T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2196 Esas
KARAR NO :2025/1023 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2016/607 Esas-2022/536 Karar
TARİHİ:08/06/2022
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin güneş enerjisi alanında faaliyet göstermek üzere 2013 yılında kurulduğunu, müvekkil şirket ile davalı ... arasında 01.10.2014 tarihli “Genel Müdürlük iş akdi sözleşmesi” akdedildiğini bu sözleşmeye göre ...'in müvekkil şirkette Genel Müdür sıfatıyla, tam zamanlı ve ticari temsilci olarak, aylık 16.000 TL * KDV maaşla çalışacağını, aylık ücretinin ise diğer davalı ... üzerinden fatura mukabili ödeneceğini, davalı ...'in sözleşmenin 4.ve 6.maddelerine göre tam zamanlı çalışması gerekirken, müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği güneş enerjisi alanında, kendi adına şirketler kurduğunu ve yatırımlar yaptığını, bu kapsamda, müvekkil şirketin sözleşmeli tedarikçilerinden proje geliştirme ve arazi satın alma / kiralama hususunda faydalandığını, geliştirdiği projeleri satarak haksız rekabet yolu ile kazanç sağladığını, davalının, müvekkil şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ... A.Ş'yi kurduğunu, % 45 hissedarı ve yönetim kuruluş üyesi olduğunu, enerji alanındaki faaliyetini ve haksız rekabetini, ... A.Ş'nin % 100 hissedarı olduğu şirketler üzerinden yaptığını, ayrıca % 45 oranında hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ... Enerji A.Ş üzerinden de aynı alanda faaliyette bulunarak haksız rekabetle kazanç sağladığını, davalının bu şirketler hakkında müvekkili şirkete bilgi vermediğini ve onay almadığını, ...'in, müvekkil şirketin taşınmaz satın aldığı yerlerde aynı kişileri kullanarak haksız rekabete konu şirketler adına daha düşük m2 fiyatlarıyla taşınmaz satın aldırdığını ve müvekkil şirketi zarara uğrattığını, davalı ...'in, müvekkil şirketin danışmanları ... ve ... 2 ...Ltd.şirketi ile kendisinin kurduğu şirketlerle sözleşme yaptığını ve onlardan aynı anda hizmet aldığını, ...'in, müvekkil şirket danışmanlarına, artık müvekkil ... Enerji adına proje getirmemelerini, kendi şirketi ... Enerji adına proje getirmelerini, bu iki şirketin ileride tek çatı adında birleşeceğini söyleyerek haksız rekabetinin ortaya çıkmasını önlediğini, müvekkil şirketin kaynaklarını kullanarak 25 MW güç üretim potansiyeline sahip güneş enerjisi üretim iznini haksız rekabet yoluyla elde ettiğini, ...'in bu haksız rekabeti sebebiyle Beşiktaş ... Noterliği 22.02.2016/... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından feshedildiğini, davalının ...'a devrettiği 25 MW güneş enerji projesini müvekkil şirkete iade edeceğini şifahen beyan etmesine karşın bu sözünü yerine getirmediğini, kendisine ihtarname yollanmış ise de haksız rekabete konu varlıkları müvekkiline devretmediğini, dava konusu alacak miktarının bilirkişi hesaplamasıyla ortaya çıkacağından dava değerinin tam olarak belirlenemediğini öne sürerek, davalıların Enerji Alanında kurdukları veya 3.şahıslara kurdurup satın aldıkları veya doğrudan 3.şahıslar üzerinden başkalarına devrettikleri şirketlerin hisselerinin ve mal varlıklarının müvekkili şirket hesabına yapılmış sayılmasına ve müvekkil şirkete devredilmesine, bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili mahkememize sunduğu 11.05.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporunda belirlenen 2022.500 USD haksız rekabet zararının dava tarihindeki değerinin 2020.500 USD x 2.9810 TL = 603.652,50 TL olduğunu, 603.652,50 TL'den dava açılırken peşin yatırılan maddi tazminat tutarı 50.000 TL'nin mahsubu ile bakiye maddi tazminat tutarı 553.652,50 TL' nin peşin harcını ikmal ettiklerini belirterek ıslah dilekçesindeki taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ...'in diğer şirketlerde ortak payının bulunmasının haksız rekabet anlamına gelecekse davacı şirket yetkililerin uzun zamandan beri bu durumdan haberdar olduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkil... Danışmanlık Limited Şirketinin enerji sektöründe danışmanlık hizmeti verdiğini, diğer müvekkil ...'in ise bu şirketin yöneticisi olduğunu, ...'in 15 yıl boyunca enerji sektöründe üst düzey yöneticiliği yaptığını, davacı şirketin kurulmasında ve proje gerçekleştirmesinde çalıştığını, davacı şirket ile ... arasında 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük İş Akdi sözleşmesi akdedildiğini, ...nin iştigal alanına uygun olarak şirketin genel müdürlük pozisyonuna yönelik danışmanlık hizmeti sunulduğunu, herhangi bir rekabet yasağının bulunmadığını, ...'in kişisel bir sözleşmesi ve taahhüdü bulunmamakla birlikte diğer müvekkili ... adına danışmanlık faaliyeti yürüttüğünü, bu çalışmasının... Danışmalık Limited Şirketine karşı sorumlu olmasından ileri geldiğini, ...'in sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkili şirketin ortağı olduğu ... A.Ş'nin faaliyet alanının, davacı şirketin faaliyet alanı ile örtüşmediğini, Hiprom şirketinin asıl amacının proje geliştirmek, davacı şirket amacının ise yatırım yapmak olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA; DAVA;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.10.2014 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmede mutabık kalınan hizmetlerin davalı şirkete sunulduğunu, ancak davacının haksız olarak müvekkil şirket yöneticisi ...'e gerçek dışı isnatlar ileri sürerek 22.02.2016 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında sunduğu 22 günlük hizmet karşılığı ve haksız fesih sebebiyle sözleşmenin 9.maddesinde öngörülen 6 aylık fesih ihbar öneline tekabül eden tazminatın ödenmediğini, buna ek olarak sözleşmenin 7.maddesinde yer alan ve davaya taraf olan tacirler arasında geçmiş dönemlerdeki uygulama ile sabit olan 400.000 USD yi aşkın başarı primini müvekkiline ödenmediğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 22 günlük hizmet bedeli ve erken fesih sebebiyle ödenmesi gereken 6 aylık hizmet bedeli olmak üzere toplam 139.564.50 TL nin işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline ve şimdilik 10.000 USD başarı prim alacağının,Merkez Bankasının kısa vadeli avansları için uyguladığı faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket hissedarı ve yetkilisi ... ile müvekkil şirket arasında 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük İş Akdi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeyle ...'in müvekkil şirkette Genel Müdürlük görevi yaptığını, davacı şirket yetkilisi ...'in, müvekkil şirkette sigortalı işçi olmadığını, TBK m.547 uyarınca ticari temsilci olduğunu, bu nedenle 01.10.2014 tarihli sözleşmede belirlenen 16.000 TL *KDV aylık ücret faturasını, ... yetkilisi olduğu davacı ... üzerinden kestiğini, ancak tam zamanlı çalışması gereken ...'in buna aykırı davrandığını, tüm hizmet bedellerinin ödendiğini. Ancak davacı ... şirketine ödenen 01.02.2016 tarihli 20.650.00 TL, 03.02.2016 tarihli 2.950.00 TL ve 03.02.2016 tarihli 75.520.00 TL faturalarının, yapılan tüm çağrılara rağmen düzenlenip müvekkil şirkete gönderilmediğini, davacının sözleşmeye aykırı olarak düzenlediği dava konusu faturanın kendisine iade edildiğini, davacının bir alacağının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/06/2022 