T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1288 Esas
KARAR NO:2025/279 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/519 Esas- 2022/223 Karar
TARİH:29/03/2022
DAVA:İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:20/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkili ... ile ...'ın evli olduğunu, müvekkili ...'ın ise diğer müvekkillerinin oğlu olduğunu, 08/06/2021 tarihinde müvekkili ...'ın"...Keçiören/ANKARA" adresindeki pastanesine ... nolu dosyasından hacze gelindiğini, müvekkili ... ile oğlu ...'ın bu dosyanın borçlusu olmadıklarını, eşi müvekkili ... bu dosyanın borçluları arasında yer almakla birlikte ... nolu dosyaşının 31/05/2021 tarihli karar tensip tutanağında belirtildiği üzere, müvekkili daha önce borca itiraz ettiğinden onun yönünden haciz talebinin red edildiğini, sonuç olarak her üç müvekkili yönünden de bu dosyadan haciz yapılmasının imkanı yokken, 08/06/2021 tarihli haciz tutanağı ile sabit olduğu üzere 2 tane polis nezaretinde hacze gelinerek dosya borcunun ödenmemesi halinde mal kaldırılacağının belirtilip haciz yapılmak istendiğini, müvekkilleri bu duruma itiraz etmelerine rağmen onları dinleyenin olmadığını, eğer borç ödenmezse dükkandaki malların kaldırılacağının belirtildiğini, müvekkillerinin tek geçim kaynakları olan dükkanlarından mal kaldırılacağı ve düzenlerinin bozulacağı, işlerinin aksayacağı korkusuyla ne yapacaklarını bilmez bir halde alacaklı vekilinin ve icra memurunun baskıları sonucu dükkanlarından mal kaldırılmaması için istemeyerek 16/06/2021 vadeli 80.000,00 TL miktarlı bonoyu borçlu sıfatı ile imzalayarak dosya borcuna karşılık alacaklı vekiline verdiklerini, müvekkillerinin borca karşılık bonoyu imzalaması ile birlikte haciz işlemlerine de son verildiğini, hem haciz tarihinin hem de bononun keşide tarihinin 08/06/2021 tarihi olmasının söz konusu bononun belirtilen haciz esnasında verildiğini açıkça ortaya koyduğunu, yine bu dosya borcuna karşılık belirtilen bononun verildiğine dair düzenlenen protokol başlıklı belgede bononun haciz esnasında verildiğinin belirtildiğini, daha sonra alacaklı davalı şirketin İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/362 D.İş 2021/363 Karar nolu dosyası ile 18/06/2021 tarihinde bu bono yönünden ihtiyati haciz kararı alarak ... dosyası ile ihtiyati haciz kararını işleme koyarak müvekkilleri adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlar üzerine haciz koydurduğunu, ayrıca ... dosyası ile 21/06/2021 tarihinde müvekkili ...'ın "... Keçiören/ANKARA" adresindeki pastanesine yine hacze gelerek yine mal kaldırma tehdidinde bulunarak borcun ödenmemesi halinde hem haczedilen araçların ve taşınmazların satılacağını, hem de dükkandan mal kaldırılacağını belirttiklerini, çaresiz kalan müvekkillerinin de borca karşılık 85.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin 85.000,00 TL ödedikten sonra kendilerine 21/06/2021 tarihli ibraname verildiğini,... nolu dosyasının borçluları arasında, ... Şti.'nin de bulunduğunu, 08/06/2021 tarihli haciz tutanağında ...'nin marka tescil belgesinin ... adına olduğu görüldü ve dosyaya alındı dendiğini, müvekkiline ait kapanmış işyerinin ve onun adına olan marka tescil belgesinin dosyanın borçlusu ... Şti. ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, söz konusu marka tescil belgesinin müvekkili ...'a ait "... Etimesgut/ANKARA" adresindeki kendi adına olan işyerine ait marka tescil belgesi olduğunu, bu işyerinin 30/12/2015 tarihinde terk nedeni ile faaliyetinin sona erdiğini, hacze gelinen adreste dosya borçlusu ... Şti. ne ait hiçbir evrak bulunmadığını, buna ilişkin vergi kaydı, dava öncesi arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak taraflar arasında bir anlaşma söz konusu olmadığını beyanla icra ve haciz baskısıyla alınan 16/06/2021 vadeli 80.000,00 TL miktarlı bono nedeniyle ödenen 85.