T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2041 Esas
KARAR NO:2025/949 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
NUMARASI:2020/311 Esas- 2022/389 Karar
TARİH:21/06/2022
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ...firmasından 24.830,00 USD bedelli ... Arabası, Çin menşeli ...firmasından 13.640,00 USD bedelli Plastik yer döşemesi, Çin menşeli ... firmasından 27.000,00 USD bedelli motor, Çin menşeli ... firmasından 39.880,00 USD bedelli iş makinası ve motor satın aldığını, ithalata konu emtiaların bir kısmının ... limanından yüklendiğini ve İstanbul Kumport limanına dava dışı fiili taşıyan ...(...) deniz nakliyat şirketi tarafından deniz yolu ile taşındığını, varma yeri yük teslim organizasyonunda Türkiye'de yerleşik acente olarak da davalının ifa yardımcısı, doğrudan temsilci olarak yer aldığını, konşimentolarda kayıt düşüldüğü üzere malların taşıtarı tarafından taşımaya verilirken navlun ücreti ödeme yükümlülüğü taşıtan üzerinde olacak şekilde konteyner taşımasının ... esasına göre taşıma taahhüt edildiğini ve gerçekleştiğini, ithalata konu emtiaların ... Limanına vardığında davalı tarafından davacıya bildiriminin yapıldığını, varış bildiriminde her bir konşimento açısından emtiaların tesliminin dava dışı ... Geçici Depolamadan yapılacağını, davalı firmadan haksız şekilde faturalandırılan ücretin emtiaların tesliminden önce peşin olarak ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, dava konusu taşımaya ilişkin uyuşmazlıkta konşimento üzerine düşülen ... ve ... kayıtları ile taşındığını, konteyner yük istasyonunda geçici depolama yerinde tam konteyner yük boşaltılmış veya konteyner dolu teslim olarak teslim edileceğine ilişkin anlaşma yapıldığını, davacının yaptığı emtianın teslim şekline göre davacının navlun bedelinden sorumlu olmadığını, davalı tarafından navlun talep edilmemekle birlikte fatura içeriği ücret ödenmediği müddetçe malın teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini, davacı tarafırıdan bu bedellerin zilyetlik hak ve yetkisinin haksız ve kötüye kullarımı suretiyle ihtirazı kayıtla ödenmek zorunda kaldığını, faturalara ayrı ayrı süresinde itiraz edildiğini, davacıya davalının kendi adına ve kendi hesabına hizmet vermesi söz konusu olabilmesi için akdi ilişki olması gerektiğini, böyle bir akdi ilişki yokken verilen hizmetin ancak müvekkili taşıyan adına olabileceğini, bu nedenle düzenlenen faturaların sıfat bakımından haksız olduğunu, ihtirazı kayıtla yapılan ödemelerirn 24.12.2019 tarihli iki ayrı ödeme şeklinde yapıldığını belirterek, davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının merkez adresinin İzmir olduğunu, İstanbul mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, huzurdaki davayı görmeye yetkili mahkemelerin İzmir Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki konşimento hükümleri gereğince davayı görmeye yetkili mahkemelerin Hamburg mahkemeleri olduğunu, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağından davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davalının Türkiye acenteliğini yaptığı ...'a ait ... nolu, ... nolu, ... no.lu, ... nolu, ... noldu ve ... nolu konşimentolar kapsamında Çin'den İstanbul'a taşınan malların İstanbul limanına tahliyesinde müteakip söz konusu taşımalara ilişkin olarak ordina ücreti, ithalat manifesto ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret ücreti, survey ücreti ve ithalat geçici kabul ücreti olmak üzere faturalar tanzim edildiğini, verilen hizmetler karşılığı tanzim olunan iş bu faturaların önce davacı tarafından ödendiğini, anılan konşimentolara ilişkin ordinoların davacı tarafından alınmış ve ancak daha sonra davacının haksız hir şekilde iş bu faturalara ilişkin yaptığı ödemelerin iadesini istediğini, davacının davalıya ödemiş olduğu iş bu ordino ücreti ithalat manifesto ücreti terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, tahliye nezaret ücreti, survey ücreti, ithalat geçici kabul ücretinin haksız olarak talep edildiğini ve kendilerinin müzayaka halinde ödeme yaptığını iddia ederek bu ödemelerin iadesini talep ettiğini, talep edilen iş bu kalemlerin ithalatçı ve ihracatçı arasındaki satış sözleşmesi ile doğrudan hir ilgisinin olmadığını, anılan hizmetlerin taşıma sözleşmesinin ardıl hizmetleri olduğunu, dava konusu konşimentolara ilişkin yük teslimi belgeleri alıcısı tarafından teslim alınması ile birlikte artık TTK uyarınca oluşacak tüm masraflarla ilgili sorumluluğun davacı alıcıya geçtiğini, TTK 1203 maddesindeki düzenlemede gönderilen kişi, navlun sözleşmesi veya konşimento ya da bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konşimentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olmaktadır denildiğini, davaya konu taşımaların alıcısı durumundaki davacı eşyanın kendisine teslimini istediğinde yani yük teslim belgelerini aldığında tüm sorumluluğun artık kendisine geçtiğini, davacının huzurdaki davada ileri sürdüğü iş bu masrafların kendilerinden talep edilemeyeceği şeklindeki iddiaların tümüyle hukuka ve yasaya aykırı olduğunun açık olduğunu, taşımaların dayanağını teşkil eden korışimentolar kapsamında varma limanındaki tüm masraflar alıcı/ gönderilenin sorumluluğunda olduğunu, davacının dava dilekçesinde TTK'nın 1203. maddesini hem de gerekçeyi birlikte ele aldığını, taşıyanın sadece konşimentoda yer alan ve tahsili zorunlu ücretlerin ödenmesine karşılık bir hapis hakkı olduğunda dem vurduğunu, gönderilenin konşimentodan anlaşılabilecek ücretleri ödemesi zorunluluğu konusunda bir itirazlarının olmadığını,davacının TTK'neın 1023. maddesindeki esas düzenlemeyi gözden kaçırdığını, taşıtan haricinde bir şahıs navlun sözleşmesi gereği veya konşimento hükümleri gereği eşyanın teslimini istediğinde 1203. madde hükmü üç tip alacağın bu şahıs tarafınca ödenmesi zorunluluğunu getirdiğini, davacının dava dilekçesinde TTK'nın 1196. Maddesinde taşıyan tarafından navluna ek olarak prim vs. talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, taşıyanın Almanya'da mukim .. olduğunu, navlun ücreti de taşıyan tarafından tahsil edildiğini, navlun ücretinin taşıma işinin hangi aşamalarını kapsadığını detaylı bir şekilde izah etmek zorunluluğunun hasıl olduğunu, davacının dava konusu taşımaların ... taşıma olduğunu ve bu nedenle tüm masrafların satıcıya ait olduğunu ileri sürdüğünü, davacının bu beyan ve iddialarının tümüyle hatalı olduğunu, ... taşımada satıcı, navlunu, sigorta bedelini ve yükleme masraflarının yüklendiğini, bunun dışında alıcı ithalat için gümrük belgelerini düzenleyerek gümrük işlerini tamamlamakla bunun için gereken gümrük vergilerini ödemekle ve malların varış limanında boşaltma masraflarını ve liman ücretlerini ödemekle yükümlü olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü gerçek dışı hukuku dayanaktan yoksun beyan ve iddiaların tümünün reddinin gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/06/2022 tarih ve 2020/311 Esas- 2022/389 Karar sayılı kararında;"Dava, taraflar arasındaki deniz taşıma ilişkisinden kaynaklanan ve ihtirazi kayıt ile ödendiği belirtilen bir takım masrafların davalıdan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın icra dairesinin yetkisi, milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, davalının pasif husumet ehliyetine haiz olup olmadığı, takibe ve davaya konu masraflar nedeni ile davacının sorumluluğunun olup olmadığı, bu masraf kalemlerinin navlun bedelinin içerisinde bulunup bulunmadığı, masrafların davalı tarafça dava dışı kurum ve şirketlere ödenip ödenmediği, masrafların kanun ve teamüllere göre davacıdan talep edilip edilemeyeceği ve buna göre varsa davacı alacağının miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. ... