T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2010 Esas
KARAR NO: 2025/822 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/838 Esas - 2022/607 Karar
TARİH: 21/06/2022
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağı için davacının davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esaslı dosyasında icra takibi yapıldığını, bu takipten sonra ancak dava tarihinden önce davalının 28/02/2022 keşide tarihli 50.000,00 TL ve 31/03/2022 keşide tarihli 47.667,00 TL bedelli ... Bankası çeklerini 18/11/2021 tarihinde kargo yolu ile davacıya gönderdiğini, toplam değeri 97.667,00 TL olan çeklerin öncelikle varsa işlemiş faize ve masraflara mahsup edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000,00 TL için itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi için dava açmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/06/2022 tarih ve 2021/838 Esas - 2022/607 Karar sayılı kararında; "Davacı vermiş olduğu 10/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davasındaki talebi 18.601,81 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Ancak vermiş olduğu süre uzatım dilekçesinde aynı zamanda zaman aşımı ve husumet itirazında bulunmuştur. Davanın konusu cari hesap alacağına dayalı başlatılan icra takibinde ödenmeyen kısım olduğu iddiasıyla başvurulan itirazın iptali davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esaslı dosyası incelendiğinde 19/10/2021 tarihinde 97.668,11 TL için ilamsız icra takibinde bulunulduğu, davalının borca ve faize itiraz ettiği, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, taraflar arasındaki arabuluculuğun sonuçsuz kaldığı anlaşılmıştır. Davalının husumet ve zaman aşımı itirazları var ise de fatura tarihleri ve faturadaki taraflar incelendiğinde takipteki taraflarla ve davadaki taraflarla aynı olduğu zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Deliller toplanmış, ticari defter incelemesi yapılarak rapor alınmıştır. Bu raporda; '' Dava ve icra dosyası ile davacı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda nihai takdir mahkemeye olmak üzere; davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunun ve defterlerin birbiri ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, dava ve takip talebine konu cari hesap alacağını oluşturan, dosyaya sunuları e-faturaların davacı şirket tarafından tanzim edilmiş olduğu, muhatabının davalı şirket olduğu, faturaların davalıya elektronik ortamda iletilmiş olduğu, söz konusu faturalara karşı yasal itiraz süresi içerisinde davalı tarafından yapılan herhangi bir itiraza dosya kapsamında rastlanılmadığı, taraf şirketlerin 2021 yılı BA-BS formlarında mutabakat sağlanmış olduğu, buna göre; davacı şirket tarafından tanzim edilen satış faturalarının davalı şirketin kabulünde olduğunun ve ticari defter kayıtlarına işlenmiş olduğunun, yine aynı şekilde davalı şirket tarafından 2021 yılında tanzim edilen 1 adet faturanın davacı şirketin kabulünde olduğunun ve ticari defter kayıtlarına işlenmiş olduğunun anlaşıldığı, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında; davaya konu icra takip tarihi 18.10.2021 tarihi itibarıyla davalı şirket cari hesabının 97.668,11 TL borçlu durumda olduğu, davalının cari hesap borcuna karşılık keşide etmiş olduğu 28.02.2022 tarihli 50.000,00 TL bedelli ve 31.03.2022 tatihli 47.667,00 TL bedelli çeklerin 18.11.2021 tarihinde davalı cari hesabına alacak kaydı verilmiş olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından 18.11.2021 tarihinde yapılan toplam 97.667,00 TL ödeme tutarına istinaden, takip tarihinden itibaren ödeme tarihi itibarıyla işleyccek faiz miktarının 746,56 TL olarak hesaplandığı, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya hesabında; toplam 116.154,84 TL alacak miktarından davalı tarafından yapılan 97.667,00 TL ödemenin tenzili neticesinde 18.11.2021 tarihi itibariyle davacının 18.487,84 TL alacaklı durumda olduğu, dava tarihi olan 13.12.2021 tarihi itibarıyla ise davacı şirket alacağının (18.487,84 TL + 113,97 TL =) 18.601,81 TL olarak hesaplandığı yönünde tespit yaptığını '' şeklinde rapor sunulmuştur. Hükme esas alınan raporda da izah edildiği üzere takip tarihi itibarıyla davalının davacıya 97.668,11 TL borçlu olduğu takipten sonra davalının yaptığı ödemelerin öncelikle icra masraflarından düşürüleceği dava tarihi itibarıyla icra masrafları dahil davacının davalıdan talep edebileceği miktarın 18.601,81 TL olduğu anlaşıldığından ıslah edilen davanın kabulü yoluna gidilirken alacak likit itiraz haksız olduğundan kabul edilen kısım için icra inkar tazminatına hükmedilmiştir."gerekçesi ile, ''Davacı tarafın davasının KABULÜNE, Davalı tarafın İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında davacının açmış olduğu 18.601,81 TL'lik asıl alacak için yaptığı itirazın İPTALİ ile; dava tarihinden itibaren %9 