T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1641 Esas
KARAR NO:2025/478 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2017/449 Esas - 2020/615 Karar
TARİH:22/12/2020
DAVA:ALACAK (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:20/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı.... Şti. arasında kredi sözleşmesi imzalandığını ve kredinin teminatı olarak ... A.Ş. tarafından keşide edilen ... ... şubesine ait 15.07.2016 keşide tarihli B-... numaralı 150.764,00 TL bedelli ve 28.09.2016 keşide tarihli B-... numaralı 100.000,00 TL bedelli çeklerin teminata alındığını, faaliyeti durdurulan ... A.Ş. ye ait çekler hakkında iş bu sebepten dolayı takas sisteminde işlem yapılamadığını, müvekkili bankaya ödeme yapılmadığını, bu sebeple keşideci davalının sebepsiz zenginleştiğini, açıklanan nedenlerle dava konusu çek bedellerinin keşide tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte TTK 732 vd. maddeleri gereğince müvekkili bankaya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davaya konu B-... numaralı 150.764,00 TL bedelli 15.07.2016 keşide tarihli çeki dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ve B-... numaralı 100.000,00 TL bedelli 28.09.2016 keşide tarihli çeki dava dışı ... A.Ş.'ye keşide ettiğini, bu iki şirketin yönetim ve ortaklık yapısının aynı olduğunu, ... Ltd. Şti. tarafından kredi teminatı olarak davacı bankaya teslim edildiğinin anlaşıldığını, davacı banka tarafından çeklerin yasal ibraz süresi içinde ilgili bankaya ve keşidesi müvekkiline TTK 730. maddesi gereğince herhangi bir protesto keşide edilmediği dikkate alındığında, söz konusu çeklerin yasal süresi içinde bankaya ibraz edilmemiş olarak değerlendirilmesi ve TTK hükümlerinden yararlanmaması gerektiğini, davacı bankanın TTK 732/1. madde hükümleri kapsamında yetkili hamil olmayacağını, dava dışı şirketlere müvekkili tarafından ödemeler yapıldığını ve müvekkili şirketin bu firmalardan alacaklı olduğunu, çeklerin bankaya ibraz edilmemesi sebebiyle müvekkili tarafında sebepsiz bir zenginleşme olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/12/2020 tarih ve 2017/449 Esas - 2020/615 Karar sayılı kararında;"Çek suretleri, banka yazıları incelenmiş, dava dava dışı ... ve ... Anonim Şirket' ine talep üzerine dava ihbar edilmiş, bankacı bilirkişiden rapor alınmış ve de davalı yan itirazı üzerine davalı ve dava dışı ihbar olunan şirketlerin ticari defter ve kayıtları incelenmesi amacıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve deliller toplanmıştır.Bankacı Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 08/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı banka vekilinin dava dilekçesinde iddia ettiği gibi çeklerin kredilerin teminatı olarak sunmuş olduğu dekontlarla belgelediği, dolayısıyla davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği TTK 732/1 Maddesi "Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa bunlar poliçenin hamiline karşı onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar." hükmüne dayalı olarak ... Bankası A.Ş.'nin faaliyet izni hak ve yetkileri BDDK tarafından 22.07.2016 tarihinde kaldırıldığı dikkate alındığında çeklerin tahsil edilememesi neticesinde davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğini takdirinin tamamen mahkemeye ait olduğu, Mahkeme tarafından davacının davalıdan alacaklı olduğuna karar verilmesi halinde çeklerin vadelerinden itibaren avans faizi talep edilebileceği belirtilmiştir.Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 30/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dosyası ile davalı şirket ve dava dışı şirkete ait ticari defter kayıtlarının tetkiki sonucunda; nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere; dava konusu ... ... Şubesine ait; B-... numaralı 15.07.2016 keşide tarihli 150.764,00 TL bedelli çekin davalı ... tarafından dava dışı ... Şti. adına keşide edilmiş olduğu, B-... numaralı 28.09.2016 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çekin davalı ...