T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1461 Esas
KARAR NO: 2025/264 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/356 Esas- 2022/330 Karar
TARİH: 18/04/2022
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacıdan kumaş satın almak için irtibata geçtiğini ve taraflar arasında kumaş satımından kaynaklı cari ilişkinin olduğunu, mezkur kumaşların satışının, davalı şirket çalışan ve yetkilileri farklı türlerde kumaşların renk-tür-metraj ve teslim tarihleri ile davacı şirket tarafından kendilerine önceden ABD doları olarak verilen kumaş metraj fiyatlarını da yazdıkları sipariş formlarını davacı şirket çalışanlarına e-mail ile ilettikten sonra, davacı şirket çalışanları gönderilen bilgileri sözleşmelere işleyerek tekrardan davalı şirket çalışan ve yetkililerine attığını ve nihayetinde bu sözleşmelerin kaşe ve imza yapılarak davacı şirket çalışanlarına ulaştıktan sonra siparişin kesinleştiğini ve artık istenilen kumaşların sözleşmelerde belirlenen şartlara göre teslimi yapıldığı şekilde gerçekleştiğini, izahı yapılan usulde kaşe ve imza yapılan sözleşmeler davacıya ulaştıktan sonra ilgili kumaşların davalıya teslim edilmek için sevk edildiğini ve sevk edildiği tarihte kumaşların faturaları kesilerek (e-fatura) karşı tarafa iletildiğini, mezkur faturalar kesilirken taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince sevk tarihindeki T.C. Merkez Bankasınca belirlenen dolar kuru esas alınarak faturalandırma yapıldığını, davacı tarafından kesilen tüm faturaların açıklama kısmında faturanın hangi kurdan kesildiği açıkça belirtildiğini, davalı tarafın davacı tarafından kesilen tüm faturaları kabul edip, ticari defterlerine de işlediğini, davacı tarafından kendisine satılan kumaşların 977.599,77-TL denk tutarını taraflar arası yapılan sözleşme gereğince 90-120 gün vadeli şekilde ileri tarihli çekler vererek ödeme yapıldığını, bu çeklerden iki tanesi davalının davacıdan rica etmesi üzerine iade edilerek daha ileri bir tarihte banka havale yolu ile ödenmesi kabul edildiğini ve bu şekilde ödeme yapıldığını, kumaşların fatura tarihleri ile ödeme tarihleri arasında bir kur farkı olması durumunda bu farkın faturalandırılacağının açıkça belirtildiğini ancak davalı tarafın ödeme yapmaktan çekinmekte olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 100-TL 'lik kısmi alacağın faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile karşı yan ücret-i vekaletin davalı taraf üzere tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili Mahkemenin ''İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'' olduğunu, taraflar arasında bu konuda düzenlenen geçerli ve bağlayıcı bir sözleşme olmadığından, yetki hususunda HMK'da düzenlenen genel yetki kuralları uygulanacağını, müvekili şirketin resmi tebligat adresinin İstanbul İli, Ümraniye İlçesinde olduğunu, davacı tarafından sunulan sözleşmelerdeki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkili şirketin taraf olduğu her sözleşme için imza atma yetkisinin sadece şirketin yetkililerine ait olduğunu, müvekkili şirketin yetkilileri, temsilcileri ve yönetim kurulu üyeleri ... ve ... olduğunu, anonim şirketlerde, yönetim kurulu üyeleri sayısı birden fazla ise, temsil yetkisinde ''çift imza kuralı'' geçerli olduğunu, bu sebeple, sözleşmelerde yegane temsil ve imza yetkisi, kanuna göre ''çift imza ile kullanılmak üzere'' yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ...na ait olduğunu, her iki yönetim kurulunun üyesi ve şirket yetkisilinin imzasını taşımayan, bilgileri dahi olmadan imzalanmış davaya konu sözleşme, yetkisiz imzadan ve imza eksikliğinden dolayı geçersiz olup, kanunen bir hükmü ve bağlayıcılığı bulunmadığını, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine dair bağlayıcı bir sözleşme, düzenleme veyahut teamül bulunmadığından, davacının kur farkına ilişkin talepleri haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek işbu haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/04/2022 tarih ve 2021/356 Esas- 2022/330 Karar sayılı kararında; "Dava, kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Kur farkı alacağı talep