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 21/06/2021 tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacı müvekkillere ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla ... sayılı dosyadan 08/06/2021 tarihinde "..." adresinde borçlular ... Şirketi, ..., ... Ve ... aleyhine haciz işlemi uygulanmak üzere adrese gidildiğini, haciz mahallinde borçlu şirket yetkilisi ...'ın hazır bulunduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde ... tarafından borç kabul edilerek ... ve ... tarafından dosya borcu üstlenilerek borca istinaden protokol yapılmış olup yapılan protokolde " Alınan bono vadesinde ödenmezse, esas dosya borcuna mükerrer olmamak kaydıyla protokol konusu bono alacaklı adına tarafımızca icra takibine konulacaktır." şeklinde ki hususların yer aldığını, protokolün tarafların karşılıklı iradeleri ile imzalandığını, icra dosyasına istinaden 16.06.2021 tediye tarihli 80.000 TL bedelli senet verildiğini, bononun vadesi geldiği halde tam tutarı ödenmediğinden borçlular aleyhine ... dosyası ile 80.000 TL üzerinden takibe geçildiğini, davacının aktif dava ehliyeti ve taraf sıfatı bulunmadığını, davacının, dava dilekçesinde bahsettiği .... Sayılı dosyanın borçlusunun ... Şirketi, ...,..., ... Ve ... olduğunu, ...'ın icra dosyası borcuna itirazı üzerine, .... Sayılı dosyasından yazılan haciz kararında ve haciz tutanağı ile sabit olduğu üzere haciz işlemi itiraz eden borçlu ... hariç olmak üzere ... Şirketi, ..., ...Ve ... aleyhine uygulandığını, haciz tutanağında mahalde hazır bulunan ...'ın borçlu sırfatı ile değil, dorçlu ... Şirketi yetkilisi sıfatı ile beyan verdiğini, yapılan protokol ile ...'ın icra dosya borcunu kabul ettiğini, diğer davacılar ... ve ...'ın da dosya borcunu üstlendiğini, davacı tarafından, davaya konu senedin haciz baskısı altında imzalandığı ileri sürülmüşse de işlemin ... sayılı icra dosyasına ilişkin olarak gerçekleştirildiğini, icra dosyasında taraf olmayan davacıya karşı haciz baskısı yapılması mümkün olamayacağı gibi ilgili 08/06/2021 tarihli haciz tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere haciz işleminin uygulanmadığını, bu doğrultuda davacı ...'ın haciz baskısı ile ilgili ödemeyi yaptığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, diğer davacılar ... ve ... ise ... Sayılı dosyasının borçlusu olmadığını, iki davacı tarafından dosya borcu üstlenilerek dosya borcuna istinaden protokol yapıldığını, bu davacılar borçlu olmadığından kendilerine karşı haciz baskısı yapıldığından söz edilemeyeceğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarih 2021/519 Esas- 2022/223 Karar sayılı kararında;"Dava; haciz baskısı altında ödenen 85.000,00 TL'nin istirdadına ilişkindir.Davacılar; davalı tarafın ...'ın borcundan dolayı ...'ın işyerine hacze geldiğini, 08.06.2021 tarihinde yapılan haciz işleminde baskı altında protokol yapılarak 16/06/2021 vadeli 80.000,00 TL bedelli bononun davacılar tarafından imzalanarak davalıya verildiğini, davalı tarafından bu bonoya istinaden 21/06/2021 tarihinde yine haciz işlemi yapıldığını, ikinci muhafaza işleminde 85.000,00 TL'nin davalı tarafa ödendiğini beyan ederek ödenen 85.000 TL'nin istirdatını talep etmiştir. Davalı taraf haciz sırasında baskı olmadığını, davacı iddialarının doğru olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Aktif husumet açısından yapılan değerlendirmede; davacıların haciz sırasında anlaşma yoluna giderek protokol imzaladığı ve protokol