Ş. tarafından dava dışı ... A.Ş. adına keşide edilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı ... .... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. arasında ticari münasebet olduğu, taraflar arasındaki ticari faaliyetin cari hesap ilişkisi çerçevesinde yürütüldüğü, davalı ...Ş.'nin ticari defter kayıtlarına göre; dava dışı ... ... Ltd. Şti. cari hesabında dava konusu çeklere ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davalı şirket tarafından keşide edilen dava konusu çeklerin dava dışı satıcı ... A.Ş. cari hesabına istinaden; 07.03.2016 tarihinde 28.09.2016 keşide tarihli ... numaralı 100.000,00 TL bedelli çekle ödeme yapılmış olduğu, 25.03.2016 tarihinde 15.07.2016 keşide tarihli ... numaralı 150.764.00 TL bedelli çek ile ödeme yapılmış olduğu, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarında; dava konusu çeklere ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, diğer dava dışı ... A.Ş. tarafından ticari defter kayıtlarının incelenmeye sunulmadığı yönündeki tespitleri belirtilmiştir.Dava 6102 sayılı yasanın 732. maddesi uyarınca açılan sebepsiz zenginleşme davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 818/1-m maddesinin yollamasıyla TTK 732. maddesinin çekler hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir.TTK’nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulabilmesi için, hâmilin hakkı koruyucu işlemleri yapmamış olması yani müracaat hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasından dolayı bir zararının ortaya çıkmış olması gerekir. Bunun yanında keşidecinin, muhatabın, kabul edenin, ikametgahlı poliçeyi ödeyecek olanın zenginleşmiş olması da gerekmektedir. Zararın mevcudiyeti, sebepsiz zenginleşme talebinin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için, hâmile ait ve tahsili mümkün olan bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu borçlu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması, yani sebepsiz olması yeterlidir (ÖZTAN, a.g.e., s. 911-926; BOZGEYİK Hayri, “Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme”, AÜEHFD, C. VII, S. 1-2, Haziran - 2003, s. 589 vd.).6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 818/1-e maddesinin yollamasıyla TTK 687. maddesinin çekler hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun def'iler başlıklı 687. maddesi poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremeyeceğini, ancak hamilin, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde def'ileri ileri sürebileceğini düzenlemiştir.Davalı yan çeklerin kullandırılan bir kredinin teminatı olarak davacı tarafından teslim alındığını ve bu sebeple çeklerin rehin cirosu yoluyla davacı bankaya teslim edildiğini ve de poliçeye ait hükümlerin çekler hakkında da uygulanması mümkün hükümlerini düzenleyen TTK'nın 818 maddesinde rehin cirosu ile ilgili olan ve aynı kanunun 689 maddesine yapılmış bir atfın bulunmadığını ve TTK 689 madde hükmü gereğince rehin cirosu ile çeki devralan bankaya yapılan ciro tahsil cirosu hükmünde kabul edildiğini ve bu nedenle rehin cirosu ile çekle teslim alan davacı bankanın yetkili hamil olmayacağını savunmuş ise de; 6102 sayılı TTK'nın 689. maddesine uyarınca cironun rehin cirosu olarak kabul edilebilmesi için senet üzerinde “bedeli teminattır” “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer bir kaydı taşıması gerekmektedir.Dava konusu çekler üzerinde böyle bir kayıt bulunmadığı, ayrıca çek teslim tutanağında, dava dışı ihbar olunan ... ... Ltd. Şti. tarafından; "....senetlerin vadelerinde Banka tarafından tahsil edilerek Banka nezdinde bulunan kredimden/kredilerimizden kaynaklanan her türlü borcuma/borçlarımıza mahsup edilmesini, çek/senet bedellerini borçlulardan elden tahsil etmeyeceğimi/etmeyeceğimizi, çek/senet bedellerinin elden tahsil edilmesi halinde tahsil edilen bedelleri derhal Banka'ya ödeyeceğimi/ödeyeceğimizi, aksi takdirde Kredi Genel Sözleşmesi gereği temerrüt hükümlerinin uygulanmasını kabul ve taahhüt ederim./ederiz." şeklindeki imzalı beyanı nazara alınarak davacıya yapılan cironun temlik cirosu olduğu değerlendirilmiştir.