet krediden ötürü borçluların sözleşme kefili sıfatıyla borçlu olduğunu, ayrıca sözleşme olmasa dahi, bono kefili sıfatıyla birleşen dava tarihi itibariyle borçlu bulundukları kanaatin varıldığını, değerlendirmeleri, meselenin asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi 6100 s. HMK m.266/c.2 ve m.279/4 hükmü ile 6754 sayılı Kanun m.3/3 hükmü icabı tamamen ve münhasıran Mahkememize ait olduğu yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir. " 24.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişinin, raporunda yerinde inceleme yapılıp yapılmadığına dair bir açıklamanın bulunmadığı ve dava konusu kredilerin 29.09.2010 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığına ilişkin tespitinin denetime elverişli olmadığı kanaatine varılarak iddia savunma ve dosya kapsamı itibariyle banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle asıl davaya konu takipte talep edilen alacağın dosyaya sunulan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığı,- icra takibine konu borcun hangi kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklandığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti- kullandırılmış ise hangi tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, bu ...'de Davalı-karşı davacılar ve birleşen dosyanın davacıları ... ve ...'un geçerli kefaletlerinin olup olmadığı ve birleşen dosyadaki davaya konu icra takibindeki takibe dayanak senedin hangi kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği, bu senedin asıl davadaki kredi borcununda teminatı olup olmadığı, bu senetten kaynaklı birleşen dosya davacılarının davalı bankaya birleşen dava tarihi itibariyle borçlu olup olmadıkları hususunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine, dosyanın 2 Bankacı, 1 SMMM'den oluşacak bir bilirkişi heyeti ile bilirkişi incelemesi yapılmıştır.24/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda; " A. Asıl Davada;Asıl davaya konu alacak tutarının, davacı ... Bankası A.Ş. ile davalı asıl borçlu...A.Ş. arasında imzalanan 29.09.2010 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, 28.12.2011 tarihli ancak tutar bilgisi içermeyen ve 23.10.2012 tarihli 480.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden, adı geçen davalı asıl borçluya kullandırılan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve... no.lu kredi borçlarından kaynaklandığını, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 4.2. maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.05.2019 Tarih, 2017/1650 E., 2019/507 K. sayılı emsal kararı uyarınca, davacı tarafından yıllık % 37,00 oranından temerrüt faizi talep edilebileceğini, takip tarihi itibariyle gerek % 37,00 temerrüt faiz oranından, gerekse talepteki gibi % 72,00 temerrüt faiz oranından terditli hesaplama yapıldığında; Temerrüt Faiz Oranının % 37,00 Olarak Esas Alınması Halinde; davacı bankanın toplam 48.187,57 TL talep edilebilir nakit alacak tutarının bulunduğunu, takip talebinde ise 67.016,32 TL talep edildiğini, bu durumda 18.828,75 TL (= 67.016,32 TL - 48.187,57 TL) fazla talebin yerinde olmadığını, temerrüt Faiz Oranının % 72,00 Olarak Esas Alınması Halinde; davacı bankanın toplam 60.325,24 TL talep edilebilir nakit alacak tutarının bulunduğunu, takip talebinde ise 67.016,32 TL talep edildiğini, bu durumda 6.691,08 TL (= 67.016,32 TL - 60.325,24 TL) fazla talebin yerinde olmadığını, davacı banka kayıtları incelendiğinde;..., ..., ..., ... ve... no.lu kredilerin 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden ... ve ... no.lu kredilerin ise 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesinden, doğmuş olduklarının anlaşıldığını, davalı-karşı davacılar...ile...’in, 29.09.2010 tarihli 300.000,00 TL tutarlı ve 28.12.2011 tarihli fakat sözleşme tutarı yazılmamış olan Genel Kredi sözleşmelerinde kefil olarak imzalarının bulunduğunu, 23.10.2012 tarih ve 480.000,00 TL tutarlı Kredi Çerçeve Sözleşmesinde ise kefaletlerinin bulunmadığı tespit edildiğini, belirtilen sözleşmelerden 29.09.2010 tarihli Genel Kredi sözleşmesinin “Müşterek Borçlu ve Müşterek Müteselsil Kefalet Şerhi”nin olduğu 31. sayfasında, kefillerin sorumlu oldukları tutar yazılmamış olmakla birlikte, 1’nici sayfasında kredinin toplam limitinin 300.000,00 TL olarak yazıldığını, ancak 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde ise herhangi bir tutar bilgisine rastlanmadığını, 29.09.2010 ve 28.12.2011 tarihli sözleşmeler, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiştir. Yargıtay, emsal kararlarında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde, kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefalet limit bilgilerinin imzaların bulunduğu sayfada yer almasına dair bir zorunluluk bulunmadığını, sözleşmenin herhangi bir sayfasında yer almasının yeterli olduğunu, ancak sözleşmede herhangi bir miktarın bulunmadığı durumda, kefilin sorumlu tutulamayacağı görüşünde olduğunu, bu durumda, 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin, davalı-Karşı Davacılar ... ile ... bakımından geçersiz olduğunu, 23.10.2012 tarihli kredi sözleşmesinde ise adı geçenlerin kefaletleri bulunmadığından, takip tarihi itibariyle dava konusu kredilerden dolayı hesaplanan borçtan, davalı-karşı davacı kefillerin sorumlu tutulamayacağını, B. BİRLEŞEN DAVADA; birleşen davaya konu alacak tutarının, davacılar ...ile ...’in de kefil/borçlu sıfatıyla imzaladıkları 29.09.2010 tanzim tarihli, 25.09.2013 vadeli ve 300.000,00 TL tutarlı bonoya istinaden talep edildiğini, dava tarihi itibariyle kredi borçlusu ... Tic.A.Ş. bakımından terditli yapılan hesaplama sonucunda; temerrüt Faiz Oranının % 37,00 Olarak Esas Alınması Halinde; davacı bankanın toplam 59.691,66 TL talep edilebilir nakit alacak tutarının bulunduğunu, temerrüt Faiz Oranının % 72,00 Olarak Esas Alınması Halinde; davacı bankanın toplam 90.339,70 TL talep edilebilir nakit alacak tutarının bulunduğunu, hemen yukarıda yer verildiği üzere, davaya konu kredilerin doğmuş oldukları kredi sözleşmeleri dikkate alındığında; ...,..., ..., ... ve ...no.lu kredilerin 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden doğmuş olduğunu, ...ve... no.lu kredilerin ise 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesinden doğmuş olduğunu, ancak 28.12.2011 tarihli sözleşmede herhangi bir tutar bulunmadığından, söz konusu sözleşmenin Yargıtay içtihatları uyarınca, davacılar... ile ... bakımından geçersiz olduğunu, 23.10.2012 tarihli sözleşmede ise adı geçenlerin kefaletinin bulunmadığını, bu durumda dava konusu kredilerden dolayı adı geçen davacıların borçlu olmadıklarını, davacıların borçlu olmadıkları yönündeki görüşlerinin Mahkememiz tarafından benimsenmesi durumunda, davacı ...’in dava dışı .. T.A.