kapsamında davalı emrine bono keşide ederek ödeme yaptığı anlaşılmakla davacıların protokolün tarafı ve bono keşidecisi olarak aktif husumet ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.Uyuşmazlık, dava konusu protokolün ve senedin haciz baskısı altında düzenlenip düzenlenmediği, irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olup olmadığı, davacıların senet nedeniyle borçlu olup olmadıkları ve ödenen bedelin iadesinin gerekip gerekmediği noktalarına ilişkindir.Taraflar arasında akdedilen protokolün incelenmesinde; protokolün ... Sayılı dosyasına ilişkin düzenlendiği, mezkur dosyanın ödenmesine ilişkin dava konusu bononun düzenlendiği, bononun vadesinde ve miktarında ödendiğinde ödenen tutarın mezkur dosyadan mahsup edileceği, ödenmez ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine geçileceği, tarafların protokol ile alınan bononun ödenmesinin kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü içeren bir ödeme aracı olduğunu ve bu protokolün bonoların ödenmesini şarta bağlı kılmadığını kabul ettiği, protokolle alınan bononun 16/06/2021 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli olduğu görülmüştür. ... sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davalı olduğu, ... ve ...Şti'nin dosyanın borçlularından olduğu, ...'ın itirazı üzerine bu borçlu yönünden takibin durduğu, borçlu ...Şti yönünden ise takibin kesinleştiği görülmüştür. .. Sayılı dosyasında yapılan haciz tutanaklarının incelenmesinde; borçlu olarak ...'ın isminin geçmediği, borçlu ...Şti'nin borcu için haciz işlemi yapıldığı, ... isimli işyerinin adresine 08/06/2021 tarihinde hacze gidildiği, davacı ...'ın borçlu ...Şti'nin yetkilisi olarak adreste hazır bulunduğu, haciz mahalinde ...'ın adına ödeme emirleri ve faturalar bulunduğu, haciz işlemi sırasında alacaklı vekili ile davacıların görüşerek protokol ile anlaşma yoluna gittiği ve bu nedenle hacze son verildiği görülmüştür. Yargılama sırasında davacıların tanığının dinlenilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda mahkememizin 24/11/2021 tarihli ara kararı gereğince, Ankara ATM'ye talimat yazılmasına, tanığa haciz esnasında davacılara cebir, tehdit uygulanıp uygulanmadığı, korkutma yapılıp yapılmadığı, baskı uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmış ise ne şekilde gerçekleştiği, dava konusu senedin baskı ile alınıp alınmadığı, sorularının sorulmasına, olaya dair bilgi ve görgüsü alınıp soru cevapları alındıktan sonra tanık ifadesinin mahkememize gönderilmesinin istenilmiş olup, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/282 Talimat sayılı dosyasında davacı tanığı beyanında: Gününü tam olarak hatırlamamakla birlikte Haziran 2021 yılında davacılardan eniştesi olan ...'ın Ankara Keçiören'de bulunan pastanesine uğradığını, pastahaneye vardığında iki avukat, polis memurları ve icra personeli olduğunu, avukatların eniştesi ...'a borcu ödemesini, ödememesi durumda pastaneden mal kaldıracaklarını söylediklerini, eniştesi ...'ın dosya borçlusu olmadığını dükkandan mal kaldıramayacağını söylediğini, bu sırada dükkanda teyzesi bulunduğunu dosya borcuna itiraz ettiğini, borcu olmadığını, mal kaldırılamayacağını söylediğini, avukatların zorluk çıkarmayın, polis memurları da hazır ya borcu ödeyin ya mal kaldıracağız diye baskı yaptıklarını ve o arada nakliyeyi çağırdıklarını, pastanenin enişte ve teyzesinin tek geçim kaynağı olduğu için mal kaldırılması halinde çok zor duruma düşecek olduklarını, avukatların da mal kaldırma yönünde baskı uygulayınca eniştesi, teyzesi ve kuzeni ...'