T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2042 Esas
KARAR NO:2025/827 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/134 Esas - 2022/293 Karar
TARİH:19/04/2022
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:15/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı ... arasında 22.05.2015 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ve yine aynı tarihli Çerçeve Protokol akdedildiğini, davalı tarafından düzenlenen 22.05.2015 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi ile, davalı taraf yıllık 300 ton olmak üzere anlaşma süresince toplam 1.500 ton beyaz ürün almayı, eksik aldığı ton başına 25 USD kar mahrumiyeti ödemeyi, söz konusu kar mahrumiyeti miktarının ...tarafından her bir anlaşma dönemi hitamında veya bizzat belirlenecek dönemlerde anlaşmanın ifası ile birlikte talep edilebileceğini, ...'in kar mahrumiyeti tutarını anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edebileceğini beyan kabul ve taahhüt ettiğini, çerçeve Protokol'ün 7. maddesi kapsamında davalıya 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere 7.500,00 USD +KDV miktarında yatırım katılım bedeli ödeneceği düzenlenmiş olduğunu, bu tutar davalı tarafından düzenlenen 19.08.2015 tarihli 25.426,05 TL bedelli fatura mukabilinde davalıya ödendiğini, Çerçeve Protokol'ün 7. maddesi uyarınca sözleşmenin süresinden önce feshi halinde kalan döneme ilişkin yatırım katılım bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ...+3 faizi ile birlikte davalı tarafından müvekkil şirkete iade edilmesi gerektiğini, davalı taraf keşide ettiği Beşiktaş ... Noterliği'nin 31.05.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeleri süresinden önce feshettiğini, davalının feshi nedeniyle müvekkilin davalıdan fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla aşağıda sayılan alacakları doğduğunu, Çerçeve Protokol'ün 13/c maddesi gereğince davalı taraf 50.000,00 USD cezai şart tutarını müvekkil şirkete ödemekle yükümlü olduğunu, cezai şartın 78.884,97 TL'lik kısmı tahsil edildiğini, müvekkilin bakiye 39.939,00 USD cezai şart alacağı bulunduğunu, davalı toplam 1.500 ton beyaz ürün almayı taahhüt etmesine karşılık, fesih tarihine kadar 878,67 ton ürün aldığını, buna göre davalı alımını gerçekleştirmediği 621,33 ton için 621,33 X 25= 15.533,25 USD kar kaybını müvekkil şirkete ödemekle yükümlü olduğunu, davalıya 5 yıl için ödenen 7.500,00 USD +KDV yatırım bedelinin kalan sözleşme süresine isabet eden 2.963,87 USD'nin bu tutarın davalıya ödendiği tarihten itibaren işleyecek Libor+3 faizi ile birlikte davalı tarafından iadesi gerektiğini, Çerçeve Protokol'ün 13/a maddesinde davalının borçlarının fesih ile birlikte ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın muaccel olacağı ve fesih tarihinden itibaren 7 iş günü içerisinde nakden ve def'aten ödeneceği düzenlendiğini, bu nedenle davalının kar kaybı ve cezai şart borçları yönünden 13.06.2018 tarihinde temerrüte düştüğünü, davaya konu alacaklarla ilgili olarak dava şartı olması nedeniyle arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanamadığını ve anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 2.963,87 USD yatırım katılım bedeli alacağının 19.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek Libor+3 faizi ile birlikte, 15.533,15 USD eksik alımdan kaynaklanan alacak tutarının şimdilik 1.000,00 USD'si ve 39.939,00 USD tutarındaki cezai şart alacağının şimdilik 1.000,00 USD'sinin 13.06.2018 tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkil şirkete ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğe çıkmış olup, davalı tarafından cevap verilmediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/04/2022 tarih ve 2020/134 Esas - 2022/293 Karar sayılı kararında; "Dava; bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle kar kaybının, yatırım bedelinin ve cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.Dosya kapsamından, taraflar arasında 22.05.2015 tarihinde 5 yıl süreli (md.5) ... A.Ş. Standart Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, yine aynı tarihli Çerçeve Protokolün akdedildiği, davalı ... tarafından keşide edilen Beşiktaş ...Noterliği 31.05.