T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2396 Esas
KARAR NO: 2025/907 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/595 Esas-2022/320 Karar
TARİHİ: 25/04/2022
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmamasına rağmen 23/11/2013 tarihinde nakde çevrilmesi sebebiyle müvekkil şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine 30/12/2014 tarihinde itiraz ettiğini, davalı şirketin itirazının hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 18/09/2010 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, 18/09/2010 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olarak 18/09/2010 tarihli genel esaslar ve şartlar başlıklı bir sözleşme ve yine 18/09/2010 tarihli çerçeve anlaşması imzalandığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davalı şirket tarafından müvekkil şirkete işletme teknik yatırım bedeli adı altında 14.000 USD+KDV ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklanan alacakların teminatının oluşturmak ve herhangi bir şekilde borç tahakkuk etmesi halinde davalı şirket tarafından nakde çevrilmek üzere 50.000 TL tutarında teminat mektubu teslim ettiğini, davalı şirket tarafından işletme teknik yatırım bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkil şirketin akaryakıt bayilik sözleşmesini tek taraflı ve haklı sebeple feshettiğini, müvekkil şirket tarafından akaryakıt bayilik sözleşmesinin feshedilmesi üzerine davalı şirket tarafından İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/69 E. Sayılı dosyası ile müvekkil şirkete karşı kar mahrumiyeti iddiası ile dava açıldığını, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/69 E. Sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda akaryakıt bayilik sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedildiği için davalı ...'nin kar mahrumiyeti talebinde bulunmayacağı yönünde görüş bildirildiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/69 E. - 2014/352 K. Sayılı 19/11/2014 tarihli kararı ile akaryakıt sözleşmesinin haklı sebeple sona erdiği gerekçesiyle kar mahrumiyeti talebi yönünden davanın reddine karar verildiğini, akaryakıt sözleşmesinin imzalandığı dönemde müvekkil şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen 50.000 TL teminat mektubunun süresi ihtirazi kayıtlarla uzatıldığını, davalı şirketin 22/11/2013 tarihinde hiçbir hak ve alacağı bulunmamasına rağmen 50.000 TL teminat mektubunu nakde çevirdiğini, davalı şirket tarafından müvekkil şirkete gönderilen 30/11/2012 tarihli hesap ekstresinde de müvekkil şirketin herhangi bir borcunun olmadığının açık olduğunu beyan ederek İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline, 50.000 TL asıl alacağa teminat mektubunun nakde çevrildiği tarih olan 22/11/2013 tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilmesine, tüm yargılama gider ve vekalet ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın müvekkil şirket ile akdedilmiş olan sözleşmeleri süresinden önce haksız olarak feshettiğini, buna istinaden taraflar arasında halen derdest olan davaların mevcut olduğunu, davacının söz konusu sözleşmeleri süresinden önce haksız olarak feshetmesi nedeniyle müvekkil şirketin zarara uğradığını, söz konusu davaların kesinleşmeden davacının müvekkil şirkete borcu bulunmadığı yönündeki iddiaların kabul edilemez olduğunu, müvekkil şirketçe İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının temyiz edildiğini, dosyanın halen Yargıtay'da olduğunu, söz konusu kararın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın müvekkil şirket nezdinde doğmuş doğacak tüm borçlarının teminatı olarak dava konusu teminat mektubunu müvekkil şirkete teslim ettiğini, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin sebebinin davacının müvekkil şirkete olan borçları olduğunu, söz konusu hususun müvekkil şirket defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de sabit olacağını, teminat mektubunun nakde çevrilme tarihinin 22/11/2013 olduğunu, söz konusu tarihten sonra düzenlendiği anlaşılan hesap ekstresine göre davacının müvekkil şirkete borcunun bulunmadığı iddiasının tamamen hukuki mesnetten uzak olduğunu beyan ederek İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/69 E. - 2014/352 K. Sayılı kararının bekletici mesele yapılmasına, haksız ve hukuka aykırı olan davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/04/2022 tarih ve 2019/595 Esas-2022/320 Karar sayılı kararında; "....Taraflar arasında yapılan Bayilik Sözleşmesinin 5.2. maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan her türlü alacağın teminatı olarak davaya konu teminat mektubunun alındığı, dava konusu teminat mektubunun sözleşmenin teminatı olarak verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1046 Esas 2019/1393 Karar sayılı 16/10/2019 tarihli kararı ile doğrultusunda 15/10/2020 tarihli celse (1) nolu ara karar davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için gün tespit edilmiş, davalı vekili de ticari defter ve kayıtlarını sunduğunu bildirmiş ve dosya mali müşavir bilirkişiye tevdii edilmiş, 11/01/2021 tarihli kök rapor ve itiraz üzerinde aynı bilirkişiden 17/05/2021 tarihli ek rapor