T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1628 Esas
KARAR NO:2025/845 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2019/191 Esas- 2022/347 Karar
TARİH:26/05/2022
DAVA:Alacak (Şirket Ortaklığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:22/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Bağdat'da özel bir bankada üst düzey yöneticilik yaptığını, davalıların teklifi ile ... Şti'nin kuruluşunda hissedar olduğunu, davalıların müvekkiline 230.000 USD sermaye vermesini söylediklerini, şirket faaliyetleri, kar zarar hesapları hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini, müvekkilinin Türkiye'ye gelip taraflarca yapılan görüşmelerde davalı ...'in önerilen çözümleri reddettiğini, gerçek dışı bir nedenle kendisi için 125.000 USD para istediğini, müvekkilinin şirket temsilcisi ... ...'in yanında parayı bizzat teslim ettiği ve kuruluş için vekaletname verdiğini, davalı ...'nin şirkete tüm ortaklar adına sermaye olarak konulan paranın ...'e teslim edilen 230.000 USD'den harcandığını, hiçbir ortağın kendisinin de ayrıca para koymadığını, istenirse üzerindeki hisseleri devredeceğini söylediğini ve noter kanalı ile bu devri yaptığını, diğer davalı ... tarafından da karar olarak kabul edildiğini, davalı ...'den noter kanalı ile bilgi ve hesap istendiğini, cevapta müvekkilinin tam sermaye miktarının 105.000 TL ödediğini ikrar etmiş iken 16/02/2017 tarihli ihtarname ile müvekkilinin şirkete taahhüt ettiği sermayeyi ödemesini istediğini, doğru olmayan beyanlar ve fırsatçı isteklerin müvekkiline zarar verdiğini, 20/07/2015 tarihli şirket ana sözleşmesi itibariyle müvekkili adına belirlenen sermaye miktarının 105.000 TL ve müvekkilinin ...'den devraldığı hisselere karşılık gelen sermayenin 66.500 TL olmak üzere sermaye tutarının 171.500 TL ettiğini, sözleşme günü kuru 1 USD = 2,6845 TL üzerinden harcanan toplam 63.885,26 USD ettiğini, 166.114,74. USD'nin ise müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek bu nedenlerle, 166.114,74 USD'nin 20/07/2015 gününden itibaren işleyecek bankaların USD mevzuatına uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden anılan sorumlulukları çerçevesinde davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, davalılar adına kayıtlı taşınmaz ve vasıtaları üzerine alacak bakımından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporuna yönelik beyanları ve 24.771,84-USD miktarlı ıslah taleplerinin kabulü ile; 166.114,74 USD olan alacak talebinin artırılması suretiyle; toplam 190.886,58 USD’nin 20/07/2015 gününden itibaren işleyecek bankaların USD mevduatına uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden; anılan sorumlulukları çerçevesinde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/252 Esas sayılı dosyası ile müvekkili ile ... Şti. aleyhine açtığı dava ile şirkete kayyım atanmasını talep ettiği, bu konuda istediği tedbir talebinin ret edildiğini, davacının sermaye olarak şirkete koyduğunu iddia ettiği parayı verdiği şahsın ... olduğunu, konunun ... ile davacı arasında olduğunu, davacının dava yolunu seçmesinin iyi niyetli olmadığının göstergesi olduğunu, davacıya ve diğer hissedarlara şirket tarafından gönderilen ihtarname ile ödenmemiş bakiye sermayelerinin ödenmesinin istendiğini, müvekkilinin ve şirketin davacının hisselerini inkar etmediklerini, ancak ne kadar sermaye koyduğu hususunda kesin bir bilgi olmadığını, bu konuyu açıklığa kavuşturacak kişinin parayı alan ... olduğunu, kurucu ortak durumunda olan davacının öncelikle payına düşen 78.750,00 TL bakiye borcunu ödemesi gerektiğini, 20/01/2017 tarihinde şirket hissedarlarının yaptığı toplantıda davacının, diğer hissedar ...'den aldığı 66.500,00 TL'lik hissenin devir kararı alınarak davacının 105.000,00 TL olan hissesinin 171.500,00 TL olduğu karara bağlandığını, ancak mahkemeye sunulan dava dilekçesi ile bu 171.500,00 TL hisse bedeli sözleşme tarihindeki dolar kuru üzerinden 63.885,26 USD olarak hesaplandığını, daha sonra nereden çıktığı belli olmayan hayali 166.114,74 USD rakamına ulaşılarak bu rakamın müvekkiline ödenmesi gerektiği yorumunda bulunulduğunu savunarak, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili 09/01/2020 tarihli duruşmada; "önceki beyanlarımızı tekrar ederiz davacı tarafça gönderilen para davacının bilgisi dahilinde basit bir çorbacı dükkanı olan bir yerine ... isimli bir restauranta dönüştürelmesi için harcanan tadilat, hava parası, teçhizat ve malzeme alımına harcanmıştır, davacının kendisi açılışa da katılmıştır, restaurant zarar ettikten sonra davacı taraf haksız şekilde dava açmıştır, davanın reddine karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarih 2019/191 Esas- 2022/347 Karar sayılı kararında;''Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalılar aleyhine açılan şirket kayıtlarına göre taahhüt edilen sermaye miktarı daha az olmasına rağmen şirket kuruluşunda hissedar olmak için gönderdiği fazla paranın iadesi istemine dayalı alacak davasından ibarettir.Davacı taraf dava konusu ... isimli şirkete davalılarla birlikte ortak olmak istediğini, bunun için davalılara 230.000-$(USD) verdiğini, ancak kendisinin yurt dışında olması sebebiyle işleri takip edemediğini, daha sonra şirketin taahhüt edilen sermayesinin daha az olduğunu öğrendiğini bu nedenle davalıların şirket ortaklığı için kendisinden fazladan alınan paranın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ise davacının şirkete ortak olduğunu, ortak olurken taahhüt edilen esas sermaye ve şirketin işlettiği restaurantın bulunduğu yerin tadilatı için masrafları ödemeyi kabul ettiğini, bunu bilerek paraya gönderdiğini, restaurantın bulunduğu yerin öncesinde çorbacı olduğunu bu nedenle çok masraf yapıldığını, davacının gönderdiği masrafların restaurantın açılışında ve şirketin kuruluş aşamasında tüm masraflara ilişkin olduğunu, şirketin zarar ettiğini bu nedenle davacının alacağı olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/111 Esas, 2019/207 Karar sayılı dosyasında verilen görevsizlik kararı üzerine Mahkememiz esasına kaydedilmiş ve yargılamaya kaldığı yerden devam olunmuştur.İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/111 Esas sayılı dosyasındaki yargılama sırasında taraflar isticvap olunmuştur.Mahkememizce taraf iddia ve savunmaları ve toplanan deliller kapsamında dosya üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ancak dava konusu şirkete ait restaurantın kuruluşunda yapılan tadilat masraflarının tespiti açısından keşif yapılması zorunlu olduğundan mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun denetime ve karar vermeye elverişli bulunmaması nedeniyle rapora itibar edilmemiştir.Mahkememizce dava konusu şirkete ait restaurantın kuruluşunda yapılan tadilat masraflarının tespiti açısından 04/12/2020 tarihinde keşif yapılmış, hazır olan tanıklar dinlenmiş ve keşif sonrası İnşaat Mühendisi Bilirkişi ... ve Mali Müşavir ... tarafından sunulan 08/07/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda yapılan masraf ve işlere ilişkin toplam bedel hesaplamasının hangi kriterler ve etkenlere göre hesaplandığı belirsiz olduğundan dolayı rapordaki hesaplama ve tespitlerin denetime ve karar vermeye elverişli olmaması nedeniyle bilirkişi heyet raporuna itibar edilmemiştir.Mahkememizce dava konusu şirkete ait restaurantın kuruluşunda yapılan tadilat masraflarının tespiti açısından tekrar 05/11/2021 tarihinde keşif yapılmış, hazır olan tanık keşif esnasında dinlenmiş ve keşif sonrası İç Mimar Bilirkişi, Elektrik Mühendisi Bilirkişi, Makine Mühendisi Bilirkişi ve Mali Müşavir Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03/04/2022 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporuna göre; Dava dışı ... işyerinde yapılan işlerin rayiç bedelinin KDV Dahil toplam 841.998,50 TL olduğu bilirkişi heyetince tespit edilmiştir. Dosya kapsamına sunulan kira sözleşmesinde verildiği belirtilen 250.000,00 TL kaparo ile birlikte toplam giderlerin 1.091.998,50 TL olduğu ve bu giderlerin Dava Dışı şirketin kuruluşuna yönelik noter huzurunda düzenlenen ana sözleşme tarihi 20.07.2015 itibari ile TCMB Efektif Döviz alış karşılığının 408.406,95 USD olduğu, Davacı ortağın ana sözleşme tarihinde 105.000,00 TL sermayesinin USD Karşılığının 39.269,95 USD olduğu, Ara kararda belirtilen şirketin kuruluş aşamasında varsa masraf (kira, Sgk, vergi vs.) ve yapılan tadilatlar ve bu tadilatlara istinaden yapılan ödemelere ilişkin tespit yapılabilmesi için Dava dışı .... Şirkete ait ticari defter ve bu defterlere dayanak belgelerin dosya kapsamına ibrazı ile mümkün olacağı tespit edilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket ortağı tarafından davalılar aleyhine şirket kuruluşu aşamasında taahhüt edilen sermaye miktarından fazla ödenen paranın tahsili amacıyla dava açılmış olup, davalılar tarafından davacının tüm masraflara katlanmayı bilerek ortak olduğunu, alınan paranın sermaye ve masraf olduğunu, tadilat masrafı için çok harcama yapıldığını, şirketin zarar ettiğini bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.Dava konusu ... Şirketi'nin 22.07.2015 tarihinde ... adresinde kurulduğu Davacı ortağın bu şirkete %30 oranında 105.000,00 TL sermaye ile ortak olduğu, sermaye ödemesi ise nakden taahhüt edilen esas sermaye paylarının itibari değerlerinin 1/4 ü Şirketin tescilinden önce ödenmiş olup, geri kalan 3/4 ü ise genel kurulun alacağı kararlara göre Şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödeneceği hissedarlar tarafından kararlaştırılmıştır.Dava konusu ... Şirketi'nin 22.07.2015 tarihinde kuruluş aşamasındaki ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir.Dava Dışı şirketin 20.01.2018 tarih 2017/1 nolu ortaklar kurulu kararında ortak ...'nin 66.500,00 TL tutarındaki hissesini Beyoğlu ... Noterliği 20.01.2017 ... yevmiye madde numaralı devir temlik sözleşmesine istinaden Davacı ...'e devrettiğinin kabulü ve devrin pay defterine işlenmesi kararının alındığı anlaşılmıştır. Dosyamızın davacısı ... tarafından dosyamızın davalısı ... ... ve ....Şti. aleyhine şirket müdürlük görevinden azil ve taahhüt edilen sermaye nedeniyle şirkete borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/252 Esas, 2019/1242 Karar sayılı davanın yargılaması neticesinde;müdürlükten azil talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının taahhüt ettiği toplam 105.000,00-TL tutarındaki sermaye tutarının 78.500,00-TL'sinin ödenmediği anlaşıldığından bu yöndeki borçlu olmadığının tespiti talebininde reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.Tarafların isticvabı sonrası davacı tarafından davalılara toplam 246.000,00-$(USD) miktarında para gönderildiği, bu paranın 230.000,00-$(USD)'sinin dava konusu ... Şirketi'nin kuruluşu için gönderildiği, geri kalan 16.000,00-$(USD)'nin davacı tarafça davalı ... ile arasındaki farklı bir hesap için gönderildiği anlaşılmakla, bu haliyle dava konusu ihtilafın davacı tarafından davalılara gönderilen 230.000,00-$(USD)'nin dava konusu... Şirketi'nin kuruluşu için davacının şirket ortaklığı adına gönderdiği para haricinde davalılar tarafından fazla para alınıp alınmadığı, alınmışsa davacıya iadesi gereken tutar bulunup bulunmadığına ilişkin şirket ortaklığından kaynaklı alacak davasıdır.Mahkememizce yapılan keşifler sonrası düzenlenen ikinci bilirkişi heyet raporunda da şirketin kuruluş aşamasında varsa masraf (kira, Sgk, vergi vs.) ve yapılan tadilatlar ve bu tadilatlara istinaden yapılan ödemelere ilişkin tespit yapılabilmesi için Dava dışı ... Şirkete ait ticari defter ve bu defterlere dayanak belgelerin dosyaya ibrazı gerektiğinden dolayı net bir hesaplama yapılamamıştır. Bu hususta yargılama sırasında tüm taraflara dava dışı ... Şti.'ne ait ticari defter ve kayıtları sunması ihtar edilmesine rağmen gereken belgeler sunulmadığından mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmıştır.Bu haliyle davacı tarafça davalılara, dava konusu ....Şti.'nin ortağı olabilmek için 230.000,00-$(USD) ödeme yapıldığı taraf isticvabı ve dosya kapsamındaki yazılı belge tercümeleri ile sabit olup, incelenen şirket kayıtlarına göre davacının dava konusu şirkete kuruluş aşamasında %30 oranında 105.000,00 TL sermaye ile ortak olduğu, ancak İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/252 Esas, 2019/1242 Karar sayılı ilamı gereğince davacının taahhüt ettiği toplam 105.000,00-TL tutarındaki sermaye tutarının 78.500,00-TL'sinin her ne kadar ödenmediği anlaşılmış ise de, bu hususun dava konusu olmadığı, ödenmemiş sermaye alacağının şirket tarafından sermaye taahhüdünde bulunan ortaktan her zaman talep edilebileceği tartışmasız olduğundan, davacının ödemediği sermaye miktarının mahsubunun gerekmediği anlaşılmış olup, gerek tarafların isticvabı sırasındaki beyanları, gerekse keşif sırasında dinlenen tanıkların beyanları ile dosya kapsamında diğer deliller göz önüne alındığında, davacı tarafın dava konusu ...Şti.'ne ortak olmak amacıyla gönderdiği 230.000,00-$(USD)'nin sadece sermaye payına ilişkin olmadığı aynı zamanda şirketin işleteceği ... isimli restaurantın bulunduğu yerin öncesinde çorbacı olduğu ve bu yerin restaurant haline getirilebilmesi için tadilat gerektiğinden davacının hem bu tadilat masrafları hemde şirketin kuruluşu aşamasındaki masraflara katlanmayı kabul ederek söz konusu ödemeyi yaptığı açık olup, bu husus davacının isticvabındaki "tarafınca ödenmesi gereken paranın içinde kira parası tadilat masrafı ve tüm masrafların olduğu, buranın işletilebilir olması sağlanacak her türlü işletme giderinin bu para içinde olduğu" yönündeki beyanıyla da sabit olup, davacı tarafça gönderilen paradan davacının şirkete koyduğu sermaye miktarı ve şirketin kuruluş aşamasındaki masrafları ve işleteceği ... isimli restaurant için yapılan her türlü masrafın mahsubu sonrası kalan miktar varsa davacıya iadesi gerektiği, bilirkişiler tarafından dava konusu ... Şirkete ait ticari defter ve bu defterlere dayanak belgelerin dosyaya ibrazı