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle ithal maliyetlerde gerçekleşen artışın yansıtılması ve sözleşmenin esaslı unsurlarının onay alınmadan değiştirilmesi gerekçeleriyle sözleşmenin feshedildiği görülmüştür.Uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilip feshedilmediği, davacının sözleşme ve protokol uyarınca fesih nedeniyle kar kaybını, yatırım bedelini ve cezai şartı davalıdan talep edip edemeyeceği, talep edebilecekse alacaklarının miktarının ne kadar olduğu hususlarına ilişkindir.Yargılama sırasında yapılan tüm bilirkişi incelemelerinde; ithal maliyetlerde gerçekleşen artışın davalıya yansıtılmadığının ve sözleşmenin esaslı unsurlarının onay alınmadan değiştirilmediğinin tespit edildiği, davalı tarafından davacı şirkete sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca yatırım bedeline ilişkin olarak 19.08.2015 tarihinde 7.500,00 USD + KDV karşılığı toplam 25.426,05 TL tutarında fatura tanzim edildiği, davacının sunulan kayıtlarında da 01.09.2015 tarihinde söz konusu davalı faturasının davalı alacağı olarak kaydedildiği ve davalının ürün alımından kaynaklı davacının fatura ettiği borcuna mahsup edildiği, davacı tarafından sunulan davalının ürün alımına ilişkin fatura dökümleri uyarınca sözleşme tarihinden sonraki döneme ilişkin 30.05.2015 - 29.05.2018 son alımına kadar dönemler itibariyle davalının mal alımlarının; 22.05.2015 - 21.05.2016 tarihleri arası 1. Yılda 574,08 Ton, 22.05.2016 - 21.05.2017 tarihleri arası 2. Yılda 680,62 Ton, 22.05.2017 - 21.05.2018 tarihleri arası 3. Yılda 626,46 Ton, 22.05.2018 - 21.05.2019 tarihleri arası 4. Yılda 47,72 Ton olmak üzere toplam 1.928,88 ton olduğu, 29.05.2019 tarihinden sonra ürün alımı olmadığı, davacının ticari defterlerinde ... hesabında Cezai şart bedeli olarak 78.884,97 TL tutarın davalı borcu olarak kaydedildiği, 7.350,34 TL hesapta mevcut davalı alacağı ile 75.000,00 TL tutarındaki Teminat mektubu tazmini ve kalan cari hesap davalı borcu mahsup edildiği, taraflar arasında akdedilen çerçeve protokolü yarınca taahhüdün sözleşme süresindeki toplam 1500 ton taahhüt dışında taahhütname hükmü uyarınca yıllık asgari 300 ton ve sözleşme süresi boyunca toplam 1.500 ton ürün alımı taahhüt edildiği, davalının davacıdan sözleşme süresi boyunca toplam 1.928,88 ton ürün alımı olduğu belirlendiği, yatırım bedeline ilişkin protokolün 7. maddesi kapsamında fesih tarihinden sonra kalan süreye ilişkin kalan yatırım bedelinin 2.961,39 USD ve dava tarihine kadar 234,24 USD faiz hesaplandığı, davalının sözleşme süresi olan 5 yıl için taahhüt ettiği toplam ürün alımını 3 yılda yerine getirdiği, bu kapsamda kar kaybı oluşmadığı, ancak sözleşmenin söz konusu maddesindeki taahhüdün sözleşme süresindeki toplam 1.500 ton taahhüt dışında, her bir yıl için ayrı ayrı asgari 300 ton alım esas alınması halinde 13.807,03 USD kar mahrumiyeti hesaplandığı 50.000,00 USD sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedeline ilişkin ,davacının 28.06.2018 tarihinde tazmin ettiği teminat mektubu tutarı 17.087,24 USD nin düşümü sonrası 32.912,76 USD kalan cezai şart bedeli hesaplandığı, davalıya ilişkin 2015 yılında 72.532,54 TL ,2016 yılında 197.239,57 TL ,2017 yılında 80.810,08 TL ve 2018 yılında 69.830,96 TL kar olduğu mevcut olduğu ,davalının ortak olduğu ... Şti.'nin 2018 yılında 190.721,82 TL ve 2019 yılında 8.049,29 TL zararı mevcut olduğu, talimat yoluyla alınan davalıya ilişkin bilirkişi raporundaki iktisadi duruma ilişkin belirlemeler kapsamında, cezai şart bedelinin davalının iktisaden mahvına sebep olacağı tespit edilmiştir. Somut olayda; ithal maliyetlerde gerçekleşen artışın davalıya yansıtılmadığının ve sözleşmenin esaslı unsurlarının onay alınmadan değiştirilmediğinin bilirkişilerce tespit edildiği, davalının fesih ihtarnamesinde ileri sürdüğü fesih nedenlerini kanıtlayamadığı anlaşılmakla davalı tarafından bayilik sözleşmesinin ve protokolün haksız olarak feshedildiği sonucuna varılmıştır. Yatırım bedeli açısından yapılan değerlendirmede; taraflar arasında akdedilen Çerçeve Protokolün 7. maddesinde; bayinin, Bayilik Anlaşması ve ekleri ile mevzuat hükümlerini ihlal etmemesi kaydıyla davacı tarafından davalı bayiye 