T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1273 Esas
KARAR NO: 2025/276 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2020/328 Esas- 2021/909 Karar
TARİH: 18/11/2021
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalıların murisi arasındaki alım satım ilişkisi sonucu; 23/12/2006 tarihli, ... irsaliye no ile ... nolu fatura 10.595,95 TL bedel, 23/12/2006 tarihli, ... nolu, ... irsaliye nolu 7.835,68 TL bedelli, 23/12/2006 tarihli, ... irsaliye no ... fatura no 2.558,68 TL bedelli ve 23/12/2006 tarihli ... irsaliye no ... fatura no 4.757,87 TL bedelli toplam 25.748,40 TL faturalar düzenlendiğini, emtiaların teslim edildiğini, davalı borçlu murisin borcunu ödememesi sebebiyle Bodrum ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasıyla örnek 7 ilamsız takip yapıldığını, ödeme emrinin tebliğiyle yapılan itiraz üzerine talebin icra müdürlüğünce önce süresinde olmadığından reddedildiğini, bilahare süresinde kabul edilip takibin durdurulduğunu, ancak müvekkiline bu husus da tebligat yapılmadığını, borçlu ...'nin bu süreçte vefat ettiğini, bunun üzerine açılan itirazın iptali davasının (Bodrum 4. Asliye Hukuk Mah. 2014/348 esas) itirazdan itibaren 1 yıl içinde dava açılmadığından usulden reddedildiğini, bu kararın kesinleştiğini, müvekkili şirketin sattığı ve teslim ettiği malların bedelini halen tahsil edemediğini, aradan geçen zamanda davalıların murisinin bu malları teslim aldığını, kullandığını, bedelini ödemeyerek karşılıksız lehine yarar sağladığını, malların irsaliyelerde görüldüğü üzere 23/12/2006 tarihinde ...'ya teslim edildiğini, malların alımı ve tesliminde davalıların murisinin bir diğer çalışını ...'ın da hazır bulunduğunu, TBK m77-82 arasında düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri ile haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşenin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunun kabul edildiğini, davalıların murisinin müvekkili şirketin malvarlığındaki azalma sonucu kendi malvarlığında zenginleştiğini, bu bağlamda davalılar murisinin iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, kötü niyetli ve müvekkili şirketten aldığı malın bir değeri olduğunu, bu bedeli ödemek zorunda olduğunu bildiğini, icra takibine de itiraz ederek ifadan kaçınmakta direndiklerini, bu nedenle müvekkilinin uğradığı hak kayıplarının tazmini için huzurdaki davanın açılmak zorunda kalındığını beyanla sebepsiz zenginleşme nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 25.748,40 TL alacaklarının emtianın teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, bu davanın davalıların ikametgahı mahkemesinde açılması gerektiğini, davalılardan ...'ın adresinin ... Cad. No:...Üsküdar/İstanbul ve ...'nin adresinin ... Mah. ... Cad. No:... Kadıköy/İstanbul olduğunu ve Anadolu adliyesinin yargı çevresinde olduğundan yetkili mahkemenin de İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle yetki itirazlarının kabulü ile dava dosyasının yetkili olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davanın zamanaşımı geçirildikten sonra açıldığını, bunun için davanın zamanaşımı nedeni ile reddinin gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeyi gerektiren bir borcun söz konusu olmadığına dair kesinleşmiş karar olduğunu, davacının dava konusu faturalardan dolayı davalıların murisi ... aleyhine Bodrum ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu icra takibine muris ... tarafından yasal süresi içinde borcu olmadığından bahisle itiraz edildiğini, bu icra dosyasının alacaklısı olan davacının icra dosyasındaki alacağını ... hisse ... Konut Yapı Kooperatifine temlik ettiğini, muris ...'nin ... hisse ... Konut Yapı Kooperatifinden olan ücret alacağı için Kooperatif aleyhine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/18 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu iflas davasının 12/04/2012 tarihli celsesinde davalının Bodrum ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki alacağı temlik aldığını beyan ederek temlik miktarının borcundan mahsup edilmesini talep etmesi üzerine icra dosyasının temlik edilmiş olduğunu öğrendiklerini, aynı celse icra dosyasına itiraz edildiğini, takibin durmuş olduğu ve itirazın iptali için dava açılmamış olduğunun mahkemeye beyan edildiğini, Mahkemece Bodrum ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının celp edildiğini, Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2012 tarihli celsesinde davalı ve temlik alan vekili alacaklarının temellük ettiklerinde dosyadaki bilgilere göre takip kesinleştiğini, ancak şuan takibin durduğunu, takibe karşı herhangi bir dava açmadıkları şeklinde beyanında bulunmuş olduklarını, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Bodrum İcra Müdürlüğüne yazılan tezkerenin tevkidi ile dosyanın celbine karar verildiğini, dosya geldiğinde ... tarafından icra dosyasına süresinde itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu ve itirazın iptali davası açılmadığının anlaşıldığını, davacının 22/07/2014 tarihinde itirazı öğrendiğini ileri sürüp Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2014/348 esas sayılı itirazın iptali davasını açmış olduğunu, bu davaya verdikleri cevapta temlik alacaklısının icra dosyasına yapılan itirazı öğrendiklerini ve dava açmadıklarını beyan ettiklerini, 1 yıllık süre içinde itiraz iptali davası açılmadığından davalıların murisinin icra dosyasına yapmış olduğu itirazın, dolayısıyla borcunun olmadığı hususunun kesinleştiği, davacının dava açmaya hakkının olmadığı belirtilerek davanın reddini talep ettiklerini, mahkemece dava konusu alacağın 2012 yılında dava dışı 3. Kişiye temlik edildiği, iş bu temlikle 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açma hakkının da temlik alana geçtiği, temlik alan tarafından icra dosyasına yapılan itirazdan haberdar olduğu ve itirazın iptali davasının açılmadığı hususunun Bakırköy 1Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/18 esas sayılı dosyasına yapılan beyanlarla sabit olduğu gerekçesi ile davacının açmış olduğu itirazın iptali davasının 2014/348 Esas, 2015/76 Karar sayılı 25/12/2015 tarihli kararla reddedildiğini, böylece davalıların murisinin icra dosyasına yapmış olduğu borca itiraz ve borcunun olmadığı husus kesinleştiğini, davalıların murisinin davacıya borcu olmadığı hususunun da kesinleştiğini, davalıların murisi icra dosyasına yaptığı itirazda alacaklıya herhangi bir borcu olmadığını, fatura tarihleri olan 23/12/2006 tarihinde herhangi bir inşaatı veya inşai faaliyetinin bulunmadığını, faturalar ve miktarları ile ilgili bilgisinin olmadığını, tarafına böyle bir fatura tebliğ edilmediğini ve faturaları tebellüğ ettiğine dair herhangi bir imzasının olmadığını beyan ettiğini ve itirazının kesinleştiğini, bu nedenle davalıların murisinin dolayısıyla davalıların sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olamayacağını, davanın bu nedenlerle reddi gerektiğini, davalıların murisinin davacıya herhangi bir borcu olmadığından davacının faiz talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, dava sebepsiz zenginleşme davası olup haksız kazanıma dayandığından davacının ticari faiz talebinin de kabul edilemeyeceğini beyanla dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini ve yukarıda açıklanan nedenlerle zaman aşımına uğramış ve haksız olarak açlan davanın reddi ile yargılama giderlerinin davayı yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 18/11/2021 tarih 2020/328 Esas- 2021/909 Karar sayılı kararında; "Dava hukuki niteliği itibari ile davacının, davalıların murisinden olan faturaya dayalı alacağını sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tahsili amaçlı alacak davasıdır. Usulüne uygun taraf teşkili sağlanmış taraf delilleri toplanarak tahkikat aşamasında değerlendirilmiştir. Mahkememizin 2018/660 E ve 2019/1286 K sayılı dosyasından 05.12.2019 tarihinde verdiği karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2020/661 E 2020/758 K sayılı dosyasından 09.07.2020 tarihinde verilen karar ile ' ...İlk derece mahkeme kararının gerekçesinde;'' ...Davacı ... İle dava dışı Tasfiye Halinde ... Yapı Kooperatifi arasında Büyükçekmece ... Noterliğinin 04.04.2014 tarih ... yevmiye nolu fesih namesi ile taraflar Büyükçekmece ... Noterliğinin 02.04.2012 tarih ... yevmiye nolu temliknamesini fesh etmişlerse de bu fesih davacı tarafa yeni bir dava açma süresi sağlamayacaktır. Davanın Uyap kayıtlarından yapılan incelemede 29.12.2015 tarihinde açıldığı nazara alındığında zamanaşımı süresinin dolduğu gözüktüğünden davanın reddine karar verilmesinin gerektiği,'' belirtildiği halde hükümde, davanın aktif husumet yokluğundan reddine, şeklinde hüküm kurularak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuş olup bu durum usul ve yasaya aykırıdır. 