T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1703 Esas
KARAR NO:2025/854 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/03/2022
NUMARASI:2019/612 2022/133
DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
KARAR TARİHİ:22/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Zonguldak Şubesi ile davalılardan ... arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kredi açılıp kullandırıldığını, diğer davalı ...'in de bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine, hesaplar kat edilerek davalılara Kahramanmaraş ... Noterliğinin 05.12.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı gönderilmek suretiyle borçların ödenmesinin istendiğini, ihtara rağmen ödeme olmayınca ... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalılar tarafından yetkiye, takibe, borca, faize ve faiz oranına itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, bunun üzerine zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmış ise de sonuç alınamadığından, bu davanın açılma gereğinin doğduğunu, yetki itirazının sözleşmenin 31.1. maddesi hükmüne nazaran geçersiz olduğunu, alacağın kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını ve talep edilen temerrüt faizinin sözleşmeye ve MK 2. maddesine uygun olduğunu, davalı itirazlarının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle, alacak tutarı üzerinden %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla davalıların ... sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalıların dava konusu alacak tutarı üzerinden % 20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 14/03/2022 tarih 2019/612 Esas- 2022/133 Karar sayılı kararında;"...Tüm bu açıklamalar ışığında, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın,18/04/2014 tarihli ve 150.000,00-TL Limitli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağa dayanarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi hükmü gereği iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, davacı/alacaklı banka ile davalı ... arasında 18/04/2014 tarihli ve 150.000,00-TL. limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in iş bu sözleşmeyi 150.000,00 TL'lik limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, davacı banka tarafından kredi borçlarından doğan bakiye alacağın ödenmediğinden bahisle davalılar hakkında... sayılı icra dosyası ile; 57.731,45 TL. kredi alacağı, 1.876,27 TL İşlemiş Faiz, 93,81 TL. %5 BSMV si, 484,61 TL. İhtar Gideri, 606,00 TL. İhtiyati Haciz Vekalet Ücreti ve 123,90 TL. da İhtiyati Haciz Karar Harcı olmak üzere toplam 60.916,04 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı/borçluların yasal süresi içerisinde yetkiye, borca, faize, faiz oranına ve tüm fer'ilere itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı/alacaklı tarafça itirazın iptaline yönelik olarak eldeki davanın açıldığı, davacı/alacaklı banka ile davalılar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı/alacaklı banka tarafından ihtarname gönderilmek suretiyle kredi hesabının kat edildiği, mahkememizce Bankacılık ve Hesap işlemleri Konusunda uzman Nitelikli Hesap Bilirkişisinden rapor alındığı, alınan raporun ayrıntılı, gerekçeli ve hükme elverişli olduğu ve raporda, takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan 21.450,54 TL asıl alacak ile talebiyle bağlı olarak 1.876,27 TL. işlemiş faiz ve yine talebiyle bağlı olarak 93,81 TL. gider vergisi ile belgelenebilen masraflardan 484,61 TL. İhtar gideri ve 606,00 TL' de ihtiyati Haciz Vekalet Ücreti olmak üzere toplam 24.511,23 TL alacaklı olduğu, ayrıca takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 21.450,54 TL. Matrah üzerinden %45 temerrüt faizi ile bunun %5'i gider vergisinin istenebileceği, bu haliyle yapılan değerlendirmede de; davalı taraflarca yapılan itirazın toplam 24.511,23 yönünden haksız ve yersiz olduğu, davacı/alacaklı tarafça icra inkar tazminatı talep edildiği ve yargılama konusu alacağın da likit olduğu anlaşıldığından, hükmolunan itirazlı alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.902,24 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalı- Borçluların, ... sayılı dosyasına vaki itirazlarının KISMEN İPTALİ ile; takibin 21.450,54 TL asıl alacak (kredi), 1.876,27 TL işlemiş faiz, 93,81 TL %5 BSMV (gider vergisi), 484,61 TL ihtar/protesto gideri ve 606.00 Tl ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 24.511,23 TL yönünden takip talebindeki şartlar ile aynen DEVAMINA, Kredi asıl alacağı olan 21.450,54 TL takip tarihinden itibaren yıllık %45 temerrüt faizi ve bunun %5 i gider vergisi UYGULANMASINA, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE.'