T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1445 Esas
KARAR NO:2025/309 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/1183 Esas - 2022/166 Karar
TARİH:22/02/2022
DAVA:Ticari Şirket (Yönetim Kurulu Kararının Butlanı)
KARAR TARİHİ:27/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... Şiketi'nin sermayesi, her biri sermayenin %33,33'e tekabül eden A, B ve C hisselere ayrıldığını, davacı ...'un davalı şirketin B grubu hisselerinin (sermayenin %33,33 oluşturan) sahibi olduğunu, diğer davacı ... Sanayi ve Anonim Şirketi'nin davalı şirketin 07/05/2019 tarihli genel kurulunda davacı hisselerini temsilen ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, davalı ... A.Ş.'nin 07/05/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirket ana sözleşmesinin 12. Maddesi gereğince ...'a ait B gurubu hisselerini temsilen ... Sanayi ve Ticaret A.Ş., A grubu hisseleri temsilen ..., C grubu hisseleri temsilen ...'ın yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin 17/05/2019 tarihinde yaptığı ilk yönetim kurulu toplantısında ... nolu kararın alınarak 17/05/2017 tarih ve 2019/1 sayılı iç yönergenin kabul edildiğini, ... sayılı karar ile bir önceki yönerge bağlamında görev dağılımının yapıldığını ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin temsilcisi olarak ...'nun temsilci olarak ve yönetim kurulu üyesi sıfatıyla kabulüne oybirliğiyle karar verildiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve vekilinin bu kararları ve iç yönergeyi sicile tescilden imtina ettiklerini, tüzel kişi temsilcisi ...'nun istifa etmesini gerekçe göstererek yönetim kurulu üyeliğinde boşalma olduğu iddiasıyla dava dışı ...'i yönetim kurulu başkanı ve yardımcısının ... nolu karar ile yönetim kuruluna üye olarak atadıklarını, ardından ... nolu karar ... nolu iç yönergede değişiklik yapıldığını ve ... nolu karar ile de şirketin temsil ve ilzam yapısını değiştirdiklerini anılan yönetim kurulu kararlarının sakat olduğunu, yoklukta yahut yoklukta olmasa bile butlanla malul olduğunu, Kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, bu nedenlerle ..., ..., ... nolu yönetim kurulu kararlarının yoklukla veya yokluk olmasa bile butlanla sakat olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'un uzun zamandan beri şirketin işleyişini zora soktuğunu, sürekli şirketin işleyişine engel olduğunu, şirketi işleyemez hale getirdiğini, çoğunluğun üzerinde hakimiyet kurduğunu, bu hakimiyeti kötüye kullandığını, tüzel kişi temsilcisinin tescili için gerekli belgeleri vermeden önce yönetim kurulu ve iç yönergenin ıslak imzalı olarak imzalanmış birer suretlerini istediğini, ancak bu şartlarda şirketin işleyişinin önündeki engelleri kaldırdığını, don olarak genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının tescili için sicil müdürlüğünde iken tüzel kişi temsilcisinin sicile hitaben yazdığı ve davacının da imzaladığı dilekçe ile görevi kabul etmediğini açıkladığını, bu durumda yönetim kuruluna seçilen tüzel kişi ... Tekstilin de görevden çekilmiş sayıldığını, bu nedenle Kanunun verdiği yetki ile ilk genel kurula kadar görev yapmak kaydıyla dava dışı ...'in yönetim kuruluna seçildiğini, seçime ilişkin kararın mevcut üyelerin oylarıyla alındığını ve nisabın da sağlandığını, kararların hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/02/2022 tarih ve 2021/1183 Esas - 2022/166 Karar sayılı kararında; "Dava, davalı şirketin dava konusu 23/05/2019 tarihli ..., 13, 14 karar nolu yönetim kurulu kararlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi uyarınca batıl olup olmadığının tespitine ilişkindir.Davacılar vekili dava dilekçesiyle,...numarasında kayıtlı davalı ... Şiketi'nin sermayesi, her biri sermayenin %33,33'e tekabül eden A, B ve C hisselere ayrıldığını, davacı ...'un davalı şirketin B grubu hisselerinin (sermayenin %33,33 oluşturan) sahibi olduğunu, diğer davacı ... Sanayi ve Anonim Şirketi'nin davalı şirketin 07/05/2019 tarihli genel kurulunda davacı hisselerini temsilen ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, davalı ... A.Ş.'nin 07/05/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirket ana sözleşmesinin 12. Maddesi gereğince ...'a ait B gurubu hisselerini temsilen ... Sanayi ve Ticaret A.Ş., A grubu hisseleri temsilen ..., C grubu hisseleri temsilen ...'ın yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin 17/05/2019 tarihinde yaptığı ilk yönetim kurulu toplantısında ... nolu kararın alınarak 17/05/2017 tarih ve ... sayılı iç yönergenin kabul edildiğini, ... sayılı karar ile bir önceki yönerge bağlamında görev dağılımının yapıldığını ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin temsilcisi olarak ...'nun temsilci olarak ve yönetim kurulu üyesi sıfatıyla kabulüne oybirliğiyle karar verildiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve vekilinin bu kararları ve iç yönergeyi sicile tescilden imtina ettiklerini, tüzel kişi temsilcisi ...'nun istifa etmesini gerekçe göstererek yönetim kurulu üyeliğinde boşalma olduğu iddiasıyla dava dışı ...'i yönetim kurulu başkanı ve yardımcısının ... nolu karar ile yönetim kuruluna üye olarak atadıklarını, ardından ... nolu karar... nolu iç yönergede değişiklik yapıldığını ve ... nolu karar ile de şirketin temsil ve ilzam yapısını değiştirdiklerini anılan yönetim kurulu kararlarının sakat olduğunu, yoklukta yahut yoklukta olmasa bile butlanla malul olduğunu, Kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, bu nedenlerle ..., ..., ... nolu yönetim kurulu kararlarının yoklukla veya yokluk olmasa bile butlanla sakat olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalıya dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesinde davacı ...'un uzun zamandan beri şirketin işleyişini zora soktuğunu, sürekli şirketin işleyişine engel olduğunu, şirketi işleyemez hale getirdiğini, çoğunluğun üzerinde hakimiyet kurduğunu, bu hakimiyeti kötüye kullandığını, tüzel kişi temsilcisinin tescili için gerekli belgeleri vermeden önce yönetim kurulu ve iç yönergenin ıslak imzalı olarak imzalanmış birer suretlerini istediğini, ancak bu şartlarda şirketin işleyişinin önündeki engelleri kaldırdığını, don olarak genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının tescili için sicil müdürlüğünde iken tüzel kişi temsilcisinin sicile hitaben yazdığı ve davacının da imzaladığı dilekçe ile görevi kabul etmediğini açıkladığını, bu durumda yönetim kuruluna seçilen tüzel kişi ... Tekstilin de görevden çekilmiş sayıldığını, bu nedenle Kanunun verdiği yetki ile ilk genel kurula kadar görev yapmak kaydıyla dava dışı ...'in yönetim kuruluna seçildiğini, seçime ilişkin kararın mevcut üyelerin oylarıyla alındığını ve nisabın da sağlandığını, kararların hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ...'nin 06/09/1999 tarihli ana sözleşmesinin incelenmesinde; kurucuların ..., ...,..., ...,..., ..., ... olduğu, şirketin kuruluş amacı ve faaliyet konularının belirlendiği, şirketin süresinin tescil ve ilan tarihinden başlamak üzere süresiz olduğu, değişiklikler usulüne uygun olarak genel kurul tarafından tasdik ve ticaret siciline tescil ettirildiği tarihinden geçerli olduğu, ana sözleşmedeki hisse devri ile ilgili uygulamar madde 10'da, yönetim kurulu seçimi ile ilgili uygulamalar madde 12'de açıklandığı gibi yapılacağı, bundan başka her türlü değişiklik, tüm hisse sahiplerinin katıldığı (%100 nisap) genel kurullarda ve yine tüm hisse sahiplerinin oy birliği ile karar alınarak yapılacağı, yönetim kurulunun A, B, C grubu hissedarlarının her birinden birer ya da ikişer kişinin ya da istenirse hissedar olmayan dışarıdan katılacak kişi ya da kişilerin katılımıyla en az üç kişiden oluşacağı, yeni yönetim kurulu seçimi ve/veya bir üyeliğin herhangi bir nedenle açılması halinde yerine tayin edilecek yeni üyenin seçimi için tüm hisse sahiplerinin katıldığı (%100 nisap) olağan ve/veya olağanüstü genel kurulda tüm hissedarların oy birliğinin gerekli olduğu, genel kurulda da karar çıkmadığı takdirde ana sözleşme gereği A, B, C grubu hissedarlarının her birinden birer kişi bir sonraki genel kurula kadar tabii yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmıştır.Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 28/07/2016 tarih 9125 sayılı gazetesinde ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 14/07/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanının ...'un şirket unvanı altına atacağı müferit imzası ile şirketi her sahada temsil ve ilzam etmesine dair verilen kararın ilan edildiği anlaşılmıştır. ...'nin 07/05/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; şirketin yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süreyle görev yapmak üzere ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ..., ...'ın seçilmelerine oybirliği ile karar verildiği anlaşılmıştır.Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunulan 17/05/2019 tarih ...-...-... sayılı dilekçenin incelenmesinde; şirket ortağı sıfatı ile davacı ... ve ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi temsilcisi sıfatı ile ... tarafından dilekçenin imzalandığı, 07/05/2019 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak atanan ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin gerçek kişi temsilcisi olarak atandığını, bu görevi 17/05/2019 tarih ve 2019/1 nolu iç yönergeye istinaden kabul ettiğini, şu anda yapılacak tescil işleminde iç yönerge ile ilgili herhangi bir başvuru bulunmadığından iç yönergenin tescili yapılmadan görevi kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. ...'nin 23/05/2019 tarih 2019/2 nolu iç yönergesinin incelenmesinde; yönetim kurulu başkanının A grubu imza yetkilisi, yönetim kurulu başkan vekilinin A grubu imza yetkilisi, yönetim kurulu üyesinin B grubu imza yetkilisi, insan kaynakları müdürünün C grubu imza yetkilisi, mali işler müdürünün C grubu imza yetkilisi, dış ticaret müdürünün C grubu imza yetkilisi, A grubu imza yetkilisi yönetim kurulu üyelerinden ikisinin ticaret unvanı altındaki müşterek imzaları ile şirket ana sözleşmesine göre şirketin mevzu ve maksadına giren hususların tamamı üzerinde sınırsız temsil ve ilzam olduğu, nakil vasıtaları ve demirbaş alım satımına ilişkin mukavele ve vekaletnameler, şirketin mevzu ve maksadına ilişkin üretimle ilgili tüm ham madde, malzeme, yarı mamul ve her türlü mamul satın alımları, bunların satış ve sözleşmelerinin yapılması, yurt içi yurt dışı satış ve ihracat bağlantıları, fason anlaşmaları, ticari ve mali yazışma ve fiyatlandırma hususları, iş akidleri, şirketin resmi ve özel dairelerde, bankalarda, kaza-i merciler ve 3.şahıslar nezdinde temsil edilmesi, yazışmaların yapılması,şirket lehine ipotek koymaya, kaldırmaya ve diğer ayni nitelikte her türlü hakları tesis etmeye, sigorta poliçeleri, münferit iş sözleşmeleri hasar ve tazminatlara ait işlemlerin yapılması, tutarı 2.000,00 TL'sine kadar bankalara ve üçüncü kişilere her türlü ödeme emirleri verme, iki A grubu tarafından imzalanmış genel kredi sözleşmeleri kapsamındaki kredilerin kullanımı için A ile B grubu veya bir A ile bir C grubu veya B ile bir C grubu imza yetkililerinden olmak üzere herhangi iki kişinin müşterek imzaları ile yapılacağı, limit aranmaksızın şirket banka hesaplarına yatan çekler ve şirket hesapları arasındaki tüm işlemler, şirketin tüm banka hesaplarından ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ...