T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1833 Esas
KARAR NO:2025/976 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2018/1004 Esas- 2022/343 Karar
TARİH:21/04/2022
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ:12/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı sigorta şirketi tarafından nakliyat emtia sigortası teminatından ödenen hasar bedelinin zarar sorumlusu olduğu öne sürülen davalı taşıyıcıdan rücuen tahsilini teminen başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile ikame edilen, bu yönüyle de halefiyet ilkesine dayanan işbu davada müvekkilinin sigortalısı olan ...A.Ş. tarafından Almanya'da yerleşik ... Firmasından 27.09.2017 tarih ve ... nolu fatura muhteviyatı ... olarak 3 Kap / 75 Paket (Net: 1.326,00 kg., Brüt: 1.755,00 kg. ) Refraktör emtiası satın alındığı, emtianın naylon ile sarılarak sandık içerisine konulduğunu ve etrafının plastik şerit ile ambalajlanmış olduğunu, emtianın Almanya'dan Türkiye'ye kadar olan karayolu nakliyesi için nakliyeci ... A.Ş. ile anlaşıldığını, ... A.Ş.'nin de nakliye işini alt nakliyeci ... Şti.'ne taşere ettiğini, emtianın alt nakliyeci ... Şti. adına kayıtlı... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca parsiyel yük olarak yüklendiğini, emtianın 26.10.2017 tarihinde Pendik Gümrük Müdürlüğü'nden ...nolu transit belgesi ile Kdz. Ereğli Gümrük Müdürlüğü'ne getirildiği, Gümrük Müdürlüğünde ... no güvenlik mührü açılarak yapılan kontrollerde 3 kap emtiadan 1 kabında hasar olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu emtia ...nolu antrepoya indirilerek antrepo sorumluları ve araç şoförü tarafından tutanak tutularak hasarın sigorta müvekkili sigorta şirketine bildirildiğini, olayın müvekkiline bildirilmesi üzerine görevlendirilen bağımsız eksperin mahallinde yaptığı hasar tespit çalışması sonucuna göre belirlediği 6.599,60 USD tutarındaki hasar bedelini ödeyerek, TTK md.1472 'ye göre sigortalısının haklarına halef olduğunu, dava konusu emtiayı teslim aldığı andan teslim edinceye kadar zıya ve hasarının tamamından sorumlu olan davalıdan rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafın aleyhine yürütülen takibe haksız yere yaptığı itirazla takip durdurduğu için işbu davanın açılması zarureti doğduğunu beyanla davanın kabulüne, davanın dayandığı icra takibine vaki itirazların kaldırılmasına, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkilinden, uluslararası karayolu taşıma işine konu ürünlerin, 1.000,-USD'lik sovtaj değeri dikkate alınmadan hasarlı ve hasarlı olma ihtimali olan kısmının bedeli ile birlikte %10 ilave bedel ve navlun ücretinin 12.626.12 USD olarak rücuen talep edildiğini, ancak ambalaj, yükleme ve istifleme işlemlerinin gereği gibi yapılmamasından kaynaklandığı iddia edilen hasar nakliyat sigortasi teminatına dâhil olmadığından ve davacının düzenlediği poliçenin şartları ile çelişen hasar için ödediği tazminat da hatır ödemesi niteliğinde olduğundan tazmin edilen bedelin rücu konusu yapılamayacağını, kaldı ki somut olay konusu yük parsiyel olarak taşınmış olsa da dava dışı göndericinin düzenlediği taşıma talimatında yükün üst üste istiflenerek taşınmasında her hangi bir engel olmadığının bildirildiğini, bu durumda dava konusu taşıma işinin tabi olduğu CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesinde yer alan düzenlemelere göre müvekkiline derdest davada tartışılan hasar için tazminat bağlamında mesuliyet yüklenemeyeceğini, malın zarar görmüş olabileceği ihtimaline binen sovtaj tenzil edilmeden yapılan ödemeden keza %10 fazla ödenen miktardan ise müvekkilinin zaten sorumlu olmadığını,müvekkilinin somut olaydaki mesuliyetinin, mesuliyet sınırının, talep edilebilecek faizin de davacının talebine ve/veya tazmin ettiği miktara göre