tarih ve 2016/607 Esas-2022/536 Karar sayılı kararında;"...Davalı ...'in davacı şirketteki statüsünün bağlı tacir yardımcılarından ticari temsilci veya genel yetkili ticari vekil olduğu, TBK m. 553 uyarınca bu kişilerin rekabet etmeme borcu altında bulunduğu, davacı şirket tarafından davalı ...'e rekabet yasağına aykırı davranma noktasında bir izin veya icazet verildiği durumda rekabet yasağına aykırılıktan bahsedilemeyeceği, davacı şirket tarafından böyle bir izin veya icazetin verilmediği durumda davalı eylemlerinin rekabet yasağına aykırılık olarak değerlendirilebileceği, somut olayda davacı tarafından davalıya izin veya icazet verildiğinden söz edilemeyeceği, bu durumda davalı ...'in aynı faaliyet alanında iş yapan şirket kurup, aynı faaliyet alanlarında farklı şirketler kurdurup bu şirketlerin yönetiliciğini yapması TBK m.553 uyarınca belirlenen rekabet yasağına aykırı davrandığı,Rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarının TBK m 553/2'de sayıldığı, buna göre davacının uğranılan zararın giderilmesi veya ticari temsilcinin, ticari vekilin veya diğer tacir yardımcısının kendi hesabına yaptığı veya üçüncü kişilere yaptırdığı işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını ve bu isler dolayısıyla aldıkları ücretin verilmesini veya aynı islerden doğan alacağın devredilmesi seçimlik haklarından birini karşı taraftan isteyebileceği,Davacının terditli olarak açtığı davada davalıların enerji alanında kurdukları veya üçüncü şahıslara kurdurup satın aldıkları veya doğrudan üçüncü şahıslar üzerinden başkalarına devrettikleri şirketlerin hisselerini ve mal varlıklarını davacı hesabına yapılmış sayılmasına ve davacıya devrine ilişkin talebinin koşulları oluşmadığından reddine, " bu işler dolayısıyla aldıkları ücretin " verilmesi hükmüne dayalı maddi tazminat davasının kabulü ile davacı ...'in hem ... A.Ş'nin hemde bu şirketin kurduğu diğer 16 şirketin satışından elde ettiği 202.500 USD'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği, taraflar arasındaki ilişkinin 01.10.2014 tarihli sözleşmeye dayandığı, bu nedenle TBK 125 maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, ( GGK 2010/9-328 Esas, 2020/370 karar sayılı ilamı) belirlenmiştir.Davalıların haksız eylemleri nedeniyle itibari zedelenen davacının manevi tazminat talebininde kısmen kabulü ile 2.500 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Birleşen dava yönünden ise;Davacı ..., davalı ...den 01.10.2014 tarihli danışmanlık sözleşmesinin feshi sebebiyle müvekkilin sunduğu 22 günlük hizmet karşılığı bedel ile erken fesih sebebiyle ödenmesi gereken 6 aylık hizmet (feshi tazminat) bedeli olarak toplam 139.564.50 TL nin tahsilini, 400.000 USD yi aşan başarı priminden şimdilik 10.000 USD başarı prim alacağının tahsilini istemektedir.Davacı birleşen dava konusunu dayandırdığı 139.564.50 TL bedelli hizmet faturası dosyaya sunulmuştur. Bu fatura birleşen davanın davacısı ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi tarafından, davalı ...Ş adına kesilmiştir, bu fatura kaydı, ... A.Ş defterinde bulunmamaktadır. Davacı, fatura üzerinde yer alan 22 günlük ücret bedelini, sözleşmenin 22.02.2016 tarihinde feshedilmesi hususuna dayandırmaktadır. Yani burada, Şubat 2016 ayında ödenmemiş 22 günlük bir hizmet bedelinin, ... şirketine ödenip ödenmemesi durumu söz konusu olmaktadır. Aylık hizmet bedelinin ödenmesi hususu, sözleşmenin 7.maddesinde 16.000 TL + KDV = 19.175 TL üzerinden öngörülmüş, bu ücretin her yıl Üfe + Tüfe / 2 oranında artacağı düzenlenmiştir. Dava tarihi itibariyle KDV dahil ücret alacağı aylık 20.650 TL olup, 2016 Şubat ayı 22 günlük hizmet karşılığı : (20.650 / 29 gün x 22 gün) = 15.664.50 TL hesaplanmaktadır, bu hesaplama ilk bilirkişi raporunda her yıl uygulanacak ÜFE + TÜFE artışı uygulanmadan yapıldığı için farklı sonuca ulaşılmıştır. ..., 22.02.2016 tarihinde işinden ayrılmış olup, 22 günlük ücretini almadığı dikkate alındığında; hesaplanan 15.664.50 TL yi ... Enerji şirketinden talep etmeye hakkının olacağı davacının talep ettiği diğer alacak kaleminin sözleşmenin erken feshi sebebiyle sözleşmenin 9.maddesindeki, “İşbu sözleşme 01.10.2014 tarihinde yürürlüğe girer. Taraflar 6 aylık bir ihbarla işbu sözleşmeyi tazminatsız olarak fesih edebilir” düzenlemesine dayandığı, ancak davalının sözleşmeyi haksız rekabet yasağına aykırılık nedeniyle haklı olarak feshettiği, bu durumda sözleşmenin 9. maddesi kapsamında ihtarda bulunma yükümlülüğünün olmadığı, davacının 6 aylık ücret talebinin yerinde olmadığı,Davacı ... Ticaret Limited şirketinin diğer talebi fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 USD başarı prim alacağıdır. Sözleşmenin 7.maddesinde, Genel Müdürün şirkette çalıştığı süre içinde şirketin elde edeceği vergi öncesi bilanço karından, yönetim kurulunun şirket tepe yönetimi için takdir edeceği bir oranda başarı primine hak kazanacağı, bu oranın, vergi öncesi karın %5 ini aşmayacağı öngörülmektedir, ancak ...kayıtlarında ve dosyaya delil olarak sunulan belgelerde, tepe yönetimine başarı primi olarak takdir edilen bir ödeme kararına rastlanılmadığı, davacının başarı primi talebinin yerinde olmadığı belirlenmekle birleşen davanın kısmen kabulü ile 15.664,50 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..."gerekçesi ile,''1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN ;A-Davalıların Enerji alanında kurdukları veya üçüncü şahıslara kurdurup satın aldıkları veya doğrudan üçüncü şahıslar üzerinden başkalarına devrettikleri şirketlerin hisselerini ve mal varlıklarını davacı hesabına yaptırılmış sayılmasına ve davacıya devrine ilişkin terditli talebinin reddine, B-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile ;603.652,50 TL maddi tazminatın 50.000 TL'lik kısmının 17/05/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 553.652,50 TL'lik kısmının 11.05.2022 ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, C-Davacının Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile ;2.500,00 TL manevi tazminatın 17/05/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline,Davacının aşan manevi tazminat talebinin reddine,2-BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/978 ESAS SAYILI DAVASI YÖNÜNDEN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile ;15.664,50 TL'nin 01/09/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Aşan istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl Dava Yönünden; Davacı müvekkilin ...nin, güneş enerjisi santralları kurulması, işletilmesi, kiralanması, elektrik enerjisi üretimi, üretilen elektrik enerjisinin veya kapasitesinin müşterilere satışı ve anılan işlerle ilgili her türlü mühendislik, proje geliştirme ve danışmanlık işleri yapılması alanında faaliyet göstermek üzere 31.05.2013 tarihinde kurulduğunu, davalı ... ile davacı müvekkil ...arasında 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin münhasiriyet başlıklı 4. Maddesi “Genel Müdür, işbu sözleşme geçerli olduğu sürece, Şirket’e tam zamanlı olarak çalışacak, başkaca hiçbir şahıs veya kuruma tam zamanlı çalışmayacaktır” hükmünün bulunduğunu, Sözleşmenin Çalışma Şekli başlıklı 6. maddesinde ise tam zamanlı çalışmanın kapsamının