şirketlerinin tüm banka hesaplarına virman, havale, eft ve çek, senet verme, ihracat, kdv işlemlerini takip etme, bunları neticelendirme ve vergi daireleri ile yazışmaları yapma, satış faturalarını tanzim etme, çek senet bordrosu düzenleme, bankalara teminata veya tahsile çek ve senetler verme işlemlerinin C grubu imza yetkililerinden herhangi kisinin müşterek imzaları ile yapılacağı, imzaların şirket kaşesi ve ticaret unvanı altına atılmış olmasının şart olduğu anlaşılmıştır. ...'nin 23/05/2019 tarih ... nolu iç yönergesinin incelenmesinde; ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin şirket ortağı ... ve 07/05/2019 tarihli genel kurul ile yönetim kuruluna seçilen ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin temsilcisi ...'nun Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunmuş oldukları 17/05/2019 tarih ... sayılı yazıyla şirketin yönetim kurulu görevini kabul etmediklerini beyan etmiş olduklarından kendilerinin bu beyan ve talebini dikkate alan şirket yönetim kurulu, boşalan yönetim kurulu üyeliğine Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesine göre geçici olarak üye seçilmesine oy birliği ile karar verildiği,...Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yerine şirket ortağı olmayan ...'in ilk genel kurulun onayına sunulmak üzere Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına oy birliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. ...'nin 23/05/2019 tarih 2019/13 nolu kararının incelenmesinde; yönetim kurulu başkanlığına ...'nun, yönetim kurulu başkan vekilliğine ...'ın, yönetim kurulu üyeliğine ...'in seçilmesine oy birliği ile karar verildiği, şirketin yönetim kurulu üyelerinden herhangi ikisinin 23/05/2019 tarihve ...numaralı iç yönerge ile belirlenen koşullarda şirket kaşesi veya unvanı altında atacakları müşterek imzaları ile şirketi her konuda en geniş şekilde temsil ve ilzam etmelerine, şirketi Türk Ticaret Kanunu'nun 371. Maddesi uyarınca sınırlı yönetim ve temsil ilzama ait şirket iç yönergesinin kabul edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. ...'nin 23/05/2019 tarih ... nolu kararının incelenmesinde; yönetim kurulu başkanlığına ...'nun, yönetim kurulu başkan vekilliğine ...'ın, yönetim kurulu üyeliğine ...'in, oy birliği ile seçildiği, şirketin yönetim kurulu üyelerinden herhangi ikisinin 23/05/2019 tarih ... sayılı iç yönerge ile belirlenen koşullarda şirket kaşesi veya unvanı altında atacakları müşterek imzaları ile şirketi her konuda en geniş şekilde temsil ve ilzam etmelerine karar verildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 15/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; tüzel kişi olan davacı ...'in temsilcisi olarak belirlenen gerçek kişi ...'nun tescil ve ilan edilmediği, Türk Ticaret Kanunu'nun 359/2. maddesi hükmüne aykırı olan bu durum sebebiyle ...'nun tüzel kişi temsilcisi sıfatı kazanamadığı, tüzel kişiyi temsilen yönetim kuruluna katılamayacağı ve oy kullanamayacağı, bu sebeple ...'nun katılımı ile alınan davalı şirket yönetim kurulunun ... ve ... sayılı kararlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğu, ...'nun 17/05/2019 tarihli dilekçesi ile tüzel kişi temsilciliği görevinden ayrıldığı, tüzel kişi olan ... Tekstil'in üye sıfatının devam ettiği, buna rağmen üyelik sıfatında boşalma olduğu yanılgısıyla Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi çerçevesinde yönetim kurulunca ... nolu kararla yeni bir üye atandığı, bu kararın açıkça Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesine aykırı olduğu ve Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğu, aynı şekilde batıl bir karara dayalı olarak alınan ... ve ... nolu kararların da batıl olduğu, tüzel kişi temsilcisinin belirlenmesi ve atanmasında davacı ...'in özensiz davrandığı, özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği bildirilmiştir.Davalı vekili tarafından 02/04/2021 havale tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan Prof. Dr. ... tarafından hazırlanmış 16/12/2020 tarihli mütalaanın incelenmesinde; davacıların Çorlu Sicil Müdürlüğü'ne sunulan 17/05/2019 tarih ...-...-...sayılı dilekçe içeriğindeki yazının, imzaların kendilerine ait olmadığına ilişkin herhangi bir itirazlarının olmadığını, istifanın anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliğini sona erdiren sebeplerden biri olduğu, hukuken tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde bir irade beyanı olan istifanın sonuçlarını kendiliğinden doğuracağını, istifanın geçerliliği için yönetim kurulu üyelerinin ya da başkaca bir kurulun kararına, onayına ihtiyaç bulunmadığı, davacıların sicilde yapılmakta olan tescil işleminde ... nolu iç yönergenin tescilinin talep edilmediği, verilen görevin bu iç yönergeye göre kabul edilmiş olduğu, bu iç yönergenin tescili için herhangi bir başvuru bulunmadığı gerekçeleri ile verilen görevi kabul etmedikleri şeklindeki yazılı irade beyanları dikkate alındığında, bu beyanın hukuken istifa niteliğinde olduğu, dilekçedeki yazılı beyanda yer alan verilen görevi kabul etmiyorum şeklindeki ifade ile bozucu yenilik doğuran iradeni açıkça beyan edilmiş olduğu ve bununla yönetim kurulu üyeliğinden istifa etme iradesinin ortaya konulduğu, istifa işlemi ile davalı ... şirketi yönetim kurulunda üyeliğin boşalması halinin oluştuğu, dava konusu olayda Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi hükmünün uygulandığı, yönetim kurulu üyeliğinin boşalması halinde kanunun geçici olarak üye seçme hakkını yönetim kuruluna verdiği, üyeliğin boşalması şartının içine istifa durumunda da girdiğinin açık olduğu, hükümde başka bir şart aranmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi hükmünün şartlarına uygun yapılan bir belirlemenin hukuka aykırı olmayacağı, geçici üye seçimi bakımından A, B, C grupları hakkındaki esas sözleşme hükümlerinin farklı bir esas ortaya koymadığı, A, B, C gruplarına bu konuda imtiyaz tanınmadığı, zira her grubun aynı hak ve yetkilerle donatıldığı, eşitliğin var olduğu, farklılığın bulunmadığı bir alanda imtiyazdan bahsetmenin de mümkün olmadığı, geçici yönetim kurulu üyesinin genel kurulun onayına sunulmasında genel kurulun bu husustaki kararını oy çokluğu ile verilebileceği, ...Şirketinin 23/05/2019 tarih 2019/13 sayılı ve 2019/2 nolu iç yönerge kararında hukuken herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, ... şirketinin esas sözleşmesinin 12. maddesinin hukuka aykırı olduğu ve değiştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 02/09/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; tüzel kişi temsilcisinin ancak kendi adına görevden çekilebileceği, tüzel kişi adına istifa etmesi veya görevden çekilmesinin olanaklı olmadığı, görevden çekilme dilekçesinde davacı ...'un imzasının bulunması ise sadece adı geçen davalı açısından ortaya konmuş bir irade beyanı olduğu, ister tek ortağı isterse yöneticisi olsun, ...'un imzası bulunan bir görevi kabul etmeme dilekçesi, yönetim kuruluna seçilen davacı tüzel kişi ... Tekstil'i bağlamayacağı, bu iradeyi ...'un kendi adına açıkladığı, tüzel kişiyi temsilen görevden çekildiğine dair herhangi bir açıklama, unvan veya kaşe altında atılan bir imza, tüzel kişi yöneticisi sıfatıyla hareket ettiğini gösteren herhangi bir ibare olmadığı, tüzel kişi, ortaklarından veya yöneticilerinden ayrı ve bağımsız bir kişi olduğunu, tüzel kişi üye ... Tekstil adına sunulmuş bir görevi kabul etmeme veya istifa dilekçesi bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi veya tüzel kişi temsilcisi olmayan ...'un görevi kabul etmeme yazısı da, kendisine tevdi edilen herhangi bir üyelik sıfatı bulunmadığından hukuken bir sonuç doğurmadığı, dosyaya sunulmuş olan ve Prof. Dr. ...'un imzasını içeren hukuki mütalaada, dava konusu somut ihtilaf ile ilgili herhangi bir bilgi, tartışma veya görüş yer almamakta olup kişiler hukukuna ve tüzel kişi teorisine ilişkin genel geçer açıklamaların kaleme alınmasından ibaret olduğu bildirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 363. Maddesinde; "334 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması hâlinde selefinin süresini tamamlar.(2) Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir veya ehliyeti kısıtlanır ya da bir üye üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer."denilmektedir.Türk Ticaret Kanunu'nun 360. maddesinde; "(1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz.Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.(2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır." denilerek belirli pay gruplarına yönetim kurulu temsil yetkisi verileceği, temsil hakkı tanınan payların imtiyazlı pay sayılacağı ifade edilmiştir.Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesinde; "(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle;a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan,b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen,c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır." denilerek yönetim kurulu kararlarının hangi hallerde batıl olacağı açıklanmıştır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2020 tarih 2018/1695 Esas 2020/168 Karar sayılı ilamında; "...Şirket ana sözleşmesi A ve B grubu paydaşlara şirketin temsil ve ilzamında görev alacak yönetim kurulu üyelerinin, yani murahhas üyelerin belirlenmesinde B grubu hissedarlara imtiyaz tanımıştır. A grubu hissedarlar da aynı imtiyaza sahiptir. Ana sözleşme, hissedarlar arasında bu şekilde bir denge kurmuştur. Hissedarlar bu şekilde eşit imtiyaza sahip kılınmış iken yönetim kurulunun, dava konusu kararı alırken bu eşitliği bozacak şekilde karar aldığı, A grubu hissedarların yönetimdeki temsil ve ilzam yetkisini koruduğu halde B grubunun bu imtiyazını, geçici de olsa ortadan kaldırmak suretiyle eşit işlem ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmaktadır.Bu durumda ana sözleşmedeki temsil hükümlerine aykırı şekilde ve B grubu hissedarların şirketin temsil ve ilzamında yer almaması sonucunu doğuran söz konusu kararın, şirket paydaşları yönünden eşit işlem ilkesine aykırı olduğu gibi, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki yönetime katılma haklarını ihlal edip, bunların kullanılmasını kısıtlayan nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır.Bu durumda söz konusu kararın TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması hukuka aykırı olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü gerekmiştir..." denilerek yönetim kurulu kararlarının eşit işlem ilkesine aykırı olması halinde batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Anonim şirketi yönetmek ve temsil etmekle görevli ve yetkili olan organ yönetim kuruludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 408. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerini seçmek genel kurulun vazgeçilmez ve devredilmez yetkileri arasındadır. Ancak genel kurulun vazgeçilmez ve devredilmez yetkileri arasında bulunan yönetim kurulunun seçim yetkisinin bazı hallerde genel kurul harici de seçim yapılabilmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi gereğince Kanunun 334. maddesindeki hüküm saklı kalmak kaydıyla yönetim kurulu üyelerinin birinin boşalması halinde yönetim kurulunun yasal şartları sağlayan birini geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçeceği ve bunu ilk genel kurul onayına sunacağı düzenlenmiştir. Bu hususlar ise seçilen yönetim kurulu üyesinin vefat etmesi, istifa etmesi veya benzer bir sebepten ötürü üyeliğinin düşmesi halinde yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu verilen yetki de ilk genel kurulun onayına tabi tutulmakta, onayı alan yönetim kurulu üyesi yerine geçmiş olduğu yönetim kurulu üyesinin süresi kadar görev yapabileceği anlaşılmaktadır.Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi gereğince yönetim kurulu kararlarının butlanı düzenlenmiş, ancak düzenleme sınırlı sayıda olmamak üzere özellikli birkaç hal gösterilerek açıklanmıştır. Bu kapsamda yerleşik içtihatlarda ve öğretide eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin haklarını ihlal eden ya da bunların kullanılmasını güçleştiren veya kısıtlayan, diğer organların devredilmez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin yönetim kurulu kararlarının batıl olacağı ifade edilmektedir.Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nda yönetim kurulu kararlarının butlanı düzenlenmiş, genel olarak yönetim kurulu kararının iptali bakımından düzenleme yapılmamış, ancak bazı özel nitelikli yönetim kurulu kararlarına karşı iptal davası açma hakkı tanınmıştır.Dava konusu uyuşmazlıkta davalı anonim şirketin 07/05/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulu toplantısında şirket ana sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca 3 yıllık süre ile ... Tekstil Sanayi Anonim Şirketi, ..., ...'ın seçilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Söz konusu dava dosyası kapsamında ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin B grubu şirket payları, ...'nun A gurubu şirket payları, ...'ın ise C grubu şirket paylarını temsil ettiği anlaşılmaktadır. Yine şirket ana sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca yönetim kurulunun A, B, C grubu hissedarlardan her birinden birer ya da ikişer kişinin ya da istenirse hissedar olmayan dışarıdan katılacak kişi ya da kişilerin katılımıyla en az 3 kişiden oluşacağı, yeni yönetim kurulu seçim ve bir üyeliğinin herhangi bir nedenle boşalması halinde yeni üye seçiminin oy birliği ile seçileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda davalı şirketin 07/05/2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısındaki yönetim kurulu üye seçimine dair genel kurul kararı ana sözleşmeye ve Türk Ticaret Kanunu'na uygun olduğu anlaşılmaktadır.Söz konusu genel kuruldan sonra davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri göreve başlamış, 17/05/2019 tarihinde yönetim kurulu toplantısını yaparak ... kararını aldıkları anlaşılmıştır. Bu kapsamda her ne kadar dosyaya bilirkişi heyetinin kök raporunda ve ek raporunda ... sayılı kararlarının geçerli olmadığı, çünkü tüzel kişi üyeliğini temsile yetkili olmayan bir kimsenin toplantıya katıldığı ifade edilmiş ise de Mahkememiz heyeti bilirkişi heyetinin bu görüşüne katılmamıştır. Çünkü davalı şirketin 07/05/2019 tarihli yapılan genel kurulunda B grubunun hisselerini temsilen ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi olarak atandığı, söz konusu yönetim kurulu üyesinin yönetim kurulu toplantısını yaparak ... sayılı kararı aldıkları, bu suretle gerek davalı şirketin gerekse de ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyeliği bakımından bu hususu kabullendikleri anlaşılmıştır. Bilirkişi kök ve ek raporunda yer alan husus yönetim kurulu üyesinin ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanına ilişkindir.Zaten ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından davalı şirkete gönderilen Eyüpsultan ... Noterliği'nin 20/05/2019 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde de yönetim kurulu üyeliğinin kabul edildiği davalı şirkete bildirilmiştir. Bu kapsamda ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin B grubu hisseleri temsilen yönetim kurulu üyeliğine atama işleminin ve bu suretle alınan ... sayılı yönetim kurulu kararının geçerli olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda burada değerlendirilmesi gereken hususlardan biri de B gurubu hisselerini temsilen görevlendirilen yönetim kurulu üyelerinden olan ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ticaret sicil müdürlüğüne sunmuş olduğu 17/05/2019 tarihli istifa iradesinin geçerli olup olmadığı hususudur. Yönetim kurulu üyeliğinden istifa bakımından Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak istifa iradesinin şirkete ulaşması önem arz etmektedir. Bu suretle B grubu hisseleri temsille yetkilendirilen ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 17/05/2019 tarihli dilekçesi kapsamında istifa ettiği, söz konusu istifanın B grubu hissedarı olan ...'un da aynı dilekçe ile öğrendiği, istifa iradesinin şirkete ulaştığının şirketin yönetim kurulu tarafından alınan ..., 13, 14 nolu kararlarla anlaşıldığı, bu yüzden istifanın Mahkememizce geçerli olduğu kabul edilmiştir.Dava konusu uyuşmazlıkta B grubu hissedarları temsilen görevlendirilen yönetim kurulu üyesi olan ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 17/05/2019 tarihli istifası kapsamında davalı şirketin yönetim kurulu tarafından Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi gereğince ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere şirket dışından ...'in atanmasına, atama kararının ilk kurulun onayına sunulmasına, A ve C grubu hissedarlardan olan yönetim kurulu üyeleri tarafından karar verildiği anlaşılmaktadır.Davalı şirketin yönetim kurulu tarafından Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi uyarınca yapılan yeni atama ile oluşan yönetim kurulu tarafından ... nolu yönetim kurulu kararı ile şirket iç yönergesinin kabul edildiği, 2019/14 nolu yönetim kurulu kararı ile şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev bölümü ve temsili hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.Türk Ticaret Kanunu'nun 360. maddesi gereğince belirli pay gruplarına yönetim kurulunda temsil yetkisinin verilebileceği, verilen bu temsil yetkili payların imtiyazlı pay olduğu düzenlenmiştir.Dava konusu uyuşmazlıkta da şirket ana sözleşmesi gereğince 3 grup imtiyazlı payın bulunduğu, bunların A, B, C grupları olduğu, söz konusu gruplara yönetim kurulunda temsil yetkisinin verildiği, şirketin temsil ve ilzamının A, B, C grubu hissedarlar tarafından belirlenen yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılacağı düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesi gereğince şirket yönetim kuruluna yönetim kurulu üyeliğinin boşalması halinde geçici üye atama yetkisi verilmiş ise de yönetim kurulunun bu yetkisinin Kanun'a, ana sözleşmeye ve anonim şirketlere hakim olan temel ilkelere göre kullanması gerekmektedir. Anonim şirketlere hakim olan temel ilkelerden biri de eşit işlem ilkesidir. Eşit işlem ilkesi Türk Ticaret Kanunu'nun 357. maddesinde düzenlenmiş, düzenlemeye göre pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi kılacağı ifade edilmiştir. Bu kapsamda bu hususu şu şekilde anlamak gerekmektedir. Her pay sahibinin diğerleri ile her koşulda aynı işleme tabi tutulacağı değil, eşit koşulların varlığı halinde hiçbir pay sahibinin diğerlerinden daha olumsuz bir işleme tabi tutulamayacağıdır. Buna öğretide nisbi eşitlik denilmektedir.Eşit işlem ilkesi pay sahibine tanınan bir haktan daha öte şirket organlarına ve özellikle yönetim kuruluna getirilmiş bir yükümlülüktür. Bu nedenle de eşit işlem ilkesinin şirket yönetim kurulunun ve genel kurulunun bir yükümlülüğü olduğu benimsenmiş ve bu ilkeye aykırı yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu ifade edilmiştir. (bknz; Pulaşlı, Hasan, Şirketler Hukuku, 5. Basım, Ankara 2017, s.440.). Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi gereğince eşit işlem ilkesine aykırı yönetim kurulu kararları batıldır.Davalı şirketin ana sözleşmesi ile A, B, C gurubu hissedarlara şirketin temsil ve ilzamında görev alacak yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesinde imtiyaz tanındığı, ana sözleşme ile şirketin ortaklarını oluşturan A, B, C grubu hissedarlar arasında denge kurulduğu, söz konusu hissedarlara eşit hak verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta 07/05/2019 tarihli genel kurul kapsamında A, B, C gruplarını temsilen ana sözleşmeye uygun şekilde yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, B grubunu temsilen ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin atandığı, ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyeliğinden 17/05/2019 tarihinde istifa ettiği, istifadan sonra davalı şirketin geri kalan yönetim kurulu üyeleri tarafından ... nolu karar ile eşit işlem ilkesine aykırı şekilde A ve C grubu hissedarların yönetimdeki temsil ve ilzam yetkisi korunarak, B grubunun imtiyazını kaldırmak sureti ile eşit işlem ilkesini ihlal ettiği, bu hususun ana sözleşmedeki temsil hükümlerine aykırı olduğu, B grubu imtiyazlı payların şirketin temsil ve ilzamında yer almaması sonucunu doğuran ... nolu yönetim kurulu kararının şirket ortakları açısından eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, yine pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki yönetime katılma haklarını ihlal ettiği, yönetime katılma haklarını kısıtlayan nitelikte olduğu, bu yüzden davalı şirketin ... nolu yönetim kurulu kararının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi gereğince batıl olduğu, davacı B grubu hissedarı olan ...'un da B grubu hissedar olması, bu yüzden hakları olan eşit işlem ilkesi ile yönetime katılma hakkının ihlal edilmesi nedeni ile yönetim kurulu kararının butlanını talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından davacı ...'un davasının kabulüne, davalı şirketin, dava konusu 23/05/2019 tarihli ... karar nolu yönetim kurulu kararının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.Davalı şirketin B grubu imtiyazlı payların şirketin temsil ve ilzamında yer almaması sonucunu doğuran ... nolu yönetim kurulu kararının şirket ortakları açısından eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, yine pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki yönetime katılma haklarını ihlal ettiği, yönetime katılma haklarını kısıtlayan nitelikte olduğu, bu yüzden davalı şirketin ... nolu yönetim kurulu kararının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi gereğince batıl olduğu, batıl olan yönetim kurulu kararı ile oluşan yeni yönetim kurulunun ... nolu karar ile davalı şirketin yönetilmesine ilişkin iç yönergeyi kabul ettiği, yine yönetim kurulunun ... nolu karar ile davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev bölümü ve temsili yönünden kararı kabul ettiği, ... nolu karar ile ... nolu kararın batıl olan yönetim kurulunun oluşturulmasına ilişkin yönetim kurulu kararı neticesinde oluşan yeni yönetim kurulu tarafından alındığı, bu yüzden davalı şirketin B grubu imtiyazlı pay sahibi açısından eşit işlem ilkesine aykırı olduğu ve pay sahibinin yönetime katılma hakkını ihlal ettiğinden davalı şirketin ... nolu kararı ile ... nolu yönetim kurulu kararlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi gereğince batıl olduğu, davacı B grubu hissedarı olan ...'un da B grubu hissedar olması, bu yüzden hakları olan eşit işlem ilkesi ile yönetime katılma hakkının ihlal edilmesi nedeni ile yönetim kurulu kararının butlanını talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından davacı ...'un davasının kabulüne, davalı şirketin, dava konusu 23/05/2019 tarihli ... nolu ve ... karar nolu yönetim kurulu kararlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.Davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, davalı şirketin 23/05/2019 tarihli ..., ... ve ... nolu yönetim kurulu kararlarının butlanını talep etmiştir. Davacı şirketin davalı şirketin ortağı olmadığı, B grubu hisselerini temsilen B grubu hissedarlarının aday göstermesi neticesinde B grubu imtiyazlı payları temsil etmek üzere yönetim kurulunda üye olarak görev aldığı, ancak daha sonra davacı şirketin 17/05/2019 tarihli istifa dilekçesi ile B grubu hissedarın imzasının da bulunduğu dilekçe ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, bu yüzden davalı şirketin yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti yönünde dava açması için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davasının usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir:"gerekçesi ile,''Davacı .... ve Tic. A. Şirketi'nin davasının USULDEN REDDİNE,Davacı ...'un davasının KABULÜ ile, Davalı şirketin, dava konusu 23/05/2019 tarihli ..., ..., ... karar nolu yönetim kurulu kararlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; ...’nun 17.5.2019 tarihinde ...Tekstil ve Tic. A.