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 24/02/2020 tarihinde icra takibine başlandığı, ödeme emrinin davalı borçluya 18/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 24/03/2020 tarihli borca itiraz dilekçesi ile takibin durduğu ve eldeki davanın da İİK 67 maddesi gereğince 28/09/2020 tarihinde 1 yıllık yasal sürede açıldığı anlaşılmıştır.18/10/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Bahse konu davacı-davalı delillerinin tetkiki ve tüm dosya muhteviyatının dikkatle incelenmesi neticesinde ve denizcilik piyasasındaki hakim teamül de nazarı dikkate alınmak sureti ile, TTK mad. 1203 tahtında davacının, gönderilen sıfatı ile ordino ücreti, terminal güvenlik hizmeti, ithalat geçici kabul ücretini talep edebileceğini, Boşaltma limanında konteyner gemiden Kumport'ta tahliye edildikten sonra konteyner sahasında iken (C/Y) zorunlu ve gerekli bir nezaret veya survey yapıldı ise bunun da davalı tarafından ilgililerine ödendiğinin belgelenmesi ile talep edilebileceğini, manifesto hazırlanmasına ilişkin talebinin ise uygun olmadığını, talep edilen fatura bedellerinin makul olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmişlerdir. 20/05/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle;Dosyaya sunulan belgeler nazarı dikkate alınmak sureti ile, TTK mad. 1203 tahtında, davalının davacıdan talep edebileceği miktarın 180 USD+64 USD + 616 USD+180 USD =1.040 USD olabileceğini, bu miktara davalının ne kadar kar ekleyebileceği hususunun tamamen Mahkemenin takdirinde olduğunu, aşan kısmının9 davacıya iadesinin gerektiğini beyan etmişlerdir.Davacı vekilinin talebi, davaya konu edilen taşımaya ilişkin emtiaların navlun ücreti ödenmiş olarak ... teslim kaydı ile ..., ..., ..., ..., ... numaralı konşimentolar tahtında taşınmasından dolayı emtiaların geçici depolama yerine bırakılmasına kadar olan sürede taşıma taahhüdü devam etiğinden bahisle bu aşamaya kadar oluşan masrafların navlun ücreti içerisinde kalmakla müvekkilinden talep edilemeyeceğine ilişkindir. Bu kapsamda emtiaların teslimi için zorunlu tutulan bedellerin ihtirazi kayıtla ödendiğinden bahisle davalıdan tahsili için icra takibi yapılmıştır.Dosyaya sunulan; -20/08/2019 tarihli ... numaralı faturanın Dokümantasyon ücreti (177,0 TL) olarak düzenlendiği, -20/08/2019 tarihli ... numaralı faturanın ... (35 USD), Terminal Güvenlik Ücreti (8 USD), Tahliye Ücreti (175 USD), Tahliye Nezaret Ücreti (97 USD), Survey Ücreti (15 USD), ...Geçici Kabul Ücreti (85 USD) açıklaması ile toplam438,04 USD olarak düzenlendiği;-20/08/2019 tarihli ... numaralı faturanın ... Ücreti (177,0 TL)olarak düzenlendiği;-20/08/2019 tarihli ... numaralı faturanın ... Manifesto (35 USD), Terminal Güvenlik Ücreti (8 USD), Tahliye Ücreti (175 USD), Tahliye Nezaret Ücreti (97 USD), Survey Ücreti (15 USD), ... Geçici Kabul Ücreti (85 USD) açıklaması ile toplam 438,04 USD olarak düzenlendiği; -20/08/2019 tarihli... numaralı faturanın ... Ücreti (177,0 TL)olarak düzenlendiği; - 20/08/2019 tarihli... numaralı faturanın ITH Manifesto (35 USD), Terminal Güvenlik Ücreti (8 USD), Tahliye Ücreti (175 USD), Tahliye Nezaret Ücreti (97 USD), Survey Ücreti (15 USD), ... Geçici Kabul Ücreti (85 USD), ... Güvenlik Ücreti (8 USD), Tahliye Ücreti (175 USD), Tahliye Nezaret Ücreti (97 USD), ... Ücreti (15 USD),... Geçici Kabul Ücreti (85 USD) açıklaması ile toplam 834.78 USD olarak düzenlendiği;-22/08/2019 tarihli ... numaralı faturanın Ordino Ücreti (177,0 TL)olarak düzenlendiği;-22/08/2019 tarihli ... numaralı faturanın ... (35 USD), Terminal Güvenlik Ücreti (8 USD),Tahliye Nezaret Ücreti (97 USD), Survey Ücreti (15 USD), ... Geçici Kabul Ücreti (85 USD) açıklaması ile toplam 263,04 USD olarak düzenlendiği;-18/12/2019 tarihli... numaralı faturanın ... Ücreti (177,0 TL)olarak düzenlendiği; -18/12/2019 tarihli... numaralı faturanın ... (35 USD), Terminal Güvenlik Ücreti (12 USD), Tahliye Nezaret Ücreti (70 USD), Survey Ücreti (15 USD), ... Geçici Kabul Ücreti (30 USD) , Terminal Güvenlik Ücreti (12 USD), Tahliye Nezaret Ücreti (70 USD), Survey Ücreti (15 USD), ... Geçici Kabul Ücreti (30 USD) açıklaması ile toplam 310,42 USD olarak düzenlendiği;-18/12/2019 tarihli ... numaralı faturanın Tahliye Ücreti (175 USD x 2) olmak üzere toplam 350,00 USD olarak düzenlendiği, -09/09/2019 tarihli ... numaralı faturanın ... Ücreti (177,0 TL)olarak düzenlendiği;--09/09/2019 tarihli ... numaralı faturanın ... (35 USD), Terminal Güvenlik Ücreti (8 USD), Tahliye Nezaret Ücreti (97 USD), ... Ücreti (15 USD), ... Geçici Kabul Ücreti (85 USD) açıklaması ile toplam 263,04 USD olarak düzenlendiği;-09/09/2019 tarihli ... numaralı faturanın Tahliye Ücreti (175 USD) olarak düzenlendiği,-23/08/2019 tarihli ... numaralı faturanın Tahliye Ücreti (175 USD) olarak düzenlendiği anlaşılmıştır. Fatura bedellerinin Denizbank'a ait 24/12/2019 tarihli ödeme belgelerine göre de davacının bu bedelleri İhtirazı Kayıt açıklaması ile ödemiş olduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi adına tarafların taşımadaki rollerinin açıklanması gerekmektedir.Dosyaya sunulan konşimento kayıtlarına göre davacının emtiların alıcısı olduğu, davalının ise konşimentoda "... Limanı Acentesi" olarak kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda; davalının gemi acentesi olduğu ve ... (kiracı) acentesi olarak atandığı açıklanmıştır. Bu hususta dosya kapsamında taraflar arasında uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Bu halde davalının hem gemi hem de yük ile ilgili hizmetleri birlikte yerine getirmesi gerektiği buna göre davalı acentenin,
- Bulundukları limanda veya bölgede ilgili geminin limana girişinden önce boğaz trafik kontrollerine, liman başkanlıklarına, sahil sağlık, emniyet teşkilatı, gümrük birimlerine geminin özellikleri, yükü, yanaşacağı timan hakkında bilgi verme,- Geminin limana gelmesinden sanra sağlık belgesinin temini,- Türk Limanlarına gelen her türlü gemi ve deniz oraçlarının yolcu, yük, bakım/onarım, sörvey, ikmal, personel değişikliğinin sağlanması,-Yükleme ve boşaltma için fiman başkanlığına başvuruları yaparak, gerekli ücretleri yatırmak,- Kılavuz, römorkör talebinde bulunmak,- Geminin ihtiyacı olan yakıt, kumanya ve yağ ikmalinin sağlanması ,- Yük ilgiliterine gerekli bildirimlerde bulunarak boşaltma, istif, sayım kontrol, hizmetlerinde görev alacak kişileri temin etme ve hazır bulunmasını sağlamak,-Özel yetki verilmesi halinde “olaylar çizelgesi -...”, “zaman Çizelgesi -time sheet”, “...