T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2105 Esas
KARAR NO:2025/802 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2015/848 Esas - 2016/916 Karar
TARİH:14/11/2016
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:15/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın değeri 11.634,07,-TL olarak gösterildiğini, ancak her bir davalının borç İle ilgili sorumluluk tutannın birbirinden farklı olduğunu, davalılardan ...’in sorumlu olduğu tutarın 10.000,00,-TL olup, diğer davalı ...'in ise dava değerinin tamamı olan 11.634,07,-TL’den sorumlu olduğunu, Dava dışı kredi borçlusu ...Şti. tarafından müvekkili bankaya başvurusu üzerine müvekkil banka ile dava dışı şirket arasında ...ve buna bağlı Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi akdedilerek, söz konusu sözleşme gereğince de müvekkili banka tarafından ... no’lu kredi kartı verildiğini, davalıların söz konusu sözleşmelere Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil sıfatı ile sorumlu olduklarını, yapılan tüm uyanlara rağmen borcun ödenmemesi sonucu müvekili bankaya olan borçlarının ödenmesi için ihtar keşide edildiğini, davalılara tebliğ edilen ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle... sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız ve mesnetsiz olarak icra takibine, borca ve fer’ilerine itiraz ederek icra takibini durdurulduğunu, Davalıların icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamı, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itiraz olunan kısımı üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi, Mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine, karar verilmesi talebinde bulunmuştur.Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı bankanın ... sayılı dosya ile giriştiği icra takibine karşı borçlu ...’in verdiği 29.09.2014 havale tarihli dilekçesinde; hakkında açılmış icra dosyası ile ilgili borcunun olmadığını, ...vekili tarafından verilen; 29.09.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, kredi sözleşmesinin İmza tarihi 18.12.2007 olup, müvekkilinin kullandırılan kredi nedeniyle usul ve yasaya uygun kefaleti bulunmadığını, müvekkilinin 05.05.2008 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile şirkete ait hisselerini devrederek ortaklığı sona erdirdiğini, kredi sözleşmesinde kefalet limitinin ve süresinin belirtilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin kefaletinin geçersiz olacağının, bu hususun müvekkili tarafından 07.07.2014 tarihinde ... sayı ile Bakırköy ... Noterliğinden Keşide edilen cevabı ihtarnamede de alacak yana bildirildiğini, bu nedenlerle takip konusu borca, işlemiş faize borcun tüm ferilerine itirazda bulunarak takibin durdurulması talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/11/2016 tarih ve 2015/848 Esas - 2016/916 Karar sayılı kararında; "Açılan davaya karşı davalı ...tarafından verilmiş bulanan 28.10.2015 tarihli cevap dilekçelerinde, icra dosyasına yapılan itirazları yeniledikleri görülmüştür. ...sayılı takip dosyası getirilmiş, yapılan incelemesinde; Davacı tarafından davalılar aleyhine toplam 11.634,07-TL üzerinden ilamsız icra takibinin yapıldığı davalının yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür. Mahkememizce dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, ibraz edilen 29/09/2016 tarihli raporda: Davacı bankanın, Müşterek Borçlu Müteselsil Kefiller ... ve ...’den, 01.09.2014 Takip tarihi itibariyle (Kredi Kartı Borcu) 6.129,84,-TL asıl alacak, 231,70.-TL temerrüt faizi, faizin % 5’ı 11,29,-TL BSMV’si olmak üzere toplam 6.373,14.-TL alacaklı bulunduğu, Davacı bankanın, Müşterek Borçlu Müteselsil Kefiller ... ve ...’den, 01,09.2014 Takip tarihî itibariyle (Kmh) 5.250,00,-TL asil alacak, 198,45.-TL temerrüt faizi, faizin % 5’i 9,92,-TL BSMV’si olmak üzere toplam 5.458,37.