7.500,00 USD+KDV tutarında yatırım katılım bedelinin ödeneceğinin düzenlendiği, davalı tarafından davacı şirkete sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca yatırım bedeline ilişkin olarak 19.08.2015 tarihinde 7.500,00 USD + KDV karşılığı toplam 25.426,05 TL tutarında fatura tanzim edildiği, davacının sunulan kayıtlarında da 01.09.2015 tarihinde söz konusu davalı faturasının davalı alacağı olarak kaydedildiği ve davalının ürün alımından kaynaklı davacının fatura ettiği borcuna mahsup edildiği, yine protokolün aynı maddesinde bayi tarafından bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süresinden önce feshedilmesi halinde yatırım katılım bedelinin 5 yıllık anlaşma dönemi için tespit edilen miktarının, işlememiş anlaşma dönemine tekabül eden kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek Libor+3 oranındaki faiziyle birlikte davacıya iade edeceğinin düzenlendiği anlaşılmakla davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın sözleşme süresinden önce feshedildiğinden davacının sözleşmenin kalan süresine tekabül eden yatırım katılım bedelini talep edebileceği sonucuna varılmıştır.Bilirkişi tarafından davacının talep edebileceği yatırım katılım bedelinin 2.961,39 USD olduğu hesaplanmıştır. Bu nedenle Çerçeve Protokolün 7. Maddesi uyarınca yatırım bedeli açısından; talebin kısmen kabulüne, 2.961,39 USD yatırım bedelinin ödeme tarihi olan 19/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yıllık libor+3 oranındaki faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Cezai şart açısından yapılan değerlendirmede; taraflar arasında akdedilen Çerçeve Protokolün 13. maddesinde; bayi tarafından bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süresinden önce feshedilmesi halinde 50.000,00 USD cezai şartın davacıya nakden veya defaten ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla sözleşme süresinden önce feshedildiğinden davacının cezai şart talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelemesinde; davacının 28.06.2018 tarihinde davalı tarafından verilmiş 75.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu cezai şart alacağına karşılık nakde çevirdiği ve tazmin tarihi itibariyle teminat mektubunun karşılığı olan 17.087,24 USD'nin cezai şart alacağından mahsup ettiği tespit edilmiştir. Yine yargılama sırasında davalının ticari kayıtlarının ve bilançolarının incelenmesinde cezai şarta hükmedilmesinin davalının iktisaden mahvına sebebiyet verebileceği tespit edilmiştir. TBK m.182'de hakimin aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indirebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; davalının borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borcu ödeme kabiliyeti, akde aykırı davranışındaki kusur derecesi değerlendirildiğinde, talep edilen ceza miktarında hak, adalet ve nesafet kuralları uyarınca TBK 182 maddesi gereğince, indirim yapılması gerektiği sonucuna varılarak talep edilen 50.000,00 USD (50.000x%60 = 30.000, 50.000-30.000 = 20.000 ) cezai şart miktarında %60 tenkis yapılarak davacının cezai şart olarak 20.000,00 USD talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından tahsil edilen 17.087,24 USD'nin 20.000,00 USD'den mahsubu sonucunda davacının bakiye 2.912,76 USD cezai şart alacağı kaldığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından 1.000,00 USD cezai şart talep edildiğinden ve ıslah yapılmadığından taleple bağlılık ilkesi gereğince; cezai şart açısından talebin kabulüne, 1.000,00 USD cezai şartın 13/06/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Eksik alımdan kaynaklı alacak talebi açısından yapılan değerlendirmede; taraflar arasında akdedilen Ürün Alım Taahhütnamesinin incelenmesinde davalının birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 300 ton, anlaşma süresince toplam 1.500 ton beyaz ürünü satın almayı taahhüt ettiği, bilirkişi incelemesinde davalının davacıdan sözleşme süresi boyunca toplam 1.928,88 ton ürün alımı olduğu belirlendiği, taraflar arasında akdedilen Ürün Alım Taahhütnamesi uyarınca davalının sözleşme süresi olan 5 yıl için taahhüt ettiği toplam ürünün üzerinde 3 yıl içersinde alım yaptığı anlaşılmakla davacının eksik