T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1607 Esas
KARAR NO:2025/475 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/101 Esas - 2022/314 Karar
TARİH:05/04/2022
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
KARAR TARİHİ:20/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, mülkiyeti kendisine ait İstanbul İli, Kadıköy İlçesi'nde bulunan bir taşınmazın satışı hususunda ... TC No.lu H.T. (...) ile anlaşmış; 20.8.2019 tarihli alım-satım işleminin bedeli olarak...Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait 20.08.2019 tarihli, ... numaralı, 530.000,00.-TL bedelli bloke çeki teslim aldığını, Kadıköy Tapu Md.lüğünde tamamlanan işlemin hemen sonrasında, çek bedelini tahsil etmek ve bedelin davalı bankadaki kişisel mevduat hesabına aynı anda aktarılmasını sağlamak üzere taşınmaz alıcısı... ile birlikte davalı bankanın en yakın şubesine giden müvekkilin, tapu dairesinde bizzat teslim aldığı çek aslını bulamamış, bilinmeyen bir yerde kaybettiğini farkettiğini, kaybolan çek aslının kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından kullanılmasından doğabilecek zararların önlenmesine yönelik tedbir olarak gerekli savcılık başvurularını tamamlamış, Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/543 E. Sayılı dosyasıyla çek iptali davasını ikmâl ederek usulen gerekli tüm ilanları Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlatmış, bu süreçteki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, banka Müşterisi olan taşınmaz alıcısı ..., ... Şubesi ve yetkilileriyle şifahi ve yazılı olarak irtibat kurmuş; şubede taşınmaz bakiye bedeli olarak ayrılan 530.000,00 TL'nin derhal müvekkile ödenmesini teminen, cayma hakkının kullanıldığı hususu başta olmak üzere gerekli izin/muvafakat beyanını, aksi durumda maddi mağduriyetlere karşı yasal hakların kullanılacağını 23.8.2019 tarihi itibarıyla ilgili şubeye bildirdiğini, ancak müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı bankaya Üsküdar ...Noterliğinin 18.9.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile herhangi bir hukuki veya teknik risk kalmaması gözetilerek öncelikle ... Şubesi'nde taşınmaz alıcısı ... hesabında bloke edilen 530.000,00 TL'nin müvekkil hesaplarına aktarılması, herhangi bir aktarım veya ödeme yapılmaması halinde, söz konusu tutarın 23.8.2019 tarihinden itibaren en fazla getiriyi sağlayan yatırım araçlarında - ve/veya - vadeli mevduat hesaplarında nemalandırılması, taleplerin kabul edilmemesi halinde ve son aşamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde yapılacak idari ve cezai başvurularla birlikte, müvekkilin doğrudan ve dolaylı olarak uğradığı/uğrayacağı zararların tazmini ve tahsili amacıyla banka aleyhine hukuki yollara başvurulacağı hususları bildirdiğini, Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/543 E. Sayılı dosyasında talebimiz üzerine verilen ara karar ile müvekkilin ihtiyati tedbir için yatırdığı teminatın 3'er aylık 2 dönemde (toplam 6 ay) vadeli hesapta nemalandırılması sağlanmış iken, davalı bankanın bloke ettiği 530.000 TL nakit tutarı en azından vadeli TL hesabına almayıp süreç içerisinde müvekkilin zarar görmesine yol açtığı, arabuluculuk işlemlerinde de netice alınmadığını bu nedenle de fazlaya ilişkin hakları ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, kesin değerin belirlendiği anda artırılmak üzere şimdilik 20.000 TL'nin davalıdan avans faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar huzurdaki işbu dava, müvekkil banka aleyhine açılmış ise de dava konusu talep bakımından müvekkil bankaya husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, dava dilekçesinde davacı talebini, taşınmaz satışı için müvekkil Banka ... Subesi'ne ait 20.08.2019 tarihli, ... numaralı, 530.000,00.-TL bedelli bloke çek aldığını ancak Kadıköy Tapu Müdürlüğünde tamamlanan satış sonrasında çeki kaybettiğini ve çek bedelini müvekkil Bankadan tahsil edemediğini iddia ettiğini, bu nedenle öncelikle davacı ile dava dışı... arasında taşınmaz alım satımına ilişkin bir anlaşma olduğu, taşınmazın devrini gerçekleştirerek kendi edimini yerine getiren davacı karşısında, dava dışı ... tarafından ödemenin yapılmadığı anlaşıldığı, dava konusu olayda; Satıcı /Davacı/... taşınmaz devrini gerçekleştirmiştir, Alıcı / Dava dışı / ... taşınmaz bedelini ödememiştir,Davacı ise huzurdaki davada esas muhatabı ve satım sözleşmesinin tarafı dava dışı ... iken, taşınmaz bedelinin "geç ödenmesinden" kaynaklı zarar iddiasını müvekkil bankadan talep ettiğini, müvekkil Banka'nın taraflar arasındaki ilişkide alıcı-satıcı konumu