T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2184 Esas
KARAR NO:2025/984 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2020/274 Esas 2022/525 Karar
TARİHİ:07/07/2022
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında müvekkili firmanın davalı tarafa talepleri doğrultusunda çeşitli hizmetler verdiğini, bu hizmetler doğrultusunda tutulan cari hesap dökümüne göre davalı tarafın müvekkiline 18.254,34 TL cari hesap borcu olduğunu, davalı tarafın borcun 7.116,50 TL tutarlı kısmını ödediğini, bakiye borcun 11.137,84 TL olduğunu, bakiye borcun tahsil edilememesi üzerine davalı aleyhine .... sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin aynen devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; cari hesap ekstrelerinden anlaşılacağı üzere taraflar arasında 5 yılı aşkın bir süredir karşılıklı olarak nakliye ve sair lojistik işlerinde hizmet alışverişi yapıldığını, 07/11/2018 tarihinde müvekkili aleyhine ... sayılı dosyası üzerinden 18.254,34 TL tutarında alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takip tarihi itibariyle davacı tarafa 7.116,50 TL borcu bulunmakta olduğunu, müvekkili şirkete ait cari hesap ekstrelerinden anlaşılacağı üzere müvekkili şirket tarafından 15.11.2018 tarihinde 4.400,00 TL, 22.11.2018 tarihinde ise 4.100,00 TL ödeme yapıldığını, kalan kısma ile müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığından kısmi olarak itiraz edildiğini, kabul edilen 7.116,50 TL' nin icra dosyasına tüm ferileri ile birlikte 8.500,00 TL olarak ödendiğini, müvekkili şirket tarafından ödenen tutarlar ile söz konusu borcun kapandığı hususunda tarafların sözlü olarak anlaşmaya vardığını, karşı tarafın aradaki farkın sehven işlendiğini belirttiğini ve bunun devamında karşılıklı olarak hizmet alışverişine de devam ettiğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 07/07/2022 Tarih, 2020/274 Esas ve 2022/525 Karar sayılı kararında;Dava hukuki niteliği itibariyle,... sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. ....Mahkememizce her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı , taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının incelenen 2017-2018- 2019-2020 yılları ve öncesine dayandığı, her yıl içerisinde ayrı bir uyuşmazlığın mevcut olduğu, dava tarihinden önce tarafların hiçbir dönem sonunda mutabık olmadığının da tespit edildiği, tarafların BA-BS formlarının da karşılıklı örtüşmediği, her yıl TTK 94/2 maddesi kapsamında mutabakat yapmaksızın ticari ilişkiyi devam ettiren tarafların, cari hesap uyuşmazlığının bilirkişi marifetiyle tespitinin beklenilmesi mümkün olmadığı, sonucuna varılmıştır. Yemin delili 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür.İhtilaflı olan alacak bedellerine yönelik davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafından sunulan yemin metni davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı yan yemin için duruşmada hazır bulunmuş, yemin beyanında kendisine okunan yemin metnini anladığı, usulüne uygun şekilde yemin etmiştir HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda ,tarafların ticari defterlerinin uyumsuzluğu, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporları, tarafların ba/bs formları uyumsuzluğu ve davalı nın yemini de dikkate alınmakla davacı yanın mutabakatsızlığa konu alacağını ispat edemediği anlaşılmakla; açılan davanın reddine karar verilmiştir. "gerekçesi ile; ''Davanın reddine" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın alacağının sebebini davalı firma aleyhine, ... sayılı numarası ile başlatılan icra dosyasını oluşturduğunu, davalı firmanın bu icra dosyasına sunmuş olduğu kısmi itiraz dilekçesi ile borcunun 7.116,50 TL’sini kabul ederek, icra ferileri ile birlikte bu bedeli icra dosyasına ödemiş ise de, itiraz konusu yapılmış olan bakiye 11.137,84 TL için davalı firma aleyhine dava açıldığını,Mahkeme huzurunda yapılan ilk inceleme ile kök ve ek raporları tanzim eden mali müşavir bilirkişi ...'nin 22.01.2021 tarihli raporunda; "Müvekkil firmanın 2018 sonu itibariye davalı firmadan icra takip konusu yapılan toplam 18.254,34 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın 128 şüpheli ticari alacaklar hesabına aktarıldığı, davalı firmanın ise defter kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle böyle bir borcunun bulunmadığı görülmekte ise de, davalı firmanın borcu kısmen kabul ederek, 7.116,50 TL ödemede bulunduğu, davalı firmanın defterlerinde toplu kayıtların atılmış olması sebebiyle kayıtların karşılaştırılamadığı, 28.05.2020 tarihinde hesap mutabakatı yapıldığı, 2020 dönemine ilişkin üzerinde mutabık kalınan rakamın ödendiği, kayıtların 0,59 krş, dışında sıfırlandığı,"nın tespit edildiğini;Bu incelemenin ardından dosyanın tevzi edildiği 2. bilirkişi bağımsız denetçi- mali müşavir...'