T.C
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1844 Esas
KARAR NO:2025/977 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2017/868 Esas- 2022/335 Karar
TARİH:27/04/2022
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
KARAR TARİHİ:12/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı bankanın ... sayılı dosyasından gayrimenkul ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde bulunduğunu, davalının sözkonusu icra dosyasında vekalet ücreti dışında alacağının bulunmadığını, davalı bankanın yaptığı hiçbir tahsilatı icra dosyasına bildirmemiş olduğunu ve takip konusu 2 taşınmazın da satışını talep etmiş olduğunu, davalı tarafın 12.01.2016 tarihinde müvekkillerine verdiği ticari kredilerin taksitlerinde gecikmeye düşüldüğünden dolayı müvekkilleri aleyhine icra takibine geçilmiş olduğunu, müvekkillerinin davalı bankaya bu dosya üzerinden herhangi bir borcu olmamasına rağmen, takibe konu 2 adet taşınmazının icra kanalıyla satılmak üzere olduğunu, icra takip dosyası kapsamında davalının vekalet ücreti alacağı dışında hiçbir alacağının olmadığını, bu kalemin de takip öncesi işlemiş faizin hesaplanması ile azalacak olduğunu, müvekkillerinden ... Şti. tarafından takibin başladığı 12/01/2016 tarihinden 22/09/2016 tarihine kadar toplamda 116.050,00-TL'nın ... IBAN numaralı hesaba yatırılmış olduğunu, banka tarafından yatırılan tüm paraların çekilmiş olduğunu, takip konusu asıl alacağın 88.348,07-TL olduğu düşünüldüğünde müvekkilinden 27.701,93-TL fazladan tahsil edildiğini, buna rağmen müvekkillerinden 103.159,89-TL işlemiş faiz ve bu kaleme bağlı olarak 5.157,99-TL BSMV talep edildiğini, yapılan hiçbir tahsilatın icra dosyasına bildirilmediğini, davalı banka ve vekilinin şifahi söylemine göre vekalet ücreti alacağı için dosya konusu taşınmazların ikisinin birden satış tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, banka hesap dökümleri incelendiğinde, müvekkillerinin toplamda yaptığı ödeme ve davalının takip konusu kredinin numarasını belirterek yatan meblağları çektiğinin açıkça görüleceğini,Banka kayıtları ve icra takip dosyası birlikte incelendiğinde, takip öncesi kalan faiz alacağının 9.430,75-TL olduğunu, buna mukabil müvekkillerinden 27.701,93-TL tahsil edildiğini, talep edilen işlemiş faiz miktarının büyük bir kısmının aslında tahsil edilmediğini ve yapılan hiçbir tahsilatın da icra dosyasına bildirilmediğinin görüleceğini, davalı bankanın sebepsiz zenginleşme girişiminden hem bankanın hem de icra dosyasındaki vekilinin haberdar olduğunu, buna rağmen dosyaya herhangi bir tahsilat bildiriminde bulunulmamış olduğunu, icra dosyasında belirtilen fahiş nitelikteki işlemiş faizin yasal hiçbir dayanağı olmadığını, bu faiz vekalet ücreti dahil BSMV gibi kalemleri etkilemekte olduğunu, takip öncesi işlemiş faizin hesaplanarak müvekkillerinin ne kadar faiz ve dolayısı ile vekalet ücreti borcu olduğunun ortaya konması gerektiğini, bu nedenlerle müvekkillerden 103.159,89-TL takip öncesi işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, bu faizin müvekkillerinden tahsil edilmediğini, icra takip dosyasının vekalet ücreti dışında infaz olunduğunun bildirilmiş olduğunu, davalı tarafın her ne kadar talep ettiği kadar işlemiş faizi tahsil etmemiş olsa da, bu faiz vekalet ücreti, BSMV gibi giderleri etkilemekte olduğunu, işlemiş faiz davalının talep edebileceği seviyelere çekilmiş olsa, takip giriş miktarının dolayısı ile vekalet ücretinin de bundan etkileneceğini ve dosyanın ödenmekle infaz olunacağını, davalı tarafın hem tahsilatlarını icra takip dosyasına bildirmeyerek hem de talep edemeyeceği ve zaten tahsil etmediği işlemiş faizin dolayısı ile takip giriş miktarı üzerinden hesaplanan vekalet ücreti için direterek kötü niyetini ortaya koymuş olduğunu, davalının talep edebileceği faiz ve dolayısı ile vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini, müvekkillerinin davalı bankaya icra takip dosyasında