T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1631 Esas
KARAR NO:2025/477 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/462 Esas - 2022/580 Karar
TARİH:23/06/2022
DAVA:İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı birliğin bir önceki dönem başkanlığını yaptığını, müvekkilinin başkan olduğu dönemde... Şubesi'nden kullanılan krediye kefil olduğunu, bu kefalet kapsamında kredi ödemelerini kendisinin yaptığını, müvekkilinin kefaleten ödediği 16.785,00-TL davalıdan tahsil edemediği için arada ihtilaf çıktığını, müvekkil kefaleten ödediği 16.785,00-TL'nı davalıdan tahsil edemeyince bu kez ... (Eski : ....) sayılı doyası ile ilamsız icra takibi açtığını, davalının hasız olarak takibe ve tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin açtığı takipten dolayı davalı birlik hesabına haciz konulduğunu, Çatalca İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/49 sayılı kararı ile takibin açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkilinin 16.785,00-TL nakdi alacağı üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak Üüzere İcra iİnkar tazminatına hükmedilmesi dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu krediye ilişkin müvekkili nezdinde herhangi bir kaydın bulunmadığını, kredinin hangi amaçla ve ne şekilde kullanıldığının belli olmadığını, müvekkili kayıtlarında böyle bir kredinin kullanıldığına ilişkin bir emare bulunmadığı için müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, konuyla ilgili olarak Çatalca Cumhuriyet Savcılığı'na 2019/575 soruşturma dosyası ile suç duyusunda bulunulduğunu, davacı aleyhine verdiği zarardan dolayı Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/834 esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığı ve derdest olduğunu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/06/2022 tarih ve 2021/462 Esas - 2022/580 Karar sayılı kararında;"Dava, itirazın iptali davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının dava dışı ...bank'tan çekmiş olduğu kredi olup olup olmadığı var ise davacının bu kredi sözleşmesine kefil olup olmadığı davacı tarafından bu krediye ilişkin ödeme yapıp yapmadığı ödeme yaptı ise krediye kefil olarak ödemesi nedeniyle halef olup olmadığı, bu ödeme nedeni ile kredi sözleşmesi gereği davalıya başvurup başvuramayacağı,bu kapsamda yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarındadır.Çatalca İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiş, incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı 16.785,00-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, süresinde itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. ...bank A.Ş. Genel Müdürlüğü'nden ... Şube nezdinde ... numaralı hesap tespit edildiğini, ... tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekont suretleri, Genel Kredi Sözleşmesi sureti ve kefaletname suretleri celp edilmiştir.Dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi ile taraflar arasındaki uyuşmazlık konularında rapor tanzimi istenilmiş, alınan bilirkişi raporunda özetle; Dava dışı ...bank A.Ş. ile davalı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) İstanbul İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri birliği arasında Genel Kredi Sözleşmesi/leri akdedildiği, işbu imzalanan sözleşmede davacıl/kefilin 1.000.000,00-TL Kefalet limiti kapsamında müteselsil kefil sıfatıyla kefaleten sorumluluğu bulunduğu, diğer yandan davacı/kefil işbu kefalet sözleşmesi kapsamında tüm kredi borcunu peyderpey ödeyip kreditör dava dışı bankanın halefi durumuna geçmiş olduğu söylenebileceği, davacı/kefil, başta TBK'nun 596 m. ve bu yöndeki emsal içtihat kararları uyarınca, kefaletten doğan sorumluluğu kapsamında bankaya ödediği kredi borcundan dolayı bankanın halefi durumuna geçtiği, bu nedenle davalı kredi lehtarı birliğe borcun tamamı üzerinden RÜCU Hakkının doğmuş bulunduğu kanaati edinildiği, dolayısıyla davacı kefilin 16.785,00 TL'den dolayı davalıya rücu hakkı doğmuş bulunduğu düşünüldüğü,Davacı/Kefilin takip tarihi İtibariyle Alacağının; Alacak kalemleri Talep edilen Hesaplanan Talep edilmesi gereken İşlemiş faiz 16.785,00 16.785,00 16.785,00 BSMV 0,00 0,00 0,00 BAKİYE ALACAK 16.785,0 16.785,00 16.785,00 Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, takip tarihinden itibaren (talep gibi) asıl alacak tutarı 16.785,00 TL'nın yıllık %9 ve değişen oranlarda basit usulde işleyecek niteliksiz yasal faizi ile birlikte davalı asıl borçludan sebepsiz zenginleşme kuralları içinde alacağın tamamının