ın 80.000 TL değerinde senedi birlikte düzenleyip avukatlara verdiklerini, ancak senedi istemeyerek baskı altında düzenleyip avukatlara verdiklerini, daha sonra bu senedin icraya konulduğunu ve eniştesi tarafından 85.000 TL ödenerek dosya borcunun kapatıldığını ifade etmiştir.Tanık anlatımları, icra dosyaları ve haciz tutanakları kapsamında yapılan değerlendirmede; davalının talebi üzerine ...Sayılı icra takibinin borçlusu ...Şti'nin borcundan dolayı organik bağı olduğu düşünülen ... ve ... isimli işyerinin adresinde 08/06/2021 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, bu sırada istihkak iddiasında bulunulduğu ancak haciz işlemlerine devam edildiği, malların muhafaza altına alınmaması için tarafların anlaşarak dava konusu protokolü akdettiği, cebir ve tehdit bulunmadığı, davalı vekilleri tarafından ödeme yapılmaması halinde haciz işlemi uygulanacağı ve malların muhafaza altına alınacağının söylenmesinin tehdit olarak nitelendirilemeyeceği, zira bu söylemin tehdit olarak kabul edilmesinin haciz yapılmasını olanaksız kılacağı, haciz işleminin İİK hükümlerine dayanarak polis ve icra memuru eşliğinde yapıldığı, hukuka aykırı bir durum olmadığı, üçüncü şahısların istihkak iddiasında bulunup dava açabileceği sonucuna varılarak dava konusu senedin haciz baskısı altında cebir veya tehdit suretiyle alınmadığı, ancak haciz ve muhafazanın engellenmesi için haciz sırasında tarafların iradeleri ile yapılan protokole istinaden alındığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla dava konusu senedin irade sakatlığı nedeniyle geçersiz sayılamayacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca haciz işleminin davacı ...'ın borcundan ötürü yapılmadığı, davacı ...'ın yetkilisi olduğu ...Şti'nin borcundan dolayı yapıldığı anlaşıldığından davacı ... yönünden takip durdurulmasına rağmen haciz yapıldığı iddiasının doğru olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, istihkaka dayalı iddiaların yargılama konusunu oluşturmadığını ve mahkememiz görevinin dışında olduğunu belirtmek gerekir.Ayrıca protokol içeriğinde; protokolün ... Sayılı dosyasına ilişkin düzenlendiği, mezkur dosyanın ödenmesine ilişkin dava konusu bononun düzenlendiği, bononun vadesinde ve miktarında ödendiğinde ödenen tutarın mezkur dosyadan mahsup edileceği, ödenmez ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine geçileceğinin düzenlendiği, tarafların protokol ile alınan bononun ödenmesinin kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü içeren bir ödeme aracı olduğunu ve bu protokolün bonoların ödenmesini şarta bağlı kılmadığını kabul ettiği, protokol ile tüm dosya borcunun üstlenildiği, protokol ile davacıların bağımsız bir borç ödeme taahhüdünde bulunduğu, dava konusu bononun söz konusu icra dosyasının borcuna karşılık ödeme aracı olarak verildiği, teminat olarak verilmediği, davacıların protokolle dosyanın borcunu üstlendiği sonucuna varılarak davacıların dava konusu bono nedeniyle borçlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle de bonoya istinaden yapılan ödemenin istirdadı istemi reddedilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur..."gerekçesi ile,''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ... ile ... evli olup, müvekkili ...’ın da onların oğlu olduğunu, 08/06/2021 tarihinde müvekkil ...'ın "... Keçiören/ANKARA" adresindeki pastanesine ... nolu dosyasından hacze gelindiğini, müvekkili ... ile oğlu ...'ın bu dosyanın borçlusu olmadıklarını, eşi müvekkili ...'