T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1193 Esas
KARAR NO:2025/370 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2016/1135 Esas- 2021/666 Karar
TARİH:21/10/2021
DAVA:Tazminat
KARAR TARİHİ:06/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'nin faaliyetleri arasında Fransa'da lokomotif ve vagon parçaları satışı da bulunan bir şirket olduğunu, ihtiyaç duyduğu “...(...)” isimli parçanın temini için, 2011 yılında aynı parçadan 10.000 adetlik bir siparişi sorunsuzca temin ettiği davalı ... Ltd. Şti. ile irtibata geçtiğini, müvekkili ...'nin, davalı satıcı ...'dan parçalar ile ilgili sertifikalarını, parçaların yetkili kuruluşlar nezdinde yaptırılmış analizlerini ve uygunluk belgelerini de talep ettiğini, davalı ... tarafından gönderilen ... nolu İSO 9001:2008 sertifikası yanı sıra, ... ve ... unvanlı şirketlerden parçalara ilişkin otduğu beyan edilen spektometre analizi ve deney raporlarının Müvekkili ...'ye gönderildiğini, müvekkil ...'nin sipariş formunda ürününün taşıması gereken diğer özelliklerin yanı sıra, parça materyalinin küresel grafitli dökme demir (...) standardında olmasını özellikte belirterek siparişi adet ve fiyat olarak onayladığını, davalı ... tarafından keşide edilen 12.11.2013 tarıh ve ... nolu faturanın mukabili 5.000 adet “...Ara Parçası (...)” isimli ürünün müvekkili ...'ye gönderildiğini, müvekkili ...'nin, satılanları kendisine teslimi ile birlikte muayene ederek, hasarsız şekilde teslim edildiğini gördüğünü, elinde bulunan sertifika ve analizlere dayanarak bu parçaları faaliyet konusu dahilinde üçüncü kişi konumundaki müşterilerine satmaya başladığını, müvekkil ... tarafından ürünlerin satışına başlanmasından bir müddet sonra müşterilerinden ürün ile ilgili şikayetler gelmeye başladığını, parçanın trenlerin vagonlarında kullanılan çok önemli bir bağlantı parçası olduğunu, müvekkili şirkete müşterilerinden gelen şikayetlerde parçanın trenler hareket halindeyken kırıldığı-koptuğu, çok ciddi kazalara, can ve mal kaybına yol açabilecek seviyede yüksek bir risk oluşturduğunun bildirildiğini, ilk şikayete takiben değişik tarihlerde, farklı müşterilerden, yoğun bir şekilde şikayetlerin gelmeye devam etmesi ile müvekkili parçaların tamamı üzerinde inceleme başlattığını, bu incelemelerden parçaların mikro strüktürünün vaat edilen niteliklere sahip olmadığını, parçaların üretimindeki dökme demirin dayanıksız, ... standardına aykırı olduğunun tespit edildiğini, ortaya çıkan sonuçlar neticesinde davacılardan ...'nin sigortacısı olan diğer müvekkili davacı ... tarafından, 100.000 ... kısmi sigorta tazminatı ödendiğini, diğer davacı müvekkili ..., ...'nin karşılanan 100.000 Avro zararına hem sigorta hukuku açısından halef olduğunu, hem de davacılar arasında imzalanan 15.11.2016 tarihli makbuz ve temlikname ile dava ve takip hakları temlik alınmak suretiyle bu davanın davacısı konumuna geldiğini, davacıların, HMK m. 57/c uyarınca ihtiyari dava arkadaşlığı teşkil etmekte olduğunu, parçalardaki ayıbın, normal bir muayene ile tespitinin mümkün olmadığını, müşterilerinden gelen şikayet üzerine müvekkili ... parçaların uygunluklarından şüphe ederek stoklarında mevcut parçalardan ve müşterisinden gelen kırılmış parçalar üzerinde derhal kapsamlı bir laboratuar testi talep ettiğini, aynı doğrultuda müvekkili ...'nin müşterilerinden ...'... şirketi de parçalar üzerinde inceleme başlatarak laboratuar analizi yaptırdığını, bu analizlerde parçaların yapısal özelliklerinin uygun olmadığının tespit edildiğini, tespitler neticesinde müvekkili ...'nin sigortacısı olan diğer davacı ..., ... ekspertiz şirketini yetkilendirdiğini, müvekkili ... ilk olarak kendisine ulaşan müşteri şikayetini derhal aynı gün elektronik posta yazısı ile davalı ...'a bildirdiğini, yapılan laboratuar testleri neticesinde tüm ayrıntıları ile tespiti yapılan ayıp, ... şirketi tarafından davalı ...'a iadeli taahhütlü mektup ile bildirildiğini ve ürünlerin kendileri tarafından gönderilen sertifika ve testlere, sipariş formunda belirtildiği gibi ... üretim standartına sahip olmadığı, kırılmalar yaşandığını ve sözleşmeye aykırı şekilde teslim edilen parçalardan kaynaklanan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ihbar edildiğini, işbu ihbarnamenin davalı satıcıya 18/11/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, ayıp ihbarına davalı tarafından verilen cevapta, kendilerinin üretici olmadıklarını, sadece tedarikçi olduklarını ve üreticinin ise diğer davalı olan ... olduğunu bildirdiklerini, davalı ...'