istenilebileceği kanaati bildirilmiştir.Dosya kapsamı ve toplanan deliller ve dosyada alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirilmesinde ; Dava konusu kredinin 23/05/2016 tarihinde İstanbul İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne 44.625,00 TL tutarında 4 ay vadeli kredi kullandırılmış olduğu, davacının kefil olduğu, söz konusu krediye istinaden toplamı 16.785,00-TL'nin davacı tarafından ödendiği anlaşılmış olup davacı/kefil, TBK'nun 596 m. uyarınca, kefaletten doğan sorumluluğu kapsamında bankaya ödediği kredi borcundan dolayı bankanın halefi durumuna geçtiği, bu nedenle davalı kredi lehtarı birliğe borcun ödendiği miktar bakımından rücu hakkının doğmuş bulunduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile; ... sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 3.357,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile ''Açılan davanın KABULÜ ile;... sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına,Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 3.357,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili birlik kayıt ve belgelerinde dava konusu kredinin kullanılmasına ilişkin herhangi bir kayıt ve belge bulunmadığını; söz konusu kredinin hangi sebeple ve hangi ihtiyaca binaen çekildiği ile hangi amaç doğrultusunda, hangi kaynakta kullanılmak üzere çekildiği, müvekkilin hangi işinde, nerede ve kim tarafından kullanıldığına dair hiçbir belge/bilgi bulunmadığını,Davacı taraf bu krediyi çektikten sonra hangi iş ve işlemlerde kullandığı belli olmayıp kredinin kullanımında yönetim kurulu kararı dahi bulunmamakta olup tamamen kendi şahsi ve keyfi iş ve ihtiyaçları için çektiğini ve kullandığını,Kredinin çekilme şekli ile ilgili de gerekli izahatların yapılmadığını; hangi usulde ve ne için çekildiği dahi belli olmayan kredilerden müvekkilin sorumlu tutulmasının ihtimali bulunmamakta olduğunu,Anlaşıldığı kadarıyla bir ihtiyaca binaen çekilmeyen ve hangi yollarla tüketildiği dahi belirsiz olan keyfi bir krediden dolayı müvekkilin sorumluluğunun gündeme gelmesinin kabul edilemeyeceğini,Rücu şartlarının da bulunmadığı görülen davaya konu kredinin borçlusu ile kefili arasında şirket-temsilci ilişkisinin bulunması sebebiyle iç içelik gündeme gelmekte olduğunu ve bu itibarla rücu talebinin haksız olduğunu,Bütün bunlarla birlikte davacı taraf aleyhine, müvekkili İstanbul İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ni zarara uğratması sebebiyle taraflarınca suç duyurusunda bulunulmuş olup, söz konusu soruşturma Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/575 Soruşturma sayılı dosyasında halihazırda yürütülmeye devam edilmekte olduğunu, Yanı sıra davacının müvekkil birliğin zararına eylemleri nedeniyle davacı aleyhine açmış olduğumuz dava Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/834 esas sayılı dosyada yargılamaya devam edilmektedir. Söz konusu davada davacı ile birlikte diğer birlik yöneticilerine karşı toplam 4.000.000,00 TL'yi aşan birlik zararının tahsilinin talep edildiğini,Yine davacı tarafın şahsi borç ilişkisi nedeniyle birlik yöneticisi olduğu dönemde birlik adına düzenleyerek keşide ettiği kambiyo senetlerinin ödenememesi nedeniyle birlik aleyhine Çatalca İcra Dairesi'nin ..., ..., ..., ..., ...,..., ... sayılı icra dosyalarında icra takibi neticesinde müvekkilin birliğin en temel ihtiyaçları olan bilgisayar ve benzeri eşyaları dahi haczedildiğini; davacı yanın, kamu yararına çalışan birliğin mahvına sebebiyet vermesine rağmen zarar verici eylemlerine devam etmesi kötü niyetini de ortaya koymakta olduğunu,Davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu Çatalca İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/43 esas sayılı dosyasında,...'nün benzer mahiyette olan ve yine kefalet ilişkisi nedeniyle davacının alacaklı olarak açmış olduğu ve süresinde itiraz edilememesi nedeniyle kesinleşen icra takibinde müvekkili birliğin ... Bankası fon hesabına uygulanan hacizlerin, 08/05/2018 tarih ve 30415 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği'nin 23. Maddesinin 2. Fıkrası ve 9/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2502 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararın Finansman ve Ödemeler Başlıklı 5. Maddesinin 5. Fıkrası ve 14/03/2019 tarih ve 30714 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çiğ Süt Desteği Ve Süt Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği'nin 7. Maddesinin 1. Fıkrası kapsamında haczedilemezlik nedeniyle hacizlerin fekkine