- ...” gibi belgelerin tanzim edilmesi,- Yükleme ve boşaltma faaliyetlerinin bitiminden sonra geminin liman çıkışında gerekli iznin alınması-6102 sayılı yasanın 112 maddesi uyarınca, Müvekkiline ait bir paranın gönderilmesi veya teslim edilmesinin zamanında sağlanması hizmetlerini vermesi gerektiği bilirkişilerce açıklanmıştır.TTK 1203 maddesine göre "Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur." Davacı vekilince bu maddeden ve gerekçesinden yola çıkarak taşıtan olmayan gönderilen müvekkilinin 3. Kişi yararına sözleşme vasfını haiz olan navlun sözleşmesi ile borç altına sokulamayacağını savunmakta ve TTK 1196 maddesi gereğince taşıyanın navlun dışında bir istemde bulunamayacağını savunmaktadır. Dosyaya sunulan konşiment kayıtları incelendiğinde eşyaların tam konteyner yükü olarak taşındığı ve bazı konşimentolarda tek ...kaydının bulunduğu, bir kısım konşimentolarda ise eşyanın teslim edileceği yer kısmının boş bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişiler tarafından yapılan açıklamalardan anlaşıldığı hali ile ... bir teslim şekli olmayıp, Konteyner Sahası anlamına gelmektedir. Buna göre konşimentoların bir kısmında bulunan tek... kaydından, taşıyanın taşımaya ilişkin sorumluluğunun Konteyner sahasında başladığı anlaşılmaktadır. Uygulamada ise gemilerin limanlarda çok hızlı bir şekilde tahliye ve yükleme operasyonların tamamlaması gerektiğinden bahisle ve gönderilenlerin kendi konteynerlerini kendi ayarlayacakları kreyn ve çalışanları ile gemiden fiilen tahliye ederek teslim alma imkanları da bulunmadığından, konşimento kayıtlarına bakılmaksızın bu hizmetin liman kreynleri tarafından verildiği ve bu hizmetlere ilişkin ücretlerin acentelerden tahsil edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bunun gerekçesinin ise liman terminallerinin tahliye sırasında konteyner içerisindeki yüklerin kimler tarafından alınacağının bilinmemesi ve takip edilecek kişilerin belirsiz olması şeklinde açıklanmıştır.Buna göre dosya kapsamında uyuşmazlığın esasen uygulama karşısında TTK hükümlerinin tüm deniz taşıma operasyonlarına ilişkin süreçlere dair ayıntılı düzenleme içermemesinden kaynaklandığı mahkemece değerlendirilmiştir. Bu kapsamda acenteler tarafından verilen hizmetlerin tek tek değerlendirilerek , alıcılardan talep edilebilecek ve edilemeyecek masraf kalemlerinin açıklanması gerekmektedir.Terminal güvenlik hizmeti bakımından yapılan değerlendirmede; bu hizmet, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör eylemlerinin ardından, Kasım 2001'de yapılan ve ülkemizin de üyesi olduğu ... (...)'nün 22. Genel Kurul toplantısında, denizde ve denizden olabilecek terör eylemlerinin önlenmesi amacıyla gemi ve liman tesislerinin güvenliğine ilişkin yeni tedbirlerin alınması konusunda denizcilik sektörüne getirilmesi amacıyla ... (...) Kod'un ülkemizin de taraf olduğu 1974 tarihli ... Sözleşmesi (...)'ne eklenmesi ve 1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girmesi tüm akit devletlerce kabul edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bu kapsamda mevcut uygulama içinde, terminaller “Terminal Güvenlik Ücreti” adı altında almakta oldukları ücretleri ihracat yükleri için gemiye, ithalat yükleri için ise ithalatçıya ya da anlaşmaya göre acenteye fatura etmektedirler. Limanların ücretlendirmeye ve uygulamaya yönelik farklı yöntem uygulamaları ve gerek gemiye yönelik gerekse limana bağlı tüm masrafların yük sahiplerinden talep edilmesi, acenteler ve yük sahipleri tarafından rekabete aykırı olarak değerlendirilmektedir. Ancak, Avrupa Birliği'nde de tartışmalara yol açmış olan “...” uygulamasına yönelik olarak AB Komisyonu tarafından 10 Aralık 1997'de onaylanmış olan “Limanların Finansmanı ve Fiyatlandırma” başlıklı düzenlemenin - 12'nci maddesinde “Sonuç olarak, Komisyona göre liman tesisi ücretlendirmeyi, liman kullanıcılarının limandan aldıkları hizmet ve tesisi kullandıkları oranda, tahakkuk edecektir.” şeklinde ifade edildiği düzenlenen raporda belirtilmiştir. ... (...) Kod'u kapsamında alınması gereken tedbirler, Uluslararası zorunlu bir uygulama olduğundan bu kapsamda verilen terminal güvenlik hizmeti karşılığında ödenen ücretinin davalı acente tarafından ödendiği ispat edildiği takdirde davacıdan talep edilebilir. Dava dosyasına ... A.Ş. Tarafından davalı adına düzenlenmiş ... ve ... numaralı faturalar sunulmuştur. Bu faturada konteyner güvenlik tahliye ücreti açıklaması ile faturaların düzenlendiği ve bu bedellerin davalı tarafça ödendiği muhasip incelemesi ile sabit olduğundan, davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.Nezaret Ücreti ve ... Ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; yük ilgilisi adına tahliye sırasında nezaret görevini yerine getiren acentanın makul oranda nezaret ücreti talep edebileceği zira, boşaltma limanında eşyanın kendisine teslimi zorunlu makamlara teslimi ile (dosya kapsamında dava dışı ... Liman İşletmesi) taşıyanın teslim borcunu yerine getirdiğine ve eşya üzerindeki hakimiyetinin sona erdiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Eşyayı teslim edene kadar yapılan tahliye nezaret ve/veya survey ücretini taşıyanın yüke özen ve gözetim sorumluluğu kapsamında olmakla birlikte konşimento kayıtlarına göre taşıyanın teslim sorumlulğu boşaltma limanında gemi üzerinde sona ermiştir. Buna göre, alıcı davacının emtiaları teslim almasına kadar olan süreçte hem liman hem de gümrük müdürlüğü nezdinde yükle ilgili muhatapın davalı acente olduğu mahkemece değerlendirilmiştir.Bu kapsamda davalı acentenin bu aşamada her türlü olası inceleme ve muayene işlemlerinin yürütlmesi adına personel bulundurması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda her ne kadar bilirkişiler tarafından bu şekilde bir inceleme ya da survey hizmetinin verildiğinin davalı yanca ispatlanması gerektiğinden bahsedilmişse de, açıklandığı üzere yük ilgilisinin eşyayı teslim alması anına kadar yükle ilgili olası her türlü işlem için hazır bulunarak hizmet veren davalı acentenin TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.Tahliye ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; uygulamada gemilerin limanlarda çok hızlı bir şekilde tahliye ve yükleme operasyonların tamamlaması gerektiğinden bahisle ve gönderilenlerin kendi konteynerlerini kendi ayarlayacakları kreyn ve çalışanları ile gemiden fiilen tahliye ederek teslim alma imkanları da bulunmadığından, konşimento kayıtlarına bakılmaksızın bu hizmetin liman kreynleri tarafından verildiği ve bu hizmetlere ilişkin ücretlerin acentelerden tahsil edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bunun gerekçesinin ise liman terminallerinin tahliye sırasında konteyner içerisindeki yüklerin kimler tarafından alınacağının bilinmemesi ve takip edilecek kişilerin belirsiz olması şeklinde açıklanmıştır. Varış limanında taşıyanın acentesi,...-... konteynerler için tahakkuk eden tahliye ücretini, taşıyanın nam ve hesabına terminale ödemektedir....