gerektiğinden dolayı net bir hesaplama yapılamamış ise de, mevcut delil durumu itibariyle ispatlanan hususlar göz önüne alınarak mahsup işleminin yapılması gerektiğinden Mahkememizce bu hususta değerlendirme yapılarak, şirketin kuruluş tarihi olan 20/07/2015 tarihi itibariyle $(USD) cinsi döviz alış kurunun 2.6738-TL olduğu bu durumda davacının şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarı olan 105.000,00-TL'nin $(USD) karşılığının 105.000/2.6738=39.269,95-$ (USD) olduğu bunun davacı tarafça ödenen 230.000,00-$(USD)'den mahsubu sonrası 190.730,05-$(USD) kaldığı, davalılar tarafından şirketin kuruluş aşamasındaki vergi, ... gibi masraflara ilişkin belge ve şirket kayıtları sunulmadığından bu yöndeki yapılan harcamaya ilişkin miktarın mahsup edilemediği, kira masrafına ilişkin olarak ise dosyaya sunulan kira sözleşmesinde kiraya verenin aynı zamanda şirket ortağı olması, kira sözleşmesinin tarihinin şirketin kuruluşundan önceye ilişkin olması, davacının sözleşmede taraf olmaması, kira kaparosuna ilişkin ileride kira taksitlerinden mahsup edileceğinin belirlenmiş olması ve bu kapsamda kira bedellerinin ödenip ödenmediği belirsiz olduğundan kira masrafına ilişkin yapılan ödemenin de davacının gönderdiği bedelden mahsup edilemeyeceği, dava konusu şirketin işleteceği ... isimli restaurantın öncesinde çorbacı olduğu, buranın restaurant halini alması için bir kısım tadilat işlemlerinin yapıldığı, keşif sırasında dinlenen tanık beyanları ile de tadilat yapıldığının açık olduğu, son bilirkişi heyet raporunda yapılan tüm işlere ilişkin tadilat masrafının KDV dahil 841.998,50-TL, KDV hariç tutarın ise 713.558,05-TL olarak tespit edildiği, davalılar tarafından dosyaya sunulan taşeron sözleşmesi ve son keşifte dinlenen tadilat işlemlerini yapan firmanın yetkilisi olan tanık ...'in beyanına göre restaurantın tüm tadilat işlerinin 05/07/2015 tarihli taşeron sözleşmesi kapsamında toplam kdv hariç 700.000,00-TL karşılığı tanık tarafından yapıldığı, işe başlamadan önce 200.000,00-TL aldığı, sonrasında peyder pey ödeme yapıldığı, buna ilişkin makbuzlarla yapılan ödemelerin sabit olduğu, tanık beyanıyla bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapordaki tüm tadilat masrafına ilişkin miktarların birbiriyle uyumlu olması nedeniyle tadilat işlemlerini yapan tanık beyanına itibar edilmesi gerektiği, bu durumda restaurantın tadilatı için kdv hariç 700.000,00-TL ödeme yapıldığı, davalılar tarafından tadilata ilişkin sözleşme tarihinde 200.000,00-TL peşinat ödendiği ve geri kalan 500.000,00-TL'nin ödemenin aşağıdaki tabloda olduğu şekilde peyder pey yapıldığı,Ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle Dolar kuru alış miktarı üzerinden Dolar cinsi karşılığının ise aşağıdaki tablodaki gibi olduğu;Ödeme Tarihi Kur miktarı (alış) Ödenen TL $(USD) Karşılığı 15/07/2015 2.6358 200.000,00-TL 75.878,29-$(USD)22/07/2015 2.7021 100.000,00-TL 37.008,25-$(USD) 30/07/2015 2.7726 100.000,00-TL 36.067,23-$(USD) 08/08/2015 2.7771 100.000,00-TL 36.008,79-$(USD) 15/08/2015 2.8296 100.000,00-TL 35.340,68-$(USD) 21/08/201 2.9136 100.000,00-TL 34.321,80-$(USD TOPLAM:700.000,00-TL 254.625,04-$(USD) Bu durumda dava konusu şirketin işleteceği ... isimli restaurant için yapılan tadilata ilişkin toplam masrafın 254.625,04-$(USD) olduğu, davacı ve davalıların ortağı oldukları şirket için taahhüt ettikleri miktarda sermaye koydukları ve hissedarların kuruluş aşamasındaki hisseleri belirli olup, davacının dava konusu şirkete kuruluş aşamasında %30 oranında hissedar olduğu şirket kayıtları ile sabit olup, restaurantın tadilatı için yapılan masraflara da her ortağın hissesi oranında katlanması gerektiği taraflar arasında aksi bir anlaşmanın bulunduğunun iddia ve ispat olunmadığı, bu nedenle davacının yapılan toplam masraf olan 254.625,04-$(USD)'nin %30'u olan 76.387,51-$(USD)'sinden sorumlu olduğu ve bu bedelinde davacı tarafça davalılara gönderilen miktardan mahsubu gerektiği, bu haliyle davacının davalılara şirket ortaklığı ve yapılacak masraflar için gönderdiği 230.000,00-$(USD)'den taahhüt edilen sermaye için gönderilen 39.269,95-$(USD) ve yapılan tadilat masrafları için davacının hissesine düşen miktar olan 76.387,51-$(USD)'nin mahsubu sonrası 114.342,54-$(USD) miktarındaki ödemenin davalılara fazladan gönderildiği sabit olmakla, bu miktar yönünden davacı tarafça davalıların kendisinden fazla ödeme aldıkları ve sebepsiz zenginleştikleri hususunun ispatlandığı, davalılar tarafından ise şirketin kuruluş aşamasında yapılan tadilat masrafı ve sermaye koyma taahhüdü dışında kalan vergi, ..., kira, restaurant için alınan masa sandalye ve ekipman gibi ve sair masraflara ilişkin ispata yarar belge sunulmaması nedeniyle bu masrafların yapıldığı hususu ispatlanamadığından dolayı davacıdan alınan bedelden ispatlanan masraflar ve taahhüt edilen sermaye miktarı dışında kalan miktar olan ve yukarıda ayrıntılı hesaplanan 114.342,54-$(USD) yönünden davalıların davacıdan fazladan ödeme aldıkları ve ve sebepsiz zenginleştikleri sabit olduğundan davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın davalılardan olan 114.342,54-$(USD) alacağının 20/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Kamu Bankalarınca 1 yıl vadeli Dolar (USD) döviz cinsinden açılmış mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile,''Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; davacı tarafın davalılardan olan 114.342,54-$(USD) alacağının 20/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Kamu Bankalarınca 1 yıl vadeli Dolar (USD) döviz cinsinden açılmış mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalıların müvekkiliyle ortak turistik lokanta işletmesi için şirket kurma konusunda anlaştıklarını, müvekkiline söylenenin her iş ve işlemin şirket bünyesinde gerçek olarak yapılması olduğunu, sermaye olarak gönderilen paranın şirket kasasına konulmadığını, keyfiyen harcandığını, hatta işletmenin tek sermayesinin müvekkilinin gönderdiği para olduğunun anlaşıldığını, turizm işletmeciliği yapan davalıların diğer şirketlerinin halen çalışmaya devam ettiğini, davaya konu turistik lokantanın bu çerçevede zarar etmesinin imkanı olmadığını, müvekkili ortak olmasa veya dava açmasa idi işletmenin halen devam ediyor olabileceğini;Davalıların müvekkilinden aldıkları sabit olan, şirket kasasına koymadıkları ve usulüne göre harcadıklarını ispat edemedikleri her parayı TTK 549 ve 553 md. ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmek sorumluluğunda olduklarını, şirket işi için müvekkilinin davalılara 230.000-USD verdiğini, isticvap ile doğrulanan elektronik yazışmaların sabit olduğunu, müvekkilinin isticvabında beyan ettiği üzere ileride Türkiye'ye yerleşmeyi düşündüğünden harcamalar dahil her şeyin resmi olmasını istediğini, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/252 E sayılı dosyasında müdür ... ...'in görev ve yetkilerini yerine getirmediği, şirketin borca batık göründüğünün tespit edildiğini, şirketin fatura/fiş düzenlemediğinin vergi dairesi şikayetleri ile sabit olduğunu, davalıların kayıt dışı çalışan şirketin iş potansiyelini ve karlılığını gösterecek olan adisyon sisteminin şifrelerini davadan önce vermedikleri gibi davadan sonra ve halen vermediklerini, kayıtlı çalışmayan şirketin kazancının hesap edilemediğini;Tanık ... beyanına göre şirketin günlük hasılatının kayıtsız olarak elden ...'ya verildiğini, ...'nın güya ... işletmesi zarar ederken hemen yanında alkollü olanını da açtığını, ...'nın davalı (turizmci olan) ... ...'e ait şirketin Taksim ofis müdürü olduğunu, şirket için harcandığı söylenen masrafların belgesinin olmadığını, tadilata dair ibraz edilen sözleşmedeki şirkete yapıldığı iddia edilen ödemelerin ticari defterler, fatura, vergi dairesi beyannamesi, ..., ... ve banka kayıtları ile desteklenmediğini, öte yandan işyerinde anılan nitelikte ağır bir tadilat yapılmadığını, olsa olsa 40.000-TL (Yaklaşık 15.000.USD) kadar bir tadilat harcamasının mümkün olduğunu, çünkü aynı yerde daha önce çorbacı olduğunu ve burasının nitelikli bir işletme olduğunu, ilk bilirkişinin bu tadilat rakamını 53.000 TL (+KDV) olarak belirlediğini, itiraza konu ikinci bilirkişinin 695.000 TL (+KDV) olarak belirlediğini; Kira sözleşmesinde kiraya veren ...'nın aynı zamanda şirket ortağı olduğunu, ibraz edilen kira sözleşmesinin doğru olduğunun vergi dairesi, banka kayıtları ile desteklenmediğini, ...'nın halen işletilen yerle ilgili olduğunu, tüm ekipmanın kendisinde bulunduğunu, davalı ...'in müvekkiline gönderdiği hesaba göre 2015 yılı son beş ayında 83.940 TL rehber komisyonu ödendiğini, yine 2016 yılında aylık 34.000 TL'ye varan komisyon ödendiğini, bu rakamların şirketin karlılığı hakkında fikir verebileceğini, 25.11.2020 tarihli dilekçelerinde ve defaatle talep etmelerine rağmen Mahkemece de celbine karar verilen evrakın ve adisyon sisteminin bilirkişi tarafından incelenmesinin yapılmadığını;Mahkemenin önündeki alacak davasından başka davalı şirket ve müdürüne yönelik İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/252 Esas sayılı dosyasında müdür ... ...'in azli ve sermaye borcunu ödediklerinin tespitini talep ettiklerini, anılan Mahkemece bu davada müdürün azli talepleri haklı ise de konusuz kaldığına ve sermaye borçlarının ödendiğinin tespiti talebinin reddine karar verildiğini, ret karar gerekçesinin bütünüyle şirket defterlerine dayandığını, bu defterleri ise davalı ...'in tuttuğunu, davalının yasal süreden sonra harcamaya ilişkin olarak ...Şti. İmzalı, 05.07.2015 tarihli kağıdı delil olarak bildirdiğini, HMK 145.md uyarınca süresinden sonra ibraz edilen bu delili kendilerinin kabul etmediklerini; Müvekkilinin isticvabında ileride Türkiye'ye yerleşmeyi düşündüğünden her şeyin resmi olmasını istediğini, kayıtlara göre, müvekkilinin sermaye borcunu tam ödemediğini, (... hissesinin müvekkiline devri tescil edilmediği de dikkate alındığında) müvekkilinin sermaye borcunu tamamladıktan sonra ise (ödediği 230.000-USD.ne göre) 190.886,58USD alacaklı olduğunu, şirketin işlerinin kayıtdışı yapıldığını anladıklarını, İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi'nin bunu tespit ederek kötü yönetimin varlığını da tespit ettiğini, burada da ikili ayrım gerektiğini; davalı ...'in ben fazlasıyla para harcadım dediğini ancak bunun doğru olmadığını, davalının en büyük harcamasının tadilata ilişkin olduğunu beyan ettiğini, merkezi Sakarya/Pamukova'da bulunan ... Şti.'ye makbuz karşılığı 700.000 TL ödendiğini iddia ettiğini, ancak bu paranın ödendiğine inanmadıklarını, çünkü şirketin ... unvanıyla 03 Aralık 2014 günü tescil edildiğini, şirketin unvan değiştirerek 01 Eylül 2016 günlü tescil ile ... unvanını aldığını, sözleşme 05.07.2015 ve son makbuz 21.08.2015 tarihli olmasına rağmen 6 ayrı evrakta... unvan ve kaşesinin bulunduğunu, bu paranın çıkış kaynağı ve girdiği yerde inandırıcı bir kayıt da olmadığını, şirket sahibi ...'in müdürü olduğu (Ocak 2019 da tescil edilen ... Yapı) inşaat şirketi de olduğunu, 3. kişinin imzasını taşıyan bu yazı ve makbuzları kabul etmediklerini, ticari defterler, fatura, vergi dairesi beyannamesi, ..., ... ve banka kayıtları ile desteklenmeyen bu delillerin bütünüyle uydurma olduğunu, aksini davalı ...'in ispat edemediğini; Öte yandan TTK'nın 549 ve 553 maddeleri uyarınca davada ispat yükünün İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/252 E sayılı kararı ile şirketi kötü yönettiği tespit olunan davalı ...'de olduğunu, açık belgesi bulunmayan harcamanın piyasa koşullarındaki en az tutarla yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini, nitekim davalı ...'in de bir iç mimara müracaat etmediğini, doğru ise; Pamukova'da kendi halinde işler yapan taşeron birisine müracaat ettiğini, iç mimar ile taşeron fiyatlamasında 40/100 oranının piyasada erbabınca bilinen bir durum olduğunu;Kiraya veren ...'nın aynı zamanda şirket ortağı olduğunu, keşifte de görüldüğü üzere şirketin tüm ekipmanının kendisinde bulunduğunu, harabe olan bir yere masraf yapıldığı halde, bir de ortak olan bu kişiye 250.000 TL kapora ödendiğini, kaldı ki bu ödemenin kapora değil, İstanbul 9. ATM dosyasında davalı ... tarafından 29.06.2017 günü tebliğ edilen beyana göre hava parası olduğunu, hava parasının ise yasal bir harcama kalemi olmadığını, kendilerinin böyle bir ödeme yapıldığına da inanmadıklarını;Şirket hakkında Maliyeye şikayetler olduğu, müşteriden alınan ödemelere karşılık fiş verilmediğinin açık olduğunu, bunun için adisyon sisteminde yer alan verilerin incelenmesini istediklerini, bu taleplerinin karşılık bulmadığını, demirbaş kaydına göre 10.000 USD bedelli ve bu nitelikte bir işletmenin mahremi ve iç denetim açısından vazgeçilmezi olan bir sistemin bozuk olduğunun söylendiğini, dolayısıyla şirketin kuruluşundan fiilen kapandığı güne kadar makul kar hesabının yapılması gerektiğini, kendilerinin de turizmci olan davalıların bu işletmede yemekli program yaparak faturaya bağlamadığını, dolayısıyla davalıların ortağı oldukları şirketin paket turlarının da incelemeye dahil edilmesi gerektiğini;Davalıların iddiasına göre 2015 yılında 700.000 TL tadilat harcaması yapılan bir yerin piyasa şartlarında devredilirken hiç değilse içerideki ekipmanın değerlendirildiğini ve terk edilen diğer ortak işletmeciden makul bir ödeme alındığını, böyle bir gelirden bahis açılmadığını, anılan durum karşısında; iflasının istenmesi gereken şirketin Suriye vatandaşı, ...adresli ... adlı kişiye devrinin hangi şartlarda yapıldığının açık olmadığını, ...'nin hisselerinin müvekkiline geçtiğinden bahisle maliyet çıkaran davalıların bu hisseyi bay ... devir ve tescil ettiklerini;Bu usulsüzlüklerin sonu olmadığını, bir kısmından dosya kapsamında bahsettiklerini, şirketin yönetimine de itiraz ettiklerini, ama davalıların iddiasının, mağdur olanın kendileri olduğu yönünde olduğunu, tek kaynakları müvekkilinin parası olan davalıların turizm işi de yapıyor olmanın fırsatıyla şirket menfaatini değil