alınmış, davalı vekilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğine yönelik itirazını sürdürmesi de dikkate alınarak farklı bir mali müşavir bilirkişiden 09/03/2022 tarihli rapor aldırılmıştır. Bu raporlarda ortak olarak davalı tarafın 2009-2010 yıllarına ait cari hesap ekstresinin sunulmadığı, 30/11/2012 tarihli cari hesap ekstresinin sunulduğu, bu cari hesap ekstresinin uyuşmazlığa onu döneme ilişkin olmadığı bildirilmiştir. HMK'nun 222/3. Maddesi uyarınca usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf uyuşmazlık konusu 2009-2010 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları sunmamıştır. Bu nedenle de taraf kayıtları üzerinde karşılıklı inceleme, karşılaştırma ve çelişki bulunmadı halinde gerekli araştırma yapılamamıştır. Davalının akaryakıt bayilik sözleşmesi gereği tarafına davacı tarafından verilen teminat mektubunun nakde çevrilmesini talep etmesi karşısında borcu bulunmamasına rağmen ihtirazi kayıtla davacının bu bedeli ödediği anlaşılmaktadır. Borcun bulunmaması karşısında dürüstlük ilkesi- iyi niyet kuralı gereğince ve dosyaya mübrez belgeler, hesap hareketleri ve ticari kayıtlar uyarınca delillerin değerlendirilmesi sonucunda davalının teminat mektubunun nakde çevrilmesini istemesi iyi niyetli olmadığına kanaat getirilmiştir. Sözleşme gereğince davacı tarafın davalı tarafa borcu bulunmadığı halde, davalı tarafın teminat mektubunu nakde çevirmek istemesi karşısında ödemede bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının davasını ispat ettiği davalıdan teminat mektubunun haksız nakde çevrilmesi nedeniyle alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizce aldırılan son bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere icra takibi öncesi gönderilen Hatay ... Noterliği'nin 22/11/2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin 25/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olması verilen 3 günlük atıfet süresinin sonunda temerrüte düştüğü anlaşılmakla davacı tarafın bilirkişi raporu ile tespit edilen 5.781,85 TL takip öncesi faiz talebinde bulunabileceği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenler ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının itirazının 50.000,00 asıl alacak ve 5.781,85 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 55.781,85 TL üzerinden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11,75 oranını aşamamak kaydıyla reeskont avans faiz yürütülmek suretiyle ve takip talebindeki diğer koşullarla devamına, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nın 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davanın kabulüne karar verilen teminat mektubu bedelinden oluşan alacağın likit yani belirlenebilir bir alacak miktarı olduğu kanaati ile, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince itirazın iptaline karar verilen 55.781,85 TL alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiştir...."gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının itirazının 50.000,00 asıl alacak ve 5.781,85 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 55.781,85 TL üzerinden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11,75 oranını aşamamak kaydıyla reeskont avans faiz yürütülmek suretiyle ve takip talebindeki diğer koşullarla devamına, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 2-İİK'nın 67/2. Maddesi gereği itirazın iptaline karar verilen 55.781,85 TL alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin herhangi bir alacağı olmamasına rağmen davacının bayilik ilişkisi sebebiyle verilen teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesi nedeniyle başlattığı icra takibine vâki itirazlarının iptali için işbu davanın açıldığını, yerel mahkemenin ilk kararından sonra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarihli kaldırma kararı verildiğini, yerel mahkemece bu karara uyularak müvekkil şirketin davacıdan alacaklı olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, Mahkemece de tespit edildiği üzere; dava konusu teminat mektubunun taraflar arasındaki bu ticari ilişki sebebiyle her türlü borçların teminatı olarak verildiğini, ancak mahkeme kararına dayanak teşkil eden raporda, müvekkilin davacı ile olan cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bir alacağı olup olmadığına dair tespit yapılmadığını, söz konusu kararın eksik inceleme ile verildiğini, Karara dayanak raporda bilirkişilerin en son hesap hareketinin 08.09.2009 tarihli olduğundan bahisle ve hesap ekstresindeki en son hesap hareketinin 30.04.2010 tarihli olduğu gerekçesi ile dosyaya sundukları belgelerin dava konusu ile bir ilgisinin olmadığı kanaatiyle hesaplama yapmadıklarını, ancak kök raporda 2011’den sonraki cari hesap ekstreleri incelenemediğinden, 30.11.2011 tarihi itibariyle davacının borçlu bulunmadığının tespit edildiğinin belirtildiğini, bu sebeple de 2011 - 2014 arası ekstrelerin kök rapora itiraz dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, Ayrıca dava konusu mektubun nakde çevrilme tarihinin 22.11.2013 olduğunu, dolayısıyla 2011 - 2014 arasındaki ekstreler ve excel tablodaki hesaplar ve cari hesap kayıtlarının da doğrudan