Ş. ...Şubesi nezdindeki hesabına konulan hacizden dolayı, icra dosyasına 09.03.2015 tarihinde ödenen 118.518,87 TL tutarın, ödendiği tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan talep edilebileceğini, takibe konu bononun tanzim tarihi ve tutarı ile 29.09.2010 tarihli sözleşmenin tarih ve tutarının aynı olduğunu, bu bakımından söz konusu bononun belirtilen kredi sözleşmesi kapsamında düzenlendiği kanısı oluşturduğunu, ayrıca dava konusu kredilerin, belirtilen kredi sözleşmesinden de doğmadığının anlaşıldığını bu durumda bono borçlusu/kefili sıfatıyla davacıların sorumluluklarının olup olmadığının takdirinin Mahkememize ait olduğu yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir. "Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunmuştur.İddia, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; asıl dava yönünden; davacı tarafından davalılar hakkında ... (eski no: ...) sayılı takip dosyası ile toplam 67.016.55 Tl nakdi alacağın ve 5.225,00 TL gayri nakdi alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu, davalıların yasal süresi içinde takibe itirazları sonucu, icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu ve davacı vekili tarafından İİK 67. Maddesi gereğince eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacı bankanın ... şubesi ile davalı asıl borçlu ... A.Ş arasında 29.09.2010, 28.12.2011 ve 23.10.2012 tarihinde 3 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, söz konusu sözleşmelerden 29.09.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde, kefillerin kefalet tutarının yazılmadığı, 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde, hem sözleşme tutarının hem de kefillerin sorumlu oldukları tutarların yazılmadığı, 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve sözleşmesinde ise sadece ...k'in kefalet imzasının bulunduğu, asıl davaya konu alacak tutarının banka tarafından davalı kredi borçlusu şirkete kullandırılan ..., ..., ..., ... ve... no.lu kredilerin 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden ... ve ... no.lu kredilerin ise 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesinden doğmuş olduklarının somut olaya uygun denetime elverişli bulunan 24.01.2022 tarihli bilirkişi raporu tespit edildiği, bu durumda 29.09.2010 tarihli 300.000,00-TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinde, davalı karşı davacılar ... ile ...'in 300.000,00-TL lik geçerli kefaletlerinin bulunduğu, ancak 28.12.2011 tarihli sözleşmede ise sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 484. Maddesi gereğince, sözleşmede herhangi bir tutar bulunmadığından davalı-karşı davacılar ... ile .... bakımından geçersiz olduğu, 23.10.2012 tarihli kredi sözleşmesinde ise davalı-karşı davacılar... ile ...'in kefaletleri bulunmadığından, takip tarihi itibariyle dava konusu kredilerden dolayı hesaplanan borçtan, davalı-karşı davacı kefillerin sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından asıl davada ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Diğer davalılar ...A.Ş. Ve ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; asıl davaya konu alacak tutarının davacı banka ile davalı asıl borçlu....A.Ş. Arasında imzalanan 29.09.2010 tarihli 300.000,00-TL tutarlı, 28.12.2011 tarihli ancak tutar bilgisi içermeyen ve 23.10.2012 tarihli 480.000,00-TL tutarlı genel kredi sözleşmelerine istinaden, davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan ...., ..., ..., ... ve ..., ...ve .... nolu kredi borçlarından kaynaklandığı, davalı kefil ... 'in davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında 23.10.2012 tarihinde imzalanan sözleşmede 480.000,00-TL tutarında geçerli kefaletinin bulunduğu, söz konusu sözleşme kapsamında yer alan kefalet sözleşmesinin 2.1. Maddesinde: TBK 581.maddesi gereği müteselsil kefaletin, doğmuş doğacak tüm borçları kapsayacağı hükmünün yer aldığı, bu kapsamda 23.10.2012 tarihi itibariyle mevcut bulunan borçların da kefaletin kapsamında olduğu, davacı banka tarafından davalılara Beşiktaş ... Noterliğinin 01.10.2013 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek 30.09.2013 tarihi itibariyle kredi hesabının kat edildiği,davalı kefil ...'e gönderilen ihtarnamenin 03/10/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalı asıl borçluya gönderilen ihtarnamenin 05/10/2013 tarihinde iade olduğu, ancak sözleşmenin 60.maddesi gereğince davalı kredi borçlusunun ihtarnamede verilen 1 günlük sürenin dolmasıyla 07.10.2013 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, dolayısıyla davalı asıl borçlu ve diğer davalı kefil ...'in 07.10.2013 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri,Mahkememizce alınan denetime elverişli bulunan 24.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibariyle bu davalılardan; 42.203,91-Tl asıl alacak, 5.832,57-TL işlemiş fazi, 91,09-TL BSMV olmak üzere toplam 48.187,57-TL alacaklı olduğunun hesaplandığı ve asıl alacak tutarına taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 4.2. maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.05.2019 Tarih, 2017/1650 E., 2019/507 K. sayılı emsal kararı uyarınca, davacı tarafından yıllık % 37,00 oranından temerrüt faizi talep edilebileceği tespit edilmiş, davalı kredi lehdarı şirketin asıl borçlu sıfatıyla, davalı ...'in TTK'nun 7 ve TBK'nun 589 maddeleri uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla; bu borçtan ve kendi temerrütlerinin sonuçlarından sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; nakdi alacak talebi yönünden; ... (eski no: ...) sayılı takip dosyasında ve tahsil tekerrür olmamak üzere asıl borçlu ... A.ş ve ...'in itirazının nakdi alacak yönünden 42.203,91-Tl asıl alacak, 5.832,57-TL işlemiş fazi, 91,09-TL BSMV olmak üzere toplam 48.187,57-TL için iptaline takibin bu miktar üzerinden ve fakat asıl alacak tutarı olan 42.203,91-TL sına takip tarihinden itibaren %37 oranında temerrüd faizi yürütülmek suretiyle ve takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, nakdi alacak yönünden alacak likit olduğundan, davalılar ... A.ş ve...'in hükmolunan 48.187,57-TL nin % 20 oranında 9.637,51-TL icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına, bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredisinin depo talebi yönünden; takip tarihi itibariyle davacı bankaya 5 adet çek yaprağının iade edilmediği tespit edilmiş söz konusu çeklerin banka sorumluluk tutarından dolayı, davacı bankanın toplam 5.225,00-TL(5x 1.045,00.