görüldüğü kadar borçları olmadığını, faiz alacağının ne kadar olabileceğinin bilirkişi vasıtası ile hesaplanması gerektiğini, müvekkillerin vekalet ücreti borcu olduğunu, bu durumun da bu borcun da işlemiş faiz miktarı dolayısı ile takip giriş miktarının hesaplanması ile ortaya çıkacağını, bu nedenle Mahkemeye başvurduklarını belirterek müvekkillerinin davalı bankaya icra dosyasında görüldüğü kadar borçlu olmadığının ve ne kadar borçlu olduklarının tespitine, davalının fahiş işlemiş faiz talebi ve bu talebine bağlı olarak vekalet ücreti istemindeki kötü niyetinden dolayı takip ve dava konusu değerin %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti dahil yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından eksik harcın tamamlanmadan davanın esası hakkında inceleme yapılamayacağını, davacı tarafın müvekkili banka alacağının kalmadığı iddiasıyla bu davayı ikame etmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde borcun vadesinde ödenmemesi durumunda hangi faiz oranının uygulanacağının açıkça belirtilmiş olduğunu ve borçlular tarafından ıslak imza ile imzalanmış olduğunu, bu nedenle faize yapılan itirazın yerinde olmayıp reddi gerektiğini, yüksek meblağlı sözleşmenin okunmamış olması ve faiz gibi önemli bir kalemin dikkatten kaçmış olmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, bu nedenle tarafların özgür iradeleri ile imza altına aldıkları sözleşmenin faiz kaleminin önce kabul edilip herhangi bir itirazda bulunulmadan imzalanmış olmasına rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle taraflarınca sözleşmede yer alan şartlara uygun olarak başlatılan icra takibinin akabinde faizin fahiş olduğunun iddia edilmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkili bankanın borçlulardan olan alacağının gerçek bir alacak olduğunu, bu alacağın müvekkilinin muhasebe kayıtlarında cari hesap şeklinde bulunmadığını, davacı tarafın tamamen soyut iddialarla bu davayı ikame etmesinin tamamen borçlunun ödemekle yükümlü olduğu bir alacağının geç tahsil etmesi amacıyla yapıldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, kötü niyetli bir şekilde borcun tahsil edilmesini geciktirmek kastında olduğunu, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarih 2017/868 Esas- 2022/335 Karar sayılı kararında;"Tüm dosya kapsamından;Davalı banka ile davacı şirketin asıl borçlu olduğu, davalı gerçek kişilerin müteselsil kefil olarak imzaladıkları 05.12.2012 tarihli ve 500.000,00-TL tutarlı ve 13.08.2014 tarihli ve 300.000,00-TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden davalı şirkete 08.07.2013 - 13.08.2014 tarihleri arasında taksitli ticari krediler kullandırıldığı, davalı banka tarafından Üsküdar ... Noterliği kanalıyla asıl borçlu şirket ve kefillere 06.04.2015 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarname keşide edildiği, hesaplarının kat edildiğinin bildirildiği, ihtarnamenin borçlulara 08.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği,Davalı bankanın kullandırdığı kredilere karşın borçlu şirketten teminat olarak ipotek gösterildiği,İpotek bedellerinin herbirinin 200.000,00-TL olduğu, maliklerinin davalı gerçek kişiler olduğu ve bulundukları ilçe ve ilin Osmangazi / BURSA olduğu,İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasında 06.10.2017 tarihli kapak hesabında takipte kesinleşen miktarın 197.748,06-TL olduğu, bakiye borç miktarının 231.918,87-TL olduğu, İstanbul ... İcra Dairesi'nin talebi üzerine Bursa ... İcra Dairesi'nin...Talimat Sayılı dosyasında kıymet takdiri yapıldığı, 15.05.2017 tarihinde taşınmazların satışına karar verildiği, ipotekli taşınmazların Bursa ... İcra Dairesi'nin ...Talimat sayılı dosyasında 12.10.2017 tarihinde yapılan ihalede toplam 323.000,00-TL üzerinden satıldığı, herhangi bir ihalenin feshi davası açılmadığından dolayı ihalelerin kesinleştiği, gayrımenkullerin satışından sonra İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasına 314.045,69-TL gönderildiği, İpotekli taşınmazların satışını takiben İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası üzerinden 12.10.2017 satış tarihli kapak hesabı esas alınarak sıra cetveli düzenlendiği, davalı alacaklı banka vekiline 30.03.2018 tarihinde 173.616,90-TL ödendiği, ancak İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/159 E sayılı dosyasında sıra cetveline itiraz davası ikame edildiği ve davalı banka tarafından 173.616,90-TL'nin icra dosyasına iade edildiği,Taraflar arasında açıkça herhangi bir akdi faiz oranının gösterilmediği, sözleşmenin temerrüt faizi başlıklı 22nci maddesinde cari olan faiz deyiminden bankanın temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı en yüksek cari faiz oranı olduğu, dava konusu taksitli krediye fiilen uygulanan %21,60 oranındaki akdi faizin nazara alındığında, 2 katı mertebesinde %43,20 oranında temerrüt faizi belirlendiği,... nolu taksitli kredi yönünden; 12.01.2016 takip tarihi itibarıyla toplam alacak tutarının 10.711,76-TL olduğu, ... nolu taksitli kredi yönünden; 12.01.2016 takip tarihi itibarıyla toplam alacak tutarının 93.107,27-TL olduğu, dolayısıyla iki kredi yönünden toplam 104.901,14-TL olduğu,12.10.2017 tarihli ihale tarihinde ihale bedelinin 314.045,69-TL olduğu nazara alındığında bakiye alacağın 15.811,81-TL olarak hesap edildiği,Bilirkişi Raporları birlikte değerlendirildiğinde ihale sonucu ve davacıların ödemeleri sonucunda 298.233,87-TL fazla ödeme tespit edildiği belirlendiğinden davacıların İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında İhale Tarihi olan 12.10.2017 tarihinde 15.811,82-TL borçlu olduğunun tespitine, davacının İstirdat talebinin kabulü ile fazladan ödenen 298.233,87-TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine dair karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''Davacıların İstanbul ... İcra Dairesi'nin... sayılı dosyasında İhale Tarihi olan 12.10.2017 tarihinde 15.811,82 TL borçlu olduğunun TESPİTİNE,Davacının İstirdat talebinin KABULÜ ile fazladan ödenen 298.233,87 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ÖDENMESİNE'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece müddeabihin artırılması yönündeki dava dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak ele alındığını, taraflarına ıslah harcı yatırılması için süre verildiğini, davada sadece dava değeri artımında bulunduklarını, davalının kötü niyeti nedeni ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı talep ettiklerini ve bu hususta herhangi bir talep değişikliğine gitmediklerini, fakat Yerel Mahkemece sanki bu hususta bir talepleri yokmuş gibi herhangi bir karar verilmediğini, ıslah dilekçesi olmayan bir dilekçeyi ıslah dilekçesi olarak işleme alan Yerel Mahkemenin sadece buradaki talebi göz önüne aldığını, halbuki dava dilekçesinde de görüldüğü üzere kötü niyetli davalıdan kötü niyet tazminatı talep ettiklerini, bu hususta kısmi istinaf talebinde bulunduklarını, hem ..., hem vekili olarak kendi şahsı tarafından defalarca banka yetkilileri ve vekili ile görüşüldüğünü, bu hususta kendilerine e-posta ve ihtarname gönderildiğini ancak bankanın, satışlar gerçekleştikten ve kendileri tarafından istinaf incelemesine konu 2017/688 E. sayılı dosyadaki "Menfi Tespit" davası ikame olunduktan sonra daha önce yaptıkları tahsilatları 114.743,38 TL olarak icra müdürlüğüne bildirdiğini, bankanın açıkça kötü niyetli davrandığını, güveni kötüye kullandığı gibi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun ilgili maddelerine de aykırı davrandığını, davalı bankanın kendisine haricen yapılan hiçbir tahsilatı icra müdürlüğüne bildirmediği gibi, tahsilatlar düşülmeden dosya kapak hesabı üzerinden ipoteğe konu iki taşınmazın birden satışına sebebiyet verdiğini beyanla kısmi istinaf talebinin kabulü ile davalı tarafın asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından oluşturulan kararın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili banka tarafından davacılar aleyhine ... sayılı dosyası marifetiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibine geçildiğini, halen ilgili icra takip dosyasında yapılan tahsilatların müvekkili banka tarafından tahsil edilmediğini, bu durumun bilirkişiler ve mahkeme tarafından gözardı edilerek sanki tahil edilmiş gibi hüküm tesis edildiğini, müvekkili bankanın tahsil etmediği bir alacağı karşı tarafa iade edemeyeceğini, defalarca itiraz etmelerine rağmen bu şekilde hukuka aykırı bir karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu şekilde ısrarlı şekilde yanlış tespitlerde bulunan bilirkişiler ve bilirkişilerin yanlış tespitlerine rağmen yanlış karar veren mahkeme hakkında her türlü şikayet ve dava haklarını saklı tuttuklarını, zira mahkeme dosyasında alınan 18.12.2018 tarihli bilirkişi ... tarafından tanzim edilen raporda tam aksi yönde tespitlerde bulunulmasına rağmen heyet değişikliği yapıldığını ve görevlendirilen bilirkişilerin göz göre göre sanki banka alacağını tahsil etmiş gibi rapor düzenlediğini, eksik inceleme yaptığını, bu durumun açıklığa kavuşturulması için duruşmalı olarak dosyanın incelenmesini ve işbu hukuka aykırı kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini; İpotekli gayrimenkullerin satış bedelinin müvekkili bankaya ödenmiş gibi gösterildiğini, müvekkili bankanın kesinleşen alacağını tahsil etmediğini, ... sayılı dosyasında ipotekli gayrimenkullerin satılmasından sonra 323.000,00 TL tahsilat yapıldığını, ... Talimat dosyasından, ihale bedellerinden kalan toplam 312.724,37 TL ve dosyaya satış işlemleri için yatırmış oldukları masraflardan arta kalan 1.321,32 TL tutarının toplamı olan 314.045,69 TL'nin ...dosyasına talimat İcra Müdürlüğünce gönderildiğini, tahsilatın halen icra müdürlüğü kasasında olduğunu, ... dosyası incelendiğinde; 31.10.2017 tarihinde ihale bedelinden kalan toplam 312.724,37 TL’den Tahsil Harcı ve Cezaevi harcı kesildikten sonra, dosyadaki bakiye masraf avansları ile birlikte 284.081,65 TL’nin reddiyatının hesaplarına yapıldığını, aynı tarihte ... fazla gönderildiği fark edilen 94.427,94 TL'nin kendileri tarafından ... iade edildiğini, daha sonra dosyada sıra cetveli hazırlanacağının iletilmesi üzerine 01.12.2017 tarihinde kalan tutar olan 189.654,00 TL'nin de kendileri tarafından İcra Müdürlüğüne iade edildiğini, böylelikle kendilerine gönderilen 284.081,65 TL'nin 31.10.2017 ve 01.12.2017 tarihlerinde ...'ne iade edildiğini, sürecin devamında, İcra Müdürlüğünce sıra cetveli hazırlandığı ve 30.03.2018 tarihinde ...'nce kendilerine 173.616,90 TL tutarında ödeme yapıldığını, bu ödeme sonrasında sıra cetveline itiraz davası açıldığının tespit edildiği belirtilerek, 30.03.2018'de gönderilmiş olan 173.616,90 TL'nin iade edilmesi için 10.04.2018 tarihli muhtıranın kendilerine gönderildiği, muhtıra incelendiğinde muhtırada yer alan metnin içeriğinde 173.616,90 TL'nin iadesinin istendiği ancak borç tutarı başlığının karşında yer alan miktarın 197.748,06 TL olduğunun görüldüğünü, aradaki rakamsal çelişkiden dolayı ileride herhangi bir hukuki problem ve hak iddialarına sebebiyet vermemek adına kendilerine gönderilen tutar 173.616,90 TL olmasına rağmen kendileri tarafından 197.748,06 TL'nin icra müdürlüğüne gönderildiğini, görüldüğü üzere mevcut durumda müvekkili banka uhdesinde mevcut bir ödeme bulunmadığını ve kendileri tarafından 24.131,16 TL fazlaca para iadesi gerçekleştirildiğini, bu durumun dosyadaki belge, makbuz ve dekontlarla sabit olduğunu, karşı tarafın tüm iddialarını dayanak gösterdiği müvekkili banka şubesinin alacak bildirimine ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak yazılan yazının, bir bankanın alacağını sonlandırıcı mahiyette olamayacağını, zira dilekçe ekinde sunulan alacak bildirim yazısının da sehven gönderilen yazıyı ortadan kaldırıcı nitelikte olduğunu;Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde borcun vadesinde