T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1297 Esas
KARAR NO:2025/255 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/1 Esas- 2022/158 Karar
TARİH:17/02/2022
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:20/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan ... Şti. ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında ihbar olunan ... A.Ş.’nin ... Başakşehir/İSTANBUL adresinde bulunan 5 adet okul yapımı inşaatına hazır beton temin ettiğini, ticari ilişkide ilk kez 21.12.2017 tarihinde davalılardan ... Şti. ile sözleşme imzalandığını ve bu sözleşme kapsamında ihbar olunana ait inşaata hazır beton temin edildiğini, ticari ilişki devam ederken ilk taşeron olan ... Şti.' nin ödeme aczi içine düştüğünden bu kez müvekkili ile yapılan görüşmeler neticesinde davalı ... A.Ş. adına fatura düzenlenmesi talep edilerek aynı inşaata beton temin edildiğini ancak anılan şirketin de ödeme aczi içine düştüğünü, bunun üzerine ana yüklenici olan ... Şti.' nin müvekkilinin müşterisi sıfatı ile talepte bulunduğunu, böylece inşaatın tamamlanmasının sağlandığını, dilekçelerinde eklice delil olarak sunduğu inşaat tabelasında açıkça görüleceği üzere mal sahibinin ... A.Ş. olduğunu, ana yüklenicinin ise ... Şti. olarak ilan edildiğinin tespit edilmediğini, somut olayda ihbar olunan şirketin 5 adet okul yapım işine giriştiğini, arazi sahibi olduğu düşünülen .... A.Ş. ile aralarında bir inşaat sözleşmesinin bulunduğunu, bu kapsamda ana yüklenici firmanın alt taşeronlar marifeti ile müvekkilinden satın almış oldukları hazır betonlar kullanılmak sureti ile inşaatı tamamladıklarını ancak bu ticari alışveriş neticesinde hazır beton bedeli olan toplam 899.400,00 TL borcun ödenmediğini ve bu nedenle anılan borcun ödenmesinden bütün davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydı ile sözü edilen alacağın müvekkiline ödenmesi için işbu davayı ikame etmeleri gerektiğini, ana yüklenici olan .... Şti.’nin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/128 Esas sayılı dosyası ile konkordato ilan ettiğini ve konkordato dönemi itibari ile çek keşide ederek müvekkiline teslim ettiğinin yapılan incelemede ortaya çıktığını, bu aşamada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/128 Esas sayılı dosyasına müdahil olarak iyileştirme projelerinde ve borç bilançolarında müvekkilinden satın alınmış olan hazır beton değerinin yer alıp almadığının da kontrolünün sağlanması gerekeceğinden davalıların aralarındaki gerçek maddi ilişkinin ortaya çıkarılması amacı ile anılan dava dosyasından konkordato komiseri ve bilirkişi raporlarının celbi ile denetlenmesi gerektiğini, ana yüklenici firmanın Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/499 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin aleyhine alacak davası açtığını, davacı şirketin konkordato mehili içinde bulunması sebebi ile dava açma ehliyetinin sorgulanmasının gerekeceğini, bu hususta ilgili mahkemeye bilgi verildiğini ve yargılama sürecinin beklenildiğini, ... Şti.’nin konkordato mehili içinde olmasına rağmen konkordato komiserlerinin vekaletnamesi bulunmaksızın haksız bir alacak davasını ikame etmesi bir yana, ihbar olunan şirket ile mal sahibi şirketin ve yüklenicinin arasındaki bütün sözleşmelerin birlikte değerlendirilmesi halinde müvekkilinin malzemesi ile elde edilen maddi kazançların tespit edilmesi ve sorumluluğun müşterek ve müteselsil olmak üzere tüm davalılara ait olduğunun belirlenmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, müvekkili şirketin ilk müşteri olan alt taşerondan 13.12.2018 tarihi itibari ile 546.498,44 TL, sonraki müşteri olan ... A.Ş.’den 05.12.2018 tarihi itibari ile 352.900,18 TL alacaklı olduğunu, TBK’nın 471. maddesi hükmüne göre yüklenicinin üstlendiği edimleri ifa ederken yükümlülükleri, 472. Maddesinde ise malzeme ile ilgili yasal düzenlemelerin yer aldığının görüldüğünü, buna göre iş sahibi olan şirket malzemeyi sağlamadığından dolayı yüklenici tarafından müvekkilinden temin edilmiş olması karşısında malzeme bedelinin sorumluluğunun bütün davalılarda bulunduğunun kuşkusuz olduğunu, TBK’nın 479. maddesinde ise bedel ödeme borcunun iş sahibine ait olup, eserin teslimi zamanında muaccel hale geldiğini, davalı iş sahibi olan şirketin inşaatı teslim alıp, davalı ... A.Ş. tarafından öğretim yılı başlatıldığını ve fiilen inşaatların kullanıldığını, bu arada ... nezdinde yapmış oldukları kontrolde mal sahibi olarak görülen davalı ... A.