-TL) gayrinakdi alacak tutarının bulunduğu tespit edilmiştir. Gayri nakdi alacağa ilişkin olarak davalı asıl borçlu ... A.Ş'nin itirazının 5.225,00 TLnin deposu yönünden iptaline karar vermek gerekmiş, diğer davalı .... ile ilgili gayri nakdi alacak talebi yönünden ise davalı tarafından imzalanan 23.10.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefilin gayrınakdi çek depo bedellerinden sorumluluğu açıkça düzenlenmediğinden davalı kefilin sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından bu talep yerinde görülmeyerek reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl dosyadaki karşı davada; icra dosyası üzerinden haksız ihtiyati haciz uygulaması nedeniyle, karşı davacıların zarar gördükleri, manevi kişiliklerinin ihlal edildiği belirtilerek manevi tazminat isteminde bulunulmuştur. Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde de mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekli ve yeterlidir.(Yargıtay 4 HD 2013/2705 E-2014/165 K. 13.01.2014 )2004 sayılı İİK’nun 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden doğan maddi tazminat davalarında kusursuz sorumluluk esası geçerli olup, manevi tazminat yönünden ise kusur sorumluluğu söz konusudur. Haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için TBK’nun 49.maddesindeki koşulların oluşması gerekir.Somut olayda, davacı bankanın İstanbul 42 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/264 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı aldığı ve bu kararı ... Sayılı icra dosyası ile üzerinden uygulandığı anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz kararı incelendiğinde, borçlu ... A.Ş açısından 106.769,40 TL üzerinden kabulüne , B.K.nun 583.maddesine göre kefalet sözleşmesi yazılı şekilde ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi belirtilmedikçe kefaletin geçerli olmayacağı, genel kredi sözleşmesinde kredi limiti ve kefalet limiti gösterilmediğinden, kefiller..., ..., ...açısından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, davalı/karşı davacılar hakkında verilmiş bir ihtiyati haciz kararı yokken, alacaklı vekilinin 24.06.2014 tarihli talepleriyle... A.Ş., ..., ... ve...'un menkul ve gayrimenkul mallarının ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının haczini talep ettiği, bu taleplerden sonra davalı karşı davacıların bir kısım banka hesaplarına ve tapu kayıtları üzerine hacizler konulduğu, borçlular vekilinin vermiş olduğu itiraz ve hacizlerin kaldırılması talepleri dilekçesi üzerine 08.07.2014 tarihinde, İstanbul 42 Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2014 tarih ve 2014/264 D.İş E- 2014/271 K. Sayılı ihtiyati haciz kararı gereğince takibe geçildiği ihtiyati haciz kararının sadece borçlulardan ... A.Ş. Hakkında kabul edilmiş olduğundan diğer borçlular hakkındaki yapılan hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda haksız yere bir kimsenin malvarlığı üzerine haciz koyulması o kimsenin kişilik haklarına saldırı oluşturan ve Türk Borçlar Yasası'nın 58. maddesi gereğince manevi tazminatla sorumlu tutulmasını gerektiren bir davranış olduğu ve manevi tazminat isteminin koşullarının oluştuğu kanaatine varılarak davacıların karşı davasının kabulü ile davacılar ...ve ... lehine TBK 51 maddesi gereğince 5.000-TL şer olmak üzerek toplam 10.000,00-TL manevi tazminatın davacı-karşı davalı bankadan alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.Birleşen dosyada ... sayılı takip dosyasına dayalı olarak birleşen davacıların birleşen davalı bankaya borçlarının bulunmadığı iddia edilmiştir. Anılan takip dosyasında takibin dayanağı 29.09.2010 tanzim tarihli, 25.05.2013 ödeme tarihli, 300.000,00 TL bedelli borçlususunun kredi lehtarı şirket olduğu davacıların kefil olarak yer aldığı kambiyo senedine dayanılarak talepte bulunulmuş ve diğer takip dosyaları ile tahsil de tekerrür olmayacak şekilde takibe geçildiği belirtilmiştir. Bu takibin başlangıcı İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2014 tarih ve 2014/399 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararının uygulanması ile başlanmıştır. Esas dosya borcu ile birleşen dosya borcu aynı nedenlere dayalıdır. Takibe konu bononun tanzim tarihi ve tutarı ile 29.09.2010 tarihli sözleşmenin tarih ve tutarının aynı olduğu, bu kapsamda asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin teminatı oluşturmak üzere birleşen davanın konusu olan teminat senedi alındığı, ancak dava konusu kredilerin belirtilen kredi sözleşmesinden doğmadığı, davalı bankanın alacaklı olduğunu iddia ettiği kredilerin 28.12.2011 ve 23.10.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 484. Maddesi gereğince, 28.12.2011 tarihli sözleşmede herhangi bir tutar bulunmadığından davacılar ... ile ... bakımından geçersiz olduğu, 23.10.2012 tarihli kredi sözleşmesinde ise davacılar ... ile ...'in kefaletlerinin bulunmadığı, bu hali ile davalı bankanın takip ve dava konusu bono nedeniyle alacaklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığından (Yargıtay 11.HD 2020/4485 E- 2021/6890 K, 06.12.2021) davacı ...’in banka hesabına konulan hacizden dolayı, icra dosyasına 09.03.2015 tarihinde ödenen 118.518,87 TL tutarın, ödendiği tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan istirdatı ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur....."gerekçesi ile,'' A-Asıl dava yönünden; 1-Davanın kısmen kabulü ile ... (eski no: ...) sayılı takip dosyasında ve tahsil tekerrür olmamak üzere asıl borçlu ... A.ş ve ...'in itirazının nakdi alacak yönünden 42.203,91-TL asıl alacak, 5.832,57-TL işlemiş fazi, 91,09-TL BSMV olmak üzere toplam 48.187,57-TL için iptaline takibin bu miktar üzerinden ve fakat asıl alacak tutarı olan 42.203,91-TL sına takip tarihinden itibaren %37 oranında temerrüd faizi yürütülmek suretiyle ve takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine,Davalılar ... A.ş ve ...'in hükmolunan 48.187,57-TL nin %20 oranında 9.637,51-TL icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına, bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine,2-Gayri nakdi alacağa ilişkin olarak davalı asıl borçlu ... A.Ş'nin itirazının 5.225,00 TL'nin deposu yönünden iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, Diğer davalı ... ile ilgili gayri nakdi alacak talebi yönünden istemin reddine, 3-Davalılar ...ve... aleyhine açılan davanın REDDİNE,Davalıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine B-Asıl davadaki karşı yönünden;Davanın Kabulü ile davacılar ... ve ... lehine 5.000-TL şer olmak üzerek toplam 10.000,00-TL manevi tazminatın davacı-karşı davalı bankadan alınarak davacılara verilmesine, C-Birleşen İstanbul 8 ATM 'nin 2015/205 Esas sayılı dosyası yönünden;Davanın kısmen kabulü ile; davacıların ... Sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile 118.518,87-TL nin 09.