T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1458 Esas
KARAR NO:2025/461 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2018/1021 Esas- 2022/152 Karar
TARİH:25/02/2022
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ:20/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “... Maltepe/İstanbul” adresindeki ... Merkezi içerisinde yer alan mağazasından bildirilen adrese teslim edilmek üzere; KDV dahil toplam 44.200,00 TL değerindeki 27 adet saatiN kargoya verilmesi için, Alışveriş Merkezinin lojistik birimi olan "..." (... Şti.)'ye 29/05/2018 tarihinde sevk irsaliyesi ile birlikte teslim edildiğini, teslim alan "..." tarafından 29/05/2018 tarihli teslim belgesi düzenlenerek müvekkiline ibraz edildiğini, sonrasında da müvekkilinden teslim alınan toplam 44.200,00 TL değerindeki 27 adet saatin yer aldığı 4 adet kargo paketinin, sevk irsaliyesi ile birlikte davalı kargo firmasına teslim edildiğini ve davalı şirketin de paketleri teslim aldığına dair 29/05/2018 tarih ve ... seri numaralı "..."düzenlendiğini, söz konusu kargo ile davalıya teslim edilen saatlerin bugüne kadar alıcısına teslim edilmediği gibi müvekkili şirkete de iade edilmediğini, davalı tarafın uhdesindeyken kaybolduğunu veya çalındığını, kargonun teslim edilmemesi üzerine müvekkili şirket yetkilisi ...'e başvurduğunda, müvekkiline hem sözlü hem de yazılı olarak, söz konusu 4 adet kargo paketinin sevk irsaliyesi ile birlikte 29/05/2018 tarih ve ... seri numaralı "..." ile davalı kargo firmasına teslim edildiğine dair kamera kayıtlarının da mevcut olduğu bilgisinin verildiğini, müvekkili şirketin davalı uhdesindeyken kaybolan veya çalınan emtia bedellerinin ödenmesi için davalı kargo şirketine İstanbul ... Noterliği'nin 07/08/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiğini, davalı şirketin ödeme yapmaması üzerine ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin, davacı müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla aleyhlerine açılan işbu icra takibine alacak ve fer’ileri bakımından itiraz ettiğini, vaki itiraz neticesinde ise takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, itirazında haksız olan davalının dava ve takip konusu likit alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ... Şti.'ye (...) ihbarının gerektiğini, davacının dava dilekçesinde de ikrar etmiş olduğu üzere kargonun öncelikle ... Şti’ye teslim edilerek 1 gün boyunca bu şirkette muhafaza edildiğini, işbu sürede kargoyu muhafaza etmenin ilgili şirketin sorumluluğunda olduğunu, kargonun davacı tarafından ...'e tesliminden ...’ye teslimine kadar geçen süreçte nasıl muhafaza edildiği, davacının teslim ettiği halinden farklı, eksik yada fazla olup olmadığının bilinmediğini, taşımada müvekkiline izafe edilebilecek bir kusur olmadığını, taşımadan sorumluluğunun bulunmadığını, eşyanın niteliği ve değerinin müvekkiline teslim anında beyan edilmediğini, ilgili kanun gereği kargonun içeriğini bildirme yükümlülüğünün göndericiye ait olduğunu, dava dilekçesinde kargonun içeriğine ilişkin beyanlarda bulunmuş ise de müvekkiline teslim sırasında kargoya ilişkin bir değer ve içerik gösterilmediğini, TTK md. 864 uyarınca, gönderen kusurlu olmasa da, taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden doğan zararın göndericiye ait olduğunu, taşınan kargonun içeriği ve değeri gönderen tarafından beyan edilmediğinden, yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak sorumluluğun gönderene ait olduğunu, davacı dava dilekçesinde kargonun içeriğinin “27 adet saat olduğunu" ve işbu saatlerin değerinin 44.200,00-TL olduğunu iddia etmekte ise de iddialarını ispatlamamış olup kargo içeriği ve değerinin ispata muhtaç olduğunu, gönderiye ilişkin fatura ve belge ibraz edilmediği için davacının beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını beyanla haksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli başlatılan takip nedeniyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Fer'i Müdahil ... A.