T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2364 Esas
KARAR NO: 2025/904 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/07/2022
NUMARASI: 2020/199 Esas- 2022/727 Karar
DAVA: Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Tahsil İstemli)
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında imzalanan 25/11/2015 tarihli 'LPG İle Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayilik Sözleşmesi' uyarınca akaryakıt istasyonu işletmekte ve davalıdan düzenli LPG/Akaryakıt temin etmekte olduğunu; akaryakıt istasyonunun hemen önünde yer alan Köprü ve Yol çalışmaları ile Otoban Gişelerinin 2 yılı aşkın süre boyunca kapalı kalması sonucu Müşteri araçlarının istasyona uğrayamadığını, akaryakıt satışlarını sürdürmenin imkansız hale geldiğini; ülkedeki ekonomik krizin de etkisiyle müvekkilinin ekonomik durumunda oldukça ciddi zararlar oluştuğunu; bu süreçte taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi geçerliliğini sürdürürken, davalının 08.01.2016 / 262.100523.287 tarih ve referans sayılı 200.000,00-TL'lık teminat mektubunu hukuka aykırı ve haksız olarak paraya çevirdiğini; bunun müvekkilinin mahvına ve bankalar nezdinde ciddi sıkıntılar yaşamasına neden olduğunu; Teminat Mektubunun paraya çevrildiği dönemde müvekkilinin yalnızca 91.159,48 TL ana para borcu bulunduğunu, mektuptan bakiye 108.840,52 TL'lık tutarın, başkaca borcu olmamasına karşılık iade edilmediğini; haricen yapılan görüşmelerde, davalının fazla miktarın iade edilmemesine gerekçe olarak, taahhüt edilen miktarda mal alınmamasına binaen kar kaybı ve cezai şartı gösterdiğini, bunun hukuken geçerli bir gerekçe olmadığını, alımı taathhüt edilen miktarın mücbir sebep ortaya çıkıncaya kadar sürdüğünü, bir an için farklı düşünülecek olsa dahi, davalının buna yönelik herhangi bir itirazda bulunmayarak sözleşmenin devamı konusunda müvekkilinde güven oluşturduğunu; davadan önce uyuşmazlığın çözümü için 16.01.2020 tarihinde ihtarname gönderildiğini, 27.01.2020 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak sonuç alınamadığını; haksız davranışları ile müvekkilinin zararının devamına neden olan davalı hakkında, zorunlu olarak ihtiyati haciz talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla; kısmi dava biçiminde olacak şekilde şimdilik 10.000 TL'nin Teminat Mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline; davalını gerek yedinde gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmazlarıyla birlikte hak ve alacaklarının borca yetecek miktarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine; yargılama gideri ve ücreti vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 30.03.2021 tarihinde harçlandırılmış bilirkişi raporuna beyan ve rapor doğrultusunda davanın ıslahı konulu dilekçe ile; Dava esas değerinin ıslah ile 10.000 TL' den bilirkişi rapor ile belirlenen 62.489,25 TL' ye arttırılmasına ve işbu alacağın teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren işleyen 3095 sayılı Kanun uyarınca avans faiz oranı üzerinden temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişkinin bulunduğu, davalının müvekkiline borcunun olduğu ve müvekkiline verilen teminat mektubun paraya çevrildiği hususlarının doğru olduğu; uyuşmazlığın paraya çevrilen teminat mektubu bedelinden cari hesap borcu düştükten sonra kalan meblağın davacıya gönderilmemesinden kaynaklandığını; davalı ile yapılan sözleşme ile davalının sözleşme süresi boyunca 3.000 ton LPG alımı yapması şartıyla davalıya 210.000-TL peştemaliye bedeli ödendiğini; davalının sözleşme süreci boyunca aldığı 889.277 kg LPG