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davalı Banka Vekili ve asıl davada davalı/karşı davacı -birleşen davada davacılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı / karşı davalı / birleşen dosya davalısı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl dava ve karşı dava yönünden; müvekkil ... Bankası A.Ş. ile ... arasında 29.09.2010, 28.12.2011 ve 23.10.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini ve diğer davalıların bir kısım sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzaladıklarını, sözleşmelerden doğan alacağın ödenmediğini ve Beşiktaş ... Noterliğinin 01.10.2013 tarih, ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarının davalılara keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle ... dosyası üzerinden davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı üzerine itirazın iptali davası ikame edildiğini, yerel mahkemede yapılan yargılama neticesinde müvekkil banka alacağının 2011 ve 2012 yıllarına ait Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklandığı, ... ve ...'in 2010 ve 2011 yılına ait Genel Kredi sözleşmelerinde imzası bulunsa da 2011 yılına ilişkin Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet limitinin belirlenmediği ve 2012 yılına ait Genel Kredi Sözleşmesinde imzalarının bulunmadığının kabul edildiğini, geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını kabulle bu iki davalı hakkında davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerinin çerçeve nitelikli sözleşmeler olduğunu, bu sözleşmelerin birbirleri ile bağlantılı olduğunu, dosya kapsamında alınan 14.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda çerçeve kredi sözleşmesinin tanımı ve niteliklerinin ayrıntılı olarak açıklandığını, raporda belirtildiği üzere "davalıların imzaladığı 29.09.2010 ve 28.12.2011 tarihli sözleşmelerin belli bir krediye hasredildiğini, özel kredi sözleşmesi olmayıp Genel Kredi Sözleşmesi olduğundan, bu sözleşme ile kullandırılan kredinin kapadığı, kefaletin de sona erdiği gibi bir düşüncenin geçerli olmadığını, daha sonra yeni sözleşmeler alınmış olmasının da buradaki kefaleti ortadan kaldırmayacağını, dolayısı ile taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinin çerçeve nitelikli olduğunu, 2010, 2011 ve 2012 tarihli sözleşmelerin bir bütün olduğunu, kefillerin çerçeve sözleşme niteliği gereği tüm sözleşmelerden kullandırılan kredilerden bankanın karşı sorumlu olduğunu, işbu sebeple sözleşme yönünden ayrıma gidilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, icra takip borcunun 2011 yılı ve 2012 yılına ait Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklı olduğu tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarında da belirttikleri üzere bilirkişilerin karşı taraf hesabında yapılan son işlemleri tarih olarak sıraladığını, bu sıralama doğrultusunda 23.10.2012 tarihli GKS sonrası yapılan işlemleri bu sözleşmeye 23.10.2012 tarihli ... öncesi yapılan işlemleri ise 28.12.2011 tarihli ...'ye özgülediklerinin görüldüğünü, Genel Kredi Sözleşmelerinin taraflarca sonlandırılmadığı sürece devam eden sözleşmeler olduğunu, sırf 28.12.2011 tarihli ve 23.10.2012 tarihli sözleşmelerin akdedilmesinin, 29.09.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini ortadan kaldırmayacağını, müvekkil bankaca 28.12.2011 sonrası kullandırılan kredilerin, sadece tarih dikkate alınarak bu sözleşmeyle özleştirilemeyeceğini, 29.09.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi geçerliliğini korumakta olduğunu, tüm kredi kullandırımlarının bu sözleşme kapsamında yapıldığını, nitekim 29.09.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin sonlandığını gösterir herhangi bir sözleşme hükmünün de bulunmadığını, tarih bakımından yapılan hesaplamaya dayanılarak kredinin sözleşmeye özgülendirilmesinin Genel Kredi Sözleşmelerinin ruhuna aykırı olduğunu, belirttikleri şekilde yapılması gereken araştırmanın bilirkişilerin yaptığından daha kapsamlı bir araştırma gerektirdiğini, bilirkişilerce en azından; 29.09.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi miktarının tespiti, bunun tamamen ödenip ödenmediği, kapanıp kapanmadığının, banka kayıtları ile ortaya konulacak şekilde tespiti olduğunu, yerel mahkemenin işbu itirazları yönünden bir inceleme yapmadığını, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini, 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet limitinin belirlenmediği, kefaletinin geçerli olmadığını kabul ettiklerini ilgili Genel Kredi Sözleşmesinin tüm sayfaları ile bir bütün olduğunu, ilgili Kredi Sözleşmesinin tüm incelendiğinde sözleşmesinin kapağının üzerinde 300.000,00.-TL ibaresinin yer aldığını, söz konusu ibarenin kefalet/kredi limiti olduğunu ve aksi yöndeki tespite katılmadıklarını, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri çerçeve sözleşmeler olduğunu, birbirlerinin devamı niteliğinde olduklarını, özetle 2011 tarihli GKS 2010 yılına ait GKS'nin devam ve eki niteliğinde olduğunu ve bu yönü ile kefilleri bağlayıcı olduğunu, asıl davada diğer davalılar yönünden verilen davanın kısmen reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, nitekim; %37 oranında temerrüt faizi istenebileceğini ve bu rakam üzerinden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, yerel mahkemenin faiz oranının tespitinde dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunu dikkate aldığını,bilirkişiler temerrüt faizi tespit ederken sadece 2012 yılına ait Genel Kredi Sözleşmesini dikkate aldığını, buna rağmen 2011 ve 2010 yıllarına ait Genel Kredi Sözleşmelerinin geçerliliğini koruduğunu, nitekim bilirkişiler bankanın uygulama değişikliğine atıf yapmışlarsa da 2011 ve 2010 yılı Genel Kredi Sözleşmelerinin 53. Maddelerinde bunun bağlayıcı olmayacağı açıklanmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen banka tarafından Merkez Bankası bildirilen TL kredilerde fiilen uygulanabilecek en yüksek faiz oranlarının TL krediler için % 36 olduğunu, ilgili mektubun 18. Maddesi gereği temerrüt faiz oranı tüm TL krediler için ... Bankası'na bildirilen en yüksek Ticari Kredi faiz oranın %100 fazlasıyla, YP kredilerde ise akdi faizin %100 fazlasıyla uygulanacağı hükmü çerçevesinde talep edilen %72 faiz oranında bir hata bulunmadığını, nitekim emsal olarak mahkemeye bilirkişiler tarafından sunulan Yargıtay kararının taraflar arasındaki imzalanan sözleşme kapsamında belirtilen akdi faize atıf yapmakta olduğunu, dava konusu ihtilafta akdi