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinafa konu karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda, müvekkilinin davasında haklı ve davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini fakat müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını, dava konusu icra takibinde, 57.731,45 TL kredi alacağı + 1.826,27 TL işlemiş faiz + 93,81 TL BSMV + 484,61 TL ihtar gideri + 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti + 123,90 TL ihtiyati haciz karar harcı olmak üzere toplam 60.916,04 TL'nin talep edildiğini, raporda ise her bir kredinin ayrı ayrı hesaplandığını ve 13.663,32 TL'lik KMH alacağının, 16.01.2019'da yapılan ödemelerle sıfırlanmış olduğundan bahisle ve diğer kredilerin takip öncesi ödemeler düştükten sonra bakiye asıl alacağın 21.450,54 TL olduğunun zikredildiğini, mahkemenin de işbu rapora dayanarak müvekkili bankanın, davalılardan 21.450,54 TL asıl alacak, 1.876,27 TL işlemiş faiz, 93,81 TL gider vergisi, 484,61 TL ihtar gideri ve 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 24.511,23 TL alacaklı olduğuna hükmettiğini;Davaya ait ..., ..., ..., ..., ... ve TKMH olmak üzere tüm kredi risklerinin 15.01.2019 tarihinde yapılan protokol ile 52.000,00 TL üzerinden tek bir krediye dönüştürüldüğünü, mezkur protokolün dosyada mevcut olduğunu, davalılardan 15.01.2019 tarihinde protokol şartı olarak 2.500,00 TL peşinat alınarak TKMH riskine mahsup edildiğini, bu tahsilat haricinde 25.04.2019 tarihinde 1.000,00 TL ve16.05.2019 tarihinde 1.350,00 TL tahsilat sağlanarak yapılandırılan kredinin ilk taksitinin ödendiğini, dolayısıyla TKMH riskinin 2.500,00 TL'lik kısmı hariç kullandırılan yeni kredi ile kapatıldığını, yani, bilirkişi raporu ve rapora binaen verilen kararda zikredildiği şekilde 16.01.2019 tarihinde davalılar tarafından asıl alacağın 21.450,54 TL'ye düşmesine sebep olacak şekilde yapılan bir ödemenin söz konusu olmadığını, müvekkili banka ile davalılar arasında 15.01.2019 tarihinde yapılan yapılandırma protokolü ile 5 kredi ve kredili mevduat hesabı olmak üzere gecikmede olan 6 ayrı riskin, tek bir krediye dönüştürüldüğünü;Netice itibariyle; usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporuna dayanarak kurulan hükümde serdedildiği şekilde davalılar tarafından yapılan bir ödemenin mevcut olmadığını ve olmayan ödeme nazar-ı dikkate alınarak verilen davanın kısmen kabul kısmen reddine dair hükmün de istinaf incelemesi neticesinde bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.03.2022 tarih 2019/612 Esas - 2022/133 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı...vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı hakkında ... sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca itirazı üzerine davacı-alacaklı tarafından açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının hukuki mesnetten yoksun, haksız ve kötü niyetli olduğunu, Yerel Mahkemece 14.03.2022 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararında taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 31.maddesindeki yetki şartı gereği İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle müvekkili davalının ...'nün yetkisine itirazının reddedildiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17.maddesinden de anlaşılacağı üzere yetki sözleşmesi yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılmakta olup tüketici olan müvekkili davalı ile banka arasında yapılamayacağını, genel kredi sözleşmesinin 31. maddesinin ise "Müşteri, kefil veya kefiller bu Sözleşmeden doğan anlaşmazlıklarda, ilgili madde hükümleri de saklı kalmak kaydı ile Bankanın İstanbul metropolündeki Şubeleri için İstanbul Merkez (Çağlayan) diğer şubeleri için ise Sözleşmeyi imzalayan Banka Şubesinin bulunduğu yerin Mahkeme ve icra daireleri veya İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkeme ve icra dairelerinin yetkisini kabul eder..." şeklinde düzenlendiğini, ilgili sözleşme davacı bankanın Zonguldak şubesinde imzalandığından yetkili icra dairesinin Zonguldak İcra Daireleri olduğunu, bu nedenlerle müvekkili davalının ...'nün yetkisine itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Yerel Mahkemece 14.04.2021 tarihli ek bilirkişi raporunun hukuki yönleri ayrık olmak üzere yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğu gerekçesiyle hükme esas alındığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda asıl alacak 21.450,54 TL, işlemiş faiz 1.876,27 TL, gider vergisi 93,81 TL, ihtar gideri 484,61 TL ve ihtiyati haciz vekalet ücreti 606,00 TL olmak üzere toplam alacak tutarının 24.511,23 TL şeklinde hesaplandığını ve takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 21.450,54 TL matrah üzerinden %45 temerrüt faizi ile bunun %5'i gider vergisinin istenebileceğinin belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacak tutarı ve faiz oranlarının yanlış ve