6100 sayılı HMK' nın 298/2. maddesinde; "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz," hükmünün düzenlendiği, İstinaf mahkemesince yapılacak inceleme ancak 6100 Sayılı HMK' nın 297 ve 298.maddelerine uygun olarak verilmiş ve yazılmış kararlar üzerinde yapılabilecektir. İlk derece mahkemisinin istinafa konu kararı HMK' nın 297 ve 298. maddesine uygun olarak verilmiş ve yazılmış bir karar olmadığından istinaf incelemesi yapılması mümkün değildir.' kaldırılmıştır. Davacı defterleri mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenmiş hazırlanan raporda davaya konu faturalara ilişkin ...-...-...-... nolu sevk irsaliyelerinde ... imzası olduğu, dfvalılar murisi ...'nin işveren olarak kaydının bulunduğu işyerinde ...'ın çalışan olarak gözükmediği ancak davacının defter kayıtlarında 25.748,40 TL alacaklı gözüktüğü tespitini yapmıştır. Davacının Bodrum ... İcra müdürlüğünden... E sayılı dosyasından davalılar murisi aleyhine başlattığı icra takibine konu, davamız konusu alacağını Büyükçekmece 2. Noterliğinin 02.04.2012 tarih ... yevmiye nolu temliknamesi ile dava dışı 3. Kişi Tasfiye Halinde ... Yapı Kooperatifine temlik ettiği Bodrum ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında mübrez temliknameden anlaşılmıştır. Dosyada mübrez Büyükçekmece ... Noterliğinin 04.04.2014 tarihli ... yevmiye nolu Fesihname başlıklı evrakından temlik Alan Tasfiye Halinde ... Tic. Ltd. Şti ile Temlik veren davacı arasında Büyükçekmece .... Noterliğinin 02.04.2012 tarih ... yevmiye nolu temlik sözleşmesinin fesh edildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar alacak temlik edildikten sonra temlike konu alacağın tekrardan temlik edene dönebilmesi için ayrıca bir temlik sözlşemesi yapmaları gerekli ise de fesihnamdeki iradelerin temlike konu alacağın davacıya dönmesi yönünde irade taşıdığı ve yazılı şekil şartına da uyulduğu nazara alınarak temlike konu alacağın davacı taraf geçtiği kanaatine varılarak davacının aktif husumet ehliyetinin olduğu sonucuna varılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tespitinde her ne kadar davacı defterlerinde alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de davacının dava konusu mallara ilişkin faturanın ve malların davalı tarafa teslimine ilişkin dosyada mübrez ... seri nolu sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında ... imzası olduğu görülmüştür. ...nın murisin çalışanı olmadığı kayıtlardan anlaşılmıştır. Davacı yargılama safahatında ve en son bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde teslimin maddi olgu olduğunu ve her türlü delil ile ispat edilebileceğini ve teslimin tanık delili ile ispat edildiğini savunmuş ise de Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/20080 E 2018/5254 k sayılı 25.12.2018 tarihli kararında ' ... Dava, faturaya dayalı mal satımından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı faturaya konu malların teslim alınmadığını savunmuştur. Malların davalıya teslim edildiğinin ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Davaya konu faturaların salt davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması dayanak belgelerle doğrulanmadığı takdirde tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Dava konusu faturalardaki malların değeri de göz önüne alındığında tanıkla ispatı mümkün değildir. Mahkemece tanık dinlenmesi HMK'nın 200. maddesine aykırıdır. Mahkemece tüm bu hususlar göz önüne alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.' demek suretiyle senetle ispat kuralının tanıkla aşamayacağını belirttiğinden ve davamıza konu alacak miktarı ( harca esas değer 25.748,50 TL ) senetle ispat sınırları içinde olduğundan ve bu husuta tanık dinlenilemeyeceğinden ve davacı malları teslim ettiğini usulüne uygun kesin deliller ile ispat edemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verdiğini, ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesinin, müvekkili şirketin aktif husumet ehliyetinin olduğu yönündeki gerekçesinin hukuka uygun olup onanması gerektiğini, ancak esasa ilişkin red gerekçesi açıkça hukuka aykırı olup, yanılgılı, hatalı ve hukuka açıkça aykırı kararın bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini; İlk Derece Mahkemesinin malzemelerin