ın hazırlamış olduğu raporlar içerisinde 2020 yılına ait ticari defter ve kayıtları inceleme altına aldığını ve raporda; "28.05.2020 tarihinde karşılıklı mutabakat ve yapılan ödeme ile hesabın 0,59 krş dışında sıfırlandığı, 29.05.2020 tarihinde ise davacı müvekkil firma tarafından davalı firma adına 36.291,60 TL bedelli faturanın düzenlendiği, bu tarihten sonra da, davacı müvekkil firma tarafından 21.12.2020 tarihinde 2 adet ve Şubat 2021 döneminde yine iki adet faturaların düzenlendiği davalı firmanın bu faturalar karşılığı ödemeleri yapmış olduğu, bu ödemeler dışında, davacı olan müvekkil firmanın 128 şüpheli ticari alacaklar hesabında davalı firmadan 11.137,84 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın 2018 yılına ait 9 adet faturadan kaynaklandığı, davalı kayıtlarında ise aynı dönem için müvekkil firmadan 32.549,11 TL alacağının bulunduğu, ancak müvekkil firma tarafından düzenlenen 21.12.2020 tarih 631,80 TL faturanın bulunmadığı, yine 29.05.2020 tarih 36.291 TL tutarlı faturanın da kayıtlarında yer almadığı, ayrıca davalı firmanın kendisi tarafından yapılan 11.02.2020 tarihli 2.952 TL tutarlı ödemesinin de kendi kayıtlarında yer almadığı, müvekkili firmanın şüpheli alacaklarda tutulan alacağı ile birlikte davalı firmadan toplamda 11.138,43 TL alacağının bulunduğu"nun tespit edildiğini; Yerel mahkeme tarafından yapılan tespitlerin aksine yapılan incelemeler neticesinde, taraf hesapları arasındaki farklılığın aslında ortaya konulduğunu, davalı firmanın hesaplarında yer almadığı tespit edilen 29.05.2020 tarihinde düzenlenen 36.291 TL tutarlı fatura için müvekkili firma tarafından ... sayılı dosyası ile takip işlemlerine başlanmış olduğunu, davalı firmanın bu dosyaya ödeme yaparak borcunu kapattığını, bu durumun Yerel mahkemeye sunulan dilekçe içerisinde bildirdiliğini, Mahkemenin bu dosyayı dikkate ve değerlendirmeye almadığını, bu halde davalının kayıtlarının yaptığı ödemeleri ve aslında kabul ederek, ödemesini gerçekleştirdiği faturaları kayıtlarına almadığının anlaşılması ile ticari defterlerini usulüne uygun şekilde düzenlenmemiş olduğunun anlaşıldığını; Yerel Mahkeme huzurunda ve davalı firma kayıtları üzerinde yapılan ilk bilirkişi incelemesinde de davalının takip tarihi itibariyle aslında ticari kayıtları uyarınca müvekkiline her hangi bir borcunun görünmemekte olduğunun tespit edildiğini, oysa buna rağmen davalının borcunu kısmen kabul ederek, yine ödeme yaptığının görüldüğünü, sadece bu durumun varlığının dahi davalı firmanın defter ve kayıtlarını usulüne uygun şekilde düzenlememiş olduğunu gösterdiğini ancak belirtilen hususlar ile ilgili olarak mahkeme huzurunda yapılan incelemede hiçbir değerlendirmenin yapılmadığını, ilgili hususların değerlendirilmesi halinde, usulüne uygun şekilde düzenlenen müvekkiline ait kayıtların dikkate alınması gerektiğini, belirtilen gerekçeler ile Mahkeme tarafından düzenlenen karar içeriğine itiraz ettiklerini; Tarafların hesapları arasındaki mutabakatsızlığın sebebinin davalının kabul ederek, icra doyasına ödeme yaptığı faturalara ilişkin kayıtları defterlerine almaması ve yine yaptığı ödemelerinde kayıtlarında olmamasından kaynaklandığını, bu durumun bilirkişi incelemeleri ile anlaşıldığını, tarafın defterleri arasındaki uyuşmazlık ve müvekkilinin takip tarihi itibariyle olan alacağı usulüne uygun şekilde düzenlenen ticari kayıt, defter ve hesaplar ile net bir şekilde ortaya konulmuşken, mahkemenin alacağın ispat edilemediği kanaatleri ile yemin teklifinde bulunması yönünde oluşturduğu kararın ve bu gerekçe ile davanın reddine karar vermiş olmasına da itiraz ettiklerini beyanla kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında, davalının