-TL alacaklı bulunduğu, Davacı Bankanın, l.A) maddesindeki tespitlerimiz altında kalan (6.129,84+10,16) = 6.140,00,-TL*lik talebi ile bağlı olduğu, LB) maddesindeki tespitlerimiz üzerinde kalan (5.381,21 + 107,00+5,86) = 5.494,07, -TL’lik taleplerinin yerinde olmadığı, takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 6.129,84,-TL+5.38l,2l,-TLlik matrah üzerinden %30,24 ve artan ve azalan oranlarda Merkez Bankasınca 3'er aylık dönemlerde belirlenen faiz oranları üzerinden temerrüt faizi ile bunun % 5 i gider vergisinin istenebileceği sonucuna varmıştır. Dava dışı ... Dağıtım San Ltd şti ile imzalanan bankacılık hizmetleri sözleşmesi gereğince dava dışı şirkete kredili mevduat hesabı kullandırılmış, ... ve ...kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalamışlardır. Genel Kredi Sözleşmelerinde ayrıca bir hüküm bulunmadıkça sözleşmenin süresiz olduğu kabul edilir.Bu nitelikteki bir kredi sözleşmesine dayalı kredi cari hesabının kat edilmesi ile muaccel hale gelen kredi borcunun borçlu tarafından tamamen veya müteselsil kefil tarafından kefaret limiti kapsamında ödenmesiyle kefalet sorumluluğu sona erer. Kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye kefalet süresiz bulunduğundan davacı bankanın aynı sözleşme ile kredi müşterisinden yapacağı yeni bir kredi işleminde kefilin kefalet sorumluluğu yeniden doğar. Kefil yapılacak yeni kredi işlemlerinde sorumluluğunu devam ettirmek istemiyorsa ödeme ile son bulan kredi işlemine mütakip bankaya ihbarda bulunarak yeniden verilecek kredi işlemleri yönünden kefaletinin bulunmayacağını bildirmek zorundadır.Davalı Kefiller davacı bankaya böyle bir ihbarda bulunduklarını ispat edecek her hangi bir belgeyi dosyaya sunmadıklarından davalıların kefaletinin devam ettiği sonucuna varılmıştır.Davacı banka tarafından Bakırköy ... Noterliğinin 30/06/2014 tarih ...yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, davalı kefillerin 18/07/2014 tarihinde temerrüde düştükleri, davalıların sözleşmedeki kefalet limitlerinin 60.000-TL olduğu, talep edilen asıl alacak tutarlarının bu limitin altında kaldığı, davalı kefillerinin kendi temerrütlerinin sonuçlarından sorumlu oldukları, takip tarihi itibari ile Davacı bankanın, Müşterek Borçlu Müteselsil Kefiller ... ve ...'den Kredi Kartı alacağı olarak 6.129,84,-TL asıl alacak, 231,70.-TL temerrüt faizi, faizin % 5’ı 11,29,-TL BSMV’si olmak üzere toplam 6.373,14.-TL alacaklı bulunduğu,Kredili mevduat hesabından 5.250,00,-TL asil alacak, 198,45.-TL temerrüt faizi, faizin % 5’i 9,92,-TL BSMV’si olmak üzere toplam 5.458,37.-TL alacaklı bulunduğu, takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 6.129,84,-TL+5.38l,2l,-TLTik ^ matrah üzerinden asıl alacak miktarlarına %30,24 ve artan ve azalan oranlarda Merkez Bankasınca 3 er aylık dönemlerde belirlenen faiz oranları üzerinden temerrüt faizi ile bunun % 5 i gider vergisinin uygulanması gerektiği hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporuyla anlaşıldığından itirazın kısmen iptaline, Kredi kartı alacağına ilişkin olarak takibin 6.140,00-TL üzerinden devamına asıl alacak 6.129,84-TL takip tarihinden itibaren davacının talebi olan %30,24-TL aşmamak üzere Merkez Bankasınca 3' er aylık dönemlerde belirlenen artan ve azalan oranlarda faiz oranı üzerinden tememmürd faizi ve %5 Gider vergisi uygulanmasına, Kredili Mevduat hesabından dolayı takibin 5.458,37-TL üzerinden devamına, Asıl alacak 5.250,00-TL takip tarihinden itibaren davacının talebi olan %30,24 oranını aşmamak üzere artan ve azalan oranlarda Merkez Bankasınca 3' Er aylık dönemlerde belirlenen temerrüd faizi ve %5 Gider faizi uygulanmasına, Davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak taraflarca belirlenebilir mahiyette bulunan likit alacak miktarına kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden, kabul edilen toplam alacak miktarı üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,'' 1-İtirazın Kısmen İptaline, Kredi kartı alacağına ilişkin olarak takibin 6.140,00-TL üzerinden devamına asıl alacak 6.129,84-TL takip tarihinden itibaren davacının talebi olan %30,24-TL aşmamak üzere ... Bankasınca 3' er aylık dönemlerde belirlenen artan ve azalan oranlarda faiz oranı üzerinden tememmürd faizi ve %5 Gider vergisi uygulanmasına, 2-Kredili Mevduat hesabından dolayı takibin 5.458,37-TL üzerinden devamına, Asıl alacak 5.250,00-TL takip tarihinden itibaren davacının talebi olan %30,24 oranını aşmamak üzere artan ve azalan oranlarda Merkez Bankasınca 3' Er aylık dönemlerde belirlenen temerrüd faizi ve %5 Gider faizi uygulanmasına, 3-Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 2.278,00-TL %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil- ...'in, dava dışı kredi borçlusu ... San. Ltd. Şti.'nin ("...") yalnızca 18.12.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nden doğan borcu için müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla anılı sözleşmeyi imzalamış olup; davacı- ... Bankası A.