Ş. (...) ihbara cevap ve davaya katılma talepli 26/07/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; davaya katılma taleplerinin bulunduğunu, 29/05/2018 tarihinde ... AVM çıkışlı ... AVM varışlı gönderilerin davalı ... tarafından ... AVM mal kabul alanına getirilmiş olduğunu, ancak mal kabul alanında teslim esnasında teslim edilmek istenen ürünlerin hasarlı ve yırtık olduğunun görevli personeli ... tarafından tespit edildiğini, tanık beyanlarından ve müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan sözleşmeden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin söz konusu malları davalıdan teslim almadığını, müvekkilinin personelinin davacı ... müdürünü arayıp olay yerine çağırarak sonraki süreçte kendi görev yerlerine geçtiklerini, davalı ... kargoya malın teslim edilmesi ile birlikte sorumluluğun müvekkili şirket nezdinde ortadan kalkmış olduğunu, söz konusu kargoların bir daha müvekkiline geri geldiğine dair bir belgenin davalı tarafından dosyaya ibraz edilmediğini, kargoların davalı bünyesinde zayii olduğu ve ilgili kanun maddesi uyarınca sorumluluğun davalıya ait olduğunu beyan ederek müvekkili aleyhinde hüküm kurulmamasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 25/02/2022 tarih 2018/1021 Esas- 2022/152 Karar sayılı kararında;"Dava, taşıma sırasında kaybolan 27 adet saatin bedelinin davalı taşıyıcıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. ....Tüm dosya kapsamı, incelenen deliller, dosya kapsamına uygun, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporlarındaki tespit ve görüşler hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin iki mağazası arasındaki taşıma işini yüklenen davalının kendisine teslim edilen 4 koli ieriği 27 adet saati taşıma sırasında kaybetmiş olduğu, akibeti hakkında bir bilgi-belge de sunmadığı, dolayısıyla taşınan yükün tam zayi olduğu, davalının sorumluluktan kurtulmasını sağlayacak bir delil de sunamadığı, davalı taşıyıcının yükün tam zayi/kaybında pervasız davranışının sözkonusu olduğu, bu nedenle sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı, davacı taşıtanın uğradığı gerçek zarardan sorumlu olduğu, davacının uğradığı gerçek zararın ise hem davacının mal alış faturasıyla hem de uzman bilirkişi marifetiyle taşıma tarihindeki piyasa değerine göre TTK md 880 kapsamında 44.200,00 TL olduğunun tespit edilmiş olduğu, ticari nitelikteki taşıma zararı nedeniyle davacının değişen oranda avans faizi talep edebileceği,davacının takip öncesi davalıya gönderdiği 08/08/2018'de tebliğ edilen noter ihtarıyla ödeme için verdiği 3 günlük sürenin bitimiyle davalının temerrüdünün (haftasonu tatili nedeniyle) 13/08/2018 tarihinde oluştuğu, bu tarihle takip tarihi olan 27/09/2018 arası (44 gün) işleyen değişen oranda avans faizi basit hesap niteliğinde olmakla tarafımızca hesaplanmış olup 1.062,62 TL işlemiş faiz talep edilebileceği anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde davanın bu tutarlar yönünden kısmen kabulüne ve takibin devamına, işlemiş faize ilişkin fazla istemin ise reddine karar vermek gerekmiştir.Dava konusu alacağı kabul edilen kısmı yönünden, yargılama sonucu belirlendiğinden likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, reddedilen kısım yönünden ise davacının kötüniyetle takip yaptığı ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalının... takip dosyasına itirazının kısmen iptaline, takibin 44.200,00-TL asıl alacak ve 1.062,62-TL işlemiş faiz toplamı 45.262,62-TL alacak yönünden ve takip tarihi sonrası 44.200,00-TL asıl alacağa değişen oranda avans faizi işletilmek suretiyle aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine,Kabul edilen kısım yönünden davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili ile feri müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin dosyasından verilen 25/02/2022 tarih ve 2018/1021 Esas ve 2022/152 Karar sayılı kararının incelenmesi ve müvekkili şirkete yönelik aleyhe kısmın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemli istinaf dilekçesini sunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, mezkur taşımaya ilişkin olarak müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının üzerine düşen teslim sırasında taşınan eşyanın içeriğine ve değerine ilişkin eksiksiz ve gerçeğe uygun olarak bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Yerel mahkeme tarafından işbu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu;Gönderen tarafından müvekkili şirkete teslimi anında kargonun içeriğinin beyan edilmediğini ve kargoya ilişkin olarak herhangi bir değer gösterilmediğini, davacının, dava dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu faturayı kargoyu teslim ederken sunmadığını ve içeriğinin iddia edilen elektronik alet olduğunu bildirmediğini, hiçbir şekilde içeriğin dava dilekçesinde beyan edildiği gibi olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının bir an için taşınmak üzere elektronik alet teslim ettiği düşünülecek olsa dahi müvekkili şirketin içerik hususunda esaslı şekilde ve kasten yanıltıldığının anlaşıldığını, kargonun içerik beyanının müvekkili şirkete doğru bir şekilde yapılmadığını, içerik ve değerinin beyan edilmesi halinde kargonun taşıma esnasında uğrayabileceği olası zararlara karşı uygun şekilde sigortalanması söz konusu olabilecekken bu hususun gereğinin yapılmasının, salt sigorta için ek ücret ödemekten imtina etmek adına adeta taşıyandan gizlenmek suretiyle engellendiğini, müvekkili şirketin bu hususta yanıltıldığını, nitekim somut uyuşmazlıkta kargonun üzerine yeterli bir şekilde herhangi bir içerik bilgisi işlenmediğini, müvekkili şirket tarafından hiçbir şekilde ihlal edilmiş bir gizlilik bulunmadığını, Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca müvekkili şirketin kargo içeriğini araştırma ve kontrol yetkisi bulunmadığından bu hususta gönderenin beyanları doğrultusunda işlem yapıldığını, dolayısıyla tüm bu hususlar gönderenin malumunda iken müvekkili şirkete sorumluluk yükleme çabasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, doğal olarak müvekkili şirketin içeriği kendisine bildirilmeyen kargoya ilişkin bu anlamda bir sorumluluğunun bulunmayacağının açıkça ortada olduğunu;Müvekkili şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesi mümkün olmayıp davacının tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunu, müvekkili şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma (açarak içine bakma, vs.) hak ve yetkisi bulunmadığından içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceğinin açık ve tartışmasız, kanun gereği olduğunu, taşımaya ilişkin hükümler uyarınca, içeriği doğru beyan edilmeyen kargonun mahiyetinden kaynaklanan zararın göndericiye ait olduğunu, çünkü TTK m.864 gereği gönderici gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri tam ve eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmek zorunda olup eksik bildirimden kaynaklanan sorumluluğun kendisine ait olduğunu, keza Karayolu Taşıma Kanunu m.8'de, taşımaya konu kargo içeriğinin taşıyana tam ve doğru beyan edilmesini, eksik bildirimden kaynaklanan sorumluluğun gönderenin kendisine ait olacağını açıkça öngördüğünü; Göndericinin müvekkilİ şirket aracılığı ile gönderdiği ürünlerin içeriğe uygun olarak paketlenmediğini ve gönderilen ürünlerin içeriğinin doğru olarak bildirilmediğini, paket içeriği belli olmayan bu taşıma için yük