teslim edildiğinin tanık ile ispatlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, kararının gerekçesi olarak sunduğu Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/20080 E., 2018/5254 K. Sayılı, 25.12.2018 tarihli kararı incelendiğinde ise somut olayla aynı olmadığının ve emsal teşkil etmeyeceğinin görüleceğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi kararında " Davaya konu faturaların salt davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması dayanak belgelerle doğrulanmadığı takdirde tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Dava konusu faturalardaki malların değeri de göz önüne alındığında tanıkla ispatı mümkün değildir." denildiğini, yani gerekçe olarak sunulan Yargıtay kararında davacının alacağını sadece ticari defter ve belgelerine dayandırdığını, bunun dışında bir sevk irsaliyesi, malı teslim ettiğine ilişkin yazılı bir belgenin bulunmadığını, emsal olarak gerekçeye dayanak alınan kararın hukuki ilişkinin ispatı noktasında tanık deliline dayanılamayacağını belirttiğini, oysa ki bir malın tesliminin hukuki ilişki değil, hukuk olayı yani vakıa olduğunu, hukuki ilişki dışında kalan teslim olgusunun tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini; Somut olayda ise müvekkilinin alacağını usule ve yasaya uygun tutulmuş ticari defter ve belgeleri dışında, alacaklının temsilcisi ve çalışanı olan kişinin imzaladığı sevk irsaliyesine de dayandırdığını, ayrıca sevk irsaliyesinde imzası bulunan ...'nın da mahkeme huzurunda dinlendiğini ve bu sevk irsaliyelerindeki imzasını, davalıların murisi ...'ye bağlı olarak çalıştığını, malzemelerin hepsini müvekkili şirketten aldığını ikrar ettiğini; Müvekkilinin bu davada faturalara konu malzemeleri teslim ettiğini sadece ticari defter ve belgeleri ile ispatlamadığını, irsaliyelerin alıcı tarafından imzalanması ile yani somut olayda muris ...'nin temsilcisi ve çalışanı ... tarafından murisin nam ve hesabına bu irsaliyelerini imzalanması ile malın tesliminin tahakkuk ettiğini, satıcı konumunda olan müvekkili şirketin teslime ilişkin en önemli ispatının ayrıca bu belge olduğunu, müvekkilinin senetle ispat kuralını esasen yerine getirdiğini, teslim olgusunu ispatladığını; Müvekkili şirket ile davalıların murisi arasında alış satım ilişkisi sonucu toplam 25.748,40 TL'lik 4 adet fatura düzenlendiğini ve emtiaların davalıların murisine teslim edildiğini, ancak muris ...'nin kötü niyetli olarak müvekkili şirkete borcunu ödemediğini, müvekkili şirketin dava konusu alacağına kavuşamadığını, davalıların bunun aksini ispat edecek yazılı bir delil sunamadıklarını, müvekkili şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; ticari defter ve belgelerinin yasaya uygun tutulduğu ve davalılar murisi ...'den alacaklı olduğunun tespit edildiğini, ...'nın, murisin (...'nin) işlerini takip etmekte olan yetkili kişi olduğunu ve 23.12.2006 tarihli irsaliyelerde malı teslim aldığına ilişkin imzasının bulunduğunu; Talimat yolu ile Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/9 Tal. Dosyasında dinlenen tanık ...'nın yeminli ifadesinde malları teslim aldığını kabul ettiğini, tanığın muris ...'nin talebi ile murisin arsası üzerine inşaat yaptığını, inşaatın yapım aşamasında inşaatın tüm malzemelerini ...'nin, ... İnş. Malz. Şirketinden almasını söylediğini, kendisinin de inşaat için gereken tüm malzemeleri müvekkili şirketten aldığını beyan ettiğini, tanık ...'nın yeminli ifadesinde teslim aldığını belirttiği malzemelerin fatura içeriği ile de uyumlu olduğunu, ...'nın, muris ...'nin kızı olan davalılardan ... ile de görüştüğünü, malzemeleri kimden aldığını söylediğini de ifadesinde belirttiğini, 2000'li yılların başlarında ve Bodrum gibi yazlık yerlerde özellikle inşaat sektöründe kayıt dışı çalışmanın çok fazla olduğunu, ... davalının işçisi olarak SGK kayıtlarında gözükmese de hem irsaliyeleri imzalaması, hem de mahkeme huzurunda verdiği yeminli ifadesinin muris ...'nin çalışanı olduğunu açıkça ispat ettiğini;Somut olayda malzemelerin davalıya teslim edildiğinin sadece tanık beyanı ile ispat edilmediğini, müvekkilinin ticari defter ve belgeleri, malzemeleri teslim ettiğine ilişkin yazılı ve imzalı sevk irsaliyesi ile de doğrulandığını, dolayısıyla müvekkili şirketin teslim olgusunu sadece tanık beyanları ile değil bu belgelerle ispatladığını, İlk