kişisel menfaatlerini gözettiklerini, davalı ...'in turizm işi yaptığını, tur müşterilerini dava konusu işletmeye getirdiğinin de dikkate alınması gerektiğini, bu şartlarda hiç kimsenin 4 yıl boyunca zarar etmeyeceğini, zarar etseydi ortaklarını davet edip acil durum toplantısı yapacağının bilinen bir durum olduğunu, davalı ...'in ... Şti.'deki ortaklığının devam ettiğini;En önemlisinin de adisyon sistemi olduğunu, fatura- fiş düzenlenmeyen tüm siparişlerin burada kayıtlı olduğunu, bu incelemeler yapılarak müvekkilinin alacağının hesaplanması gerektiğini, aksi halde müvekkilinin bir "tadilat vakfı"na bağış yapan durumuna düşeceğini, tadilatın dahi uydurma belgelere dayandığının yukarıda açıklandığını, bu nedenle birlirkişi incelemesinin adisyonu ve işletme karlılığını da ölçecek şekilde yapılması ve heyete bu nitelikte bilirkişi dahil edilmesi gerektiğini;Şu hale göre dosyaya sunulan davalı ...'in müvekkiline gönderdiği hesap pusulasından yararlanılarak muhtemel gelir de hesaplanarak bu gelirin kuruluş giderlerini karşılama durumunun da incelenmesi gerektiğini, Mahkemece süresinde bildirilmeyen ve yukarıda sahte olduğu ispat edilen belgelere dayalı ödeme iddialarına dayalı olarak verilen kararın hatalı olduğunu, bu delilin süresinden sonra ibraz edildiğini ve kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davalıların gerçek dışı beyanının dayanağı görülen 03.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun da bilimsel olmadığını, bir önceki 06.04.2021 tarihli raporda inşaat tadilatı için 53.000 TL belirtilmiş iken 03.04.2022 tarihli ikinci raporun 695.000 TL (11 kat) fazlaca fark belirttiğini;Şirketin faaliyetinden olan işleri kayıt dışı yaparak denetimden ve hesaptan kaçan davalıların, şirket karlılığı konusunda da aynı tutumu benimsediklerini ve adisyon sitemini yargıdan kaçırdıklarını, müvekkilinin davasında sebat etmesi üzerine de ...adresi veren bir kişiye devir yaptıklarını ancak ekipmanı ortakları ...'ya bıraktıklarını, ticari defterleri nereye teslim ettiklerinin açık olmadığını, bu itibarla yapılan harcamalara ilişkin olarak da şirketin ve tabiki kötü yönetimi nedeniyle mahkemece azil kararı verilen davalı ...'in müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiğini, bu yönlü incelemenin ise hiç yapılmadığını, anılan nedenlerle Mahkemece alacaklarının eksik olarak hükmedildiğini beyanla duruşmalı istinaf incelemesi ile İlk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü kararının ortadan kaldırılmasına, davanın bütünüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşbu davanın, davacının kurucu ortağı bulunduğu ...Şti.'ne ortaklık payı olarak ödediği ancak gerçekte şirketin kuruluş sermayesinden fazla olarak alındığı iddia olunan paranın iade edilmediği gerekçesiyle alacağın tahsili istemiyle açıldığını, yargılama sırasında; davacı asilin esasen söz konusu parayı sadece kuruluş sermayesi olarak değil, aynı zamanda şirketin faaliyet göstereceği mekanın kapsamlı tamirat ve tadilatı ile adeta yeni baştan inşası, masa sandalye, mutfak ekipmanı ve tüm mefruşatının yeniden alımı, depozitosu ve bütün işleyiş giderlerini kapsayacak şekilde gönderdiği konusunda bilgisi ve onayının bulunduğu hususunun kendi isticvabı ile sabit olduğunu;Davacının, bahse konu parayı ...'ye gönderdiğini beyan ettiğini, ...'nin de isticvabında bu parayı kendisinin aldığını ve parça parça gönderilen bu parayı peyderpey ustalara ödediğini, ödemenin büyük kısmını ise diğer davalı ... ...'in yaptığını, ...'in çok para ödediğini beyan ettiğini; Davacının ...'den devraldığı hisselerle birlikte sermaye miktarının 63.885,26 USD olduğunu (171.500 TL) oysa İlk derece mahkemesinin bu rakamı 39.269,95 USD olarak kabul ettiğini, bu hususun istinaf sebepleri olduğunu, davacının şirket kuruluş+işletim+tadilat-tamirat masrafları için, ...'ye 230.000 USD gönderdiği hususunda tarafların mutabık olduğunu, söz konusu miktarın müvekkili ... ...'e değil, ...'ye gönderildiğini ve ...'nin de davacının peyderpey gönderdiği parayı, restoranın tadilat masrafları ve sair kuruluş+işleyiş maliyetleri için kullandığını, işbu paranın müvekkilinin şahsi harcamaları için değil, davacının ortağı bulunduğu ...harcamaları için kullanıldığını, söz konusu paranın müvekkiline gönderilmediğini, müvekkilinin bu parayı almadığını; Bu rakamın; 39.269,95 USD karşılığının, davacının taahhüt ettiği sermaye tutarı olduğunu, ayrıca ...'den devraldığı hisselere karşılık gelen sermayenin 66.500 TL olduğunu, davacı+...hisseler toplamı 171.500 TL ettiğini, bu rakamın 63.885,26 USD'ye karşılık geldiğini, bu hususun davacı vekilinin açık kabulü ile sabit olduğunu, kısaca, davacının gönderdiği 230.000 USD'den mahsubu gereken sermaye miktarının 39.269,95 USD değil, 63.885,26 USD olduğunu, belirtilen hususun Mahkemece dikkate alınmadığını,bu hususun istinaf sebebi olduğunu;Ayrıca davacının ödemediği 40.000 USD sermaye borcu bulunduğunu, davacının 63.885,26 USD sermaye tutarından sonra kalan miktarın 166.114,74 USD olduğunu, davacı vekili dilekçesinde bu rakamın geri ödenmesi gerektiği gerekçesiyle işbu davayı açtığını, iadesi istenen söz konusu 166.114,74 USD'den ayrıca ve açıkça ödenmemiş sermaye+işletme giderleri+sgk+vergi borçları+tamirat tadilat masraflarının da mahsup edilmesi gerektiğini; Davacı asilin, İstanbul 21.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19/03/2019 tarihli duruşmasında, "işletmenin tamirat+tadilat+araç gideri+aşçı alımı + kira+ depozito+işletme giderlerinin de gönderdiği rakamdan mahsup edileceğini bildiğini" açıkça kabul ve beyan ettiğini, dosyadan yapılan 2. keşif sonrasında düzenlenen 03/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda, tamir+tadilat masrafları karşılığında 408.406,95 USD masraf yapıldığının belirtildiğini, söz konusu 408.406,95 USD tutarındaki tamirat+tadilat masraflarının sadece şirketin faaliyet alanı olan mekanın/restoranın yenilenmesine dair olduğunu, keşfin sadece bu hususla alakalı yapıldığını, bununla birlikte, keşifte tespit edilen tamirat+tadilat masrafları haricinde işletmenin sgk ve vergi borçlarının ve demirbaşlarının olduğunun açık olduğunu, nitekim mali bilirkişinin, kurum kayıtlarını değerlendirmek suretiyle dava dışı şirketin sgk ve vergi borç dökümlerinin tespitini yaptığını, kurumlar vergisi beyannamesinde demirbaşların 176.674,52 TL olduğunun belirtildiğini, İlk derece mahkemesinin bu hususu dikkate almadığını, işletme giderleri +demirbaşlar+Sgk ve vergi borçlarından davacıya düşen miktarı mahsup etmediğini, bu zarara sadece müvekkilinin katlanmak zorunda olmadığını, diğer ortakların da sorumluluğunun olduğunu;İşletme giderlerinden olan ve davacının dahi ortak olarak sorumluluk sahasında bulunan sgk ve vergi borçlarına ve şirket zararına dair resmi döküm defaten mahkeme dosyasına sunulmasına rağmen, karar ihdas edilirken Mahkemece dikkate alınmadığını, hatta, kararın 10/12. sayfasında; "davalılar tarafından şirketin kuruluş aşamasındaki vergi, sgk gibi