T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1927 Esas
KARAR NO: 2025/768 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/346 Esas-2022-334 Karar
TARİH: 19/04/2022
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Türkiye'den Almanya'ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan 33 palet PVC Alüminyum ve tüm yardımcı malzemelerin emteasının navlun faturasına istinaden ... plaka sayılı araca dayalı taşıyıcının sorumluluğunda taşınmış olduğu ancak varış yerinde yapılan kontrollerde taşınan emteaların hasarlı olduklarını ve CMR taşıma senedine hasarlı teslim şerhinin konulmuş olduğunu, davalı taşıyıcının CMR konvensiyonunun ilgili maddelerini kapsamında sağlam ve esiksiz olarak teslim etme zorunluluğunun bulunduğunu, hasarlı emtealara yönelik 1003/H/18 nolu ekspertiz raporunun tanzim edilmiş olduğu ve emtealarda 946,91 Euro hasar oluştuğunun tespit edilmiş olduğu, söz konusu hasara ilişkin müvekkili tarafından tazminat kapsamında dava dışı sigortalıya 365, 92 Euro ödeme yapılmış olduğunu, bu vs. Nedenler ile haksız yere yapılan itirazın iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine yer alan haksız ve mesnetsiz iddiaları kabul etmediklerini, yabancı dilde yapılan belge ibrazına itiraz ettiklerini. davacı delillerinin müvekkil şirkete tebliğ edilmemiş olduğunu. ayrıca davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını. emteanın sigortalının fabrikasında hasarsız şekilde yüklenip sabitlenmiş olduğunu. ayrıca hasarın ne şekilde meydana gelmiş olduğu konusunda açıklık ve somut delil bulunmadığını sigortalının sorumluluğunda olan ambalajlama, yükleme ve sabitleme işlemlerinin poliçe teminat dışında olduğunu. bu durumda süresi bakımından geçerli sözleşme bulunmadığından yapılan ödemenin hatır ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu kapsamda rücu edilemeyeceği. söz konusu zararın istifleme hatası olduğu kabulü durumunda zararın SDR olarak hesaplanması gerektiği, ayrıca uygulanacak faizinde %5'i geçemeyeceği bu vs. nedenler ile davanın reddedilmesini arz ve talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/04/2022 tarih ve 2020/346 Esas-2022-334 Karar sayılı kararında; "Dava, taşıma işi kapsamında yapılan tazminat ödemesinin tahsili istemine dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup, İİK.' nun 67 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp olunarak yapılan incelenmesinde ; davacı tarafından davalı aleyhine 946,91 TL alacağın haciz yoluyla tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiği, icra takibinin durduğu görülmüştür. Mahkememizce tüm deliller toplanmış olup dosya kapsamında inceleme yapılabilmesi adına dosyanın bir mali müşavir bir sigorta uzmanı ve bir taşıma uzmanı bilirkişiye tevdii sağlanarak bilirkişi raporu ile ek rapor dosyaya kazandırılmıştır. Yapılan yargılama ve incelemede 33 palet PVC Alüminyum ve tüm yardımcı malzemelerin navlun faturasına istinaden ... plaka sayılı araca davalı taşıyıcının sorumluluğunda taşınması esnasında hasarlandığı buna binaen davacı tarafça sigortalısı olan ... Şirketine 05/12/2018 tarihinde 946,91 Euro ödeme yapıldığı ve yapılan bu ödemenin fiili taşıyıcı olan davalıya TTK 1472 maddesi kapsamında rücu isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 01/11/2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespiti yapılan 946,91 EURO hasar bedeli ödemesinin yapılmış olması nedeni ile alacağının bulunmadığı sonuç ve kanaati belirtilmiş işbu görüşe mahkememizce iştirak olunarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Davanın İSPATLANAMAMASI NEDENİYLE REDDİNE; '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/346 E. 2022/334 K. 19/04/2022 tarihli ilamında ''Yapılan yargılama ve incelemede 33 palet PVC Alüminyum ve tüm yardımcı malzemelerin navlun faturasına istinaden ... plaka sayılı araca davalı taşıyıcının sorumluluğunda taşınması esnasında hasarlandığı buna binaen davacı tarafça sigortalısı olan ... Şirketine 05/12/2018 tarihinde 946,91 Euro ödeme yapıldığı ve yapılan bu ödemenin fiili taşıyıcı olan davalıya TTK 1472 maddesi kapsamında