ın imalatçıyı bildirdiği cevabının tarihi 24/11/2014 olduğunu, bu tarihten önce müvekkilinin ürünlerin imalatçısının kim olduğunu bilmediğini, imalatçı ..., ...'ın ayıp ihbarına verdiği cevapla öğrenildiğini, uyuşmazlığın Türkiye'den Fransa'ya ihraç edilen parçalarda tespit edilen ayıplardan kaynaklanmakta olduğunu, bu hali ile ülkemizin 14.4.2009/27200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, uygunluk işlemlerinden sonra Ağustos 2011 tarihinden itbaren yürürlüğe giren ve Fransa'nın da taraf olduğu Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Anlaşması (CISG) hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatinde olduklarını, CISG kapsamında, ülkemiz hukukunda olduğu gibi bir “ayıba karşı teminat” ve “sözleşmeye aykırılık” ayrımına gidilmediğini, satılanan sözleşme ile kararlaştırılan veya taşıması gerekli niteliklere sahip olmaması durumunda yeknesak bir “sözleşmeye aykırılık” terimi içerisinde değerlendirildiğini, CISG m. 45/ll uyarınca sözleşmede belirtilen kriterlere uygun olmayan veya satılanda olması gereken ya da beklenen nitelikleri haiz olmayan ayıplı ürün tesliminde alıcının tazminat talep etme hakkı mevcut olduğunu, alıcı CISG'de düzenlenen seçimlik haklarla birlikte tazminat talebinde bulunabileceği gibi, yalnızca tazminat talebinde de bulunabileceğini, CISG'de, satıcının zarardan sorumlu tutulması için kusurlu olması gerekmediğini, diğer bir ifade ile tazminat yükümlülüğünün doğması için satıcının kusurlu olması gerekmediğini, yine CISG'ye göre satılanın ayıplı olarak tesliminin sözleşmeye aykırılık olarak kabul edildiğini, satış akdinin müvekkili şirket ile davalı ... arasında akdedildiğini, satışın tüm aşamalarının davalı ... tarafından organize edildiğini, bunun yanı sıra satış bedelinin de davalı ...'a ödendiğini, bu sebeple satış akdinin taraflarının müvekkili ... ile davalı ... şirket olduğunu, bu itibarla davalı ..., satış akdine aykırılık sebebiyle alıcının uğradığı zararlardan satım sözleşmesi kapsamında ve CISG uyarınca sorumlu olacağını, diğer davalı ... ise ürünün üreticisi olduğunu, bu hali ile satış akdinin tarafı olmasa da ürünü taahhüt ettiği şartlar kapsamında üretmek ve tüm ayıplardan ari şekilde müşterilerine teslim etmekle mükellef olduğunu, bu durumda ...'in sorumluluğunun Borçlar Kanunu uyarınca kusura dayalı sorumluluk olduğunu, müvekkili şirketin, ürünü teslim aldıktan sorra müşterilerine satmaya başladığını, satışlardan kısa bir süre sonra bir kısım müşterilerinden şikayetler gelmeye başladığını ve kırılan ürünlerin değiştirilmesi ve tamiri işlemlerine başlarımak zorunda kalındığını, bu gerekçe ile müvekkiline sattığı parçalardan elde edeceği kardan mahrum kaldığı gibi, bu parçaların vagonlardan sökülmesi, toplanması, nakliyesi ve ikame parça temini gibi yükümlülüklere katlanmak zorunda kalarak, çok yüksek miktarlarda zarara uğramış olduğunu, müvekkilinin müşterilerinden gelen parçalardan kaynaklanan zararlara ilişkin eldeki belgeler ve faturalar listelenerek sunulduğunu, belgelerin incelenmesinde müvekkili ...'nin ...135.644,92 Avro + ... 60.469,82 Avro + ... 2.584 Avro olmak üzere şuana kadar 198.698,74 Avro zararla karşılaştığının tespit edildiğini, müvekkiline 1221 adet parça için şikayet ulaşıldığını, hali hazırda müşterilerinde 2014 adet parça daha mevcut olduğunu, kalan 2014 parça için incelemeler devam ettiğini, zarar miktarının yükselmesinin olası olduğunu, satım sözleşmesi ile üstlendiği edimleri eksiksiz yerine getiren müvekkili ve sigortacısının zararlarının tamamının, belirtilen CISG hükümleri dahilinde tazmin edilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, müvekkili ... için şimdilik 100.000 Avro'nun, müvekkili ... için şimdilik 98.698,74 Avronun dava tarihinden itibaren işleyecek, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankaları tarafından Avro cinsinden mevduatlara uygulanan en yüksek faizi ile birlikte yabancı para cinsinden ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; sipariş edilen parçaların teknik şartları davacı tarafın talebi doğrultusunda hazırlandığını, davacı dava dilekçesinde "parçaların mikro statüsünün vaat edilen niteliklere sahip olmadığı, parçaların üretimindeki dökme demirin dayanıksız, ... standardına aykırı olduğu" iddia edildiğini ve ilgili iddianın hukuki ve somut mesnetten uzak olduğunu, davacı ...' nin, Fransa'da lokomotif ve vagon parçaları satışı yapan, ilgili parçaları Avrupanın çeşitli ülkelerinden tedarik etmekte olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin 2011 yılından itibaren davacı ... ile çalıştığını ve aldığı siparişlerin sorunsuz olarak teslim ettiğini, müvekkili şirketin, davacı ...'den ilk siparişini 2011 yılında 2.000 adet ... aldığında ilgili ürünleri ne şekilde tedarik edebileceklerine dair araştırma yaptığını ve araştırma sonuçlarına binaen diğer davalı ... Şti. ile anlaşarak siparişi teslim ettiğini, sonrasında davacı firma ..., ... numaralı talep ile 5.000 + 10.000 + 15.000 adet olarak acil ara ... vagon parçası ihtiyacı olduğunu bildirdiğini, teknik resim ve materyal bilgilerini göndermiş olduğunu, ardından ... 2.000 Adet ... (Porte ... duble) ile 5.000 Adet ... parça için 03. 02.2012 tarihli sipariş maili yollamış olduğunu, sipariş formu müvekkili ... Dış Ticaret tarafından incelendiğinde formda yazan materyal ...'nin Fransız ...Normu olduğu tespit edildiğini, Türkiye'de dökümü yapıldığında ALMAN DIN Normu kullanıldığını ve bunun DIN normunda karşılık olarak ...'e tekabül ettiği bildirildiğini, ... döküm yaptırılan numuneler ile seri üretime geçmeden önce ait analiz ve ...'den alınan ölçüm raporları kontrol ve teyit için davacı firmaya yollandığını, bu raporları inceleyen davacıdan onay alındıktan sonra da teslimlerin yapıldığını, teslim yapıldıktan sonra ... standardına göre üretilmiş ara menot parçalarından memnun kalındığına dair 20.01.2012 tarihli rapor gönderildiğini, ilgili sevkiyattan sonra çeşitli aralıklarla ara menot parçaları ile farklı türde parçalar için davacı firmadan sipariş geldiğini ve ilgili siparişler sorunsuz olarak teslim edildiğini, davacı firma ... tarafından 21.02.2012 tarihinde 5.000 Adet ... (...) sipariş edildiğini, davalı müvekkili ... firması bu son sipariş ile beraber o ana kadar toplamda 10.000 adet ... siparişi almış olduğunu ve bu siparişleri de diğer davalı ... aracılığı ile Alman DIN Normu ... Döküm olarak davacı ...'nin de dava dilekçesinde ikrar etmiş olduğu gibi sorunsuz olarak üretim ve teslimatlarını gerçekleştirildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için sipariş edilen parçaların ayıplı olduğu düşünülse dahi ilgili ayıp, açık ayıp olduğunu, süresi içinde ihbar edilmediğini, TTK'nun 23. maddesinde teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın 2 gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, düzenlemenin devamında, malda açık ayıp söz konusu olması bile, malın satım ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, yapılan inceleme neticesinde malın ayıplı olduğunun tespit edilmesi halinde bu ayıbın aynı süre içinde yani 8 günlük süre içinde satıcıya bildirilmesi gerekmekte olduğunu, 8 günlük sürenin malın alıcı tarafından satım ve teslim alındığı tarih itibariyle başlamakta olduğunu, yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucunu doğurmakta olduğunu, müvekkili tarafından davacıya gönderilen son sevkiyat 11/12/2013 tarihinde yapıldığını ve davacıdan 30/12/2013 tarihli mailde sevkiyatın teslim alındığını ve 5.000 adet ara menot parçanın kontrollerinin yapılmaya başlandığı bilgisi verdiğini, 07/02/2014 tarihli mailde ise 5.000 adet ara menot parçadan yalnızca 272 tanesinin hatalı olduğunu ifade ederek üzerinde ıslak imzaların bulunduğu kontrol kartını yolladıklarını, yapılan inceleme sonucunda 272 adet üründe hata olduğu tespit edilerek imza altına alışmışken davalı ... tarafından 12/05/2014 tarihinde yani kanuni süreler geçtikten sonra ihbarın yapıldığının ikrar edildiğini, ikinci ihbarın gerek yerel mevzuat gerekse uluslararası mevzuata aykırı olduğunu, kötü niyet içerdiği son derece açık olduğunu, CISG 38. madde uyarınca, alıcı malların ve koşulların izin verdiği ölçüde kısa bir süre içerisinde muayene etmek zorunda olduğunu, aynı sözleşmenin 39.maddesi uyarınca bu sözleşme kapsamında aykırılığa dayanma hakkını kaybedeceğini, davacı ...'nin ilgili maile binaen, müvekkilinin ürünleri başka bir firmadan tedarik edildiğini bildiğini, ayıplı olduğu iddia edilen parçaların müvekkiline ait olmadığını, davacı ... 