masraflara ilişkin belge ve şirket kayıtları sunulmadığından bu yöndeki yapılan harcamaya ilişkin miktarın mahsup edilmediği"nin Yerel mahkeme kararında hatalı bir şekilde deklare edildiğini, oysa ... ve vergi borçlarına ilişkin kurum kayıtlarının defaten mahkemeye sunulduğunu, mali bilirkişinin dahi bu borç tespitini yaptığını, defaten sunulan kayıtların, en son 18 Nisan 2022 tarihli dilekçede bildirildiğini ve ekinde sunulduğunu, Toplamda 1.088.657,65 TL kurumlar vergisi borcunun mevcudiyetinin, kendileri tarafından uydurulan bir rakam olmadığını, resmi kayıtlardan alındığını, şirketin borcu olduğunu, kurumlar vergisi beyanında zararın boyutunun ortada olduğunu, bu borçtan ve zarardan sadece müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmasının mümkün olmadığını, davacının da ortak sıfatıyla bu borçtan ve zarardan yükümlülüğünün söz konusu olduğunu, davacı, yurt dışında yaşamakta olduğundan söz konusu borçların, müvekkilinden tahsil edileceğini, ancak Mahkemenin, kararında bu miktarı mahsup etmemesinin istinaf sebepleri olduğunu; Restoranın yenilenme masraflarının talepten düşülmesinin hukuka uygun olduğunu, ancak davacının %30 değil %49'undan sorumlu tutulması gerektiğini, davaya konu restoranın baştan aşağı yenilendiğinin keşif sırasında gözlemlendiğini tespit edildiğini, tanık anlatımlarıyla ve eski-yeni fotoğraflarla kanıtlandığını ve dahi davacı beyanlarıyla da kabul edildiğini, bilirkişilerin 03/04/2022 tarihli raporda, restoranın yenilenmesi masraflarıyla ilgili olarak somut belgeye ve bilgiye dayalı oldukça kapsamlı ve denetime açık bir rapor tanzim ettiğini, İlk derece mahkemesi kararında, tamirat-tadilat masrafları ile depozitodan davacının sorumluluğu konusunda hata yapıldığını, kararın 9. sayfasında; "dosya kapsamına sunulan kira sözleşmesinde verildiği belirtilen 250.000 TL kapora ile birlikte toplam giderlerin 1.091.998,50 TL olduğu ve bu giderlerin dava dışı şirketin kuruluşuna yönelik noter huzurunda düzenlenen ana sözleşme tarihi 20.07.2015 itibarıyla TCMB efektif döviz alış karşılığının 408.406,95 USD olduğu"nun belirtildiğini, davacı ortağın ana sözleşme tarihinde 105.000,00 TL sermayesinin USD karşılığının 39.269,95 USD olduğunun yine kararın devamında belirtildiğini; Kararın 11. sayfasında; sadece ...'in beyanına itibar edilerek 700.000 TL'nin Dolar karşılığının 254.625,04 USD olarak hesap edildiğini, davacı ortağın ana sözleşme tarihinde 105.000,00 TL sermayesinin karşılığının 39.269,95 USD olduğunu, ancak 250.000 TL kaporanın bu hesaba dahil edilmemesinin, kararın kendi içinde "iki ayrı kalemce yazıldığı izlenimi verecek derecede" çelişkili olduğunu, Mahkemenin kararından, ikinci seçeneğin kabul edildiğinin anlaşıldığını ancak 250.000 TL kaporanın mahsubunun yapılmadığını, ayrıca davacının, diğer ortak ...'nin hisselerini devralması nedeniyle, restoranın inşası tamirat ve tadilatı masraflarının %30'undan değil, %49'undan sorumlu olması ve mahsubun bu rakam üzerinden yapılması gerektiğini;Yine, dosyada mübrez kira sözleşmesi kapsamında, ödenmiş olan kiraların, masraf kaleminden düşülmediğini, 250.000 TL kaporanın masraf kaleminden düşülmediğini, kurumlar vergisinin beyannamesinde açıkça görülen 176.674,52 TL'lik demirbaşların masraf kaleminden düşülmediğini, bu hususların davacının ödemiş olduğu miktardan mahsup edilmesi gerektiğini, söz konusu rakamlardan dolayı davacının sorumluluğu cihetine gidildiğinde, davacının davalılardan alacaklı değil, müvekkiline borçlu olduğunun çok açık ve net anlaşılacağını;Davacı asilin de ikrar ettiği üzere, göndermiş olduğu 230 bin Doların içinde; şirketin işletmeciliğini üstlendiği restoranın tadilat giderleri, şirket sermayesinin davacı hissesine düşen miktarının sadece ¼’ü ve işletme giderlerinin bulunduğunu, davacının daha sonra ...'nin de hissesini devralarak %49 hisse ile ortak olduğunu, tadilatın öngörülenin üzerinde daha yüksek bir rakama tamamlandığını, şirketin demirbaşları, kirası, hava parası ve sair giderlerin tahminlerin de üzerinde bir harcama gerektirdiğini, tanık ...'e anlaşma gereğince yaptığı tadilatın yanısıra birtakım makbuzsuz ödemeler de yapıldığını, nitekim bilirkişi raporuyla tespit edilen işlerin bedelinin daha yüksek çıkmasının sebebinin de bu olduğunu, şirket henüz kuruluş aşamasında olduğu için, ekstra yapılan işler için faturanın alınamadığını, keşif sırasında açıkça yapılan işin görüldüğünü, ayrıca, şirketin faaliyetinin devamı sırasında kurumlar vergi beyanında görüleceği üzere şirket zararının söz konusu olduğunu, vergi ve SGK borçlarının da şirket ortakları tarafından ödenmesi mecburiyetinin bulunduğunu, yine kurumlar vergisi beyannamesinde 176.674,52 TL'lik demirbaş kaydının bulunduğunu, kuruluş ve örgütlenme giderleri olarak 215.347.10 TL kaydının bulunduğunu, bu kayıtların da mahsupta dikkate alınmadığını;Davacının, ortak olarak üzerine düşen sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, bu sebeple şirketin vergi ve ... borçları ödenemediği gibi, ayrıca gecikme faizi tahakkuk ettiğini, müvekkilinin bu sebeple borçlu konuma düştüğünü, davacı asilin yapılan kapsamlı tadilattan, harcamalardan, şahsi sorumluluğundan haberdar olduğunu, şirketin ödenmiş ve ödenmemiş tüm vergi ve...borçlarından ortakların birlikte sorumluluklarının söz konusu olduğunu, bu bağlamda davacının müvekkilinden alacaklı olduğu iddialarının tümünün asılsız olduğunu, verilen İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu beyanla İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/191 E., 2022/347 K. sayılı, 26/05/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, işbu istinaf dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduklarını, şayet somut olay sebepsiz zenginleşmeye yönelik bir alacak davası ise söz konusu alacağın zamanaşımına uğramış olmakla zamanaşımı itirazında bulunduklarını;Husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu davacı tarafından gönderilen paraların müvekkili ve diğer davalının mal varlığıana doğrudan giren, mal varlığının aktifine intikal eden bir para olmadığını, bu sebeple husumet itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü burada davacı tarafın davalılardan değil ancak ... isimli tüzel kişilikten davasını talep hakkı olduğunu, burada şahsi bir alacak hakkının olmadığı kanaatinde olduklarını, bu sebeple husumet itirazlarının kabulü ile davanın hususmet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacı tarafın ancak ... Şirketi isimli şirkete karşı husumet yöneltebileceğini, müvekkilinin taraf sıfatı olmadığını, bu sebeple husumet itirazlarının kabul edilmesi gerektiğini;Davacının davasını ispatlayamadığını, davacı tarafın dava dilekçesine göre aslında ödemesi gerekenden fazla para gönderdiği ve bu surette davacıdan fazla para alındığı ifade edilmesine rağmen davacı tarafın söz konusu iddiasını ispatlayamadığını, davacı asilin İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesindeki isticvabında restoranın tadilat, tamirat giderlerini