değil, ancak müvekkilinin üstlendiği taşıma işinin tabi olduğu CMR Konvansiyonu'nda yer alan hükümlere göre belirlenebileceğini, bu nedenle işbu davanın müvekkilinin üzerine düşebilecek mesuliyete binaen sigorta güvencesi sağlayan sigorta şirketine de ihbar edilmesi gerektiğini beyanla davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle husumetten ve nihai olarak da esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih 2018/1004 Esas- 2022/343 Karar sayılı kararında;"Dava, sigortalı emtiada taşıma sırasında oluşan hasara ilişkin sigortalıya yapılan ödemenin rücuen tahsili talebiyle davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamına göre;Dava, sigortalısına ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.CMR sigortası olarak ifade edilen taşıyıcının sorumluluk sigortası, taşıyıcının CMR kapsamındaki sorumluluğuna ilişkin risklerinin sigortacıya transfer edildiği sigorta türü Bu sigorta türü ile CMR Konvansiyonunun uygulama alanı bulduğu bir taşıma sözleşmesinin tarafı olan taşıyıcının sorumluluğu teminat altına alınmaktadır. Sigortacının teminat yükümlülüğü, korkulan olayın sigortalı malın üzerinde gerçekleşmesi neticesinde ortaya çıkan zararı tazmin etmesidir. CMR sigortası yapısı itibarıyla bir tazminat sigortası olup, konusu bir mal değil, sorumluluktur. CMR sigortacısının sözleşmeden doğan edimi, belirli bir meblağ ödemek değil, taşıyıcının CMR kapsamında değerlendirilen sorumluluğunun ortaya çıkardığı zararı tazmin etmektir. CMR sigortasında himaye edilen "taşıyıcının sorumluluğu" olduğu için ilk olarak CMR kapsamında taşıyıcının sorumluluğunu doğuran hallerin tespiti gereklidir.Öncelikle CMR, daha sonra CMR sigorta sözleşmesi kapsamındaki bir taşıma dolayısıyla taşıyıcının CMR kapsamında sorumluluğu doğmuş ve bu sorumluluk hali CMR sigorta sözleşmesinde de riziko olarak belirlenmiş ise sigortacının sigorta himaye borcu doğacaktır. Taraflar CMR sigortası sözleşmesinde hangi sorumluluk hallerini, hangi süre ve süreç içerisinde teminat kapsamına aldıklarını kararlaştırabilirler. Ancak sigorta sözleşmesinin kapsamı ve mahiyeti ile ilgili belirlenen hususların gerek sorumluluk sigortasının gerekse CMR'nin emredici hükümlerine aykırı olmaması gerekir.Nakliyat poliçesi teminatından ödenen hasar tazminatının, zarar sorumlusu olduğu öne sürülen taşıyıcıdan rücuen tahsilini teminen başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile ikame edildiğinden dava 'halefiyet ilkesine' dayanmaktadır.Hükme ve denetime elverişli olan bilirkişi heyetince dosyaya sunulan raporlar hükme esas alınmış olup, meydana gelen zararın CMR m.23 hükmüne göre 5.999,64 USD olarak bilirkişilerce yapılan hesabın ve meydana gelen hasarın yükün niteliğine uygun taşımanın yapılmaması yanında yükün niteliğinin de hasarın gerçekleşmesinde etkili olması sebebiyle tarafların %50 oranında kusurlu oldukları ve davalının 2.999,82 USD tazminattan sorumlu olduğu mahkememizce kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 2.999,82 USD asıl alacak yönünden devamına, hükmedilen 2.999,82 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren CMR 27. Maddesi uyarınca yıllık %5 oranında faiz uygulanmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin alacak yargılamayı gerektirdiğinden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın KISMEN KABULÜNE" karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı taşıyıcının meydana gelen hasar nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğunu ve söz konusu hasar tazminatı miktarının tamamından sorumlu olduğunu, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarihli ve 2018/1004 E., 2022/343 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, davalının %50 müterafik kusuruna istinaden 2.999,82 USD ile sorumlu olduğunun kabul edilmesinin kanuna, hukuka ve CMR Konvansiyonu hükümlerine karşı yapılan açık bir maddi hatadan ibaret olup, kabulünün mümkün olmadığını;Davaya konu emtianın, dava dışı akdi taşıyıcı ... A.