T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2045 Esas
KARAR NO:2025/803 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
NUMARASI: 2020/221 Esas - 2022/410 Karar
TARİH:23/06/2022
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:15/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete taşıma hizmeti verdiği, hizmet karşılığından navlun ve liman hizmetlerinden doğan alacağının oluştuğunu, satışa konu fatura ve cari hesap ekstrelerinin sunulduğunu, davalının fatura içeriğinden dolayı müvekkiline borcu bulunduğunu, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerini ... sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla,... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, borçlunun itirazının alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, müvekkili şirketin müşterileri adına gümrük müşavirliği hizmetini dolaylı temsilci sıfatı ile ifa ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin kendi adına ve kendi hesabına davacı firmadan taşıma hizmeti talep etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, borcun kaynağına, faturaların dayanağına ilişkin esas hizmete ilişkin bir açıklamanın bulunmadığını, şirket kayıtlarında da işbu taşımaya ilişkin evraka da rastlanılmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/06/2022 tarih ve 2020/221 Esas - 2022/410 Karar sayılı kararında; "Dava, davacı tarafın davalı verdiğini iddia ettiği taşıma hizmeti nedeniyle navlun ve liman hizmeti alacağı bulunup bulunmadığı, husumet ve zamanaşımı itirazları noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. ... sayılı icra dosyasının incelemesinde; alacaklısının .... A.Ş. olduğu, borçlusunun ... A.Ş. olduğu, 8.294,86.TL'nin nin tahsili için takibe geçildiği ve ödeme emrinin borçluya 11/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 16/08/2019 tarihli itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, iş bu davanın 28/07/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... ve ... tarafından tanzim edilen 16/04/2021 tarihli raporda, ncelenen davacı şirkete ait 2016 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterinin yasal süresinde onaylandığı ve davacı şirketin 2016 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davacı şirketin 2016 yılma ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, İncelenen davalı şirkete ait 2016 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, EJ^ctronik Defterler ile Envanter defterinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı şirketin 2016 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2016 yılma ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı ... A.Ş.'nin düzenlediği iki adet iade faturasından kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 08.08.2016 tarihi itibariyle davalı...A.Ş.'den 8.208,63 TL alacağının bulunduğu, davalı ... A.Ş.'nin tarafına düzenlenen iki (2) adet iade faturayı kabul etmeyerek tekrar iade faturası düzenlemesinden kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 08.08.2016 tarihi itibariyle davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığı, Davalı ... A.Ş.'nin icra takip tarihi olan 08.08.2016 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü, Dosya içerisinde yer alan mevcut belgelerin, Davacı ile Davalı arasında navlun sözleşmesi veya nakliye sözleşmesi ispat edemediği gibi, Davacı'nın dava dışı firmalarca kendisine kesilen faturalarında bulunmadığı yine, dosyaya sunulumuş elektronik yazışmaların bu iddiaları ispat edebilecek nitelikte bulunmadığına ilişkin tespit ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Tarafların beyan ve itirazları üzerine dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 08/10/2021 tarihli ek raporda, kök rapordaki görüş ve tespitlerini yinelemişlerdir.Tarafların beyan ve itirazları üzerine dosya bilirkişi kuruluna ikinci kez yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 20/05/2022 tarihli ikinci ek raporda, kök rapordaki görüş ve tespitlerini yinelemişlerdir.Dava dilekçesi, cevap dilekçesi , bilirkişi raporları , ilgili yerlerden gelen müzekkere cevapları ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak düşünüldüğünde; öncelikle usuli itiraz olarak zamanaşımı itirazı konusunda değerlendirme yapılmış, her ne kadar davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de anılı itirazın İİK madde 67 uyarınca