Ş. temsilcisi sıfatı ile Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne verdiği dilekçede;“……. Yönetim Kurulu üyesi ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin temsilcisi olarak atanmış bulunmaktayım. Bu görevi 17.05.2019 tarihli ve ... nolu İç Yönergeye istinaden kabul etmiş olup, şu anda yapılacak tescil işleminde iç yönerge ile ilgili herhangi bir başvuru bulunmadığından, İç Yönergenin tescili yapılmadan verilen görevin kabul edilmeyeceğini" bildirdiğini, Bu dilekçesinde davacılardan ...'un da imzasının bulunduğu gerekçesi ile yönetim kurulu üyesi ... Tekstil San. Tic. A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğinin mahkemece kabul edildiğini; bu kararın yerinde olmadığını,Anonim şirket temsil ve ilzamının nasıl olacağının "imza şekli"TTK 39 ve 372. maddelerinde düzenlediğini, TTK 39 ve 372 maddelerinde göre temsil yetkisinin ancak, anonim şirketin ticari unvanı altında imzaya yetkili kişilerin imzalarını atması yoluyla kullanılacağını; şirket unvanına yer verilmeden şirket ortakları veya şirket temsile yetkili şahısların kendi adlarını yazarak atacakları imzaların, şirket tüzel kişiliğini bağlamayacağını, 17.05.2019 tarihli dilekçede“...Tekstil San. Ve Tic. A.Ş. şirket unvanı altında” atılmış bir imza bulunmadığını; dolayısı ile bu dilekçenin davacılardan ... Tekstil A.Ş.'ne ait bir irade beyanı olarak kabul edilemeyeceğini,B grubu paylar adına, yönetim kuruluna ... Tekstil A.Ş. Seçildiğini; Yönetim kurulu üyeliğinden doğan hak ve yükümlüklerin seçilen üyeye, ... Tekstil A.Ş.'ne ait olduğunu; müvekkili A. ...'un, yönetim kurulu üyesi olmadığını, yönetim kurulu üyesine ait hakları kullanamayacağını, dolayısı ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa yetkisi de olmadığını, bu nedenle Yerel Mahkemenin, davalı ... Tekstil A.Ş. nin B grubu pay sahibi A. ...'un dilekçede imzası bulunduğu gerekçesi ile ... Tekstil A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğinin kabulüne ilişkin kararı yerinde değildir, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,Davacı ... A.Ş.'nin 20.05.2019 tarihinde yönetim kurulu üyesi sıfatı ile davalı şirkete gönderdiği ihtarnamede, “... A.Ş. Yönetim Kurulunun 17. 05.2019 tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen 2009/1 sayılı İç Yönergenin Ticaret Siciline tescilini, bu İç Yönergeye aykırı işlemlerin geçerli olmayacağını” davalı şirkete ihtar ederek, yönetim kurulu üyeliği sıfatının devam ettiğini açık olarak beyan ettiğini, 17.05.2019 tarihli dilekçede, yönetim kurulu üyeliğinden çekilme, istifa iradesi olmadığını, yukarıda yer verildiği gibi, yönetim kurulu üyesi ... Tekstil A.Ş. gerçek kişi temsilcisi, yönetim kurulunda kabul edilen 2019/ 1 nolu iç yönergenin Ticaret Siciline tescilinin talep edilmediğini bildirerek, bu iç yönergenin tescil edilmemesi halinde temsilcilik görevini kabul etmeyeceğini beyan etmekte olduğunu; 2019 /1 sayılı iç yönerge şirketin temsil ve ilzamına ilişkin düzenlemenin yer aldığı, temsil ve ilzam şeklinin belirlendiği bir yönerge olduğunu, yönetim kurulunda kabul edilen şirket temsil ve ilzam şekline ait bir yönergenin ve buna ilişkin yönetim kurulu kararının tescilinden kaçınılması, bir anlamda saklanarak uygulanmasının engellenemeye çalışılması dürüstlük kurallarına, hukuka açık olarak aykırı olduğunu; müvekkili ... A.Ş.'nin temsil ve ilzam haklarını kullanmasının engellediği gibi, üçüncü kişilerin yanıltılması sonucunu doğuracağından, yaratılan fiili durum karşısında temsilci bu yola başvurmak zorunda kaldığını; verdiği dilekçede de “yönetim kurulu üyesi gerçek kişi temsilcilik görevinin kabul edilmeyeceği” yönünde bir beyanını içermekte olduğunu; ayrıca temsilcilik görevinin kabul edilmemesi “yönetim kurulunda kabul edilen iç yönergenin tescilin tecilinin talep edilmemesi” koşuluna bağlandığını, bir irade beyanın geçerli olabilmesi için muhatabına yöneltilmesi gerektiğini; yönetim kurulundan istifa beyanın şirket yönetim kurulu veya genel kurulu sunulması gerektiğini; Ticaret Sicil Müdürlüğüne verilen dilekçe muhatabına yönelmiş bir irade açıklaması olmadığını,Yukarıda belirtilen nedenlerle yerel mahkemece davacı ... A.Ş.'nin istifa ettiği kabul edilerek, ... Tekstil A.Ş.davasının usulden red edilmesinin yerinde olmadığını; bu kararın kaldırılarak,davanın davacı ... Tesktil A.Ş. yönünden de davanın kabulü ile dava konusu yönetim kurulu karalarının batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini,İleri sürerek, davalı tarafın istinaf talebinin esastan reddine, davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin katılma yolu ile istinaf talebinin kabulü ile Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin “... Tekstil A.Ş. nin davasının usulden reddine dair kararın” kaldırılarak, davanın ... Tekstil San. Ve Tic. A.Ş. yönünde de kabulü ile dava konusu davalı ... Tekstil San. Tic. A.Ş. yönetim kurulunun 23.05.2019 tarih ve ..., 13, 14 sayılı kararlarının batıl olduğunun tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının kendi içerisinde son derece ciddi düzeyde çelişki içinde olduğunu,Davanın konusunun, davacıların kendi özgür iradeleri ile yazılı olarak müvekkili şirket yönetim kurulundan istifa etmeleri üzerine müvekkili şirketin, oluşan boşluğu gidermek için TTK'nun 363 maddesi gereğince, almış olduğu 23/05/2019 tarihli, ... sayılı ve bunla ilgili ..., ... nolu kararlarının iptali talebi olduğunu; yerel mahkemenin davacıların yönetim kurulundan istifa ettiklerini kabul etmiş olup bu anlamda hukuken hiçbir tereddüt bulunmamakta olduğunu, yerel mahkemenin davacıların istifası sonrasında TTK 363. Madde gereğince yapılan yönetim kurulunda oluşan boşluğu gidermeye yönelik geçici atamanın, genel kurulun bu anlamdaki münhasır yetkisinin bir istisnası olarak, yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu da kabul ettiğini, müvekkili şirketin, davacıların istifası sebebiyle yönetim kurulunda oluşan boşluğu TTK 363 gereğince, geçici olarak doldurduğunu, ancak durum bu biçimde iken maalesef Yerel Mahkemenin işbu davadaki iptal talebine konu, TTK 363 çerçevesinde alınan kararın eşit işlem ilkesine aykırı olduklarından geçersizliğine hükmettiğini, yerel mahkemenin önce, davacıların yazılı beyanları ile oluşan durumu "istifa" olarak haklı olarak tespit ettiğini; sonra Yönetim kurulunda istifa sebebiyle boşalan üyeliğe atama işleminin yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu TTK'nun 363. Maddesini de belirterek yine haklı olarak tespit ettiğini, ancak organ boşluğu oluşmaması adına alınan, geçici nitelikteki bu kararları her nasılsa "B" gurubu hissedarın "sözde imtiyaz hakkının, sözde ihlal edildiği" gerekçesi ile batıl saydığını; oysa ortada ne eşit işlem ilkesine aykırı bir karar ne alınan bu kararlarla yönetim kuruluna katılma hakkı ihlal edilen bir pay, ne de müvekkil şirkette imtiyazlı bir pay gurubu bulunmakta olduğunu, yerel mahkemenin kabul ettiği üzere davalı şirketin, davacıların istifa kararını yazılı olarak sicile sunmuş olmaları üzerine yönetim kurulunda oluşan boşluğu oluşması üzerine almak zorunda kaldıklarını; bu zorunluluk altında, TTK 363 gereğince yasal olarak alınan kararlar davacıların sözde "katılma hakkı ihlal edildiği gerekçesiyle" batıl kabul edilemeyeceğini, yönetim kurulu üyelerinin, somut uyuşmazlığa konu kararı kendiliğinden durduk yere veya davacılara zarar vermek kastıyla ya da davacıların katılma haklarına engel olma amacıyla asla almadıklarını; davacıların kasten yaptıkları istifa ile oluşan boşluğun, TTK 363.maddesinde yasa koyucu tarafından düzenlenmiş bulunan istisna hükme aynen uyularak ve alınan kararda TTK 363'ün bu konudaki düzenlemesine özellikle yer dahi verilerek, geçici olarak doldurulduğunu; böylece şirketlerin organsız kalmasına engel olunmak istendiğini, zira ortada şirkete zarar vermek isteyen onu bir biçimde kitleyip çalışamaz hale düşürmeye çalışan davacı bulunmakta olduğunu, dolayısı ile artık alınan kararlarda herhangi bir hukuka aykırılıktan, batıl durumdan, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığından bahsetmenin mümkün olmadığını; davacıların bu niyetine davaya cevap dilekçelerinde detaylı olarak ve kesin nitelikteki belgeleri ile yer vermiş olmalarına rağmen üstelik -hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz- prensibine rağmen, kararda hiçbir biçimde tartışılmamış olmasının oldukça ilginç olduğunu, Müvekkili şirkette imtiyazlı bir pay gurubu da bulunmamakta olup, bir an için aksi kabul edilse dahi, davacıların istifa ederek şirketi kitleyerek, çalışamaz hale düşürmeye çalışmalarına karşılık, müvekkili şirketin şirkette organ boşluğu oluşmaması, çalışmasını sürdürmesi için iyi niyetle aldığı kararda hukuka aykırılık söz konusu olmadığını,müvekkili davalı şirketin esas sözleşmesinde TTK'nun 360/1 fıkrası anlamında tanımlanmış hiçbir grubun asla ama asla bulunmadığını; davalı şirketin esas sözleşmesinde A, B, C diye guruplar sayıldığını ancak bu ayrımın neye göre, hangi özelliğe göre yapıldığına ilişkin olarak hiçbir düzenlemeye bilinçli olarak özellikle yer verilmediği gibi; ortaklar arasında tamamen eşitliğe dayanan yapı içerisinde bu grupların hiçbirinin birbirinden hiçbir farkının, üstün özelliğinin, ayrıcalığının bulunmadığının kolayca anlaşılmakta olduğunu; paylar arasında herhangi bir fark oluşturulmadığı “yasanın aradığı anlamda farklı bir gurubun bulunmadığı” bir paya diğerinden farklı bir özellik, üstünlük asla tanınmadığından tüm paylar açısında “imtiyaz” değil bilakis tamamen “eşitlik” söz konusu olduğunu, Davalı Şirketin 30 yılı aşkın bir süre önce kurulduğunu ve kuruluş sırasında yürürlükte olan 6762 sayılı yasa olduğunu; davalı Şirket yönetim kurulu 30 yılı aşkın olan faaliyet süresi içerisinde sürekli olarak Davacı ... ve ..., ...’ın katılımıyla oluştuğunu, temsil anlamında hiçbir sorun son yıllara kadar yaşamadığını; pay sahibi tüm bu kurucuların esas sözleşmeyi düzenlerken, yine kuruluş dönemi şartlarında geçerli olan 6762 sayılı eski TTK’nun 312. maddesinde yer alan Yönetim Kurulu için en az 3 (üç) üyeye ihtiyaç olmasını, bu anlamda Davalı Şirkette esasen hakim ortak olarak bu 3 (üç) pay sahibinden başka hiçbir ortağın bulunmamasını dikkate alarak; bu üç ortaktan herhangi birinin yönetim kuruluna girmek istememesi halinde şirkette organ boşluğu oluşmamasını, pay sahiplerinin temsil zorunluluğundan kaçınarak diğer ortaklar nezdinde haksızlık yaratılmasının engellenmesi için ve nihayetinde kimsenin "sorumluluktan kaçınarak" tüm ortakların menfaatine aykırı davranmasına engel olmak, bu pay sahiplerini yönetim kuruluna mutlaka girerek sorumluluk almaya zorlamak için A, B, C gurubu diye, aslen hukuksal anlamda grup olmayan adlandırmalar yapılarak zorlayıcı nitelikte ağır “yükümlülük” oluşturduklarını; dolayısı ile davalı şirkette yasanın aradığı anlamda hiçbir pay bakımından hiçbir nitelik ve özellik, farklılık bulunmamakta olup Davacının iddiasının aksine, ortada herhangi bir imtiyazlı paydan bahsetmenin hukuken asla mümkün olmadığını, paylar arasında hiçbir farklılığın bulunmadığı, her bir paya aynı hak ve yetkilerin tanındığı bir yerde “imtiyazlı paydan” bahsetmenin mümkün olamayacağının ise TTK’nunda yine düzenlenmiş bir husus olduğunu; TTK’nun 478. Maddesinin 2. fıkrasında açıkça: “İmtiyaz; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan ÜSTÜN BİR HAK veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkıdır.” düzenlemesinin yer aldığını, bu düzenleme sabit olduğu üzere, TTK 478. maddesi gereğince imtiyazın varlığından bahsedebilmek için mutlaka bir paya, diğer paylara nazaran tanınmış olan üstün bir hakkın varlığının zorunlu olduğunu, dolayısı ile öncelikle bir “paya” diğer paylara nazaran tanınmış üstünlüğün, ayrıcalığın açıkça tanınmış olması gereğinin yasal olarak zorunlu bir husus olduğunu, oysa işbu davada davacının, diğer paylardan farklı hak ve yetkisi bulunduğunu hiçbir biçimde asla ispatlayabilmiş de olmadığını, davalı şirkette davacı hangi hak ve yetkilere sahip ise diğer pay sahiplerinin tümü de tamamen aynı hak ve