olmayıp alım/satım akdini taraf da olmadığını, müvekkil Bankanın Banka/keşide çeki düzenlenmesi müvekkil bankayı bu ilişkinin tarafı haline de getirmediğini, bu nedenle huzurdaki davada husumetin müvekkil Bankaya değil, taşınmaz bedelini geç ödeyen ...'dan talep etmesi gerektiğinden davanın husumet yokluğundan reddini talep etiklerini, çek bir kıymetli evrak türü olan kambiyo senedi olduğunu bu nedenle çek kambiyo senetlerinin özelliğini taşıdığı gibi "kıymetli evrak" ile ilgili hükümler çek için de geçerli olması nedeni ile çekin kıymetli evrak olmasının bir sonucu olarak; TTK md. 645'deki “Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez." şeklindeki düzenleme gereği, hak senetten ayrı ileri sürülemeyeceğini, diğer bir ifade ile çek hamili çek aslını usulüne uygun olarak muhatap bankaya ibraz etmediği sürece ödeme talebinde bulunulamayacağını, dava konusu çekin usulüne uygun olarak ibraz edilmediğinden, müvekkili bankanın herhangi bir ödeme yükümlülüğü doğmadığından, müvekkil bankanın herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceğini, uygulama bloke çek olarak adlandırılan banka çeki düzenlenmesi, müvekkil bankanın yukarıda izah ettiğimiz üzere çek bedelinin karşılığının bulunduğu yönünde güvence verilmesi olduğu, sadece çek bedeli ile sınırlı olmakla, ayrıca çek bedelinin "vadeli hesapta" bekletilmesi yükümlülüğü getirmediğini, bilindiği üzere, hukuken çekten ancak “keşideci" cayabileceğini, dava konusu uyuşmazlığa konu çek de keşideci müvekkil banka olduğu bu nedenle dava dilekçesinde iddia edildiği üzere dava dışı ...'ın müvekkil Bankaya verdiği cayma talimatının hukuken bir geçerliliği bulunmadığını, davacının taşınmaz satımı sonrasında söz konusu bloke çeki kaybetmiş ve işbu çekin iptali talebi ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/543 E. Sayılı dosyasından iptal davası açtığını, davacı tarafından çek kaybedilmese ve çek aslı usulüne uygun olarak müvekkil Bankaya ibraz edildiği takdirde çek bedelinin ödeneceği dolayısıyla ortada bir kusur ve zarar var ise, davacının çeki kaybetmesi ile zararının arasında da illiyet bağı bulunduğu muhakkak olduğu, davacının İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/543 E. sayılı dosyasından açmış olduğu davada, 29.01.2020 tarih ve 2020/68 K. numaralı kararı ile çekin iptaline karar verilmiş ve işbu karar 19.02.2020 tarihinde kesinleştiği, söz konusu kesinleşme şerhi müvekkil Bankaya aynı gün iletilmiş ve müvekkil bankaca davacıya çek bedeli yine aynı gün ödendiği, bu nedenlerle de husumet yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/04/2022 tarih ve 2021/101 Esas - 2022/314 Karar sayılı kararında;"Davadaki uyuşmazlığın konusunun, dava dışı alıcı ile taşınmaz satışı konusunda davacı satıcı arasında gerçekleşen işlemlerde bloke çek bedelinin nemalandırılmasının gerekip gerekmediği ve bu nedenle herhangi bir zararın oluşup oluşmadığı, keşideci bankadan bu zararın istenip istenemeyeceği, varsa zararın ne kadar olduğu noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Dava dilekçesi, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/543 Esas sayılı dosyası sureti, bilirkişi kök raporu ve ek raporları ile dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. Dosyaya celp edilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/543 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde kaybettiğini belirtmiş bu nedenle de Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/543 esas sayılı dosyasıyla çek iptali davasını açmış ve ilgili mahkeme tarafından 29.01.2021 tarihinde “çekin zayi nedeniyle iptaline” yönelik karar verilmiş ve bu karar 19.02.2021 tarihinde kesinleşmiştir.Davalı vekili 13/02/2021 tarihinde 20.000,00 TL olarak açtığı davasını, 13/12/2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 42.382,44 TL'ye yükseltmiştir.Mahkememizce oluşturulan ara kararı gereği dosyanın kök rapor için bilirkişiler Bankacı ..., Borçlar Alanında Nitelikli Hesap Uzmanı Prof. Dr. ... tarafından verilen 16/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; çekin kaybı sebebiyle davalı bankada kalan 530.000 TL çek bedelinin, usulünce çekin veya kesinleşmiş Mahkeme kararının bankaya ibraz edilmesine kadar banka tarafından davacıya ödenemeyeceği,dava dışı hesap sahibinin ve onun talimatıyla davacının yazılı talepleri doğrultusunda, paranın davacı lehine nemalandırılmamasının sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, ilk yazılı talimat tarihi 23.08.2019 ile ödeme tarihi 19.02.2020 döneminde bankanın gerçek anlamda çek riski taşımadığı, bu dönemde nakit paranın