fazla hesaplandığını, kök ve ek rapora itiraz edilmişse de Yerel mahkemece itirazları değerlendirilmediği gibi itirazlara neden itibar edilmediğinin gerekçeli kararda açıklanmadığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını içerir dilekçelerde ayrıntılı olarak açıklanan kök ve ek bilirkişi raporlarında esaslı maddi ve hukuki hatalar mevcut olduğundan Yerel mahkemece hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu;Hükme esas alınan raporda davacı bankanın davalılardan takip tarihi 10.07.2019 ve hesap kat tarihi 03.12.2018 tarihlerindeki alacak tutarına işletilen akdi faiz oranı (yıllık) yüksek olduğundan alacağın fazla hesaplandığını, alacak tutarına işletilen akdi kanuni faiz oranının faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu'na göre belirlenen yıllık faiz oranının %50'sini aştığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 88.maddesinin "Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz." şeklinde düzenlendiğini, ilgili Kanun maddesi uyarınca işletilen akdi faiz oranının Türk Borçlar Kanunu'nun emredici hüküm niteliği taşıyan 88.maddesine göre belirlenmesi gerektiğini;Hükme esas alınan raporda davacı bankanın %45 nispetinde bir temerrüt faizi talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmışsa da söz konusu hususun kabulünün mümkün olmadığını, alacak tutarına işletilen temerrüt faizi borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu'na göre belirlenen yıllık faiz oranının %100'ünü aştığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 120.maddesi "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz." şeklinde düzenlendiğini, ilgili kanun maddesi uyarınca alacak tutarına işletilen temerrüt faizinin Türk Borçlar Kanunu'nun emredici hüküm niteliği taşıyan 120. maddesine göre belirlenmesi gerektiğini;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2. maddesinin; "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır" şeklinde; 7. maddesinin ise; “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” şeklinde düzenlendiğini;Türk Borçlar Kanunu'nun 88. ve 120. maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetilmesi gerektiğini, yine ilgili kanun maddelerinde “sözleşme” kavramına yer verildiğini, adi iş, ticari iş ve tüketici işlemi ayırımı yapılmadığının görüldüğünü, dolayısıyla tüm sözleşmelerin (adi iş, ticari iş ve tüketici işlemi ayırımı yapılmaksızın) sınırlandırmanın kapsamında kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle alacak tutarına işletilecek akdi ve temerrüt faizi oranının Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerine göre belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu;Gerekçeli kararda davacı banka tarafından ihtarname gönderilmek suretiyle kredi hesabının kat edildiği belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davacı banka tarafından müvekkiline gönderilen Kahramanmaraş 2.Noterliği'nin 05.12.2018 tarih ve ... yevmiye tarihli ihtarnamesinde "nakit krediler toplamı olan 47.325,38 TL'nin 24 saat içinde ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurularak tahsili cihetine gidileceği" ihtarında bulunulduğunu, müvekkiline 47.325,38 TL'nin ödenmesi için yalnızca 24 saat verilmesinin temerrüt ve muacceliyet kavramlarına aynı anlam yüklenmesine yol açtığını, bu hususun hakkaniyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 21. maddesinin; “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” şeklinde; 25.maddesinin ise; "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz." şeklinde düzenlendiğini, ilgili kanun maddeleri uyarınca 18.06.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 8.9 nolu maddesinin yazılmamış sayılması gerekmekte iken Yerel Mahkemece bu hususun dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu;Yerel Mahkemece davacı tarafça talep edilmesi ve yargılama konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.902,24 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmişse de müvekkili aleyhine icra inkar tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması, gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunmasının gerekli olduğunu, işbu dava dosyasında alacağın varlığı ya da yokluğu ve miktarı ancak yargılama sonucu belirlenebildiğinden ve alacak likit nitelikte sayılamayacağından, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte kök ve ek bilirkişi raporlarında hesaplanan alacak tutarının takip çıkış miktarı olan 60.916,04 TL'nin neredeyse 1/3'ü olduğu dikkate alındığında müvekkilinin itirazında haksız olduğu söylenemeyeceğinden müvekkili aleyhine icra tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu;Yerel Mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verildiğini, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik ve yanlış hesaplandığını, davacı tarafça ... sayılı icra takip dosyasında müvekkili aleyhine toplam 60.916,04 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve gerekçeli kararda davalı taraflarca yapılan itirazın toplam 24.511,23 TL yönünden haksız ve yersiz olduğunun belirtildiğini, dolayısıyla 36.404,81 TL yönünden davacının davasının reddedildiğini, müvekkili lehine 5.460,72 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; Yerel Mahkemece bakiye 634,04 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir yazılmasına ve davacı tarafından yatırılan 1.040,30 TL harç parasının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden kabul ve ret oranına göre hesaplama yapılması gerekirken tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu beyanla İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.03.2022 tarih 2019/612 E., 2022/133 K. sayılı kararının incelenerek usul ve esas yönünden ortadan kaldırılmasına, ve davanın reddi ile davacının takip konusu alacağın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacağın eksik hesaplandığı, davalı tarafça kullanılan tüm kredilerin yapılan protokol üzerinden tek bir krediye dönüştürüldüğü ve TKMH riskinin 2.500 TL'si hariç olmak üzere kalan kredilerin yeni kullanılan kredi ile kapatıldığı, raporda tespit edildiği şekilde davalılar tarafından yapılan bir ödemenin mevcut olmadığına;Davalı ... vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; icra takibinde yetkili icra dairesinin Zonguldak İcra Daireleri olduğu, bu sebeple Mahkemece yetki itirazının kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacaklara işletilen akdi faiz ile temerrüt faizi oranlarının fazla ve TBK'nın 88 ve 120. maddelerine aykırı olduğu, davalıya gönderilen kat ihtarnamesi ile borcun ödenmesi için tanınan 24 saatlik sürenin hakkaniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, genel kredi sözleşmesinin 8.9. maddesinin genel işlem koşulu olması sebebiyle geçersiz sayılması gerektiği, hüküm altına alınan alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin olması gerekenden az ve hatalı olduğu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen tüm harçların davalıya yükletilmesinin de hatalı olduğuna ilişkindir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; davacı tarafından ... sayılı dosyası ile davalılar aleyhine başlatılan 10/07/2019 tarihli icra takibinde, takibe dayanak belge olarak eklenen kat ihtarnamesi ile beş adet ihtiyaç kredisi ile bir adet tüzel kredili mevduat hesabından kaynaklanan toplam 47.325,38 TL alacağın 24 saat içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, tüm kredilerin kapatılması için kullandırılan yeni bir kredi veya protokolden bahsedilmediği, dava dilekçesi ile de takipte talep edilen alacak miktarının dava konusu edildiği, dilekçe içeriğinde iddia edilen hususa yer verilmediği, Mahkemece atanan bankacı bilirkişi tarafından dosya kapsamı ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen kök raporda, taksitli ticari krediler ile tüzel kredili mevduat hesabından kaynaklanan alacaklara işletilecek faiz oranları farklı olduğundan ayrı ayrı hesaplama yapıldığı ve davacı bankanın kendi kayıtlarına göre gerek taksitli ticari krediler, gerekse tüzel kredili mevduat hesabından yapılan ödemeler tespit edilerek alacaktan mahsup edildiği, buna ilişkin hesap dökümlerinin rapora eklendiği, davacının iddia ettiği şekilde tüm kredilerin yeni kullandırılan tek bir kredi ile kapatıldığına veya tüm kredi borçlarının ödendiğine dair bir tespit yapılmadığı, bilirkişi raporunun davacı vekiline 24/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin süresinden sonra sunduğu itiraz dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen bir protokolden bahsedildiği ve protokolün dilekçe ekinde sunulduğu, 15/01/2019 tarihli olan bu protokolde davalı tarafın tüm krediler yönünden davacıya toplam 52.000 TL borçlu olduğunun kabul edildiği ve yeni bir ödeme planı belirlenerek kredilerin yapılandırıldığı, bu miktar bir kredi kullandırılarak tüm borçların bu şekilde kapatıldığından bahsedilmediği, söz konusu protokol ve ödeme aslının sunulmadığı, kaldı ki protokol tarihinin icra takibi ve dava tarihinden de önce olduğu ancak ne takipte ne de dava dilekçesinde bu protokolden bahsedilmediği, bu şekilde protokolün taraflar arasında uygulanmadığı ve önceki kredi hesaplarının geçerli olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin yeniden bilirkişi raporu alınması talebi hakkında Mahkemece bir karar verilmediği, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi ek raporunda kök rapordaki tespitler tekrar edilerek davalı vekilinin itirazlarının karşılandığı, davacı vekilinin itirazları ile ilgili bir inceleme yapılmadığı, ek raporun