edilebileceği hallerde kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekmektedir (Y19HD., 11.09.2018 tarih, 2017/3549 Esas, 2018/4033 Karar). Bunun yanında TBK’nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenecek olmakla birlikte başka para birimi ile ödenmesi kararlaştırılması halinde ise sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden Ülke parasıyla da yapılabilecektir. Görüldüğü gibi başka para birimi ile ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin olarak aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadığı durumlarda borçlu bir seçimlik hakka sahiptir. Dilerse Ülke parası ile dilerse kararlaştırılan para birimi ile ödeme yapabilir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, ticari defterlerin kanıt olması, bu defterlerin Türk Ticaret Kanunu'nun öngördüğü şartlar içinde tacirin lehinde veya aleyhinde olarak kullanılması ve ticari bir uyuşmazlığında hükme esas teşkil etmesidir. Böylelikle, ticari bir uyuşmazlıkta ticari defter kaydı, uyuşmazlığın çözümünde yazılı bir kanıt aracıdır. Tacirin tuttuğu bütün defterlerdeki kayıtların birbirine uygun olması; birbirini tutması ve doğrulaması şarttır. Bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağın olduğunu iddia eden taraf yazılı belgeler ile ispat etmesi gereklidir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddeleri ayrıca HMK Madde 222 de Ticari defterlerinin ibrazı ve delil olması açısından ilgili düzenlemeler mevcuttur. Taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının 03.02.2021 tarih 180.318,23-TL ... numaralı kur farkı faturasından kaynaklandığı, bu faturanın davacı e-fatura sisteminde temel fatura senaryosu ile düzenlendiği görülmüştür. Davalı şirketin ise Üsküdar ... Noterliği 09.02.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile bu faturayı davacı şirkete süresinde iade ettiği görülmüştür. Davacı şirketin yapılan bu ticari ilişkiden kaynaklı davalıdan (127.465,13 USD Fatura- 102.318,02 USD Ödeme-) 25.147,11 USD kur farkından kaynaklı alacaklı olduğu, bu tutarın alınan son ödeme tarihindeki TL karşılığının 184.449,02 TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı şirketin davalıdan almış olduğu herbir sipariş için satış sözleşmesi düzenlediği, düzenlenen bu satış sözleşmelerinde her iki şirkete ait kaşe/imzanın mevcut olduğu, düzenlenen sözleşmelerde davalı şirket adına ... Beye hitaben sözleşmelerin düzenlendiği görülmüştür. Akdedilen satış sözleşmelerinde teslim günleri farklılık gösterdiği, ödeme günlerinde ise (90-120 Gün Kur Farklı ödeme) olarak düzenlendiği görülmüştür. Ancak akdedilen sözleşmelerin 7. Maddesi; “Alıcı KDV Dahil birim değeri ile toplam metre cinsinden miktarı ve toplam tutarı fatura ön yüzünde yazılı satın alma bedelleri, irsaliye tarihindeki TCMB Döviz saytış kuru üzerinden kesilen fatura meblağının nakten veya defaten Satıcı'ya ödenecektir. Vadeli teslimlerde malın toplam bedeli ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuruna düzenleneceğinden vade farkı ve taahkuk edebilecek kur farkı, fatura ibrazında satıcıya derhal ödenecektir.” Madde 8; “ödeme aksama olursa sözleşme iptal olacak, asıl alacak tahakkuk ettirilecek ve tüm alacaklara aylık 963 gecikme faizi uygulanacaktır.” şeklinde düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden çeklerin davalı şirket tarafından davacıya verildiği ancak toplam tutarları 250.000,00 olan 2 adet çekin ödeme alınmadan davalı şirkete iade edildiği anlaşılmakla, iş bu çeklere ilişkin cari hesap hareketleri ve banka kayıtlarında bu yönde bir ödeme görülmemiştir. Toplam tutarları 250.000,00 TL olan 2 adet çeke ilişkin iade işlemleri ticari defter kayıtlarında mevcuttur. Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından düzenlenen faturaların TL cinsinden olmakla birlikte altında döviz cinsinden kur karşılığı yazılı olduğundan ve sipariş formlarına cari hesabın döviz cinsinden takip edileceği yazılı olmakla kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün olduğu, dava konusu uyuşmazlıkta davalının çekle ödemede bulunmadığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi kapsamında davacının kayıtlarında yer alan tüm satım faturalarının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu , kur farkı uygulamalarının davalı lehine ve aleyhine uygulandığı, bu hususun taraflar arasında kabul gördüğü, davalı tarafça sözleşme metninin çift imza ile imzalanması gerektiği şirketin müştereken temsil edildiği iddia edilmiş ise de, ticari ilişkideki tüm rakamların defter ve belgeleriyle uyumlu anlaşılmakla itibar edilmemiştir. Taraflar arasında yazılı genel bir sözleşme olmasa da, dövizli olarak düzenlenen faturaların taraflar arasındaki sözleşmenin koşullarını ispatlar mahiyette Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlendiği tespit edilmekle kural olarak kur farkı isteyebilecektir. Davacının delil olarak sunduğu sözleşmede ödemenin vadeli olarak ama kur farklı olarak ödeneceği, çeklerin Türk Lirası üzerinden düzenlendiği ve davacının Türk Lirası üzerinden düzenlenen çekleri kabul ettiği, ancak çeklerin üzerindeki düzenleme tarihinden önce ibraz yasağı bulunması nedeniyle, uygulama dönemi için çeklerin ödeme değil finansman aracı vasfında olduğu değerlendirilmekte alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, anlaşılır ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas almaya yeter olduğundan bu nedenle davacının 180.318,23.-TL lik kur farkını davalıdan talep edebileceği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile faturanın düzenlediği 03/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak taraflar aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır..."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ ile , 180.318,23.-TL'nin 03/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından sunulan sözleşmelerdeki imzanın, müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığını, Müvekkil şirketin taraf olduğu her sözleşme için imza atma yetkisinin, sadece şirketin yetkililerine ait olduğunu, müvekkil şirketin yetkilileri, temsilcileri ve yönetim kurulu üyeleri ... ve ... olup ticaret sicil gazetesinin dosyada mübrez olduğunu, davacı tarafından sunulan sözleşmelerde ''alıcı firma onayı'' kısmında yer alan, müvekkil şirkete ait olduğu iddia edilen imzanın, ekte sunulan imza sirkülerinden de görüleceği üzere, şirket yetkililerince atılmadığını, TTK. 370. Maddesine göre ''Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.'' Bu sebeple, sözleşmelerde yegane temsil ve imza yetkisinin, kanuna göre ''çift imza ile kullanılmak üzere'' yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ...na ait olduğunu, her iki yönetim kurulunun üyesi ve şirket yetkisilinin imzasını taşımayan, bilgileri dahi olmadan imzalanmış davaya konu sözleşmenin, yetkisiz imzadan ve imza eksikliğinden dolayı geçersiz olduğunu, kanunen bir hükmü ve bağlayıcılığı bulunmadığını, Mahkemenin gerekçeli kararında taraflar arası ticari satım ilişkisi kapsamında sözleşmenin geçerlilik unsurunu gerekçelendirmediğini dövizli fatura düzenlenmesinin ve tarafların ticari defter ve belgelerinde bu faturaların görünmesinin kur farkı istenmesinde yeterli olabileceği kanaatine varmış olup bu değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı tarafça kesilen kur farkı faturasının arada böyle bir sözleşme olmadığından bahisle Üsküdar ... Noterliği 09.02.2021 tarihli ihtarnamesi ile süreside iade edilmiş olduğunun dosya kapsamından açıkça görüldüğünü, ilk derece mahkemesince imza incelemesine gidilmediğini ve sözleşmenin geçerli olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin yapmış olduğu bu tespit ve değerlendirmeye itiraz ettiklerini, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ile hüküm kurmuş olup kararın bu yönü ile dahi kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı müvekkilin ticari defter kayıtlarında kur farkına ilişkin hiç bir fatura kaydı bulunmadığını, müvekkil aleyhinde kesilen fatura alacağını kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının kesmiş olduğu kur farkı faturasının alacak konusu olarak davacı tarafından ileri sürülemeyeceğini, kur farkı faturasının neden kesilmesi gerektiğine değinmek gerekirse; Dövizli fatura kesildiği zaman, kesim zamanı ve