18.11.2011 tarihli ...-... ... numaralı taleplerinde 5.000 + 10.000 + 15.000 olmak üzere toplamda 30.000 adet ara ... parçasına ihtiyaçları olduğunu söylemelerine rağmen müvekkilinden dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere toplamda 15.000 adet parça sipariş edildiğini, müvekkili ya da diğer davalı olan ... ait logo, üretim seri numarası, barkod, karekod ya da isminin bulunmadığı hiç bir ara menot parçası için müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, Fransa'dan alınan raporların hangi şartlar altında hazırlandığının bilinmediğini, doğruluklarına riayet edilemeyeceğini, olayda müvekkiline yüklenecek bir kusur ve sorumluluk olmadan veya bir mahkeme karar ile ispatlanmadan diğer davacı .... nin rücu davası açamayacağını, hangi sigorta poliçesine dayanarak ve ödeme yaptığı hangi gerekçelerle diğer davacıya halef olduğunun belli olmadığını, sigorta şirketinin rücu hakkının doğabilmesi için, öncelikle tazminat ödediği kişi ile sigortacı arasında zarar konusunu kapsayan bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması ve bu sözleşme kapsamında üçüncü kişiler tarafından zararın gerçekleştirilmiş olması gerektiğini, zarar gören ile sigortacı arasında tazminat yükümlülüğünü doğuran bir sigorta sözleşmesi yoksa veya zarar konusu olay sigorta teminatı kapsamında değilse ya da zararı doğuran olay üçüncü kişilerce değil de sigortalı tarafından kasten gerçekleştirilmişse, sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü doğmayacağından rücu hakkının da olmayacağını, sigortacının zarar görenlere ödeme yapmış olması halinde, ödediği tazminat için zarar veren kişilere karşı rücu davası açması mümkün olmadığını, bu açıdan dosyaya geçerli bir poliçe sunulmadığından davacıların haksız ve mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarih 2016/1135 Esas- 2021/666 Karar sayılı kararında;"Dava, satılan ürünlerin ayıbından kaynaklanan tazminat davasıdır.Taraf delilleri toplanmış davacı tarafından sunulan belge ve deliller incelenmiş, bilirkişi rapor ve ek raporu alınmıştır. ....Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı .... şirketinin menot ara parçası isimli ürünün temini için Davalı ... Şti. ile anlaştığı, bu davalının dava konusu ürünlerin tedarikçisi olduğu, diğer davalı ...Şti.'nin dava konusu ürünleri üretici olduğu, gönderilen ürünlerin ayıplı olması nedeni ile tazminat talebinde bulunulduğu, davacı şirketlerin Fransa'da olması, davalı şirketlerin de Türkiye'de bulunması nedeniyle ve sözleşmeye ülkemizin ve Fransa'nın taraf olmasından dolayı uyuşmazlığa; Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmanın 1. maddesi gereğince, bu sözleşmenin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. ... Dosya kapsamı ve Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasının hükümleri göz önüne alındığında; 20.08.2014 tarihli Kaynak Enstitüsü tarafından hazırlanan teknik rapor ve diğer delillerin değerlendirilmesinde, dava konusu edilen ara menot parçalarının, kullanılan malzemenin sözleşmede siparişte belirtilenden farklı olduğu, davalı ... Şti. tarafından taahhüt edilen küresel grafitli döküm yerine lamel grafitli döküm malzeme sattığı, lamel grafitli dökümün, küresel grafitli döküme oranla çarpmalardan sonra oluşan kesiklere/yara alma etkilerine karşı çok daha hassas bir döküm olması nedeniyle vagonlarda kullanımı sırasında kırılmaların meydana geldiği, bu durumun gizli ayıp niteliğinde olduğu, gizli ayıplar için ihbar süresinin, gizli ayıbın ortaya çıkmasıyla başlayacağından, davacı .... tarafından CİSG'nin 39/2. maddesindeki satıcıya sözleşmeye aykırılığı bildirmek için öngörülen 2 yıllık sürede ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği, 11.12.2013 tarih ve... nolu irsaliye fatura içeriğinde 5.000 adet menot ara parçanın bedelinin 44.150 Euro olarak belirlendiği, davacı tarafından dosyaya sunulan faturalara göre zararının 198.698,74 Euro olduğu, davacı ... tarafından davacı şirkete 15.11.2016 tarihinde avans niteliğinde sigorta tazminatı ödemesi yapıldığı, CISG'nın 74.maddesindeki, “Taraflardan birinin sözleşmeyi ihlâli halinde ödenecek tazminat, mahrum kalınan kâr dahil olmak üzere, ihlâlden dolayı diğer tarafın uğradığı zararın toplamına eşittir. Söz