ödenmemesi durumunda hangi faiz oranının uygulanacağının açıkça belirtildiğini, müvekkili banka tarafından TCMB’ye bildirilen yıllık temerrüt faiz oranının %100 olduğunu, fakat Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen kararda temerrüt faizi oranları hesaplanırken %21,60 oranındaki akdi faizin sözleşmenin temerrüt hükmünü düzenleyen 22.maddesi uyarınca 2 katı mertebesinde %43,20 oranında temerrüt faizi yürütülmesi gerektiğinin hesaplandığını,16.06.2021 tarihli dilekçe ekinde yer alan evraklarda da görüleceği üzere; davacı borçluların hesap tarihi olan 16.04.2015 ile aynı dönem içerisinde olan başka bir borçluya ait 14.06.2015 tarihli geri ödeme talimatı kapsamında gecikme faiz oranı aylık %5.0 olarak uygulandığını, aylık %5.0 oranının 12 ile çarpılması ile yıllık %60 oranı bulunduğunu;Bu durumda dava kapsamında temerrüt faiz oranına ilişkin hesaplamalarda bulunulurken müvekkili banka tarafından TCMB’ye bildirilen yıllık temerrüt faiz oranı olan %100’ün dikkate alınması gerekirken, resen %43,20 oranında temerrüt faizinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, müvekkili banka ile davacı borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca tarafların sözleşme serbestisi ilkesine dayanarak hangi krediye ne kadarlık bir faiz işletileceği hususunda anlaşmaya varabileceklerini, müvekkili banka ile davacı borçlular arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi’nin 22. maddesinde ise Temerrüt Faizi ve Diğer Mali Yükümlülükler başlığı altında,“…Müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulayacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan “bankanın TCMB’ye uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran” üzerinden hesaplanacak oran olduğunu kabul ve taahhüt eder…”hükmünün düzenlendiğini; 6098 sayılı Borçlar Kanunu 88. maddesinde;“…Faiz ödeme borcu sözleşme ile kararlaştırılmış ise buna itibar edilecektir...” hükmü yer aldığını, nitekim buna ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceğinin kabul edildiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. ve 120. madde hükümlerinde öngörülen sınırlamanın ticari işlerde uygulanmayacağının kabul edildiğini, nitekim ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceğini düzenleyen TTK md. 8/f.1 hükmü, TBK md. 88 ve 120 hükümlerine göre özel hüküm niteliğinde olduğunu ve öncelikle uygulanması gerektiğini, buna göre ticari nitelikte bir işte taraflarca kararlaştırılan oranlardaki anapara faizi ve temerrüt faizi, kararlaştırılan bu oranlar çerçevesinde uygulanacağını;Yerel Mahkeme tarafından müvekkili banka alacağı tespit edilirken, dosyaya sunulan TCMB’ye bildirilen faiz oranları dikkate alınarak hesap yapılması gerekirken, eksik ve hatalı şekilde re'sen başkaca bir faiz oranı takdir edilerek bu yönde bir hesap yapılmasının hatalı olduğunu, eksik ve hatalı şekilde yapılan bu hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, nitekim hatalı ve eksik hesaplanmış olan asıl alacağa yanlış oranda temerrüt faizi işletilmesi, BSMV alacağını da etkileyerek ve müvekkili banka alacağının hatalı şekilde hesaplanmasına sebep olduğunu, yapılan bu tespitin hükme esas alınmasının da usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu hususta yeniden inceleme yapılması gerektiğini, toplam alacağın eksik hesaplanmış olmasının raporda tespit edilen bütün alacaklara sirayet ederek müvekkili banka nezdinde telafisi güç zararlara neden olacağını beyanla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/868 E. 2022/335 K. ve 27.04.2022 tarihli kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacılar vekilince ileri sürülen istinaf sebebi; dava dilekçesinde açıkça davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna;Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ise; ipotekli taşınmazların ihalesi ve satışından sonra icra dosyasına gönderilen ve davalı bankaya ödenen paranın, icra müdürlüğü tarafından sıra