derece mahkemesinin kararının hatalı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalılar murisi ...'ye inşaat malzemesi satarak teslim ettiğini, murisin malları teslim almasına rağmen bedelini ödemediğini, bu nedenle daha önce muris hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, murisin itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali talebi ile açılan davanın ise 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddedildiğini, bu süreç içerisinde davalıların da murisin borcunu ödemediklerini beyanla alacağın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalılar davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, murisleri tarafından icra takibine, inşaat işi yapmadığı, davacıdan herhangi bir mal almadığından bahisle itiraz edildiğini, bu itirazının kesinleştiğini, dolayısıyla davacının herhangi bir alacağının olmadığının da kesinleştiğini, murisin davacıdan mal almadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava öncelikle Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/653 Esas sayılı dosyası ile açılmış, bu mahkemece verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesi ile İlk derece mahkemesine gelmiş, İlk derece mahkemesince 05/12/2019 tarihli, 2018/660 Esas ve 2019/1286 Karar sayılı karar ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı tarafın vaki istinaf talebi üzerine Dairemizin 09/07/2020 tarih, 2020/661 Esas ve 2020/758 Karar sayılı kararı ile; gerekçede davanın zamanaşımına uğradığının açıklandığı, hüküm fıkrasında ise davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, bu şekilde gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu ve bu hususun kamu düzenine ilişkin bir kaldırma sebebi olduğu gerekçesi ile kaldırılmış, Mahkemece devam edilen yargılamada bu kez davacının, davalılar murisine sattığını iddia ettiği malları teslim ettiğini ve alacaklı olduğunu ispat edemediğinden bahisle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davacı alacağını 23/12/2006 tarihinde düzenlenen 4 adet faturaya dayandırmıştır. Söz konusu faturalar üzerinde yer alan irsaliye numarası ... olup, bu irsaliyenin teslim alan kısmında ... ismi ve imzası bulunmaktadır. Davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapan mali bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının 2006 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutuldukları ve faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 25.748,40 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece irsaliye üzerinde teslim alan olarak imzası bulunan ...'nın tanık olarak beyanı alınmış, anılan kişi beyanında davalılar murisi ile 2004 yılında inşaat işi yapmaya başladığını, inşaatın tüm malzemelerini murisin talimatı üzerine davacı şirketten satın aldığını, malzemelerin kendisine teslim edildiğini, alınan malzemelerin bedelinin ödenip ödenmediğini bilmediğini beyan etmiştir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Somut olayda; davacı iddia ettiği alacağın ispatı için faturalar yanında imzalı irsaliye sunmuş ve ticari defterlerine dayanmıştır. Her ne kadar davacının ticari defterleri usulüne uygun şekilde tutulmuş ve alacak davacının ticari defterlerinde kayıtlı ise de, davalılar vekilinin, davalılar murisinin şahıs olması sebebiyle ticari defterlerinin bulunmadığını beyan etmesi nedeniyle davalıya ait herhangi bir ticari defter incelenememiştir. Bu nedenle davacı iddia ettiği alacağı tek başına kendi ticari defterlerinde yer alan kayıtlar ile ispat edememiştir. Bu noktada davacının ispat etmesi gereken vakıa fatura konusu malları davalılar murisine teslim ettiğidir. Mahkemece teslim alan kişinin davalılar murisinin çalışanı olup olmadığı araştırılmış ancak muris adına şahıs olarak SGK kaydının bulunmadığı ve ...nin murisin çalışanı olmadığı anlaşılmıştır. İrsaliyede imzası bulunan ... beyanında malları teslim aldığını kabul etmiş ise de, murisin kayıtlı çalışanı olmadığından bu beyanı malları muris adına teslim aldığının ispatı noktasında yeterli değildir. Kaldı ki davacının alacağını dayandırdığı faturanın tarihi ile ...nin inşaatı yaptığını, yani malları teslim aldığını beyan ettiği tarih uyuşmamaktadır. Sonuç olarak davacı, davalılarca kabul edilmeyen imzalı irsaliye ile de teslim vakıasını ispat edememiş olup mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.