konusu tazminat, ihlâl eden tarafın sözleşmenin kurulması sırasında sözleşme ihlâlinin muhtemel sonucu olarak öngördüğü veya o tarihte bildiği veya bilmesi gerektiği veriler ışığında öngörmesi gerektiği zararı aşamaz.” hükmü uyarınca davacının talepte bulunabileceği, Davacı ...'nin sigortalısına 100.000 Euro ödeme yaptığı, poliçede azami sorumluluk miktarının 15.000 Euro olduğu, buna göre sigorta şirketinin 15.000 Euro zarardan sorumlu olduğu, yapılan ödemenin 15.000 Euro'luk kısmı için davacı sigorta şirketinin halefiyet hükümleri kapsamında, bakiye 85.000 Euro yönünden temlik hükümleri kapsamında davalılardan talep hakkının bulunduğu, geri kalan 98.698,74 Euro tazminatın da davacı ...'nin talep hakkının olduğu, davacıların bu miktar alacaklarını davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nden tedarikçi firma olması nedeni ile diğer davalı şirketinde de üretici firma olması neden ile her iki davalı şirketten talep edebilecekleri sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir..."gerekçesi ile,'' 1-DAVANIN KABULÜ İLE; a) 100.000 Euro’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı .... ye verilmesine,b) 98.698,74 Euro’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı .... ye verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacı .... Şirketine satılan menot ara parçası isimli vagon parçalarının mikro statüsünün vaat edilen niteliklere sahip olmadığı, parçaların üretimindeki dökme demirin dayanaksız olduğu, küresel grafitli dökme demir ... standardına aykırı olduğu, bu sebeple parçaların ayıplı olduğu iddiası ile ikame edilmiş olan davada, Yerel mahkeme tarafından yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan 11.06.2014 tarihli ... Laboratuvarları tarafından hazırlanan raporda ürünlerin küresel grafitli dökme demirden yapıldığı tespit edilmiş olmasına, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri müvekkili şirketten satın alındığının ispat edilememiş olmasına, ayrıca davacı taraf yasal süresi içinde ihbar bildirimi yapmamış olmasına rağmen, hukuka aykırı olarak davanın kabulüne ilişkin verilen karar üzerine işbu istinaf başvurusu talebinde bulunmak zarureti hasıl olduğunu;Davacı tarafından ihbar süresine uyulmadığını ileri sürmüş olmalarına rağmen Yerel mahkeme tarafından bu durumun dikkate alınmadığını, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Anlaşmasının 38. maddesinin; "alıcı, malları, koşulların izin verdiği ölçüde kısa bir süre içerisinde muayene etmek veya ettirmek zorundadır." şeklinde olduğunu, aksi takdirde aynı sözleşmenin 39. maddesi uyarınca sözleşme kapsamında aykırılığa dayanma hakkını kaybedeceğini, davacı ... Şirketi tarafından müvekkili şirkete gönderilen 30.12.2013 tarihli mailde sipariş ettikleri 5.000 adet ara ... parçasını teslim aldıkları bilgisinin veriliğini, 07.02.2014 tarihli mailde ise 5.000 adet ara menot parçasından yalnızca 272 tanesinin hatalı olduğunun bildirildiğini, bu bilgi üzerine müvekkili şirketin, davacı ile derhal iletişime geçtiğini ve hatalı olduklarını iddia ettikleri ürünlerin bir depoda tutulmasını ve gerekli işlemlerin yapılacağı bilgisinin verildiğini, davacı ... tarafından müvekkili şirkete yalnızca 272 adet ürünün hatalı olduğu bilgisi verilmiş olmasına rağmen bu bildirimden neredeyse 3 yıl sonra 5.000 adet ürünün tamamının hasarlı olduğu iddiasıyla dava açıldığını, yasal süresi içerisinde ayıp ihbarı yapmayan davacı şirket tarafından açılan davanın reddi gerekirken Yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu;11.06.2014 tarihli Bureau Veritas Laboratuvarları tarafından hazırlanan rapora göre; bir adet ... 2013 ve ... işaretli "... ara parçası" üzerinde yapılan inceleme sonucunda müvekkili şirket tarafından davacı şirkete satılan ürünlerin davacı şirketin sipariş talebinde yer alan ...döküme uygun olduğu ve küresel grafitli dökme demirden yapıldığının tespit edildiğini, ilgili raporda da belirtildiği üzere sipariş edilen parçaların teknik şartlarının davacı tarafın talebindeki gibi olduğunu;Yerel mahkemenin hükme esas aldığı 20.08.2014 tarihli Kaynak Enstitüsü tarafından hazırlanan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 11.06.2014 tarihli ... Laboratuvarları tarafından hazırlanan raporda incelenen ürünlerin küresel grafitli dökümden yapıldığının tespit edilmiş