ın bu dosyanın borçluları arasında yer aldığını, ... nolu dosyasının 31/05/2021 tarihli karar tensip tutanağında belirtildiği üzere, müvekkili ... daha önce borca itiraz ettiğinden onun yönünden haciz talebinin reddedildiğini, sonuç olarak her üç müvekkili yönünden de bu dosyadan haciz yapılması imkanı yokken, 08/06/2021 tarihli haciz tutanağı ile sabit olduğu üzere 2 tane polis nezaretinde hacze gelinerek dosya borcunun ödenmemesi halinde mal kaldırılacağı belirtilip haciz yapılmak istendiğini, müvekkillerinin bu duruma itiraz etmelerine rağmen onları dinleyen olmadığını, eğer borç ödenmezse dükkandaki malların kaldırılacağının belirtildiğini, müvekkillerinin tek geçim kaynakları olan dükkanlarından mal kaldırılacağı ve düzenlerinin bozulacağı, işlerinin aksayacağı korkusuyla ne yapacaklarını bilmez bir halde alacaklı vekilinin ve icra memurunun baskıları sonucu dükkanlarından mal kaldırılmaması için istemeye istemeye 16/06/2021 vadeli 80.000,00 TL miktarlı bonoyu borçlu sıfatı ile imzalayarak dosya borcuna karşılık alacaklı vekiline verdiklerini, müvekkillerinin borca karşılık bonoyu imzalaması ile birlikte haciz işlemlerine de son verildiğini, hem haciz tarihinin hem de bononun keşide tarihinin 08/06/2021 tarihi olmasının, söz konusu bononun belirtilen haciz esnasında verildiğini açıkça ortaya koyduğunu, yine bu dosya borcuna karşılık belirtilen bononun verildiğine dair düzenlenen protokol başlıklı belgede bononun haciz esnasında verildiğini açıkça ortaya koyduğunu, müvekkillerinin bono borcuna karşılık 85.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, müvekkilleri 85.000,00 TL ödedikten sonra kendilerine 21/06/2021 tarihli ibraname verildiğini;Yargılama sırasında dinlenen tanık ...'ın beyanı ile iddialarının ispat edildiğini, TBK'nın 37. maddesinin; "taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.” hükmünü, 38. maddesinin de; "Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir” hükmünü içerdiğini; ... nolu dosyasının borçluları arasında hacze gelinen işyerinin sahibi müvekkili ... ile oğlu ...'ın olmadığını, eşi müvekkili ...'ın bu dosyanın borçluları arasında yer aldığını, birlikte ... nolu dosyasının 31/05/2021 tarihli karar tensip tutanağında belirtildiği üzere, müvekkili daha önce borca itiraz ettiğinden onun yönünden haciz talebinin reddedildiğini, sonuç olarak her üç müvekkili yönünden de bu dosyadan haciz yapılması imkanının olmadığını, ancak buna rağmen haciz baskısı ve mal kaldırma korkusu ile müvekkillerinden bahse konu bononun alındığını, sonuçta bu bononun da icra yolu ile işleme konularak yine haciz baskısı ve mal kaldırma korkusu ile sonuçta müvekkillerine borçlusu olmadıkları ... nolu dosyası borcunun zorla ödettirildiğini;... nolu dosyasının borçluları arasında,... Şti.'nin de bulunduğunu, 08/06/2021 tarihli haciz tutanağında ... ve ... marka tescil belgesinin ... adına olduğunun görüldüğünü ve dosyaya alındı dendiğini, müvekkili ...’a ait kapanmış işyerinin ve bu işyerinin adına olan marka tescil belgesinin dosyanın borçlusu ... Şti. ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, dosyada mevcut söz konusu marka tescil belgesinde marka sahibinin ... olduğunun belirtildiğini ve kare şeklindeki kutucuk logoda da; ..., ... ibarelerinin yer aldığını, söz konusu marka tescil belgesinin, müvekkili ...'a ait "... Etimesgut/ANKARA" adresindeki kendi adına olan işyerine ait marka tescil belgesi olup, bu işyerinin 30/12/2015 tarihinde terk nedeni ile faaliyetinin sona erdiğini, dolayısıyla bu marka tescil belgesinin icra dosya borçlusu ... Şti. ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bunlara ilişkin vergi kaydı, işyeri terk yoklama fişi ve marka tescil belgesinin dava dilekçesi ekinde sunulmuş olup, dosyada mevcut olduğunu;Söz konusu haczin müvekkil ...'