T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1537 Esas
KARAR NO: 2025/359 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/896 Esas - 2022/574 Karar
TARİH: 07/06/2022
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde müvekkilinin davalıdan alacaklı konuma geldiğini fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL bedelin faizi ile birlikte davalıdan alınıp müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, ticaret sonucunda müvekkilinin hem fatura alacakları hem de haricen göndermiş olduğu bedeller olup; tarafların bu noktada defterlerinin incelenmesi gerektiğini, müvekkili ile davalı arasında birden fazla araç alım satımı gerçekleştiğini, bu şekilde yapılan ticarette müvekkilinin fatura kestiği ancak karşılığını davalıdan alamadığı, müvekkilinin alacaklı olduğunu bu nedenle müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde müvekkilinin davalıdan alacaklı konuma geldiğinin tespiti ile,(bilirkişi inceleme neticesinde ıslah yapılmak üzere) fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 1.000.00TL bedelin faizi ile birlikte davalıdan alınıp müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ün ...San. Tic. Ltd. Şti. isminde şirketin yetkilisi olduğu, müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcu olmadığı gibi aksine alacağı olduğu, davacı tarafından söz konusu faturalara ilişkin olarak sunulmuş olan noter sözleşmelerinde de belirtildiği üzere satış bedelinin nakden ödendiği, müvekkilinin araç satışı ile ilgili herhangi bir borcu olmadığı, davacının içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntı sebebiyle defalarca müvekkilinden borç para istediği, müvekkilinin de defalarca borç para verdiği, söz konusu senet ve çekler ödenmediği gibi bu evrakların da sahte olduğunun ortaya çıktığı, 2 adet sahte çıkan çek hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu ve başkaca çeklerin de karşılıksız çıktığı, ayrıca davacının müvekkile ödenmemiş toplam 531.000,00 TL senedi bulunduğu, davacının buna rağmen haksız ve hukuka aykırı bir şekilde bu davayı açtığını, bu kişinin müvekkili dışında müvekkilinin eşi ...'e dahi borcu bulunduğunu, davacının dosyaya sunmuş olduğu dekontlarda da müvekkiline olan borcuna karşılık parça parça para gönderdiğini, söz konusu dekontların müvekkilinden elden aldığı borcuna karşılık ödemiş olduğu para olduğunu, söz konusu gönderilen ödemelerin aralarındaki ticaretle ilgisi olmadığını, davacının huzurdaki davayı sırf müvekkiline olan borcunu ödememek için açtığını, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/06/2022 tarih ve 2020/896 Esas - 2022/574 Karar sayılı kararında; "Dava, alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araç alım satımına ilişkin ticari ilişki kapsamında cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır. Alınan bilirkişi raporunda ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde, takip tarihi 08.12.2020 tarihi itibariyle davacının davalı ...'e 143.000 TL borcu, davacının yetkilisi olduğu dava dışı ...San ve Tic. Ltd. Şti.'nden 84.750 TL alacağı bulunduğu, davalı ...'ün 2018 yılı ticari defterlerinin delil niteliğinin bulunmadığı, 2019 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... San ve Tic Ltd Şti nin 2018 yılı ticari defterlerinin delil niteliğinin bulunduğu, 2019 yılının ticari defterlerinin delil niteliğinin bulunmadığı, davalı tarafın incelenen ticari defterlerinde takip tarihi 08.12.2021 tarihi itibariyle davalı ...'ün davacıdan 250.000 TL alacağı bulunduğu, davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... San ve Tic. Ltd. Şti.nin davacıdan 364.806 TL alacağı olduğu, davacı ...'in 2018 ve 2019 yılları, davalı ...'ün 2018 yılı, dava dışı ... İnşaat San ve Tic. Ltd. Şti nin 2019 yılı 'na ait ticari defter tasdiklerinde eksiklik olduğu, bu itibarla HMK 222 md.ve 6102 sayılı TTK 64/3 md gereğince mevcut haliyle tarafların ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi ek raporunda da aynı hususlar tespit edilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve lehlerine delil niteliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatı gerektiği, defter kayıtlarına göre alacak bulunamadığından ve davanın davacı alacağına yönelik olması da dikkate alınarak ispat yükünün davacıda olduğu, davalının aksi yöndeki beyanlarının araştırılmasında buna yönelik dava olmadığından hukuki yararının olmadığı, işbu davada ispat yükünün davacıda olduğu, ticari