T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1463 Esas
KARAR NO:2025/462 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2015/192 Esas- 2022/144 Karar
TARİH:23/02/2022
DAVA:Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
KARAR TARİHİ:20/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2003 yılında kurulduğunu, 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan Dağıtıcı Lisansı aldığını, müvekkili şirket ile karşı taraf arasında 25.12.2012 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirket tarafından, işbu akdedilen bayilik sözleşmesi doğrultusunda 25.12.2012 tarihinde yapılan protokol gereğince Konya-Karaman Karayolu, ... Köyü, ... Mevkii,... pafta, ... parselde yer alan istasyon üzerinden tüm kurumsal kimlik uygulamasının (ana fiyat panosu, kanopi alını kaplama, vb...) ve tank pompa otomasyonunun ( prob otomasyon, ..., Kablo, Kurulum ve Montaj bedeli vb..) ariyet olarak uygulanacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ve protokol gereğince davalı yanca işletilecek olan istasyonda ... markası ve ... Kurumsal Kimliği altında yatırımlar yapılmak suretiyle akaryakıt istasyonunun işler hale getirilerek davalı yana teslim edildiğini, bu kapsamda kurumsal kimlik teslim tutanağı ile ve otomasyon kurulumuna ilişkin servis formu ile sabit olduğu üzere tüm kurumsal kimlik ve akaryakıt istasyonu için gerekli tüm ekipmanların karşı tarafa teslim edildiğinin dava dilekçesi ekinde ekte sunmuş oldukları ... Ltd. Şti tarafından düzenlenen fatura ve ... firması tarafından müvekkili şirkete kesilen fatura ile de sabit olduğunu, davalı bayinin taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki niteliğindeki protokol ile taahhüt hükümlerini hiçe sayarak, satış taahhütlerini yerine getirmediğini, satış taahhütlerini ihlal ettiğini, müvekkili şirket yetkililerince yapılan gerek şifahi uyarılar gerekse yazılı uyarıların hiçbir suretle dikkate alınmadığını, davalı bayinin müvekkili şirkete karşı üstlenmiş olduğu sair yükümlülüklerini ifa edemediğini, şirketin kurumsal kimliğini yeteri kadar temsil edemediği ve Petrol mevzuatı hükümlerini de ihlal etmek sureti ile çekiş düşüklüğü yaşaması nedenleri ile taraflar arasındaki bâyilik sözleşmesinin devamının mümkün olmadığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı bayiye gönderilen Kadıköy ... Noterliğinin 28 Nisan 214 tarih ve ... numaralı ihtarnamesi ile, müvekkili şirket tarafından verilen her türlü ekipman malzeme araç-gereç ve eşyanın iadesinin talep edildiğini ancak davalı bayinin taraflar arasında imzalanan protokol gereğince ariyet olarak yapılacağı kararlaştırılan malzeme ve ekipmanların hiç birisini müvekkili şirkete iade etmediğini, taraflar arasındaki akdedilen Bayilik Protokolünün 10. maddesi ve eki niteliğinde imzalanan 25.12.2012 tarihli protokol gereği ariyet olarak verilmesi kararlaştırılan; kurumsal kimlik uygulamasına ilişkin olarak teslim edilen demirbaşlardan (yapıları işçilik de dikkate alınarak) iadesi mümkün olan emtialar bakımından aynen iadesi aynen iadesi mümkün olmayan demirbaşlar açısından ise bedelinin iadesi, yine ariyet olarak uygulanması kararlaştırılan tank pompa otomasyonuna ilişkin olarak da; iadesi mümkün olan emtialar yönünden aynen iadesi, pompa bağlantı boruları, kabloları vb gibi sökümü ve iadesi mümkün olmayan emtialar açısından da yine bedelin iadesini talep etmek için iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyanla ariyet olarak karşı tarafa verilen demirbaşların (kurumsal kimlik ve otomasyon uygulamasına konu olan tüm emtia) mahallinde bulunduğu tespit edilen demirbaşların aynen iadesine, aynen iadesinin mümkün olmadığı halde ise güncel piyasa değeri üzerinden bedelinin davalı taraftan tahsiline, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 05/04/2021 tarihli beyan dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve eklerinin hukuki dinlenilme hakkına aykırı olarak müvekkiline tebliğ edilmediğini, taraf teşkili sağlanmadan tahkikata geçildiğini, dava dilekçesinde gösterilen adres eksik yazılmak suretiyle tebligat çıkarıldığını, bu sebeple tebligatın iade edildiğini, bundan sonra mernis adresi olmadığı halde müvekkilinin devrettiği işletmenin adresine TK madde 35'e göre tebligat yapıldığını, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davacı ile dava dışı ... firması arasında 21/1/2013 tarihinde yapılmış olan bir bayilik sözleşmesinin mevcut olduğunu, söz konusu tarihte işletmenin tüm aktif, pasif ve ekipmanları ile birlikte ... firmasına devredildiğini, bu nedenle husumetin adı geçen firmaya yöneltilmesi gerektiğini, davacı ile ... firmasının anlaşması üzerine müvekkilinin sözleşmesinin sona erdirildiğini beyanla davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 23/02/2022 tarih 2015/192 Esas- 2022/144 Karar sayılı kararında;"Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesine dayalı alacak davasıdır.Taraflar arasındaki ihtilaf, davalı