-...,...,...gibi kayıtların olduğu durumlarda başka bir deyişle konteynerlerin gemiden tahliye ücreti bedellerinin normalde gönderilenden Liman işletmesi tarafından tahsil ve talep edilmesi gerekirken , limanlarımızdaki uygulamaya göre konteynerin gemiden tahliye edilmesi ücreti acentelerden tahsil edilmektedir. Bilirkişilerce her en kadar Türk Limanlarındaki genel uygulamanın aksi kararlaştırılmış olmadıkça tahliye masraflarının alıcıya ait olduğu açıklanmış olmakla bu kapsamda davalının bu bedelleri liman işletmesine ödediğinin belgelenmesi kaydı ile davacıdan tahsil edilebileceği belirtilmişse de; dosya kapsamında eşyaların tahliye edilerek davacıya teslim edildiğinin sabit olması karşısında, bu hizmet nedeni ile davacının masrafları liman işletmesine ödediğine dair dosyaya herhangi bir delil de sunulmuş değildir. Buna göre hizmetin verildiği sabit olup, bedelin iadesini talep eden davacının bu bedelin kendisi tarafından ödendiğinin dosya kapsamında ispat edilmesi gerektiği mahkemece değerlendirilmiştir. Davacı yanca bu husus ispat olunamadığından davacının eşyasını teslim alabilmesi adına davalı yanca katlanıldığı kabul edilen bu bedel için davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.Dokümantasyon- ... ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; konteyner taşımalarında gönderilenlerin taşıma tamamlanır tamamlanmaz, yani gemi rıhtıma yanaşır yanaşmaz yükü fiilen teslim almaları TTK 1176 maddesi gereğidir. Doğru konteynerin doğru şahsa teslim edilebilmesi için binlerce konteyner arasında duran gönderilene ait konteynerin ayrıştırılması ve gönderilen ile eşleştirilmesi gerektiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bu sebeple gönderilen, gümrük idaresinden alacağı izin dışında, liman işletmesine ibraz edilmek üzere bir teslim talimatı da elde etmek zorundadır. Böylece, sadece gümrük idaresinden sadır olmuş olan serbestlik belgesi ile yetinemeyecek olan liman işletmesinin, yükleri doğru şahsa teslim etmesi de sağlanmış olacak ve taşıyana karşı sorumluluğunun doğmasının engelleneceği de yine bilirkişilerce belirtilmiştir. Bu şekilde liman işletmesine hitaben hazırlanmış ve teslim edilecek yükün limanda bekleyen diğer yüklerden ayrıştırılmasını ve doğru gönderilene teslim edilmesini sağlayan talimatın hazırlanması işlemi, yukarıda da açıkladığımı üzere navlun kapsamı dışında yük ilgilisi adına davalı acente tarafından verilen bir ek hizmettir. Bu noktada, talep edilen dokümantasyonu ücretini içeriği dosya kapsamında açık net ve açık olmamakla birlikte, bu hizmet bedeli bilirkişilerce bir nevi kırtasiye gideri olarak tanımlanmıştır. Davaya konu taşıma gemi rıhtıma varır varmaz sona erdiğinden, bu aşamadan sonra yapıları tüm hizmetler ve masraflara emtiayı teslim aldığı dosya kapsamında sabit olan davacının katlanması gerektiği kabul olunmuştur. Zira verilen hizmet davacı gönderilen lehine bir hizmettir. Bu hizmet için, davalının personel, ofis, kağıt, elektrik, zaman ve ekipman (bilgisayar, internet vs) kullandığı düşünüldüğünde, davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekilince dosyaya ibraz edilen İdari Yargı kararları doğrultusunda ordino ücretinin müvekkilinden tahsil edilemeyeceği savunulmaktaysa da; sunulan karar incelendiğinde kararın spesifik olarak ordino ücretinin tahsilini engeller nitelikte olmadığı, bu hususta davalı bulunan idarenin, eşyanın teslimi sırasında ibraz edilmesi gereken belgelerin belirlenmesi konusunda yetkisi bulunmadığından bahsedilerek yetki alanı dışında düzenleme yapılması nedeni ile tavan ücret belirlenmesine ilişkin genelgenin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara dayanarak davalının davaya konu ücretleri tahsil hakkının bulunmadığı sonucuna varılması mahkemece hukuken mümkün görülmemiştir. Gümrük mevzuatı açısından ordino veya taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim formunun aranmayacak olması, yükün alıcıya teslimi bakımından taşıyanın ya da acentesinin onayının aranmayacağı anlamına da gelmez. Gümrük mevzuatındaki düzenleme, sadece eşyanın gümrük çıkış işlem ve izinleriyle ilgili olup eşyanın alıcısına teslimiyle ilgili değildir. Bu konuda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14 Hukuk Dairesi'nin 2022/752 Esas ve 2022/515 Karar numaralı ilamında da "Anayasa Mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, deniz yoluyla taşınan emtianın yük alıcısına teslimi, deniz ticaretinin genel hükümlerine tabidir. Bakanlığın düzenlediği bir idari işlemin, idari yargı mercilerince yetki yönünden iptaline karar verilmiş olması, bu konudaki deniz ticaretinin genel hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacaktır." açıklaması bu yöndedir. İthalat Manifesto Ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; bilirkişilerce bu bedelin acentelik hizmeti kapsamında bir faaliyet olduğundan bahisle ayrıca bir ücret talep edilemeyeceği belirtilmiş olduğundan bu görüş mahkemece dikkate alınarak bu bedel bakımından davacının yapmış olduğu ödemenin iadesinin talep edilebileceği kabul edilmiştir.İthalat Geçici Kabul Ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; ithalat geçici kabul ücreti, konteynerin limandaki gümrüklü sahadan çıkarılması ya da bu sahaya getirilmesi durumunda oluşan gümrükleme masrafı oluşmaktadır.Bu ücret acentelere göre değişkenlik göstermekte olup, uygulamada ücret farklılıkları olduğu bilirkişilerce açıklanmıştır.Ülkemize giriş yapan konteynerler, Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü'nce yayımlanan 06.03.2017 tarihli 2017/3 sayılı “...” başlıklı Genelge kapsamında işlem görmektedir. Acente ya da “...”nde temsilcisi olarak kayıtlı bulunan kişi tarafından yabancı konteynerler için giriş konteyner kayıt ve takip formu giriş nüshası düzenlenmektedir. Konteyner liman kapısından çıkış yapacak olması halinde, acente tarafından “...” ne elektronik ortamda giriş yapılarak konteynerin geçici kabul işlemleri yani Ülkemize giriş işlemleri yapılmaktadır. Acenteler bu işlemleri, 2017 öncesi kağıt ortamında yapmakta iken, 2017 itibariyle genelge kapsamında elektronik ortamda yapmaktadırlar. Dolayısıyla gümrük işlemleri bakımından harcanan emek ve mesai karşılığından eşya sahiplerinden Davalı acentenin “geçici kabul ücreti” adı altında ücret talep edebileceği bilirkişiyerce açıkanmış olup bu husus mahkemece de benimsenmiştir. Davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle İthalat Manifesto Ücreti adı altında davacıdan tahsil edildiği anlaşılan toplam KDV dahil 35,00 USD x 6 = 210,00 USD nin davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda bu bedellere ilişkin olarak ödeme yapıldığına gösterir ödeme belgelerinden 24/12/2019 tarihli banka havale belgesinde İHTİRAZİ KAYIT açıklaması bulunmakla mahkemece resen yapılan hesaplama neticesinde, İhtirazi kayıtla yapılan ödeme tarihlerinden icra takip tarihine kadar olan sürede 210,00 USD alacak bakımından 1,60 USD işlemiş faiz hesap edilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da kısmen hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne ve bu bedel bakımından da alacak İİK 67 maddesi gereğince likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile ... sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 210,00 USD asıl alacak ile 1.60 USD işlemiş faiz bakımından DEVAMINA, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca USD faizi uygulanmasına,-Fazlaya dair istemin REDDİNE, -Takdiren asıl alacağın %20 oranı üzerinden hesap edilen 54,00 TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, -Şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/311 Esas, 2022/389 Karar sayılı dosyası "itirazın iptali" talepli davamızı içermekte olup; davalı yanın ... Sayılı girişilen takipte itirazlarının iptali için ikame edilmiştir. Müvekkilin yurt dışından ithal ettiği emtianın taşıma süreci sonunda "ihtiraz kayıt ile" ödenen bedellerin geri tahsili amacı ile başlatılan takibe itirazın iptali talepli davada uyuşmazlık konusu, "...terminal güvenlik hizmeti, nezaret ve survey ücreti, tahliye ücreti, dokümantasyon- ordino ücreti, ithalat manifesto ücreti ve ithalat geçici kabul ücreti adları altında ücretler talep edilmiş ve bu ücretler ödenmediği müddetçe malın teslim edilmeyeceği bildirildiğini ve davacı tarafından bu bedeller muzayaka halinde, malı teslim almak zorunluluğundan dolayı ve ancak ihtirazi kayıtla ödenmek zorunda kalınan faturalara yapılan itiraz..." şeklinde nitelendirildiğini, Öncelikle yerel mahkemenin dosyaya sunmuş olduğu gerekçeli kararda maddi vakıa ile hukuk kuralları arasında tam bir bağlantı kuran bir gerekçe sunamadığını, ayrıca hukuk kurallarından ziyade deniz hukuku teamüllerinin yanlış yorumlanarak hükme esas alındığını beyan etmiştir.