davacı vekiline 19/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin rapora karşı sözlü veya yazılı herhangi bir itiraz ileri sürmediği, dosyanın karara çıkarılmasını talep ettiği, bu şekilde bilirkişi tarafından kök ve ek raporda davalılar lehine yapılan kısmi ödemeye ilişkin tespitlerin kesinleştiği ve davacı tarafından aksinin ispat edilemediği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin genel kredi sözleşmesi yani ticari kredi sözleşmesi olduğu, bu minvalde sözleşmede yer alan yetki şartının geçerli ve Mahkemece davalının icra dairesinin yetkisine itirazının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek raporda taksitli ticari krediler için taraflarca kabul edilen akdi faiz oranının, tüzel kredili mevduat hesabı yönünden ise Merkez Bankası tarafından yayınlanan akdi faiz oranının uygulandığı, temerrüt faiz oranının ise Yargıtay içtihatları ile kabul edildiği üzere, davacı banka tarafından fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranının taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesi gereği %100 fazlasının hesaplandığı, tespit edilen oranın talep edilenden yüksek olması nedeniyle talep edilen orana göre hesaplama yapıldığı, tüzel kredili mevduat hesabı yönünden ise yine Merkez Bankası'nca belirlenen temerrüt faizi oranının uygulandığı, TTK'nın 8. maddesi gereği ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebildiği, bu minvalde bilirkişi tarafından hesaplamalara esas alınan faiz oranlarında bir hata olmadığı gibi mahkemece bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında da bir isabetsizlik olmadığı, genel kredi sözleşmesinin 8.9. maddesinin teminat mektubu komisyon ödemeleri ile ilgili olduğu, dava konusu ile bir ilgisinin bulunmadığı, davacı banka tarafından takipten önce usulüne uygun şekilde kat ihtarnamesi keşide edilmesi ile alacağın tamamının muaccel hale geldiği ve verilen 24 saatlik süre içerisinde ödeme yapılmaması üzerine temerrüdün gerçekleştiği, davalı tarafça takibe yapılan itiraz haksız ve takipte talep edilen alacak her iki taraf için de muayyen olduğundan Mahkemece davalı aleyhine hükmedilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesinin isabetli olduğu, karar ve ilam harcına hüküm altına alınan alacak üzerinden hükmedildiğinden, bir başka deyişle davanın kısmen kabulü halinde reddolunan kısım yönünden harç alınmadığından Mahkemece harçların tamamının davalılara yükletilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı, bununla birlikte davanın reddolunan kısmı 36.404,81 TL olup bu miktar üzerinden karar tarihindeki AAÜT'nin 13/1. maddesi gereği Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan vekalet ücreti 5.460,72 TL iken, Mahkemece davanın tazminat davası değil alacak davası olduğu gözetilmeksizin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemek üzere 5.100 vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin yalnızca bu kısma yönelik istinaf sebebi haklı bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve Dairemizce, vekalet ücreti düzeltilerek esas hakkında yeniden aynı şekilde hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2022 Tarih, 2019/612 Esas ve 2022/133 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Davalı borçluların, ... sayılı dosyasına vaki itirazlarının KISMEN İPTALİ ile; takibin 21.450,54 TL asıl alacak (kredi), 1.876,27 TL işlemiş faiz, 93,81 TL %5 BSMV (gider vergisi), 484,61 TL ihtar/protesto gideri ve 606.00 Tl ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 24.511,23 TL yönünden takip talebindeki şartlar ile aynen DEVAMINA, Kredi asıl alacağı olan 21.450,54 TL takip tarihinden itibaren yıllık %45 temerrüt faizi ve bunun %5'i gider vergisi UYGULANMASINA,-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,-Hükmolunan alacağın (24.511,23 TL) %20'si oranında hesaplanan 4.902,24 TL icra-inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.674,34-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.040,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 634,04-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.040,30 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 44,40 TL başvuru harcı, 297,50-TL posta/tebligat gideri 800,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.148,30-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 407,36-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 5.460,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...' e verilmesine,8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,10-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 11-Davalı ...tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,13-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,14-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.