alımı ile taahhüt ettiği miktarın kıstelyevm usulü ile hesaplanan kısmının, teminat bedelinin paraya çevrilen kısmından cari hesap borcu düşülmesi sonucunda kalan bedele sayıldığını, bu nedenle davacıya iade edilmediğini; Bayilik Sözleşmesinin 31/d maddesinin "Bayinin muaccel borçlarını vadesinde ödememesi halinde her nevi teminatın ... tarafından aynı şekilde nakde çevrilerek artan miktar teminat olarak tutulmaya devam edilebilecektir...” hükmünü içerdiğini; LPG İle Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayilik Sözleşmesi'ne Ek Protokolün 3.5. maddesinin, “Mücbir sebeplerde dahil olmak üzere herhangi bir sebeple Bayilik Sözleşmesinin sona ermesi halinde Bayi, ...'dan almış olduğu Peştemaliye Bedelini kıstelyevm usulüne göre ...'a 7 (yedi) gün içinde nakden geri ödeyecektir” hükmünü içerdiğini; Teminat Mektubunun bakiye tutarının iade edilmemesinin davacıya ödenen peştemaliye bedelinin kıstelyevm usulü ile hesaplanarak iade alınmasından kaynaklandığını; taraflar arasındaki sözleşme gereklerinin, ancak davacı tarafın yapacağı düzenli LPG alımı ile sağlanabileceğini, aksinin ticari ilişkinin ruhuna aykırı olduğunu, düzenli alımların yapılmadığı dönemlere ilişkin müvekkilinin itirazda bulunmayışının ilişkinin devam edeceği yönünde davacıda güven oluşturulduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini; Protokolde davacının yıllık 600 ton alım yapmasının öngörüldüğünü, davacıya mal verilmeye devam edilmesinin sözleşme ve protokolün diğer maddelerinin hükümsüz kaldığı anlamına gelmediğini, davacının müvekkiline cari hesap borcunun 91.159,48-TL değil, 141.730,75 TL olduğunu, 200.000-TL'lık teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile kalan 58.269,25 TL'nin paştemaliye bedeline istinaden tutulduğunu; Sözleşmenin 35.maddesinde hangi hallerin mücbir sebep olduğunun belirtildiğini, ne sözleşmede, ne de sektörel uygulamalarda yol çalışmalarının bayi için mücbir sebep olarak kabul edilmediğini; Teminatın paraya çevrilmesi ile bakiyenin peştemaliye bedelinin kıstelyevm usulü ile hesaplanmış kısmına sayılmasının son derece doğal ve hukuka uygun olduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/07/2022 tarih ve 2020/199 Esas- 2022/727 Karar sayılı kararında; ".....Netice olarak mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre; taraflar arasında 25/11/2015 tarihli 'LPG İle Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayilik Sözleşmesi' bulunduğu, bu sözleşme uyarınca davacı tarafından davalıya teminat mektubu verildiği, davalının 08.01.2016 / ... tarih ve referans sayılı 200.000,00-TL'lık teminat mektubunu paraya çevirdiği, davacının davalıya cari hesap borcu ve peştemaliye bedeli borcu bulunduğu, davalı nezdinde bulunan banka teminat mektubunun nakde çevrilmesinin, taraflar arasındaki sözleşmelere, banka teminat mektubu metnine, sektörel uygulama ve teamüllere uygun olduğu, 5 (Beş) yıl süreli bayilik sözleşmesi karşılığı davalı ... tarafından ödenen 210.000.- TL +KDV peştemaliye bedelinin, davacının 09.12.2019 tarihinde EPDK lisansının sonlandırması sonrası, kullanılmayan süreye karşılık gelen kısmı olan 40.459,77.- TL + KDV toplam 47.742,53.- TL’ in davalı ... tarafından talep edilebileceği, son alınan ek raporda yapılan ve mahkememizce de hükme esas alınmaya elverişli bulunan hesaba göre davalı tarafından nakde çevrilen 200.000.