T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1481 Esas
KARAR NO: 2025/265 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2020/619 Esas- 2022/372 Karar
TARİH: 27/04/2022
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... tarafından ...in şahsi borcunu ödemek maksadıyla şirkete ait banka hesabından alacaklı ... hesabına 06.08.2015 tarihinde 29.500.TL ve 28.08.2015 tarihinde yine alacaklı ... hesabına 24.500TL ... Hizm.Ltd.Şti hesabından ödeme yapıldığı, bunların şirket ve diğer 1/2 ortak olan ... zararına ve aleyhine yapılan usulsüz ödemeler olduğu, bu şekilde ... Hizm.Tic.Ltd.Şti.nin 1/2 ortağı olan ... ve ... Şirketinin zarara uğratıldığı, bu bedelin de şimdiye kadar davalı borçlu ... tarafından da geri iade ödemesi yapılmadığı, bu sebeplerle bu bedelin geri ödeme tahsili için başlatılan icra takibine vaki haksız itiraz sebebiyle takip durduğundan bahisle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline dair karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu aynı iddia ve taleplere ilişkin olarak daha önce yine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında ilamsız icra takibine girişildiği, söz konusu haksız takibe yapmış oldukları itiraz üzerine takibin durmuş olduğu, bunun üzerine davacı yanca huzurdaki davadaki aynı iddialar ile, söz konusu itirazın iptali için İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1419Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açmış olduğu, söz konusu davanın İstanbul 7. Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2019 tarih, 2017/1419 Esas, 2019/326 Karar sayılı kararı ile rededilmiş, akabinde davacı yanca İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilen 29.05.2019 tarihli dilekçe ile tüm istinaf ve temyiz hakları ile birlikte davadan feragat edilmiş olduğu, söz konusu kararın kesinleştiği, davacı yanca daha önce aynı konu ile ilgili icra takibi ve itirazın iptali davası açılmış olmakla, huzurdaki davaya karşı öncelikle kesin hüküm itirazı ve/veya derdestlik itirazında bulundukları, bundan başka davacı şirketin hali hazırdaki müdürü ...'un kendi adına asaleten ve davacı ... Ltd. Şti. adına temsilen davalı müvekkili ... ile yapmış olduğu 21.05.2019 tarihli Uzlaşma protokolünün 4.a.5 maddesi uyarınca, davacı şirket ve ...'un, davalı müvekkili ...'den ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. den kaynaklı her türlü talep ve dava, ek dava ve sair tüm yasal haklarından feragat etmiş olduğu, bu sebeple vaki feragat nedeni ile davanın reddini talep ettikleri, huzurdaki davada, alacak talebine konu yapılan ve davacı ... Ltd. Şti tarafından haciz ve muhafaza baskısı altında dava dışı ... Ltd. Şti'nin yine dava dışı ... A.Ş.'ne olan borcu sebebi ile davacı şirket tarafından yapılan ödeme nedeni ile davacı şirketin bir alacak hakkı olduğu varsayılsa dahi, alacaklıya yapılan ödeme hakkında davacı şirket tarafından en başta ... Ltd. Şti şirketine rucu talebi yapılması gerekirken bu konuda o sırada davacı şirket ortağı olan davalı müvekkiline husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek davanın husumet yönünden ve esastan reddini talep ettikleri beyan edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 27/04/2022 tarih ve 2020/619 Esas- 2022/372 Karar sayılı kararında; "Dava, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olmakla birlikte, davaya konu alacak istemi temelde limited şirket müdürün sorumluluğu prensipleri gereğince, davacı şirkete ait banka hesabından, 06/08/2015 tarihinde 29.500 TL'nin ve 28/08/2015 tarihinde 24.500 TL'nin dava dışı ...'a ait hesaba aktarıldığı, yapılan bu işlemlerin, davacı şirket zararına yapılan usulsüz işlemler olduğu iddialarına dayandırılmıştır. Mahkememizce davacı şirketin sicil kayıtları tetkik edilmiş, davaya konu havale işlemlerinin yapıldığı tarihte davalının, davacı şirket müdürü bulunması nedeniyle, Mahkememizin 27/10/2021 tarihli celsesinde davacı vekiline TTK'nun 618/3-c maddesi gereğince genel kurul kararı sunulması için süre verilmiş, davacı vekilince sunulan 03/11/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde, davalı ... hakkında TTK 555/1 maddesi gereği, davacı şirketin uğradığı zararın tespiti ve tazmini için dava açılması ve icra takibi yapılmasına yönelik 17/12/2019 tarihli genel kurul kararı alındığı, şirket tarafından açılan sorumluluk davaları yönünden düzenlenen özel dava şartına ilişkin eksiklik bulunmadığı belirlenmiştir. Davalı tarafça derdestlik itirazı kapsamında ileri sürülen İstanbul 7. Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1419 Esas, 2019/326 Karar sayılı dosyası tetkik edilmiş, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin bulunduğu, davaya dayanak takibin işbu davaya da konu olan 29.500 TL havale tutarının, müdürün sorumluluğu prensipleri gereğince tahsili istemlerine ilişkin olduğu, yapılan yargılama neticesinde, sorumluluk davası açılması yönünde sunulmuş bir genel kurul kararı bulunmadığından bahisle davanın usulden reddine dair karar verildiği belirlenmiş olmakla davalı vekilinin derdestlik savunmasına itibar edilmemiştir.Davalı vekilince, süresinden sonra sunulan cevap dilekçesi ile, taraflar arasında 21/05/2019 tarihli uzlaşma protokolü bulunduğu bildirilmiş olmakla, sunulması yönünden davalı vekiline süre verilmiş, davacı vekiline ise protokole yönelik beyanlarını sunması için süre verilmiştir.Davacı vekilince, verilen süre içinde beyan sunulmuş, ancak protokol içeriği ve imzası inkar edilmemiş, yalnızca süresinden sonra delil ikamesine muvafakatlerinin olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce anılan 21/05/2019 tarihli uzlaşma protokolünün tetkikinde, taraflar başlığı altında uzlaşma protokolünün, ... ile ... diğer taraf İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... Sicil Numarası ile kayıtlı ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. adına temsilen, kendi adına asaleten ... arasında akdedildiği belirlenmiştir. Aynı protokolde, Protokolün Konusu başlığı altında, bu protokolün, tarafların aşağıda belirtilen şekil ve şartlar dahilinde ... Hiz. Tic. Ltd. Şti.'den kaynaklı aralarındaki tüm hukuki uyuşmazlık konularında karşılıklı olarak uzlaşmaları ve tarafların birbirlerini söz konusu uyuşmazlığa bağlı tüm dava ve talep haklarından feragat etmeleri ve birbirlerini gayri kabili rucu kesin olarak ibraları konusunu içerdiği, devamında; Protokole Konu Uyuşmazlık başlığı altında İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/789 Esas sayılı dosyası ile ... aleyhine, şirket müdürlüğünden azli talepli olarak dava açıldığı, davayı gören mahkeme tarafından 08.09.2017 tarihli ara kararı ile ...'in şirketteki tüm müdürlük görevlerinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, o tarihten itibaren şirketin temsil ve ilzamının münferit yetki ile ... tarafından yürütüldüğü, bu aşamadan sonra ...'un kendi adına asaleten ve ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. adına temsilen ... ve ... aleyhine icra takibi, dava ve suç duyuruları ile hukuki ve cezai iş ve takiplere giriştiği, uzlaşma protokolü ile tarafların, aralarındaki doğmuş ve doğacak tüm uyuşmazlıkları sulh yolu ile çözüme kavuşturma iradesi göstermiş oldukları tespit edilmiştir.Yine söz konusu protokolün Sulh Şartları başlığı altında "... iş bu protokolün imzalanması ile birlikte bugüne kadar ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti adına temsilen ..., ... ve 3. Şahıslar aleyhine başlattığı tüm dava ve icra takiplerinden, feragat harçları ile yargılama harç ve giderleri kendisine ait olmak üzere iş bu protokolün imzalanmasından itibaren 5 iş günü içinde gayri kabili rücu feragat edecek, yine idari ve hazırlık soruşturmalarına konu adli şikayetlerinden gayri kabili rücu vazgeçecektir" şeklinde taraflar arasında mutabakat sağlanmıştır. Anılan bu protokolde davalıya da bir takım mali yükümlülükler yüklendiği, ayrıca davalının davacı şirketteki hissesini ...'a devredeceğinin kararlaştırıldığı, TTSG'nin https://www.ticaretsicil.gov.tr/... isimli web sitesinden yapılan sorgulamasında, davacı şirketin 12/07/2019 tarihli genel kurul toplantısında davalının hissesini diğer ortak ...'a devrettiği belirlenmiştir.Davalı tarafça yukarıda anılan protokol, cevap süresi içinde sunulmamış ve bu sebeple davacı vekilince süresinden sonra delil ikamesine muvafakatlerinin olmadığı bildirilmiş ise de Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/3080 esas ve 2021/12535 karar sayılı ilamında; "Davalının, bu