nemalandırılmaması sebebiyle davacının zarar gördüğü, buna karşılık bankanın bundan yararlandığı dikkate alınarak, davacının davalı bankadan, yukarıda hesaplanan toplam 44.668,83 TL’yi dava tarihinden itibaren TCMB avans faiziyle birlikte talep edebileceği (Talep 20.000 TL’dir), sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin beyan ve itirazlarda bulunduğu görülmüştür.Mahkememizin 05/10/2021 tarihli ara kararı gereğince; Davalı vekilinin itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, dosyanın kök rapor için bilirkişiler Nitelikli Hesaplama Uzmanı Prof. Dr. ..., Bankacı ...u tarafından verilen 12/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliğinin 18.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı İhtarnamesi ile davalıdan; bloke edilen çek bedelinin nemalandırılmasının talep edilmiş olduğu, söz konusu ihtarnamenin aynı gün davalının kep adresine gönderildiği, teslim edildiği ve okunduğu yönünde e tebliğ mazbatasının ihtarname ekinde yer aldığı, 530.000 TL çek bedelinin “iptal olunan bloke çek bedeli” açıklaması ile davacı hesabına 19.02.2020 tarihinde ödeme yapılmış olduğu, söz konusu bedelin 18.09.2019 tarihi ile ödemenin gerçekleştiği 19.02.2020 tarihleri arasında mevduat faizi uygulanarak nemalandırılması gerektiği, İlgili dönem itibarıyla 3 aylık vadeli mevduat oranlarının ortalaması dikkate alınarak yapılarak yapılan hesaplama neticesinde 530.000,00 TL tutarına 19.02.2020 tarihi itibarıyla elde edilebilecek mevduat faizi miktarının 42.382,44 TL olarak hesaplandığı, belirtilen rakamın talep edilen miktarın (20.000 TL) üzerinde kaldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir.Taraf vekillerinin beyan ve itirazlarda bulunduğu görülmüştür.Mahkememizin 11/01/2022 tarihli ara kararı gereğince; Davalı vekilinin beyanları doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyeti kurularak bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, dosyanın kök rapor için bilirkişiler Bankacı ..., Bankacı ... Bankacı ... tarafından verilen 14/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ... Üsküdar ... Noterliği'nin 18.09.2019 tarih ... yev. nolu ihtarnamesi tebliğ 18.09.2019 tarihinden itibaren dava konusu 530.000,00 TL. bloke bedeli bedeli nemalandıraması gerektiği, tahakkuk ettirilebilecek faiz oranının ise 3095 sayılı yasa 2/2. maddesi doğrultusunda...Bankası tarafından belirlenmekte olan avans faiz oranı uygulanması gerektiği ki davacı talebi de bu yönde olup talebiyle de bağlılık ilkesi gereğince avans faiz oranlarının uygulanması gerektiği, blokeli çek bedeli 530.000,00 TL'nın fiili ödeme 19.02.2020 tarihi itibariyle nemalandırma bedelinin toplam 37.306,92 TL. olarak hesaplandığı, bu hesaplamamıza karşın davacı ... 13.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ilk talebi olan 20.000,00 TL'yı 22.382,44 TL ilavesi ile 42.382,44 TL'ye ıslah ile yükseltmiş ise de nihai nemalandırma bedeli olarak nihai hukuki taktiri sayın mahkemenize ait olmak üzere tespitimiz 37.306,92 TL'yı talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir.Taraf vekillerinin beyan ve itirazlarda bulunduğu görülmüştür.Tüm dosya kapsamındaki belge, beyan ve deliller değerlendirildiğinde; Mülkiyeti davacı ...'e ait İstanbul İli, Kadıköy İlçesi'nde bulunan bir taşınmazın satışı hususunda dava dışı şahis ... (...T.C.K.N.) ile 20.08.2019 tarihli 600.000 TL tutarında alım-satım işleminin gerçekleştiği, iş bu gayrimenkul alım-satım işlemine istinaden ...Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait ve bankaca keşide edilen 20.08.2019 tarihli,... numaralı, 530.000,00 TL bedelli bloke çeki teslim aldığını, 2. Kadıköy Tapu Müdürlüğünde tamamlanan işlemin hemen sonrasında, çek bedelini tahsil etmek ve bedelin davalı bankadaki kişisel mevduat hesabına aynı anda aktarılmasını sağlamak üzere taşınmaz alıcısı ile birlikte davalı bankanın en yakın şubesine gittiklerinde, tapu dairesinde bizzat teslim aldığı çekin aslını bulamadığını ve bilinmeyen bir yerde kaybettiğini belirtmiş bu nedenle de Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/543 Esas Sayılı dosyasıyla çek iptali davasının açıldığını ve ilgili mahkeme tarafından 29.01.2020 tarihinde “Çekin Zayi Nedeniyle İptaline” yönelik karar verildiği ve bu kararın 19.02.2020 tarihinde kesinleştiği, söz konusu karardan önce verilen ara kararında yatırılan 79.500 TL miktarlı teminatın, ... Bankası ... şubesinde 3 ay vadeli hesaplarda nemalandırılmasına karar verildiği, Davacının davalı bankayı Üsküdar ... Noterliğinin 18.