‘’Taşıyan, navlun dışında pey akçesi, prim, bahşiş ve benzeri bir ad altında başkaca bir istemde bulunamaz’’:TTK’nın 1196. madde ve 1.Fıkrasına göre ; ‘’Taşıyan, navlun dışında pey akçesi, prim, bahşiş ve benzeri bir ad altında başkaca bir istemde bulunamaz’’ denildiğini, hükmün açıklığına rağmen davalı haksız bir şekilde ve ilave gelir yaratmak amacıyla standart dışı dayanaksız masraflar talep ettiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 1196. maddesi ithalatçı kişileri ve firmaları, taşıyıcı ve acentelerinin haksız uygulamalarına karşı koruyucu nitelikte düşünülmüş emredici nitelikte ve kuşkuya mahal vermeyecek derecede açık bir şekilde yasalaşmış bir metin olduğunu, kanun metninin bu kadar açık ve net olmasına rağmen davalının talep ettiği ücretlerin bu madde gereğince mesnetsiz ve hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını ve de kanunen yasaklanması gerektiğini,Ayrıca taşıyan, navlun dışında bir talepte bulunamayacağı gibi yük için yaptığı masrafları bile aksine sözleşme yok ise yük ilgilisinden isteyemez (TTK m.1196/1-2) Buna göre davacının söz konusu talepleri yapabilmesi için öncelikle ödemeleri navlun sözleşmesi, konişmento veya diğer bir taşıma senedi gereğince yetkili kılındığını ve bunları davacı yan hesabına ödediğini ispat etmesi gerektiğini, davalı vekilinin bu iki hususu ispat edemediğini, müvekkilin, akdi olarak üstlenmediği, emir ve talimat vermediği hiç bir ödemeden sorumlu tutulamayacağını, davalının ithal edilen mala zilyetliğini kötüye kullanarak, haksız hapis hakkı ve ardiye bedeli tehdidi altında müvekkilden yaptığı tahsilatları iade etmesi gerektiğini, TTK madde 1203’e göre; Navlun Sözleşmesinde veya Konişmentoda, gönderilen tarafından bir ödeme yapılacağı bildirilmiş değilse, gönderilen herhangi bir ödeme yapmakla yükümlü tutulamaz; Sözleşmede veya Konişmentoda, gönderilenin yükü teslim alma hakkı, yük üzerinde hapis hakkının doğumuna yol açmış olan bazı alacakların ödenmesi şartına tabi kılınabilir; ancak, bu nevi alacakların hangileri olduğunun, tesellümün dayandığı sözleşme veya konişmentoda belli edilmiş olması gerekir. Bu kapsamda; •Navlun,•Ödenmiş ise gümrük ödemeleri,•Yine sarf edilmiş ise varma yeri masrafları için hapis hakkı kullanılabileceğini, oysa davalının müvekkile karşı hapis hakkı tehdidi altında tahsil ettiği fatura kalemlerinin hiçbirinin bu kapsamda olmadığını, Konişmentoda yazdığı ölçüde ve alıcının kabulü kapsamında bu üç kalem alacak dışında hapis hakkının kullanılamayacağını,Bu itibarla dava konusu taşımaya ilişkin konşimento incelendiğinde, gönderilenin ödemekle yükümlü tutulduğu hiçbir kaydı ihtiva etmediğinin görüldüğünü, bu kapsamda davalının yapmış olduğu masraf ve ödemelerin TTK madde 1203 kapsamında yer alan "Hapis hakkını kullanmaya" elverişli ödeme ya da masraflar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılmalı olduğunu, davacı müvekkilin, işbu davaya konu fatura ödemelerini hapis hakkı tehdidi altında yaptığı göz önüne alınarak; davalının yapmış olduğu "dökümantasyon ve terminal bedelinin" TTK madde 1203 kapsamında yer almadığının da açık olduğunu, Müvekkilin davalıya yapmış olduğu fatura ödemeleri karşısında aldığı hizmete ilişkin taraflar arasında hiçbir akdi ilişki bulunmadığını, davalı müvekkilin "kendi adına ve kendi hesabına" iş görmüş olup bu hizmet taraflar arasında müvekkili- taşıyan sıfatına sahip kimse olamaması sebebiyle sıfat bakımından haksız olduğunu, TTK Madde 20 Ücret isteme hakkı "MADDE 20– (1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır." 21/06/2022 tarihli gerekçeli kararda, istenen ücret kalemleri ayrı başlıklar altında inceleyerek TTK m. 20 kapsamında bu alacak kalemlerini davacı müvekkilden istemekte haklı olduğunun kabul edildiğini, ancak; davalının, acente sıfatı ile ne iş görmüşse bunu müvekkili taşıyan için gördüğünü, TTK m.20 hükmüne göre "kendi adına ve kendi hesabına iş görmesi" söz konusu olmadığını, mahkemece, davalı acente ithalatçıdan i-terminal güvenlik hizmeti TTK m.20 gereği istenebilirii-nezaret ve survey ücreti TTK n.20 gereği istenebilir iii-tahliye ücreti TTK n.20 gereği istenebilir iv-dokümantasyon-ordino ücreti TTK n.20 gereği istenebilir v-ithalat manifesto ücreti istenemez Vi-ithalat geçici kabul ücreti TTK n.20 gereği istenebilir şeklinde tespitlerin hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını, burada öncelikle cevaplanması gereken noktanın taşıma sürecinin nerede başlayıp nerede bittiği olduğunu, Dava konusu taşımaya ilişkin uyuşmazlıkta Konşimento üzerine düşülen ‘’...‘’ kaydı ile beraberinde teslim yerinin ise ...; yani konteyner yük istasyonunda-geçici depolama yerinde parsiyel yük boşaltılmış olarak teslim edileceği şeklinde malların teslim edileceğine ilişkin anlaşma yapıldığını, navlun bedeli ve sigortayı da içeren faturalar düzenlendiğini ve navlun ücreti taşıyıcıya taşıma başlamadan ödenmiş veya varma yerinde gönderilenden açıkça talep edilemeyeceğinin bildirildiğini, ... kaydı karşısında, geçici depolama yerine teslim öncesi aşama için davalı yanın müvekkile yeni bir hizmet sunmasının söz konusu olamayacağını, zorunlu masraflar dışında da ödeme talebinde bulunması navlun sözleşmesi ve kanun açık hükümlerine aykırı olduğunu, geçici depolama yerinde masrafların ise müvekkil sorumluluğunda olduğunu, Gerekçeli kararda "...konteyner güvenlik tahliye ücreti açıklaması gereği faturalarca ödendiği sabit olduğundan, davalının TTK 20. Maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek.." beyan edildiğini, fakat ... güvenlik denetimleri, uluslararası zorunlu bir uygulama olduğundan taşıyan solas sair güvenlik kuralları gereği ...güvenlik denetimlerini yapmak durumunda olduğunu,İşbu dosyaya konu konişmentolarda her ne kadar ... kaydı bulunsa da gerekçeli kararda nezaret ve survey ücreti değerlendirilirken "... Eşyayı teslim edene kadar yapılan tahliye nezaret ve/ veya survey ücretini taşıyanın yüke özen ve gözetim sorumluluğu kapsamında olmakla birlikte konişmento kayıtlarına göre taşıyanın teslim sorıumluluğu boşaltma limanında gemi üzerinde sona ermiştir." şeklinde beyan edilerek ... kaydına tamamen ters düşen bir değerlendirme yapıldığını, bu sebeple tahliye, nezaret ve survey ücretini