Ş. ile ... arasında daha sonra imzalanan ve icra takibine konu alacağın dayanağı olan kredi sözleşmesinde müvekkilin imzası bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin kefalet imzasının bulunmadığı sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerden dolayı kefalet sorumluluğundan söz edilemeyeceğini,İtirazın iptali davalarında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, alacaklının takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanmasına olanak bulunmadığını, ilk derece mahkemesince takipte dayanılmayan, üstelik müvekkilin,n imzasının dahi bulunmadığı genel kredi sözleşmelerine itibar edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı- takip alacaklısı tarafından itirazın iptali davasında delillerin serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi zorunlu olduğundan, davaya konu ... sayılı icra dosyasına ilişkin takip talebinde (EK-1) borcun sebebi "30.08.2014 tarihli asıl alacak 6129,84 TL, 08.08.2014 tarihli asıl alacak 5381,21 TL" olarak gösterilmesine rağmen, takipte dayanılmayan genel kredi sözleşmelerinin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının davanın açıklanan niteliği ile bağdaşmadığını ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.02.2020 tarihli ve Esas: 2017/2076- Karar: 2020/117 sayılı içtihadı),İcra takibine konu borcun doğum tarihi ve davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında birden fazla genel kredi sözleşmesinin varlığı dikkate alındığında, yalnızca 18.12.2007 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan müvekkilinin, taraflar arasındaki sonraki tarihli, yeni ve müvekkilin imzasını içermeyen genel kredi sözleşmelerine dayalı borçtan sorumlu tutulabilmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle, hatalı hukuki gerekçeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, davalının 18.12.2007 tarihinden sonraki tarihli, yeni genel kredi sözleşmelerinden doğan borca hiçbir şekilde kefil olmadığını, davacının, davaya konu takip talebinde dayanak belge olarak göstermediği genel kredi sözleşmelerini itirazın iptali davası sırasında ispat vasıtası olarak kullanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu tekrarla, her durumda, davacı tarafından 08.09.2015 tarihli delil dilekçesi ekinde sunulan genel kredi sözleşmelerinde Müvekkilin imzası bulunmadığından, bu sözleşmelerden doğan borçlardan sorumlu tutulması hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, somut olayda, icra takibine konu alacakların doğum tarihlerinin 30.08.2014 ve 08.08.2014 tarihli olduğunu, davacı bankanın Müvekkilin kefil sıfatıyla imzaladığı 18.12.2007 tarihli ve 10.000,00-TL bedelli genel kredi sözleşmesinden sonra, dava dışı asıl borçlu ile 24.12.2012 tarihli ve 250.000 TL bedelli yeni bir genel kredi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye dayalı olarak taraflar arasında 16/08/2013 tarihinde yeni bir Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığı, ayrıca taraflar arasında 25.000 TL bedelli ve 80.000TL bedelli iki ayrı genel kredi sözleşmesi daha bulunduğunu ve davacının delil dilekçesi ekinde müvekkilin imzasını taşıyan 18.12.2007 tarihli genel kredi sözleşmesini de sunmadığı dikkate alındığında, davacı takibe konu borcun müvekkilinin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden doğduğunu ispat yükü altında olduğunu; ancak yargılama süresince alacağın kefilin imzasının bulunduğu sözleşmeden doğduğunu ispatlayan tevsik edici tek bir belge sunamadığını, kaldı ki, borcun doğum tarihi dikkate alındığında, takibe konu alacağın banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki diğer kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı açık olup, davacının maddi gerçeğe aykırı şekilde aksi durumu ispat edebilmesine de imkan bulunmadığını, açıklanan durum karşısında, mahkemece, banka ile asıl borçlu arasında imzalanan ve kefilin imzasını taşımayan genel kredi sözleşmelerinden doğan borçtan kefilin sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin kefaletin devam ettiği sonucuna varılması ve neticeten davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2015 tarihli ve E. 2015/5239- K. 2015/15531 sayılı içtihadı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2021 tarihli ve E. 2019/1497- K. 2021/1837 sayılı kararı),Ayrıca ve asla aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece, takibe konu alacağın taraflar arasındaki hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, o sözleşmede kefilin imzasının bulunup