Ş’nin ana sözleşmesinde iştigal sahası olarak okul inşa ederek devretmek şeklinde bir iş sahası bulunmadığının açık olduğunu, bu durumda davalı mal sahibinin muvazaalı işlemlere aracılık ettiğinin ortaya çıktığını, mahkemece davalıların aralarındaki bütün sözleşmelerin celbinin, davalı şirketlerin ticari defter kayıtlarının incelenerek aralarındaki alacak borç ilişkisinin tespitinin ve müvekkilinden satın alınan hazır betonların hangi şirket nezdinde muhasebeleştirildiğinin belirlenmesinin gerekeceğini, ancak netice itibari ile konkordato akdeden şirketin yüklenici olmasından dolayı malzeme bedelini ödeme yükümlülüğü bulunduğundan bu hususun mahkemece tespit edilmesi ve müvekkilinin malzeme bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesi talepleri bulunduğunu, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/499 Esas sayılı dava dosyasında müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia eden .... Şti.’nin esasen müvekkiline borçlu olduğunun ortaya çıkarıldığını, davalılar arasındaki danışıklı işlemlerin tespiti amacı ile mal sahibi şirketin ana sözleşmesinin celp edilmesini, ...A.Ş. ile aralarındaki ticari ilişkinin ticari defterler ve sözleşmeler kapsamında tespit edilmesini, bütün davalıların banka kayıtlarının incelenerek müvekkilinden alınan hazır betonların bedelinin kime ödendiğinin belirlenerek mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirterek 899.400,00 TL alacağın davalılardan tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydı ile müştereken ve müteselsilen alacağın muaccel olduğu 21.12.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile tahsiline davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin huzurdaki davanın davacısı ve davalıları ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, müvekkilinin tüm Türkiye çapında ... markası adı altında onlarca özel eğitim kurumu ile yaklaşık 30.000 öğrenciye hizmet vermek suretiyle faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin bu kapsamda hem bizzat ruhsatına sahip olduğu okulların işletmeciliğini yaptığını, hem de "..." markasının isim kullanım hakkını Franchise Sözleşmeleri ile 3. Kişilere sağladığını, bir başka deyişle, ismi "..." olan her okulun ruhsat sahibi işletmecisinin müvekkili ... A.Ş. olmadığını, huzurdaki davada davacının temel hatasının esasen bu yanılgıya dayandığını, dava konusu "... Başakşehir/İstanbul" adresinde yer alan okulun ruhsat sahibi işletmecisinnin müvekkili olmayıp ... A.Ş olduğunu, müvekkili şirket ile ... arasında '...' İsim Hakkının Kullandırılması İle Eğitim İşletim Sistemine Uygun Bilgi Desteği Verilmesine İlişkin Sözleşme" adı altında Franchise Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin amacının ... şirketine "..." markasını 2017-2018 eğitim öğretim döneminden itibaren kullandırmayı, hizmet ve eğitim anlayışından sözleşme kapsamında yararlandırmayı ve müvekkiline ait olan marka, logo, isim haklarının kullandırılmasını kapsadığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca ... şirketine yalnızca "..." markasını kullanım izni verdiğini, isim hakkı kapsamında faaliyet gösteren ...'in üçüncü kişilerle yaptığı veya yapacağı işlemler nedeniyle müvekkilinin de sorumluluğunun doğmasının mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği beton alma işinin ana firmasının müvekkili olmadığını, müvekkilinin diğer davalılar ile hiçbir alışverişi olmadığını, danışıklı işlemlerin varlığını iddia eden davacının bu iddialarını yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiğini, saygın bir eğitim kurumu olan müvekkilinin dayanaksız iddialarla danışıklı işlemler yapmakla itham edilmesinin yanlış olduğunu, bu nedenle davanın müvekkili yönünden tefrikine karar verilerek husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişilerin şeklen o davanın tarafları olduğunu ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerektiğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğini, davanın sıfat yokluğundan yani husumetten reddedilebileceğini, husumet yokluğunun, davanın reddini gerektiren bir husus olduğuna birçok Yargıtay kararında da dikkat çekildiğini, davacının iddia ettiği beton alma işinin ana firmasının müvekkili olmadığını, müvekkilinin bahse konu taşınmazın maliki veya kiracısı olmadığını, müvekkilinin diğer davalılar ile hiçbir alışverişi olmadığını, danışıklı işlemlerin varlığını iddia eden davacının bu iddialarını yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiğini, saygın bir eğitim kurumu olan müvekkilinin dayanaksız iddialarla danışıklı işlemler yapmakla itham edilmesinin yanlış olduğunu belirterek açıklanan nedenler ile haksız ve mesnetsiz işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle tümden reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş cevap dilekçesinde özetle, davaya konu şirketin merkezinin ... Bakırköy İstanbul olduğunu, diğer tüm davalılarında da adresinin Bakırköy Adliyesi ilçe sınırları içinde olduğunu, bu nedenle iş bu davaya bakmakta yetkili mahkemenin Bakırköy adliyeleri olduğundan mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, alacaklı