T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2099 Esas
KARAR NO:2025/823 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/261 Esas-2022/132 Karar
TARİHİ:21/02/2022
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)
KARAR TARİHİ:15/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Banka tarafından Kredi borçlusu ...Şti. lehine ve davalı ...' in müşterek borçlu ve müteselsil kefaletiyle genel kredi sözleşmelerine istinaden açılan ve kullandırılan kredi hesabı 30/09/2019 tarihinde kat edildiği, bunun üzerine Borçlulara Üsküdar 16. Noterliğinin 30/09/2019 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, Borçlulara gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine bu defa ... Sayılı dosyasından Borçlu aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla icra takibine geçildiğini, yapılan ödemelerin icra takibinde gözetilerek düşüldüğünü ve takip talebinin oluşturulduğunu, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, Borçluların haksız olarak takibe itiraz etmiş olmaları nedeniyle yasa gereği %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetlerine, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu icra takibinin usul ve yasaya uygun olmayıp bu nedenle usule aykırı ödeme emrinde belirtilen miktar ve şekilde borcunun Söz konusu icra takibi nezdinde usulüne uygun olarak hesap kat ihtarnamesi gönderilmeden icra takibine geçildiğini, hesap kat ihtarına konu kredilerin talep edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılarak talep edilmesi gerektiğini, müvekkiline hesap kat ihtarına ilişkin noterden herhangi bir ihtarname ulaşmadığını, davalı ... yönünden davacı banka ile yapılmış olan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkil şahsın kafalet sözleşmesini kendi el yazısı ile yazması gerektiğini, ayrıca hangi sözleşmeden dolayı kefil olduğunu da açık bir şekilde belirtilmediğini, davacı tarafın sunmuş olduğu el yazılı evraklarda müvekkil ...'in hangi sözleşmeden kaynaklı, buna bağlantılı olarak hangi borçtan dolayı müteselsil kefil olduğu belirli olmadığını, bu sebeple taraflar arasında geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, söz konusu icra takibi nezdinde müvekkil ...'e yönelik asıl borçlu olarak talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, Kefalet sözleşmesinde kefilin borcu, alacaklının ifaya olan menfaatinin parayla sağlanması olduğuna göre, kefilin borcu ile asıl borç aynı borç olmadığını, aynı şekilde kefalet sözleşmesinin geçerliliği, temeldeki bir borcun varlık ve geçerliliğine bağlı olmakla birlikte; kefalet sözleşmesinin sözleşme olarak asıl borcu doğuran borç ilişkisinden bağımsız / başka / farklı bir sözleşme olduğunu, buna göre kredi sözleşesinden kaynaklanan bedellerle birlikte bir takım başkaca bedellerin icra dosyasına eklenmesi ve kefilin esasen bu şekilde bir sıfatı olmaması nedeniyle icra dosyası kapsamında kefilin dosyaya asıl borçlu şeklinde eklenmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/02/2022 tarih ve 2021/261 Esas - 2022/132 Karar sayılı kararında;"....Tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalı kredi borçlusu/lehtarı ...ŞTİ. arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, işbu sözleşmeyi diğer davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukla, ancak davalı taraflarca davacı tarafa ödemede bulunulmadığı, hesabın kat edilldiği, bunun üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı sayılı dosyası ile takip yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, davanın İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı taraflar her ne kadar icra takibine itirazda ve cevap dilekçesinde borçlu olmadıklarını ileri sürmüşler ve sair itirazlarda bulunmuşlar ise de, yapılan bilirkişi incelemesinde davalıların borçlu olduğu miktarların belirlendiği ve mahkememizce aldırılan raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu ve davalıların mahkememizce benimsenen raporda yapılan hesaplama miktarı kadar itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, takibin devamı ile itirazın raporda belirlenen miktarlar üzerinden iptaline karar verilmiştir. İcra İflas Kanununun 67/2 maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." İşbu davada davalılar, mahkememizce bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibari ile haksız görüldüğünden ve talep olduğundan alacağın likit olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulü ile, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; takibin 391.132,16 TL asıl alacak(ticari krediler), 147.231,43 TL işlemiş faiz, 14.904,39 TL asıl alacak (kredili mevduat), 5.127,11 TL işlemiş faiz ve 7.653,69 TL bsmv olmak üzere toplam 566.048,78 TL toplam alacak üzerinden devamına,