TTK 20. madde kapsamında değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu,Bilirkişi raporunda " uygulamada ise gemilerin limanlarda çok hızlı bir şekilde tahliye ve yükleme operasyonların tamamlanması gerektiğinden bahisle ve gönderilenlerin kendi konteynerlerini kendi arayacakları kreyn ve çalışanları ile gemiden fiilen tahliye ederek teslim alma imkanları da bulunmadığından, konişmento kayıtlatına bakılmaksızın bu hizmetin liman kreynleri tarafından verildiği ve bu hizmetlere ilişkin ücretlerin acentelerden tahsil edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır." şeklinde bilirkişilerin hukuki dayanaktan yoksun ve sadece ticari teamüllere dayanan rapor metnini hükme esas aldığını, Oysaki; .../... kaydının müvekkil ve davalı acente tarafından konişmentoya eklenmesinin nedeni ... kaydının niteliğinden anlaşıldığını, davalı acentenin basiretli bir tacir olarak hem ... kaydını konişmentoya koyup taşıma sorumluluğunun varma limanında bulunan konteyner sahasında bittiğini vadetmesi hem de ticari teamüllerde konişmento kayıtlarına bakılmaksızın varma limanındaki işlemlerin liman kreynleri tarafından yapıldığını dile getirmesi kötü niyetli bir hak arayışı olduğunu, bu sebeple terminal ücretinin davacı müvekkilden TTK m.20 kapsamında istenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,Dokümantasyon ücreti kapsamında faturalandırılan alacak kaleminin anlaşılamamakla birlikte yine gerekçeli kararda " ... Bu hizmet için, davalının personel, ofis, kağıt, elektrik, zaman ve ekipman kullandığı düşünüldüğünde, davalının TTK 20. Maddesi gereğince bu iş ve işlemler için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir." Davalının bir acente olduğunu, doğrudan temsil yetkisi ile taşıyanı temsil ettiğini, öyleyse, yaptığı iş ve işlemlerden dolayı sözleşmenin nispiliği ilkesine göre ancak taşıyandan alacaklanabileceğini, TTK m.20 hükmüne göre davacı için iş görmesi söz konusu değil; aksine acentelik sözleşmesi gereği iş görmesi söz konusu olduğunu, öyle ki; gerekçeli kararda kırtasiye bedeli gibi tanımlanan dokumantasyon bedeli ve gerçekte hiç bir iş tanımı olmayan ödemeler sektörde ithalatçılara yansıtıldığını ve alındığını, bunun TTK M.1196 karşısında M.1203 hükümleri ile açıklanabilir hiçbir yanı olmadığını, keza ordino ücreti de hiçbir yasal mevzuatta ordino zorunluluğu veya ordino için bedel ödeme zorunluluğu söz edilmediğini, bilirkişi heyetinin de ordinoyu TTK m. 20 kapsamında bir hizmet gibi öngörmesinin açıkça mevzuatta yazılı hukuk kurallarına aykırı olduğunu ve teamül mahkemenin yargısına esas olamayacağının açık olduğunu, Davalı firma tarafından davaya konu fatura içeriği ücret ödenmediği müddetçe malın teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini ve müvekkili tarafından bu bedellerin zilyetlik hak ve yetkisinin haksız ve kötüye kullanımı suretiyle, daha yüksek maliyete katlanmak istemeyen ve malın beklemesi-gecikmesinden zararı engellemek isteyen müvekkil tarafından teslim almak zorunluluğundan dolayı ve ihtirazi kayıtla ödenmek zorunda kalındığını, Yerel mahkemenin bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu rapora olan itirazlarını değerlendirmeye dahi almaksızın bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğunu ve dayandıkları hukuka ve ticari teamüllere dahi aykırı beyanları hükme esas alarak davanın haksız bir şekilde reddine karar verdiğini,TTK hükümlerini ayrıntısı ile açıkladıkları üzere TTK 1196. Madde, 1203. Madde, 20. Madde 1176. Madde kapsamında "terminal ücreti ve dokümantasyon bedeli" müvekkilden istenmesi hukuka uygun olmadığının aşikar olduğunu, keza her ne kadar yerel mahkemenin dosyaya sunmuş olduğu gerekçeli kararında bilirkişi raporundan alıntılar yaparak TTK hükümlerinin işbu davaya konu hakkında ayrıntılı düzenlenmemiş olması sebebiyle ticari teamüllere dayanılması gerektiğini gerekçelendirilmiş olsa da konişmentoda bulunan ... kaydı; ticari teamüllere dayanıldığında dahi işbu davaya konu faturaların davacı tarafından ödenmesinin hukuka aykırı olduğunu kanıtladığını,Yerel mahkemenin taşıyan acentesinin limanda hizmet alıp almadığını tespit etmediğini, ancak "...acentenin ilgili kuruluşlar ve birimler nezdinde takip edilmesi, hizmetin hızlıca yerine getirilmesi ve en kısa sürede eşyanın tahliyesi gemi acenteliği kapsamındadır..." şeklinde tespitte bulunduğunu, bu tespitin yerinde bir tespit olduğunu; ancak acentenin bu hizmeti müvekkili için -taşıyan için verdiğini, müvekkile karşı herhangi bir hak ediş elde edecek iş görmesi, müvekkilin akdi taahhüdü ve ödeme yükümlülüğü olmadığını, Verilen kararın, hukuka aykırı olduğunu, kaldırılarak davanın kabulü yönünde karar verilmesini, istinaf mahkemesince gerekirse yeni bilirkişi incelemesi yaptırılması, yargılamaya devam ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince; davacının huzurdaki davada iadesini talep etmiş olduğu alacak kalemlerinden, "ordino ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret ücreti, survey ücreti ve ithalat geçici kabul ücreti" taleplerinin reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesince verilen kararın, davacının iş bu taleplerinin reddine ilişkin kısmının hukuka ve yasaya uygun olduğunu ve ilk derece mahkemesi kararına bu yönden itirazları bulunmadığını,Davacının; Çin'de kurulu bulunan firmalardan ...bazlı olarak ilhal ettiği Ürünlerin Çin'den ... Limanına müvekkil şirket taralından taşındığını, iş bu taşımalar tamamlandıktan sonra kendilerinden taşıma ile ilgili olarak ordino ücreti, ithalat manifesto ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret ücreti, survey ücreti ve ithalat geçici kabul ücreti adı altında 3.247,36-USD * 1.062-1L talep edildiğini, söz konusu tutarlar ödenmeden malın teslim edilmeyeceği bildirildiği için müzayaka halinde, ihtirazi kayıtla ödeme yapmak zorunda kaldığını iddia ederek; ödemiş olduğu tutarların kendisine iadesi talebiyle huzurdaki itirazın iptali davasını ikame etmiş, ilk derece mahkemesince de davacının taleplerinin ördino ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret ücreli, survey ücreli ve ithalat geçici kabul ücreti bakımından reddine karar verildiğini, İlk derece mahkemesince tüm bu alacak kalemleri için ayrı ayrı olarak, davacının neden iş bu alacak kalemlerinin iadesini talep edemeyeceği, tek tek, detaylı ve teknik gerekçeleri ile birlikte izah edildiğini, ilk derece mahkemesince; davacının müvekkil şirkete ödemiş olduğu ordino ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret ücreti, survey ücreti ve ithalat geçici kabul ücretinin iadesini talep edemeyeceği ve iş bu taleplerinin reddine dair verilen kararın, bu yönden hukuka ve yasaya uygun olduğunu, ilk derece mahkemesi kararına bu yönden itirazları bulunmadığını,İlk derece mahkemesince verilen kararda; davacının sadece "ithalat manifesto ücreti"nin iadesini talep edebileceğinin hüküm altına alındığını, ancak ilk derece mahkemesi kararının bu yönden hukuka aykırı olduğunu, acente konumundaki müvekkil şirket tarafından, dava konusu yük için verilen hizmet karşılığı ithalaf manifesto ücreti talep etmesinin mümkün ve makul olduğunu, zira acente konumundaki müvekkil şirket emek ve zaman harcadığını, personel çalıştırdığını, ofis