açıklandığını, haftalık 40 saat mesai dışında takip edilen iş ve sorumluluğun gerektiği hallerde iş saatleri dışında hafta sonları, bayram ve tatil günlerinde de çalışmanın devam edeceğinin hüküm altına alındığını, davalı ... Önerenin, davacı müvekkil şirkette sigortalı işçi olmadığını, 6098 sayılı TBK 547. maddesi uyarınca ticari temsilci olduğunu, 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesinin "Hizmet Bedeli" başlıklı 7. maddesinde davalı ...’in genel müdür sıfatıyla aylık ücretinin 16.000,00 TL + KDV olarak belirlendiğini, davalı ...'in sözleşmeye göre belirlenen aylık ücreti için ortağı ve yetkilisi olduğu davalı ... Ltd Şti üzerinden her ay fatura kestiğini,Davalı ...'in, 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesinin 4. ve 6. maddelerine göre davacı müvekkil şirkette genel müdür sıfatıyla tam zamanlı olarak çalışması gerekirken buna aykırı davrandığını, davacı müvekkil şirkette genel müdür olarak görevde bulunduğu süre içerisinde davacı müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği güneş enerjisinden elektrik üretimi alanında kendi adına şirketler kurduğunu, yatırımlar yaptığını, davacı müvekkilin sözleşmeli tedarikçilerinden proje geliştirme ve arazi satın alma/kiralama konusunda faydalandığını, geliştirdiği projeleri satarak haksız rekabet yoluyla kazanç elde ettiğini ve davacı müvekkile maddi zarar verdiğini, Davalı ...'in genel müdürlüğünü yaptığı davacı müvekkil şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren... A.Ş’ ni kurduğunu, %45 hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, enerji alanındaki ticari faaliyetini ve haksız rekabetini ... A.Ş ile birlikte bu şirketin altında kurduğu ve ... A.Ş’nin %100 hissedarı olduğunu; ... Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sicil Müd-...)...Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sic Müd-..)...Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sic Müd-...)... Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sic Müd-...)... Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sic Müd-...)... Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sic Müd-...)... Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sic Müd-...)... Enerji Üretim Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... Enerji Üretim Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... Enerji Üretim Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü...)... Enerji Üretim Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)...Enerji Üretim A.Ş (İstanbul Tic Sic Müd-...) ... Enerji Üretim Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)...Enerji Elektrik ... Enerjisi Üretimi Proje Paz Dağ San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... Enerji Elektrik ... Enerjisi Üretimi Proje Paz Dağ San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...) ... Enerji Elektrik ... Enerjisi Üretimi Proje Paz Dağ San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... Enerji Elektrik Güneş Enerjisi Üretimi Proje Paz Dağ San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...) ...Enerji Elektrik ... Enerjisi Üretimi Proje Paz Dağ San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... Enerji A.Ş (%45 hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu) şirketleri üzerinden yaptığını ve davacı müvekkille aynı alanda ticari faaliyette bulunarak haksız rekabet ettiğini ve haksız kazanç sağladığını, unvanları belirtilen haksız rekabete konu şirketlerin kuruluşu öncesinde ve sonrasında davacı müvekkil şirketin yönetim kuruluna herhangi bir bilgi vermediğini, rekabet yapma konusunda izin/muvafakat almadığını, davacı müvekkil şirketin proje geliştirmek amacıyla taşınmaz satın aldığı yerlerde, aynı dönemde, aynı aracı kişileri, aynı tedarikçileri, aynı danışmanları, aynı iş geliştiricileri kullanarak, haksız rekabete konu şirketler adına, davacı müvekkil şirkete göre daha düşük m2 fiyatlarıyla taşınmaz satın aldırdığını, haksız rekabet amacıyla kendi kurduğu şirketler için faydalandığı tedarikçi, danışman ve iş geliştiricilerin davacı müvekkilin sözleşme yaptığı ve çalıştığı gerçek ve tüzel kişiler olduğunu, bu şekilde davacı müvekkil şirketi zarara uğrattığını, davacı müvekkilin proje geliştiricisi danışmanları ... ve ... ... Şti ile kendisinin kurduğu haksız rekabete konu şirketlerle sözleşme yaptığını ve onlardan aynı anda hizmet aldığını, davacı müvekkil şirketin iş avansları ile haksız rekabete konu şirketlerin iş avanslarının dahi uygulamada birbirine karıştırıldığını, Davalı ...'in, davacı müvekkilin proje geliştiricisi tedarikçi ve danışmanlarına artık ...ye proje getirmemelerini, ... A.Ş ve iştiraki şirketler adına proje geliştirmelerini, zira hem ...hem de ... A.Ş’nin ileride tek bir çatı altında birleşeceğini ifade etmek suretiyle, yaptığı haksız rekabetin açığa çıkmasını uzun süre önlediğini, bu sayede davacı müvekkilin sözleşmeli proje geliştiricisi tedarikçilerini ve kaynaklarını kullanarak, tüm işlemlerin davacı müvekkil için yapıldığı gibi bir intiba oluşturarak 25 MW güç üretim potansiyeline sahip güneş enerjisi üretim iznini, haksız rekabet yoluyla elde ettiğini,Davalı ...'in davacı müvekkil şirkette sigortalı olmadığını, 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesine istinaden genel müdürlük görevi yürüten ve diğer davalı ... Ltd. Şti. üzerinden her ay ücretine karşılık fatura kesen davalı ...'in işçi statüsünde genel müdür olarak kabul edilse dahi yapmış olduğu haksız rekabetin 6098 sayılı TBK' nın Özen ve Sadakat Borcu başlıklı 396. Md.' ne tamamen aykırı olduğunu, davacı müvekkil ile haksız rekabete giriştiği tespit edildiği için sözleşmesinin Beşiktaş ... Noterliğinin 22.02.2016 tarih ve ...sayılı ihtarnamesiyle feshedildiğini ve genel müdürlük görevinden azledildiğini, Davalı ...'in, davacı müvekkil şirket ortakları ile yönetim kurulunun bilgisi ve onayı dışında,... A.Ş.'nin çatısı altında kurduğu şirketler üzerinden geliştirip, ... Enerjisi A.Ş. adına hareket eden aracı ...(T.C. Kimlik No:...)’a devretmiş olduğu 25 MW ... Projelerini davacı müvekkil şirkete iade edeceğine dair şifahi beyanda bulunmasına rağmen, bu işlemi yapmadığını, davalıya Bakırköy 40. Noterliğinin 22.04.2016 tarih ve ... sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, 10.05.2016 tarihine kadar projelerin müvekkil şirkete iadesi sağlanmadığı takdirde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, davalının ihtara rağmen dava konusu haksız rekabete konu varlıkları davacı müvekkile devretmediğini,Dosyada alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmeler ile, davalı ...'in, davacı müvekkil şirket ile haksız rekabet etmek suretiyle aynı alanda faaliyet göstermek üzere kurduğu veya kurdurduğu şirketler üzerinden haksız rekabet yaptığı ve haksız kazanç elde ettiğinin ispatlandığını, davalı hakkında haksız rekabet ve hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçlarından yapılan şikayete istinaden, İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/239 E sayılı davasında ceza verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının haksız rekabet yoluyla 202.500 USD kazanç sağladığının belirtildiğini, ancak bu tespitin düşük değerde olduğunu ve