gerçekleştirdiği nakliye ve dağıtım hizmetleri dolayısıyla ticari ilişki bulunduğunu, kendisinin de davalıya çeşitli hizmetler verdiğini ve bu nedenle davalıdan cari hesapta alacaklı olduğunu, davalının aleyhine başlatılan icra takibinde borcun bir kısmını kabul ederek ödediğini, kalan kısmına ise haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacıya olan borcun kabul edilerek ödendiğini, başkaca bir borcun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takip tarihinin 07/11/2018 ve dayanağının cari hesap olduğu, münferit fatura alacağının tahsilinin talep edilmediği, Mahkemece alınan tüm bilirkişi raporlarında, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğu ancak takip tarihi itibariyle ticari defterleri arasında mutabakatsızlık bulunduğu, davacının kendi ticari defterlerine göre takip tarihinde davalıdan 18.524,34 TL alacaklı iken davalının ticari defterlerine göre 1.685,10 TL borçlu olduğu, tarafların BA-BS bildirimleri arasında da farklılıklar olduğunun tespit edildiği, 07/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalının 2018-2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin incelendiği, taraflar arasında 2019 ve 2020 yıllarında da ticari ilişkinin devam ettiği, 2020 yılında bakiye alacak konusunda mutabakat sağlandığı ve davalı tarafından mutabık kalınan borcun ödendiği, dava tarihi itibariyle defterlerde herhangi bir alacağın kalmadığının tespit edildiği, rapora eklenen mutabakattaki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen bila tarihli kök ve ek raporda, tarafların 2020 yılı ticari defterlerinin incelendiği ve davacının kendi defterlerine göre 2020 yılında davalıya üç adet fatura düzenlediği ve davalıdan aldığı ödemeler neticesinde hesap bakiyesinin davalı lehine 0,59 TL olduğu, davacının ayrıca şüpheli ticari alacaklar hesabında davalıdan 11.137,84 TL alacaklı olduğu, davalının kayıtlarında ise davacıdan alacaklı olduğu, davacının takibe konu ettiği alacağın 9 adet faturadan kaynaklandığı, bu faturalardan toplam 4.012 TL tutarlı olan ikisinin davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, kalan yedi faturanın ise kayıtlı olduğunun tespit edildiği;Yapılan bu tespitlere göre, davacının icra takibine konu ettiği bakiye açık hesap alacağının ispatını fatura, fatura konusu malın teslimini veya hizmetin verildiğini gösterir, davalı tarafça imzalı irsaliye ve usulüne uygun şekilde tutulmuş ve davalının defterleri ile farklı kayıtlar içermeyen ticari defterleri ile ispat edebileceği, davacı tarafından icra takip talebi ve dava dilekçesinde alacağın dayanağı olarak herhangi bir fatura ve irsaliyenin sunulmadığı, takip 2018 yılında başlatılmış ise de, davanın 2020 yılında açıldığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin takipten sonra da devam ettiği, davacının kendi ticari defterlerindeki ticari alacaklar hesabına göre takipten sonra düzenlediği faturalara dayalı alacaklarını davalıdan tahsil ettiği, herhangi bir alacağının kalmadığı, bu konuda tarafların imzasını taşıyan mutabakat bulunduğu, takip tarihi itibariyle taraf defterlerindeki ticari alacak hesaplarının birbirini teyit etmediği, bilirkişi tarafından alacağın dayanağı olduğu tespit edilen 9 adet faturadan yedisi davalının defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, defterlerine göre takip tarihinde davacıya borçlu olmadığı, kalan iki fatura ile ilgili ise davacı tarafından mal veya hizmetin verildiğine dair bir irsaliye sunulmadığı, davalı şirket yetkilisinin, bilirkişinin alacağın dayanağı olduğunu tespit ettiği faturalar nedeniyle davacıya borçlu olmadıkları hususunda yemin ettiği, davacının, takipte yapılan kısmi ödemeden (2018 tarihli ödeme) kalan alacağını, davalı ile olan ticari ilişkisi devam etmesine rağmen ticari alacak hesabında takip etmediği, 2018 yılından sonra taraflar arasındaki ticari ilişkide karşılıklı fatura ve ödemelerin gerçekleştirildiği ve davacının kendi defterlerinde alacağının sona erdiği ve davacının şüpheli ticari alacaklar hesabında kayıtlı olduğu şekilde davalıdan 11.137,84 TL alacaklı olduğunu ispat edemediği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 193,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 422,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.