değeri ve özel menfaat beyanı da yapılmadığını, davacının bu kadar değerli ve hassas bir yük taşıtıyorsa bunu yapabileceğini, tabiatıyla bu ihtimalde standart gönderi ücreti yerine çok daha yüksek bir taşıma ücreti isteneceğini;Davacının dava dilekçesinde kargo içeriklerinin elektronik alet olduğunu beyan ve iddia etmekte ise de bu iddialarını ispatlamadığını, kargo içeriği ve değeri iddiasının ispata muhtaç olduğunun açıkça ortada olduğunu, taşıma senedinde emtianın içerik ve değerine ilişkin bir bilgi yer almadığını, dolayısıyla kanunun açık hükmü karşısında yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğunu;TTK md. 864 uyarınca, gönderen kusuru olmasa da; taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden doğan zararın göndericiye ait olduğunu, bu anlamda göndericinin kargonun içeriği ve değeri taşıyıcıya tam ve eksiksiz olarak bildirmekle mükellef olduğunu yapılan eksik bildirimler dolayısıyla müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, yine ilgili taşımaya ilişkin herhangi bir fatura ve benzeri evrak da sunulmadığını, dolayısıyla kanunun açık hükmü karşısında yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğunu, hal böyleyken Yerel mahkemenin tüm bu hususları göz ardı ederek müvekkili şirket aleyhine kısmi tazminata hükmetmiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ve huzurdaki davanın reddi gerektiğini;Posta Hizmetleri Kanunu'nun "posta hizmetlerinin gizliliği ve güvenliği" başlıklı 7. maddesi uyarınca müvekkili şirketin kargo gönderilerine ilişkin içeriğe bakmasının yasak olduğunu, müvekkili şirketin taşıyıcı rolünü üstlendiği taşımalarda kargoları açıp kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığını, davacı tarafından, ilgili kargoların içerik kısımlarının boş bırakıldığını, içeriği belirtilmemiş veyahut soyut şekilde belirtilmiş olan kargolar için; talep edilen maddi zarar talebinin fahiş olduğunu, dolayısıyla maddi tazminat şartlarının oluşmadığından davanın reddi gerekmekteyken Yerel mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini;TTK’da taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırıldığını, ilgili kanunun gerekçesinde sınırlı sorumluluk prensibinin benimsenmesine neden olan düşüncenin, taşıyıcının taşıma ile bir iş yaptığı, bu işin olumlu bir amaç taşıdığı, buna rağmen bir zarar doğmuşsa, taşıyıcının sınırsız bir şekilde sorumlu tutulmaması olduğunu, tazminat ödenebilmesi için bahsedildiği üzere zarar kavramının doğması ve bu zarara, zararı gören kişinin iradesi dışında başka bir kişinin sebebiyet vermesi gerektiğini, TTK’da taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibini benimsediğini;Müvekkilinin mezkûr taşımada hiçbir şekilde bir kusuru olmadığından tazmin mükellefiyetinin de bulunduğunu, bununla birlikte, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkili şirketin söz konusu olayda sorumluluğu bulunduğu kabul edilecek olsa dahi TTK 882 hükmüne uygun olarak gönderinin değerini kaybeden kısmının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı istenebileceğinin ortada olduğunu, ancak bunun sınırının da TTK madde 880 olduğunun aşikar olduğunu;Taşıyıcının sorumluluk limitine bağlı olmaksızın tazmin borçlusu olabilmesi için kasıt veya eşdeğer kusur ile zarar arasında illiyet rabıtasının bulunmasının icap ettiğini, bu tür bir kasıt veya eşdeğer kusurun varlığını ispat yükünün talep sahibi gönderen veya gönderilen üzerinde olduğunu, ancak somut olayda taşınan kargoya ilişkin müvekkili şirketin kusurunun ispat edilemediğini, müvekkili şirket hakkında kısmi tazminat sorumluluğu doğmadığını, göstermesi gereken tüm özeni gösterdiğini;Yerel mahkemece yapılan eksik inceleme neticesinde müvekkili şirket aleyhinde hüküm tesis edildiğini, bu sebeple verilen kararın esas yönünden de yasaya aykırı