ve değişen oranlarda işleyen yasal faizi ile birlikte takibin DEVAMINA, Hüküm altına alınan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın kabulüne dair mahkeme kararının istinaf dilekçelerinde belirtilen nedenlerle bozulması gerektiğini, 97.668,11 TL olan asıl alacağın, haricen tahsil edilmesi sebebiyle tahsil harcının, 1/2 olarak hesaplanması gerekirken harcın tamamının hesaplanmış olmasının hatalı olduğunu, takip konusu asıl alacak, dosyada herhangi bir haciz işlemi yapılmadan haricen tahsil olduğundan tahsil harcının yarısı olan %4,55 / 2=%2,27 oranında hesaplanması gerekirken hatalı bir şekilde %4,55 üzerinden hesaplanmış olmasına yönelik itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, tahsil harcının %2,27 üzerinden hesaplanması durumunda tahsil harcının 2.217,1 TL olduğu dolayısı ile 2.226,8 TL 'nin fazladan ödenmesine dair mahkeme kararın hukuka uyarlılık olmadığını, İcra İnkar tazminatı ancak asıl alacak üzerinden talep edilebileceğine dair itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, asıl alacağın icra takibinden sonra ancak işbu davanın açılmasından önce haricen tahsil edildiği davacı tarafça kabul edilmiş olup buna dair dava dilekçesindeki davacı kabulünün mevcut olduğunu, asıl alacağın tahsil edildiği davacı tarafça kabul edildiğine göre asıl alacağın fer'ileri üzerinden inkar tazminatı talep edilemeyeceğinden icra inkar tazminatının yasal koşulları oluşmadığına yönelik beyanları dikkate alınmadan hüküm kurulmasının adil olmadığını, şartları oluşmayan inkar tazminat taleplerinin kabulünün hatalı olup bu hususun bozma nedeni olduğunu, İleri sürerek, Tehiri icra taleplerinin kabulü ile Tahsil harcının fazla hesaplanmış olması ve asıl alacağın dava tarihinden önce tahsil edilmiş olmasına rağmen bakiye alacaklar üzerinden inkar tazminatına hükmedilmesinden ötürü istinaf talebimizin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve itirazları doğrultusunda yeniden karar oluşturulmasını, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; bilirkişi raporunda kapak hesabı yapılırken, takipten sonra ancak haciz işlemi yapılmadan haricen tahsil gerçekleşmesine rağmen tahsil harcının yarı oranında değil, tam oranda hesaplandığı, takipten sonra davadan önce yapılan ödeme düşüldükten sonraki bakiye alacağın fer'i nitelikte olduğu ve asıl alacak ödendiğinden fer'i alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilemeyeceği yönündedir. 492 Sayılı Harçlar Kanunun 2 ve 21 maddeleri uyarınca yargı harçları, bu kanuna bağlı olarak çıkartılan (1) sayılı tarifede yazılı oranlar üzerinden alınır. Kanunun 28/1-bendine göre; icra takiplerinde tahsil harcı alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Aynı Kanunun icra takibinden vazgeçme başlıklı 23 maddesinde ise; her ne sebep ve suretle olursa olsun, icra takibinden vazgeçildiğinin zabıtnameye yazılması için vazgeçilen miktara ait tahsil harcının yarısı alınacağı, ancak haczedilen mal satılıp paraya çevrildikten sonra vazgeçilirse tahsil harcının tam olarak alınacağı düzenlenmiştir. Harçlar Kanununun 2 inci maddesine dayalı olarak çıkartılan ve dava konusu takip dosyasında haricen tahsilin gerçekleştiği 18/11/2021 tarihinde yürürlükte bulunan (1) sayılı tarifenin, icra ve iflas harçları bölümünün, icra harçlarına ilişkin kısmında; değeri belli olan takiplerde tahsil harcının değer üzerinden, ödeme ve icra emrinin tebliği üzerine hacizden evvel ödenen paranın %4,55'i oranında tahsil edileceği düzenlenmiş olup, somut olayda davalının ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra davacıya harici ödeme yapmış olduğu, davalı istinafının aksine bu durumda tahsil harcının yarısının alınacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, davacı takipten vazgeçmediğinden Harçlar Kanunu 23 maddesinin de uygulanma yerinin bulunmadığı, kapak hesabında tahsil harcının haricen tahsil edilen tutarın %4,55'i oranında hesaplanmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı yan; dava konusu ilamsız takibi TBK'nun 100 maddesi uyarınca tahsilatların önce faiz ve masraflara mahsup edilmesi talebi ile başlatmış olduğu, davalı tarafından takipten sonra ve davadan önce yapılan ödemelerin düşülerek eldeki davanın ikame edilmiş olduğu, bilirkişi tarafından yapılan kapak hesabı sonucu bulunan alacak tutarının, davadan önce iki adet çek ile yapılan ödemenin hesaplanan faiz ve masraflara mahsup edilmesi sonucu kalan asıl alacağın ödenmemiş kısmı olduğu, davalının itirazında haksız olması karşısında, mahkemece dava tarihi itibariyle varlığı tespit olunan alacak tutarı üzerinden inkar tazminatına hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.270,69-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 318,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 952,69-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.