gerçeğe uygun olmadığını,Davalı ...'in haksız rekabet yoluyla elde ettiği güneş enerjisi projelerinin her birinin 1 MW (995 kW - 999kW) olduğunu, dosyada yer alan sözleşmeye göre bu şekilde 24 adet proje sattığını, davalının bu projeleri, çağrı mektuplarını aldıktan sonra gerekli olan imar izinlerini de almak koşulu ile sattığını, Hükme esas alınan bilirkişi ek raporuna itiraza dair 01.03.2022 tarihli dilekçeleri ile birlikte sunulan ... Enerjisinden Elektrik Üretimi alanına dair T.C Kalınma Bakanlığı tarafından 2017 yılında yayınlanan ... tarafından hazırlanan Uzmanlık tezine göre 1 MW' lık... Tesisi Projelerinin maliyet kalemleri tezin 107. sayfasındaki açıklama ve tespitlere göre satış sözleşmesine konu bu 24 adet 1 MW' lık her bir projenin değerinin imar izni aşaması dahil arazi maliyetlerine göre piyasada 50.000 ile 70.000 Dolar/Euro veya karşılığı TL olarak pazarlandığının öğrenildiğini, bu durumda davalının her 1 MW'ı 50.000 Amerikan Dolar olsa 24 x 50.000 = 1.200.000 Amerikan Doları, her 1 MW'ı 70.000 Amerikan Dolar olsa 24 x 70.000 = 1.680.000 Amerikan Doları civarında bir bedel ile projeleri sattığının aşikar olduğunu, dosyada yer alan sözleşmedeki bedellerin özellikle düşük belirtildiğini, sözleşmenin davalı tarafından inkar edilip edilmeyeceğinin dahi dava açılırken belirsiz olduğunu, sözleşmenin, davalının bu projeleri haksız rekabet kapsamında üretip pazarlayarak haksız rekabet yaptığını ispat etmek için sunulduğunu, sözleşmede belirtilen satış değerlerinin rayice uygunluğunun ve gerçekliğinin belirsiz olduğunu, dilekçelerinde ve delilleri arasında haksız rekabete konu şirket ve projelerin belirtildiğini, haksız rekabet tazminatının bu şirketlerin tamamına göre belirlenmesi gerektiğini,Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece sözleşmede yer alan 13 adet şirkete ait projeler ve sözleşmedeki bedel üzerinden hatalı sonuca gidildiğini,... A.Ş’ nin %100 hissedarı olduğu aşağıdaki 5 şirket adına geliştirilen projeler ise yukarıda belirtilen hisse satış sözleşmesinde yoktur. ... san ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-..)... San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... San ve Tic Ltd Şti. (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...)... Dağ San ve Tic Ltd Şti (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü-...) şirketlerinin haksız rekabet tazminatının belirlenmesinde hiç bir değerlemeye tabi tutulmadığını, haksız rekabetin bedeli belirlenirken ... A.Ş’nin %100 hissedarı olduğu bu beş şirket adına geliştirilen projelerin ise haksız rekabet hesabında dikkate alınmadığını ve hesaplamaya dahil edilmediğini, bu sebeplerle ... Elektrik Üretimi alanına dair T.C. Kalınma Bakanlığı tarafından 2017 yılında yayınlanan ...tarafından hazırlanan Uzmanlık tezindeki tespitlere göre haksız rekabete konu projelerin değerlerinin ve hesaplanacak haksız rekabet tazminatının tüm şirketler dikkate alınarak ...Enerjisinden Elektrik Üretimi alanında uzman bilirkişi marifetiyle belirlenmesi amacıyla, dava açılırken fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak hak kabına uğramamak adına HMK md. 107 gereğince belirsiz alacak davası açıldığını, Davalının, haksız rekabete konu 13 adet şirketin satışına dair yaptığı öğrenilen sözleşmenin ve bedelinin gerçekliğinin dava açılırken teyit edilemediği gibi, bu sözleşme dışında haksız rekabete konu 5 adet şirket daha tespit edildiğinden, dava açılırken haksız rekabetten kaynaklanan tazminat tutarı belirli olmadığı için davanın HMK 107 gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığını ve 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, dava tarihinde geçerli olan ve 16.05.2016 tarihinde saat 15:30'da belirlenen gösterge niteliğindeki TCMB döviz efektif satış kuruna göre 1 USD'nin = 2.9810 TL olduğunu, bilirkişi raporunda belirlenen 202.500 USD'nin haksız rekabet zararının dava tarihindeki değerinin 202.500 USD x 2.9810 TL = 603.652,50 TL olduğunu, 603.652,50 TL'den dava açılırken harcı yatırılan maddi tazminat tutarı 50.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye maddi tazminat tutarı 553.652,50 TL' nin peşin harcının 11.05.2022 tarihli dilekçe ile HMK madde 107 gereğince ikmal edildiğini, Dava açılırken sehven faiz talep edilmediğini, faizin dava konusu asıl alacak ödenmediği sürece talep edilebileceğinden belirsiz alacak davası olarak açılan ve bilirkişi raporu ile belirlenen 603.652,50 TL maddi tazminat tutarı asıl alacağa davanın açıldığı 17.05.2016 tarihinden, 11.05.2022 tarihine kadar işleyen avans faizi tutarı 509.768,00 TL'nin ve 50.000,00 TL manevi tazminat tutarı asıl alacağa davanın açıldığı 17.05.2016 tarihinden 11.05.2022 tarihine kadar işleyen avans faizi tutarı 42.223,63 TL'nin de harcını yatırarak davayı işlemiş avans faizi alacağı ve işleyecek avans faizi yönünden yasa ve yerleşik yargıtay kararları gereği ıslah ettiklerini, ilk derece mahkemesince faiz yönünden yapılan ıslahın hatalı değerlendirildiğini, HMK madde 107 gereğince maddi tazminat yönünden yapılan harç ikmalinin ıslah harcı olarak değerlendirilmesi ile hatalı hüküm kurulduğunu, oysa davanın HMK 107 uyarınca yapılan harç ikmaline esas bakiye maddi tazminat değerinin 553.652,50 TL olduğunu ve bu bedelin harcının yatırıldığını,İlk derece mahkemesinin aynı ticari dava içerisinde maddi tazminatın faizini avans faizi olarak kabul etmiş iken manevi tazminatın faizini yasal faiz olarak kabul ettiğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, tazminatın amacının, zarar gören kişinin gerçek zararını karşılamak olduğunu, zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken, zarar görenin malvarlığının zararın doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanmasının esas tutulması gerektiğini, bunu tam olarak sağlayacak miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle faizle karşılanamayan munzam zarar ve/veya kur farkından doğan dava ve takip haklarını saklı tuttuklarını,Birleşen Dava Yönünden; Davalı ...'in ihbar öneline uyulmadığı gerekçesiyle 6 aylık ücret talebinin reddi kararının sözleşmenin haklı feshi nedeniyle hukuka uygun olduğunu, yine davacının prim alacağı talebinin reddi kararının hukuka uygun olduğunu, davacı müvekkil şirkete haksız rekabet nedeniyle zarar veren, mesaisini davacı müvekkil şirket yerine, kurmuş olduğu haksız rekabete konu şirketler için kendisine harcayan davalının 22 günlük ücret talebinin kabulünün ise hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davalının birleşen davasının tamamen reddinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrulsunda karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;Asıl Dava Yönünden; Müvekkili ile davacı ...