yetkilere sahip olduğunu,dolayısıyla ortada davacının payına tanınmış bir farklılık, ayrıcalık, imtiyaz değil; tüm paylar bakımından düzenlenmiş tam bir “eşitlik” söz konusu olduğunu, bu aşamaya kadar ifade ettiğimiz tüm bu hukuksal gerçekler bakımından genel kurul öncesinde hukuksal gerekçelere yazılı olarak görüş talep ettikleri Sayın Prof. Dr. ...'un da 25.11.2020 tarihli mütalaasında “imtiyazlı pay” iddiası bakımından aynen şu tespitlerde bulunduğunu,"... esas sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerinin a, b, c gruplarından oluşacağının öngörülmesi de A, B, C grupları için imtiyaz tanındığı anlamına gelmez. imtiyaz azınlığa tanınan bir durumdur. oyların hepsi toplam A, B, C gruplarının oylarından oluşmaktadır. Esas sözleşmede yer alan A, B, C grubu için tanınan hususlar dikkate alındığında bu payların hiçbirinin diğerinden farklı bir hak, yetki ve özellik taşımadığı, böyle bir durumda imtiyazdan değil olsa olsa eşitlikten bahsedilebileceği anlaşılmaktadır. Esas sözleşmede yer alan bu düzenleme ile ortakların herhangi bir grup paya ilişkin değil tüm paylar bakımından eşitlik yaratmak istedikleri bellidir. Kaldı ki paylar imtiyazlı pay niteliğine sahip olsaydı da yine de genel kurulun kararıyla imtiyazlı payların yönetim kurulunda temsil edilmesi engellenebilmektedir. Gerçekten de, Prof. Dr. ...’nun, “6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Anonim Ortaklık Yönetim Kurulunda Belirli Grupların Temsili isimli çalışmasında belirtildiği üzere, imtiyazlı payın geçerli olduğu hallerde dahi grupça belirlenen aday genel kurul tarafından seçilecektir. adaya yönetim kurulu üyesi sıfatını kazandıran gücün ancak genel kurulun iradesi olabileceği açıktır. genel kurulun, gösterilen adayın seçilmemesi için objektif ve haklı sebepler bulunduğunu belirtmesi halinde gösterilen adayın seçilmeyeceği muhakkaktır. Her ne kadar TTK 360. maddesinin gerekçesinde belirli gruba “bağlayıcı aday” önerme hakkının tanınabileceği belirtilmekte ise de, bu ifadeyi genel kurulun haklı nedenler olmaksızın reddedemeyeceği aday olarak yorumlamanın gerekeceği, yoksa belirli grubun önerisinin, genel kurulun iradesinin üstünde olması söz konusu değildir. Bu sebeple belirli grup paylara imtiyaz tanınan hallerde dahi genel kurul haklı sebebin varlığı halinde öneriyi reddedecektir."Hukuksal gerekçelere dayalı tüm bu açıklamaların, davacının sözde “imtiyazlı pay sahibi” olduğu iddiasının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını bir defa daha açıkça ispat etmekte olduğunu; yasada guruplara tanınabilecek imtiyazın sadece ve sadece “aday önerme, aday olma” yetkisi olduğunu, yoksa genel kurulun yetkisinde olan bir hususu zorlar, onu ortadan kaldırır gibi doğrudan bir atama yetkisi kendilerine verilmesi hukuken asla mümkün olmadığını; somut olayda genel kurul yetkisinde yapılan bir yönetim kurulu seçimi değil, davacıların istifası sebebiyle oluşan durumun olumsuz etkilerini TTK 363 çerçevesinde önlemeye yönelik istisnai bir durumdur. bu durumu bazı gerekçeler ileri sürerek ağırlaştırmak yasal düzenlemenin ruhuna aykırı olduğunu,İşbu davanın açılmasında davacı tarafından gizlenen ve maalesef sayın yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda da hiçbir biçimde asla değerlendirilmemiş olan gerçekler oldukça önemli olup, hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı temel prensibi dahilinde işbu davanın reddi gerektiğini, davalı Şirket, ..., ... ve davacılardan ... tarafından kurulmuş olup Yönetim Kurulu, 30 yıldır sürekli olarak bu üç ortaktan oluştuğunu, başkaca hiç kimsenin Yönetim Kuruluna girmediğini, ancak Davacı ...'un, maalesef son yıllarda; genel kurullarda dilediği “biçimde” dilediği “sürede” bir yönetim kurulunun oluşturulmasını sağlama; istediği kararları bir biçimde aldırma; yönetim kurulunda “dilediği kapsamda iç yönerge yaptırma” gibi, anonim şirketlerde hâkim olan “çoğunluk ilkesi, paya göre karar alınması” prensiplerine tamamen aykırı olan, haksız, tek taraflı bir tutum içine girdiğini, davacının bu haksız amacına araç olarak kullandığı hususun ise müvekkili şirketin esas sözleşmesinde “Yönetim Kurulu’nun seçimi için aranan % 100 nisap şartı” olduğunu, davacının esas sözleşmedeki bu düzenlemeden hareketle -özellikle son beş yıldır- müvekkili şirketin çoğunluğunu temsil eden diğer ortakları nezdinde sürekli bir biçimde tartışma, huzursuzluk, hatta baskı, şantaj yaratarak çalışma ortamını çekilemez, tahammül edilemez hale getirdiğini, müvekkili şirketin de davacıya karşı birçok ihtarname keşide ederek bu hususa son vermesini, şirketin menfaatine hareket etmesini talep etmesine rağmen davacı maalesef bu tutumunu ısrarla sürdürdüğünü; bu ihtarnamelerin bazılarını ekte önemle arz ettiklerini, davacının, esas sözleşmedeki “Yönetim Kurulu’nun seçimi için aranan % 100 nisap şartını”% 66,6 oranında hisseye sahip çoğunluğa karşı adeta şantaj şeklinde kullanmaya başlayarak bu ortaklar üzerinde sürekli bir biçimde baskı kurma uğraşı içine girdiğini ve ortakların bu şantajı, baskıyı en etkili bir biçimde hissetmesi için müvekkili şirketin hemen hemen her bir olağan genel kurul toplantısını -ciddi hiçbir sebep yokken- keyfi olarak, defalarca erteletmeyi “adet” haline getirdiğini, davacının, baskısını sürekli bir hale getirmek ve bunun en etkin biçimde çoğunluk ortaklarınca hissedilmesini sağlamak için her toplantıda, yönetim kurulunun sadece bir yıl için seçilmesi yönünde karar da aldırarak, daha uzun süreli yönetim kurulunun seçimine asla ama asla izin de vermediğini, oysa şirkette zaten başkaca ortak bulunmamakta olup kısa süreli yönetim kurulu seçmeyi ya da bu hususta her yıl genel kurul yapmayı gerektirir hiçbir durum bulunmadığını,Davacı ...'un, 24.04.2019 tarihinde ise bu defa; 30 yıldır müvekkili şirketin yönetim kurulu ..., ... ve Davacı ... olmak üzere sürekli aynı üç kişiden oluşmasına rağmen, kendi şirketi olan ve yine işbu davada davacı olan ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş’ni, davalı şirketin yönetim kuruluna atatma isteğini gündeme getirdiğini; davacı ...'un bunu sağlamak için -yine her yıl yaptığı gibi- önce 24.04.2019 tarihinde yapılan genel kurulu sözde, şirket faaliyet raporunu, gelir tablolarını vs. inceleyemedikleri gerekçesiyle kasıtlı olarak 1 ay sonraya ertelettiğini; kasıtlı olarak dediklerini çünkü, şirketin zaten üç ortaktan müteşekkil olduğunu, bu üç ortağın zaten yönetim kurulunda olduğunu ve Davacı ...'un, içinde bulunduğu yasal olarak yönetim kurulunun hazırladığı hesapları sözde inceleyemediğini iddia ederek genel kurulu, amacına ulaşmak için maalesef ertelettiğini, erteletilen bu genel kurulda % 66,6 hisse oranıyla çoğunluğa sahip diğer iki ortağın; davalı müvekkil şirketin imza sirkülerinin süresinin dolmuş olması sebebiyle bu ertelemeden ciddi zarar görüleceğini, çünkü şirketin çalışamaz hale geleceğini, işçi maaşlarının, kredi borçlarının, vergi, sgk primlerinin ödenemeyeceğini önemle belirtmelerine rağmen davacının, maalesef bu taleplerini geri almayarak genel kurulu ısrarla yine ertelettiğini belgeleriyle kesin biçimde ispatlı olduğu üzere, Davacı ...’un % 66,6 hisseyle çoğunluğa sahip olan diğer iki ortağa, şirketin menfaatlerine karşı sürdürmekte olduğu husumeti, kötü niyeti, bunu ifade eden somut girişimler ile sabit olup; maalesef davacının bu tutumunun, şirket nezdinde, çalışanlar nezdinde, hatta kamu kurumları, bankalar nezdinde de çok ama çok ciddi sorunlara, zararlara, huzursuzluklara sebep olur hale geldiğini, bu denli haksız, hukuka aykırı bir amaçla hareket eden Davacı ...'un, 24.04.2019 tarihli olağan genel kurulu boş yere ertelettikten sonra, Müvekkil Şirket Yönetim Kuruluna, kendisine ait olan ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin girmesi teklifinde ısrarcı olarak; bu teklifinin kabul edilmemesi halinde Yönetim Kurulunun genel kuruldaki seçimine hiçbir biçimde muvafakat etmeyeceğini, genel kurulda % 100 nisap arandığı için artık Yönetim Kurulunun da oluşturulamayacağını, şirketin menfaatinin umurunda olmadığını çoğunluğu temsil eden diğer iki ortağa bildirdiğini; davacının bu teklifiyle 30 yıllık yapıyı hiçbir çekince duymadan bozmakta olması bir tarafa, diğer bir amacının da şu olduğunu; davacının teklif etmiş olduğu ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.'nin bizatihi davacının kendi şirketi olduğunu, davacının, yönetim kuruluna kendi kontrolünde olan tüzel kişi bir üye atatarak, şahsi sorumluluklarından kaçmak ve sorumluluğu, riskleri, hukuken sadece mal varlığı ile sınırlı olan tüzelkişi bir şirkete yüklemek istemekte olduğunu; müvekkili şirketin % 66,6 hisse oranıyla çoğunluğa sahip diğer ortaklarının, davacının hukuka tamamen aykırı nitelikteki planlarının farkında olmalarına rağmen, davacı ...’un haksız teklifinin kabul edilmemesi halinde müvekkil şirketin yönetim kurulunun seçilemeyerek organsız kalması, kitlenerek işleyemez duruma gelecek olmasını; imza sirkülerinin süreninin de dolmuş olması sebebiyle, şirketin acil nitelikteki işlerinin, işçi, vergi, ... ödemelerinin, ticari faaliyetlerinin, iş bağlantılarının artık sürdürülemeyeceğini, bunun müvekkil şirketin itibarına son derece ciddi düzeyde ve telafisi imkansız bir biçimde zarar vereceğini; ayrıca devlet için oldukça önemli olan ciddi tutardaki ihracatının da aksayacağı gerçeğini dikkate alarak maalesef davacının baskısı, şantajı altında kabul etmek zorunda kaldıklarını, bunun üzerine davacının; önce haksız yere erteletmiş olduğu 24.04.2019 tarihli genel kurulun yasa gereği bir ay sonra yapılmasına ilişkin bizatihi kendi imzasının olduğu 29.04.2019 tarih, ... nolu yönetim kurulu kararından hemen döndüğünü; hatta bir ay sonraya ertelenen genel kurulun hemen yapılmasını içeren Yönetim Kurulu kararını dahi imzalayarak kabul ettiğini ve ayrıca; genel kurulun ertelenmesi sebebiyle kitlenmiş olan şirketin çok acil nitelikteki bazı işlerinin –ancak sadece ve sadece kendisinin bilgisi ve onayı dahilinde yapılması şartını, düzenlemesini- içeren Yönetim Kurulu kararını da hemen kabul ederek imzaladığını, görüldüğü üzere, böyle bir zorunluluk, baskı hali içinde davalı müvekkili şirketin hemen ertesi günü, yani 07.05.2019 tarihinde genel kurulunu yaptığını ve Davacı ...’un Şirketi olan ...’un (işbu davadaki diğer Davacıdır) yönetim kuruluna seçilmesinin maalesef zorla kabul edilmek zorunda kalındığını; üstelik işin bir bu kadar ilgincinin ise yıllardır davalı müvekkili şirketi her yıl yönetim kurulu seçimi yapmak zorunda bırakan, yönetim kurulunu seçtirmeme baskısıyla şantaj yapan, genel kurulları ısrarla erteleten ve nihayetinde yönetim kurulunu asla 1 (bir) yıldan uzun süreli seçtirmeyen davacı ...'un, kendi Şirketini Yönetim Kuruna seçtirince süresinin 3 yıl olmasını dahi kabul etmiş olması olduğunu,Davacıların tüm bunlara rağmen hukuka aykırı amaçlarına aynen devam ettiklerini; Müvekkili Şirketin Muhasebe Müdürü ...'in, davacından genel kurulun sicilde hemen tescili yapılarak herhangi bir zaman kaybına mahal verilmemesi için ilgili tüm evrakları, genel kuruldan bir gün önce e- posta göndererek istediğini, bu talebe rağmen davacıların, Yönetim Kuruluna zorla atattığı kendi şirketleri olan ...’a ait evrakların hiçbirini -yine son derece bilinçli olarak ve hukuka aykırı nitelikteki yeni amacını uygulamak için- genel kurula özellikle getirmediklerini, bu evrakların teslim edilmemesi üzerine bu defa Müvekkili Davalı Şirket’in Yönetim Kurulu Başkanı ...'nun; Şirketin imza sirkülerinin dolmuş olması sebebiyle kitlenen şirkete işlerlik kazandırmak amacıyla, genel kurulun sicilde bir an evvel tescili için gerekli evrakları davacının bizatihi kendisinden de e-posta ile yazılı olarak talep etmek zorunda kaldığını, Yönetim Kurulu Başkanı'nın “Yönetim Kuruluna kendi şirketini zorla atattın, talebin üzerine yapmak zorunda kaldık, buna rağmen dışarıdan kimse girmesin, bu