Ş.'nin alt taşıyıcısı olan davalı şirketin sorumluluğunda ... plakalı araçla parsiyel yük olarak taşındığını, parsiyel yük taşımacılığı bir firmanın, sevkiyatını gerçekleştireceği yüklerinin bir kamyon veya tırı ağırlık veya hacim olarak tek başına dolduramayacak kadar sınırlı olması durumunda başvurulan, söz konusu aracın tam dolu bir şekilde taşıma yapılabilecek hale getirilmesi organizasyonu olduğunu;Parsiyel yükleme/istifleme modeli esas alınarak yapılan taşıma işinde, taşıtılacak emtialar taşıyana teslim edildikten sonra, taşıyan tarafından diğer taşıtanların parsiyel yüklerini teslim etmesine kadar geçecek süre zarfına kadar muhafaza edildiklerini, dolayısıyla tek bir taşıma aracında birbirinden farklı taşıtana ait emtialar taşınacağından ve her bir emtia farklı güzergahda farklı alıcıya teslim edileceğinden, bu emtiaların araç içerisine yüklenmesi ve sabitlenmesindeki ihtimamın, taşıyanın yüke özen borcu haricinde ayrıca taşıyanın asli ifasını gerektirdiğini, dolayısıyla parsiyel yük taşımacılığı her ne kadar önemli bir maliyet avantajı yaratsa da elleçleme ve dağıtım doğru yapılmazsa, ciddi gecikmelere ve dolayısıyla da zarara neden olabileceğini, bu nedenle taşıma aracında birden fazla firmanın yükü olduğundan elleçlemenin, ... (... ) yöntemiyle, yani son yüklenen ilk çıkacak şekilde yapıldığını ve güzergaha dayalı bir yükleme gerçekleştirildiğini;Ekspertiz raporunda ve dosyada bulunan bilirkişi raporlarında ayrıntılarıyla açıklanmış olduğu üzere, sigortalı emtiaların ambalajına herhangi bir kusur atfedilemeyecek olmasının yanında, mevcut hasarın ambalaj hatasından kaynaklanmadığının tespit edildiğini, yani taşımaya konu emtianın istifleme-sabitleme hatasından kaynaklı hasarlandığını, eşyanın içinde bulunduğu altlarında palet olan ahşap sandıkların üst üste konulmasından değil, üst üste konan paletlerin araç içinde kaymasını önleyecek şekilde sabitleme yapılmamasından gerçekleştiğini, parsiyel taşımada araç içi sabitleme ise taşıyanın sorumluluğunda bulunduğundan, söz konusu taşımadan tamamiyle taşıyanın sorumlu olduğunun açıkça ortada olduğunu;Dosyada mübrez sevkiyat talimatları veri sayfası incelendiğinde "Yalnızca aynı ambalajlar birbiri üzerine istiflenebilir. Malzeme kırılgandır. Dikkatlice ele alınız." ifadelerinin yer aldığının görüleceğini, ayrıca hasar fotoğrafları incelendiğinde görüleceği üzere her bir sandık üzerinde taşınan emtianın cinsi ve taşınması esnasında dikkat edilmesi gereken depolama/taşıma işaretlerinin haricen belirtildiğini, mevcut taşıma işaretlerinin nemden koruma, yukarı yönlü istifleme ve kanca ile elleçleme yapılmamasına ilişkin olup malın niteliği hakkında davalı taşıyana gerekli bildirim yükünün ifa edildiğini, bunlara ek olarak CMR üzerinde taşınan emtianın kırılmaya müsait bir emtia olan ... şeklinde cinsinin ayrıca belirtildiğinin sunulan hasar fotoğraflarından ayrıca teyit edilebildiğini, sektör teamüllerine göre malzemelerin kırılgan olduğunun, nasıl istifleneceğinin ve CMR belgesinde malın hangi nitelikte olduğunun belirtilmesi yeterli olup gönderici firmaya ayrıca bir sorumluluk yüklenmesi gerekmediğini ve ekstra-özel nitelikte talimat vermesinin de aranmadığını;Yükün niteliği konusunda bilgilendirme yapılmış olup İlk Derece Mahkemesi ve bilirkişi heyeti tarafından bilirkişi raporuna itirazlarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, kaldı ki ekspertiz raporunda hasarın sebebi ve meydana geliş şeklinin "Sandık kasaların birbirlerini üzerine konulmuş ve araç içerisinde kaymış olması nedeni ile üsteki