belge ile davaya konu alacağı ödediği savunması ödeme itirazı niteliğinde olup, borcu söndüren sebeplerdendir ve davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür." şeklinde açıklanan ve yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/7086 esas ve 2018/2604 karar sayılı ilamında;"Borçlar Kanununun 113-140 maddelerinde borcu sona erdiren genel sebepler düzenlenmiş olup,ifa borcu sona erdirir. Buna göre ödeme hakkını ortadan kaldırdığı için ödeme itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir." şeklinde açıklanan görüşüne Mahkememizce de iştirak olunmuş, taraflar arasında ihtilafların tasfiyesi ve borcun söndürülmesi neticesini doğran 21/05/2019 tarihli protokolün, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği değerlendirmesi ve protokol hükümleri gereği, davacı şirketin davalıdan başkaca alacağı kalmadığının düzenlenmesi karşısında, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile,''Davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin davalı ...'e tebliğ edildiğini, davalı tarafın 2 haftalık cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediğini, davanın Basit Muhakeme usulüne tabi olduğunu, davalı tarafın süre uzatım talebini de süresi içerisinde bulunmadığını, bununla birlikte davalı vekilinin 15.04.2021'de dilekçe verdiğini, bu dilekçenin cevap dilekçesi yerine kaim olamayacağını, mahkemenin gerekçeli kararında :''Anılan bu protokolde davalıya da bir takım mali yükümlülükler yüklendiği, ayrıca davalının davacı şirketteki hissesini ...'a devredeceğinin kararlaştırıldığı, TTSG'nin https://www.ticaretsicil.gov.tr/... isimli web sitesinden yapılan sorgulamasında, davacı şirketin 12/07/2019 tarihli genel kurul toplantısında davalının hissesini diğer ortak ...'a devrettiği belirlenmiştir. Davalı tarafça yukarıda anılan protokol, cevap süresi içinde sunulmamış ve bu sebeple davacı vekilince süresinden sonra delil ikamesine muvafakatlerinin olmadığı bildirilmiş ise de Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/3080 esas ve 2021/12535 karar sayılı ilamında; "Davalının, bu belge ile davaya konu alacağı ödediği savunması ödeme itirazı niteliğinde olup, borcu söndüren sebeplerdendir ve davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür." şeklinde açıklanan ve yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/7086 esas ve 2018/2604 karar sayılı ilamında;"Borçlar Kanununun 113-140 maddelerinde borcu sona erdiren genel sebepler düzenlenmiş olup,ifa borcu sona erdirir. Buna göre ödeme hakkını ortadan kaldırdığı için ödeme itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir." şeklinde açıklanan görüşüne Mahkememizce de iştirak olunmuş, taraflar arasında ihtilafların tasfiyesi ve borcun söndürülmesi neticesini doğran 21/05/2019 tarihli protokolün, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği değerlendirmesi ve protokol hükümleri gereği, davacı şirketin davalıdan başkaca alacağı kalmadığının düzenlenmesi karşısında, davanın reddine'' şeklinde olduğunu, Mahkemenin hukuki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira davalı tarafla işbu protokol ile alakalı eksik ödeme ve sözleşmeye aykırılık sebebeiyle icra takibi ve davaları mevcut olduğunu, kaldı ki işbu sözleşme ile davalının tüm yükümlülükleri yerine getirdiğinin ve borcu ifa ettiğinin ispat edilmediğini, dava konusu 24.500-TL ve 29.500-TL davalının şahsi borcu için şirketten yapılan ödemenin karşılığı olarak hisse devri yapıldığının da 21.05.2019 tarihli protokolde dahi yazmadığını, davalı tarafın işbu protokolün geçerli olmadığını diğer davalarda ileri sürdüğünü, ödeme yaptığının ise davalı tarafından ispat edilmediğini, burada ispat külfetinin borcu ödediğini iddia eden davalı tarafta olduğunu, sözleşmeyi geçerli kabul etmesi ve akabinde sözleşmeye uygun yükümlülüklerininin tamamının ifa edilmesi gerektiğini, böylece ön mesele olarak dava konusu alacak hususunun tartışılacağını, bu sebeplerle mahkemenin delil sunma süresinden sonra ödeme belgesi ve borcu sona erdiren belge niteliğinde olmayan 21.05.2019 tarihli protokole göre hüküm kurmasının eksik olduğunu, İşbu sözleşmenin yasal süreden sonra ileri sürülmesine rağmen borcu sona erdiren işlem olup olmaması konusunda değerlendirme yapılmadığını, mahkemenin bunu delil olarak kabul ettiğine dair ara karar oluşturmadığını, sonrasında ise sözleşmeye göre hangi edimlerin davacıya, hangi edimlerin davalıya yüklendiğinin araştırılmadığını ve ve dava konusu ödemelere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadığını, yerel mahkemenin yanılgıya düşerek işbu sözleşme ve protokolü ödeme belgesi ve borcu sona erdiren işlem olarak değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, İstanbul Anadolu 6. Ticaret Mahkemesinin 2021/619 E.