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kaybolan bloke çeke yönelik çek iptal davası ikame edildiğini, çek iptal davası süreci tamamlanana kadar vadeli mevduat hesabında nemalandırılmasını talep ettiği, Çekin lehtarı konumundaki davacı ... tarafından yapılan bildirim dışında ilgili bloke çek hazırlanması talimatını ve çekin bedelini bankaya ödeyen dava dışı şahıs ... tarafından 23.08.2019 tarihinde davalı bankaya yazılı bildirimde bulunduğu ancak davalı banka tarafından vadesiz hesapta tutulan ilgili tutar karşılığı nemalandırmanın yapılmadığı ancak hukuki sürecin 19.02.2020 tarihinde kesinleşmesi ile birlikte 530.000 TL çek tutarının davalı banka tarafından aynı gün ödendiği tespit edilmiştir.Dava konusu uyuşmazlık davalı banka tarafından düzenlenen ve kendi üzerine çekildiği için “keşide çeki” veya “banka çeki” olarak isimlendirilen çek ilişkisinden kaynaklanmaktadır.530.000 TL bedel dava dışı ... tarafından temin edilerek (kendi hesabından alınarak veya talimatı alınarak vs.) davalı bankaya verilmiştir.Davalı banka söz konusu bedeli bir hesaba almış ve davacının lehtar olarak gösterildiği, davalı bankanın ise bir taraftan keşideci, diğer taraftan muhatap olarak yer aldığı 530.000 TL miktarlı 20.08.2019 keşide tarihli çek düzenleyerek vermiştir. Somut olayda bankanın, satış işleminden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek isteyen kişinin (dava dışı ...) menfaatine olmak üzere hareket ettiği, bu kişiden aldığı bedeli bloke etmek suretiyle doğrudan satıcı durumunda bulunan davacıyı lehtar gösterdiği, işlem ile aynı keşide tarihli ve satım bedeline uygun çeki keşide ettiği anlaşılmaktadır.Bankacılık uygulamasında da çokça karşılaşılan bu işlemin bir kimseden aldığı ve bloke ettiği bedeli, bir başkasının kullanımına sunduğu ve işlemin TBK 555. Maddesi uyarıca bir havale işlemi niteliğinde olduğu, havale edenin dava dışı ..., havale alıcısının davacı ve havale ödeyicisinin davalı banka olduğu, çekin bankanın kendi üzerine çekilmiş bulunması, söz konusu bedelin...'dan alınarak ayrı bir hesapta bekletilmesi (bloke edilmesi) sebebiyle havale eden hesabına gerçekleştirilen bu işlem, bir bankacılık işlemi olup büyük miktarlı ödemelerin güvenli yapılmasını sağladığı, iş görme sözleşmesi kapsamında TBK 503/3 fıkrası uyarınca vekalet sözleşmesinin hükümlerinin ve TBK 129. Maddesi uyarınca üçüncü kişi yararına sözleşme hükümlerinin de somut olaya uygulanabileceği, davalı bankanın kendisine düşen yükümlülüğü, banka çeki düzenlemek ve bu çeki müşterisi olan ...'a vermek suretiyle yerine getirdiği, davacı satıcının çeki kaybetmesi, bankanın kambiyo senedi niteliğindeki çek ibraz edilmeden ödeme yapmayacağı yönündeki savunmanın ileri sürülebilmesine yol açtığı, Çekin iptaline karar verilene kadar bankanın çeki ödemesinin mümkün olmadığı, aksi durumda çek bedelini iki kere ödemek zorunda olacağı, davalı bankanın vekil sıfatıyla dava dışı müvekkili ...'ın menfaatine uygun işlem yapması gerektiği, dava dışı... tarafından verilen 23.08.2019 tarihli dilekçede bir nemalandırma talimatı bulunmadığı, nemalandırma yönündeki talimatın ise davacı tarafından bankaya çekilen 18.09.2019 tarihinde yapıldığı ve bu tarihten ödemenin yapıldığı 19.02.2020 tarihine kadar çek bedelinin nemalandırılmasının bankalarca Türk Lirası mevduat hesaplarına uygulanacak faiz oranlarının ortalamasının uygulanması gerektiği değerlendirilerek 2. Bilirkişi heyetince yapılan hesaplamalar hükme esas alınmıştır. 18.09.2019-19.02.2020 tarihleri arasında 3'er aylık TL mevduatlarına uygulanan en yüksek ve en düşük faiz oranı ortalamalarına göre net faiz miktarının 42.482,44 TL olduğu ve davalı bankanın hesaplanan nemalandırmadan sorumlu olduğu, davacı vekilinin 13.12.2021 tarihli talep arttırım dilekçesi uyarınca 42.482,44 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili yönünde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.HUAK 18/A- (14). Fıkrası: "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu 1.320,00 TL tarife bedeli üzerinden yapılacak ödemenin davalı aleyhine yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır."gerekçesi ile," Davacı tarafından davalı aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ İLE;42.382,44 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine,''karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu uyuşmazlıkta müvekkili bankanın "temerrüdü" yoktur. Çek aslının ibrazı ile ödeme yapan "keşideci müvekkil bankanın" faiz külfeti ile karşı karşıya kalmasının hukuka aykırı olduğunu; bu hususun İlk Derece Mahkemesi kararında dahi; "Çekin iptaline karar verilene kadar bankanın çeki ödemesinin