Ş. arasındaki hizmet akti incelendiğinde, akdin tarafının müvekkilinin yatırım danışmanlığı hizmeti verdiği... Danışmanlık. Ltd Şti olduğunun görüleceğini, bu şirketin ticari sicil gazetesinde yayımlanan şirket konusu irdelendiğinde, davacı firma ile aynı sektörde danışmanlık hizmeti verdiğini ve bunun da davacı tarafça bilindiğini, hizmet sözleşmesi içeriğinde müvekkilin kendi şirketinin yahut şahsının aynı sektörde hizmet vermeyeceğine dair bir kısıtlamanın da söz konusu olmadığını, davacı tarafın bu durumu zaten bildiğini, bu yönde herhangi bir itirazı/şikâyetinin olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin hizmet verdiği firma ile aynı alanda faaliyet gösteren başka firmalar kurmak ve bu kapsamda projeler üretmek şeklinde tanımlanan davaya konu eylemi; davacı tarafın kabul ettiğini, yasak koymadığı bir durum olduğunu,taraflar arasında rekabetten söz edilemeyeceğini, fikri sınai haklar bürosunca yapılan soruşturmalarda ve alınan tüm bilikişi raporlarında haksız rekabet ve zarar tespit edilemediğini,Davacının, müvekkilin ortak olduğu teşebbüsleri düşük bedelle almak istediğini, alamayınca duyduğu hüsumet ile dava yoluna gittiğini, davalı firmanın mahkemeden gerçekleri gizlediğini, yerel mahkemenin hükme gerekçe olarak kabul ettiği, sadece şirket kurmak ve aynı alanda hizmet verme eylemlerinin herhangi bir rekabet ve davacıya tazminat hakkı vermeyeceğini,İlk derece mahkemesi tarafından işin rekabet yasağına tabi olup olmadığı değerlendirilmeksizin ve davalının zararının ispatı aranmadan hüküm tesis edildiğini, müvekkilin TBK m.553 uyarınca belirlenen rekabet yasağına aykırı davrandığının belirtildiğini, ancak müvekkilin TBK m.553 uyarınca değerlendirilemeyeceğini,Rekabet yasağına yönelik mevcut hükme göre müvekkilin ticari temsilci olduğundan bahsedilemeyeceğinden, müvekkilin sözleşme anında, öncesinde ve sonrasında bağımsız tacir olduğunu, davacı şirket ile imzalanan sözleşme kapsamında yatırım danışmanlığı mahiyetinde hizmet verme taahhüdünde bulunduğunu, mevcut sözleşmenin kapsamının hizmet sözleşmesi olduğunu ve ticari temsilci olarak değerlendirilmesinin son derece haksız olduğunu, müvekkilin davacı şirket ile akdetmiş olduğu sözleşmenin hizmet sözleşmesi olup TBK m.393 ve devamına tabi olduğunu, müvekkilin ticari temsilci sıfatı olmadığından rekabet yasağına yönelik ilgili kanun hükmüne istinaden değerlendirme yapılmasının haksız olduğunu, mevcut sözleşmenin akdedildiği tarihten sonra davacı şirket tarafından müvekkilin haberi olmaksızın yönetim kurulu kararı ile müvekkilin ticari temsilci olarak gösterildiğini,bu yönde müvekkile herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkilin başlı başına bağımsız bir tacir olduğu gözetildiğinde, somut olaya TBK m.553’ün uygulanamayacağını, her halde rekabet yasağına aykırı davranılmadığını,Davacının, taraflar arasındaki sözleşmeye, eklerine ve sözlü anlaşmalarına aykırı olarak müvekkili ticari temsilci olarak atadığını, işbu eylemin tamamen kötü niyetli olduğunu, sözleşmenin esasına ve maksadına aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin genel yönetim prensipleri eki incelendiğinde müvekkilin bir danışman olduğunu, karar hakkının bulunmadığını, kararların davacı şirket yönetim kurulunca alınacağı, yönetim devrinin olmadığının çok net ifade edildiğini, ancak davacı firma ile yapılan 01/10/2014 tarihli sözleşmeden sonra davacı 05/12/2014 tarihinde İç Yönerge kararı aldığını ve müvekkili sözleşmeye aykırı olarak ticari temsilci olarak atadığını, işbu eylemin 08/01/2015 tarihli 8732 sayılı ticaret sicil gazetesinde sabit olduğunu, davacının bu eylemi ile mahkemeye tazminat talebiyle başvurmuş olmasının kabul edilemeyeceğini,Müvekkil şirketin, ... Danışmanlık ve bu şirketin yöneticisi ... çalıştıkları dönemde davacı ...'ye milyonlarca dolar değerinde proje hakları kazandırdığını ve yüksek kazançlar sağlamasının karşılığında ilk başarı primi haricinde hak etmiş olduğu başarı priminin ödenmediğini, müvekkilin davacı şirket aleyhinde tek bir faaliyet göstermediğini, aksine davacı şirketin kalkınması ve gelişmesi adına görevlerini eksiksiz yerine getirdiğini, tüm bunlar yerel mahkeme kararı ile ispat edilmiş olmasına rağmen müvekkiller aleyhinde karar tesis edilmesinin yerinde olmadığını,İlk derece mahkemesi kararında müvekkil... Danışmanlık LTD. ŞTİ’nin davacı şirket ile aynı faaliyet alanında olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen müvekkil şirketin mevcut taleplerden sorumlu tutulmasının haksız olduğunu,Müvekkillerin işletme danışmanlığı veriyor olmasının yanı sıra kişisel olarak yatırımcı olduğunun davacı şirket tarafından da bilindiğini, nitekim sözleşmenin 1. maddesinde müvekkillerin mesleğinin işletme ve yatırım olarak belirtildiğini, hal böyleyken müvekkillerden ...'in yatırımlarının bulunmasının bir sözleşme ihlali ve haksız rekabet olgusu olarak gösterilmek istenmesinin yersiz olduğunu, müvekkillerden ...'in şahsi bir sözleşmesi ve taahhüdü bulunmamakla birlikte ... Danışmanlık ve ... Enerji arasında imzalanan sözleşme kapsamında ... Danışmanlık şirketi adına danışmanlık faaliyeti yürüttüğünü, bu çalışmasının ...Danışmanlık Şirketine karşısorumluluğundan ileri geldiğini, bu süreçte müvekkilin tam zamanlı olarak çalışma gerçekleştirdiğinin davacı tarafından da inkar edilmediğini, ...A.Ş.’nin davacı şirket ile rekabet ettiğine dair tek bir somut delil bulunmadığını, rekabetten bahsetmek için bir rekabetin doğmuş olması ve bir zararın oluşmuş olması gerektiğini, bu söylemden hareketle davacı şirketin yer aldığı sektöre, kuruluş amacına ve ne işle iştigal ettiğine, gerçekleştirdiği faaliyetlere, ortakları ve hizmet aldığı kişilerle ilişkisine rekabet açısından bakılmasının önem arz ettiğini, Davacının dilekçesinde iddialarına temel aldığı müvekkillerin ortak olduğu... A.Ş.'nin faaliyet alanının, davacı ...'nin faaliyet alanı ile örtüşmediğini, ... şirketinin asli amacı proje geliştirmek faaliyetiyken, davacı şirketin amacı ise yatırım yapmak olduğunu, ...'in ...şirketinde hissedar olmasında herhangi bir hukuki engel bulunmamasına rağmen, ... Enerji'nin tek bir işi dahi almasına mani olunmadığını, en ufak bir kaybına neden olunmadığını, davacı şirket tarafından soyut ve gerçek dışı iddialar dışında herhangi bir somut bilgi ve delil sunulamadığını, hiçbir somut haksız rekabet iddiası ortaya konulamamakla birlikte, bir an için ... ile ... Enerji arasında ticari bir rekabetin bulunduğu varsayılsaydı dahi her iki şirkette de imza yetkisi olmayan müvekkillerin nasıl olup haksız rekabet oluşturduğunun anlaşılamadığını, iki şirketin de yönetim organlarının bulunduğunu, kararların müvekkil dışında üçüncü kişiler tarafından verildiğini, ... Enerji’de sadece imza sirkülerinde sınırlı bir yetki tanındığını, bu yetkinin 250.000 TL’ye kadar işlemleri çift imza ile kapsamına aldığını, ... şirketi adına tüm ticari faaliyetlerin müvekkiller tarafından gerçekleştirildiğinin sanılmasının hatalı olduğunu,Günümüz ticari işleyişinde şirketlerin hissedarlardan bağımsız bir yönetim organı ve organizasyonunun bulunduğunu, enerji sektöründeki yüksek hacimli işlemlerin gündelik bir esnaf faaliyeti olmadığını ve şirketlerin yönetim organları ve ortaklardan bağımsız organizasyonlarla ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, hal böyleyken müvekkil ...'in yasal ve sözleşmesel hiçbir engel olmaksızın bir dönem hissedarı olduğu şirketin faaliyetlerini tek başına yürüttüğünün zannedilmesinin ise talihsiz olduğunu, nitekim müvekkilimizin 45% hissesinin bulunduğu ... Enerji A.