(Benzer yönde Y11HD., 18.03.2015 tarih, 2015/2743 Esas, 2015/3734 Karar; Y19HD., 01.06.2015 tarih, 2014/10394 Esas, 2015/8019 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi 2017/1028 esas, 2017/1241 karar sayılı 23/11/2017 tarihli kararı ile Y19HD., 09.07.2020 tarih, 2019/407 Esas, 2020/1389 Karar sayılı kararları) Tüm dosya kapsamı nazara alındığında; davaya dayanak olan ve süresinde bankaya ibraz edilemeyen, 15.07.2016 ve 28.09.2016 keşide tarihli, sırasıyla ... ve ... seri nolu ve ... ... Şubesi' ne ait çeklerde davalı keşideci, davacı ise hamildir.Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ... Bankası A.Ş.' nin faaliyet izni, hak ve yetkileri BDDK tarafından 22.07.2016 tarihinde kaldırıldığı anlaşılmıştır.6102 sy. TTK'nın 732. maddesi hükmü uyarınca açılan bu davada ispat yükü davalıdadır. Davalı, sebepsiz zenginleşmediğini usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlüdür.TTK 687. maddesi uyarınca düzenleyen keşideci davalının kişisel defileri ciro yoluyla çeki alan davacıya karşı ileri süremeyeceği, yani şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesinin çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması şartına bağlı olduğu, davalının çek bedellerini ödediğini, sebepsiz zenginleşme söz konusu olmadığını da ispat edememesi karşısında davanın kabulü ile 2 adet çek bedeli 250.764,00 TL nin, dava öncesi davalının temerrüde düşürüldüğü belirlenemediğinden 10/05/2017 dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,'' Davacının davasının KABULÜ ile; 2 adet çek bedeli 250.764,00 TL nin 10/05/2017 dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme gerekçeli kararında "...Davalı yan çeklerin kullandırılan bir kredinin teminatı olarak davacı tarafından teslim alındığını ve bu sebeple çeklerin rehin cirosu yoluyla davacı bankaya teslim edildiğini ve de poliçeye ait hükümlerin çekler hakkında da uygulanması mümkün hükümlerini düzenleyen TTK'nın 818 maddesinde rehin cirosu ile ilgili olan ve aynı kanunun 689 maddesine yapılmış bir atfın bulunmadığını ve TTK 689 madde hükmü gereğince rehin cirosu ile çeki devralan bankaya yapılan ciro tahsil cirosu hükmünde kabul edildiğini ve bu nedenle rehin cirosu ile çekle teslim alan davacı bankanın yetkili hamil olmayacağını savunmuş ise de; 6102 sayılı TTK'nın 689. maddesine uyarınca cironun rehin cirosu olarak kabul edilebilmesi için senet üzerinde “bedeli teminattır” “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer bir kaydı taşıması gerekmektedir..." gerekçesiyle davacıya yapılan cironun temlik cirosu olduğu kanaatine vardığını; Yerel Mahkemenin buna ilişkin tespit ve değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Davacı banka, davaya konu çeklerin, kullanılan krediye teminat olarak alındığını kabul etmekte olduğunu; bu yöndeki davacı taraf beyanı dikkate alındığında, söz konusu çeklerin rehin cirosu sonucu davacı bankanın elinde bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Dava konusu çeklerin dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından kredi sözleşmesi gereği kullandırılan kredinin teminatı olarak davacı bankaya teslim edildiği, dava dilekçesinde açıkça kabul ve beyan edildiğini; bu hususun, 08.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda, "...Davacı bankanın, işbu davaya konu çekleri çek/senet teslim tutanağı düzenleyerek teslim aldığını, teslim tutanağında “... Bankası .... ... şubesi nezdinde bulunan kredimin, kredilerimin (dava dışı çek cirantasının kredisi) teminatı olarak……” ibaresinin yazılı olduğunu... Davacı banka vekilin dava dilekçesinde iddia ettiği gibi çeklerin kredilerin teminatı olarak alındığını sunmuş olduğu dekontlarla belgelediğini..." şeklinde tespit edildiğini; davacı yanın kabulü ve bilirkişinin yapmış olduğu tespitlerle birlikte müvekkili şirketin keşidecisi