- TL banka teminat mektubundan davacının cari borcu ve kullanılmayan süreye karşılık gelen peştemaliye bedelinin mahsubu sonrasında geriye kalan 14.746,72 TL’ nin davalı tarafından davacıya verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir...."gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulü ile, 10.000,00 TL'nin ihtarname tebliğ tarihine ve verilen süreye göre belirlenen 26/01/2020 tarihinden, 4.746,72 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile olmak üzere toplam 14.746,72 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Fazla talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalıyla akdettiği 25/11/2015 tarihli Bayilik Sözleşmesi uyarınca davalıdan akaryakıt almak konusunda anlaştığını, davalı tarafa 200.000 TL'lik teminat mektubu verildiğini, sözleşme akdedildikten sonra müvekkilin akaryakıt istasyonu önünde ve buraya giden yol üzerinde Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan yol yapım çalışmasının yaklaşık 3,5 sene sürdüğünü ve bu süre zarfında istasyona giden yollar kapandığından müvekkiliin akaryakıt alımı gerçekleştiremediğini, bunun üzerine davalı tarafça teminat mektubu haksız yere paraya çevrilerek müvekkilin borcundan fazla miktarın davalı uhdesinde tutulduğunu ve iade edilmediğini, huzurdaki davanın bu sebeple ikame edildiğini, yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporuyla müvekkilin 62.489,25 TL alacağının bulunduğu tespit edildiğinden talep sonucunun bu miktar üzerinden ıslah edildiğini, mahkemece teminat mektubunun paraya çevrilmesinin sektörel teamüllere uygun olduğu yönünde görüş belirten ve hukuki dayanağı olmayan rapor esas alınarak 3,5 yıl boyunca yol çalışması nedeniyle ürün alınamamasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan davalının peştemaliye alacağı olduğu kabul edilerek ıslah edilen miktardan daha azına hükmedilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu kararın hukuka aykırı olduğunu, 5 yıllık sözleşme süresinin 3,5 yılında müvekkile ait istasyon girişinin kapalı kaldığı Karayolları Genel Müdürlüğünün müzekkere cevabıyla anlaşılmasına rağmen bu hususun müvekkilin akaryakıt anlaşmasını imkansız hale getireceği ve mücbir sebep oluşturacağı hususuna ilişkin mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, bu hususun bilirkişi raporlarında da değerlendirilmediğini, sözleşme akdedildikten kısa süre sonra müvekkilin istasyon girişinde başlayan yol çalışmalarının yıllar boyunca sürdüğünü, bu esnada istasyona araç girişi olamadığından müvekkilin zamanla akaryakıt alamamaya başladığını, bu hususun Karayolları Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü'nün 25/10/2021 tarihli müzekkere cevabıyla ispatlandığını, bu süre zarfında müvekkil şirketin ürün alamamasının sözleşmesel açıdan mücbir sebep oluşturacağını, ürün alımının azalmasında bir kusurunun olmadığı hususlarının mahkemece gerekçeli kararda tartışılmadığını,Yargıtay'ın da benzer bir olayda akaryakıt istasyonunun üzerinde bulunduğu yolun trafiğe kapalı olmasının mücbir sebep oluşturduğunu kabul ettiğini, Somut olayda yolun trafiğe kapalı olması nedeniyle alım taahhüdü yerine getirilemediğinden cezai şart dayanağı oluşmadığını ve teminat mektubunun davalı tarafından nakde çevrilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle ilk bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere teminat mektubunun hukuka aykırı paraya çevrilmesi neticesinde davalının peştemaliye alacağından bahsedilmesinin mümkün olmayacağını, bilirkişi raporundaki bu hesaplama yerine davalı tarafın peştemaliye alacağının varlığı dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve kararın kaldırılması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinde müvekkilin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve alım taahhüdünün