Ş. sektörün tanınmış ve tecrübeli proje geliştiricisi ... ve uhdesinde bulundurduğu uzman çalışanları tarafından yönetildiğini,Davacı şirketin ortaklarına rekabet yasağı getirilmediğini, davacı ...'nin çok ortaklı bir şirket olduğunu, ortaklar arasında 25.03.2014 tarihinde imza edilmiş “Pay Sahipleri Sözleşmesi” bulunduğunu, bu sözleşmenin amacının ortakların hak ve yükümlülüklerini düzenlemek olduğunu, sözleşmenin 6. maddesinin “Rekabet Yasağı” konusu olduğunu, bu maddede ortakların birbirlerine rekabet yasağı getirmediklerini, bunun yerine “pay sahiplerinin güneş enerjisi üretimi sektöründe olası diğer yatırım fırsatlarını birbirlerine ileteceğinin, mümkün olduğu ölçüde birlikte hareket etmeye çaba göstereceklerinin belirtildiğini, ortakların birbirlerine rekabet taahhüdü olmadığını, bu durumun dahi dava konusu iddiaların tutarsız olduğunu gösterdiğini,Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda yer alan davacı şirket yönetim kurulu üyesi ...’ın oğlu ... şirketinde 10% ortak olarak yer aldığını, bu durumun ortakları arasında rekabet taahhüdü olmayan bir şirketin yönetim kurulu açısından gayet doğal olduğunu, bilirkişi raporunda ... arasında baba-oğul ilişkisi ve aynı zamanda ... Holding’deki başkan ve yardımcısı ilişkileri dahi yeterince ortaya konulamadığını, oğlu veya akrabası gibi ifadeler kullanıldığını, ... ve ...’ın durumunun ... Enerji yönetim kurulu üyesi olarak ...’dan haberi olduğunu gösterdiğini, öyle ki zaten Hiprom’un kuruluşu, faaliyetlerinin ...’tan çok ... ile görüşülerek yapıldığını, somut olayda müvekkillerin rekabet yasağına aykırı davranmaları gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, Asıl davanın kabul gerekçesinin müvekkillerin rekabete yönelik onay almaması şeklinde açıklanmış ise de, durumun tam tersi olduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde müvekkil ...Danışmanlık Şirketinin tam zamanlı olarak hizmet vermek haricinde sektörde faaliyetini engelleyecek hiçbir düzenleme ve rekabet yasağının bulunmadığını, nitekim taraflar arasında ilk önerilen sözleşme taslağında, danışmanlık faaliyetinin münhasırlığını içermekteyken müvekkil tarafından bu önerinin kabul edilmediğini ve faaliyet açısından münhasırlık içermeyen sadece tam zamanlı bir çalışma arayan son sözleşme taslağının imzalandığını,Yerel Mahkemece tesis edilen kararın gerekçesinden de görüleceği üzere, yargılamanın başından beri ifade ettikleri hususların değerlendirilmediğini, işin niteliği değerlendirilmeksizin, müvekkiin rekabet yasağına tabi olduğunun belirtildiğini, müvekkilin kurmuş olduğu şirketin, lisanssız elektrik üretip/satma hakkına sahip şirket olduğunu, elektrik üretme hakkına sahip bu şirketlerin birbirleri ile rekabet ettiğinden söz edilemeyeceğini, bu lisanssız elektrik üretme haklarının hazır bir yerde satışa sunulmuş veya ihaleyle verilen bir hak olmadığından ...’nin bu hakları satın almasının söz konusu olmadığını, işbu lisanssız elektrik üretme haklarına sahip olmak için proje geliştirmek amacıyla bir dizi işlem, bilgi ve finansman gerektiğini, yargılama aşamasında sunmuş oldukları uzman görüşü ile bu hususun ispat edilebildiğini,Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında güneş enerjisi santralleri işinin sadece devir açısından ele alınmaya çalışıldığını, rekabetin olup olmadığı, marka, patent fikri haklar ile ilgili bağın hiç incelenmediğini, sektörün özüne uygun bilirkişi raporu tanzim edilmeksizin hüküm tesis edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının somut olayı aydınlatmaya yetecek mahiyette olmadığını,Birleşen Dava Yönünden; Yerel mahkeme tarafından birleşen dava kapsamında taleplerinin 15.664,50 TL üzerinden kabul edildiğini, mevcut kararın haksız ve usule aykırı olarak tanzim edildiğini, 22 günlük ücretin haricinde tacirler arasında akdedilen sözleşmenin 9. maddesi kapsamında 6 aylık ihbar süresine uyulmadığının görüldüğünü, madde metninden de anlaşılacağı üzere tarafların ancak 6 ay öncesinde fesih ihbarı yapmak şartıyla tazminatsız fesih gerçekleştirebileceklerini, geçerli ve bağlayıcı bu hüküm doğrultusunda müvekkil veya davalı tarafın sözleşmeyi fesih ederken bu düzenlemeye uymakla yükümlü olduklarını, uyuşmazlıkta haklı bir feshin bulunmadığını ve sözleşme ile öngörülen fesih düzenlemesine uyumun da söz konusu olmadığını, davalı tarafından 6 aylık önele uyulmadığına göre bu 6 aylık hizmet süresinin bedelinin davalı tarafından fesih tazminatı olarak ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin fesih edildiği tarih itibariyle müvekkil şirketin fatura etmekte olduğu hizmet bedelinin aylık 17.500,00 TL + KDV olduğunu, bu tutar dikkate alınarak müvekkil şirket tarafından 22 günlük hizmet bedeli ve 6 aylık ücrete ilişkin düzenlenen 139.564,50 TL bedelli ... Danışmanlık alacağı bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7. maddesinde müvekkil şirketin çalıştığı süre içerisinde ... Enerji'nin elde edeceği vergi öncesi bilanço karından ve yönetim kurulunun Tepe Yönetim için takdir edeceği bir oranda başarı primine hak kazanacağının açıkça belirlendiğini, bu doğrultuda, müvekkil şirketin başarı primi ödemesine hak kazanacağı hususunda tereddüt bulunmadığını, tereddüt olan ve yönetimin takdir edeceği kısmın sadece başarı priminin oranının tespiti yönünde olduğunu, bahse konu prim alacağının da taraflar arasındaki sözleşmenin haklı yahut haksız feshedilmiş olduğuna bakılmaksızın ödenmesi gereken bir tutar olduğunu, bu yönüyle hizmeti gerçekleştirilmiş 22 günlük hizmet bedeli ile ödenmemiş başarı primine hak kazanılması arasında fark bulunmadığını, iki alacak kaleminin de feshin içeriğinden bağımsız olduğunu, fesihten önce müvekkil tarafından gerçekleştirilen işin karşılığı olduğunu ve davalı şirketin davalı şirketin fesih işleminin hukuka ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye tamamen aykırı olduğunu, başarı priminin oranının yönetim kurulu tarafından takdir edileceğinin düzenlendiğini, müvekkil şirkete bir önceki dönemde vergi öncesi bilanço karının %5'i oranında başarı primi ödendiğini, bu nedenle başarı primi alacağının müvekkil şirketin faaliyette bulunduğu zaman diliminde müvekkil şirketin bilgi ve becerisi ile alınan işler olan proje hakları ve bu projelerin piyasa değeri ve gelecekte elde etmesine kesin gözüyle bakılan gelirleri dikkate alınarak %5 oran ile hesaplanması gerektiğini, sözleşme ve uygulamanın bu hususu teyit ettiğini,Yerel mahkeme kararı ile müvekkilin davacı şirketin kar oranını ne denli artırdığı ispat edilmesine rağmen başarı primi yönünden taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, taleplerinin reddedilen kısmına yönelik nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız olduğunu, somut olayda vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerektiğini, birleşen dava kapsamında hükmolunan tutardan daha fazla vekalet ücreti takdir edildiğini, birleşen davada 15.664,50 TL yönünden kabul kararı tesis edilmiş olmasına rağmen, reddedilen kısım yönünden 18.532,26 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, mevcut kararın son derece haksız olduğunu ve menfaat dengesi ile örtüşmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; TTK'nın 396. ve TBK'nın 553 ve devamı maddelerine dayalı haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve tazminat istemine ilişkindir.Birleşen dava ise; ... şirketinin 22 günlük hizmet bedeli ve 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük iş Akdi sözleşmesinin erken feshi sebebiyle ödenmesi gereken 6 aylık hizmet bedeli olmak üzere şimdilik toplam 139.564.50 TL nin ve ayrıca 400.000 USD'yi aşan başarı priminden şimdilik 10.000 USD “nin ticari faiziyle birlikte ... Elektrik A.