hak düşürücü süre kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, icra dosyasında borçlunun itirazının davacı vekiline tebliğine ilişkin belge bulunmadığından davanın hak düşürücü süre dolmadan açıldığının kabulün karar verilerek dosyanın esas yönünden incelemesi yapılmış, esas yönünden incelemede davacının, davalı ile aralarında konteyner yüklerinin taşınması konusunda anlaşma olduğunu, davalının navlunu ödediğini ancak karada yapılan nakliye ve konteyner bekleme ücretini ödemediğini ve bu faturaları fiili taşıyana ödediklerini, fiili taşıyana ödediği masrafı davalıdan rücusu edilmesine dair talepte bulunduğu , davalının ise davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığına dair savunmada bulunduğu , dosya içerisinde davacı ile davalı arasında navlun sözlesmesi veya naklive sözleşmesinin bulunduğuna dair herhangi bir belge bulunmadığı, davacının ödediğini iddia ettiği ve davadışı dışı firmalarca kendisine kesilen faturaların dosyada bulunmadığı, dosya içerisinde yer alan elektronik yazışmaların da bu iddiaları ispat edebilecek nitelikte olmadığı, davacının bilirkişi raporu sonrasında dosyaya sunduğu faturaların da navlun sözleşmesini ya da kira sözleşmesini ispata yeterli olmadığı , davacının icra takip tarihi itibariyle davalı taraftan 8.208,63 TL alacağının bulunduğunun ticari defterlerinde kayıt alındığının tespit edildiği buna karşın davalının ticari defterlerinin incelenmesi ile davalının davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmış olup, tüm deliller bir bütün olarak düşünüldüğünde davacının dava dilekçesinde iddia ettiği alacağın varlığını ispata yarar delilleri sunamaması sebebiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından taraflarınca itiraza uğrayan raporların hükme esas alındığı hatalı kararın kaldırılması gerektiğini,Müvekkili ile davalı şirket arasında konteyner yüklerinin deniz yolu ile taşınması işinin yürütülmesi hizmetine dayanan ticari ilişki bulunmakta olup ilişkinin ve borcun mevcudiyetinin yazılı delillerle sabit olduğunu, eavaya ve takibe konu iki faturanın davalının talimatı üzerine, davacı firma yetkililerince yüklerin karada yapılan nakliyesi ve konteynerlerin bekleme ücreti olduğunu, davalı firmanın talimatı ve bu talimat sonucu doğacak ücretten davalının sorumlu olacağının müvekkili şirket tarafından davalıya bildirildiği dosyada mübrez elektronik yazışmaların, müvekkili firmanın davalıya vermiş olduğu hizmeti ve alacağın kaynağını ispatlar nitelikte olduğunu,İade faturasının, faturaya itiraz olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu faturalara davalı tarafça yasal süresinde itiraz edilmediğini, müvekkili şirketin, davalı tarafın konteyner yüklerinin deniz yolu ile taşınması işlerini yürütmüş olup müvekkili tarafından yapılan bu taşıma karşılığında kararlaştırılan navlun ücretleri davalı tarafından müvekkile ödenmesine rağmen (yüklerin karada yapılan nakliyesi ve konteynerlerin bekleme ücretine istinaden kesilen fatura) son iki faturaya ait toplam 8.208,63 TL ödenmediğini, davaya ve takibe konu iki fatura davalının talimatı üzerine, davacı firma yetkililerince yüklerin karada yapılan nakliyesi ve konteynerlerin bekleme ücreti olduğunu, dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş. Firmalarının bu beklemeden kaynaklanan alacaklarını davacıya fatura ettiklerini akabinde, müvekkil şirketin de bu faturalara istinaden bu alacağını davalı tarafa fatura ettiğini; müvekkilinin davalının bu taşıma işi nedeniyle yüklerin karada beklemesinden kaynaklanan alacaklarını davalıya fatura etmesine rağmen davalı 2 kez söz konusu faturalara karşılık iade fatura keserek borcu kabullenmediğini bildirdiğini, akabinde taraflarınca davalının müvekkiline borcu bulunmasına ve ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyası ile icra takibine başlatılması akabinde davalının haksız itirazı üzerine takibin durmasına sebebiyet verildiğini; davalının bu itirazlarının tamamen gerçek dışı olduğu sabit olmakla birlikte müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkinin dosyada mübrez faturalar, mail yazışmaları ve müvekkili şirketin cari hesaplarından da görülmekte iken yerel mahkeme tarafından müvekkil şirketin "iddia ettiği alacağın varlığını ispata yarar delilleri sunamaması sebebiyle ispatlanamadığı" kanaati ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Tarafların