müvekkil şirketin elinde olmayan yol yapım çalışması nedeniyle yerine getirilemediğini, bu durumda davalı tarafın teminat mektubunu paraya çevirmesinin hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı eylemi nedeniyle peştemaliye alacağına hak kazanmasının da mümkün olmadığını, Mahkeme gerekçeli kararında da iddialarının temelini oluşturan 3,5 yıl süren yol yapım çalışması ve bunun taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye etkisine yönelik hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bu hususu ispatlayan KGM müzekkere cevabı ilk bilirkişi raporundan sonra dosyaya girdiğinden kök raporda bu hususa değinilemediğini ve ek raporda da bu durumun dikkate alınmadığını, kararın bu haliyle adil yargılanma hakkı çerçevesinde gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil ettiğini, Davalı tarafın teminat mektubunu peştemaliye bedeli alacağına mahsuben değil, taahhüt edilen LPG alımının yapılmamasına istinaden başka bir deyişle cezai şart koşuluna istinaden paraya çevirmiş olduğunu, aksi hususun ispat edilemediğini, Hükme de esas alınan ek raporun "Sektörel Değerlendirme" kısmında davalı tarafın kök bilirkişi raporuna itirazları aynen esas alınarak "Davalı ... tarafından nakde çevrilen 200.000 TL Banka teminat mektubu karşılığının, davacının ürün alımından kaynaklı Cari borç ve davacıya ödenen peştemaliye bedelinin kullanılmayan süresine ilişkin olduğu, Cezai şart ve/veya kar mahrumiyeti konusuna yönelik olmadığı, anlaşılmaktadır" şeklindeki ifadelerle peştemaliye bedelinin varlığı kabul edilerek çıkarımda bulunulduğunu, oysaki bu çıkarımın hukuka aykırı olduğunu ve dosyada bu hususu destekleyen somut bir veri bulunmadığını, Davalının peştemaliye bedelinin alım taahhüdüne bağlandığını ve bu taahhüt yerine getirilmediği için taahhüde göre yapılan hesaplama sonucunda teminat mektubunu paraya çevirerek uhdesinde tuttuğunu ifade ederek cezai şart ve kar mahrumiyetine saydığını alenen ikrar ettiğini, Mücbir sebebin varlığının ve cezai şart koşulunun yerine getirilmemiş olmasının yanı sıra ek bilirkişi raporunda "İşbu peştemaliye bedeli satış taahhüdüne bağlanmış olsaydı, 3.5 maddesinde yazılı hükümde bayinin satışına yönelik eksik kalan taahhüt karşılığı kıstelyevm usulü uygulanacağı belirtilmesi gerekirdi." denilerek esasen davalı tarafın taahhüt uyarınca da kesinti yapamayacağını ayrıca ortaya koyduğunu, ancak yapılan bu kesintiye rağmen yanılgılı ve çelişkili değerlendirmeyle davalının beyanlarını esas alarak bir hesaplama yaptığını, Oysaki davalının satış taahhüdü üzerinden bu bedeli uhdesinde tuttuğunu tevilli ikrar ettiğinden, teminat mektubu bedelinden cari borç düşüldükten sonra kalan bedelin tamamının haksız biçimde davalı uhdesinde tutulduğunun sabit olduğunu,Kök raporun "Peştemaliye Bedeli ve Kıstelyevm Hesabı" kısmında Bayilik Sözleşmesinin ilgili maddelerine atıf yapılarak izah edildiği üzere sözleşme feshedilmeden hukuka aykırı olarak teminat mektubu aniden bozdurulduğundan, ek bilirkişi raporunda sözleşme süresine göre kıstelyevm hesabı yapılarak peştemaliye bedeli hesaplanması ve varlığının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla davalının peştemaliyeden kaynaklı herhangi bir alacağının bulunmadığını, Ayrıca ek bilirkişi raporunda davalının satış taahhüdü uyarınca kıstelyevm hesabı yaparak kesinti yapması sözleşmeye aykırı bulunduktan sonra bir hesaplamaya girişilmesinin de mümkün olmadığını, davalı da beyanlarıyla sabit olduğu üzere bu hesabı satış taahhüdü üzerinden yaptığını cezai şart ve kar mahrumiyetine saydığını tevilli ikrar