kasaların kenarlarının alttaki kasanın üstündeki tahtaları kırarak alttaki emtiaya hasar vermiş olduğu" şeklinde tespit edildiğini, taşıyıcının yükün niteliği konusunda bilgilendirildiğini, meydana gelen hasarın ise sandık kasaların düzgün istiflenmemesi sebebiyle araç içerisinde kaymış olmasından kaynaklandığını;CMR Konvansiyonu md.17 vd maddelerinde düzenlenen ''kusursuz sorumluluk ilkeleri'' incelendiğinde görüleceği üzere, taşıyanın bu ilkelerden yararlanabilmesi için belli şartlar öngörüldüğünü, işbu davada ise mevcut emtiaların fiziki şartların gerektirdiği şekilde ambalajlanarak taşıyana teslim edilmiş olmasının, yük muhteviyatına ilişkin CMR'da görüleceği üzere gerekli bilgi ve talimatların verilmiş olması, yükün parsiyel taşıma şeklinde taşınması sebebiyle taşıyan tarafından yüklenmesi /istiflenmesi/elleçlemesi ve son olarak mevcut hasarın yüke has bir özellikten ileri değil taşımaya ilişkin kusurdan ileri gelmiş olması sebebiyle, CMR md.17 vd gereğince öngörülen şartların hiçbirinin sağlanmadığı ve dolayısıyla ispat dahi edilememişken, İlk Derece Mahkemesi tarafından tazminat bağlamında bu hükümden istifa etmek suretiyle davalı sorumluluğunun %50 müterafik kusura dayandırılmasının, Yargıtay kararlarından da teyit edileceği üzere usule ve hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla bu durumda davalının müterafik kusuruna gidilmesinin mümkün olmayıp zararın tamamından sorumlu olacağını, müvekkilinin sigortalısına ait aynı nitelikteki emtianın taşımasına ilişkin olarak açılan davada davalı taşıyıcının zararın tamamında sorumlu olacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verildiğini;%10 ilave bedelin tazminat hesabına dahil edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, hasarlı vaziyette teslim edilen dava konusu "1 kap" içindeki emtianın hasarı dolayısıyla davalının tazminat bağlamında sorumlu olabileceği tutarın %10 ilave bedel dahil edilmeden belirlendiğini ve Mahkemece bu bedelin hüküm altına alındığını ancak bu tespitin CMR m.23/4 hükmü uyarınca yerinde olmadığını, sigorta sözleşmelerinde düzenlenen %10 ilave bedel düzenlemesinin, sigortalanan menfaatin rakamsal değeri üzerinde tarih ve coğrafi bölge değişikliği sebebiyle oluşabilecek rayiç fiyat değişikliğinin teminat altına altına alınabilmesi amacıyla getirildiğini ve emtianın ihracatçısının alışveriş sonundaki kar beklentisini ve diğer görünmeyen masraflarını kapsadığını, bu masraflar içerisinde uluslararası taşımacılık söz konusu olduğunda emtianın satışının döviz kuru üzerinden gerçekleştirilmesi dolayısıyla kur farkından doğması muhtemel zararlar ile emtiaların hasarlanması veya zayi olması neticesinde sigortalının emtianın eksik tesliminden kaynaklanan muhtemel zararları gibi masraf kalemleri bulunduğunu, %10luk ilave bedelin saymış bulundukları görünmeyen hasarlara benzer bütün hasarları kapsamakta olan bir çerçeve bedel olduğunu;Emtia blok abonman sigorta alt poliçelerinde, üretici veya aracı firma tarafından alıcıya ulaştırılmak üzere taşınan emtiaların teminat altında alındığını, mevcut nakliye sürecinin emtianın cinsine ve de alıcı/satıcı firmanın bulunduğu vilayete/ülkeye göre değişiklik gösterebildiğini, dolayısıyla satıcı firma tarafından yabancı para cinsinden düzenlenen faturaların, alıcı firmaya ulaşana dek geçen süre içerisindeki kur değişikliği sebebiyle emtia fiyatlarında değişikliğe sebep olabileceğinden, bu değişikliğe istinaden sigortalının mağduriyet yaşamaması adına Türk Ticaret Kanunu madde 880 uyarınca, %10 ilave bedel sigorta poliçelerine dahil edildiğini ve dolayısıyla tazmin edildiğini;İlave bedelin, kusurlu hareket sonucu meydana gelen zarar kalemlerinden biri anlamına geldiğini, başka bir ifade ile ilave bedel sadece sözleşmeden kaynaklanan