faizi uygulanmasını gerektirir bir hüküm bulunmadığını, işbu sebeple dava konusu ihtilafta %37 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği şekilindeki tespiti kabul etmediklerini,Gayri nakdi Banka alacağının ... yönünden reddinin hatalı olduğunu, tüm sözleşmeler yönünden inceleme yapılması gerektiğini, bozma kararı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararında dahi temerrüt faizi oranının bozma sebebi sayılmamış olduğunu, bilirkişiler tarafından tespit edilen ve Yerel Mahkemece kabul edilen temerrüt faiz oranının hatalı olduğunu ve bu hatalı hesaplama neticesinde yapılan Banka alacağı hesaplamasının da hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece davalı tarafın karşı davasının kabulüne karar verildiğini ve müvekkil bankanın tazminata mahkum edildiğini, söz konusu kararın hatalı olduğunu, ihtiyati haciz kararının uygulanmasının müvekkil bankanın tek taraflı eylemleri ile mümkün olmadığını ve tazminat sebebi olarak gösterilen eylemlerin icra memur işlemleri olduğunu, icra memur işlemlerinden dolayı müvekkil banka aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Birleşen dava yönünden istinaf sebeplerinin; yerel mahkeme dosyası ile birleşen menfi tespit davasında; 29.09.2010 düzenlenme, 25.09.2013 vade tarihli, 300.000,00.-TL tutarlı bono ile ilgili olarak birleşen dosya davacıları aleyhine ...Dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibine geçildiğini, ilgili icra takibi hakkında açılan menfi tespit davası neticesinde yerel mahkemece icra takibine konu edilen bononun teminat amaçlı verildiğini, kambiyo senedi vasfına haiz olmadığını, asıl dava göz önüne alınarak birleşen davanın kabulüne karar verildiğini, menfi tespit davasının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, icra takibine konu teminat senedi olmadığını, dosya kapsamında bunun aksini gösterir yazılı bir belge veya sözleşme hükmü bulunmadığını, bononun teminat senedi olmadığını, bono üzerinde teminat senedi olarak verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı gibi, bononun teminat amacıyla verildiğini gösterir yazılı bir delil bulunmadığını, sözleşme hükmü de olmadığını, bu durumda dava konusu bononun teminat senedi olduğundan bahsedilemeyeceğini, teminat senedi iddiasında bulunan tarafın yazılı bir belge ile bu iddiasını kanıtlaması gerektiğini, alacaklı/davalı tarafın ispat yükü bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI / KARŞI DAVACI / BİRLEŞEN DOSYA DAVACILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İlk Derece Mahkemesinin kararındaki yalnızca asıl ve birleşen davadaki kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine yönelik kısmını istinaf konusu ettiklerini, karşı tarafın banka olduğunu, elinde on binlerce çalışan, uzman, müdür, müfettiş barındırdığını, asıl kredi borçlusuna kullandırdığı kredileri, hangi kredi sözleşmesine istinaden kullandırmış olabileceğini, buna göre müvekkillerinin yasal sorumluluğu olup olmadığı, asıl kredi borçlusundan hak ettiği gerçek alacak tutarını, bu alacak tutarı için 2 ayrı icra takibi ile mükerrer tahsilat yaptığını, elindeki bononun kambiyo bonosu değil teminat bonosu olduğunu, bu bono ile kambiyo takibi yapamayacağını pekala kolaylıkla bilmekte yada bilebilecek durum olduğunu, bankanın tüm bunları bilmesine rağmen, sorumlu olmadığı müvekkiller hakkında icra takipleri başlatarak, kambiyo takibine itirazın takibi durdurmayacağından da istifade ederek ve üstelik mükerrer tahsilatlar yapmasının da apaçık bir kötü niyet olduğunu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin asıl davada ve birleşen davada, bankanın haksızlığını belirleyip, asıl davasındaki taleplerini müvekkiller yönünden reddederken, birleşen davada da yine bankanın haksızlığını kabul ederek müvekkilden haksızca ve mükerrer tahsilat yaptığını kabul edip haksız tahsil ettiği paranın müvekkile iadesine karar verirken, her iki dosya için de takip konusu alacağın %20'şeri oranında kötü niyet tazminatına hükmetmemiş olmasının da usul ve kanuna ve istikrarlı içtihatlara aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu yöndeki kısımlarına dair istinaf taleplerinin kabulü ile bu kısımlarının ilamdan çıkartılarak asıl ve birleşen davada ayrı ayrı takip konusu ancak tutarlarının %20'si oranında kötü niyet tazminatlarının da bankadan tahsili ile müvekkillere ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 16/10/2019 Tarih ve 2018/10079 Esas - 2019/1382 Karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir. Asıl Dava, davacı banka ile davalı...A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcun tahsili talebiyle asıl borçlu ve kefiller hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nde yapılan icra takibine davalı borçluların itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Asıl davada -karşı dava,haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak bonodan dolayı davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, A-Asıl davada;Davalılar ... A.ş ve .. yönünden davanın kısmen kabulüne, Davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın REDDİNE, B-Asıl davadaki karşı yönünden; Davanın Kabulüne, C-Birleşen İstanbul 8 ATM 'nin 2015/205 Esas sayılı dosyası yönünden; Davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davalı Banka Vekili ve asıl davada davalı/karşı davacı -birleşen davada davacılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davaya konu ... Sayılı icra dosyasının takip talebi incelendiğinde; davacı banka tarafından davalı borçlulara karşı 19/06/2014 tarihinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Beşiktaş ... Noterliği'nin 30/09/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesine konu borçtan doğan 54.985,90 TL. Asıl alacak,11.457,54 TL. İşlemiş faiz, 572,88 TL. Faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam:67.016,31 TL. Lik nakdi alacak,5.225,00 TL. De gayrinakdi alacak yönünden icra takibinde bulunulduğu ve borcun hangi .... Ve ne zaman çekilen krediden kaynaklı olduğunun belirtilmediği görülmüştür. ... Sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak Beşiktaş ... Noterliği'nin 30/09/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi incelendiğinde; Muhataplardan borçlu ... A.