ın "... Keçiören/ANKARA" adresindeki pastanesinde gerçekleştirildiğini, bu işyerine ait vergi kaydı vs. evrakların da dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkili ...'a ait bu pastanenin, eşi ...’a ait "... Etimesgut/ANKARA" adresindeki ve 30/12/2015 tarihinde terk nedeni ile faaliyeti sona ermiş ... adlı işyeri ile hiçbir ilgisinin olmadığını, sadece bu işyerinin marka tescil belgesi bulunmuş olup, müvekkil ...'a ait işyerinde eşi ...'a ait terk nedeni ile kapanmış işyerinin marka tescil belgesinin bulunmasının da son derece doğal olduğunu, bu evrakın hiçbir şekilde müvekkili ...'a ait hacze gelinen işyeri ile dosya borçlusu ... Şti. arasında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceğini, Yerel mahkemenin müvekkil ... ile dosya borçlusu ... Şti. arasında organik bağ olduğu sonucuna varması doğru olmadığı gibi, dosyada böyle bir organik bağı ortaya koyan hiçbir delil ve belgenin de mevcut olmadığını; Yerel mahkeme gerekçeli kararında son derece yanlış bir şekilde haczin ...’a ait ... adlı işyerinde yapıldığını belirttiğini ve bu yanlış değerlendirme sonucunda da bizce yanlış bir karar verdiğini, yine ...’ın borçlu ... Şti. yetkilisi olarak adreste hazır bulunduğu yönündeki değerlendirmenin de son derece yanlış bir değerlendirme olduğunu, bu şirket battığı için uzun süre önce fiilen kapanmış bir şirket olup, müvekkili ...’ın, eşi ...’a ait işyerinde bulunmasından daha doğal bir durumun olamayacağını, ...’ın eşine ait işyerinde bulunması nasıl ve neden borçlu ... Şti. yetkilisi olarak adreste hazır bulunduğu şeklinde değerlendirilebileceğini, bu değerlendirmenin doğru ve kabul edilebilir bir tarafı olmadığını, dosyada müvekkili ...’a ait işyeri ile icra dosya borçlusu... Şti. arasında organik bağ olduğunu gösterir hiçbir delil ve belge bulunmadığını;Yine gerekçeli karar da belirtildiği üzere, haciz mahallinde ...’ın adına ödeme emirleri ve faturalar bulunmasının da müvekkili ...’a ait işyerinde haciz yapılabileceği anlamına gelmeyeceğini, ... nolu dosyasının 31/05/2021 tarihli karar tensip tutanağında belirtildiği üzere, müvekkili ... daha önce borca itiraz ettiğinden onun yönünden haciz talebinin reddedildiğini, müvekkilinin işyerinde eşine ait bir kısım faturaların bulunmasından daha doğal bir durumun olamayacağını, sonuçta müvekkili ...’a ait işyerinde icra dosya borçlusu ... Şti. arasında organik bağ olduğunu gösterir hiçbir delil ve belge bulunmadığı halde ve müvekkili ...’a ait işyerinde haciz yapılabilmesi mümkün değilken müvekkilinin işyerine polis eşliğinde hacze gelinerek, haciz baskısı ve mal kaldırma korkutması ile müvekkillerinden bahse konu bononun alındığını beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, haciz tehdidi ve baskısı ile imzalatıldığı iddia edilen bonoya dayalı olarak yapılan ödemenin istirdadı talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı taraf adına ... sayılı dosyasındaki alacağı yönünden haciz uygulanmak üzere icra müdürü ve polis eşliğinde davacı ...'a ait işyerine gelindiğini, bu işyerinde haciz uygulanacağının söylendiğini, ... sayılı dosyasında yalnızca ...'ın borçlu olduğunu ve onun da icra dosyasına itiraz etmesi sebebiyle hakkında haciz işlemi uygulanmamasına karar verildiğini, buna rağmen haciz korkusu ile hep birlikte dava konusu bonoyu imzalayarak davalının vekiline verdiklerini, hacze gelinen işyerinin bahsedilen icra dosyasında borçlu görünen ... Ltd. Şti. ile de bir ilgisinin olmadığını, bono nedeniyle davalı tarafa 85.000 TL ödeme yapıldığını beyan ederek yapılan ödemenin faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacı ...'