bir şart niteliğinde olmadığını, meydana gelen hasarı kapsadığını, yani sigortacı tarafından ilave bedel ödemesi gerçekleştirilirken sigorta sözleşmesi kapsamında bir cezai şart ödemesi değil, meydana gelen hasarın tazmininin söz konusu olduğunu, taşıyıcının, kendi sorumluluğunda bulunan zararın tümüyle tazminiyle yükümlü olduğunu, uyuşmazlık konusu olayda da müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalıya emtiada meydana gelen hasar bedelinin %10 arttırılmak suretiyle ödendiğini;CMR Konvansiyonu'nun uluslararası niteliğe haiz bir konvansiyon olup Avrupa Birliği orijinli bir konvansiyon olduğunu, CMR madde 23/4'te "Yükün taşınması dolayısıyla, ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malın tamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödenir." ifadesinin yer aldığını, bunun da yapılmış olan ödeme çeşitlerinin yalnızca bu maddede sayılanlar ile sınırlı olmadığını, yapılmış olan her türlü masraf ve ödemenin taşıyıcılardan talep edilebileceğini gösterdiğini, hasar tazminatı hesaplamasına %10 ilave bedelin dahil edilmesi gerekirken, İlk derece mahkemesince bu bedel göz ardı edilerek verilen kısmi kabul kararının hukuka aykırı olduğunu;İcra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekli olduğunu, İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edileceğini, icra inkar tazminatı istenebilmesi için, borçlu hakkında ilamsız icra takibinde bulunulması, borçlunun bu takibe haksız yere itiraz etmesi, alacağın likit olması ve alacaklının talebinin gerektiğini, alacağın likit olmasından kasıt objektif ölçülere göre bilinebilir veya belirlenebilir olması olduğunu;Somut olayda icra inkar tazminatı için gerekli şartın gerçekleştiğini, zira davalı tarafın icra takibine haksız olarak itiraz etmiş olduğu ve itirazın hukuki mesnetten yoksun olduğunun yapılan yargılama sonucunda ortaya konulduğunu, öte yandan davalı, yani takip borçlusu, alacağın tümüne itiraz etmiş olsa bile itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu tespit edilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatına mahkûm edildiğini, çünkü borçlunun itirazının borçlu olduğu tespit edilen kısım için haksız olduğunu, kanunun aradığı tüm şartlar dava konusu olayda gerçekleşmişken davalı borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme emtianın çok hassas niteliği ile özensiz taşımanın hasara olan etkisinin eşit olduğu gerekçesi ile kusuru taraflar arasında %50 oranında paylaştırmış olmakla birlikte esasen kusurun ağırlıklı kısmının dava dışı gönderici / alıcıda olduğunu, müterafik kusur dağılımının buna göre paylaştırılmamasının müvekkili taşımacı yönünden hakkaniyete aykırı olduğunu;Müvekkili ile davacının sigortalısı arasında parsiyel taşıma anlaşması yapıldığını, dolayısıyla gönderici/ alıcının, eşyanın taşımacı tarafından araç içinde istifleneceğini bildiğini, eşyanın hassas niteliği hakkında özel bilgilendirme yapılmadığını, öyle ki eşyanın, olağan taşıma sarsıntılarında dahi gözle görülemeyecek kadar kılcal çatlak olma ihtimalinde artık kullanılamaz olarak kabul edilecek kadar hassas olduğunu ve nitekim ekspertiz raporunda belirtildiği üzere "gözle görülemeyen kılcal çatlak" ihtimalinin emtianın pert kabul edilmesine sebebiyet verdiğini, o halde bu emtianın niteliğine; taşımacının sadece özen göstermesinin yetmeyeceğini, ayrıca emtianın sarsılmasını minimize edecek önlemler alması gerektiği konusunda taşımacının özel olarak bilgilendirilmesi gerekeceğini, söz konusu bilgilendirmenin yapılmadığını, bu durumda hasarın sebebinde en önemli faktörün, emtianın hassasiyetine yönelik yeterli bilgilendirme yapılmamış olması olduğunu;Taşımacıya verilen sevkiyat talimatında "aynı boyuttaki sandıkların üst üste istiflenebileceği"nin belirtildiğini, o halde