ilişkin talebin reddine dair ... işlemine karşı şikayet yoluna başvurulduğunu ancak aynı alacağın zarar kapsamında Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/834 dosyasında istenmesi sebebiyle Çatalca İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/43 sayılı dosyasının takipsiz bırakıldığını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini; bu sebeple İcra Hukuk Mahkemesince davanın esası ile ilgili bir karar verilmediği gibi davanın konusunun memur işlemine karşı şikayet olduğunu, Ayrıca 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Dürüst davranma'' başlıklı 2. maddesi: ''Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.'' hükmünü amirdir. Öyleyse baştan aşağı belirsizliklerle ve muammalarla dolu krediye ilişkin başlatılan takibe vaki itirazımız sebebiyle ortalama 3 sene sonrasında açılan işbu davanın kötü niyetli olarak ikame edildiğinin izahtan vareste olduğunu,Dava ve takip ile talep edilen faiz miktarının hatalı olduğunu; faizin miktarına ve türüne de diğer tüm fer'iler ile birlikte itiraz ettiklerini,Yukarıda açıkladığımız üzere Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/834 dosyası, Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/575 sayılı dosyası, davalının birlik yöneticisi olduğu dönemde şahsi borçları nedeniyle vermiş olduğu kambiyo senetleri neticesinde birlik aleyhine açılan Çatalca İcra Dairesi'nin ..., ...,..., ..., ..., ..., ... sayılı icra dosyaları bir arada değerlendirildiğinde davalının kötü niyetli olarak birlik zararına hareket ettiğinin açıkça ortaya çıkacağını,Hal böyle olunca, dava şartları oluşmamış, usulüne uygun bir dava dilekçesi ile ikame edilmemiş, açıkça dayanaktan yoksun ve kötü niyetle ikame edilmiş huzurdaki davanın reddini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu,Davacı tarafı ödememesi gereken bir kredi borcunu ödemiş olup müvekkil tarafı haksız borç altına soktuğu gibi rücu etmesinin de açık kötüniyet göstergesi olduğunu,Davacı taraf dava konusu kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığını; kefalet akdinin TBK 583 ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere; yazılı şekilde yapılması,kefilin sorumlu olduğu miktar açıkça gösterilmesi, geçerli bir borç ilişkisi olmalı, kefil ehliyet sahibi olması, kefalet tarihi olması, kefalet süresi olması, kefalet türü olması gerektiğini ve nihayetinde ise eşin muvafakati olması gerektiğini,Müvekkili İstanbul İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Tarım ve Orman Bakanlığı onayı ile kurulmuş olup hayvan gen kaynaklarının korunması, araştırılması, tespiti, ıslahı, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve pazarlanması konularında faaliyet göstermekte olduğunu; binlerce üyeden oluşan bir kamu hizmeti yürütmekte olduğunu; bu itibarla müvekkili birlik ticaret siciline kayıtlı bir ticari işletme olmadığını, esnaf ve Sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkar da olmadığını,Bu suretle müvekkili namına kefil olarak sözleşmeyi imzalayan davacı ...' ın eşinin de kefalet sözleşmesinde imzasının bulunması gerektiğini; sözleşmenin imza tarihi itibariyle evli olan ...' ın eşinin imzasının bulunmadığı iş bu kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu,Ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi olmamasına rağmen bu hususa ilişkin itirazlarını ileri sürmeyen, geçersiz sözleşmeye dayanarak ödeme yapan ...' ın kendi kusurundan kusurundan dolayı oluşan zarardan dolayı müvekkile rücu etmesini kabul etmenin mümkün olmadığını,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen sebepler ile sayın mahkemece re'sen gözetilecek diğer sebepler çerçevesinde;Sayın yerel mahkemenin kararının kaldırılması ile haksız ve kötüniyetli açılmış olan davanın reddine karar verilmesini tüm masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı ile dava dışı banka arasında akdedilen davacının müteselsil kefil olduğu 30/04/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan taksitli kredi borcuna ilişkin davacı kefil tarafından ödenen bedelin asıl borçlu olan davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davalı ile dava dışı ...Bank arasında 30/04/2015 tarihli ve 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davacının sözleşmeyi 1.