ettiğini ve aksi yöndeki iddiasını ispatlayamadığını, bu nedenle herhangi bir peştemaliye bedelinin varlığından söz edilemeyeceğinden bu yönde yapılan hesaplamalar ve bu hesaplamayı esas alan kararın hukuka aykırı olduğunu Davalı lisans devrinden önce teminat mektubunu nakde çevirdiğinden müvekkil tarafından sözleşmenin feshedildiğine ilişkin değerlendirme ve yapılan hesaplamaların da hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi Ek Raporunda EPDK lisans sorgulama sayfasına göre müvekkilin 09/12/2019 tarihinde lisansını devrettiğini, bu nedenle sözleşmenin müvekkil tarafından feshedildiğinin kabulüyle buna göre hesaplama yapıldığının ifade edildiğini, Oysaki davalı şirketin bu lisans devrinden önce 24.01.2019 tarihinde dava konusu (... referans numaralı, 27.12.2018 tarihli ... sayılı) teminat mektubunu nakde çevirdiğini, dava dilekçesinde açıklandığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü cevabından anlaşıldığı üzere müvekkilin, istasyonunun önünde gerçekleşen ve 3,5 yıl süren yol yapım çalışmalarına rağmen sözleşmeyi feshetmediğini, mümkün mertebe sözleşmeyi ayakta tutmaya çalıştığını, ticari ilişkinin devamını arzuladığını, ancak bu süre zarfında açıkça mücbir sebep oluşturan bu nedenden dolayı taahhüt edilen miktarlarda alım gerçekleştiremediğini, ne var ki davalı tarafın haksız biçimde usulune uygun fesih ihtarı göndermeksizin "Hakkın Kötüye Kullanılması" niteliğindeki eylemiyle 24.01.2019 tarihinde teminat mektubunu nakde çevirerek taraflar arasındaki sözleşmeyi fiilen sonlandırma iradesini ortaya koyduğunu, Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda ifade edildiğinin aksine müvekkilin lisans devriyle sözleşmenin sonlanmadığını, bunun öncesinde davalı tarafından banka teminat mektubu paraya çevrilerek taraflar arasındaki ilişkinin sonlandırıldığını, davalının mücbir sebebe rağmen sözleşmeyi ayakta tutmaya çalışan müvekkili ile olan sözleşmeyi teminat mektubunu paraya çevirmek suretiyle sona erdirdiğini, teminat mektubunun hukuka aykırı olarak sözleşme feshedilmeden davalı tarafça paraya çevrilmesinden sonra gerçekleşen lisans devriyle müvekkilin sözleşmeyi sona erdirdiği çıkarımının bu nedenle de gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, Açıklandığı üzere davalının mücbir sebebin varlığına ve cezai şart koşulunun yerine getirilmemiş olmasına karşın teminat mektubunu haksız olarak aniden nakde çevirdiğini ve yine hukuka aykırı biçimde satış taahhüdü uyarınca kıstelyevm hesabı yaparak ilgili bedeli haksız biçimde cezai şart ve kar mahrumiyeti olarak uhdesinde tuttuğunu, bu itibarla bu kaleme ilişkin yapılan hesaplama ve bunun tarihinin de hukuka aykırı olduğunu, buna karşılık bu hususa yapılan itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, hatalı rapor hükme dayanak yapılarak karar tesisine gidildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrildiği gerekçesiyle alacağın tahsili talebiyle ikame edildiğini, müvekkil şirket ile davacı arasında akdedilen LPG ile Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayilik Sözleşmesi ile birlikte davalı müvekkil şirketin bayisi olarak otogaz satışı yapma yükü altına girdiğini, bu kapsamda müvekkil şirket tarafından davacıya 3000 Ton LPG alımı yapması şartıyla 210.000 TL peştemaliye bedeli ödendiğini, Öncelikle davacının sözleşmenin devam ettiği süre boyunca toplam 889.277 kg LPG alımı yaptığını, eksik kalan alım miktarının ise 2.110.723 kg olduğunu, buna göre peştemaliye bedelinin, eksik alan alıma göre kıstelyevm usulü ile hesaplanmasının sonucunda, 147.750,61 TL'nin davacı