mümkün olmadığı" şeklinde belirtildiğini,Piyasadaki çeklerden farksız olan Banka bloke/keşide çeklerinin hamilin talebi ile nemalandırılması zorunluğuna dair, herhangi bir yasal düzenleme, sözleşme ya da emsal karar bulunmamakta olduğunu,Hukuk düzenimiz gereğince, herkes kendi kusurundan kaynaklı zararından sorumlu olduğunu; çeki kaybeden bizzat davacı olduğundan, davacının kusurundan müvekkili Bankanın sorumlu tutulamayacağını, Müvekkili Bankanın kaybedilen çekin keşidecisi olduğunu; davacı eğer taşınmaz satımından kaynaklı, alacağını geç kavuşması nedeni ile talebini alım-satım sözleşmesinin tarafı olan dava dışı Huricihan Konak'tan talep etmesi gerektiğini, Davanın esasına dair iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacı dava ve ıslah dilekçesinde "ticari avans faiz" talep etmiş iken, ... tarafından mevduat uygulanan "azami" faizler üzerinden "talebi aşar" nitelikteki İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönü ile de kaldırılması gerekli olduğunu,Çek aslı, keşideci müvekkil bankaya ibraz edilmediğinden "temerrüdü" olmayan müvekkili bankanın faiz ödeme yükümlülüğünün de bulunmamakta olduğunu, Çekin bir kıymetli evrak türü olan kambiyo senedi olduğunu; bu nedenle çek kambiyo senetlerinin özelliğini taşıdığı gibi, "kıymetli evrak" ile ilgili hükümler çek için de geçerli olduğunu,Çekin kıymetli evrak olmasının bir sonucu olarak; TTK md. 645'deki "Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez." şeklindeki düzenleme gereği, hak senetten ayrı ileri sürülemeyeceğini,Diğer bir ifade ile, çek hamili çek aslını usulüne uygun olarak muhatap bankaya ibraz etmediği sürece ödeme talebinde bulunamayacağını, Uygulamada Bloke çek olarak tabir edilen dava konusu uyuşmazlığa konu BANKA ÇEKLERİnin (görüntüsüne aşağıda yer verilmektedir) ise; banka müşterisinin talebi üzerine müşteri hesabından çek bedelinin Bankanın kendi hesabına alınması sureti ile düzenlenen, "keşidecisinin banka şubesi olduğu" çekler olduğunu,Bu çeklerin; çeke olan güveninin arttırılması, banka müşterisinin ödeme yapacağı kişiye en yüksek düzeyde garanti vermek için kullanılan çek türü olduğunu; dava konusu olayda da olduğu gibi; uygulamada özellikle taşınmaz alım-satımlarında kullanılan bir çek türü olduğunu, Dava konusu çek görüntüsü ¸Banka / Keşide çekleri için aşağıdaki hususları belirtmek istediklerini,"Öncelikle, ilk derece mahkemesi kararının aksine, buradaki havale ilişkisinde havale eden ve havale ödeyicisi müvekkil Bankadır. Çekin takasa ibrazı halinde, havale ödeyicisi de takas bankasıdır. DAVA DIŞI ...'IN artık dava konusu bloke/keşide çekinde herhangi bir talep hakkı yoktur. Bu çekler; yukarıdaki görüntüsünden de anlaşılacağı üzere, TTK'da md 780'de yer alan tüm zorunlu unsurları içermektedir. Bu çekler de, tedavüle konu olabilmekte/ciro edilebilmektedir.En önemli husus olarak, çekin keşidecisi BANKA'DIR. Bu husus, çek hamiline çek karşılığı konusunda yüksek garanti vermekle , çeke olan güveni arttırmaktadır. Bununla birlikte, "cayma gibi" keşidecinin sahip olduğu haklara banka sahiptir.Piyasadaki keşidecisinin banka olmadığı diğer çeklerden hiç bir farkı olmayan dava konusu çekin de, ödenebilmesi doğal olarak ancak ve ancak çek aslının ibrazı ile mümkündür. "Bu yönü ile dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde; müvekkili Bankaya dava konusu çek usulüne uygun olarak ibraz edilmediğinden, müvekkili Bankanın herhangi bir ödeme yükümlülüğü/TEMERRÜDÜ doğmadığından, müvekkili Bankanın herhangi bir kusurundan söz edilemeyecek iken, aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararının öncelikle bu yönü ile kaldırılması gerektiğini,Esasen yukarıda belirtmiş oldukları hususların İlk Derece Mahkemesi kararında da;Davacı satıcının çeki kaybetmesi, bankanın kambiyo senedi niteliğindeki çek ibraz edilmeden ödeme yapmayacağı yönündeki savunmanın ileri sürülebilmesine yol açtığı, Çekin iptaline karar verilene kadar bankanın çeki ödemesinin mümkün olmadığı, aksi durumda çek bedelini iki kere ödemek zorunda olacağı,şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, herhangi bir temerrüdü ve kusuru bulunmayan müvekkili Bankanın çelişkili olarak davacı zararından sorumlu tutulduğunu,uygulama bloke çek olarak adlandırılan banka çeki düzenlenmesi, müvekkili bankanın çek bedelinin karşılığının bulunduğu yönünde güvence verilmesi olduğunu; bu hususun, sadece çek bedeli ile sınırlı olmakla, ayrıca çek bedelinin "vadeli hesapta" bekletilmesi yükümlülüğü getirmemekte olduğunu, Müvekkili Bankanın dava konusu olayda, BANKA çeki düzenlediğini ve davacıya teslim