münkir olup, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesinin fesih sonrası, davalıya protokol ile ariyet olarak teslim edilen malların aynen iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Davacı şirket tarafından delil tespiti talebinde bulunulduğu, Çumra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/5 D.iş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunu dosyaya sunmuştur.Mahkememiz tarafından,Çumra Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak, ariyetlerin söz konusu istasyonda mevcut olup olmadığı, numaralarını da ve vasıflarına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. ....Dosya kapsamında; davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesinin ve bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde Protokol' ün mevcut olduğu, söz konusu protokole göre de, davalı bayiye ariyetlerin teslim edildiği, bayilik ilişkisinin sona erdiği, davalının ariyetleri teslim etmediği, davacının protokolün 10.maddesine göre ariyetlerin iadesini talep etme hakkına sahip olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesi ile birlikte, ariyetlerin aynen iadesini, mümkün olmaması halinde ise ariyetlerinin bedelini talep ettiği, mahkememizce ariyetlerin yerinde olmadığı tespit edildiğinden, iadesi gereken ariyet bedellerinin toplam 19.840,00-TL olduğu, bu bedelden de davalının sorumlu olacağı, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile; ''Davanın kısmen kabulü ile toplam 19.840,00 TL ariyet bedellerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde ariyet olarak verilen demirbaşların aynen iadesini, mümkün olmadığı taktirde güncel piyasa değerini müvekkilinden talep ettiğini, Mahkemece 23.02.2022 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, hukuka aykırı Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini;Dava dilekçesi ve ekleri hukuki dinlenilme hakkına aykırı olarak müvekkiline tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan tahkikata geçildiğini, dava dilekçesinde davalı müvekkilinin adresinin “...” olarak gösterildiğini ve buna istinaden çıkarılan 11.03.2015 tarihli ilk tebligatın “...” adresi gösterilip cadde/sokak bilgisine yer verilmediğinden 26.04.2015 tarihli mazbatada “...” şerhi düşülerek iade edildiğini;Buna istinaden ikinci tebligatın müvekkilinin devrettiği dava konusu işletmenin mernis adresi olmadığı halde “...” adresine çıkarıldığını, Tebligat Kanunu 35. maddeye göre buraya tebliğ yapıldığını, müvekkilinin adres kayıt sistemindeki “...” adresine tebliğ çıkarılmadan yapılan tebliğ işlemi usulsüz olup, taraf teşkili sağlanmadan ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı bir şekilde tahkikat aşamasına geçildiğini;Tüm bu hususlar dikkate alındığına gerçek kişilere 35. maddenin uygulanmasının şartları olan usulüne uygun yapılmış tebligatın olması, adres değişikliği olduğu halde dosyaya bildirilmemiş olması veya adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilemiyor olması gerçekleşmeden tahkikata geçilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenlerle hukuka aykırı Yerel mahkeme kararını istinaf etme zorunluluğu hasıl olduğunu; Davacı ... firması ile ... firması arasında 21.11.2013 tarihinde yapılmış olan bir bayilik sözleşmesi mevcut olup, söz konusu tarihte işletmenin aktif, pasifleri ve tüm emtiayla birlikte ... firmasına devredildiğini, davacı şirketin de bu sözleşmenin tarafı ve şahidi olduğunu, ayrıca söz konusu yere ilişkin olarak da .. firması tarafından alınmış olan ... işletim ruhsatı da mevcut olup bunun da kurumun kendi kayıtlarında da mevcut olduğunu, bu nedenle husumet yokluğu mevcut olup, Yerel mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine bu tutulan tutanaklar incelenecek olduğunda bu işyerinin ... simli şahıs tarafından kendisinin kızından yani ... isimli firmadan kiralanmak suretiyle çalıştırdığını ve...ruhsatı da alındığını, bu işyerinin sahibinin kendisi olduğunu ve kendisinin işlettiğini beyan ettiğini, bunun da bu davanın ... firmasına açılması gerektiğini gösterdiğini; Bu evraklarda da görüleceği üzere her iki firmanın aralarında anlaştıklarını, bunun üzerine müvekkilinin söz konusu bu yer ile ilgili olarak davacı ile arasındaki sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini ve bu iki firma arasında bayilik sözleşmesinin devam ettiğini, bu sözleşmenin tarihinin de 21.11.2013 tarihi olduğunu, ayrıca beyan dilekçesi ekinde sunulan tapu kaydıyla da bu durumun sabit olduğunu; Yani belirtilen tarihte ... firması ile davacı arasında lisanslı bir şekilde bu petrol istasyonunun işletmesi için anlaşıldığını, hatta bu Petrolün tapu kayıtları 26.08.2013 tarihinde yapılmış olup daha öncesinde firma tarafından iş yerinin işletilmeye başlandığını, davacının davasını ... firmasına açması gerektiğini, beyan dilekçesi ekinde sunulan davacının müvekkiline vermiş olduğu tutanaktada da müvekkili ile 30.09.2013 tarihi itibariyle ilğisinin