olduğu B-... ve B-... nolu çeklerin, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından kredi teminatı olarak davacı bankaya teslim edildiğinin açıkça ortaya koyulduğunu; davacı tarafın çeki teminat olarak aldığını kabul ve beyan etmesi, bu hususun bilirkişi tarafından da tespit edilmesine rağmen, Yerel Mahkemece çekler üzerinde rehin cirosuna dair bir ibare yer almaması sebebiyle çekleri temlik cirosuyla teslim edildiği kanaatine ulaşılmasının hatalı olduğunu,Çekin, kullandırılan bir kredinin teminatı olarak davacı banka tarafından teslim alındığı ve bu sebeple çekin rehin cirosu yoluyla davacı bankaya teslim edildiği dikkate alındığında, poliçeye ait hükümlerin çekler hakkında da uygulanması mümkün hükümlerini düzenleyen TTK'nin 818. maddesinde rehin cirosu ile ilgili olan ve aynı Kanun'un 689. maddesine yapılmış bir atfın bulunmadığı görülmektedir. TTK 689. Madde hükmü gereğince rehin cirosu ile çeki devralan bankaya yapılan ciro tahsil cirosu hükmünde kabul edilmekte olduğunu; bu nedenle rehin cirosu ile çeki teslim alan davacı bankanın TTK 732/1 madde hükümleri kapsamında yetkili hamil olmayacağını; dolayısıyla davacının söz konusu çeklere yönelik talepte bulunma hakkı da bulunmamakta olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin aşağıdaki olayımıza benzer nitelikteki , “…davacı banka vekilinin, dava dilekçesinde ve yargılamanın her aşamasında davaya konu çeklerin, lehtar dava dışı ...Şti. tarafından kullanılan krediye teminat olarak müvekkiline verildiğini ileri sürmüş olması karşısında çekin rehin cirosu sonucu davacı bankanın elinde bulunduğu kabul edilmelidir.” Kararı dikkate alındığında, davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini; söz konusu Yargıtay 11. HD. 2016/2019 E. 2017/4745 K. 26.09.2017 tarihli karar özeti aşağıdaki şekilde olup, karar metni dosyada mübrez olduğunu,“Dava, çekten kaynaklanan alacak istemine dair olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı banka vekilinin, dava dilekçesinde ve yargılamanın her aşamasında davaya konu çeklerin, lehtar dava dışı ...Şti. tarafından kullanılan krediye teminat olarak müvekkiline verildiğini ileri sürmüş olması karşısında çekin rehin cirosu sonucu davacı bankanın elinde bulunduğu kabul edilmelidir. Poliçeye ait olup çek hakkında da uygulanması mümkün bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 818. maddesinde rehin cirosu ile ilgili aynı Kanun'un 689. maddesine yapılmış bir atıf bulunmadığından çekte rehin cirosu caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucunu elde etmeye yönelik olarak teminat amacıyla çekin ciro ile elde edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamaz. Bu durumda, mahkemece, davacı bankanın davaya konu çeklerin yetkili hamili olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.Yine benzer nitelikte Yargıtay 11. HD. 2016/7396 Esas, 2017/4744 K. 26.09.2017 Tarihli kararına göre, özetle; “…davaya konu çekin davalı bankaya teslim edilirken teminat başlığı altında verildiği, … bu durumda davaya konu çekin dava dışı lehtar tarafından davalı bankadan kullanmış olduğu kredilerin teminat karşılığında rehin amaçlı gizli ciro olarak verildiğinin kabulü gerektiği….” şeklinde verilen yerel mahkeme kararını onadığını,Yargıtay 11. HD. 205/12305 E. 2017/283 K. 16.01.2017 Tarihli kararı da olaylarıyla benzerlik arz etmekte olduğunu, Söz konusu karara göre “….davaya konu çekin, davacı banka tarafından dava dışı kredi müşterisinden teminat amaçlı aldığı hususu tarafların kabulünde olduğu, çeklerde rehin cirosunun mümkün olmadığı, çekler hakkında uygulanması gereken poliçeye ait rehin cirosuna yönelik hükme TTK’da bir atıf bulunmadığı, çekin bir ödeme aracı olup rehin konusu yapılamayacağı, çekin ancak tahsil ve temlik cirosuyla devrinin mümkün olduğu, davacı bankanın çekte yetkili hamil durumunda olmadığından, çeke yönelik talepte bulunma hakkı bulunmadığı..” yönünde verilen yerel kararını gerekçeli olarak onadığının görülmekte olduğunu, Müvekkili şirketin malvarlığında sebepsiz bir zenginleşme gerçekleşmediğini; dava konusu çeklerin müvekkili şirket tarafından, ortaklık ve yönetim yapısı aynı olan dava dışı ... ve ... firmalarına düzenlenmiş olup, bu şirketlere müvekkilin söz konusu çeklerden dolayı ve çeklerin keşide tarihleri itibariyle herhangi bir borcu bulunmadığını; aksine müvekkili ile bu firmalardan alacaklı durumda olduğunu; dosyalarından alınan 30.