alımdan kaynaklı alacağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Tüm bu açıklanan nedenlerle; davalı tarafından sözleşme süresinden önce haksız olarak feshedildiğinden; davanın kısmen kabulüne, yatırım bedeli açısından; talebin kısmen kabulüne, 2.961,39 USD yatırım bedelinin 19/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yıllık libor+3 oranındaki faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, eksik alımdan kaynaklı alacak talebinin reddine, cezai şart açısından talebin kabulüne, 1.000,00 USD cezai şartın 13/06/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur."gerekçesi ile,''1-Davanın KISMEN KABULÜNE,-Yatırım bedeli açısından; talebin kısmen kabulüne, 2.961,39 USD yatırım bedelinin 19/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yıllık libor+3 oranındaki faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,-Eksik alımdan kaynaklı alacak talebinin reddine,-Cezai şart açısından talebin kabulüne, 1.000,00 USD cezai şartın 13/06/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin "erken fesih cezai şart" ve "eksik ürün cezai şart" alacakları yönünden hatalı karar verdiğini, Bu alacaklarının dayanağının dosyada mevcut (Davalının imzasını taşıyan “Çerçeve Protokol'ün 13/c maddesi olduğunu; anılan hükme göre Davalı Bayi, Bayilik Sözleşmesi'ni süresinden önce haksız olarak feshederse 50.000 USD cezai şart ödemek zorunda olduğunu; dava dilekçelerinin 5 nolu eki olarak dosyaya sundukları Noter ihtarnamesi ile Davalı, Bayilik Sözleşmesini süresinden önce feshettiğini ve neticede erken fesih cezai şartın doğumuna yol açtığını; bu tutarın 78.884,97 TL'lik kısmının Davalıdan tahsil edildiğini, böylece alacaklarının 39.939 USD'ye düştüğünü, mahkemenin, erken fesih hususunu “sözleşme süresinden önce feshedildiğinden davacının cezai şart talep edebileceği sonucuna varılmıştır” diyerek tespit etmiş olmasına rağmen, cezai şartın, ödenmesi halinde davalının ekonomik mahvına sebep olacağı gerekçesi ile tutarda %60 tenkisata gittiğini; bu durumun her şeyden önce TTK 22'de bahsi geçen “tacirler arası cezai şaratta indirim yapılamayacağı” hükmüne aykırı olduğunu; bir an için Davalının özvarlığı gözetilerek bir indirim yapılabileceği düşünülse bile bu %60 oranında olmaması gerektiğini; oranın fahiş ve Müvekkili yönünden hakkaniyete aykırı olduğunu; davalının, yerine getiremeyeceği taahhütleri üstlenmemesinin, bunun yanı sıra altında imzası olan taahhütlere de riayet etmesinin, basiretli tacir olmanın gereği olduğunu, mahkemenin önce cezai şartta indirim yaptığını, akabinde müvekkilinin kabulünde olan kısmi tahsilatı düştüğünü; burada bir yöntem hatası olduğunu; bir indirim yapılacaksa bile öncelikle kısmi ödeme (yani 78.884,97 TL) 50.000 USD'lik cezai şarttan düşülmesi gerektiğini, ondan sonra şartları varsa indirim uygulanması gerektiğini; bunun yerine mahkemenin önce cezai şarttan %60 indirim yapıp akabinde indirimli tutardan, tahsil edilen kısmi cezai şartı düştüğünü,Mahkemenin eksik ürün alımına ilişkin talepleri bakımından da bir değerlendirme hatası yaptığını; davalının, sözleşme süresince “yılda” 300 ton ürün almayı üstlendiğini, mahkemenin, bayilik sözleşmesinin yürülükte kaldığı 3 yıl boyunca alınan ürünün taahhütte yazılı 5 yıllık toplam tutarı aştığı ve bu nedenle cezai şart alacağının doğmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu; çünkü ürün alımlarının yıllık bazda taahhüt ve takip edilmekte olduğunu; aksinin kabulünün kendilerini davalının 4 yıl boyunca hiç ürün almayarak 5. yıl, tüm 5 yıl taahhüdünü karşılar mahiyette ürün alması halinde bir cezai şart borcunun doğmayacağı sonucuna götüreceğini; oysa ticari bir işletme olan Müvekkili tüm nakit akışını yıllık bazda planlamakta olduğunu; bir bayinin yıl boyunca eksik ürün alması, “ilerde belki alır” diye beklenecek bir durum olmadığı için olduğunu, ürün alım taahhütnamesi'nde yıllık bazda alım yükümlülüğünün getirildiğini; bu tıpkı bir öğrencinin okulun ilk yılında derslerinin zayıf olması halinde zayıf derslere bağlanan sonuçlarla yüzleşmesi gibi olduğunu; ilerleyen sınıflarda alınan yüksek notun, geçmiş veya gelecek yıllara bir faydası /etkisi olmadığını,İleri sürerek, izah