tarafından müvekkil şirkete iade etmesi gereken bedel bulunduğunu, bununla birlikte davacının cari hesaptan kaynaklanan müvekkil şirkete 141.730,75 TL borcu bulunduğunu, Öte yandan, Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanacak tüm alacakların, davacının teminat mektubu ile teminat altına alındığını, davacının hem cari hesaptan kaynaklanan borcu hem de peştemaliye bedelinin iadesinden kaynaklı borcunun bulunması nedeniyle; davacı tarafından borçların teminatı olarak verilen teminat mektubunun nakde çevrildiğini, ancak, huzurdaki davada peştamaliye bedelinin Ton/LPG üzerinden değil, sözleşmede kalan süre bakımından hesaplandığını, oysa dosyada mübrez 25.11.2015 tarihli protokolde peştemaliye bedelinin 3000 Ton/LPG alımı yapması şartıyla verildiğinin açıkça hüküm altına alındığını, bu doğrultuda davacı tarafından müvekkil şirkete iade edilmesi gereken peştemaliye bedelinin eksik hesaplandığını, peştemaliye bedelinin eksik hesaplanması nedeniyle huzurdaki davada verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca davalı tarafa verilen teminat mektubunun mücbir sebebin varlığına ve davalı tarafça sözleşme feshedilmeden haksız olarak paraya çevrildiği iddiasıyla teminat mektubu bedelinin iadesi istemi ile açılan kısmi alacak davasıdır. Davacı vekili 30.03.2021 tarihinde harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile; Dava esas değerinin ıslahı ile 10.000 TL' den bilirkişi rapor ile belirlenen 62.489,25 TL' ye arttırıldığını, bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında 25.11.2015 tarihli 5 yıl süreli LPG İle Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayilik Sözleşmesi, Protokol, EkProtokol imzalandığı anlaşılmıştır.Davacı tarafça, davalı tarafın herhangi bir ihbar ya da ihtarda bulunmadan ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi geçerliliğini sürdürürken kendisine verilmiş olan ... Bankasına ait 06.01.2016 tarihli, ... referans numaralı ve 200.000,00 TL (İki Yüz Bin Türk Lirası) bedelli teminat mektubunu (daha sonradan 27.12.2019 tarihi dahil bu tarihe kadar uzatılan teminat mektubunu) haksız biçimde paraya çevirdiğinin iddia edildiği, davalı taraf ise; Davacının cari hesaptan kaynaklı 141.730,75-TL. borçlu olduğunu, bayilik sözleşmesinin 31/d maddesi uyarınca davacı tarafından verilen 200.000-TL'lik teminat mektubu nakde çevrilip cari hesap borcunun tahsili ile bakiye 58.269,25-TL.'nin ise , iade edilmesi gereken peştemaliye bedeline istinaden nakit teminat olarak bünyesinde tutulduğunu ileri sürmüştür.Taraflar arasındaki 25/11/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girdikten sonra bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının 2016, 2017 ve 2018 yıllarında protokol ile taahhüt ettiği alım miktarlarını gerçekleştiremediği, 2018 yılının Mart ayından itibaren ürün alımının önceki dönemlere göre oldukça düştüğü, Ağustos/2018 ayından sonra ise ürün satışının olmadığının belirtilmiş ise de, taraflarca sözleşmenin feshedilmediği ve davacı ... tarafından, 09.12.2019 tarihinde EPDK nezdinde bulunan Otogaz LPG Lisansını sonlandırması sonucu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 09.12.2019 tarihinden itibaren uygulanmasını ortadan kaldırdığından bu tarih itibariyle sözleşmelerin sona erdiği tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 31/d Maddesinde; "...Bayi'nin muaccel borçlarını vadesinde ödememesi halinde her nevi teminat ... tarafından aynı şekilde nakde çevrilerek artan miktar teminat olarak tutulmaya devam edilebilecektir." hükmünü havidir.Somut olayda, davalı tarafından teminat