işbu davanın konusunu ilgilendirdiğini ve hesaplamaya alınması gerektiğini, karara dayanak raporda bilirkişi tarafından, 50.000 TL ile ilgili olarak depozito ve teminatlar hesabında ait cari hesap ekstrelerinin iletilmediği ve sadece Şubat 2009 -Nisan 2010 dönemine ilişkin cari hesap ekstresinin sunulu olduğu belirtilmişse de, 2011 - 2012 - 2013 - 2014 yıllarına ait ekstrelerin kök rapora itiraz dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu ancak inceleme dışında kaldığını, sunulan bu belgelerle ilgili olarak ne bilirkişilerce ne de mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, neden kabul edilip incelemeye alınmadığının belirtilmediğini, halbuki sunulan ekstreler ve excel tablosundaki kayıtların müvekkil şirket ile davacı arasındaki bayilik ilişkisi sebebiyle doğmuş cari hesap ile ilgili olduğunu ve teminat mektubunun da önceki BAM kararı ile de sabit olduğu üzere; taraflar arasındaki bayilik ilişkisinden doğmuş ve doğacak her türlü borcun teminatı olarak verildiğini, dosyaya sundukları kayıtlardan davacının müvekkile 92.766,94 TL borçlu olduğunun görüleceğini, karara dayanak raporda dosyaya sunulan bu ekstreden hiç bahsedilmediğini ve bu husustaki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile verilen kararın, bu sebeple kaldırılması gerektiğini, Müvekkil şirketin davacıdan olan kâr mahrumiyeti alacağının tahsili için açtığı davada da haksız bir karar verildiğini, müvekkil şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan davacının sözleşmeyi haklı ve geçerli olarak sona erdirdiği mütalaasına dayanılarak hüküm tesis edildiğini, Yargıtayca da eksik inceleme ile haksız bir onama kararı verildiğini, bu eksik inceleme ile verilen kararın, müvekkilin davacıdan herhangi bir alacağı olmadığı, alacağından vazgeçmiş olduğu anlamına gelmeyeceğini, mahkemece rapora itiraz ve beyanlarının muvacehesinde müvekkilin davacıdan, bayilik sözleşmesinin süresinden evvel sona ermesi sebebiyle, sözleşme süresi sonuna kadar devam edileceğine inanılan ticari ilişki sebebiyle yapılan yatırımlardan, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi sebebiyle kullanılamayan kısımlarla ilgili olarak doğmuş alacağı ve kâr mahrumiyeti zararının olup olmadığının işbu davada tespit ettirilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca davacı bayi tarafından davalıya verilen teminat mektubunun, davalı tarafça haksız bir şekilde nakde çevrildiği iddiasıyla teminat mektubu bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/69 Esas sayılı dosyası ile; eldeki davanın davalısı ... tarafından eldeki davanın davacısına karşı 22/03/2012 tarihinde sözleşmenin haksız feshedilmesi sonucu mahrum kalınan kar alacağından kaynaklı tazminat davası açıldığı,mahkemece yapılan yargılama sonucu 19/11/2014 Tarih ve 2012/69 Esas, 2014/352 Karar sayılı kararı ile davalının sözleşmeyi haklı ve geçerli olarak sona erdirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği ve Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 17/12/2015 Tarih ve 2015/1634 Esas,2015/17124 Karar sayılı kararı ile mahkeme verilen kararın onanarak mahkeme kararının 17/03/2016 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 16. ATM.'nin kesinleşen kararı ile eldeki davanın davalısı ...in mahrum kalınan kar alacağı olmadığının tespit edildiği görülmekle, davalı vekilinin kâr mahrumiyeti zararının olup olmadığının tespit ettirilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dairemizin 2018/1046 Esas 2019/1393 Karar sayılı 16/10/2019 tarihli kaldırma kararımız doğrultusunda mahkemece 15/10/2020 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile; Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için gün tespit edilmiş, davalı vekili de ticari defter ve kayıtlarını sunduğunu bildirmiş ve dosya mali müşavir bilirkişiye tevdii edilmiş, 11/01/2021 tarihli kök rapor ve itiraz üzerinde aynı bilirkişiden 17/05/2021 tarihli ek rapor alınmış, davalı vekilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğine yönelik itirazı üzerine mahkemece farklı bir mali müşavir bilirkişiden 09/03/2022 tarihli rapor aldırılmıştır. Bu raporlarda ortak olarak davalı tarafça incelemeye sunulan cari hesap ekstresinin Şubat /2009- Nisan /2010 dönemini kapsadığı, dava dönemine ait cari hesap ekstresinin talep edilmiş olmasına rağmen iletilmediği, dosyada bulunan Davalı tarafa ait 30.11.2012 tarihli cari hesap ekstresinde, davacı taraftan herhangi bir alacağının bulunmadığı ve cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu bildirilmiştir HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Yukarıdaki açıklamalar ve mahkemece gerekçesinde belirtilen tesbitler gözetildiğinde davalı vekilinin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporları ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre; Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca davacı bayinin davalı tarafa borcunun olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.810,46 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 952,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.857,81 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.