cetveline itiraz davası açıldığından bahisle iadesinin istenmesi üzerine dosyaya iade edildiği, davalı banka tarafından yapılmış bir tahsilat olmadığı, tahsil edilmeyen bir paranın istirdadına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, taraflar tacir ve kredi sözleşmeleri ticari nitelikte olduğundan, temerrüt faizi oranının serbestçe belirlenebileceği, genel kredi sözleşmelerinde davalı bankanın Merkez Bankası'na bildirdiği faiz oranının yüzde yüz fazlasının temerrüt faizi olarak uygulanacağı kabul edilmiş olmasına ve yine aynı dönemde, aynı nitelikte başka kredilere daha yüksek temerrüt faizi uygulanmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip konusu ticari kredilere uygulanan akdi faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının belirlenmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.Dosya kapsamından; 03/10/2017 tarihinde açılan davada dava dilekçesi ile davacıların, davalı bankaya,... sayılı dosyasında talep edildiği miktarda borçlu olmadıklarının tespiti ve davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, davacılar vekilinin 06/04/2018 tarihli dilekçesi ile, takip dosyasında ipotekli taşınmazların paraya çevrildiğini ve satış sonrası tahsil edilen 284.081,65 TL'nin davalı bankaya ödendiğini beyan ettiği, 07/12/2021 tarihli dilekçesi ile de, davacıların davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile bilirkişi raporunda fazla tahsil edildiği tespit edilen bedelin istirdadına karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece dosya kapsamında öncelikle tek bankacı bilirkişiden, ardından oluşturulan bilirkişi heyetlerinden olmak üzere toplam beş adet rapor alındığı, hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında; davacıların takip tarihi itibariyle davalı bankaya olan borçlarının ve takipten önce ve sonra yapılan tahsilatların mahsubu neticesinde taşınmazların ihale edildiği 12/10/2017 tarihindeki mevcut borcun tespit edildiği, davalı bankaya icra dosyasından ödenen bedelin banka tarafından 10/04/2018 tarihinde dosyaya iade edilmiş olduğunun beyan edildiği, raporlarda, davalı banka tarafından temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı en yüksek cari faiz oranını gösterir bir hesap ekstresinin sunulmadığından bahisle, uygulanması gereken temerrüt faizi oranının, takip konusu ticari kredilere uygulanan akdi faiz oranının 2 katı olarak belirlendiği, davalı vekili tarafından 16/06/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde emsal kredilerde uygulanan faiz oranına ilişkin belgelerin sunulduğu ve raporda yapılan hesaplamaya itiraz edildiği, son bilirkişi heyetinin ek raporunda bu itirazların değerlendirilmediği, davalı vekilince sunulan 21/10/2020 tarihli dilekçe ile ... sayılı dosyasında, ihale bedelinden kalan paranın davalı bankaya ödendiği ancak Müdürlüğün, sıra cetveline itiraz davası açıldığından bahisle ödenen paranın iadesi talebi ile gönderdiği muhtıraya istinaden paranın icra dosyasına iade edildiğini beyan ettiği ve ekinde ilgili belgeleri sunduğu, söz konusu muhtıra ve davalı vekilince yapılan iadeye ilişkin belgelerin dosyada mübrez icra dosyası içerisinde de bulunduğu, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davacıların ihale tarihi itibariyle davalıya 15.811,82 TL borçlu olduklarının tespitine ve fazladan ödenen 298.233,87 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan istirdadına karar verildiği, davacıların kötü niyet tazminatı talebi ile ilgili ise olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmediği anlaşılmıştır.Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca takipten sonra açılmış menfi tespit davası olup, yargılama sırasında ipotekli taşınmazların satılması ve borç olmayan paranın tahsil edilmesi sebebiyle istirdat davasına dönüştüğü beyan edilmiştir. Bilindiği üzere her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasında, davacının dava tarihi itibariyle borçlu olup olmadığı tespit edilerek, borçlu olmadığı miktar üzerinden menfi/olumsuz bir tespit hükmü kurulur. Şayet, menfi tespit davasının yargılaması devam ederken davacı taraf borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek zorunda kalır ise dava istirdat davasına dönüşür ve Mahkemece bu kez haksız olarak ödenen paranın davalıdan istirdadına karar verilir.Somut olayda; Mahkemece davalı vekilinin itirazları ve mübrez icra dosyasındaki kayıtlara rağmen, sıra cetveline itiraz davası açılıp açılmadığı araştırılarak, açılmış ise dosya getirtilip incelenerek sonucunun beklenmesinin gerekip gerekmediği, davalı banka tarafından icra dosyasına iade edilen paranın tahsilat olarak kabul edilip edilemeyeceği ve bu minvalde davanın istirdat davasına dönüşüp dönüşmediğinin değerlendirilmesi, sıra cetveline itiraz davasının neticesinin beklenmesi gerektiğinin anlaşılması halinde ilgili dosya bekletici mesele yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi, beklenmesine gerek olmadığına kanaat getirilmesi halinde ise, bunun gerekçesinin açıklanması ve davanın istirdat davasına dönüştüğü kabul ediliyor ise istirdata ilişkin hüküm kurulması gerekirken, davanın niteliği belirlenmeksizin davacıların, davadan sonraki bir tarihte davalıya borçlu olduğu miktar yönünden tespit ve bu tarih itibariyle icra dosyasında mevcut olan bedelin istirdadına karar verilmesi, davacıların kötü niyet tazminatı talepleri hakkında ise herhangi bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuş, taraf vekillerinin açıklanan hususlara ilişkin istinaf sebepleri haklı bulunmuştur.Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmelerinin "Temerrüt Faizi ve Diğer Mali Yükümlülükler" başlıklı 22. maddesinde; "Müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan "Bankanın TCMB'na uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran"üzerinden hesaplanacak oran olduğunu.. kabul eder." düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı bankanın, takip konusu olan ve davacılara kullandırdığı ticari kredilere uyguladığı akdi faiz oranının yıllık yüzde 21,60 olduğu, banka tarafından bunun 2 katı olan yüzde 43,20 oranında temerrüt faiz oranının talep edilebileceği belirtilerek hesaplama yapılmış ise de; banka tarafından TCMB'ye bildirilen faiz oranları tavan oranlar olup, bu oranların fiilen de uygulandığını ispat yükü davalı banka üzerindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1375 Esas, 2024/9216 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, bankalarca kullandırılan ticari kredilere uygulanacak temerrüt faizinin belirlenmesinde T.C. Merkez Bankası'na bildirilen ancak fiilen uygulanmayan oran yerine fiilen uygulanan faiz oranının esas alınması gerekmektedir ( Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/6371 Esas, 2024/7874 Karar sayılı ilamı da benzer mahiyettedir). Buna göre, Mahkemece bankacı bilirkişiye ilgili banka şubesi nezdinde yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle bankanın TCMB'ye bildirdiği en yüksek akdi faiz oranlarının fiilen uygulanıp uygulanmadığı, davalı vekili tarafından sunulan16/06/2021 tarihli dilekçe ve ekleri ile banka kayıtları incelenerek aynı tür krediler için bankanın fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranının ne olduğunun belirlenmesi ve temerrüt faiz oranının bu oran üzerinden tespit ettirilmesi ile davalı yanın temerrüt faiz oranına yönelik itirazlarının karşılanması gerekirken, dosya üzerinde inceleme yapmakla yetinen ve davalı vekilinin itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın açıklanan şekilde araştırma ve işlem yapılarak sonucuna göre, tarafların tüm talepleri ile ilgili ve açıklanan yasal düzenlemelere uygun şekilde karar verilmek üzere mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile;İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2022 Tarih ve 2017/868 Esas ve 2022/335 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.