bildiğini, davaya konu parayı parça parça gönderdiğini söylediğini, davacı tarafın söz konusu paranın sadece şirket kuruluş sermaye payı olmadığını bildiğini, o yüzden ihtiyaç doğdukça parça parça para gönderdiğini, bu gönderilen masrafların restoranın A'dan Z'ye her türlü harcamaları için kullanıldığını, zira paraların bu amaçla gönderildiğini, sadece esas sermaye payı olsa idi hissesine düşen şirket kuruluş esas sermaye masrafını hesaplayıp ona göre sadece bir kere esas sermaye ödemesini yapacağını, başkaca para göndermeyeceğini, ancak davacı tarafın paranın, restoranın her türlü inşaat, tamirat, tadilat, malzeme ve bilirkişi raporunda hesaplanan diğer giderler için kullanıldığını bildiğini, bu sebeple davacının davasını ispatlayamadığını, işler yolunda gitmeyip restoran zarar edince işbu hukuki dayanaktan yoksun davanın açıldığını ancak dava dilekçesinde belirtilen hususların ispatlanamadığını, isticvap zaptından da bu hususun anlaşıldığını;Davanın reddi gerektiği yolundaki savunmaları saklı kalmak kaydıyla; davacının gönderdiği USD miktarının USD'nin gönderildiği günkü kur üzerinden TL'ye çevrilip talep edilmesi gerekirken dolar olarak talep edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu paranın borç olarak gönderilmiş bir para olmadığını, davacı tarafından gönderilen paranın Borçlar Kanunda belirtilen yabancı para alacağı olmadığını, gönderilen paranın TL'ye çevrilip gerekli harcamaların yapılması maksadıyla gönderilen bir para olduğunu, davacı USD gönderdi ise de gönderilen bu para, gerekli masraf ve harcamaların yapılması sebebiyle bozdurulması için gönderilmiş olup, paraların bozdurulduğunu, TL'ye çevrilerek restoran için harcandığını, bu sebeple USD talep edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu;Gönderilen paraların sadece şirket kuruluş sermayesi olmadığı ve... Şirketi'nin tüm masrafları için gönderildiği yolundaki savunmaları saklı kalmak kaydıyla; mahkemeye sunulan dava dilekçesinde müvekkilinin şirket hissesini davacıya bila bedel devredip ayrıldığının da ayrıca vurgulandığını, müvekkilinin bu surette şirketle ilgisi kalmadığı gibi davacı tarafa da herhangi bir borcu olmadığını, hisse devri için tescile gerek olmadığını, noter sözleşmesi ile devrin tamamlandığını, tescilin kurucu değil açıklayıcı olduğunu, müvekkili hissesini davacıya bila bedel devredip şirketten ayrıldığına ve uhdesinde gönderilen para kalmadığına göre müvekkili açısından davanın ayrıca reddedilmesi gerektiğini;Somut olayın borcun kaynakları olarak incelendiğinde söz konusu borcun kaynağı olarak sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı bir dava olduğunun anlaşıldığını, davacı yanca gönderilen paraların hepsinin şirket için harcandığı, hatta gönderilen paraların çok daha üzerinde bir masraf yapıldığının hükme esas bilirkişi raporunda belli olduğunu, bu şekilde davalıların savunmasındaki paranın harcanma olgusunun doğrulandığını, hatta gönderilen paranın çok üzerinde bir harcama yapıldığının da hükme esas bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini;Hukuki uyuşmazlıkta müvekkili ve diğer davalı olsa olsa iyi niyetli sebepsiz zenginleşen konumunda olup Türk Borçlar hukukuna göre iyi niyetli sebepsiz zenginleşen elinde ne kaldıysa onu vermekle yükümlü olduğundan somut vakıada en fazla davalıların elinde ne kaldıysa onu vermelerine hükmedilebileceğini, dosya kapsamındaki hükme esas bilirkişi raporunda 13. maddede yapılan harcamaların ... karşılığının hesaplandığını, hükme esas bilirkişi heyet raporunun SONUÇ KISMI 13. MADDESİNDE".... hesaplanan birlikte toplam giderlerin 1.091.998,50 TL olduğu ve bu giderlerin Dava Dışı şirketin kuruluşuna yönelik noter huzurunda düzenlenen ana sözleşme tarihi 20.07.2015 itibari ile TCMB Efektif Döviz alış karşılığının 408.406,95 USD olduğu...." şeklinde tespit edildiğini; İş bu 408.406,95 USD'den davacı tarafın göndermiş olduğu 230.000,00 USD çıkarıldığında 408.406,95 USD - 230.000,00 USD = 178.406,95 USD davacının gönderdiğinin üzerinde ilave harcanan bir masraf çıktığını, bu itibarla davacının kendi hissesine düşenden fazlasını ödendiğinin söylenmesinin usul ve yasalara aykırı olacağını, davacının isticvap edildiğini, isticvabında parayı ne için neden gönderdiğini hatta tadilata ilişkin ilk başta fotoğrafların da kendisine gönderildiğini bildiğini ifade ettiğini, o halde borcun kaynağı ister sebepsiz zenginleşme olsun ister başka bir hukuki durum olsun bu halde "ben şimdi paramı geri istiyorum" davası açmanın hakkın kötüye kullanılması olacağını, çünkü işbu paranın gönderilmesindeki asıl gayenin borç verme gayesi olmadığını, irade olarak restoranın tamir tadilat kira vs vs masralarının ödenmesine yönelik olduğunun (dava dilekçesinin aksine) davacının isticvabından açıkça anlaşıldığını, o halde müvekkilinden söz konusu paranın istenmesinin mümkün olmadığını, sonuçta müvekkilinin de sonradan borçlu çıkarak binlerce dolar ödemek zorunda kalacağı bir işe girmek istemeyeceğini;Müvekkilinin böyle bir borçtan - hakkında kötüye kullanılması yolu ile - sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu yönüyle Mahkemece verilen karar hukuki niteleme itibariyle sebepsiz zenginleşme olarak değerlendirilmiş olmakla, bu aşamada davalılar iyi niyetli sebepsiz zenginleşen konumunda olduğuna göre ve davalının elinde hiçbirşey kalmadığına, hükme esas bilirkişi raporuna göre davacı tarafından gönderilen paranın çok üzerinde bir harcama yapıldığına göre, bu halde müvekkilinin birşey ödemekle yükümlü tutulmayacağını, bilirkişi heyet raporunda da davacının gönderdiğinden çok daha fazla harcama yapıldığının sabit olduğunu;Eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, davacının 166.114,74 USD olan talebini 190,886,58 USD olarak ıslah ettiğini, karar tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesine göre her bir davalının kendisini ayrı ayrı vekille temsil ettirdiğinden dolayı her bir davalı vekili için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Mahkemece her iki vekile ortak vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu,Esasa ilişkin savunmaları saklı kalmak kaydıyla, somut olayda her ne kadar mahkemece "....20/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Kamu Bankalarınca 1 yıl vadeli Dolar (USD) döviz cinsinden açılmış mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte..." şeklinde karar verilmiş ise de somut olayda temerrüt olgusu olmadığını, temerrüt oluşmadığından 20/07/2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin kanuna aykırı olduğunu, temerrüt gerçekleşmediğinden en fazla dava tairhinden itibaren faiz işletilebileceğini beyanla İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/191 E. Sayılı dosyasından verilen kısmen kabule yönelik kararın kaldırılarak davanın, husumet yokluğu sebebiyle reddine, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davalılarca, davacı taraftan, dava dışı ... Şirketi'ndeki ortaklık payına düşen esas sermaye borcu olarak fazladan para