faturanın tahsil edildiği tarih arasında belirli bir süre geçtiği için kur farkı oluştuğunu, oluşan kur farkının tutarı için de fatura hazırlandığını ve bu faturaya kur farkı faturası denildiğini, dövizli faturanın yasal defterlere TL olarak kaydedildiğini, dövizli işlemin döviz karşılığı da kayıtlarda yer alır ve para cinsi bakımından oluşan farkların giderilmesi için bu faturanın oluşturulduğunu, şirketlerin muhasebesel olarak, kalan TL bakiyesinin kapatılması için kur farkı faturasının kesmesi zorunlu olduğunu, çünkü tahsilatın kurunu, kesilen fatura kuruna eşitleyerek TL bakiyeyi sıfırlamanın muhasebesel anlamda doğru olmadığını, bununla birlikte kur farkı faturası ile hesabın TL bakiyesinin kapatıldığını, kur farkı faturasının bir düzeltme işlemi olduğunu, kur farkı faturasını düzenleyen tarafın faturada yer alan KDV’yi ilgili ayda vergi dairesine ödediğini, karşı tarafın ise bu KDV’yi kendi beyannamesinde indirim konusu yaptığını, taraflar arasında kur farkından doğan alacağa ilişkin hiçbir sözleşme bulunmadığı gibi kur farkına sebebiyet veren ticari edimin ifası bakımından herhangi bir vade belirlenmediği taktirde kur farkının istenmesinin mümkün olamayacağını, 2020 yılında hesap mutabakatının yapılmış olup Mayıs 2020 tarihine kadar yapılan çekle ödemelere her hangi bir ihtirazi kayıt dahi sunulmadığını, davacı tarafın çekleri ciro etmiş olduğu davacı tarafın muavin defterlerinde de görüldüğünü, talep edilen kur farkı adı altında haksız alacağın ne vade ne de temerrüt tarihinin belli dahi olmadığını, bu sebeple haksız, mesnetsiz ve yasal dayanağı olmayan kabul kararının kaldırılması gerektiğini, Taraflar arası kur farkına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, ilk derece mahkemesi kararında taraflar arasındaki ticari ilişkide Davacı şirketin Davalıdan almış olduğu her bir sipariş için satış sözleşmesi düzenlediği düzenlenen bu satış sözleşmesinde her iki şirkete ait kaşe imzanın bulunduğu Davalı şirket adına ... Bey e hitaben sözleşmelerin düzenlenmiş olduğu gerekçesi ile sözleşme olduğu yönünde değerlendirmede bulunduğunu, kendileri tarafından kesilen kur farkı faturasına itiraz etmiş olduklarının gözetilmediğini ve şirkette ... Bey adında bir çalışan olup olmadığı dahi SGK kayıtlarından celp edilmediğini, davacının müvekkil şirketten kur farkı talep edebilmesi için taraflar arasında yapılan sözleşmede açık hüküm bulunması veya buna ilişkin bir ticari teamül oluşmuş olması gerektiğini, davacı tarafça bu hususun ispatlanamadığını, taraflar arası süre gelen ilişkide kur farkına ilişkin yapılan ödemelerin de bulunmadığını, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, " Dava kur farkından kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Davacının kur farkı talep edebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede açık bir hüküm bulunması gerekmektedir..." (Yargıtay 19.HD 2016/12505 E. 2017/8069 K. Sayılı 19.12.2017 T.Davalı vekili, davanın haksız olduğunu, davacının düzenlemiş olduğu kur farkı faturasına itiraz edildiğini ve faturanın iade edildiğini, davacı tarafından sunulan sipariş formlarındaki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, davacı ile aralarında kur farkına dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, kur farkı alacağının istenebilmesi için borcun yabancı para cinsinden ödeneceği ve kur farkı yansıtılacağı hususunda taraflar arasında yazılı bir sözleşme veya uygulama bulunması gerektiği, davalı tarafın alacağın yabancı para ile ödeneceği veya kur farkı yansıtılacağını kabul etmediği, davacı tarafça dayanak olarak ileri sürülen sipariş formlarının asıllarının sunulmadığı, fotokopi olarak sunulan sipariş formları altındaki imzaların davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edilmediği, sunulan sipariş formlarının fotokopi olması nedeni ile mahkemece imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunun da aldırılamadığı, davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarnamelerin kabul edilmeyerek iade edildiği, alacağın yabancı para cinsinden ödeneceği ve kur farkı yansıtılacağı hususunun davacı tarafça ispatlanması gerektiği