Ş'den tahsil istemine ilişkindir. Mahkemece,A-Davalıların Enerji alanında kurdukları veya üçüncü şahıslara kurdurup satın aldıkları veya doğrudan üçüncü şahıslar üzerinden başkalarına devrettikleri şirketlerin hisselerini ve mal varlıklarını davacı hesabına yaptırılmış sayılmasına ve davacıya devrine ilişkin terditli talebinin reddine, B-Davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, C-Davacının Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 2-Birleşen davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile; 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesine istinaden genel müdürlük görevi yürüten ve diğer davalı ... Ltd. ŞTİ. üzerinden her ay ücretine karşılık fatura kesen davalı ...'in işçi statüsünde genel müdür olarak kabul edilse dahi yapmış olduğu eylemlerin TBK. 553, TTK. 396 maddelerine aykırı eylemleri nedeniyle haksız rekabette bulunarak şirketi zarara uğrattığı belirtilerek (a) bendindeki talebimiz mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davacı vekili ıslah dilekçesi ile; (a) bendindeki talebi mümkün olmadığı takdirde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik bilirkişi raporu ile belirlenen 603.652,50 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 17.05.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Davanın açıldığı 17.05.2016 tarihinden 11.05.2022 tarihine kadar işleyen ve nisbi harcı ödenen maddi tazminatın avans faizi tutarı 509.768,00 TL ile manevi tazminatın avans faizi tutarı 42.223,63 TL toplamı 551.991,63 TL işlemiş avans faizinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkil şirket ... Danışmanlık'ın,enerji sektöründe talep eden kişi ve kurumlara danışmanlık hizmetleri sunduğunu, davalılardan ... ise ... Danışmanlık şirketinin yöneticisi olduğunu, ...'in 15 sene boyunca ... şirketi başta enerji olmak üzere ulaşım ve haberleşme gibi alt yapı projelerinde üst derece yöneticilik yaptığını, davacı ...'nin kurulmasında ve proje gerçekleştirmesinde çalıştığını, davacı ... ile ... Danışmanlık arasında 01.10.2014 tarihinde "Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesi” başlıklı bir sözleşme imzalandığını, sözleşmenin Ticaret Hukuku'nun basiretli olduğunu varsaydığı iki tacir arasında imzalanmış olduğunu, sözleşmenin tarafı olan müvekkili şirket ... Danışmanlık firmasının iştigal alanına uygun olarak şirketin genel müdürlük pozisyonuna yönelik danışmanlık hizmetleri sunduğu, sunulan hizmet karşılığında faturalar düzenlendiğinin sabit olduğunu, Sözleşmenin 4. maddesinde müvekkili ... Danışmanlık şirketinin tam zamanlı olarak hizmet vermek haricinde sektörde faaliyetini engelleyecek hiçbir düzenleme ve rekabet yasağı bulunmadığını, Müvekkillerinin işletme danışmanlığı veriyor olmasının yanı sıra kişisel olarak YATIRIMCI olduğu davacı şirket tarafından da bilindiğini, nitekim sözleşmenin 1. maddesinde müvekkillerinin mesleği İŞLETME ve YATIRIM olarak belirtildiğini, hal böyleyken müvekkillerinden ...'in yatırımlarının bulunmasının bir sözleşme ihlali ve haksız rekabet olgusu olarak gösterilmek istenmesinin oldukça yersiz olduğunu, müvekkillerinden ...'in şahsi bir sözleşmesi ve taahhüdü bulunmamakla birlikte ... Danışmanlık ve ... Enerji arasında imzalanan sözleşme kapsamında ... Danışmanlık şirketi adına danışmanlık faaliyeti yürüttüğünü, bu çalışması ... Danışmanlık şirketine karşı sorumluluğundan ileri geldiğini, ... Enerji ile fiili olarak hiçbir rekabeti bulunmayan şirketlerde, taraflar arasında İmzalanan sözleşmede taraf dahi olmayan ...'in ortaklıklarının bulunmasına hiçbir hukuki engel bulunmadığını, daha da ötesi herhangi bir rekabet yasağı bulunmadığı dikkate alındığında, ... Enerji ile rekabet eden bir şirkette dahi ortaklığının bulunmasına bir engel bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dosya arasında sureti bulunan 01-10-2014 tarihinde imzalanan “Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesi” başlıklı sözleşme incelendiğinde; Sözleşmenin Taraflar başlıklı 1. Maddesinde; '' Genel Müdür: ..., Şirket: ...'' olarak belirtilmiş ise de Sözleşmenin 3 üncü son sayfasındaki imzalar kısmında ise; Şirket kısmına; “...” yazılarak altının imzalandığı, Genel Müdür kısmına ise... Ltd Şti adına ... yazılıp imzalandığı, sözleşmenin konusu başlıklı 2. Maddesinde;'' ...'in, Şirketin ... enerji sektöründe faaliyetlerini büyüterek sürdürülebilmesi ve önde gelen şirketlerden biri olarak konumlandırılabilmesini teminen, şirket yönetim kurulunun çizeceği stratejiler ve vereceği talimatlar çerçevesinde, mesleki bilgi, birikim ve becerilerini kullanarak şirketi genel müdür sıfatıyla yönetmesidir.'' Sözleşmenin münhasiriyet başlıklı 4.maddesinde; Genel Müdür, işbu sözleşme geçerli olduğu sürece,Şirkette tam zamanlı olarak çalışacak, başkaca hiçbir şahıs veya kuruma tam zamanlı çalışmayacaktır.'' Sözleşmenin hizmet bedeli başlıklı 7.maddesinde;'' Genel Müdürün aylık brüt ücreti 16.000 TL + KDV olduğu,....Genel Müdürün ücreti ayda bir defa (her ayın son iş günü kesilecek) serbest meslek makbuzu karşılığı yasal stopaj ve vergi tevkifatları ve varsa şirkete karşı avans borçları mahsup edildikten sonra kalan net alacağı banka hesabına müteakip ayın ilk 5 işgünü içerisinde ödenir....Genel Müdür, ayrıca şirkette çalıştığı süre içerisinde şirketin elde edeceği vergi öncesi bilanço karından, yönetim kurulunun şirket tepe yönetimi için taktir edeceği bir oranda başarı primine hak kazanacaktır. Bu oran vergi öncesi karın %5'ini aşmayacak ve Tepe yönetim kurulunun öngördüğü paylaşım içerisinde başarı pirimi olarak dağıtılacaktır.Genel Müdüre yukarıda örgörülen bürüt ücretin, yan hakların ve tanımı yapılan primin dışında fazla mesai veya başka bir başlık altında ödeme yapılmaz.'' Sözleşmenin süresi başlıklı 9 maddesinde; '' İşbu sözleşme 01.10.2014 tarihinde yürürlüğe girer. Taraflar 6 aylık bir ihbarla iş bu sözleşmeyi tazminatsız fesih edebilirler.''Hükümleri düzenlenmiştir. Davacı ... Anonim Şirketi'nin imza sirkülerinde, Genel Müdür ...'e kısıtlı imza yetkisi tanınmıştır. Kambiyo senedi, adi senet, çek, bono düzenlenmesi ve tevkil yetkisi haricindeki işlemler için değer itibarıyla bir defada 250.000.- T.L. sını aşmayanlarda Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısının müşterek imzaları yeterli görülmüştür.Davacı şirketin, Beşiktaş 6.noterliğinden davalı ...'e keşide ettiği 22.02.2016 Tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile; muhatap ...'in, müvekkil şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ... Anonim şirketinin %45 oranında kurucu ortağı ve sermayedar olduğu, adı geçen şirketin, müvekkil şirketin proje geliştirmek amacıyla taşınmaz satın aldığı yerlerde aynı dönemlerde ve aynı aracı kişileri kullanarak müvekkil şirkete göre daha düşük fiyatlar ile taşınmaz satın aldığı, bu şekilde müvekkil şirketin maliyetlerinden bariz şekilde düşük maliyetler ile müvekkil şirketi dolaylı olarak zarara uğratacak şekilde taşınmaz satın alınarak yaklaşık 20 MW güç üretim potansiyeline sahip güneş enerji üretim izinlerinin temin edildiği, yukarıda açıklanan şekilde temin edilen izinleri ile birlikte söz konusu şirketin hisselerinin tamamının, müvekkil şirket iştiraklerinden ... Enerji A.