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil olarak imzaladığı, banka tarafından davalıya 44.625,00 TL taksitli kredi kullandırıldığı, davacı tarafından dava konusu miktarın krediye istinaden bankaya ödendiğinin banka tarafından bildirildiği görülmüştür. Davacı ile dava dışı banka arasında akdedilen kefalet sözleşmesinde kefalet limitinin, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olduğunun kendi el yazısı ile yazıldığı ve imzalandığı ve kefalet sözleşmesinin TBK 583 maddesinde öngörülen şekil şartlarını taşıdığı, davacının kefalet tarihinde davalı birliğin yönetim kurulu başkanı olması sebebiyle TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca eşin rızasının zorunlu olmadığı ve kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekili tarafından dava konusu kredinin kullanılmasına ilişkin karar alındığında ve kredinin kullanıldığına, kullandırılan kredinin ne için harcandığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının krediyi kendi şahsi ihtiyaçları için kullandığı, davacının birliğin temsilcisi olması sebebiyle iç içelik gündeme geldiği ve bu nedenlerle rücu koşullarının oluşmadığı, davacının birliği zarara uğratması iddiası ile soruşturma dosyası ve aleyhine yöneticinin sorumluluğu sebebiyle derdest dava dosyası bulunduğu, davacının birlik adına kambiyo senedi keşide ederek birliğin icra takibine maruz bırakılmasına neden olduğu, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının kötü niyetli olarak birlik aleyhine hareket ettiği ve iş bu davanın kötü niyetli olarak açıldığı, faiz miktarı ve türünün hatalı olduğu ileri sürülmüştür.Dava dışı kredi kullandıran banka tarafından gönderilen belgelerden davalı asıl borçlunun genel kredi sözleşmesinin tarafı olduğu gibi, davalı vekilinin savunma ve istinaf sebebinin aksine Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/575 soruşturma sayılı dosyasında bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın soruşturma raporunda birliğin defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede 2015 yılı yılı birlik hesaplarında dava konusu kredinin ve kullandırılan kredi miktarının birlik yapılan tahsilatlar adı altında kayıtlı olduğunun tespit edildiği ve birlik kayıtlarına girdiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.Davalı tarafından davacı aleyhine birliği zarara uğrattığına ilişkin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın soruşturma raporu üzerine Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/575 soruşturma sayılı dosyası Uyap ortamında talep edilen inceleme izni üzerine incelenmiş, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19/01/2021 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine Silivri Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/2138 Değişik İş Sayılı kararı ile Sayıştay Denetçilerinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmak üzere soruşturmanın genişletilmesi kararı verildiği, verilen karar üzerine alınan bilirkişi heyet raporunda bakanlıktan birliğe gelen destekleme primlerinin birliğin banka hesaplarında yer aldığı, tespit edilen zarar kalemlerine yanlış muhasebe kayıtlarından yola çıkılarak ulaşıldığı, birliğe ait tutarları şüphelilerin mal edindiklerinin somut bir şekilde tespit edilemediği belirtilmiş, soruşturma dosyası üzerinde inceleme tarihi itibariyle henüz yeni bir karar verilmediği görülmüştür.Davalı tarafından davacı ve diğer yöneticiler aleyhine açılan yöneticinin sorumluluğu davasına ilişkin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/834 esas sayılı dosyasında Uyap ortamında verilen izin üzerine yapılan incelemede yöneticinin sorumluluğu davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı sunulması dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.Davalı vekili tarafından tüm bu soruşturma, hukuk davası ve birlik aleyhine yapılan icra takipleri delil gösterilmek suretiyle davalı tarafından kredinin davacının şahsi ihtiyaçları için çekildiği ve kullanıldığı iddia edilmiş ise, söz konusu dosyalar ve alınan raporlar bu iddiasını desteklemediği gibi, bu iddiasına ilişkin somut bir delil de sunulmamıştır.Kaldı ki ileri sürülen bu hususlar iş bu davanın konusu olmayıp, yöneticinin sorumluluğu davasının konusunu oluşturmaktadır. Davacı tarafından icra takibinde yasal faiz talebinde bulunulmuş olup, talep edilen faiz oranı ve türünde de herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı tarafından asıl borçlu olan davalının kredi borcu müteselsil kefil olarak ödendiğinden ve TBK'nın 596 maddesi uyarınca rücu hakkı bulunduğundan Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.146,58-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 286,65-TL harcın mahsubu ile bakiye 859,93-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.