ancak bu hususun usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, ayrıca dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığından yemin delilinin hatırlatılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4207 E., 2021/6235 K. 15.11.2021 T. Yapılan ödemelerin çekle gerçekleşmiş olup davacının hiç bir ihitirazi kayıt ileri sürmeyip ödemeleri kabul ettiğini, çekle yapılan ödemelerde kur farkının talep edilemeyeceğinin açık olduğunu, Dosyada mübrez delillerden de görüleceği üzere yapılan ödemelerin, ... Bankası'na ait 6 adet, 50.000,00- TL, 100.000,00- TL ve 50.000,00- TL,100.000,00- TL ,150.000,00- TL, 126.000,00-TL bedelli çekler ile ödeme yapıldığını, peşin ödeneceği ileri sürülen faturalara çekle yapılan ödemeye her hangi bir ihtirazı kayıt konulmayıp çeklerin bir kısmının ciro dahi edildiğini ve 2020 yıl sonunda hesap mutabakatına varıldığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarında benimsenen uygulamadan da görüleceği üzere çekle ödemede kur farkı talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın cari alacağının hangi vade tarihinden kaynaklandığını da ispatlayamadığını, ilk derece mahkemesinin bu hususu gözden kaçırarak eksik ve hatalı bir karar verdiğini, itiraz ettikleri bu hususa ilişkin Yargıtay kararlarının aşağıdaki şekilde olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava dosyasında bulunan belgeler kapsamında davacı tarafından davalı şirkete toplamda 273.957,12 USD karşılığı 339.255,18 TL'lik fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından bu faturalara karşılık vadeli çeklerin verildiği, bu çeklerin ödeme tarihlerindeki TCMB Efektif USD satış kuru üzerinden değerlendirildiğinde USD olarak toplam ödeme tutarlarının 222.837,89 USD olduğu, 273.957,12 USD faturadan dolayı 51.119,23 USD kur farkı doğduğu, davaya konu kesilen faturaların toplam tutarlarının ise 46.931,98 USD + KDV = 55.379,74 USD karşılığı 83.264,10 TL olarak düzenlendiği, dava dosyasında mevcut bulunan belgelere ve alınan bilirkişi raporlarına göre davacının davalıdan kur farkından kaynaklı 83.264,27 TL alacaklı bulunduğu ve faiz talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisinde bulunan 25.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde cari hesaba yönelik yapılan ve hesaplamaya esas alınan 342.430,00 TL davalı ödemelerinin çeklerle yapıldığı görülmektedir. Çeklerle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4949 E., 2021/2315 K. 11.03.2021T. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında tekstil ürünleri alım satımı hususunda süre gelen bir ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında oluşan cari hesap ilişkisi kapsamında davacı tarafça satılan mallara ilişkin faturaların bir kısmının yabancı para cinsinden ödendiği, ancak bu faturaların Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş olduğu, davacı tarafça daha önce düzenlenen bir adet kur farkı faturasının davalı tarafça davacıya ödendiği, 31.12.2014 tarihli ... numaralı 37.451,07 TL tutarındaki faturanın ödenmemesi üzerine davalı aleyhinde Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, yukarıda değinilen hususların tespitine ve davacının talebinin haklı olabileceğine dair tespitlere yer verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın özünün, davacının süregelen ticari ilişkide davalıdan kur farkı talep edip edemeyeceği hususunda toplandığı, söz konusu kur farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında bir sözleşme bulunması ya da bu yönde oluşan bir teamül olması gerektiği, somut olayda her ne kadar davacı tarafından düzenlenen bir başka kur farkı alacağı daha önce davalı tarafından ödenmiş ise de bu husus tek başına taraflar arasındaki bir teamülün varlığına karine sayılamayacağı, öte yandan taraflar arasında birtakım alacaklara kur farkı uygulanacağı ve talep edileceğine dair bir sözleşme bulunmadığı, yine davacının hangi alacağın ödenmediğini ve hangi alacağa dair lehine kur farkı alacağı oluştuğunu ispat edemediği, ancak davacının takip başlatmakta herhangi bir kötü niyeti mahkemece tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, koşulları