tüzelkişiyi temsilci olarak Yönetim Kurulunda sen temsil et” diye davacıdan talep de dahi bulunduğunu, ancak iyi niyetli bu talebe rağmen davacının cevabının maalesef olumsuz yönde olduğunu,Davacının tüm bu davranışıyla alakalı diğer bir niyetleri de maalesef tam bu aşamada ortaya çıkarak bu defa Müvekkili Şirket Yönetim Kurulunun % 66,6 hissesiyle çoğunluğunu temsil eden diğer iki ortağına istemedikleri, kabul etmeyecekleri bir iç yönergeyi şantajla, zorla kabul ettirmeye çalışmaya başladıklarını; genel kurul 7 Mayıs’da yapılmış olup ayın 15. gününe gelinmesine rağmen müvekkili şirketin imza sirkülerinin süresinin dolmuş olması ve genel kurulun sicilde tescil edilememesi sebebiyle hala kitlenmiş, çalışamaz durumda olduğunu ve hareket edemediğini; davacıların bunu devam ettirmek için de, tescil için gerekli evrakları teslimden ısrarla kaçındıklarını; bunun üzerine Yönetim Kurulu Başkanı ...'nun, ... Şirketi'nin temsilcisi ...’na e-posta göndererek durumu çözmeye çalıştığını, Davacı tarafa adil davranmaları ricasında bulunduğunu, davacının ise bunu yine ret ederek, iç yönerge istedikleri hale getirilmediği müddetçe kabul etmeyeceklerini bildirdiğini, bunun üzerine Müvekkili Şirketin faaliyetleri durma noktasına geldiğini; piyasaya, çalışanlarına, iş ortaklarına, taahhütlerinde, sorumluluklarında ciddi sorun yaşar hale gelmiş durumda olduğunu; davalı Müvekkili Şirket, ekonomik verileri, istihdam ettiği çalışan sayısı ve ülkemizin büyümesinde önemli bir yer tutan ihracat faaliyetleriyle Devletimize son derece ciddi düzeyde katkı sağlamakta olduğunu; 16 Haziran 2019 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanın da bizzat katılım ile yapılan Türkiye İhracatçılar Birliği (TİM) toplantısında Müvekkil Şirket’in grup Şirketi olan ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, 2018 yılı ihracat rakamları dahilinde, ülkemizin ilk 1.000 (bin) şirketi sıralamasında yer aldığının açıklandığnıı; bu hususta kendisine plaket de verildiğini, bu ağır şartlar altında Müvekkili Şirketin,Davacı ...’un, Yönetim Kuruluna şantajla, baskıyla kendi şirketi ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin atatması gibi - Davacının belirlediği iç yönergeyi de- maalesef bu aşamada yine kabul etmek zorunda kalarak, Şirketin bir an evvel harekete geçirebilmesi için Davacıyı acil olarak Yönetim Kurulu toplantısına davet ettiğini; toplantı başında, Davacı ... Şirketi’nin temsilcisi ...,Yönetim Kurulu toplantısında alınacak kararların ıslak imzalı bir nüshasının peşinen, önceden kendisine verilmemesi halinde, genel kurulun tescili için gerekli olan bu evrakları Yönetim Kuruluna sunmayacağını söyleyerek yine şantaj yapması, tehdit etmesi üzerine Müvekkil Şirket Yönetim Kurulunun çoğunluğunu temsil eden Ortaklar, Yönetim Kurulunun ... ve ... sayılı kararlarını önceden imzalayıp bir nüshası da ...’na vermek zorunda kaldıklarını, buna karşılık ... da temsilci durumunu ispatlayan atama kararını, genel kurulun tescili için gerekli diğer evraklarla birlikte Müvekkil Şirket Yönetim kuruluna sunduğunu, bu ilk Yönetim Kurulu toplantısında Müvekkili Şirkete baskı yoluyla, şantaj yapılarak kabul ettirilen iç yönergenin toplantı başında çoğunluk hisseye sahip ortaklarca imzalanmak zorunda kalınması üzerine aynı karar ile ...'nun Şirket Yönetim Kurulu Başkanlığına; ...'ın Şirket Başkan Vekilliğine; davacının zorla, baskı, şantajla atattığı kendi şirketi ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin temsilcisi ... da Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildiğini,Müvekkili Şirket, TTK’nun 442. maddesindeki zorunluluğa rağmen, Davacı ... ve Sahibi olduğu ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin engellemeleri sebebiyle bir türlü sicilde tescili yapamadıkları genel kurulun tescili için aynı gün Çorlu Ticaret Siciline başvuruda bulunduğunu; hatta bu başvuru sırasında Davacı ... Şirketi’nin temsilci ...’nun bizatihi kendisi de sicile gelip işlemleri, Müvekkil Şirket Mali İşler Müdürü ... ile birlikte takip ettiğini, ancak tescil işlemi sırasında Sayın Sicil Müdürlüğü tarafından iç yönergedeki yetkilere ilişkin bazı düzenlemelerin -özellikle Davacının ısrarla talep ettiği işlemler bakımından getirilen sınırlamaların- sicil kayıtlarına (sisteme) aynen girişinin mümkün olamayacağının bildirilmesi üzerine Müvekkil Şirketin, sadece genel kurulun tescilini talep zorunda kaldığını, işte tam bu aşamada, etraflıca mahkemeye izah edilen ve ekteki belgeleriyle kesin biçimde ispatlı olan davacının haksız, hukuka tamamen aykırı niyeti; Şirketi dilediği biçimde yönlendirme, çoğunluğun görüşünü hiçe sayan amacı bir defa daha ortaya çıkarak Davacı ...'un ve kendi Şirketi ...’un temsilcisi ...'nun; Sayın Çorlu Sicil Müdürlüğü’ne bizatihi kendi imzalarıyla, el yazılarıyla sunmuş oldukları işbu davaya konu 17.05.2019 tarih, ...-...-... sayılı dilekçeleriyle istifa beyanı sunduklarını,Gerek Davacı ...'un gerekse de Yönetim Kuruluna atattığı kendi Şirketi ...’un temsilcisi ...’nun bizatihi kendi imzalarıyla sabit olduğu üzere “kendilerine verilen görevi kabul etmediklerini” son derece açık ve net bir biçimde beyan ettiklerini; hatta buna gerekçe olarak da Müvekkili Şirketin % 66,6 hisseye sahip çoğunluk Yönetim Kurulu üyelerinin baskı, şantaj altında kabul etmek zorunda kaldıkları iç yönergenin sicilde tescil edilememiş olmasını gösterdiklerini; davacıların gerçek niyetinin ise ortada olduğnuu; davacıların açıkça “bizim istediğimiz iç yönergeyi sicil tescil etmediği için yokuz, Şirketin menfaatleri, kitlenmiş, hareket edemez durumu da adeta umurumuzda değil” dediklerini; buna rağmen Mahkeme nezdinde işbu davayı açtıklarını; işbu davaya konu iptali talep edilen YK kararlarında hiçbir hukuka aykırılık ise asla bulunmadığını; % 66,6 oranındaki hisseyle çoğunluğa sahip olmalarına rağmen davacılarca kendilerine uygulanan son derece ağır nitelikteki baskıyı, şantajı, tehdidi; görüşlerini hiçe sayan anlayışı; yılların birikimi, emeği olan ve ülkemize ciddi düzeyde değer katan, yüzlerce çalışanı ile oldukça ciddi düzeyde istihdam yaratan, binlerce kişiye iş sunan Müvekkil Şirketi açıkça tehdit eden, onu kasten çalışamaz hale getirmek isteyen; kilitlemekte hiçbir çekince görmeyen davacıların tutumunu ve Sicile sunulan dilekçedeki “görevi kabul etmeme, istifa etme” gerçeğini dikkate alan Müvekkil Şirket Yönetim Kurulu'nun Davacıların yazılı beyanı sebebiyle yönetim kurulunda oluşan “üye eksikliğini” yasal olarak TTK’nun 363. maddesine göre geçici olarak üye seçilmesi suretiyle gidermeye oybirliği ile karar verdiklerini; dolayısı bu ve bunla ilgili işbu davaya konu ikş karar “üye eksikliğini” TTK’nun 363. Maddesi anlamında gidermek için ve hukuken zorunlu olarak alınmış olan YK'nun ...,... ve ... sayılı kararları olduğunu,Bunlardan ... sayılı karar ile Yönetim Kurulunda oluşan eksikliği tamamlamak için ... geçici olarak üye seçildiğini; ... sayılı karar ile çoğunluğun görüşünü yansıtan bir iç yönerge kabul edildiğini, ... sayılı karar ile de Yönetim Kurulu üyeleri arasında görev bölüşümü yapıldığını; konu bu denli sarih, yasal hükümlere tamamen uygun nitelikte olduğunu; öyle olduğu için bu kararların Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil edilerek 03.06.2019 tarihli ticaret sicil gazetesinin 9842 sayılı nüshasında ilan edildiğini,Dolayısı ile işbu davanın hiçbir hukuksal gerçekliğinin bulunmaması bir tarafa; TMK’nun iyi niyet hükümlerine, TTK’nun temel prensiplerine son derece net aykırılık oluşturduğu da hukuken kesin biçimde sabit olduğunu; durum böyle iken maalesef yerel mahkeme tarafından bu gerçekler kararda hiçbir biçimde tartışılmadan davanın kabulüne karar verilerek yönetim kurulunun aldağı yasal gerekliklere tamamen uygun kararların batıl sayıldığını,İleri sürerek, dairemizce yapılacak olan inceleme neticesinde; Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin hukuka aykırı nitelikteki, 2021/1183 E. 2022/166 K. sayılı, 22.02.2022 tarihli kararının kaldırılarak, davanın reddine yönelik lehimize hüküm tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı şirketin ...,...ve ... sayılı yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın davacı ... firması yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, davacı ... yönünden kabulüne karar verilmiş, karara karşı, davacı ... Tekstik vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar tarafından; davalı şirket paylarının A, B ve C grubu paylar olarak ayrıldığı, davacı ...'un da davalı şirkette %33,33 oranında B grubu paya sahip olduğu, davalı şirketin 07/05/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında, A grubu hissedarlardan ...'nun, C grubu hissedarlardan ...'ın yönetim kurulu üyesi seçildikleri, B grubu hissedar davacı ... tarafından, B grubu paylar adına önerilen davalı şirkete ortak olmayan davacı ... şirketinin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, yönetim kurulu üyesi seçilen davacı ... tarafından tüzel kişi üye adına yönetim kurulu toplantılarına katılmak üzere dava dışı ...'nun temsilci olarak seçildiği, davalı şirket yönetim kurulunun anılan genel kurul kararı akabinde 17/05/2019 tarihli ve ... sayılı kararı ile ... sayılı şirket iç yönergesini kabul ettiği, yine ... sayılı kararı ile ... sayılı iç yönerge uyarınca şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin kimler olduklarının karara bağlandığı, davacıların taleplerine rağmen ... sayılı karar ve iç yönerge ile ... sayılı kararların sicile tescil edilmeyip, yalnızca 07/05/2019 tarihli genel kurul toplantısının tescilinin saplandığı, bunun üzerine davacılardan ... Tekstil firmasının temsilcisi olarak seçilen ...'nun ve ... Tekstil firmasının tek ortağı olduğu ...'un imzaladığı 17/05/2019 tarihli dilekçe ile sicil müdürlüğüne başvurulduğu ve yönetim kurulu üyesinin temsilcisi olan ...'nun, davalı şirketin ... sayılı yönetim kurulu kararı ve ... sayılı iç yönergesi ile ... sayılı yönetim kurulu kararı sicile tescil edilmeden görevin kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı şirketin diğer iki yönetim kurulu üyesinin bu dilekçenin istifa beyanı olduğu ve ... Tekstil üyeliğinin boşaldığını gerekçe göstererek ve şirket ana sözleşmesinin on üçüncü maddesine aykırı şekilde toplanıp, 23/05/2019 tarihli ... sayılı yönetim kurulu kararı ile şirkete dava dışı ...'i 2022 yılına dek yönetim kurulu üyesi olarak olarak atadıkları, yine 23/05/2019 tarihli 2019/13 sayılı ...'in de katıldığı yönetim kurulu kararı ile 2019/2 sayılı yeni bir iç yönerge kabul ettikleri, 23/05/2019 tarihli ... sayılı yönetim kurulu kararı ile de ... sayılı iç yönergeye göre şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin isimlerinin belirlendiği, davacı ... firması'nın istifa etmediği, yalnızca yönetim kurulu üyesi tüzel kişinin temsilcisi gerçek kişinin ... sayılı yönetim kurulu kararı ve ... sayılı iç yönergesi ile ... sayılı yönetim kurulu kararı sicile tescil edilmeden görevi kabul etmeyeceğini belirttiği, yönetim kurulu üyeliği boşalmadığından yerine yenisinin seçilemeyeceği, aksi kabul edilse dahi şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyeliğinin boşalması halinde yenisinin ne şekilde seçileceğinin düzenlendiği, ana sözleşmenin bu maddesine açıkça aykırı ve B grubu payların yönetim kurulunda üye ile temsil edilme hakkını ortadan kaldıran ... ve bu karara dayalı alınan ... ve ... nolu kararların yok hükmünde oldukları ileri sürülmüştür. Davalı tarafından; davalı şirket ana sözleşmesinde A, B, C grubu paylara yönetim kurulu üyesi önerme hususunda imtiyaz tanınmadığı, dışarıdan da üye atanabileceğinin kararlaştırıldığı, davacı ...'un uzun yıllar şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmasına rağmen, son genel kurulda sorumluluktan kaçmak için şirkete kendisinin tek ortağı olduğu ... Tekstil firmasını yönetim kurulu üyesi olarak önerdiği, şirket imza