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda da hem müvekkili şirketin hem de ... ... Ltd. Şti.’nin defter incelemesi yapıldığını ve her iki defter ve kayıtlarda da müvekkil şirketin alacaklı olarak göründüğünün belirtildiğini; çekin bankaya ibraz edilmemesi sebebiyle tahsil edilememiş olması müvekkili şirketin malvarlığında bir artış meydana getirmediğini, müvekkili tarafında sebepsiz bir zenginleşme oluşturmadığını,Bu hususta dava dışı şirketlerin vekili tarafından dosyalarına sunulan 04.10.2019 tarihli beyan dilekçesinde, dava konusu çeklerden dolayı her iki şirketin de davalı müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağının olmadığı, her iki çekin de davacı ...bank'a kredi borçlarının teminatı olarak verildiğinin belirtildiğini; bu durumun ayrıca bilirkişi raporunun İnceleme ve Değerlendirme başlıklı bölümünün 5 numaralı kısmında"Davaya konu çeklerin davalı ... Tarafından müvekkili şirketlere keşide edilmiş olduğu, dava konusu çeklerden dolayı her iki müvekkili şirketin davalı ...'den hak ve alacağı olmadığı, dava konusu çeklerin, müvekkilleri tarafından davacı ...bank'a olan kredi borçlarının teminatı olarak verildiği..." şeklinde belirtildiğini; her ne kadar... ve ... firmalarının bu yönde ticari defter kayıtları yeterli görülmese bile, bu sorun ticari defterlerini usulüne uygun tutmayan ... ve ...'nın VUK hükümleri gereğince kendi sorumluluğu dahilindedir. Her iki şirketin vekili tarafından, beyanlarını teyit eder mahiyette dosyaya dilekçe sunulmuş olup söz konusu çeklerden dolayı borçlarının olmadığının sabit hale geldiğini,Davaya konu çeklerin keşide tarihi itibariyle, ... Bankası'nın bankacılık izin ve yetkilerinin olmaması sebebiyle, TTK hükümleri gereği sebepsiz zenginleşmeye konu edilmesinin mümkün olmadığını,Davaya cevap dilekçelerinin (5) nolu bendinde de detaylı açıkladıklarını, görülen dava TTK hükümlerine göre çekin yasal süresi içinde bankaya ibraz edilememesinden ötürü yine TTK hükümlerinden hareketle sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açıldığını; halbuki ... Bankasının bankacılık izin ve yetkilerinin 22.07.2016 tarihinde kaldırıldığını; davaya konu çeklerin keşide tarihleri, bu tarihten sonra yani ... Bankasının bankacılık izin ve yetkilerinin olmadığı bir tarihe ilişkin olduğunu; buna dair YHGK. 2013/3-1598 E. 2015/1159K. 08.04.2017 T. Kararının benzer nitelikte olduğunu,Yukarıda arz edilen sebeplerle dava konusu çeklerden dolayı müvekkili tarafında herhangi bir sebepsiz zenginleşme olmaması, rehin cirosu ile çekleri devralan bankaya yapılan cironun tahsil cirosu hükmünde olması, bu nedenle rehin cirosu ile çeki teslim alan davacı bankanın TTK 732/1 madde hükümleri kapsamında yetkili hamil olmaması, çeklerin bankacılık izin ve yetkisi olmayan bir bankaya ait olmasından dolayı işbu istinaf başvuruları üzerine yapılacak yargılama sonucunda yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen istinaf sebepleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama masrafı ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın tehirine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 818/1-m maddesi delaleti ile aynı yasanın 732. maddesi uyarınca çekten doğan hakların korunması için gereken işlemlerin yapılmasının ihmal edilmesi sebebiyle kambiyo senedi vasfını yitiren dava konusu çeklerin bedelinin keşideciden sebepsiz zenginleşme hükmüne göre tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından dava konusu çeklerin davacı bankaya ihbar olunan kredi borçlusu ... tarafından teminat