Ş.ile banka arasında akdedilen kredi sözleşmelerine istinaden adı geçene kredi kullandırılmış olup ekli hesap özetlerinde de görüleceği üzere söz konusu krediler nedeniyle 30/09/2013 tarihi itibariyle 101.544,40 TL. Olmak üzene nakit, 5.225,00 TL. Gayrinakit borcun bulunduğu belirtilmiş ve borcun hangi ... ve ne zaman çekilen krediden kaynaklı olduğunun belirtilmediği görülmüştür. Birleşen davaya konu ... Sayılı icra dosyası incelendiğinde; davacı banka tarafından davalılar hakkında toplam 90.857,38 TL. alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve "kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla" icra takibinde bulunulduğu, takibin dayanağının İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.09.2014 tarihli 2014/399 D.iş sayılı ihtiyati haciz kararı ve 29.09.2010 tanzim, 25.09.2013 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bir adet "bono" olduğu görülmüştür.Davacı / karşı davalı / birleşen dosya davalısı banka vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;Dosya arasında fotokopileri bulunan davaya konu genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde; 29/09/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde;davacı bankanın ... Şubesi ile ... A.Ş. Arasında 300.000 TL. Miktarlı.... ni davalılar ..., ...,...'un kefil olarak imzaladıkları, sözleşmede kefillerin kefalet miktarının yazılı olmadığı,28/12/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde;davacı bankanın ... Şubesi ile ...A.Ş. Arasındaki ... ni davalılar ..., ...,...'un kefil olarak imzaladıkları, sözleşmede ... Miktarının ve kefillerin kefalet miktarının yazılı olmadığı,23/10/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde;davacı bankanın ... Şubesi ile ...A.Ş. Arasında 480.000 TL. Miktarlı ... ni davalı ...'in kefil olarak imzaladığı, sözleşmede kefilin kefalet miktarının 480.000 TL. Olarak yazılı olduğu görülmüştür.Dairemiz kaldırma kararından sonra aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; Asıl davaya konu icra takibinindeki alacağa konu ..., ..., ..., ... ve ... no.lu kredilerin 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden, ... ve ... no.lu kredilerin ise 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesinden doğmuş oldukları, 28.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin, Davalı-Karşı Davacılar ... ile ... bakımından geçersiz olduğu, 23.10.2012 tarihli kredi sözleşmesinde ise adı geçenlerin kefaletleri bulunmadığından, takip tarihi itibariyle dava konusu kredilerden dolayı hesaplanan borçtan, Davalı-Karşı Davacı kefillerin sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; Asıl davaya konu icra takibinindeki alacağa dayanak ..., ..., ...,... ve... no.lu kredilerin 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden, ... ve ... no.lu kredilerin ise 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesinden doğmuş oldukları, 23.10.2012 tarihli genel kredi sözleşmesini Davalı-Karşı Davacılar ...ile ...'in kefil olarak imzalamadıkları ve kefaletleri olmadığından 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesi uyarınca çekilen ... ve ... no.lu kredi borçlarından sorumlu değillerdir. Asıl davaya konu icra takibine dayanak ..., ..., ..., ... ve ...no.lu kredilerin Davalı-Karşı Davacılar ... ile ...'in kefil olarak imzalamadıkları 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca çekildiği tespit edilmiş ise de, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK.'nun 484.maddesi uyarınca kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet akdinin yazılı şekilde yapılmasının yanı sıra kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği de öngörülmüştür. Yukarıda da ifade edildiği üzere davanın konusu oluşturan 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde davalı kefillerin kefalet limitleri gösterilmemiştir. ....'de de herhangi bir miktarda bulunmamaktadır. Mülga 818 sayılı BK'nun 484. maddesi gerekse dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 583. maddeleri uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, sözleşmede kefalet tutarının açıkça belli olması gerektiğinden davalıların sözleşme içerisinde sorumlu olacağı kefalet limiti ayrıca ve açıkça gösterilmediği gibi kefillerin sorumluluğuna dair muayyen bir miktarında belirtilmediği, davalıların sözleşmeyle bağlı olmadığı, bu bilgiler ışığında, davalıların işbu sözleşmeye bağlı olarak sorumlu tutulamayacakları, davalı kefiller açısından bu sözleşme geçersiz bulunduğundan, geçersiz sözleşmeye dayalı çekilen kredi borcundan da sorumlu değillerdir. (Yargıtay 19 HD. nin 19/12/2019 Tarih ve 2017/4882 Esas - 2019/5617 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Bu tespitler ışığında mahkemece, asıl davaya konu icra dosyasında takip tarihi itibariyle dava konusu kredilerden dolayı hesaplanan borçtan, davalı-karşı davacı kefillerin sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile asıl davada davalılar...ve ... aleyhinde açılan davanın reddine karar verilmesi dosya kapsımına, usul ve yasaya uygun olduğundan davacı banka vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir Dairemizin 16/10/2019 Tarih ve 2018/10079 Esas - 2019/1382 Karar sayılı kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin 15/02/2018 tarih ve 2014/277 Esas - 2018/139 Karar sayılı kararı sadece davalı / karşı davacı / birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili tarafından istinaf edildiği, asıl dava davacısı banka vekili ve asıl davanın diğer davalıları ... A.Ş. ve ... tarafından istinaf edilmediğinden davalılardan ...A.Ş. ve ... hakkındaki ... tarafından önceki karar ile verilen hüküm kesinleşmiş olup bu durum göz ardı edilerek bu davalılar yönünden önceki hükümden farklı yeni bir hüküm kurulması yerinde olmayıp bu durum açıkça istinaf sebebi yapılmasa da kamu düzenine ilişkin olduğundan HMK. 355. Madde uyarınca resen gözetilmiştir.Dairemizin kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin 15/02/2018 tarih ve 2014/277 Esas - 2018/139 Karar sayılı kararı ile davacı bankanın davalı kefiller yönünden gayri nakdi alacak talebi isteminin reddine karar verildiği, bu karar davacı banka tarafından istinaf edilmediğinden kesinleştiği anlaşılmakla, davacı banka vekilinin davalı ... hakkında gayri nakdi alacak yönünden talebin reddine karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı / karşı davalı / birleşen dosya davalısı banka vekilinin asıl davadaki karşı davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Asıl davadaki karşı dava ile, icra dosyası üzerinden haksız ihtiyati haciz uygulaması nedeniyle, karşı davacıların zarar gördükleri, manevi kişiliklerinin ihlal edildiği belirtilerek manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.İlk derece mahkemesine sunulan deliller ışığında, mahkemece karşı davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı / karşı davalı banka vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı / karşı davalı / birleşen dosya davalısı banka vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece, bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Birleşen dosya davalısı banka vekili birleşen davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde; Davacı -Birleşen davada Davalı ... Bankası A.