-391.132,16 TL lik asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yıllık % 45 oranında temerrüt faizive % 5 bsmv uygulanmasına,-14.904,39 TL lik asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yıllık % 28,80 oranında temerrüt faizi ve % 5 bsmv uygulanmasına, 2-Belirlenen toplam alacak miktarı olan 566.048,78 TL 'nin % 20'si olan 113.209,75 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,3-Fazlaya ilişkin 393.319,08 TL lik talebin reddine, 4-Gayrinakit depo talebinin kısmen kabulü ile, 16 adet çek depo bedeli olarak 34.400,00 TL'nin faiz getirmeyen bir hesaba davalılar tarafından depo edilmesine, fazlaya ilişkin depo talebinin reddine'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilerek, 566.048,78 TL yönünden itirazın iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden %45 oranında temerrüt faizi ile bu faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, 393.319,08 TL yönünden ise davanın reddine karar verildiğini, mahkemece 18.01.2022 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiğini ancak her iki tarafında işbu rapora karşı itirazları değerlendirilmeyerek hatalı ve eksik hüküm kurulduğunu, mahkemece, alacağın tespiti amacıyla 18.01.2022 tarihinde bilirkişi raporu alındığını, işbu rapora karşı tarafımızca faiz yönünden açıkça itiraz edildiğini, zira bilirkişi tarafından yapılması gerekenin sadece hesaplama olduğunu, ancak huzurdaki dosya açısından bilirkişinin hesaplama yapmakla yetinmeyerek kendisini mahkemenin yerine koyarak talebimiz dışında %45 faiz oranı ile hesaplama yaptığını, halbuki bilirkişi tarafından talepleri olan %90 temerrüt faizi ile de hesaplama yapılması ve takdirin mahkemeye bırakılması gerektiğini, bu yönü ile ek rapor talepleri karşılanmadan hüküm kurulmuş olması ve itiraz konu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, temerrüt faizinin tespiti hususunda sözleşme serbestisi ilkesi gereği genel kredi sözleşmesinde belirlenen faiz oranının hesap edilmesi gerektiğini,Müvekkil banka ile asıl borçlu ve kefiller arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'nin Temerrüt Faizi başlıklı 2.7.1 maddesi uyarınca ; "... Ancak Müşteri; bankaca uygulanan akdi faiz oranının muacceliyet tarihi itibariyle aynı tür krediler ve hesaplar için bankaca TC Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden düşük olması halinde en yüksek olan oranın gecikme faizi olarak uygulanmasını kabul eder. Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler içini temerrüt tarihinde aynı tür Türk lirası krediler ve hesaplar için Banka'nın ... Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanının %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödemeyi kabul eder" hükmünün sabit olduğunu, Müvekkil bankanın ... Bankası'na bildirmiş olduğu en yüksek faiz oranının %60 olduğunu, söz konusu faiz oranının %50 fazlasının %90'a tekabül ettiğini, taraflarınca yapılan hesaplamaların bu oran üzerinden yapıldığını ve ... bünyesinden başlattıkları icra takibinde de taleplerinin bu yönde olduğunu, mahkemece sözleşme serbestisi gereği talepleri gibi %90 faiz oranı ile yapılan hesap üzerinden hüküm verilmesi gerekirken %45 oran üzerinden faize hükmedilmesi hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak %90 faiz oranı ile yapılan hesaplama üzerinden karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı nakdi ve gayrinakdi alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece bankacı bilirkişiden davacı banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle rapor alındığı, davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesi ile; bilirkişi raporundaki ticari nitelikli kredi alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranına yönelik tespite itiraz ettiğini belirterek itirazları doğrultusunda ek rapor aldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, ek rapor alınması talebinin reddine karar verilerek bilirkişi raporundaki tesbitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.Davacı vekilinin ticari nitelikli kredi alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin “Temerrüt” başlığını taşıyan 2.7.1 maddesinde;"....Müşteri temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler için, temerrüt tarihinde aynı tür TL krediler ve hesaplar için bankanın ... Bankasına bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanın %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödemeyi kabul ederler.“ Hükmü düzenlenmiştir.Davacı 09.10.2019 tarihinde ... Bankasına bildirdiği tabela faiz oranları tablosuna göre temerrüt faizi talep etmiş olduğu, anılan tabloya göre en yüksek tabela faiz oranının %60 olduğu, sözleşmenin temerrüt hükmünü düzenleyen 2.7.1 m. nazara alınarak %90 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir.Temerrüt faizi oranının tespiti yönünden davacı bankanın ..Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, bilirkişi tarafından ilgili banka şubesinde yerinde inceleme yapılarak, banka kayıtları incelenip dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı belirlenip bu orana sözleşmenin 2.7.1 maddesinde belirtilen % 50 ilave edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD 2018/2511 Esas 2019/3854 Karar, Yargıtay 11 HD. 2021/9135Esas - 2023/655 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir. ) Somut olaya döndüğümüzde, bankacı bilirkişi tarafından davacı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen raporda; Davacı bankanın takip ve dava konusu kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranının %30 olduğu, bu durumda sözleşmenin 2.7.1. m. hükmü uyarınca % 50 fazlası mertebesinde %45 (30x1.50) oranında temerrüt faizi hesaplandığının belirtildiği, mahkemece bilirkişi raporundaki bu tespitler doğrultusunda hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.