ettiğini; banka çeki düzenlenmesi nedeni, davacının karşılığı Banka tarafından GARANTİ EDİLEN bir çeke sahip olma talebinden ibaret olduğunu, Ancak, gerek mevzuatta gerekse de mevcut hukuk düzenimizde BANKA ÇEKİ BEDELİNİN VADELİ HESAPTA TUTULACAĞINA DAİR TEK BİR DÜZENLEME BULUNMAdığını,Aynı şekilde, gerek dava dışı ... gerekse de davacı hamil ile müvekkil banka arasında yine çekin kaybı halinde aslı ibraz edilene kadar ya da İPTAL KARARI verilen kadar bu çek bedelinin NEMALANDIRMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ getiren herhangi bir sözleşme de bulunmadığını, Ayrıca, davacı her ne kadar dava dilekçesinde, ÇEK İPTAL DAVASINDAKİ TEMİNAT BEDELİNİN VADELİ HESABA ALINIDIĞINI "ÖRNEK OLARAK" göstermiş ise de, iki hususun aynı olmadığı tartışmaya yer vermeyecek derecede açık olduğunu; müvekkili Banka tarafından keşide edilen dava konusu çekte, karşılığın varlığı banka tarafından teyit edilen bir çek söz konusu olduğunu, Çek iptal davasında mahkemeye yatırılan teminat ise doğrudan, MAHKEMENİN "müşteri olarak" ...BANK NEZDİNDE AÇTIĞI MEVDUAT HESABINA YATIRILMAKTA olduğunu;Dolayısı ile, bu tutarın vadeli hesaba aktarılmasının mümkün olduğunu,Bu nedenle, dava konusu çek bedeli muhatap banka olarak müvekkili Bankanın nezdinde olan, ÇEK İPTAL DAVASINDAKİ GİBİ MAHKEMENİN ...BANK NEZDİNDEKİ HERHANGİ BİR MÜŞTERİ MEVDUAT HESABINA YATIRILAN VE O HESAPTA BEKLETİLEN TUTAR OLMADIĞINDAN bloke çek bedelinin vadeli hesaba alınması bankacılık yönünden fiilen de mümkün olmadığını,Keşidecinin müvekkili Banka olduğu dava konusu çekte herhangi bir vekalet ilişkisi olmadığını;... hesabından çek bedelinin alınması ile artık BORÇ ALTINA GİREN VE ÇEKİ KEŞİDE EDENin MÜVEKKİLi BANKA olduğunu; Müvekkili Bankanın yükümlülüğünün de, tedavüldeki tüm çekler gibi meşru hamile çek bedelini ödeme yapmaktan ibaret olduğunu; BU YÜKÜMLÜLÜğün ÇEK BEDELİ İLE SINIRLI OLUP, ÇEK BEDELİNE MÜVEKKİLi BANKANIN HERHANGİ BİR TEMERRÜDÜ OLMAMASINA RAĞMEN FAİZ EKLENEREK BU SORUMLULUĞUN ARTTIRILMASInın MÜMKÜN olmadığını,Bu itibarla; dava konusu uyuşmazlıkta hukuken geçerli bir keşide çeki mevcut olduğunu,"Öncelikle, çekin ödenebilmesi aslının ibrazına bağlıdır. Dava konusu olayda aslı ibraz edilmemiştir.Diğer taraftan, aslı ibraz edilmeyen dava konusu çekte davacı çek hamilinin talimatını müvekkil bankanın yerine getirme zorunluğu da bulunmamaktadır."Kıymetli evrakta hak ve senet birlikteliğinin mevcut olduğunu; çek aslını ibraz edemeyen hamilin, bu hak ve yetkiye de sahip olmadığı tartışmasız olduğunu,Davaya konu çeki kaybeden davacı; kendi kusurundan kaynaklı zararını müvekkili bankadan talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu,Dava konusu uyuşmazlıkta ihtilaf olmayan diğer bir hususun da davacının bizzat kendisinin bloke çeki kaybetmesi olduğunu,Davacının taşınmaz satımı sonrasında söz konusu bloke çeki kaybettiğini ve işbu çekin iptali talebi ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/543 E. Sayılı dosyasından iptal davası açtığını, Bu noktada esas olan hususun, davacı tarafından çek kaybedilmese ve çek aslı usulüne uygun olarak müvekkili Bankaya ibraz edildiği takdirde çek bedelinin ödenmesi olduğunu, Ortada bir kusur ve zarar var ise, davacının çeki kaybetmesi ile zararının arasında da illiyet bağı bulunduğunun muhakkak olduğunu,Aşağıdaki, Yüksek Mahkemenin GÜNCEL KARARINDA DA bu hususun açıkça belirtildiğini,Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2020/1866 K. 2020/3245 T. 26.6.2020;"9- Kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermeyen, kendisi dürüstlük kuralına uymayan kişiler, başkalarının dürüstlüğe aykırı bu davranışa karşı sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını ileri süremezler. TMK m. 3'te yer alan “Kanunun iyi niyete sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır.Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz”. Kanun, dürüstlük kuralına aykırı tutum ve davranışı himaye etmez.Öte yandan, hukukun genel ilkelerinden biri de “Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak başkalarından hak talep edemez" (Kimse kendi kanunsuzluğundan faydalanamaz/Nemo auditur propriam turpitudinem allegans) ilkesidir."(cevap dilekçemiz ekinde karar örneği sunulmuştur.)Bu kapsamda, dava konusu uyuşmazlıkta davacının varsa zararına sebebiyet veren DAVACININ KUSURLU DAVRANIŞI / DAVACININ BLOKE ÇEKİ KAYBETMESi olduğunu, Söz konusu çekin iptali için dava açılmasının da bu gerçeği değiştirmeyeceğini; takdir edileceği üzere, çek iptal davası açılması çekin ödenmesi sonucu doğuracak nitelikte olmadığından, davacının ÇEK ASLI OLMAKSIZIN TALEBİNİ İLERİ SÜRME HAKKINI VERMEDİĞİNDEN neticeye etkili olmadığını, Ancak ve ancak, çekin kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile iptali gerekir ki, hali hazırda müvekkil Banka tarafından ÇEK İPTAL KARARININ KESİNLEŞMESİ İLE ÖDEME TALEBİ DERHAL YERİNE GETİRİLDİĞİ KONUSUNDA DA, tüm dosya kapsamında taraflar arasında ihtilaf bulunmamakta olduğunu,DAVACI TAŞINMAZ SATIM BEDELİNİN GEÇ ÖDENMESİ KAYNAKLI TALEPLERİNİ, BU SÖZLEŞMENİN TARAFI, DAVA DIŞI ...A YÖNELTMEsi gerektiğini,