Ş. ile Davalı... A.Ş. Arasında; 29.09.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 28.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 23.10.2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, davalılar tahsil edildiğinde işbu sözleşmelerden doğan kredi borcuna mahsup edilmek üzere 29.09.2010 tanzim, 25.09.2013 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bonoyu düzenleyerek Müvekkili Bankaya teslim ettiklerini, bononun vadesi geldiğinde borçlular tarafından ödenmediğinden ihtiyati haciz kararı alınarak Kambiyo Senetlerine Özgü Yolla icra takibi başlatıldığını beyan etmiştir.Birleşen davaya konu ... Sayılı icra dosyası ile; Alacaklı banka tarafından davalılar hakkında toplam 90.857,38 TL. alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.09.2014 tarihli 2014/399 D.iş sayılı ihtiyati haciz kararı ve 29.09.2010 tanzim, 25.09.2013 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bir adet "bono" ya davalı ... ve ... sayılı dosyalar ile tahsilde tekerrür olmamak üzere icra takibi başlatılmıştır.Davalı banka vekilinin gerek cevap dilekçesindeki beyanı, gerekse birleşen davaya konu icra takibinin asıl davaya konu icra takibine esas borca tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığına ilişkin kayda göre davalı bankanın, birleşen dava konusu bononun kredi sözleşmelerinin teminatı olarak alındığını kabul ettiği anlaşılmıştır.HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Birleşen dosya davalısı banka vekilinin birleşen davaya yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen cevap ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, davalı bankanın alacaklı olduğunu iddia ettiği kredilerin 28.12.2011 ve 23.10.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 484. Maddesi gereğince, 28.12.2011 tarihli sözleşmede herhangi bir tutar bulunmadığından davacılar ... ile... bakımından geçersiz olduğu, 23.10.2012 tarihli kredi sözleşmesinde ise davacılar ... ile ...'in kefaletlerinin bulunmadığı, bu hali ile davalı bankanın genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı birleşen dava davacılarından alacaklı olmadığının tespit edildiği, bu tespite göre bu kredilerin teminatı olarak verilen bonodan kaynaklı olarak da birleşen dosya davacılarının davalı bankaya borçlu olmadıkları anlaşılmakla; Mahkemece, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalı banka vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı / karşı davacı / birleşen dosya davacılar vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde; Asıl davada kötüniyet tazminatı hükmedilmediğine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,Yargıtay 13. HD.'nin 03/04/2013 tarih ve 2012/26728 Esas - 2013/8605 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, İİK 67/2 maddesi, takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceğini hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca alacaklı-davacı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır.Dosya kapsamı itibariyle, davacının asıl davaya konu miktar yönünden davalılar ... ile ... hakkında takip yapmakta ve itirazın iptali davası açmakta haksız olduğu sabit ise de davacının kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle davacının kötü niyetinin ispatlanamamış olması karşısında, İİK 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatı koşulların oluşmadığı anlaşılmakla; Mahkemece, davalıların kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan bu yönde ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Birleşen davada kötüniyet tazminatı hükmedilmediğine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde, Borçlu aleyhine takip başlatan alacaklının İİK'nın 72/5 maddesi gereğince kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için haksız olmasının yanısıra kötüniyetli olması da şarttır. Dosya kapsamına göre ve yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, davacılar hakkında icra takibi başlatan davalının haksız ve kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden mahkemece davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, Davalı / karşı davacı / birleşen dosya davacılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, Davacı / karşı davalı / birleşen dosya davalısı banka vekilinin asıl davadaki karşı dava ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen usulen kabulü ile, yapılacak başkaca tahkikat işlemi ve toplanacak delil bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm tesis edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı / karşı davacı / birleşen dosya davacılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı / karşı davalı / birleşen dosya davalısı banka vekilinin asıl davadaki karşı dava ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı / karşı davalı / birleşen dosya davalısı banka vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen USULEN KABULÜ İLE, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 29/04/2022 tarih ve 2019/596 Esas-2022/348 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, A-) ASIL DAVA YÖNÜNDEN;( Dairemizin 16/10/2019 Tarih ve 2018/10079 Esas - 2019/1382 Karar sayılı kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin 15/02/2018 tarih ve 2014/277 Esas - 2018/139 Karar sayılı kararı sadece davalı / karşı davacı / birleşen dosya davacıları ...ve ... vekili tarafından istinaf edildiği, asıl dava davacısı banka vekili ve asıl davanın diğer davalıları .... A.Ş. ve ... tarafından istinaf edilmediğinden davalılardan ... A.Ş. ve ... hakkındaki ... tarafından önceki karar ile verilen hüküm kesinleşmiş olmakla bu davalılar hakkında aynı hüküm kurulmuştur. ) 1-Davanın KISMEN KABULÜNE,...(Eski Esas No: ...) sayılı takip dosyasında ve tahsilde tekerrür olmamak üzere asıl borçlu ... A.Ş. 'nin itirazının nakdi alacak yönünden toplam 67.016,31 TL. Yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacak tutarı olan 54.985,90 TL.' sına takip tarihinden itibaren %72 oranında temerrüt faizi yürütülmek suretiyle ve takip talebindeki diğer koşullarla devamına, 2-Davalı ...'in itirazlarının nakdi alacak yönünden 54.073,49 için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren %72 oranında temerrüd faizi yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına,Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Kabul edilen 67.016,31 TL. Alacağın %20 si oranında 13.403,26 TL. İcra inkar tazminatının davalılar... A.