emtia niteliği ile bağdaşmayan sevkıyat talimatının, hasarın meydana gelmesinde emtianın niteliğinin bildirilmemesi kadar önemli olduğunu, dava dışı gönderici/ alıcının hasara uygun talimat vermediği ve hatta hatalı / hasarın meydana gelmesine sebebiyet verecek şekilde sevkıyat talimatı verdiğinin bizzat davacının ekspertiz raporunda ; "...Esasen araç içinde yayılarak taşınması gereken yükün üst üste istiflendiği..." şeklinde belirtildiğini;O halde sadece emtianın niteliği ile bağdaşmayan değil, taşımacıya emtianın niteliğine ve mukavemetine aykırı sevkıyat talimatı verildiğinin davacı tarafın bizzat kendi delili ile ikrar etmiş durumda olduğunu, gönderici/ alıcının araç içine yayılarak sevkiyatı yapılması gereken yük için istifleme gerektiren parsiyel taşıma anlaşmasının, seçtiği sevkıyat türü yönünden açıkça kusurunu ağırlaştıran bir husus olduğunu, tüm bunlardan sonra dava dışı gönderici / alıcının fiillerine rağmen "Taşımacının özensiz sevkıyatı" gerekçesi ile kusurun eşitlenmek suretiyle taraflara yüklendiğini; Müvekkiline ait sevkıyatı yapan araç taşıma sırasında herhangi bir rizikoya uğramadığını, eşyanın, dava dışı göndericinin sevkıyat talimatına istinaden üst üste istiflendiğini, o halde gözle görülemeyecek kılcal çatlakların dahi emtiayı kullanılmaz hale getirdiği kabul edildiğine göre ve taşımacının gönderici tarafından verilen sevkıyat talimatına istinaden yaptığı yükleme ve sevkıyat neticesinde aracın hiçbir rizikoya maruz kalmaksızın alıcı adresine ulaştığı gözetildiğinde, %50 kusur yüklenecek kadar "özensiz " hizmet verildiğine dair kabulün açıkça hukuka aykırı olduğunu; Esasen hasarın meydana gelmesi, emtianın hassasiyeti ve bu hassasiyete uygun sevkıyat talimatı verilmemesine dayalı olduğundan davanın reddi gerekirken yada taşımacının özensiz fiilinin ispatı halinde dahi ağırlıklı kusurun davacı üzerinde bırakılması gerekirken eşit kusur yüklenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bu yönü ile kaldırılmasını, müvekkilinin kusursuzluğu nedeni ile davanın reddini, aksi halde ise müterafik kusur dağılımının hakkaniyete aykırı olması nedeni ile ağırlıklı kusur davacıda bırakılmak suretiyle hüküm verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1004 E. 2022/343 K. sayılı ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası karayolu ile taşınan ve kısmen zayi olan emtia için, ... Sigorta Poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın taşıyıcıdan rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava karayolu ile uluslararası eşya taşımacılığından kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünde CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. CMR Konvansiyonu madde 17 ile; taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, 17/4-b-c maddesi ile de ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması ve hatalı ambalajlanmış olması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağı kabul edilmiştir.Somut olayda, emtianın parsiyel taşıma suretiyle taşındığı ile yükleme ve istiflemenin davalı taşıyıcı tarafından yapıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Emtia gönderici tarafından ambalajlanarak sandık içine konulmuş ve sandıkların etrafı da plastik şerit ile ambalajlanmıştır.Gerek davacı tarafça görevlendirilen eksper raporunda, gerekse Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda, gönderici tarafından yapılan ambalajlamanın emtianın niteliğine uygun ve yeterli olduğu tespit edilmiştir.Dosya kapsamında mübrez delillerden, gönderici tarafından taşıyıcının, emtianın hassas olduğu konusunda uyarıldığı, emtianın dikkatli şekilde taşınmasının istendiği ve hasarın üst üste istiflenen sandıklardan üst tarafta olanın kayması ve alt taraftaki sandığın üstündeki tahtaları