rücu isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 01/11/2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespiti yapılan 946,91 Euro hasar bedeli ödemesinin yapılmış olması nedeni ile alacağının bulunmadığı sonuç ve kanaati belirtilmiş işbu görüşe mahkememizce iştirak olunarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.'' denilmek sureti ile davanın reddine karar verildiğini, Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini; bu hususun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de hüküm altına alındığını; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde hükmün ihtiva etmesi gereken hususlar ayrıntılı olarak düzenlendiğini; anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince, yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunlu olduğunu; maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantının da ancak bu şekilde kurulabileceğini, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesinin mümkün olacağını; kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerektiğnii ancak Yerel Mahkemece verilen kararın gerekçesi ayrıntılı olarak açıklanmadığını; bu nedenle karar, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini; Bilirkişi raporları denetime elverişli olmadığından, raporlar doğrultusunda hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu; eksik inceleme neticesinde hatalı hüküm tesis edildiğini, Yargılama sırasında aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarında, Meydana gelen hasarın istifleme ve yüklemesi yapılan ürünlerden sadece 1 adetinin (529kg) hasar görmüş olması nedeni ile istifleme hatasından bahsedilemeyeceği. (menfi) Bu kapsamda söz konusu hasarın aracın virajlı yollarda savrulması neticesinde meydana gelmiş olduğu, Bu nedenle fiili taşıyıcı konumundaki davalı firmanın meydana gelen hasardan %100 kusur oranında sorumlu olduğu, Meydana gelen zararın Ekspertiz Raporu ile 946,91 EUR olarak tespit edilmiş olduğu ve bu kapsamda yapılan incelemede tespit edilen zarar miktarının sovtaj değeri düşülmesi ile piyasa rayiçlerine uygun ve kadri marufunda bulunduğu, Yönünde Bilirkişilerce tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğunu ancak Yerel Mahkemece, 946,91 Euro hasar bedeli ödemesinin yapılmış olması nedeni ile müvekkili şirketin alacağının bulunmadığı yönünde gerekçesi açıklanmaksızın taşıma hukuku kurallarına taban tabana zıt hüküm tesis edildiğini; müvekkili şirket tarafından hasarlanan emtialarda 946,91- Euro'luk zarar tespit edilmiş ve dava dışı sigortalıya da 946,91-Euro ödendiğini, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR)'nin 8. maddesi gereği; “(1)Yükü teslim aldığı sırada taşımacı şunları kontrol edecektir: a) Parça sayısı ve bunların üzerindeki marka ve numaralar bakımından sevk mektubundaki beyanların doğruluğu, b) Yükün ve bunların ambalajının görünürdeki durumu, (2) Taşımacı bu maddenin 1 nci paragrafında belirtilen beyanları kontrol etmek için gerekli makul araçlardan yoksun ise sevk mektubuna çekincesini gerekçesi ile birlikte yazacaktır. Aynı şekilde yükün ve ambalajların görünürdeki durumu ile ilgili yazacağı çekincenin gerekçelerini de belirtecektir.” denildiğini, 9. maddesi gereği; “(1) Sevk mektubu taşıma mukavelesinin akdine mukavelenin koşullarına ve yüklerin taşımacı tarafından kabulüne karine teşkil eder. (2) Sevk mektubunda taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu sayılarının marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır.” denilmektedir. 