bulunmadığı incelenmeksizin ve 30.09.2016 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarını karşılar, Yargıtay denetimine elverişli rapor tanzimi sağlanmaksızın eksik inceleme ile dosyanın kararanın bağlanması usul ve yasaya aykırı olduğunu (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 15.09.2015 tarihli ve E. 2014/13671- K. 2015/10996 sayılı kararı),İlk derece mahkemesinin hatalı hukuki gerekçesinin aksine, kredi sözleşmesinde diğer kredi sözleşmelerine atıfta bulunmanın, eş söyleyişle,"kelepçeleme" yapmak suretiyle kefilin imzalamadığı sözleşmeden sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 05.07.2021 tarihli ve E. 2018/2237- K. 2021/927 sayılı ilamı,),Somut olayda takip konusu alacağın müvekkilinin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmadığı davacı nezdinde tutulan hesap ve kayıtlar ile sabit olduğu halde, müvekkil aleyhine kefil sıfatıyla icra takibi başlatmasının kötü niyetli olduğu dikkate alınarak İİK'nın 67. maddesinde yazılı koşulların oluştuğunun kabulü ile müvekkil lehine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve sayın dairenizce re'sen nazara alınacak nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemizce yeniden esas hakkında hüküm tesis edilerek müvekkil ...bakımından davanın reddine, İİK'nın 67. maddesinde yazılı koşulların oluştuğunun kabulü ile davalının müvekkil lehine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; davacı bankanın vekilinin, 2009 yılında kefil olarak imzaladığı, ipotek teminatlı, 60.000 TL tutarında 36 ay vadeli bir kredi için imzalanan ...'yi sebep göstererek, 2012 yılı ve sonrasında dava dışı borçlu ... LTD ŞTİ'nin yetkili ...'e münferiden ...'leri her seferinde ayrı ayrı imzalatılan ve banka uhdesinde tutulan ancak kendi kefilliğine dair imza ve el yazısının olmadığı 2014 tarihli alacakları için icra takibi başlatması ve itirazı üzerine 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali için açılmış 2015/848 esas nolu dava dosyasına verilne 2016/916 nolu gerekçeli karar nedeniyle istinaf başvuru dilekçesi olduğunu, 2009 tarihli ...'yi 60.000 TL tutarında ipotek teminatlı ve 36 ay vadeli bir kredi için imzaladığını ve kredi aylık geri ödemeleri düzenli olarak ödenip borç bittikten sonra ipotek fekkiyle teminat iadesi gerçekleşen borca kefil olduğunu; şirket ortaklığı da o dönem limited şirket olabilmesi için en az iki hissedarın ortak olması gerektiği için olduğunu ve imza yetkisi ne de sevk ve ifadere söz hakkının olmadığını, mayıs 2014 tarihinde de %3 olan hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, firmayla ilişkisini bitirdiğini, 2012 yılında TTK da yapılan değişiklikler sonrası söz konusu borçlu dava dışı firma yetkilisine yeni tarihli ve yasadaki değişiklere uyumlu yeni ...'ler imzalatıldığını ve eski ...'leri sorduklarında ise bankanın yetkili temsilcisi tarafından yeni yasadaki değişiklikler yüzünden ...'lerin yenilediği ve eskilerinin artık hükümsüz olduğunun beyan edildiğini; yeni ...'lerin hiç birinde kefil olarak el yazısı ya da imzası bulunmamasına rağmen hükümsüz adledilen ...de yer alan ve 41. Madde nedeniyle bilgisi dahi olmayan borçlar için hakkında icra takibi başlatılması Yargıtayın da farklı tarihli farklı dosya numaraları olan ancak içeriği aynı olan dosyalar için verdiği emsal kararlarındaki hususlarla aynı olduğunu; bahsi geçen dava konusu olan borçların kendisini kefil olarak imzaladığı sözleşmeden kaynaklı borçlar olmadığını ve sözleşmenin süresiz kabul edilerek sonsuza kadar doğan tüm borçlara kefil olmuş durumda borçlu sıfatıyla yargılanmasının hukuka aykırı olduğunu çünkü bahsedilen borçlar için ayrıca ...her seferinde borçluya imzalatıldığını; banka kredi borcu bitip teminatı iade etmesine rağmen TTK da gerçekleşen değişiklikleri bahane ederek tüm kalemler için ...'leri yenilediğini fakat hükümsüz diye iade etmediği ...'leri uhdesinde tutarak art niyetli olarak alacağını kendisinden talep ettiğini,İleri sürerek belirtilen hususlar doğrultusunda ve kanunun ilgili maddesine dayanarak, yasal süre içinde başvuruda bulunduğu istinaf dilekçesinin kabulüne ve mahkemeden, 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ... nolu gerekçeli kararın iptali ve tüm masrafları davacı tarafa ait olacak şekilde açılan dava ve icra takibi dosyasının beraatiyle kapatılması yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; genel kredi sözleşmesi, kredi kartı üyelik sözleşmesi ve kefalet sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının dava ... Şirketi, dava dışı ... ile davalılar aleyhine 02/09/2014 tarihinde, 6.129,84,-TL asıl alacak, 10,16,-TL işlemiş faiz, 5.381,21,-TL asıl alacak, 107,00-TL işlemiş faiz, 5,86-TL BSMV olmak üzere 11.634,07,-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalıların takibe süresinde ve ayrı ayrı itirazları sonucu takibin durduğu ve eldeki itiraz iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Takip talebinde borcun dayanağı olan genel kredi sözleşmesinin gösterilmediği görülmüştür. Davacı banka tarafından sunulan delil dilekçesi ekinde, dava dışı ...