olunan ve re'sen ele alınacak nedenlerle; yerel mahkemenin “yatırım katılım bedeli” alacaklarını kabulü dışındaki kararlarının ortadan kaldırılarak: “erken fesih cezai şart alacaklarının 39.939,00-USD olduğunun", “eksik ürün cezai şart alacaklarının ise 15.533,00-USD olduğunun” tespiti ile kısmi talepleri gibi davanın kabulüne ve tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkem kararının, mahkemece yapılan inceleme eksik incelemeye dayalı olup davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usule, yasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırılık oluşturduğunu,Yatırım katılım iade bedeli konusunda çerçeve protokolde; "ortalama toplam dağıtım karı üzerinden hesaplanan ...karının motorin için 4,3 kr/lt, benzin ürünleri için ise 4,3 kr/lt olarak sözleşme sonuna kadar uygulanacağı öngörüsü ile bayiye ödenecek olup, yukarıda belirtilen ...karı ile her bir sözleşme dönemi içerisindeki ortalama ...karı arasında, ...aleyhine bir fark oluşur ise bayi söz konusu farkı " yatırım katılım iade bedeli" adı altında düzenlenen fatura karşılığı iadesi" şeklinde tanımlandığını, eş deyişle her halükarda yatırım bedelinin iadesi değil, sözleşme dönemi içerisinde sözleşmede belirtilen formül ile davacı aleyhine bir fark oluşursa ödenmesinin kararlaştırıldığını; somut olayda, davacı aleyhine oluşan bir fark bulunmadığını, ayrıca dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere, 7.500,00-USD tutarında herhangi bir faturanın davalı müvekkile tebliğ edilmediğini, davalı müvekkilin defterlerine işlenmediğini, bahse konu 19.08.2015 tarih, ... nolu yatırım bedeline ilişkin bir fatura kaydı bilirkişice tespit edilememiş olduğundan, ispatlanamayan yatırım bedeli alacağının reddi gerektiğini; davacı tacir olmasına rağmen, defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı müvekkili ile arasında herhangi bir cari hesap kaydına da rastlanılamadığını; alacak iddiasının tamamen afaki olduğunu, Müvekkili davalı tarafça yapılan fesihin haklı sebebe dayalı yapılmış bir fesih olduğunu; mahkemenin haksız fesih gerekçesi doğru olmamakla birlikte oldukça eksik olduğunu; taraflar arasındaki sözleşme gereği ithal maliyetlerdeki artışlar davacı tarafından davalı müvekkile yansıtıldığını, bununla da sınırlı kalınmayarak dosya kapsamında sunulan cevap dilekçelerinin ekinde mübrez Malatya ... Noterliği'nin 25.05.2018 tarihli, ... Yev. No.'lu işlemiyle müvekkile fiyat farkı + KDV (hiçbirini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sadece Mersin, Samsun ve Marmara Ereğlisi terminallerinde perakende alımlar için 60,00-TL/m3, topran alımlar için ise 120,00 TL/m3) uygulandığını; bu durumun tüm serbest piyasa koşulları karşısında müvekkili davalının, serbest piyasada aynı işi yapan istasyonlarla rekabet edemez ve iş yapamaz duruma düşürülmesi ve ekonomik mahvına sebebiyet verilmesinin amaçlandığını; söz konusu durum karşısında müvekkili davacı taraf ile olan sözleşmesini feshetme ve ticari faaliyetini bırakmak zorunda kaldığını, Ayrıca, davacı tarafça hem kar kaybı hem de cezai şart talep edilmesi, bir şahsın veya kurumun aynı fiilden dolayı ikinci kez cezalandırılması anlamına gelmektedir ki, bu durumun da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin esas aldığı, hukukun evrensel ilkelerinden biri olan "Ne bis in idem" ilkesine aykırılık oluşturmakta olduğunu; gerek ceza mahkemesi gerekse de hukuk mahkemesinin temel ilkelerinden birisi olan "Ne bis in idem" ilkesine göre bir kişi veya kurumun aynı fiilden dolayı ancak bir kez yargılanıp bir kez cezalandırılmasının mümkün olduğunu; bu kapsamda, "Ne bis in idem" ilkesi dikkate alındığında, müvekkili şirketin ödemesi gereken kar kaybına ek olarak cezai şartın ödenmesine hükmedilmesinin hakkaniyete uygun düşmemekle birlikte usul, yasaya ve "Ne bis in idem" ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden davacı tarafın cezai şart ile ilgili talebi bu ilke çerçevesinde değerlendirilerek reddi gerektiğini, bununla birlikte, uyuşmazlık konusu sözleşme feshedildiğinden, esasen feshedilen sözleşme maddesine dayanılarak cezai şart talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını; cezai şartın, asıl