17. madde gereği; "(1) Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. Davalı taşıyıcı emtiaları sağlam, eksiksiz ve hasarsız bir vaziyette temiz taşıma senedi ile teslim aldığını ancak sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri sonucu emtiaların hasarlandığını; emtiaların hasarlı olarak alıcıya teslim edildiğine dair taşıma senedi üzerine hasar şerhi düşüldüğünü; bu nedenle CMR'nin 17. ve devamındaki hükümler dikkate alındığında eksiksiz ve hasarsız olarak emtiaları teslim alan davalı taşıyıcının hasarlanan emtialara ilişkin zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekeceğini, Yerel Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu; tüm bu nedenlerle, kararın kaldırılması talepli olarak istinaf yasa yoluna başvurma gereğinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/346 E. 2022/334 K. Sayılı ilamının kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın Türkiye'den Almanya'ya uluslararası kara yolu ile taşındığı sırada hasarlandığı iddiası ile dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin kusurlu olduğu iddia edilen davalı taşıyıcıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması, davalı savunmalarının değerlendirilmemesi açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir. Mahkemece gerekçeli kararda 01/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile 946,91 Euro hasar bedeli ödemesinin yapıldığı ve alacağın kalmadığı tespit edildiğinden bu görüşe iştirak edilerek davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemenin hükme esas aldığı 01/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda bilirkişi davacı tarafından dosyaya sunulan 05/12/2018 tarihli ve 946,91 Euro ödeme dekontunun bulunduğunu belirttikten sonra hasar bedeli ödemesinin yapılmış olması sebebiyle alacağın bulunmadığını belirtmiş, Mahkemece de bilirkişi raporu denetlenmeden, taraflar tarafından ileri sürülen her bir iddia ve savunma, sunulan ödeme dekontu ve deliller değerlendirilmeden, sanki söz konusu ödeme davalı tarafından davacıya yada sigortalısına yapılmış gibi davanın reddine karar verilmiştir. İş bu davanın konusu davacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın Türkiye'den Almanya'ya uluslararası kara yolu ile taşındığı sırada hasarlandığı iddiası ile dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin kusurlu olduğu iddia edilen davalı taşıyıcıdan rücuen tahsilidir. Dosyada bulunan 05/12/2018 tarihli ve 946,91 Euro ödeme dekontuna göre davacı tarafından dava dışı sigortalısına bu miktar hasar ödemesi yapıldığı iddia edilmiş ve davacı tarafından da bu davada tam olarak söz konusu ödeme talep edilmektedir. Ancak davacı vekili tarafından dava dilekçesinin ilk kısmında sigortalısına 946,91 Euro hasar bedeli ödenmesi sebebiyle rücuen tahsili için arabuluculuk görüşmeleri yapıldığı, dilekçenin devamında zararın 946,91 Euro olarak tespit edildiğinin belirtildikten sonra sigortalıya 365,92 Euro ödeme yapıldığı belirtilmiş olup, bilirkişi kök raporunda da bu bedel dikkate alınarak tespit yapıldığı, davacı tarafından rapora itiraz edilmesi ve ödeme dekontunun sunulması üzerine bu kez bilirkişi ek raporunda 946,91 Euro bedelin dikkate alındığı görülmüştür. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde tarafların aynı olduğu, ancak ayrı taşımaya ilişkin olan hasar ödemesinin rücuen tahsiline ilişkin Mahkemenin 2020/347 esas sayılı dosyasında derdest olduğunu ve bilirkişilerce sehven bu dosyanın dikkate alındığını belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece söz konusu dosya ve her iki dosyadaki taşıma evrakları incelenmek suretiyle taşımanın aynı taşıma olup olmadığı, her iki dosya arasında bağlantı bulunup bulunmadığı, hasar ödemesi olarak somut dosyada ne kadar bedel ödendiği hususunun kesin bir şekilde ortaya konulması, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin denetlenmesi, hasar ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı, tarafların tüm iddia, savunma, talep ve itirazları hakkında somut uyuşmazlığa konu taşımaya ilişkin uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalının ödeme savunması dahi olmamasına rağmen sanki davalı tarafından ödeme yapılmış gibi, eğer Mahkemece davalının ödeme yaptığı kabul edilmiş ise buna ilişkin delile değinilmeden gerekçesiz olarak eksik inceleme ve değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 355 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma sebebine göre davacının sair istinaf başvurusu sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2022 tarih ve 2020/346 Esas ve 2022/334 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 355/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.