olup düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerektiğini, davacı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu talebin reddinin hukuka aykırı olduğunu beyanla eksik incelemeye, usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme'nin 2018/1021 E. 2022/152 K. ve 25/02/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak, davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir.Feri müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu olayda özetle; 29/05/2019 tarihinde, müvekkili şirketin, ... AVM operasyonunda görevli taşıma personelinin, kargo şirketine teslim edilmek üzere, ... AVM- ...’in mağaza yetkilisinden 4 (dört) koli teslim aldığını, karşılığında da ... sıra numaralı mal teslim formunun karşılıklı şekilde imzalandığını, teslim alınan kolilerin paketlenmiş olarak (içeriği kendileri tarafından bilinmez bir şekilde) alındığını, aynı gün ... Kargo’ya teslim edildiğini ve teslim karşılığında ... Kargo’dan ambar tesellüm fişi alındığını, ... AVM çıkışlı, ... AVM varışlı gönderilerin, ... Kargo tarafından... mal kabul alanına getirildiğini, ancak mal kabul alanında yapılacak teslim esnasında, teslim edilmek istenen ürünlerin hasarlı ve yırtık olduğunun görevli ... tarafından tespit edildiğini, tespiti yapan ...'ın konu ile ilgili derhal müvekkili şirketin ekip lideri ...’ya bilgi verdiğini;Müvekkili şirket ile... arasında imza olunan, sözleşmenin 2.paragrafının;“..ürünlerin, taşıma öncesi ... personeli tarafından göz ile hasar kontrolü yapılır. Yırtık, delik, ezik, yıpranmış, orijinal paketi bozulmuş ve benzeri ürünler, ancak FİRMA’nın mağaza/şubesindeki bir yetkilisinin bilgisi ve onayı alındıktan sonra, taşıma işlemi gerçekleştirilir.” şeklinde düzenlendiğini;Bu minvalde, tam kapalı olmayan, yırtık, ezik hasarlı kolilerin personelleri tarafından teslim alma kurallarına uygun olmadığı için teslim alınmadığını, o esnada, hemen, ekip lideri ... tarafından ... mağaza müdürünün telefonla arandığını, ürünün hasar durumunun bildirildiğini ve malın kabulü hususunda karar vermesi üzere, mal kabul alanına davet edildiğini, bu noktada İlk derece mahkemesi tarafından... kargodan kamera kayıtlarını sunmasının istenildiğini ancak ... kargo tarafından dava konusundan bağımsız bir takım kamera kayıtları sunulduğunu;Mal kabul alanına gelen ... AVM'nin ... mağaza yetkilisinin, gönderinin hasarı nedeniyle paketi teslim almadığını ve ... Kargo Kuryesi ile karşılıklı tutanak tuttuklarını, tutanak içeriği ile ilgili müvekkili şirketin herhangi bilgisinin bulunmadığını, diğer bir taraftan dava konusu olayda davalı ... tarafından ürünlerin müvekkili şirkete teslim edildiğine dair herhangi bir tutanak veya belge bulunmadığını, bu durumda davaya konu ürünlerin davalı uhdesinde zayi olduğu ve/veya çalındığının da ortada olduğunu, nitekim TTK’nın 875. maddesi gereğince müvekkili şirkete herhangi bir kusur ve sorumluluk kesinlikle izafe edilemeyeceğini beyanla işbu davaya konu olayda sorumluluklarının olmadığı gözetilerek, davanın müvekkili şirket açısından reddine, İlk derece mahkemesinin 2018/1021 E., 2022/152 K. Ve 25/02/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında alıcısına teslim edilmediği/zayi edildiği iddia edilen ürün bedelinin taşıyıcıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, ... AVM'den, ... AVM'deki mağazasına teslim edilmek üzere 4 adet koli içerisindeki saatlerin AVM'de bulunan lojistik birimine, buradan da davalı şirkete teslim edildiğini ancak davalının taşımak üzere teslim aldığı ürünleri alıcısına teslim etmediğini, ürünlerin zayi olduğunu iddia ederek bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacı tarafından kargo içeriğinin kendisine bildirilmediğini, bu nedenle doğan zarardan davacının sorumlu olduğunu, kendisine atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ile feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı tarafından kargo içeriği hakkında davalıya herhangi bir bilgi verilmediği, bu nedenle sorumluluğun davacıya ait olduğu, davacının kargo içeriğini ispat edemediği, olayda davalının herhangi bir kusurunun olmadığı, aksi halde dahi sınırlı sorumluluğunun söz konusu olduğu, davacı aleyhine davanın reddolunan kısmı üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiğine; feri müdahil vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ise; olayda feri müdahile atfedilecek bir kusur olmadığı ve davalı aleyhine verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayan taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Taşıyıcının zarardan sorumlu olduğunun kabulü halinde ise;TTK'nın 882. maddesine göre, 880. ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı halinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun bulunduğu şeklinde ise de, TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Somut olayda; davacıya ait saatler bir AVM'deki mağazasından diğer bir AVM'deki mağazasına taşınmak üzere irsaliye ile birlikte önce AVM'de bulunan feri müdahil lojistik şirketine, bu şirket tarafından da davalıya, davacının düzenlediği irsaliye ile ve davalı tarafından tesellüm belgesi düzenlenmek suretiyle teslim edilmiş, davalı tarafından ise alıcısına teslim edilmemiş, dosyaya aksini ispat eder herhangi bir teslim belgesi sunulmamıştır. Buna göre ziyanın taşıma sırasında oluştuğu ve davalının oluşan zarardan TTK'nın 875. maddesi gereği sorumlu olduğu sabittir. Her ne kadar davalı, kargo içeriğinin kendisine bildirilmediğini ve bundan doğan zararın davacıya ait olduğunu iddia etmekte ise de, davacı tarafından düzenlenen irsaliyede taşınacak ürünlerin sayı ve nitelikleri açık bir şekilde gösterilmiştir. Kaldı ki davalı tarafın istinaf başvurusunu dayandırdığı TTK'nın 864. maddesinde yer alan düzenleme, göndericinin taşıyıcıya karşı olan kusursuz sorumluluğuna, yani kargo içeriğinin bildirilmemesi nedeniyle taşıyıcının uğradığı zararın gönderici tarafından karşılanmasına ilişkin bir düzenlemedir. Taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme değildir.Taşıyıcının sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluk ise de, TTK'nın 886. maddesinde yer alan şartların gerçekleşmesi halinde sorumluluk sınırı kaldırılmakta olup davalı tarafından saatler alıcısına hiç teslim edilmemiş, nerede olduğu, neden teslim edilmediği konusunda herhangi bir açıklama da yapılmamış olduğundan Mahkemece, zarara davalının pervasız hareketlerinin neden olduğu kabul edilerek davacının gerçek zararının hüküm altına alınması isabetli olmuştur. Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebi ile açılmıştır.Bu davada davacı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece davacının asıl alacağı kabul edilmiş, yalnızca takipte talep edilen temerrüt faizi kısmen reddedilmiştir. Dolayısıyla davacı alacaklının takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olmadığı açık olup Mahkemece verilen karar doğrudur. Davalı vekilinin bu istinaf sebebi ve bu minvalde feri müdahil vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ile feri müdahilin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı ile feri müdahilin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.091,88 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 775,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.316,18 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.091,88 TL istinaf karar harcından istinaf eden feri müdahil tarafından peşin olarak yatırılan 772,97 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.318,91 TL'nin feri müdahilden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.