olmasına rağmen, Yerel mahkeme tarafından bu raporun hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda yer dahi verilmediğini, Yerel mahkemenin hükme esas aldığı 20.08.2014 tarihli Kaynak Enstitüsü tarafından hazırlanan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Kaynak Enstitüsü raporunda lamel grafitli döküm olduğu belirtilen ürünlerin müvekkili şirket tarafından davacıya satılan ürünler olduğunun belli olmadığını;Yerel mahkemenin hükme esas aldığı 20.08.2014 tarihli Kaynak Enstitüsü tarafından düzenlenen raporda menot ara parçaların küresel grafitli döküm yerine lamel grafitli döküm olduğunun belirtildiğini, Kaynak Enstitüsüne incelenmek üzere 12 adet parça gönderilmiş olup, yapılan inceleme neticesinde ...,...,...,...,... ve ... numaralı parçaların beklenen mikro yapıya sahip olmadıklarının belirtildiğini, dolayısıyla incelenen 12 parçanın yalnızca 6 tanesinin beklenen mikro yapısına sahip olmadığının tespit edildiğini, yani kalan 6 parça beklenen mikro yapıya sahip olduğunu, beklenen yapıda olmadığı tespit edilen 6 parçanın ise müvekkili şirkete ait olmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için kaynak enstitüsü tarafından incelenen 12 parçanın hepsinin müvekkili şirket tarafından tedarik edildiği ihtimali düşünüldüğünde müvekkilinin ürünleri yaptırırken farklı bir döküm maddesi kullanmış olmasında hiçbir menfaatinin bulunmadığını, çünkü bahsedilen döküm maddelerinin fiyatları arasında bir fark olmadığını, Yerel mahkeme tarafından bu hususların araştırılmadığını, dolayısıyla davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri müvekkili şirketten satın aldığını ispat edemediğini, ispat edilemeyen davanın reddi gerekirken, davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu;Ayrıca Yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan Kaynak Enstitü raporunda üç adet menot lokmasından bahsedilerek bu parçaların kırık olduğunun belirtildiğini, oysaki bahsedilen bu parçaların hiçbir zaman müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilmediğini, bu parçaların tamamen farklı parçalar olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği üzere vagonlarda kırılan parçaların bu menot lokma parçası ile alakalı olma ihtimalinin oldukça yüksek olmasına rağmen Yerel mahkeme tarafından bu durumun dikkate alınmadığını;Kaynak Enstitüsü tarafından incelenen ve lamel grafitli döküm olduğu belirtilen parçaların davacı şirket tarafından başka bir satıcıdan temin edilmiş olma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, nitekim incelenen parçanın üzerinde müvekkiline ait olduğunu belirten herhangi bir ibarenin bulunmadığını;Davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinin 4. sayfasında "Bilhassa uluslararası çalışan her şirkette olduğu gibi müvekkilin satın alma departmanı çeşitli tarihlerde birçok ülkede yer alan üreticilerden fiyat teklifi istemekte bu çerçevede maliyet muhasebesi yapmakta ve satın alma stratejilerini belirlemektedir." denildiğini, davacı şirketin Dünya'nın birçok ülkesinden ürün satın aldığını, dolayısıyla Kaynak Enstitüsü tarafından incelenen 12 parçadan lamel grafitli döküm olduğu belirtilen 6 adet parçanın davacı şirket tarafından başka bir satıcıdan temin etme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğunu, nitekim incelenen parçanın üzerinde müvekkili şirkete ait olduğunu belirten herhangi bir ibarenin de bulunmadığını, bu sebeple de kesin delil olmadan ve yeterli araştırma inceleme yapılmadan Yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, kaldırılması gerektiğini;Davalı müvekkilinin yolladığı parçalardan alınan numunelerin Türkiye’de incelemeye alınarak güvenilir şartlarda, uzman bir bilirkişi heyeti denetiminde incelenmeden hüküm kurulduğunu, dava konusu numunelerin Türkiye'de fiziki incelemesinin yapılmadığını, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarına itirazlarında ve beyanlarında ilgili numunelerin davalı müvekkili tarafından yollanan numuneler olmadığını, bu nedenle numunelerin Türkiye'de incelenmesini gerektiğini defalarca kez belirtmiş olmalarına rağmen, Yerel mahkeme tarafından güvenilirliği konusunda oldukça şüpheli olan Kaynak Enstitüsü raporu hükme esas alınarak hukuka aykırı hüküm kurulduğunu;Dosya kapsamında alınan 26.