defterlere delil olarak dayanılamayacağı, davacının yemin deliline de başvurmayacağını beyan ettiği anlaşılmakla ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında görülen ticari satımdan kaynaklanan alacağa ilişkin davada, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/896 Esas , 2022/574 Karar numaralı, 07/06/2022 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararını yerinde bulmadığımızdan işbu istinaf dilekçeleri sunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, Müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde müvekkil davalıdan alacaklı konuma geldiğini, Müvekkili araç alım satımı konusunda faaliyet göstermekte olup, davalı ile birçok kez ticaret yaptığını; Ticari ilişkiler neticesinde müvekkilinin fatura kestiğini ancak karşılığını alamadığını; müvekkilin hem fatura alacakları hem de haricen göndermiş olduğu bedeller ve banka yolu ile göndermiş olduğu para transferleri mevcut olduğunu; tarafların bu noktada defterlerinin incelemesi yapılmış ancak yapılan inceleme eksik bir inceleme olduğunu; yapılan eksik inceleme neticesinde yerel mahkeme tarafından ek rapor aldırıldığını ancak bu raporda kök raporun tekrarı niteliğinde kaldığını, Yerel mahkeme tarafından her ne kadar bilirkişi raporu ve ek rapor alınmışsa da, ek rapor kök raporun tekrarı niteliğinde olduğunu, Daha öncesinde sunulan 07.10.2021 tarihli rapora itirazlarını sunduğunu ve mahkemece itirazlarının makul görülüp ek rapor alınmasına karar verildiğini; itirazlarında makbuz içeriklerine bakılmadığından, bazı makbuzların kapalı olduğu ve üzerinde ödeme yapıldığı yazmasına rağmen bunların değerlendirme dışı tutuldugu ve eksik incelemenin olduğundan bahsettiklerini ancak bu itirazlarına cevap dahi verilmeden ek rapor yine aynı eksiklikle hazırlandığını, Müvekkili tarafından sunulan belgelerin taraflar arasında varsayılan ticari ilişkiye mahsus olduğunun açık bir şekilde anlaşılmakta olduğunu; bu nedenle aksi yazılı delil ile ispatlanıncaya kadar söz konusu belgelerin ticari defter kaydı içerisinde sayılması gerektiğini, Müvekkili tarafından sunulan belgeler incelendiğinde, taraflar arasında olan ticari ilişkinin bir parçası olduğu net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu; müvekkili tarafından noter kayıtlı faturalar ve ödeme dekontları ibraz edildiğini; davalı tarafın bile dilekçesinde noter kayıtlı faturaları inkar etmediğini ve bunların elden ödendiği şeklinde kabul etmedikleri bir savunma yapma gereksinimi duyduğunu; hali hazırda davalı tarafça bile kabul edilmiş olan faturaların sanki hiç yokmuşçasına hesaplama dışında tutulmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını; ayrıca sunmuş oldukları banka dekontların bazılarında araçlarla ilgili açıklamalar yapıldığı anlaşılmakta olduğunu; müvekkili sunmuş olduğu dekontları sadece dava konusu ticari ilişkiye kaynaklı gerçekleştirdiğini ancak bilirkişi tarafından bu hususlarında gözardı edildiğini ve hesaplama dışında tutulduğunu; böylece müvekkilin mağdur olacağı şekilde bir sonuç ortaya çıktığını; aslında bilirkişi raporu incelendiğinde hüküm kurmaya elverişli net bir sonuç ortaya koyulmadığını, Eksik hazırlanan bilirkişi raporu, hüküm kurmaya elverişli net bir sonuç vermemesine rağmen yerel mahkemenin rapor doğrultusunda karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bilirkişi raporu incelendiğinde, hüküm kurmaya elverişli net bir sonuç ortaya koyulmadığını; bilirkişi raporunun bir kısmında yasal düzenlemelerin değerlendirildiği görülmekte olduğunu; dolayısıyla hüküm kurmaya elverişli bir sonuca sahip olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda yerel mahkemenin ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı ve alacak bulunamadığından bahisle davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olup, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/896 Esas , 2022/574 Karar sayılı kararının yasaya ve usule aykırı olması nedeniyle istinaf incelemesi neticesinde ''kaldırılması/iptaline'' karar verilmesine, davanın kabulüne karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki araba alım satımına ilişkin fatura alacağı ve davacı tarafından davalıya harici olarak gönderilen bedellere ilişkin alacağın tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı, davalı ve davalının yetkilisi olduğu dava dışı ...Ltd. Şti. ile aralarında araba alım satımı ve harici para gönderimine ilişkin ticari ilişki olduğunu, bu