arasındaki ticari ilişkinin ve taşıma ilişkisinin varlığı mübrez delillerle sabit olmakla birlikte somut olayda üzerinde durulması gereken asıl noktanın davaya konu ek hizmet fark faturalarının davalı tarafça ödenmemesi olduğunu; davalı tarafın e-posta ile işleme onay vermesine rağmen faturaları ödemeyi kabul etmediği gibi haksız ve mesnetsiz itirazı ile takibin durdurulmasına sebebiyet vermiş olup kötüniyetle müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engellemekte olduğunu,Müvekkili şirketin 2016 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, bu hususta kesin delil niteliği taşıyan müvekkili şirketin 2016 yılına ait cari hesaplarda davalı-borçlu şirketin müvekkili şirkete 08.08.2016 tarihi itibariyle 8.208,63 TL alacaklı olduğu açıkça görülmekte olup davalı borçlu yanın müvekkil şirkete borçlu olduğu sabit iken Yerel Mahkeme tarafından müvekkil şirketin ticari defteri göz ardı edilmek suretiyle alacağın varlığını ispatlanamadığı kanaati ile hareket edilmesinin hatalı olduğunu, (Yargıtay 11. HD., 2020/4757 E. , 2020/5310 K, Yargıtay 3. HD., E. 2020/11130 K. 2020/7284 T. 2.12.2020)Dosyada mübrez mail yazışmaları delil niteliğinde olup alacağın varlığına ve iddialarını ispat edecek nitelikte olduğunu, davalı firmanın talimatı ve bu talimat sonucu doğacak ücretten davalının sorumlu olacağının müvekkili şirket tarafından e posta yolu ile bildirildiğini, " ...." uzantılı mailler davalı yan yetkilileri tarafından iletilmiş olup mail içeriklerinde dava konusu hizmete ilişkin emir ve talimatların verildiğinin açıkça görülmekte olduğunu, 10.03.2016 tarih ve 17:01 saatinde... kullanıcısının "araçlar limana gitmesin lütfen tır garajına yönlendirelim " şeklindeki talimatı müvekkili şirket yetkililerine iletildiğini, alınan talimat sonrasında 10.03.2016 tarih ve 17:11 saatinde, müvekkil şirket yetkililerince; alınan talimatın sonuçları ve hemen bu bildirimin ardından 17:14 saatinde talimat gereği oluşacak bekleme masrafından davalı yanın sorumlu olduğunun (Ayrıca oluşacak bekleme masrafı tarafınıza fatura edilecektir.) davalı tarafa bildirildiğini, gerek bu yazışmalardan gerekse de dava dışı firmalar tarafından yansıtılan fatura bedellerinden de açıkça görüldüğü üzere davalı firmanın talimatı ve bu talimat sonucu doğacak ücretten davalının sorumlu olacağının müvekkili şirket tarafından davalıya bildirildiğini, bu tarihten önce de araçların beklemeye devam ettiği hususu taraflar arasındaki yazışmalarda sabit olup 10.03.2016 tarihindeki e-mailde araçların akıbeti ile ilgili acil bilgi verilmesinin talep edildiğini, 08.03.2016 tarihinde düzenlenen faturanın; o tarihe kadar 8 adet aracın bekletilmiş olması nedeniyle dava dışı Taşımacılık şirketi tarafından müvekkili şirkete yansıtılmış bedel olduğunu, dava dışı ... şirketi tarafından müvekkili şirkete düzenlenen faturanın; bekleme nedeniyle düzenlendiğini; dosyada mübrez yazışmaların müvekkil firmanın davalıya vermiş olduğu hizmeti ve alacağın kaynağını ispatlar nitelikte olduğunu, dava dışı Taşımacılık ve ... şirketi tarafından bekletilme sebebiyle müvekkile yansıtılan fatura bedelleri davalı yandan (maille kendisine fatura edileceği bildirildiğinden) alacağı doğmuş bulunduğunu,Dosyada mübrez mail yazışmaları belge niteliğini taşıdığından ve davanın esasını oluşturan ticari ilişkiyi ve bekleme masrafından sorumlu tutulacağının bildirilmesinin borcun varlığını ispatlar nitelikte olduğunu (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinde E. 2017/1014 K. 2020/4488, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 07.06.2018 tarihli, 2016/12900 2018/6753 K) Yargıtay’ın eski tarihli kararlarının aksine; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 10.06.2020 tarihli yeni kararı ile, kısa mesajlar ve e-mail yazışmaları ile elektronik platformlar üzerinden yapılan yazışmalar eskiden delil olarak kabul edilmezken, artık bunlar da Yargıtay tarafından ispat vasıtası olarak kabul edildiğini; somut olayda da Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca delil niteliğindeki mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmesi gerekirken Yerel mahkemece mail yazışmaları dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya olup kararın kaldırılması gerektiğini,Yerel mahkeme tarafından dosya içerisinde yukarıda bahsi geçen dava dışı firmalarca kesilen faturaların dosyada