Ş ve ...Enerji A.Ş'de ortaklığı olan ... Enerji A.Ş ile ilişkili bir kişiye satılıp devredildiği, bu eylemin imzalanan sözleşmeye aykırı olması sebebiyle iş akdi sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-e maddesi gereğince 22.02.2016 tarihi itibariyle feshedildiği,'' ihtaren bildirilmiştir.Yukarıdaki açıklamara göre; Davalı ...'in, davacı şirkette 01-10-2014 ile 22-02-2016 tarihleri arasında genel müdür olarak görev yaptığı, davacı şirket tarafından iş akdi İş Kanunu'na atıf yapılarak feshedildiği, 01-10-2014 tarihli sözleşmenin tarafları davacı şirket ile davalı ... olduğu belirtilmese de sözleşmenin sonunda ise “... Ltd. Şti. adına ...” tarafından imza atıldığı, sözleşmenin 7 inci maddesinde ücretin; “serbest meslek makbuzu karşılığında yasal stopaj ve vergi kesintisinden sonra ödeneceğinin” yazılı olduğu, dosya arasında davalı şirket tarafından davacı şirket adına hizmet bedeli olarak kesilen faturaların ibraz edildiği görülmüştür.Somut olayda; Davacı tarafça her iki davalıya karşı haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat davası açılmış ve mahkemece her iki davalıya yönelik hüküm kurulmuş ise de, yukarıdaki açıklamalarda gözetildiğinde, dosya arasında sureti bulunan 01-10-2014 tarihinde imzalanan “Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesi” başlıklı sözleşmede hizmet veren tarafın davalı şirket mi yoksa davalı gerçek kişi mi olduğu, buna göre asıl dosya davacısı tarafından davalı gerçek kişiye karşı iş akdi sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-e maddesi gereğince 22.02.2016 tarihi itibariyle feshedildiğine yönelik çekilen ihtar ile 01/10/2014 tarihli sözleşmenin sona erip ermediği, bu sözleşme içeriğinde gerek sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde gerekçe sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmemeye yönelik bir düzenleme olmadığından TBK. 553 Maddesinde düzenlenen rekabet yasağının ihlal edilip edilmediğine ilişkin değerlendirme yapılmadığı, ayrıca davalı şirket yönünden de davanın kabulüne yönelik hüküm kurulduğu halde hüküm gerekçesinde davalı şirketin ne şekilde rekabet yasağını ihlal ettiğine ilişkin gerekçenin yazılmadığı, davacı taraf dava dilekçesinde davalı tarafın aynı zamanda TTK. TTK'nın 396 Maddesine aykırı eylemleri nedeniyle haksız rekabette bulunarak şirketi zarara uğrattığı belirtilerek bu madde düzenlemesine göre talepte bulunduğu halde mahkemece bu talep konusunda olumlu/ olumsuz değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir.Asıl dava dilekçesinde davacı tarafın faiz talebi olmadığı, ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğu halde mahkemece, ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunulup bulunulmayacağı konusunda değerlendirme yapılmadığı gibi davacı tarafın ıslah dilekçesi ile aynı zamanda 603.652,50 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 17.05.2016 dava tarihinden 11.05.2022 tarihine kadar işleyen ve nisbi harcı ödenen maddi tazminatın avans faizi tutarı 509.768,00 TL ile manevi tazminatın avans faizi tutarı 42.223,63 TL toplamı 551.991,63 TL işlemiş avans faizinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep ettiği halde mahkemece bu talep konusunda olumlu/olumsuz karar verilmemesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece, davalıların eylemleri ile TBK'nın 553 maddesini ihlal ettikleri ve haksız rekabet fiilini işledikleri belirtilerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ise de, davacı, 6098 Sayılı TBK'nun 553 maddesine göre sadece, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle uğradığı zararları isteyebilir. Somut olayda davacının şahsiyet haklarının ne şekilde ihlal edildiği ve manevi zarar gördüğünün istinaf denetimine elverişli şekilde gerekçe yazılmaması yerinde görülmemiştir. HMK'nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.Birleşen davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Birleşen dosya davacısı... Ltd Şti birleşen dava dilekçesi ile; 01-10-2014 tarihinde imzalanan “Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesi uyarınca ... şirketinin 22 günlük hizmet bedeli ve 01.10.2014 tarihli Genel Müdürlük iş Akdi sözleşmesinin erken feshi sebebiyle ödenmesi gereken 6 aylık hizmet bedeli olmak üzere şimdilik toplam 139.564.50 TL nin ve ayrıca 400.000 USD'yi aşan başarı priminden şimdilik 10.000 USD “nin ticari faiziyle birlikte ... Elektrik A.Ş'den tahsilini talep etmiş olup yukarıda açıklandığı üzere mahkemece 01-10-2014 tarihinde imzalanan “Genel Müdürlük İş Akdi Sözleşmesinin taraflarının kim olduğunun somut olarak ortaya koyulup buna göre ... Ltd Şti.'nin aktif husumet ehliyetinin olup olmadığını değerlendirilmediği gibi birleşen davaya yönelik gerekçe de ...'in, 22.02.2016 tarihinde işinden ayrılmış olup, 22 günlük ücretini almadığı dikkate alındığında; hesaplanan 15.664.50 TL yi ... Enerji şirketinden talep etmeye hakkının olacağı gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, ...'in 22 günlük ücret alacağını birleşen dosya davacısı şirketin talep hakkının olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir. Davada taraf sıfatı (husumet) def'i değil itiraz mahiyetinde bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Dairemizce HMK. 355 madde uyarınca resen gözetilmiştir.Kabule göre inceleme yapıldığında ise; Birleşen dosya davalısı ... Enerji tarafından ...'e gönderilen fesih ihtarında iş akdi sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-e maddesi gereğince 22.02.2016 tarihi itibariyle feshedildiği belirtilmiş ise de bu ihtarın birleşen dosya davacısını bağlayıp bağlamadığı buna göre erken fesih iddiasıyla talep edilen 6 aylık hizmet bedeli talebinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu yönde değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin hizmet bedeli başlıklı 7.maddesinde;''...Genel Müdür, ayrıca şirkette çalıştığı süre içerisinde şirketin elde edeceği vergi öncesi bilanço karından, yönetim kurulunun şirket tepe yönetimi için taktir edeceği bir oranda başarı primine hak kazanacaktır. Bu oran vergi öncesi karın %5'ini aşmayacak ve ... yönetim kurulunun öngördüğü paylaşım içerisinde başarı pirimi olarak dağıtılacaktır.'' Düzenlemesi uyarınca davalı ...Ş. Yönetim kurulunun şirket tepe yönetimi için başarı primi ödemesine yönelik karar alınıp alınmadığının tespiti yönünde şirket yönetim kurulu karar defteri ile şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle bu yönde karar alınıp alınmadığının bilirkişilerce tespit edilmesi gerekirken bu defterlerin tamamı incelenmeden eksik incelemeye dayalı karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 Tarih ve 2016/607 Esas - 2022/536 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenlar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ayrı ayrı hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.