alındığından bahisle faizi ile iadesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı tarafça yapıldığı iddia edilen harcamaların ispat edilemediği, inceleme yapılırken dava dışı şirketin kazançlarının da incelenmesi gerektiği, davalıların kayıt dışı olarak ticari faaliyette bulundukları, sunulan kira sözleşmesi kapsamında ödendiği iddia edilen kaporanın gerçek bir ödeme olmadığı, alınan iki bilirkişi raporu arasında ciddi bir fark bulunduğuna;Davalı ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının, diğer davalıdan devraldığı hisseler karşılığı olan sermaye borcunun da bedelden mahsup edilmesi gerektiği, yine tadilat masrafları hesaplanırken davacının hisse oranının, devraldığı hisseler ile birlikte %49 olarak hesaplanması gerektiği, dava dışı şirketin vergi ve ... borçlarından davacının da sorumlu olduğu ve bu borçlara ilişkin olarak belge sunulmasına rağmen Mahkemece alınan bedelden mahsup edilmedikleri, kira sözleşmesi kapsamında ödenen kaporanın da mahsubunun gerektiği, davacı şirket demirbaşı olarak kayıtlı olan bedelin de değerlendirmeye alınması gerektiği, yapılan tadilat vs işlemler için belgesiz ödemeler de yapıldığı ve bunların da davacının ödediği bedelden mahsubunun gerektiğine;Davalı ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davanın zamanaşıına uğradığı, davacının gönderdiği bedeli ancak dava dışı şirketten talep edebileceği, bu nedenle davanın husumetten reddinin gerektiği, davacının davasını ispat edemediği, dava dışı şirketin işleteceği restoranın tadilatı vs masrafları için davacının gönderdiği bedelden çok daha fazla harcama yapıldığının ortaya konulduğu, aksi halde ise davacının bedel iadesini USD olarak talep edemeyeceği, davacının USD olarak gönderdiği paranın TL'ye çevrilerek ödemeler yapıldığı, davalı müvekkili hisselerini davacıya devredip ortaklıktan ayrıldığından kendisinden talepte bulunulamayacağı, aksi halde ise dava sebepsiz zenginleşme sebebi ile açıldığı ve davalı müvekkili iyi niyetli sebepsiz zenginleşen olduğundan ancak elinde kalan bir para varsa onu iade etmesi gerektiği ve müvekkilinde herhangi bir paranın kalmadığı, her iki davalı yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, davadan önce temerrüt gerçekleşmediğinden ancak dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğine ilişkindir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 3 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile, davalılarca, vekalet ücreti, husumet ve faiz yönünden ileri sürülenler hariç olmak üzere, ileri sürülen tüm istinaf sebepleri de yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda bu iddia, savunma ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından dava dilekçesi ile, davalı tarafça kendisinden dava dışı ... Şirketi'ndeki hissesine düşen sermaye borcu için 230.000 USD alındığını ancak sermaye borcunun 105.000 TL ve davalı ...'den devraldığı hisse karşılığının da 66.500 TL olduğunu, kalan 166.114,74 USD'nin haksız olarak tahsil edildiğini beyanla iadesini talep ettiği, dava dışı şirketin işleyişi, kazanç durumu gibi hususların dava konusu olmadığı, davanın yönetici sorumluluğu nedeniyle açılmış bir tazminat davası da olmadığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği şekilde, dava dışı şirketin ticari iş ve işlemleri ile ilgili inceleme yapılmasının gerekmediği, davacının duruşmadaki beyanı ile gönderdiği paranın içerisinde sermaye borcu dışında tadilat masrafları ile kira parasının da olduğunu ikrar ettiği, buna göre yapılan kuruluş masraflarından hissesine düşen miktarda sorumlu olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi heyet raporu, davalı tarafça sunulan dava dışı ... Şirketi ile yapılan eser sözleşmesi, anılan şirkete yapılan ödeme belgeleri ve tanık beyanları ile yapılan tadilat masraflarının toplam 254.625,04 USD olduğunun ispat edildiği, davacının bu tutarın hissesine düşen kısmından sorumlu olduğu, her ne kadar davacının hissesinin %49 olduğu iddia edilmiş ise de, davacı ile davalı ... arasında yapılan hisse devrinin tescil edilmediği, dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtları ve Ticaret Sicil Gazetesi'nin ilgili kısımlarından, davalı ... tarafından hisselerinin 07/03/2019 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye devredildiği, şirketin son halinde davacı ile bu kişinin ortak oldukları ve davacının sermayesinin 105.000 TL olduğun görüldüğü, bu nedenle Mahkemece davacının şirketteki hissesinin %30 olarak nazara alınmasının isabetli olduğu, her ne kadar davalılarca kuruluşta daha fazla masraf yapıldığı iddia edilmiş ise de, bu hususta ödeme makbuzu, fatura, ticari defter gibi herhangi bir delil sunulmadığı, yine sunulan kira sözleşmesinde geçen kaporanın ödendiğine dair bir belge ve şirketin ticari defterlerinin incelemeye sunulmadığı, davacının gönderdiği paranın ne için gönderildiği konusunda taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme olmayıp beyanlarından, yalnızca kuruluş masraflarının bu paradan ödeneceğinin anlaşıldığı, dava dışı şirketin sonradan doğan vergi, ... borçlarının bu bedelden mahsup edilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunularak zamanaşımı itirazında bulunulmadığı, bu sebeple ilk kez istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı itirazının Dairemizce incelenemeyeceği, davacının parayı davalı ...'ye gönderdiği bizzat davalının yazılı ve sözlü beyanları ile sabit olup, anılan davalının husumet itirazının haksız olduğu, davalıların davacı ile olan anlaşmaları gereği fazladan aldıkları tüm bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmeleri gerektiği, davacının ödemeyi USD olarak yaptığı, dolayısıyla sebepsiz olarak ödediğini ispat ettiği kısmın iadesini de USD olarak talep edebileceği, dava sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandığı ve davacıdan sebepsiz olarak fazladan tahsilat yapıldığı anlaşıldığından davalıların sebepsiz zenginleştikleri tarih itibariyle bu parayı iade etmeleri gerektiği, bu minvalde Mahkemece davadan önce temerrüdün gerçekleştiğinin kabul edilmesinin isabetli olduğu, her ne kadar davalılar kendilerini ayrı vekiller ile temsil ettirmiş iseler de, her ikisi yönünden dava aynı sebeple reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2. maddesi gereği tek vekalet ücretine hükmedilmesinde ve sonuç olarak verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış ve kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 6.723,18 TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalı ...'den alınması gereken 29.354,31 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 7.338,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.015,74 TL'nin davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince ... ...'den alınması gereken 29.354,31 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 7.338,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.015,73 TL'nin davalı ... ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.