bulunmadığı tespitinin fahiş derecede hatalı olduğunu, dosyaya mübrez olmasına rağmen Yerel Mahkemece gerekçeli kararda "Dava dışı firmalarca kendisine kesilen faturaların dosyada bulunmadığı" bildirilmişse de işbu tespitin hatalı olduğunu; yapılacak inceleme ile de görüleceği üzere dosyada dava dışı firmalarca kesilen faturalar mevcut iken ve (bilirkişi raporlarındaki tespitlere ve değerlendirmesine katılmamakla birlikte) bilirkişi raporlarında dahi değerlendirmeye alınmış iken bu faturaların bulunmadığı kanatii ile değerlendirme dışı bırakılarak karar tesis edilmesinin hatalı olduğunu, İade faturasının kesilmesinin faturaya itiraz anlamına gelmediğini, müvekkili şirket tarafından usulüne uygun şekilde kesilen faturalar akabinde davalı şirket tarafından936,16 TL bedel ve 21.04.2016 tarihli fatura için 14.07.2016 tarihinde iade faturası, 7.272,47 TL bedel ve 01.07.2016 tarihli fatura için 14.07.2016 tarihinde iade faturası düzenlendiğini, somut olayda alım-satım ilişkisi bulunmadığından iade faturası kesilmesi de mümkün olmadığından sonuç doğurmayacağını, bununla birlikte iade faturası kesilmesi faturaya itiraz edildiği anlamına gelmediğini yinelemek ve herhangi bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalıya kesilen faturalara TTK'nun 21/2 fıkrasındaki 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmediğinden fatura içeriğinin kabul edildiğini, usulüne uygun tutulan ticari defterlere kaydedilmiş faturalara davalı tarafından süresinde itiraz edilmediği gibi süresinde iade faturası da düzenlenmediğinden bu netice ile fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına geldiğinin açıkça görülmekte olduğunu, İleri sürerek, yukarıda belirtilen ve re’sen göz önünden bulundurulacak nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında yargılama yapılarak davanın kabulüne, davalının alacağın %20'sinde az olmamak şartıyla icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında varlığı iddia olunan deniz taşıması akabinde, taşınan konteynerlerin kara nakliyesi ve bekleme ücreti nedeniyle kesildiği iddia olunan fatura tutarlarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası celbedilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak kök ve davacı itirazları üzerine iki ek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek, davacının kara nakliyesi ve konteyner bekleme ücretinin dayanağı nakliye ilişkisinin varlığını, dava dışı firmalar tarafından kendisine kesilen ve kendisinin de davalıya yansıttığı takip konusu iki adet faturanın dayanağı sözleşmesel ilişkiyi ispatlayamadığı, dosyaya mübrez e-mail yazışmaları ile bilirkişi raporu ibrazı sonrasında dosyaya sunulan ve dava dışı şirketlerce kesilen iki adet faturanın da davacı iddialarını ispata yeterli olmadığı, davalının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya borçlu görünmediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerini tekrarla; dosyaya mübrez e-posta yazışmalarının taraflar arasındaki deniz taşıması akabinde konteynerlerin kara nakliyesinin yapılması hususunda tarafların anlaştığını, davalı talimatı nedeniyle konteynerleri taşıyan kamyonların bekleme yaptığını, bekleme ücretinin kendilerine yansıtılacağının davalıya bildirildiğini ispata yeterli olduğu, mahkeme kabulü aksine dosyaya dava dışı firmalarca kesilen ve davacıya yansıtılan faturaların sunulduğu, davalının davacı tarafından düzenlenen iki adet faturayı defterlerine kaydedip sonra yasal sekiz günlük itiraz süresini geçirdikten sonra iade faturası yolu ile iade etmeye çalıştığı, yasal süreden sonra düzenlenen iade faturasının itiraz olarak kabul edilemeyeceği, davanın kabulü gerektiği yönündedir.Eldeki dava basit yargılama usulüne tabidir.Basit usule tabi davalarda 6100 Sayılı HMK'nun 318 maddesi uyarınca tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini bildirmeleri zorunlu olup, HMK'nun 319 maddesi uyarınca iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı davacı yönünden dava, davalı yönünden cevap dilekçesinin verilmesi ile başlayacaktır. Davacının dava dilekçesinde takip dayanağı iki adet faturanın davalıya verilen navlun ve liman hizmetlerinden doğan alacağı olduğunu belirterek, dilekçesi ekinde cari hesap ekstresi ile davacıya kestiği iki adet fatura ve davalının kestiği iki adet iade faturasını sunmuş, dilekçesinde delil olarak e-mail yazışmalarına ve dava