yetkililerinin imza sirkülerlerinin sürelerinin bitiyor olması ve şirketin acil işlerinin yapılamayacak olması nedeniyle davacı ...'un baskı ve tehitleri sonucu bu talebin diğer ortaklarca da kabul edilmek zorunda kalındığı ve 0705/2019 tarihli genel kurulda ... Teksit'in yönetim kurulu üyesi olarak atandığı, davacıların iddiasının aksine 17/05/2019 tarihli ve ... ve ... sayılı kararlar ile ... sayılı iç yönergenin tescili işlemlerinin davacılar tarafından kötü niyetle engellendiği, tescil için gereken belgelerin sunulmadığı, aksine davacı ...'in sicil müdürlüğü'ne verdiği dilekçe yönetim kurulu üyeliği görevini kabul etmediğini belirttiği, istifa niteliğindeki bu beyan karşısında davalı şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 363/1 fıkrası uyarınca boşalan yönetim kurulu üyeliğine ilk genel kurulun onayına sunulmak üzere yeni bir yönetim kurulu üyesi seçildiği ve buna bağlı olarak iç yönerge ile temsil ve ilzama yetkili kişilerin karara bağlandığı, kararlarda kanuna, ana sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı, davacı ...'un şirketin işleyişine sekteye uğratmak amacıyla ve kötü niyetli hareket ettiği, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak rapor alınmış yapılan yargılama sonucunda; 07/05/2019 tarihli genel kurul toplantısında atanan yönetim kurulunun görevlerine başladıkları ve 17/05/2019 tarihli ... sayılı kararını aldıkları, bilirkişi raporunda yönetim kurulu üyesi tüzel kişinin temsilcisi sicile tescil edilmediğinden, tüzel kişiyi temsile yetkili olmadığı ve ... sayılı yönetim kurulu kararının geçersiz olduğu belirtilmiş ise de bu görüşe itibar edilmediği, B gurubu hisseleri temsilen görevlendirilen yönetim kurulu üyesi ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin sicile sunduğu 17/05/2019 tarihli beyanının istifa niteliğinde olduğu, dilekçede davalı şirket ortağı davacı ...'un da imzası bulunduğundan sicile verilen istifa dilekçesinin davalı şirkete de ulaştığının kabul gerektiği, istifa iradesinin şirkete ulaştığının şirketin yönetim kurulu tarafından alınan ..., ..., ...nolu kararlarla anlaşıldığı, davalı şirket ana sözleşmesinde 3 grup imtiyazlı payın bulunduğu, bunların A, B, C grupları olduğu, söz konusu gruplara yönetim kurulunda temsil yetkisinin verildiği, şirketin temsil ve ilzamının A, B, C grubu hissedarlar tarafından belirlenen yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılacağının düzenlendiği, davalı şirket yönetim kurulu ... sayılı karar ile TTK'nun 363/1 fıkrasına dayalı olarak geçici yönetim kurulu üyesi atanmasına karar vermiş ise de, istifadan sonra davalı şirketin geri kalan yönetim kurulu üyeleri tarafından ... nolu karar ile eşit işlem ilkesine aykırı şekilde A ve C grubu hissedarların yönetimdeki temsil ve ilzam yetkisi korunarak, B grubunun imtiyazı kaldırılmak sureti ile eşit işlem ilkesinin ihlal edildiği, bu kararın TTK'nun 391 maddesi uyarınca batıl olduğu, bu karara dayalı olarak alınan .../ ve ... nolu kararların da batıl olduğu, davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ortağı olmadığından ve 17/05/2019 tarihli istifa dilekçesi ile yönetim kurulu üyeliğinden de istifa ettiğinden,B grubu hissedarın imzasının da bulunduğu dilekçe ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, yönetim kurulu kararının batıl olduğunu tespiti talebi yönünden aktif husumetin bulunmadığı gerekçeleri ile yazılı şekilde karar verilmiştir.Davacı ... tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemenin davacı ...'in 17/05/2019 tarihli sicile verilen dilekçe ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği kabulünün yerinde olmadığı, nitekim böyle bir iradesi olmadığının davalı şirketin diğer yönetim kurulu üyelerine 20/05/2019 tarihinde gönderdiği ve... sayılı kararı ile 2019/1 sayılı şirket iç yönergesini kabul ettiği, yine ... sayılı kararlarının sicile tescilinin talep edildiği ihtarname ile de ortada olduğu, yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmediğini, yönetim kurulu üyeliğinin boşalmadığını ileri süren davacının, kendisinin yönetim kurulu üyeliğinin boşaldığı gerekçesi ile yerine yeni üye atanmasına yönelik karar ile buna bağlı diğer kararların iptalini talep bakımından husumetinin bulunduğu yönündedir.
Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; cevap dilekçesindeki savunmaların tekrarı ile birlikte, mahkemece hem yönetim kurulu üyesinin istifa ettiğinin belirtilmesinin, hem de üyeliğin boşaldığı kabul edilmesine rağmen mevcut yönetim kurulunun TTK'nun 363/1 fıkrasına göre aldıkları kararın geçersiz olduğunun kabul edilmesinin çelişki oluşturduğu, dosyaya sunulan hukuki mütalaada da şirkette gruplara yönetim kuruluna üye göstermek bakımından imtiyaz tanınmadığının açıkça belirtildiği, davanın reddi gerektiği yönündedir.İstinaf önüne gelen uyuşmazlık, B grubu paylar adına genel kurul kararı ile davalı şirket yönetim kurulu üyesi seçilen davacı ... Şirketi'nin yönetim kurulu üyeliğinin sona erip ermediği, davalı şirket yönetim kurulunun ... sayılı kararı ile boşaldığını iddia ettiği üyeliğe yaptığı atama kararının kanun ve şirket ana sözleşmesine göre geçerli olup olmadığı, buna bağlı olarak ... ve ... sayılı yönetim kurulu kararlarının geçerli olup olmadığı, davacı ... Şirketi'nin aktif husumetinin bulunup bulunmadığı yönündedir.TTK'nun 391/1 fıkrası uyarınca yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Hükmün birinci fıkrasının fıkrasında batıl kararlar örnekseme yoluyla düzenlenmiş olup, d bendi uyarınca diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır.TTK'nun 359/1 fıkrası uyarınca, anonim şirketin esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. TTK'nun 359/2 fıkrası; " Bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu, şirketin internet sitesinde hemen açıklanır. Tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilir." hükmünü havi olup, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; tüzel kişi yönetim kuruluna bizzat gelemeyeceği için toplantıya katılacak gerçek kişi onun tarafından belirlenir ve onun adına tescil ve ilan olunur.Toplantılara anılan gerçek kişi katılıp oy kullanır.Tescil tüzel kişinin üyeliğini söz konusu gerçek kişinin kişiliğinde somutlaştırıp belirgin konuma getirmekte ve bu yüzden kurucu bir etkiye sahip bulunmaktadır. İlan ise bunu üçüncü kişilere bildirir. Ayrıca tescil ve ilan keyfiyeti şirketin web sitesinde yayınlanır. Belirleme, tüzel kişinin kurula her toplantıda farklı kişileri yollayarak kurulun çalışmasına ve istikrarını bozmasına engel olmak amacına yöneliktir. Tüzel kişi adına tescil ve ilan edilecek kişi, tüzel kişi tarafından belirlenir. Yoksa genel kurul tarafından seçilmez; esas sözleşmeye bu yolla hüküm konulamaz. Çünkü seçimle tüzel kişi yönetim kuruluna üye olmuştur.Tüzel kişi kendi adına toplantılara katılacak kişiyi değiştirmek istiyorsa şirkete başvurarak yeni kişiyi tescil ve ilan ettirmelidir.Gerçek kişiyi belirlemek ve değiştirmek hakkı sadece tüzel kişiye aittir. Ancak şirketin haklı sebeplerin varlığı halinde tüzel kişiden değiştirmeyi talep hakkı vardır. (bkz. 6102 Sayılı Kanun 359/2 madde gerekçesi;Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Yedinci Bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2021, s.380), TTK'nun 408/2-b bendi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçimi genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olup,TTK'nun 363/1 fıkrasının; "334 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması hâlinde selefinin süresini tamamlar." hükmü ile bu kurala ilk genel kurulun onayına sunulmak kaydıyla, geçici bir zaman dilimine yönelik istisna getirilmiştir.Davalı şirketin sicil kayıtları Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanları üzerinden incelendiğinde, 07/05/2019 tarihli genel kurul toplantısının yapıldığı ve akabinde dava konusu yönetim kurulu kararlarının alındığı tarih itibariyle geçmişte yapılan pay devirleri sonucu, davalı şirketin eşit paylara sahip üç ortağının bulunduğu, davacı ...ve dava dışı ... ev ...'nun şirkete eşit paylarla ortak oldukları, ...'un paylarının B grubu, ...'ın paylarının C grubu ve ...'nun paylarının A grubu olduğu anlaşılmıştır.Davacı ... Şirketi'nin sicil kayıtları incelendiğinde, diğer davacı ...'un tek ortağı olduğu şirketin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi ve tek yetkilsi olduğu anlaşılmıştır.Davalı şirketin ana sözleşmesinin yönetim kurulu başlıklı 12 inci maddesi; "Yönetim Kurulu A,B,C, grubu hissedarların her birinden birer ya da ikişer kişinin yada istenirse hissedar olmayan dışarıdan katılacak kişi yada kişilerin katılımı ile en az üç kişiden oluşur. Yeni yönetim kurulu seçimi ve/veya bir üyeliğin herhangi bir nedenle açılması halinde yerine tayin edilecek yeni üyenin seçimi için tüm hisse sahiplerinin katıldığı (%100 nisap) olağan ve/veya olağanüstü genel kurul kurulda tüm hisselerin oy birliği gereklidir. Şayet (%100 nisap) tüm hisse sahibi katılımı olmazsa 1 (Bir) ay sonra ikinci bir olağanüstü genel kurul için madde 21'de belirtilen yasal çağrı yapılır. Bu kez de yine (%100 nisap) tüm hisse sahiplerinin katılımı gereklidir ve Yönetim Kurulu, tüm hisse sahiplerinin yine sadece oybirliği ile seçilebilir. Arka arkaya yapılan yukarıdaki olağan ve/veya olağanüstü genel kurulda da karar çıkmadığı takdirde , işbu anasözleşme gereği A,B,C grubu hissedarlarının herbirinden birer kişi bir sonraki genel kurula kadar tabii yönetim kurulu üyesidir." düzenlemesi yer almaktadır.Davalı şirketin 07/05/2019 tarihli genel kurul toplantısında, şirket yönetim kuruluna B grubu bay sahibi davacı ...'un önerdiği ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ve diğer ortaklar ... ile ...'ın seçilmelerine oybirliği ile karar verilmiştir.Davacı ... Şirketi'nin 09/05/2019 tarihli 2019/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçilen ... Tekstil adına yönetim kurulunda ... tarafından temsil edilmesine karar verildiği, bu kararın davalı şirkete bildirildiği anlaşılmıştır. Ne varki ... Tesktil'in bu yönetim kurulu kararı tescil ve ilan edilmemiştir.Davalı Şirketin ... sayılı ve 17/05/2019 tarihli yönetim kurulu toplantısına ... ile ... ve ... Tekstil adına ... katılmış, bu karar ile 2019/2 sayılı iç yönerge kabul edilmiş, aynı tarihli ... sayılı yönetim kurulu toplantısına bu kişiler katılım sağlamış bu karar ile şirketi temsil ve ilzam edecek A, B, C grubu imza yetkililerinin isimleri belirlenmiştir. Kararlar oy birliği ile alınmıştır.Davalı şirketin ... sayılı ve 23/05/2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile, davalı şirket yönetim kurulu üyesi ... Tesktil'in Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne verdiği 17/05/2019 tarihli dilekçesi ile görevi kabul etmemesi ve üyeliğin boşalması nedeniyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesine göre geçici olarak davalı şirket ortağı olmayan ...'in ilk genel kurulun onayına sunulmak üzere atanmasına karar verildiği, ...'in de katılımı ile alınan aynı tarihli 2019/13 nolu yönetim kurulu kararı ile ... sayılı yeni bir iç yönergenin kabul edildiği, 2019/14 sayılı yönetim kurulu kararı ile iç yönerge doğrultusunda şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin isimlerin belirlendiği anlaşılmıştır. ...'nin 23/05/2019 tarih ... nolu kararının incelenmesinde; yönetim kurulu başkanlığına ...'nun, yönetim kurulu başkan vekilliğine ...'