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda da gerekçesi bile açıklanmadan 20.08.2014 tarihli Kaynak Enstitüsü tarafından alınan rapora göre değerlendirme yapıldığını ve gizli ayıp olduğu, bu sebeple de müvekkil şirketin sözleşmeye aykırı davrandığı ve davalının zararlarından sorumlu olduğu yönünde görüş bildirildiğini, Kaynak Enstitüsü tarafından incelenen ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin müvekkili şirket tarafından satılan ürünler olup olmadığının dahi belli olmadığını;Davacının hakkını açıkça kötüye kullanarak dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, davacı ...'nin, Fransa'da lokomotif ve vagon parçaları satışı yapan ve ilgili parçaları çeşitli ülkelerden tedarik eden bir şirket olduğunu, davalı müvekkili şirketin 2011 yılından beri davacı ... ile çalıştığını ve aldığı siparişleri sorunsuz bir şekilde teslim ettiğini, davacı şirketin dava konusu menot ara parçaları acil olacak şekilde müvekkili şirketten öncelikle 30.000 adet olarak istediğini, daha sonra sadece 15.000 adet gönderilmesini istediğini, davacı şirketin ihtiyacı olan kalan 15.000 adet parçayı başka bir satıcıdan temin ettiğini, akabinde de ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla işbu davayı ikame ettiklerini, müvekkili şirket tarafından davacıya satılan ürünlerin davacının istediği özelliklerde olduğu belli olduğuna göre davacı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin başka bir satıcıdan alınmış olma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, ayrıca davacı ... tarafından müvekkili şirkete yalnızca 272 adet ürünün hatalı olduğu bilgisi verilmiş olmasına rağmen bu bildirimden neredeyse 3 yıl sonra 5.000 adet ürünün tamamının hasarlı olduğu iddiasıyla dava açmış olmalarının davacı şirketin hakkını açıkça kötüye kullanarak dürüstlük kuralına aykırı davrandığını gösterdiğini;Yukarıda açıklandığı gibi üzerinde davalı müvekkili ... Ticaret’e ya da diğer davalı olan ...’e ait logo, üretim seri numarası, barkod, karekod ya da isminin bulunmadığı hiçbir ara menot parçası için davalı müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, bu sebeple Yerel mahkeme tarafından yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, 11.06.2014 tarihli ... Laboratuvarları tarafından hazırlanan raporda ürünlerin küresel grafitli dökme demirden yapıldığı tespit edilmiş olmasına rağmen, ayrıca davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri müvekkili şirketten satın alındığının ispat edilememiş olmasına rağmen Yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1135 Esas ve 2021/666 Karar sayılı sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, Fransa'da yerleşik davacı şirket tarafından Türkiye'de yerleşik davalı ... Limited Şirketi'nden satın alınan ara menot parçası adlı ürünün kısmen sözleşmeye aykırı olarak üretildiği iddiası ile uğranılan zararların Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca davalı satıcı ve üreticiden tazmini talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın her iki davalı yönünden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... Limited Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı alıcı .... Şirketi'nin süresi içerisinde ihbarda bulunmadığı, dosyada mübrez 11/06/2014 tarihli ... Laboratuvarı tarafından düzenlenen ve satım konusu ara menot parçasının sipariş talebinde belirtilen özellikte olduğunu tespit eden rapor hakkında hiç bir değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece hükme esas alınan ve Fransa'da bulunan Kaynak Enstitüsü tarafından düzenlenen raporda 12 adet ara menot parçasından 6 adedinin beklenen mikro yapıya sahip olmadığının tespit edildiği, bu ürünlerin davalı şirket tarafından satılan ürünler olduğunun belirsiz olduğu, bu hususun ispat edilemediği, davacı tarafından başka şirketlerden de ara menot parçasının satın alındığı, söz konusu parçaların Türkiye'de incelemesinin yapılmadığı, Kaynak Enstitüsü tarafından düzenlenen raporun denetlenmediği, davacı tarafın hakkını kötüye kullandığı ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığına ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı ... Şirketi ile davalı ... Limited Şirketi arasında davacı şirketin 03/09/2013 tarihli siparişi ve davalı şirketin 05/09/2013 tarihli cevabı ile 5000 adet ara menot parçasının alım satımına ilişkin sözleşmenin