ın ... sayılı dosyasında borçlu ve aynı dosyada borçlu olan ... Şti.'nin yetkilisi olduğunu, haciz günü gidilen adreste şirket yetkilisi olarak hazır bulunduğunu ve borç nedeniyle bonoyu imzaladığını, diğer davacıların da borcu üstlendiklerini, herhangi bir haciz baskısı yapılmadığını ve haciz işleminin uygulanmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda her bir iddia hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Davalı tarafından ... sayılı dosyası ile davacı ... ile dava dışı ..., ..., ... ve ... Şirketi aleyhine toplam 45.781,06 TL kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takip dosyası kapsamında, davalı alacaklı vekilinin talebi üzerine 08/06/2021 tarihinde ".., Keçiören/Ankara" adresine hacze gidildiği, haciz tutanağı içeriğinin; "dava dışı borçlu şirket yetkilisi olarak davacı ...'ın söz aldığı ve işyerinin davacı eşine ait olduğunu beyan ettiği, davacı ...'ın, dosya borcunu ödemek için avukat ile görüştüklerini ancak anlaşamadıklarını beyan ettiği, ardından işyerinde evrak araştırması yapıldığı ve davacı ... adına ödeme emri ve faturaların bulunduğu, fatura ve belgelerin ... ve ... adına olduğu, davacıların borcu ödemeyeceklerini beyan ettikleri, davalı alacaklı vekilince mahalde dava dışı borçlu şirketin yetkilisi ve dosya borçlusu olan davacı ...'a ait belgelerin bulunduğunu ve davacının faaliyetini eşi olan diğer davacı üzerine işyeri açarak devam ettirdiğini beyan ederek İİK'nın 96 ve 97 maddeleri uyarınca haciz uygulanmasını talep ettiği, davacılar ile davalı alacaklı vekili arasında görüşme yapıldığı ve alacaklı vekilinin görüşme sonrası hiçbir işlem yapılmamasını talep ettiği, bu şekilde hacze son verildiği" şeklinde olduğu, davacılar tarafından davalı alacaklı adına 16/06/2021 vade ve 08/06/2021 keşide tarihli, 80.000 TL bedelli bononun tanzim edildiği, bononun davalının alacaklı olduğu ... sayılı dosya borcunun ifası uğruna verildiğine yönelik aynı tarihli protokolün imzalandığı, bono bedelinin vadesinde ödenmemesi üzerine davalı tarafından ihtiyati haciz kararı alındığı ve icraya konulduğu, bu şekilde alacağın tahsil edildiği, davacı ...'ın ... sayılı dosyasında borçlu olduğu, diğer davacıların imzalamış oldukları protokol ile TBK'nın 201. maddesi uyarınca borca katıldıkları, dava konusu bononun zorunlu tüm unsurları taşıyan, koşulsuz borç ikrarını içeren kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, davacıların bononun geçersiz olduğuna yönelik iddialarının TBK'nın 37 ve 38. maddesinde düzenlenen ve iradenin sakatlanması hallerinden olan korkutma iddiasına dayandığı, Mahkemece de kabul edildiği üzere davalı alacaklı vekilinin icra dosyası kapsamında dava dışı borçlu şirket ile ilgisinin ve organik bağının bulunduğu iddiası ve talebi üzerine davacı ...'a ait işyerine hacze gidilmesi, haciz sırasında davalı alacaklı vekili tarafından, icra müdüründen haciz uygulanmasını istemesinin bir korkutma hali olmadığı, bu noktada taleple ilgili olarak icra müdürünce herhangi bir karar verilmeden davacıların, davalı alacaklı vekili ile görüştükleri ve bu çerçevede bono ve protokolün düzenlendiği, herhangi bir haciz işleminin uygulanmadığı, kaldı ki uygulanması halinde davacıların İİK'nın 97. maddesinde düzenlenen istihkak iddiasında bulunabilecekleri, korkutma iddiası kapsamında içeriği icra müdürü tarafından düzenlenmiş resmi evrak niteliğinde olan haciz tutanağının aksini ispata yarar bir delil sunulmadığı, davacıların hacze gelinen işyerinin borçlulara ait olmadığına yönelik iddialarının ise ancak bir haciz işleminin uygulanması nedeniyle açılacak istihkak davasında değerlendirilebileceği, bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı görülmüştür.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 242,10 TL'nin mahsubu ile kalan 373,30 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.