borca bağlı fer'i bir borç olduğunu; asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şartın bağımsız bir borç oluşturamayacağını (Yargıtay 19. HD 2018/3380 E ve 2019/5428 K), somut olayda, müvekkili yıllık asgari alım taahhüdünü hayli hayli yerine getirdiğinden, cezai şart talebinin de esastan reddi gerektiğini; asıl borç yoksa cezai şartın da söz konusu olamayacağını; kesinlikle kabul anlamına gelememek kaydıyla, davacı taraf bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah edebilecekken ıslah etmemiş olması nedeniyle usuli müktesep hak doğduğunu, İddiaları kabul anlamında olmamak kaydıyla; yüksek mahkeme konuyla ilgili bir kararında, cezai şartın borçlunun ekonomik olarak sarsılmasına, çöküntüye uğramasına sebep olacak ise, tacir de olsa indirim isteyebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini belirttiğini, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 05.12.2017 tarih, 15056/17040 E/K. sayılı kararı.) Yargıtay’ın bu görüşünden yola çıkılarak tacir de olsa, cezai şartın ekonomik anlamda tacirin mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olması durumunda; mahkeme tarafından indirim yapılabileceğinin açık ve net olduğunu; dosya kapsamında alınan 18.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda da, davacı yanca talep edilen cezai şartın müvekkilden tahsilinin müvekkili davalının iktisaden/ekonomik açıdan mahvına sebep olacağının da tespit edildiğini; bu nedenle de Mahkemece yapılan %60'lık indirim oldukça yetersiz olmakla birlikte davacının cezai şart talebinin ve işbu indirime yönelik itirazlarının reddini talep ettiklerini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve resen takdir edilecek sair sebeplerle; incelemenin duruşmalı yapılarak, istinaf incelemesi sonucu yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının usul ve yasaya aykırı olan taleplerinin reddi ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi, çerçeve protokol ve eki ürün alım taahhütnamesine istinaden, sözleşmenin haksız ve süresinden önce feshedilmesi nedeniyle doğduğu iddia olunan 50.000,00-USD'lik ceza-i şarttan daha önce yapılan tahsilatın mahsubu sonucu kalan 39.939,00-USD cezai şart alacağının şimdilik 1.000,00-USD'lik kısmının tahsili, davalıya ödendiği iddia olunan 7.500,00-USD'lik yatırım bedelinin kalan sözleşme süresine isabet ettiği iddia olunan 2.963,87,00-USD'lik kısmının tahsili, yine eksik ürün alımı nedeniyle doğduğu iddia olunan 15.533,25-USD'lik cezai şart alacağının şimdilik 1.000,00-USD'lik kısmının tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; erken fesih nedeniyle doğan ceza-i şarttan tenkis yapılmasının hatalı olduğu, aksi kabul edilse dahi tenkis tutarının fazla olduğu, yine önce davacının davadan önce teminatı nakde çevirerek tahsil ettiği kısım sonrası bakiye cezai şart tutarından tenkis yapılması gerekirken, mahkemece önce 50.000,00-USD ceza tutarından tenkis yapılarak, akabinde daha önce tahsil edilen tutarın mahsup edilmesinin hatalı olduğu, eksik ürün alımına ilişkin taleplerinin reddedilmesinin de sözleşmeye aykırı olduğu, davalının senelik asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği yönündedir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiği, erken fesih nedeniyle ceza koşulunun oluşmadığı, yatırım bedelinin iadesi koşullarının oluşmadığı, 7.500,00-USD tutarlı herhangi bir yatırım bedeli faturasının davalıya tebliğ edilmediği, davacının tüm taleplerinin reddi gerektiği yönündedir.Taraflar arasında 22/05/2015 tarihli beş yıl süreli standart bayilik sözleşmesi, aynı tarihli çerçeve protokol ile ürün alım taahhütnamesi imzalandığı, davalının 31/05/2018 tarihli ihtarnamesi ile; davacının sözleşme çerçeve protokol hükümlerine aykırı davrandığı, ticari koşulların davalı tarafından kabul edilemez şekilde değiştirildiği, ithal maliyetlerde gerçekleşen artışın davalıya yansıtıldığı, sözleşmenin esaslı unsurlarının tek taraflı olarak değiştirildiği gerekçeleri ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin davacıya bildirildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki çerçeve protokolün 7/2 fıkrasında, davalının davacı markası altında akaryakıt ve otogaz