kurulduğu, davacı şirketin; satın aldığı ve üçüncü kişilere sattığı ara menot parçalarının bir kısmında kullanım sırasında kırılmalar meydana geldiğini, bu durumun ara menot ürününün istenildiği şekilde üretilmemesinden kaynaklandığını, üçüncü kişilerin zararlarını karşılamak zorunda kaldığını ve davalıların bu zarardan sorumlu olduklarını iddia ettiği, uluslararası bir satış sözleşmesi söz konusu olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlığa Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.Davacı alıcı şirket tarafından davalı satıcı şirkete gönderilen 12/05/2014 tarihli mail ile 2000 adet üründe sorun çıktığı bildirilmiştir. Dosyada mübrez ve Mahkemece hükme esas alınan Kaynak Enstitüsü'nün 16/09/2014 tarihli raporunda; 12 adet ara menot parçasının incelendiği, bunlardan 6 adedinde önemli ölçüde sahte grafit lamel varlığının, küresel döküm yerine lamel grafitli döküme uygun olduklarının, incelenen bir adet kırılmış ara menot parçasını oluşturan dökümün beklenen küresel grafitli döküm değil lamel grafitli döküm olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı ... Limited Şirketi tarafından Kaynak Enstitüsü raporunun hükme esas alınamayacağı ve Türkiye'de de analiz yaptırılması gerektiği iddia edilmiş ise de, söz konusu analiz raporunda kullanılan bilimsel yöntemler ve yapılan tespitler yönünden somut bir itiraz sebebi ileri sürülmediği, raporun gerek yabancı dilde aslının gerekse Türkçe onaylı tercümesinin dosyaya sunulduğu, raporda incelenen tüm parçaların özelliklerinin açık bir şekilde gösterildiği, buna göre her ne kadar davalı taraf raporda sözleşmeye uygun olmadığı tespit edilen 6 adet ara menot parçasının kendisi tarafından satışının yapılmadığını iddia etmiş ise de, raporda bu parçaların tamamının üzerinde "..." ibaresinin bulunduğunun tespit edildiği ve raporda yer alan renkli fotoğraflardan 12 adet parçanın da kırmızı renkte olduğunun görüldüğü, davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflarda da satışı yapılan ara menot parçaların kırmızı renkte oldukları ve üzerlerinde "..." ibaresinin bulunduğunun anlaşıldığı, davacı şirket tarafından davalı satıcı şirkete gönderilen 21/07/2014 tarihli mailde bu ibarenin yalnızca davalı tarafça kullanıldığının ifade edildiği, davalı tarafça Mahkemece değerlendirmeye alınması gerektiği ileri sürülen ... Laboratuvarı'nın raporunda yer verilen parça üzerinde de aynı ibarenin olduğu, dolayısıyla incelenen ürünlerin davalı tarafından satışı yapılan ürünler olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf, davacının başka şirketlerden de ara menot parçası satın aldığını iddia etmiş ise de, buna ilişkin somut bir iddia ve delil sunmadığı, ... Laboratuvarı'nın raporunda yalnızca bir adet ara menot parçası üzerinde analiz yapıldığı, davacı satıcı tarafından tüm parçaların sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilerek satış bedelinin iadesinin talep edilmediği, sözleşmeye aykırı olan parçalar nedeniyle uğranılan zararın talep edildiği, kaldı ki Kaynak Enstitüsü tarafından düzenlenen raporda da 12 adet parçadan kimisinin de sözleşmeye uygun şekilde üretilmiş olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla kullanılmış ve kullanılmamış çok daha fazla sayıda parça üzerinde yapılmış, daha geniş kapsamlı bir analiz raporu var iken ... Laboratuvarı raporunun değerlendirmeye alınmamasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, satış konusu ürünlerde mevcut sözleşmeye aykırılığın, doğrudan gözle muayene ile anlaşılabilecek türden değil, kullanım sonucu kırılma ile ortaya çıkacak türden aykırılıklar olduğu, davacı tarafından sözleşmeye aykırılığın Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 39. maddesi gereği makul sürede ve sözleşmenin kurulmasından itibaren 2 yıllık süre geçmeden davalıya bildirildiği, dolayısıyla davalının ihbar süresine uyulmadığı ve davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığına dair istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ... Limited Şirketi'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı ... Limited Şirketi'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 48.887,63 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 12.100 TL harcın mahsubu ile bakiye 36.787,63 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.