ilişki kapsamında davacının alacaklı olduğunu, ancak tarafların alacak hususunda anlaşamadığını, Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları, faturalar ve banka kayıtları incelenmek suretiyle davacının alacaklı olduğu bedelin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının alacak miktarını net bir şekilde belirtmesi gerektiğini, davacının iddiasının aksine davalının davacıdan alacaklı olduğu, davalıdan satın alınan araçlara ilişkin bedellerin nakden ödendiğini, bu husus noter satış sözleşmelerinde yazdığını, davacının davalıya olan borcundan dolayı davacı tarafından verilen senetlerin sahte çıktığını ve savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, borca karşılık verilen çeklerin karşılıksız çıktığını, davalı tarafından davacıya çok kez borç para verildiğini ve banka dekontlarındaki ödemelerin bu borca ilişkin olduğunu, davacının davalının eşine dahi borçlu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece tarafların ve davalının yetkilisi olduğu dava dışı ...Ltd. Şti.nin ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı, kendi defter ve kayıtlarına göre davacının davalıya 143.000,00 TL borçlu olduğu, davacının dava dışı firmadan 84.750,00 TL alacağının olduğu, davalının 2018 yılına ilişkin defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, 2019 yılına ilişkin defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının defterline göre davalının davacıdan 250.000,00 TL alacaklı olduğu, dava dışı şirketin 2018 yılına ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2019 yılına ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve davacıdan 364.806,00 TL alacağının bulunduğu, davacının defter ve kayıtlarında sadece faturaların giriş ve çıkışlarının kayıtlı olduğu, banka kayıtları, kasa, kredi kartı, çek kayıtları, araç alım satımına ilişkin bir kısım kayıtların işlenmediği, banka kayıtlarındaki hareketlerin cari hesap ile ilişkilendirilemediği tespit edilmiş ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde sıhhatli alacak borç ilişkisinin tespitinin yapılamayacağı belirtilmiştir. HMK'nın 119 maddesinin 1. Fıkrasında "d)Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri., f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu." dava dilekçesinde yer alması gerektiği, yine aynı Kanun'un 190/1 maddesine göre İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, 194 maddesine göre taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerektiği ve tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunlu olduğu hükümleri düzenlenmiştir. Somut davada davacı vekili faturalar, araç satış sözleşmeleri, ticari defter ve kayıtları ve banka kayıtlarına göre davacının fatura alacağı ve harici gönderdiği bedellerden dolayı alacaklı olduğunu, bu miktarın kendileri tarafından tespit edilemediğini, Mahkemece incelenerek tespit edilmesini talep etmiştir. Ancak basiretli bir tacir olarak davranma yükümlülüğü bulunan davacı, istinaf aşamasında dahi hangi faturalardan ve araç satış sözleşmelerinden ne kadar ve hangi gerekçe ile alacaklı olduğunu, hangi araç bedellerinin ödenmediğini, davalıya ne kadar, hangi tarihlerde, hangi gerekçe ile para gönderildiğini, hangi hukuki gerekçe ile geri talep edildiğini, buna ilişkin delil olarak dayanılan banka dekontlarının ne olduğunu, hangi hukuki sebebe dayalı olarak hangi gerekçe ile ayrı ayrı ne kadar miktar alacak talebinde bulunulduğunu açıklamamış, iddia edilen vakıaları somutlaştırmamış ve her bir vakıayı hangi delille ilişkilendirdiğini göstermemiş, Mahkemece bu kayıtlar ve dava dışı şirket kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bu hususların Mahkemece kendi kendine ortaya konulmasını ve gerekçelendirilip ilişkilendirilmesini yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine aykırı olarak talep etmiştir. Buna rağmen Mahkemece söz konusu kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde HMK'nın 222/4 maddesi uyarınca kendi aleyhine delil teşkil eden ticari defter ve kayıtlarına göre de kendisinin davalıya borçlu olduğu, tarafların defter ve kayıtlarının sıhhatli olarak tutulmaması sebebiyle borç alacak durumunun net bir şekilde tespit edilemediği, tarafların defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamadığı belirtilmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafından somutlaştırılmamış alacak talebinin ispat edilemediği anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.