ve ekipman kullandığını, bu hususun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davacı tarafın her ne kadar huzurdaki davada; dava konusu taşımalara ilişkin ödemiş olduğu ordino ücreti, ithalat manifesto ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret ücreti, survey ilcreti ve ithalat geçici kabul ücretinin kendilerinden haksız bir şekitde talep edildiğini iddia ederek ödemiş olduğu bu tutarların kendisine iadesini talep etmiş ise de, ilk derece mahkemesince de davacının taleplerinin ordino ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret Ücreti, survey ücreti ve ithalat geçici kabul ücreti bakımından reddine karar verildiğini, İlk derece mahkemesince verilen kararda davacının sadece "..."nin iadesini talep edebileceğinin belirtildiğini ve sadece bu alacak bakımından davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak davacının huzurdaki iddia ve taleplerinin tümü haksız ve mesnetsiz olup, davanın tümüyle reddi gerekirken, davanın sadece "İthalal Manifesto Ücreti" bakımından kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,Oysa dosya kapsamı ile dava konusu alacak kalemlı acente tarafından talep edilebileceği, bu tutarların makul olduğu, yükle ilgili temsilen yapılan işlemlerden doğan masraflardan TTK madde 1203 uyarınca gönderilenin sorumlu olduğu, müvekkil şirketin dava konusu konteyner içindeki yük için yapmış olduğu masrafları talep edebileceğini, yük için üçüncü kişilere ödediği miktara makul bir kar oranı ilave edebileceğinin sabit olduğunu,Dava konusu alacak kalemlerine ilişkin olarak ilk derece mahkemesince İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz, Bölgeleri Deniz Ticaret Odası Başkanlığı (...) 'ne yazılan yazıya karşılık; İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz, Bölgeleri Deniz Ticaret Odası Başkanlığı (...) tarafından verilen cevapta, anılan ücretlere ilişkin ortalama rayiç bedellerin belirtildiğini ve bahse konu davada uygulanan ücretlerin makul ve piyasada uygulanan ücretlerle uyumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, işbu müzekkere cevabının da dosyada mübrez olduğunu, ayrıca yine mahkemece limanlara da müzekkere yazılmış olup; ...Liman İşletmesi tarafından gönderilen cevabi yazıdaki tarife kapsamında, dava konusu dosyada mübrez iş bu müzekkere cevapları kapsamında; huzurdaki davada davacı tarafından iadesi talep edilen alacak kalemlerinin tümünün makul ve piyasada uygulanan ücretlerle uyumlu olduğu, dolayısıyla davacının huzurdaki davada ileri sürdüğü talep ve iddiaların tümüyle mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda; ilk derece mahkemesince davanın tümüyle reddi gerekirken, davanın sadece "..." bakımından kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,Şöyle ki; huzurdaki davada iadesi talep edilen iş bu kalemlerinin ithalatçı ve ihracatçı arasındaki satış sözleşmesi ile doğrudan bir ilgisi olmadığını, anılan hizmetlerin; taşıma sözleşmesinin ardıl hizmetleri olduğunu, tacir olan müvekkil şirket tarafından TTK madde 20 kapsamında verilen hizmetler söz konusu olduğunu ve müvekkil şirketin bir ticari faaliyet yaptığını, acente konumundaki müvekkil şirketin, tahliye ve diğer hizmetler için emek ve zaman harcadığını, personel çalıştırdığını, ofis ve ekipman kullandığını, müvekkil şirketin bu işler için adam çalıştırdığını, sistem kurduğunu (Bilgisayar sistemi ve ticari sistem) ve risk aldığını, dolayısıyla müvekkil şirketin tacir olarak verdiği tüm bu hizmetler karşılığı bedeli talep etmesinin son derece doğal olduğunu, bu durumda, müvekkil şirketin dava konusu alacaklarını TTK'nın 20. maddesi gereği davacıdan istemesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, tüm bu nedenlerle; dava konusu alacaklardan bizzat alıcı/gönderilen konumundaki davacının sorumlu olduğunun sabit olduğunu, İthalat manifesto ücretine sebebiyet veren durum, yükün Gümrük Mevzuatından dolayı yapılmak zorunda olan Giriş Özet Beyan işlemleri olduğunu, Giriş özet beyanı, Türkiye Gümrük Bölgesine giren eşyanın emniyet ve güvenlik yönlerinden risk analizine tabi tutulması amacıyla, eşya giriş gümrük idaresine varmadan önce elektronik yolla verilen ve taşıt aracı ile eşyaya ilişkin genel bilgilerin yer aldığı beyan olduğunu, Türkiye Gümrük Bölgesinin kara suları veya hava sahasından gümrük bölgesi içinde durmaksızın geçen taşıl araçları ile taşınan eşya dışında, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşya için özet beyan verilmesi gerektiğini,Özet beyanın, Gümrük mevzuatında belirtilen bilgileri içermesi ve bu ekin doldurulmasına ilişkin açıklama notlarına uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, tüm bu bilgiler değerlendirildiğinde; tüm bu işlemlerin gümrük mevzuatından yani ithalat işlemlerinden kaynaklandığının ortada olduğunu, deniz yolu ile yük laşınmasında doğan navlun ile hiçbir ilgisi olmayan tüm bu işlemlerin yapılması için ayrıca davacının zaman, emek ve personelini tahsis etmesi gereken bağımsız bir ücret olduğunu, dolayısıyla konşimentoda da belirtilen gümrük işlemlerinden doğan ücrete davacının katlanma zorunluluğunun burada da uygulama alanı bulduğunu ve davacının bu ücreti de ödemesi gerektiğini,İlk derece mahkemesince verilen kararda da, huzurdaki davada iadesi talep edilen alacaklar için bunların TTK madde 20. kapsamında, müvekkil şirketler tarafından verilen hizmetler olduğunun açıkça belirtildiğini, ilk derece mahkemesince yapılan bu tespit doğrultusunda da acente konumundaki müvekkil şirketin vermiş olduğu bu hizmet karşılığı tutarı davacıdan talep edileceğinin açık olduğunu, zira müvekkil şirketin bu işler için acente konumundaki müvekkil şirketin emek ve zaman harcadığını personel çalıştırdığını ofis ve ekipman kullandığını,Dava konusu diğer alacaklar gibi ithalat manifesto ücretinin de yasal olarak talep edilebilecek ücretlerden olduğunu ve işbu ücretlerin sorumlusunun davacı dolayısıyla davacıdan tahsil edilebileceğini, bu bakımdan davacının ödemekle yükümlü olduğu bu ücretler için kendi salım sözleşmesinden dolayı dava dışı satıcısına (yükletene) başvurarak eğer satış sözleşmesi hükümleri buna imkan veriyorsa rücu etmesi gerektiğini, Aksi takdirde basiretli tacir olması gereken davacının bu ücretlere kendisi katlanması gerekeceğini, buna rağmen ilk derece mahkemesince, davanın tümüyle reddi gerekirken, davanın sadece "...” bakımından kısmen kabulüne karar verilmesine dair hatalı ve hukuka aykırı karara bu yönden itiraz ettiklerini,İlk derece mahkemesince icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Huzurdaki davada ilk derece mahkemesince, dava konusu alacakların likit olduğu gerekçesi ile asıl alacağın 20'si tutarında icra inkar tazminatına hükmetmiş ise de; ilk derece mahkemesince verilen kararın bu yönden de hatalı olduğunu, olayda müvekkil şirket tarafından verilen bir hizmet karşılığı tanzim edilen ve karşılığı davacı tarafından ödenen faturalar söz konusu olduğunu, davacının iş bu tutarların hangi gerekçe ile kendisine iade edilmesi gerektiğine dair hiçbir somut delil sunamamış iken, ortada likit bir alacağın varlığından söz etmenin mümkün olmadığını, hal böyleyken, somut olayda icra inkar tazminatının şartları mevcut olmadığından davacı tarafından icra inkar tazminalı