için ve rehin cirosu ile verildiğinin dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, banka kayıtları ile sabit olduğu ve davacının yetkili hamil olmadığı, davalının sebepsiz olarak zenginleşmediği ve çekin verildiği ihbar olunanlardan alacaklı olduğu, dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin ... Bankası'nın bankacılık izin ve yetkilerinin kaldırıldığı tarihten sonraya ait olması sebebiyle geçersiz olduğu, bu nedenlerle Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri cevap dilekçesi ve beyan dilekçeleri ile ileri sürülmüş ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. Davacı vekili tarafından dava konusu çeklerin ihbar olunan kredi borçlusu tarafından kredinin teminatı olarak verildiği ve banka kayıtlarında da teminat çeki olduğu belirtilmiş olsa da, davacı banka ile ihbar olunan arasında kredi sözleşmesi bulunduğu ve kredi borcu nedeniyle dava konusu çeklerin davacıya ciro edildiği, çek üzerinde çekin davacı bankaya rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği, dava konusu çekin ihbar olunan ...'nın kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davacı bankanın dava konusu çekleri teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak hamil olduğu anlaşıldığından (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-589 Esas, 2024/212 Karar sayılı ve 24.04.2024 tarihli ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/2142 Esas, 2024/5411 Karar sayılı ve 01.07.2014 tarihli emsal ilamları) davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkeme kararında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere dava konusu hukuki uyuşmazlıkta ispat yükü davalıda olup, davalı sebepsiz olarak zenginleşmediğini ispat külfeti altındadır. Davalı tarafından dava konusu çeklerden birinin verildiği ihbar olunan...'dan cari hesaba dayalı olarak alacaklı olması tek başına dava konusu çeklerden dolayı sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamadığı gibi, sebepsiz olarak zenginleşmediğine ilişkin yazılı ve kesin delilde sunulmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki savunması da yerinde görülmemiştir. ... Bankası A.Ş. BDDK'nın ve Fon Kurulunun kararları doğrultusunda fona devredilerek, 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22/07/2016 tarihli BDDK kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107/son maddesi uyarınca bankanın faaliyet izni kaldırılmış, Fon Kurulunun 22/12/2016 tarihli kararıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106/3. maddesi uyarınca doğrudan iflasının talep edilmesi üzerine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 E., 2017/942 K. sayılı kararı ile 16/11/2017 günü saat 15:28 itibariyle iflasının açılmasına, tasfiye işlemlerinin TMSF tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2018/629 E., 2018/829 K. sayılı 09/05/2018 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının yalnızca harç ile ilgili kısım yönünden düzeltilmesine karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine ise Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27/01/2020 tarih, 2018/1539 E., 2020/406 K. Sayılı ilamı ile iflas kararı onanarak kesinleşmiştir. ... Bankası Fona devredilerek bankacılık izin ve yetkilerinin kaldırılmış ve iflasına karar verilerek idaresi iflas idaresi tarafından yapılmaya devam edilmiştir. Söz konusu bankanın izin ve yetkilerinin kaldırılması bu banka nezdinde yapılan tüm hukuki işlemlerin ve verilen çeklerin geçersiz olduğu sonucunu doğurmadığından ve istinaf dilekçesinde emsal olarak gösterilen YHGK'nda olduğu gibi dava konusu çeklerin Kanunda taşıması zorunlu olan yasal unsularda herhangi bir eksiklik de bulunmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Sonucu itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.129,69-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 4.282,42-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.847,27-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.