Dava dilekçesinde davacı talebini, taşınmaz satışı için müvekkili Banka ... Subesi’ne ait 20.08.2019 tarihli, ... numaralı, 530.000,00.-TL bedelli bloke çek aldığını, ancak, Kadıköy Tapu Müdürlüğünde tamamlanan satış sonrasında çeki kaybettiğini ve çek bedelini müvekkil Bankadan tahsil edemediğini iddia etmekte olduğunu,Bu nedenle, öncelikle, davacı ile dava dışı ... arasında taşınmaz alım satımına ilişkin bir anlaşma olduğu, taşınmazın devrini gerçekleştirerek kendi edimini yerine getiren davacı karşısında, dava dışı ...tarafından ödemenin yapılmadığının anlaşılmakta olduğunu,Davacı ise, huzurdaki davada esas muhatabı ve satım sözleşmesinin tarafı dava dışı ...iken, taşınmaz bedelinin "geç ödenmesinden" kaynaklı zarar iddiasını müvekkili Bankadan talep etmekte olduğunu, Müvekkil Banka'nın taraflar arasındaki ilişkide alıcı-satıcı konumu olmayıp, alım/satım akdini taraf da olmadığını; Müvekkili Bankanın Banka/keşide çeki düzenlenmesi müvekkil Bankayı bu ilişkinin tarafı haline de getirmediğini,Bu nedenle, davada husumetin müvekkili Bankaya değil, taşınmaz bedelini geç ödeyen ...'dan talep etmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönü ile de kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini,Hükme esas alınan 2. raporda; bilirkişilerin davacının talebini aşar nitelikte "en yüksek mevduat faizi üzerinden" faiz hesaplaması yapmışlar, bu husustaki itirazlarının ilk derece mahkemesine sunulmasına rağmen dikkate alınmadığını, Davacı taleplerini hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacının huzurdaki davadaki faiz talebi "ticari avans faiz" oranı üzerindendir. Dava dilekçesinin ilgili kısmının aşağıda olduğunu:Dava dilekçesi sonuç ve talep görüntüsü:¸Davacının talebinin 20.000-TL'nin müvekkili Bankadan avans faizi ile tahsili iken ISLAH DİLEKÇESİNDE DE AYNI FAİZ TALEBİ TEKRARLANMIŞ İKEN, bu talebi aşar nitelikteki en yüksek mevduat faizi üzerinden yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamanın hükme esas teşkil etmesinin de açıkça hukuka aykırı nitelikte olduğunu,Sonuç olarak; Dava konusu bloke çek aslı usulüne uygun olarak müvekkili Bankaya ibraz edilmediğinden ve müvekkili Banka temerrüdü olmadığından, Davacının bizzat kaybettiği çek nedeni ile kendi kusurundan fayda sağlaması mevcut hukuk düzenleri tarafından korunmadığından, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, haksız ve hukuka aykırılığı açık olan davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; istinaf incelemesi süresince tehiri icra kararı verilmesine, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, haksız ve hukuka aykırılığı açık olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından dava dışı çek hesap sahibine devredilen taşınmaz bedeli olarak davacıya verilen ve davalı banka tarafından keşide edilen banka çekinin zayi olması sebebiyle çekin banka tarafından çek bedelinin davacıya ödenmemesi veya vadeli hesapta nemalandırılmaması sebebiyle uğranılan zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davacı ile dava dışı çek hesap sahibi arasında taşınmaz devri sözleşmesi akdedildiği, davacının dava dışı hesap sahibine devrettiği taşınmaz bedeli olarak dava konusu davalı bankanın keşideci, davacının lehtar olduğu ve 530.000,00 TL bedelli çekin davacıya verildiği, davacı tarafından çekin kaybedildiği iddiası ile açılan çek iptali davasında İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2020 tarih, 2019/543 esas ve 2020/68 karar sayılı ilamı ile çekin iptaline karar verildiği, kararın 18/02/2020 tarihinde kesinleştiği, kararın kesinleşmesi ile birlikte çek bedelinin davalı tarafından davacıya ödendiği anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından dava dışı çek hesap sahibinin çekten cayma hakkını kullanmasına ve çek bedelinin davacıya aktarılmasını talep etmesine rağmen davalı tarafından talimatının yerine getirilmediği, davacı tarafından çek bedelinin nemalandırılması talep edilmesine rağmen bankanın talebe uymadığı ve davacının zarara uğradığı iddiası ile zararın tazmini talep edilmiştir.Davalı vekili, konut alım