ın, yönetim kurulu üyeliğine ...'in, oy birliği ile seçildiği, şirketin yönetim kurulu üyelerinden herhangi ikisinin 23/05/2019 tarih ... sayılı iç yönerge ile belirlenen koşullarda şirket kaşesi veya unvanı altında atacakları müşterek imzaları ile şirketi her konuda en geniş şekilde temsil ve ilzam etmelerine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ... Tekstil temsilcisi sıfatıyla ... tarafından Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunulan 17/05/2019 tarihli dilekçede "Müdürlüğünüzün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 07/05/2019 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim kurulu üyesi olarak atanan ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin gerçek kişi temsilcisi olarak atanmış bulunmaktayım. Bu görevi 17/05/2019 tarih ve 2019/1 nolu iç yönergeye istinaden kabul etmiş olup, şu anda yapılacak tescil işleminde iç yönerge ile ilgili herhangi bir başvuru bulunmadığından, ilgi 17/05/2019 tarihli ... nolu iç yönergenin tescili yapılmadan verilen görevi kabul etmiyorum. Gereğini bilgilerinize arz ederim" ifadelerinin yer aldığı, Dilekçe altında "... Tekstil San ve Tic A.Ş. Temsilcisi ..."ifadesi ile altında imza bulunduğu, ayrıca "Şirket Ortağı ..." ifadesi ve imza bulunduğu, dilekçeye 17/05/2019 tarihli ... ve ... nolu davalı şirket yönetim kurulu kararlarının ek yapıldığı anlaşılmıştır.TTK'nun 391 maddesinde kanun koyucu yönetim kurulu kararlarının iptal edilemeyeceğini kabul ederek, ancak batıl olduklarının tespitinin talep edilebileceği ilkesini kabul ettiğine, bir hukuki işlemin batıl olduğunun tespiti ilgili herkes tarafından ileri sürebileceğine, davacı ... firması da, 07/05/2019 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirketin yönetim kurulu üyesi seçildiğini, yönetim kurulu üyeliği devam ettiği halde, davalı şirketin dava konusu yönetim kurulu kararları ile yerine yeni bir yönetim kurulu üyesi seçildiğini ileri sürdüğüne göre, bu kararların batıl olduğunun tespitini talep etmekte hukuki yararı bulunduğu gibi, husumeti de mevcuttur Mahkemece davacı ... Şirketi bakımından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.TTK'nun 359/2 fıkrası uyarınca genel kurul tarafından yönetim kurulu üyesi olarak bir tüzel kişinin atanması halinde, bu tüzel kişinin yönetim kurulu toplantılarına kendisinin temsilcisi sıfatıyla katılıp oy kullanacak bir gerçek kişiyi seçip tescil ve ilan ettirmesi zorunludur.Seçilen gerçek kişinin görevi yalnızca o tüzel kişinin yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin yönetim kurulu toplantılarında tüzel kişiyi temsil etmekten ibaret olup, bu temsilci ilgili tüzel kişinin yönetim organı yerine geçmiş değildir. Bir şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişinin bu görevi kabul edip etmeme hususundaki iradesi o tüzel kişinin yönetim oranına ait olup, somut olayda da bu yetki ...Tekstil'in tek ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan ...'a aittir ve bu iradenin muhatabaı da davalı şirketin kendisidir. Aynı şekilde yönetim kurulu üyeliğinden istifa etme hakkı da üye seçilen ... Tekstil Şirketi tüzel kişiliğinin bizzat kendisine ait olup, yönetim kurunu üye seçildiği şirketin toplantılarında temsil edecek gerçek kişinin böyle bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır.Nitekim TTK'nun 359/2 hükmünün gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere gerçek kişi temsilci doğrudan yönetim kurulu üyesi seçilen tüzel kişi tarafından seçilir veya değiştirilir. Dolayısıyla davacı ...Tesktil Şirketi'nin TTK'nun 359/2 fıkrası uyarınca, davalı şirketin yönetim kurulu toplantılarına katılmak için seçtiği gerçek kişi temsilci ...'nun, ... Tekstil adına yönetim kurulu üyeliğinden istifa etme yetkisi de bulunmamaktadır. ... şayet temsilcilik görevini kabul etmeyecek ise bunun muhatabı da davalı şirket değil, kendisini temsilci seçen ... Tekstil Şirketi'dir. Davacı ... Şirketi'nin genel kurul kararı ile seçildiği yönetim kurulu üyeliği görevini kabul ettiğinde, bu görevi kabul etmediğine yahut görevden istifa ettiğine dair davalı şirkete ulaşmış bir beyanı bulunmadığında duraksama yoktur. ... tarafından Çorlu Sicil Müdürlüğü'ne verilen dilekçe, ... Tekstil firmasının yönetim kurulu üyeliğinden istifa iradesi değil, olsa olsa ... Tekstilin davalı şirket yönetim kurulunda temsilcisi olma görevini şarta bağlı olarak kabul etmeme iradesi olarak kabul edilebilir ki, yukarıda belirtildiği üzere bu beyanın muhatabı, ... Tekstil ile ... arasındaki iç ilişki gereği bizzat tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olan ... Şirketi'dir. Öte yandan TTK'nun 359/2 fıkrası uyarınca tüzel kişi yönetim kurulu üyesinin gerçek kişi temsilcisinin temsilcilik görevi bakımından tescil kurucu etkiye sahip olup, somut olayda tescil söz konusu olmadığından, ... davacı ... Şikreti'nin davalı şirket yönetim kurulunda temsilcisi olma yetkisini kazanmamış, tüzel kişi yönetim kurulu üyesi ...'nun kişiliğinde somutlaşmamıştır. Yapılan tüm bu saptamalar birlikte değerlendirildiğinde, davacı ... Şirketi'nin davalı şirket yönetim kurulu üyeliği, iptali talep edilen ... sayılı yönetim kurulu kararının alındığı tarihte devam etmekte olup TTK'nun 363/1 fıkrasının ancak bir yönetim kurulu üyeliğinin görev süresi sona ermeden boşalması halinde, yönetim kuruluna ilk genel kurul toplantısında dek geçici yönetim kurulu üyesi atama yetkisi verdiği, bu istisnai hükmün koşulları oluşmadığı sürece mevcut yönetim kurulu üyesinin yerine yenisini seçme yetkisinin münhasıran genel kurula ait olduğu, şu halde davalı şirket yönetim kurulunun aldığı ... sayılı kararının genel kurulun devredilmez nitelikteki yetkisine yönetim kurulu seçimine ilişkin olması nedeniyle TTK'nun 391/1-d bendi uyarınca batıl olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece ... Sayılı yönetim kurulu kararı bakımından bu gerekçe ile ve her iki davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ...'nun davacı ... Şirketi adına istifa hakkını kullanabileceği yanılgısına düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebbei haklı, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Davalı Şirketin 2019/13 nolu kararı, ... sayılı karar ile yönetim kurulu üyesi seçilen ... ile önceki iki yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu başkanı başkan vekili ve üyesi seçilmeleri ile şirketin temsil ve ilzamına ilişkin 2019/2 sayılı iç yönergenin kabulüne, 2019/14 sayılı yönetim kurulu kararı ise 2019/2 sayılı iç yönergeye göre şirketi temsil ve ilzam edecek imza yetkililerinin belirlenmesine ilişkindir. Anılan kararlar ...'in katılımı ile ve oy birliği ile alınmıştır.Davalı şirket ana sözleşmesinin 01/12/2014 tarihli sicile tescil edilmiş genel kurul kararı ile değişik 14 maddesi ile şirketin yönetiminin genel yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun TTK'nun 370 maddesine göre şirket yönetimini bir veya birden fazla müdüre devredebileceği, ancak en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisinin bulunmasının şart olduğu, şirketin temsil ve ilzamının TTK'un 367 maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından hazırlanacak iç yönergeye uygun yapılacağı düzenlenmiştir.Davalı şirket ana sözleşmesinin yönetim kurulu toplantıları başlıklı 13 üncü maddesi; "Yönetim Kurulu, göreve başladığında aralarından bir başkan ve bulunmadığı zaman ona vekalet etmek üzere bir başkan vekili seçerler, Toplantı günleri ve Yönetim Kurulu gündemi Başkan veya Başkan vekili tarafından düzenlenir. Yönetim Kurulu, Şirketin işleri gerektirdikçe, Başkan ve Başkan vekilinin toplantı günü dahil olmak üzere 8 gün önceden orijinali yazılı olarak taahhütlü mektupla teyit edilmek üzere faks veya e-mail ile yapacağı yazılı çağrısı üzerine toplanır. Çağrıda toplantı gündemi de belirtilecektir. Yönetim Kurulu en az ayda bir defa toplanır. Yönetim kurulunda tüm kararlarda çoğunluk oyları geçerlidir." hükmünü havidir.TTK'nun anonim şirketler yönetim kurulu toplantılarının usulünü düzenleyen 390 maddesinde, yönetim kurulu toplantılarına çağrının usulüne ilişkin bir düzenleme yer almamakla birlikte, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre de yönetim kurulu çağrı üzerine toplanacaktır. Şirket ana sözleşmesinde çağrı usulü düzenlenmiş ise bu usule uyulması kural olup, istisnası TTK'nun 390/4 fıkrasında düzenlenmiştir. Çağrısız yönetim kurulu kararlarının nasıl alınacağı düzenleyen hüküm uyarınca; yönetim kurulu üyelerinden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır.Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir. Somut olayda da davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde batıl olduğunun tespiti talep edilen dava konusu yönetim kurulu toplantılarının şirket ana sözleşmesinin 13 maddesinde düzenlenen usule uyulmadan yapıldıkları, herhangi bir toplantı çağrısının yapılmadığı ileri sürülmüş olup, gerçekten de dosya içerisinde... ve... nolu yönetim kurulu kararlarının alındığı toplantılar için yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili tarafından yapılmış bir yazılı çağrı bulunmamaktadır. Davacı ... firmasının yönetim kurulu üyeliğinin sona ermediği, dava dışı ...'in yönetim kurulu seçilmesine ilişkin ... nolu kararın batıl olduğu yukarıda açıklanmış olup, ... ve ... nolu yönetim kurulu kararlarının ...'in de dahil olduğu tüm yönetim kurulu üyelerinin katılımı ve oybirliği ile alındıklarından bahisle TTK'nun 390/4 fıkrasına göre geçerli olduklarından bahsedilemeyecektir. Davalı şirket tarafından, bu kararların alındığı yönetim kurulu toplantılarının çağrısız olarak yapıldıkları, ne varki yönetim kurulu üyesi olan ... Tekstil Şirketi'nin gerçek kişi temsilcisi aracılığı ile bu toplantıya katılmadığı, tüzel kişi üye kararların onay için ulaştırılmadığı, esasen bu toplantıların yapıldığı 23/05/2019 tarihinde kişiliğinde tüzel kişi üyenin somutlaştığı bir gerçek kişi temsilci bulunmadığından ulaştırılmasına olanak da bulunmadığı,TTK'nun 390/4 fıkrasındaki usule aykırı yapılan her iki yönetim kurulu kararının da yoklukla malul oldukları tespit edilmiştir (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/6160 esas, 2024/9390 karar sayılı, 25/12/2024 tarihli; 2021/5189 esas,2022/1332 karar sayılı, 28/02/2022 tarihli; 2019/4941 esas, 2020/2973 karar sayılı,17/06/2020 tarihli ilamları). Mahkemece bu gerekçelerle; davalı şirketin ... ve ... sayılı yönetim kurulu kararları bakımından her iki davacının talebinin kabulü ile kararların yoklukla malul olduklarının tespiti gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinafı haklı, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı ... Şirketi'nin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek, davanın kabulü ile; davalı şirketin ... sayılı yönetim kurulu kararının batıl, ... ve ... sayılı yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduklarının tespitine, karar vermek gerekmiştir. 25/02/2025 KESİN
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... Tic.A.Ş.'nin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2022 tarih ve 2021/1183 Esas 2022/166 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davanın KABULÜ ile; davalı şirketin ... sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun, ... ve ... sayılı yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduklarının tespitine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Dairemiz karar tarihi davalıdan alınması gereken 615,40-TL nispi karar harcından, davacılar tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacılar tarafından dava açılırken yatırılan 44,40-TL peşin harç, 44,40-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 88,80-TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacılar tarafından sarf edildiği anlaşılan 5.189,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-Davacılar yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 11-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı ... Tic.A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacı ... Tic.A.Ş.'ye iadesine,12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 615,40-TL harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,13-Davacı ... Tic.A.Ş. tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacı ... Tic.A.Ş.'ye verilmesine,14-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.