Şirketi ile davacı arasında imzalanan 24/12/2012 tarihli 250.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi, 24/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olarak imzalandığı son maddesinde açıkça belirtilen 16/08/2013 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi, 25.000,00-TL limitli tarihsiz genel kredi sözleşmesi, 80.000,00-TL limitli tarihsiz genel kredi sözleşmesi, Bakırköy ... Noterliği'nin 30/06/2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve tebliğ şerhleri, ekinde ihtarnamedeki beş ayrı kredi borcu kaleminin hesap özetlerinin sunulduğu anlaşılmıştır. Banka tarafından dosyaya sunulan sözleşmelerde yalnızca dava dışı ...'in kefil sıfatıyla imzası bulunmakta olup, davalılar ...ve ...'in ise imzaları bulunmamaktadır. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, takip dosyasına, dava dilekçesine ve delil dilekçesine ekli olmayan, davacı banka tarafından da yargılama sırasında dosyaya sunulmayan tarihsiz 60.000,00-TL limitli ve yine tarihsiz 10.000,00-TL limitli iki adet genel kredi sözleşmesine atıf yapılmış, takibe konu edilen kredi kalemlerinin kredi kartından ve kredili mevduat hesabından kaynaklandığı belirtilmiş olup, davalılardan ...'in yalnızca 18/12/2007 tarihli 10.000,00-TL limtli genel kredi sözleşmesinde, ...'ın ise 2009 yılında 60.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu bildirmelerine, davacı tarafından da bu husus kabul edilmekle birlikte anılan genel kredi sözleşmelerindeki kefaletin sonraki sözleşmelerden doğan borçları da kapsar mahiyette bulunulduğu ileri sürülmesine rağmen, mahkemece bu sözleşmeler dosya arasına alınmadıkları gibi, kredi kartı üyelik sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu 24/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının olmadığı, buna göre takibe konu kredi kartı alacağı bakımından davalıların kefalet sorumluluklarının bulunup bulunmayacağı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığı, yine takibe konu diğer alacak kalemi olan kredili mevduat hesabı alacağının hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığının tespit ettirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, dosyaya mübrez kat ihtarındaki bilgiler ile raporda tespit edilen bilgilerin uyuşmadığı, dosyaya mübrez tebliğ şerhlerindeki tebliğ tarihleri ile raporda tespit edilen tebliğ tarihlerinin uyuşmadığı, hesaplanan temerrüt tarihlerinin de bu bakımdan yerinde olmadığı, yine bilirkişi tarafından takip tarihinin dahi hatalı tespit edildiği, raporun hükme esas almaya elverişli olmadığı, mahkemece rapor içeriği tekrar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunmadığı genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacakları gözetilerek, eksik sözleşmeler de celbedilip davacı banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilen bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak, takibe konu iki kredi kaleminin davalıların kefil oldukları genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılıp kullandırılmadıkları, buna göre davalılardan takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacağın varlığı ve miktarı hususunda, davalıların itirazlarını da karşılar şekilde, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik delillerle ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesis edilmesinin isabetsiz olduğu, davalıların istinaf başvurularının haklı olduğu anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; davalılar ...ve ...'in istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat yürütülmek üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalıların istinaf başvurularının KABULÜ ile;İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2016 tarih ve 2015/848 Esas ve 2016/916 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.