talep hakkı da bulunmadığını, bu kapsamda, ilk derece mahkemesince davacının haksız ve hukuka aykırı icra inkar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken, kabulüne dair verilen hatalı ve hukuka aykırı karara bu yönden de itiraz ettiklerini,Dava konusu alacak kalemlerinin, acente konumundaki müvekkil şirkel tarafından talep edilebileceği ve bu tutarların makul olduğunu tekrar beyanla ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla ; ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan alacaklara uygulanan faizin son derece fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen karara bu yönden de itiraz ettiklerini, İlk derece mahkemesince kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu,Davacının huzurdaki davada ileri sürdüğü iddialarının tümü haksız olup, davacı tarafın huzurdaki dava ile iadesini talep etmiş olduğu ve ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı masraflar, konşimento ve TTK hükümleri kapsamında davacı tarafın sorumluluğunda olduğunu, davacının almış olduğu hizmet karşılığı bedeli, daha sonradan icra takibi ve huzurdaki dava yoluyla geri istemesinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, dolayısıyla davacının, müvekkil şirket aleyhine haksız ve kötüniyetli bir şekilde başlattığı icra takibi nedeniyle müvekkil şirkete kötüniyet tazminatı ödemek zorunda olduğunu, bu kapsamda kendileri tarafından, müvekkil şirkete karşı haksız ve kötüniyetli bir şekilde icrai işlemde ve itirazın iptali talebinde bulunan davacı aleyhine İİK madde 67 uyarınca 1020'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, Ancak ilk derece mahkemesince kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verildiğini, davacının huzurdaki davadaki taleplerinin haksız ve kötüniyetli olduğu; davacının ordino ücreti, terminal güvenlik ücreti, tahliye ücreti, nezaret ücreti, survey ücreti ve ithalat geçici kabul ücretinin iadesi taleplerinin reddine karar verilmesinden ve dosya kapsamı ile sabit olmasına rağmen ilk derece mahkemesince kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2022 tarihli 2020/311 E. ve 2022/389 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının icrasının tehirine ve iş bu hatalı, hukuka, usule ve yasaya aykırı kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri, harç, ücreli vekalet ve sair tün masrafların davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacı tarafından yurt dışı firmasından ithal edilen emtianın davalının acentesi olduğu taşıyan tarafından deniz yoluyla taşınması sonrasında emtianın teslim alınması için davalı acente tarafından navlun ücreti dışında davacının sorumlu olmadığını iddia ettiği masraflara ilişkin emtianın teslim alınabilmesi için ihtirazi kayıt ile ödenen bedellerin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00 TL olmuştur.Davalı vekili tarafından istinafa konu edilen ve kabul edilen miktar 1.622,97 TL, icra inkar tazminatı miktarı 54,00 TL, kötü niyet tazminatı talep miktarı 4.875,68 TL olmak üzere toplam 6.552,65 TL olduğundan, karar tarihi itibariyle 8.000,00-TL kesinlik sınırı altındaki ilk derece mahkemesi kararı da miktar itibariyle kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından Çin'de bulunan yurt dışı firmasından ithal edilen emtialar davalının acentesi olduğu taşıyan tarafından deniz yolu ile taşınarak davalı acente tarafından davacıya teslim edilmiş ve navlun peşin ödenmiş, ancak teslimden önce davalı tarafından düzenlenen faturalara konu hizmet bedelinden davacı gönderilen sorumlu olduğu gerekçesi ile bu faturaların ödenmesi karşılığında teslimat yapılacağı davacıya bildirildiğinden emtianın teslim alınması için davacı tarafından fatura bedelleri ihtirazi kayıt ile ödenmiştir. İstinafa konu olan ve davalı tarafından verilen hizmetlere ilişkin davacının sorumlu olduğu iddia edilen masraf kalemleri ise ordino ücreti, terminal güvenlik hizmeti, tahliye ücreti, tahliye nezaret ücreti ve survey ücreti, ithalat geçici kabul ücretidir.TTK'nın 1203 maddesi uyarınca Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur.Söz konusu hüküm uyarınca navlun sözleşmesinin tarafı olmayan alıcının dava konusu giderlerden sorumlu tutulabilmesi için konişmentoda bu giderlerin alıcı tarafından ödeneceğinin kararlaştırılmış olması ve alıcının da yükün kendisine teslimini talep etmiş olması gerekir. Ancak somut uyuşmazlıkta konişmentoda acente tarafından yapıldığı iddia edilen masrafların gönderilen tarafından ödeneceği kararlaştırılmamıştır. Bunun yanında TTK'nın 1228 maddesi uyarınca konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Yine TTK'nın 1236 maddesi uyarınca eşya, ancak konişmento nüshasının, eşyanın teslim alındığına ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim edilir. Söz konusu hükümler dikkate alındığında konişmentonun ibrazı ile emtia teslim edileceğinden ayrıca ordinoya (yük teslim talimat formu) gerek bulunmadığından davalının bu ad altında ücret talep etmesi yasal olarak mümkün değildir. (Danıştay 03/11/2021 tarih, 2018/234 esas ve 2021/5248 karar sayılı ilamı). Ayrıca davalı tarafından yapılan masraflara ilişkin bir kısım ödeme belgeleri sunulmuş ise de, söz konusu ödeme belgelerinin dava konusu masrafları karşılayıp karşılamadığı bilirkişi heyeti tarafından tespit edilemediği gibi davalı tarafından da kapsadığında ilişkin kesin delil sunulmamış olup, davacı tarafından ihtirazi kayıt ile ödenen ve dava konusu edilen ve dava değeri olarak gösterilen bedellerin iadesine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Sonuç olarak; davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddesi gereğince usulden reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2022 tarih ve 2020/311 Esas 2022/389 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,3-Davanın KABULÜ İLE; davalı borçlunun ...sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 1.062,00 TL asıl alacak ve 3.247,36 USD asıl alacak üzerinden takip talebindeki koşullar ile aynen devamına, -Hüküm altına alınan toplam asıl alacağın % 20 oranında (4.175,60 TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, (USD alacak yönünden takip tarihindeki kur dikkate alınmıştır)
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Karar ve ilâm harcı olan 1.776,15-TL harçtan peşin alınan 125,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.650,45-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 125,70-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 180,10-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 26.001,40-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 3.853,10-TL yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL nin Arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Davacı tarafından yatırılan 1.238,35-TL Arabulucu Ücretinin talep halinde davacıya iadesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,13-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 615,40-TL nispi harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 31,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 251,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 16-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 17-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.