-2022/322 K. ve 27.04.2022 tarihli davanının reddi kararının istinaf sebepleri ile yeniden değerlendirme ve yargılama yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 644/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanunun 553 ve 555 maddeleri uyarınca limit şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı davacı şirketin uğradığı zararın davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalının ortak ve müdür olduğu dönemde şirket hesabından kendi şahsi borcu için dava dışı kişilerin hesaba para gönderildiğini ve şirketin zarara uğradığını, zararın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından dava dilekçesinde iddia edilen tüm vakıalar inkar edilmiş sayılmıştır. Mahkemece davalı tarafından cevap dilekçesinden sonra sunulmakla birlikte borcu sona erdirmesi sebebiyle her aşamada ileri sürülebileceği kabul edilen taraflar arasında ihtilafların tasfiyesi ve borcun söndürülmesi neticesini doğuran 21/05/2019 tarihli protokol hükümleri uyarınca davacı şirketin davalıdan başkaca alacağı kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından cevap süresinden sonra sunulan davalı, kendi adına asaleten ve davacı şirket adına temsilen diğer ortak ... ve dava dışı ... ile vekilleri tarafından imzalanan Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi uyarınca uzlaşma tutanağı mahiyetinde olduğu belirtilen ve ilam niteliğinde olan 21/05/2019 tarihli uzlaşma protokolün konusunu düzenleyen 2. Maddesi; "İş bu protokol, tarafların aşağıda belirtilen şekil ve şartlar dahilinde ... Hiz. Tic. Ltd. Şti.'den kaynaklı aralarında ki tüm hukuki uyuşmazlık konularında karşılıklı olarak uzlaşmaları ve tarafların birbirlerini Söz konusu uyuşmazlığa bağlı tüm dava ve talep haklarından feragat etmeleri ve birbirlerini gayri kabili rucu kesin olarak ibraları konusunu içermektedir." hükmünü içerdiği, protokolün 4. Maddesinde sulh şartlarının düzenlendiği ve tarafların yükümlülüklerinin belirlendiği, protokolün 4/a-5 maddesinin "... iş bu protokol ile; ... ve ...'ın protokolün 4.b Maddesinde belirtilen sorumluluklarını tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesi halinde ...'e ve ...'a karşı ... Gıda Hiz. Tic. Ltd. Şti.'den kaynaklı her türlü talep, dava, ek dava ve sair tüm yasal haklarından gayrıkabili rücu feragat etmiş sayılacağını, fazlaya ilişkin hiçbir dava ve talep ile faiz ve diğer yasal haklarını saklı tutmadığını, şimdi veya ileride eksik ödeme yahut ödenmeme define, fark alacağına dayanarak dava açmayacağını, adli ve idari makamlara hiçbir şikayet ve sair başvuruda bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder." hükmünü içerdiği ve 4/b maddesinde davalının ve dava dışı şahsın yükümlülüklerinin belirlendiği, bu yükümlülük kapsamında davalının hissesini devrettiği, davacı vekili tarafından davalının protokol kapsamında yapması gereken ödemeyi tam yapmadığını iddia etmiş ise de, davacı vekili 27/02/2024 tarihli beyan dilekçesi ile protokol kapsamında davalı aleyhine takip başlatıldığı ve icra takibi sonrasında bakiye alacağın tahsil edildiğinin beyan edildiği, bunun yanında adı geçen uzlaşma protokolü ile dava konusunu uyuşmazlığı da kapsar şekilde protokolde düzenlenen ihtilafların taraflar arasında sonlandırılarak yeni yükümlülükler belirlendiği, davacının artık söz konusu uzlaşma protokolünün ihlali halinde bu protokol kapsamında talepte bulunabileceği ve nitekim davalının ihlali iddiası ile aleyhine icra takibi başlatıldığını beyan ettiği, dava konusu alacak iddiasının söz konusu protokol ile sona erdirildiği ve borcu sona erdiren bu savunmanın yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırılık teşkil etmediği anlaşılmakla Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.