satışına başlaması ardından davacı tarafından davalıya 7.500,00-USD + KDV tutarında katılım bedelinin fatura tarihindeki TCMB alış kuru üzerinden TL karşılığının ödeneceğinin, bu ödemenin beş yıllık bayilik için yapıldığının, ödemenin davalının davacıya olan her türlü borcundan mahsup edilebileceğinin kararlaştırıldığı, 7/3 fıkrasında ise, davalının sözleşmenin süresinden önce feshine sebep olması veya sözleşmeyi feshetmesi, yahut her ne sebeple olursa olsun anlaşmaların sona erme tarihinden önce kısmen veya tamamen kesintiye uğraması hallerinde, katılım bedelinin beş yıllık anlaşma için tespit edilen miktarının, işlememiş anlaşma dönemine tekabül eden kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek libor +3 oranındaki faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya ödeneceği düzenlenmiştir.Çerçeve Porokolün 13/2-c bendinde, sözleşme ve protokolün davalı tarafından süresinden önce feshedilmesi halinde, davacıya, diğer zararları yanında 50.000,00-USD cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.Davalının 22/05/2015 tarihli ürün alım taahhüdü ile davacıdan her yıl için 300 ton ve tüm anlaşma süresi boyunca toplam 1500 ton beyaz ürün almayı taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Davalı; tahhüdün (a) bendi ile, anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 25,00-USD'nin ödeme günündeki Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini davacıya ödemeyi; (c) bendi ile, söz konusu kar mahrumiyeti miktarının davacı tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceği; (d) bendi ile, anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip davacı tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın davacının kar mahrumiyetini talep edebileceği; (e) bendi ile iş bu taahhüdün ve kar mahrumiyeti miktarının anlaşmalarda öngörülen cezai şart miktarına hiçbir şekilde mahsup edilmeyeceği, haklı nedenle fesih halinde cezai şarta ilaveten talep edilebileceği; (g) bendi ile, davacının anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat edildiği; (h) bendi ile davacı tarafından yazılı feragatname verilmedikçe davacının herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı, hususlarını kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. Davalı tarafından, aleyhine ikame edilen davaya süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı, dolayısıyla davayı inkar etmiş sayıldığı, sözleşme eklerinin haklı nedenle feshedildiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının istinaf öncesinde dosyaya inkar kapsamında herhangi bir savunma ve delil sunmadığı gibi, bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede dava dilekçesi ekindeki ihtarnamede fesih nedeni olarak gösterilen hususlara ilişkin belge ve olguya rastlanmadığının belirtildiği, mahkemece sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğinin davalı yanca ispatlanamadığına yönelik kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.Çerçeve protokolün 7/2 fıkrası kapsamında davalının davacıya 7.500,00-USD'nin fatura tarihindeki TCMB alış kuru üzerinden TL cinsinden düzenlediği KDV dahil 25.426,05-TL'lik faturanın davacı defterlerine davalı lehine alacak kaydedildiği ve açık hesaba dayalı yürütülen ilişkide davacının davalıdan olan alacaklarından mahsup edilmiş olduğu, protokolün 7/3 fıkrasına göre, sözleşmenin ne sebeple sona erdiğinden bağımsız olarak, süresinden önce sona ermesi halinde, katılım bedelinin işlemeyen döneme tekabül eden kısmının davalı tarafından iadesinin zorunlu olduğu, bilirkişi heyeti tarafından beş yıllık süreye tekabül eden 7.500,00-USD'nin sözleşmenin işlemeyen 721 günlük süresine tekabül eden kısmının 2.961,39-USD olduğunun hesaplandığı, bilirkişi raporunun davalı yana tebliğ edildiği, davalının rapora herhangi bir itirazda bulunmadığı, hesabın davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, davalının katılım bedelinin iadesi koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı davalıya 7.500,00-USD'nin fatura tarihindeki kur karşılığı 25.426,05-TL ödeme yapmış olduğundan, iade talebini TL cinsinden ileri sürmesi ve mahkemenin de bu çerçevede değerlendirme yapması gerekmekte ise de, davalı yanca istinaf sebebi yapılmayan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve eki anlaşmaların 31/05/2018 tarihinde sona erdiği ihtilaf konusu değildir. 