satım sözleşmesinin tarafı olmayan bankaya karşı bu talebin yöneltilemeyeceğini ve pasif husumetinin bulunmadığını, dava konusu çekin keşidecisinin banka olması sebebiyle cayma hakkının bankaya ait olduğunu, bankanın çek bedelini çek aslı olmaksızın ödeme ve vadeli hesapta tutma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının kendi kusuru sebebiyle uğradığı zararın tazminini talep edemeyeceğini, çek iptal kararı kesinleşmeden ödemenin yapılamayacağını ve kesinleşme ile bedelin aynı gün ödendiğini, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve aynı gerekçeler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece gerekçeli kararında; banka çekinin havale niteliğinde olduğu, iş görme sözleşmesi kapsamında TBK 503/3 fıkrası uyarınca vekalet sözleşmesinin hükümlerinin ve TBK 129. Maddesi uyarınca üçüncü kişi yararına sözleşme hükümlerinin somut olaya uygulanabileceği ve bankanın hesap sahibi lehine hareket etme yükümlülüğü olduğu kabul edildikten sonra "davalı bankanın kendisine düşen yükümlülüğü, banka çeki düzenlemek ve bu çeki müşterisi olan ...'a vermek suretiyle yerine getirdiği, davacı satıcının çeki kaybetmesi, bankanın kambiyo senedi niteliğindeki çek ibraz edilmeden ödeme yapmayacağı yönündeki savunmanın ileri sürülebilmesine yol açtığı, Çekin iptaline karar verilene kadar bankanın çeki ödemesinin mümkün olmadığı, aksi durumda çek bedelini iki kere ödemek zorunda olacağı, davalı bankanın vekil sıfatıyla dava dışı müvekkili ...'ın menfaatine uygun işlem yapması gerektiği, dava dışı ... tarafından verilen 23.08.2019 tarihli dilekçede bir nemalandırma talimatı bulunmadığı, nemalandırma yönündeki talimatın ise davacı tarafından bankaya çekilen 18.09.2019 tarihinde yapıldığı" belirtilmiş ve davacının talep tarihi ile ödemenin yapıldığı tarihteki işleyen faiz miktarı hüküm altına alınmıştır. Mahkemece davalı lehine olarak bankanın çek iptal kararı kesinleşinceye kadar ödeme yükümlülüğü bulunmadığı ve çek hesap sahibinin nemalandırma talimatı bulunmadığı, çek lehtarı olan davacı tarafından nemalandırılma talep edildiği belirtilmesine rağmen hangi gerekçe ile davacının bu faize hak kazandığı ve hesaplanan faize hükmedildiği açıklanmamış ve çelişkili gerekçe oluşturulmuş ise de, dava dışı hesap sahibi tarafından söz konusu çek bedelinin kendi lehine olarak davalı banka hesabına blokeli olarak yatırıldığı ve karşılığında banka çeki düzenlendiği, söz konusu çek bedelinin hesap sahibi lehtar tarafından olası riskler göz önüne alınarak davacıya ödenmek üzere kendi hesabına aktarılması veya davacıya ödenmesi talep edilmesine ve paranın davacıya ait olduğu belirtilmesine rağmen davalı tarafından haklı gerekçe gösterilmeksizin çek bedelinin ödenmediği, davalı bankanın hesap sahibinin beyanı ile para üzeride hak sahibinin davacı olduğunu bilmesine rağmen ve yine bankanın hesap sahibinin haklarını gözetme yükümlülüğü dikkate alındığında davacının nemalandırma talebini yasal bir gerekçe göstermeksizin yerine getirmediği ve hak sahibi davacının hesaptaki paraya geç ulaşarak zararına sebep olduğu, davacı tarafından zararı hesaplanırken en fazla getiri sağlayan yatırım araçlarında veya vadeli mevduat hesabında nemalandırılmasının talep edilmesi ve davacı vekili tarafından talep edilen avans faizinin hüküm altına alınacak alacak için talep edildiği dikkate alındığında bilirkişi tarafından en yüksek mevduat faizine göre zararın hesaplanmasının yerinde olduğu anlaşılmış olup, Mahkemece çelişkili gerekçe oluşturulduğundan davalı vekilinin istinafı usulen kabul edilip Dairemizce davanın kabulüne ilişkin yeniden hüküm kurulmuştur.Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355 ve 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2022 tarih ve 2021/101 Esas 2022/314 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın KABULÜ İLE;- 42.382,44 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.895,14-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 341,55-TL ile 382,24-TL tamamlama harcı toplamı olan 723,79-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.171,35-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 723,79-TL peşin ve tamamlama harcı, 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 783,09-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 1.660,15-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,10-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 66,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 286,70-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 13-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.