dışı şirketler tarafından davacıya kesildiği iddia olunan faturalara dayanmamıştır. Mahkemece ön inceleme celsesinde uyuşmazlık "davacının davalıya verdiğini iddia ettiği taşıma hizmeti nedeniyle navlun ve liman hizmeti alacağı bulunup bulunmadığı" şeklinde tespit edilmiş olup, davacı vekili tarafından tutanak altı imzalanmıştır. Yine ön inceleme celsesinin 6 nolu ara kararı ile davacı vekiline, alacak talep ettiği taşımanın konişmentosunu ve navlun faturasını dosyaya sunması, alacak talep ettiği kalemleri tek tek mesnedi ile açıklaması için iki haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı vekili bu ara karara istinaden sunduğu 22/12/2020 tarihli dilekçesinde davacının deniz taşımasından doğan navlun ücretini ödediğini, dava konusu alacağın taşıma sonrası yüklerin karada yapılan nakliyesi ve konteynerlerin bekleme ücreti olduğu, dava dışı ... A.Ş ve E...silen bekleme ücreti ve nakliye faturalarının bu şirketlere davacı tarafından ödendiği ve ödemelerin dava konusu iki fatura ile davalıya yansıtıldığı, davalının iki kez bu faturalara karşı iade faturası kestiği ve borcu kabul etmediği hususlarında beyanda bulunmuş, dilekçesi ekinde davacı ile davalı arasında gerçekleştiğini iddia ettiği e-mail yazışmalarını sunmuştur. Mahkemece alınan ilk ek rapor akabinde ise dava dışı ... A.Ş ve ...A.Ş tarafından davacıya dava konusu kara nakliyesi ve bekleme ücretine nedeniyle kesildiği iddia olunan iki adet fatura dosyaya sunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 318 ve 319 maddeleri uyarınca dava dilekçesinde dayanılıp bildirilmediği gibi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra dosyaya sunulan e-mail yazışmaları ile dava dışı şirketler tarafından kesildiği belirtilen faturalara davalı yanın açık muvafakatinin bulunmaması karşısında delil olarak dayanılamayacaktır. Öte yandan davacının, alacağın dayanağının navlun ve liman hizmetlerine ilişkin olduğunu bildirmesi, ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın bu şekilde tespiti akabinde, ıslah yoluna başvurmaksızın, alacağın dayanağının kara nakliyesi ve konterneyleri taşıyan kamyonların bekleme ücretleri olduğunu ileri sürerek iddiasını değiştirip genişletmesi de mümkün değildir. Bu nedenle davacının e-posta yazışmaları ile dava dışı şirketler tarafından kesilen iki adet faturanın alacaklarını ispatladığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacının gerek istinaf dilekçesinde, gerekse 22/12/2020 tarihli dilekçesinde açıkça beyan ettiği ve bilirkişi kök raporundaki hesap dökümlerinden anlaşıldığı üzere, davalıya önce 21/04/2016 tarihli 936,16-TL bedelli ve 22/06/2016 tarihli 7.272,47-TL bedelli faturaların kesildiği, bu faturalardan 22/06/2016 tarihli faturanın önce davalı tarafından deftere kaydedildiği, sonra 8 günlük yasal itiraz süresi içerisinde ve 27/06/2016 tarihli iade faturası ile davacıya iade edildiği, bu iade faturasını davacının 27/06/2016 tarihinde defterlerine kaydettiği, akabinde aynı içerikte 01/07/2016 tarihli 7.272,47-TL bedelli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiği, bu faturayı da defterlerine kaydeden davalının bu kez davalının 14/07/2016 tarihli 7.727,47-TL bedelli ve aynı tarihli 936,16-TL bedelli iki adet iade faturasını davacıya gönderdiği, davalının esasen 01/07/2016 tarihli fatura ile aynı içerikteki 22/06/2016 tarihli faturayı TTK'nun 21/2 fıkrasındaki yasal itiraz süresi içerisinde iade etmiş olduğu, dolayısıyla bu fatura muhtevasına yasal sürede itiraz etmiş olduğu, aksi yöndeki davacı istinafının yerinde olmadığı, öte yandan davacının dava dilekçesinde her iki faturanın navlun ve liman hizmeti faturası olduğunu iddia etmesi, ancak iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra bu faturaların kara nakiyesi ve kamyon bekleme ücreti hizmetlerine ilişkin olduklarını ileri sürmesi, diğer ifade ile dava konusu edilen 7.727,47-TL ve 936,16-TL tutarlı faturaların dayanağının deniz navlunu ve liman hizmeti olmadığının bizzat davacı tarafından kabul edilmiş bulunmasına, davacının davalıdan bu fatura tutarları kadar navlun ve liman hizmeti alacağı bulunduğunun ispatlanamamış olmasına göre mahkemece davanın reddine dair verilen kararın sonucu itibariyle doğru olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 35,41-TL harcın mahsubu ile bakiye 579,99-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.