mektubu paraya çevrilmeden önce davacı bayinin cari hesaptan kaynaklı davalı ...'a 141.730,75-TL. borçlu olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı ... tarafından cari hesaptan kaynaklı alacağının tahsili için bayilik sözleşmesinin 31/d Maddesi uyarınca dava konusu teminat mektubunu 24.01.2019 tarihinde paraya çevirerek cari hesaptan kaynaklı alacağını mahsup ettikten sonra artan kısmı bayilik sözleşmesinin 31/d Maddesi uyarınca nakit teminat olarak bünyesinde tuttuğu anlaşılmıştır. Bayilik Sözleşmesinin 31/d Maddesindeki düzenleme uyarınca davalı ...'ın teminat mektubunu paraya çevirip cari hesap alacağını mahsup ettikten sonra bakiye kısmı nakit teminat olarak bünyesinde tutmasında engel bir durum olmadığından davacı vekilinin mücbir sebepten kaynaklı ürün alınamadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında imzalanan 25.11.2015 tarihli Ek Protokolün Koşullar Başlıklı 3.2. Maddesinde; '' Bu Protokol ile Bayi'ye sağlanan destekler, Bayi'nin 5 yıllık Bayilik Sözleşmesi imzalaması karşılığında sağlanmıştır.'' 3.3. Maddesinde;'' Yine Bayi'nin 5 yıllık Bayilik Sözleşmesi imzalaması karşılığında ... tarafından Bayi'ye 210.000-TL(İkiyüzonbin Türklirası) + KDV Peştemaliye Bedeli ödenecektir.'' 3.4. Maddesinde;'' ..., bu bedeli Bayi'nin işbu protokolde belirtilen teminatları ... A.Ş.'ye teslim etmesini ve Peştemaliye Bedeli faturasını ...'a iletmesini müteakip (hangisi sonra ise bu tarihten itibaren) 7(yedi) iş günü içinde Bayi'ye ödeyecektir.'' 3.5. Maddesinde ise;'' Mücbir sebeplerde dahil olmak üzere herhangi bir sebeple Bayilik Sözleşmesinin sona ermesi halinde Bayi, ...'dan almış olduğu Peştemaliye Bedelini kıstelyevm üsülüne göre ...'a 7 (yedi) gün içinde nakden geri ödeyecektir..,'' hükmünün düzenlendiği görülmüştür.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve ek protokollerin davacı ... tarafından, 09.12.2019 tarihinde EPDK nezdinde bulunan Otogaz LPG Lisansını sonlandırması sonucu bayilik sözleşmesi ve ek protokollerin sona erdiği, bu durumda davalı ...'ın 25.11.2015 tarihli Ek Protokolün 3.5. Maddesi uyarınca uhdesinde tuttuğu nakit teminattan kıstelyevm üsülüne göre hesaplanan Peştemaliye Bedelini talep edebilecektir.Davalı vekili, ‘Peştemaliye bedelinin taahhüt edilen ürün ile satılan ürün arasındaki farka göre hesaplanması gerektiğini’ ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan 25.11.2015 tarihli Ek Protokolün“... 3. Koşullar” başlığı altında düzenlenen İlgili 3.3 maddesindeki hüküm doğrultusunda; Davalı ..., “peştemaliye bedeli” olarak ödemiş olduğu 210.000.- TL + KDV’ yi, “5 Yıllık bayilik sözleşmesi imzalanması karşılığında” davacıya ödediği sabittir. İşbu peştemaliye bedeli satış taahhüdüne bağlanmış olsaydı, 3.5 maddesinde yazılı hükümde bayinin satışına yönelik eksik kalan taahhüt karşılığı kıstelyevm usulü uygulanacağı belirtilmesi gerekirdi. Dolayısıyla, dosya kapsamında “peştemaliye bedeli”, taraflar arasında akdedilen “5 yıllık bayilik sözleşmesi” karşılığında ödenmiş olduğunun anlaşıldığı, kalan süreye göre bilirkişilerce hesaplama yapılmış olup mahkemeye bu hesaplamaya itibar edilerek istinafa konu karar verilmiştir.Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan raporda bu iddiaların değerlendirildiği tesbit edilmekle, İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekili ve davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.007,34 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 252,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 755,34 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.