22/05/2015-21/05/2016 tarihleri arası bir yıllık dönemde davalının 574,08 ton alım yaptığı, 22/05/2016-21/05/2017 tarihleri arasındaki bir yıllık dönemde davalının 680,62 ton alım yaptığı, 22/05/2017-21/05/2018 tarihleri arası bir yıllık dönemde davalının 626,46 ton alım yaptığı, 22/05/2018 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 31/05/2018 tarihine dek davalının 47,72-ton alım yaptığı, davalının sözleşmenin ilk üç yılı için yıllık 300 ton alım taahhüdünü gerçekleştirdiği gibi, dördüncü yılın başlangıcından sözleşmenin sona erdiği 31/05/2018 tarihine dek geçen 9 günlük süre içerisinde dahi 47,72 ton alım yaptığı, sözleşmenin beş yıllık süresine tekabül eden 1.500 ton alım taahhüdünü üç yıllık sürede aşarak yerine getirdiği, davacının satış taahhüdüne uyulmaması nedeniyle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti talebi, esasen ifaya ekli cezai şart mahiyetinde olup, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem için, sözleşmenin haklı veya haksız olarak feshedilmesinden bağımsız şekilde, koşulları mevcut ise cezai şart alacağının istenebileceği, ne varki taraflarca eksik alım halinde ödeneceği kararlaştırılan cezai şart ifaya ekli cezai şart mahiyetinde bulunduğundan, sözleşmenin yürürlükte olmadığı 31/05/2018 tarihinden sonraki dönem için, ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı, diğer ifade ile eksik ürün alımına bağlı ceza talep edilemeyeceği, davalının ilk üç yıl için yıllık alım taahhüdünü yerine getirdiği gibi, dördüncü yılda sözleşmenin yürürlükte kaldığı dokuz günlük dönem için oransal olarak yerine getirmesi gereken alım tutarı olan (365/300 x 9) 10,95-ton üründen daha fazla olacak şekilde 47,72 ton ürün alımı yaptığı, davalının sözleşmenin fesih tarihinden, süresinde bitse idi sona ereceği 22/05/2020 tarihi aralığındaki dönem için eksik ürün alımına dayalı ceza talep ettiği, bu talebin açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, mahkemece bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının aksi yöndeki davacı istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nun 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de bir borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şartın, ahlâk ve adaba aykırı olacağı, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebep olabilecek tarzda yüksek olduğunun saptanması halinde bu durum ahlâk ve adaba aykırı olduğundan mahkemece cezai şarttan uygun bir indirim yapılabileceği, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumunun, ticari defterlerinin, bilançosunun konusunda uzman bir bilirkişiye incelettirilerek ayrıntılı ve mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli rapor alınması ve bu inceleme çerçevesinde indirime gerek bulunduğunun saptanması halinde somut olayın özelliği de gözetilerek bir indirime gidilmesi gerektiği, mahkemece, çerçeve protokolün 13/2-c bendinde kararlaştırılan cezai şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağının tespiti amacıyla davalının defter ve kayıtları üzerinde istinaben yolu ile mali inceleme yaptırıldığı gibi, ilk bilirkişi heyetinden hem davalı itirazlarının karşılanması hem de talimat yolu ile alınan mali rapor da değerlendirilerek 50.000,00-USD cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunda ek rapor alındığı, sözleşmede 50.000,00-USD toplam ceza kararlaştırılmış olması ve davacının daha önce teminat mektubunu tazmini yolu ile tahsil ettiği kısmın mahsubu sonucu 39.939,00-USD bakiye ceza alacağı kaldığını ile sürmesi karşısında, mahkemece toplam ceza tutarı olan 50.000,00-USD üzerinden tenkise gidilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, tenkis oranının da hak alınan bilirkişi raporlarında davalının mali durumuna yönelik yapılan tespitler karşısında hakkaniyete uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.656,76-TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 414,19-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.242,57-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.