bulunmadığından ve davacının kötü niyeti tespit edilmediğinden davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle davacı vekilinin kur farkı faturasına dayanak geç ödemelerin hangi faturalardan ve hangi ödemelerden ibaret olduğunu açıkça ifade etmemesine ve ayrıca çekle yapılan ödemelerden dolayı kur farkı istenemeyeceğine göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA karar verildi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4918 E.,2021/1703 K.25.02.2021 Bölge Adliye Mahkemesince, mal satımı ve kur farkı ödenmesine ilişkin olarak taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı, davacı vekili tarafından delil olarak dayanılan ...'na atfen isim ve imza bulunan 05.11.2014 tarihli anlaşma belgesinin davalı tarafça kabul edilmediği, ...’nun davalı şirketin SGK'da kayıtlı çalışanı olmadığı gibi şirket temsilcisi olmayan ilgilinin davalı şirketi bağlayıcı sözleşme yapma yetkisi olduğuna dair bir delil sunulmadığı, kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerektiği, kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığının önemli olmadığı, taraflar arasında kur farkı alacağını öngören davalı tarafça kabul edilmiş yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, davacı vekilinin yazılı beyanında tüm faturaların TL olarak düzenlendiğini belirttiği, davacının, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almış olmakla çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2848 E., 2021/1695 K. Dava, kur farkı ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/159 esas, 2018/26 karar sayılı ve 16.01.2018 tarihli kararının BOZULMASINA, dava dosyasının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne, Dairemiz ilamından bir örneğin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2682 E., 2020/5731 K. Davalılar tarafından yapılan ödemenin bir kısmının dolar olarak banka üzerinden yapıldığı, diğer ödemelerin ise çeklerle yapıldığı anlaşılmıştır. Dolar olarak banka üzerinden yapılan ödemeler için kur farkı istenemeyeceği gibi, çek bir ödeme aracı olup verildiği gün ödeme olarak kabul edildiğinden, çeklerle yapılan ödemeler için de tahsil tarihi gözetilerek kur farkı talep edilemez. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda çeklerle yapılan ödemeler için de tahsil tarihi gözetilerek eksik ödeme kabul edilip kur farkı alacağı hesaplandığı görülmüştür. Öte yandan davalı tarafça birleşen davacı şirketlerin icazeti olmadan, bir şirketin alacağının diğer şirkete borç olarak kaydedilmesi kabul edilemez. ...
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/2655 E., 2019/3068 K. 09.05.2019 T. Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporu incelendiğinde kur farkına esas olan faturalara yönelik ödemelerin bir kısmının çek ile yapıldığı görülmektedir. Çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Bu durumda mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak çek ile yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiye ödemeler yönünden kur farkı hesaplanarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/3234 E., 2019/1778 K. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen faturaların Amerikan Doları cinsinden olduğu görülmekle kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de; dava konusu uyuşmazlıkta davalının çekle ödemede bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/1227 E., 2019/1611 K. Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4821 E., 2021/65 K. Yukarıda arz ve izah edildiği üzere çekle yapılan ödemelerde kur farkının istenemeyeceğinin Yargıtayca istikrar kazanmış bir uygulama olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen usule ve yasaya aykırı kararın salt bu gerekçe ile dahi kaldırılması gerektiğini, Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olup ilk derece mahkemesi tarafından yemin delilinin taraflara hatırlatılmadığını, Davacı tarafın dava dilekçesinin deliller kısmında açıkça "YEMİN" deliline dayandığını, kendileri tarafından sunulan cevap dilekçesi ekinde de her türlü yasal delil olarak delillerin ibraz edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından yemin delilinin taraflara hatırlatılmamış iddia ve davasının ispatı hususunda davacı tarafın ne hususta yemin deliline başvurmuş olduğunun sorulmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının açıkça bozma nedeni olup davacı tarafın yemin delilinin ilk derece mahkemesi tarafından toplanması gerekliliğinin elzem olduğunu, bu hususta yerleşik Yargıtay uygulamalarının da şu şekilde olduğunu; Davacı cevaba cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından, mahkemece davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/3098 E. , 2021/546 K. Açıklanan tüm nedenlerle usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla istinaf başvurusunun kabulü ile hukuki ve maddi denetimin yapılarak yeniden yargılama yapılarak, usul ve yasaya aykırı İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/356 E. 2022/330K davalı müvekkil lehine kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; kur farkı alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4821 esas, 2021/65 karar sayılı ilamları, 18/01/2021 tarihli ilamları). Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında SGK kayıtlarına göre de davalı çalışanı olduğu tespit edilen ... tarafından mail ile davacıya gönderilen sipariş formu üzerine davacı tarafından kumaş satış sözleşmelerinin düzenlenerek davalıya gönderildiği, her iki taraf şirketinin kaşesi üzerinde imzalarının bulunduğu, söz konusu sözleşmeler ve sipariş formları uyarınca davacı tarafından düzenlenen faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği, davalı tarafından faturaların kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği ve ödemelerin ileri tarihli çekler ile yapıldığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı vekili, davalı şirketin çift imza ile temsil edildiğini, kumaş satış sözleşmelerinin şirket yetkilileri tarafından imzalanmadığını ve geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, söz konusu sözleşme ve sipariş formları davalı tarafından benimsenerek her iki taraf sözleşme kapsamında edimlerini ifa etmiş, davacı tarafından düzenlenen faturalar kabul edilerek ticari defterlerine işlenmiş, ürün teslimleri kabul edilmiş ve fatura bedelleri davalı tarafından ileri tarihli çekler ile ödenmiştir. Bu durumda imza eksikliği sebebiyle sözleşmelerin geçersiz olduğu savunması TMK'nın 2. maddesi kapsamında hakkın kötü kullanılması niteliğinde olduğundan dinlenmesi mümkün olmayıp, taraflar arasındaki sözleşmeler geçerli olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 7. Maddesi “Alıcı KDV Dahil birim değeri ile toplam metre cinsinden miktarı ve toplam tutarı fatura ön yüzünde yazılı satın alma bedelleri, irsaliye tarihindeki TCMB Döviz saytış kuru üzerinden kesilen fatura meblağının nakten veya defaten Satıcı'ya ödenecektir. Vadeli teslimlerde malın toplam bedeli ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuruna düzenleneceğinden vade farkı ve taahkuk edebilecek kur farkı, fatura ibrazında satıcıya derhal ödenecektir.” hükmünü içerdiği, sözleşmede fiyatların döviz cinsinden belirlendiği, davacı tarafından düzenlenen faturaların döviz kuru gösterilmek suretiyle TL üzerinden düzenlendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede kur farkı ödeneceği kararlaştırılmakla beraber davalı tarafından ileri tarihli çek ile yapılan ödemeler kabul edildiğinden davacının kur farkı talep etmesi mümkün değildir. Davalı tarafından davacıya verilen ve bir ödeme aracı olan ileri tarihli çekler kumaş bedellerine karşılık ödeme aracı olarak verilmiş olup, Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddi yerine, çeklerin ödeme değil finansman aracı vasfında olduğu gerekçesi ile aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına; davanın reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2022 tarih ve 2021/356 Esas 2022/330 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 1-Davanın REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 3.159,30 TL' den mahsubu ile bakiye 2.543,90 T harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 50,00-TL toplamı 270,70-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.