olmadığının belirtildiğini, bu tarihten sonraki tüm sorumluluğun ... isimli firma yetkililerine ait olduğunu beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi kapsamında davalı bayinin işletmesine yapılan yatırımlar ve sağlanan ekipmanların sözleşmenin feshi nedeniyle aynen, aksi halde nakden iadesi talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve buraya yapılır. Kanun'un 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza mercine bildirmeye mecburdur. Bu taktirde bundan sonraki tebligat bildirilen yeni adrese yapılır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca; adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği veya adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Üçüncü fıkrası uyarınca da; bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.Somut olayda; dava dilekçesinde davalının adresinin; "... Konya" olarak gösterildiği, Mahkemece dava dilekçesi, delil listesi ve tensip zaptının sokak ismi gösterilmeksizin " ... Konya" adresine tebliğe çıkarıldığı, söz konusu tebligatın adreste cadde/sokak ismi belirtilmediğinden bahisle iade edildiği, bundan sonra davalıya "Konya Karaman Yolu, ... Köyü, ..., ... Konya" adresi gösterilmek suretiyle dava dilekçesi, delil listesi ve tensip zaptının tebliğe çıkarıldığı, söz konusu adresin davalının mernis adresi olmadığı, davacı vekili tarafından Mahkemeye bildirilmediği, Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede davalının işleteceği bayinin adresi olarak tespit edilerek bu adrese tebligat yapıldığının anlaşıldığı, söz konusu tebligatın adreste başka bir kişinin faaliyette bulunması, bu kişinin davalının adresten ayrıldığını beyan etmesi ve yeni adresin tespit edilememesi sebebiyle iade edildiği, ardından Mahkemece aynı adrese bu kez Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebligat çıkarılarak dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edildiği, bu aşamadan sonraki tebligatların da aynı adrese ve TK madde 35 uyarınca tebliğ edildiği, 23/10/2019 tarihli duruşmada dosyanın işlemden kaldırılması ve davacı tarafça yenilenmesi üzerine davalıya yeni duruşma gün ve saatinin aynı adrese TK madde 35'e göre tebliğe çıkarıldığı, tebligatın, davalının mernis adresi olduğu ancak cadde/sokak ismi olmadığından bahisle iade edildiği, iade edilen tebligat üzerine bu kez "... Konya" adresinin davalının mernis adresi olduğu belirtilerek duruşma gün ve saatinin tebliğ edildiği, tebligatın TK'nın 21. maddesi uyarınca davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafa yapılan bu tebligattan sonra davalı vekilinin yukarıda yer verilen 05/04/2021 tarihli beyan dilekçesini sunduğu ve davanın esasına ilişkin savunma sebeplerini bildirildiği, usulüne uygun vekaletnameye rağmen bu dilekçeden sonra alınan bilirkişi raporunun davalının vekili yerine kendisine tebliğ edildiği, davalı vekilinin ek bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunduğu, bu şekilde Mahkemece, öncelikle dava dilekçesinde davalının bilinen en son adresi olarak belirtilen adres eksiksiz şekilde gösterilerek usulüne uygun bir tebligat yapılması, bu tebligatın iade edilmesi halinde bu kez mernis adresinin tespit edilmesi ve bu adrese tebligat yapılması, şayet mernis adresi tespit edilemez ise adresinin araştırılması ve bulunan adrese tebligat yapılması gerekirken, dava dilekçesinde bildirilen adres eksik gösterilerek yapılan tebligat üzerine, mernis adresi araştırılmadan, re'sen taraflar arasındaki sözleşmede geçen adrese tebligat yapılması, bu tebligatın davalının adreste olmadığı tespiti ile iade edilmiş olmasına, daha önce bu adrese tebligat yapılmamış olmasına, bu adresin davalının en son yerleşim yeri adresi olmamasına rağmen bu kez aynı adrese TK madde 35'e göre tebligat yapılması, sonraki aşamada ise davalı adına vekalet sunan vekil yerine davalının kendisine tebligat yapılması, davalı vekilinin, müvekkiline usulsüz şekilde tebligat yapıldığına dair beyanı ve davanın esası ile bilirkişi raporlarına karşı itirazları hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın, yoklukta yargılama yapılırcasına tahkikatın tamamlanması ve karar verilmesi suretiyle, gerek yapılan yargılama ve gerekse verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Bu itibarla Mahkemece, davalı vekili tarafından sunulan tarihli dilekçenin cevap dilekçesi olarak kabulü ile HMK'nın 140. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde yeniden ön inceleme duruşması yapılarak tahkikat aşamasına geçilmesi, tahkikat aşamasında tarafların iddia ve savunmaları kapsamında sundukları veya başka yerden getirtilmesini talep ettikleri delileri incelenerek ve gerekli ise yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden davalın istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine iadesine, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2022 Tarihli, 2015/192 Esas ve 2022/144 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.