kırması neticesinde oluştuğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar gönderici tarafından taşıyıcıya emtianın üst üste istiflenebileceği yönünde bilgi verilmiş ise de, hasar üst üste istifleme nedeniyle değil, üst üst istiflenen sandıkların araç içinde sabitlenmemesi nedeniyle meydana gelmşitir. Davalı taşıyıcının, araç içerisinde üst üste istiflenen kasaları, yolun durumuna, göre sürüş sırasında oluşması muhtemelen kaymalara karşı sabitlemesi gerekmektedir. Mahkemece, emtianın gönderici tarafından niteliğine uygun şekilde ambalajlandığının kabul edilmesi ve gönderici tarafından taşıyıcıya emtianın kırılacak nitelikte olduğunun bildirilmiş olması karşısında, hasarın taşıma sırasında ve tamamen davalı taşıyıcının istifleme/sabitleme hatası neticesinde oluştuğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, emtianın üzerinde oluşan kılcal çatlaklar nedeniyle kullanılamaz hale gelmiş olduğundan bahisle niteliği gereği göndericiye kusur atfedilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı, davalı vekilinin, hasarın tamamen göndericinin kusurundan kaynaklandığına dair istinaf sebebi ise haksız bulunmuştur.Öte yandan davacı ile dava dışı sigortalısı arasındaki sözleşmede yer alan ve herhangi bir hasar anında sigortalıya tazminat ödemesinin toplam bedelin %10 fazlası üzerinden yapılacağına dair düzenlemenin, sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan davalı taşıyıcı hakkında uygulanması mümkün olmayıp, bu sebeple Mahkemece ödenen tazminattan %10 indirim yapılması usul ve yasaya uygundur. Son olarak davacının ödediği tazminat miktarından ne kadarlık kısmını davalıdan talep edebileceği yapılan yargılama neticesinde tespit edilmiş olup, takip ve dava tarihinde her ne kadar dava dışı sigortalının zararı ve davacının yaptığı ödeme miktarı belirli ise de, davalının sorumluluk miktarı belirli olmadığından alacak likit değildir. Bu minvalde Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi de isabetli olmuştur. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve Dairemizce esas hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih ve 2018/1004 Esas 2022/343 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;3-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının 5.999,64 USD asıl alacak yönünden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren CMR Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca işletilecek yıllık %5 oranında faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,-Davacı tarafın şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.545,07 TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 496,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.048,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 496,43 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcı toplamı olan 532,33 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 3.188,50 TL yargılama giderinin davanın haklılık oranına göre hesap olunan 2.933,42 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 200,00 TL yargılama giderinin davanın red oranına göre hesap olunan 16,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına,8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,9-Davalı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 3.324,21 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 1.272,53 TL harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 317,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 954,83 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 66,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere; toplam 286,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,16-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 17-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.