Ş.,... (... A.Ş. tamamından, diğer davalı ...'in 10.814,69 TL'sından sorumlu olmak üzere)'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Gayri nakdi alacağa ilişkin olarak davalı asıl borçlu ... A.Ş'nin itirazının 5.225,00 TL. nin deposu yönünden iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, 5-Davalı ... ile ilgili gayri nakdi alacak talebi yönünden istemin reddine, 6-Davalılar ... ve... aleyhinde açılan itirazın iptali davasının REDDİNE,7-Şartları oluşmadığından davalıların kötüniyet tazminat talebinin reddine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 4.613,78TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan (davalılar... AŞ tamamından, diğer davalı ... 3.693,76 TL'sından sorumlu olmak üzere) tahsiline, peşin alınan harcın mahsubuna, 9-Nakdi alacak yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 7.721,79 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan (davalılar... AŞ tamamından, diğer davalı ... 6.298,08 TL'sından sorumlu olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, 10-Gaydinakdi alacak yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine,11-Reddedilen nakdi alacak yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 12-Reddedilen gayrinakdi alacak yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı...'e verilmesine, 13-Nakdi alacak yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 7.948,17-TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ...ve ...'e verilmesine,14-Gayri nakdi alacak yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 5.100,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... ve ...'e verilmesine,15-Hukuk Muhakemeleri Yasasının 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde ilgili tarafa iadesine,
B-) ASIL DAVADAKİ KARŞI YÖNÜNDEN;1-Davanın Kabulü ile davacılar ... ve ... lehine 5.000-TL şer olmak üzerek toplam 10.000,00-TL manevi tazminatın davacı-karşı davalı bankadan alınarak karşı davacılara verilmesine,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 683,10 -TL nispi karar ve ilam harcından, karşı davacılardan peşin alınan 170,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,30.-TL karar harcının karşı davalı ... Bankası A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Karşı davacılar tarafından yatırılan 170,80 TL peşin harcın, karşı davalı ... Bankası A.Ş'den alınarak karşı davacılara verilmesine,4-Karşı davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin karşı davalı ... Bankası A.Ş'den tahsili ile karşı davacılara verilmesine,5- Karşı davacılar tarafından yapılan 25,10.-TL başvurma harcı, 2.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.025,10.-TL yargılama giderinin karşı davalı ... Bankası A.Ş'den tahsili ile karşı davacılara verilmesine,6-Hukuk Muhakemeleri Yasasının 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde ilgili tarafa iadesine,
C-) BİRLEŞEN İSTANBUL 8 ATM 'NİN 2015/205 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;1-Davanın kısmen kabulü ile; davacıların ... Sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile 118.518,87-TL nin 09.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Şartları oluşmadığından davacıların kötüniyet tazminat talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 8.096,02.-TL nispi karar ve ilam harcından, davacılardan peşin alınan 2.049,30.-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.046,72.-TL karar harcının davalı ... Bankası A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacılar tarafından yatırılan 2.049,30.-TL peşin harcın, davalı ... Bankası A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine,5-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 15.209,29.-TL nispi vekalet ücretinin davalı ... Bankası A.Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine,6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre ret edilen miktar üzerinden belirlenen 1.481,13.-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsiln tahsili ile davalıya verilmesine,7-Hukuk Muhakemeleri Yasasının 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN;1-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 2-Davacı/ karşı davalı/ birleşen dosya davalısı banka tarafından asıl dava yönünden yatırılan 80,70-TL istinaf karar harcının asıl davaya yönelik olarak verilen karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı/ karşı davalı/ birleşen dosya davalısı bankadan asıl davadaki karşı dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 170,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,33 TL harcın asıl davadaki karşı dava davalısı bankadan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı/ karşı davalı/ birleşen dosya davalısı bankadan birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.096,02 TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 2.024,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.072,02 TL harcın birleşen dava davalısı bankadan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davalı/ karşı davacı / birleşen dosya davacıları ... ve...' dan asıl davaya yönelik istinaf başvuruları yönünden Harçlar Kanunu gereğince ve Dairemiz karar Tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL Harcın mahsubu ile bakiye 534,7 TL harcın davalılar ... ve ...' dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davalı/ karşı davacı / birleşen dosya davacıları ... ve ...' dan birleşen davaya yönelik istinaf başvuruları yönünden Harçlar Kanunu gereğince ve Dairemiz karar Tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL Harcın mahsubu ile bakiye 534,7 TL harcın birleşen dosya davacıları ... ve ...' dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı/ karşı davalı/ birleşen dosya davalısı banka tarafından asıl dava yönünden yatırılan 220,70TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 97,00 TL posta gideri olmak üzere; toplam 317,7 TL yargılama giderinin asıl dava davalılarından... A.Ş. ve ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Davacı/ karşı davalı/ birleşen dosya davalısı banka tarafından asıl davadaki karşı dava ve birleşen dava yönünden sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin banka üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı/ karşı davacı/ birleşen dosya davacıları ... ve ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 10-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda asıl dava ve birleşen dava yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere; karşı dava yönünden ise HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile 19/06/2025 tarihinde karar verildi.