olduğunu iddia eden davacı yanın müvekkiline hangi sıfatla huzurdaki davayı ikamet ettiği taraflarınca anlaşılamamış olup, müvekkili ile hukuki ve ticari herhangi bir ilişkisi bulunmaması nedeniyle iş bu haksız ve dayanaksız davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkilinin İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mah. ... ada ... ve ... ada ... Parselde kain gayrimenkulün maliki olduğunu, davalılardan ... ŞTİ 'nin müvekkilinin götürü bedel usulüne göre aralarında eser sözleşmesi olan yüklenicisi olduğunu, müvekkilinin götürü bedel usulü yaptırdığı inşaat sözleşmesini yalnızca davalılardan .... Şti ile yapmış olup, müvekkilinin yalnızca bu davalıya karşı sözleşmesel ilişki içerisinde olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden davacı yan ile müvekkilinin herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz yerine getirmiş olup, inşaatın tüm bedelini ilgili yüklenici ... Şti. ' ne nakten ödediğini, dava dilekçesinde herhangi bir hukuki hakka dayanıldığı iddiasıyla TBK md. 470 ve devamındaki yükleniciyle eser sahibi arasındaki hükümlerden bahsedilmesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde bir takım mahkeme kararlarından ve icra takiplerinden ve de var olduğu iddia olunan sözleşmesel ilişkilerden bahsederek müvekkili ve kiracısı ... Okulları hakkında dava ikame etmesinin yalnızca " belki bir ihtimal dava kazanılırsa tahsil kabiliyeti kolay olsun " şeklinde olduğu kanaatinde olduklarını, dava dilekçesinde dayanılan TBK md. 470 vd hükümlerinin eser sahibi ile yüklenici arasındaki hukuki ilişkiyi düzenlediğini, müvekkili ile yalnızca diğer davalı ... arasında bir götürü bedel usulüne dayalı inşaat yapım sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu sözleşme bedellerinin yüklenici ... İNŞ.'a müvekkilince tamamen ödendiğini ve müvekkilinin üzerine düşen tüm edimlerin yerine getirilmiş olduğunu belirterek açıklanan nedenler ile davacının davasının yetkisizlik nedeniyle reddine, öncelikle husumetten ve esastan davanın reddine karar verilmesine, işbu davanın kötüniyetli ikame edildiğinin tespiti ile dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak şartıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, HMK m.329/1 ve AAÜT m. 23 doğrultusunda davacı yanın, müvekkilin vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretini (AAÜT 2020'e göre) müvekkile ödemeye hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şti. cevap dilekçesinde özetle, davacı yanın iddia ettiğinin aksine davacı şirketin kendisinin müvekkili şirkete borçlu olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında alacak verecek ilişkisine dayalı derdest iki dava bulunduğunu, bu davalarda tarafların ticari defterleri incelenmiş olup davacı yanın iddia ettiğinin aksine müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya 300.000,00 TL ödeme yapılmış olmasına rağmen müvekkil şirkete 276.446,27 TL değerinde ürün teslim edildiğini ve bu bedel üzerinden fatura kesilmiş olduğunu, kalan 23.553,73 TL 'nin ise müvekkiline iade edilmemiş veya karşılığı olan ürünün teslimatı da yapılmamış olduğunu, bu kapsamda alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasından takip başlatıldığını ancak bu takibe de davacı yanca haksız olarak itiraz edilmiş olduğunu, icra takibine ilişkin açılan Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/499 E. Sayılı dosyasından yapılan ticari defter incelemesinde haklılıklarının tespit edildiğini, müvekkili şirketin davacıdan 23,553,14 TL alacaklı olduğunun saptanmış olduğunu, davacı yanca müvekkili şirketin işbu beyanına itibar edilmediğini, müvekkili şirket hakkında 89/1 haciz ihbarnamesine karşı yalan beyanda bulunulduğu gerekçesi ile İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/392 E. Sayılı dosyasından dava açılmış olduğunu ancak işbu dosyada yapılan ticari defter incelemesi neticesinde de müvekkili şirketin icra takibi borçlusu şirkete hiçbir borcunun olmadığının, aksine bu şirketten müvekkili şirketin 2.117,384,13 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu dosyalardan alınan bilirkişi raporlarının dilekçeleri ekinde sunulduğunu, davacının müvekkili şirketin konkordato mehili içinde olması sebebi ile alacak davası açamayacağına ilişkin iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın diğer davalılardan tahsil etmesi gereken alacağın ödeme kabiliyetinin olduğunu düşünerek müvekkili şirketten tahsil etmeye çalıştığını, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/499 E. Sayılı dosyasından görülen davada da müvekkili şirket ile ... ve...Şirketleri arasında organik bağ olduğunu iddia ettiklerini, müvekkili şirket ile diğer davalılar arasında hiç bir organik bağ olmamakla bu şirketlerin müvekkili şirkete borcu bulunmadığını, bu kapsamda davacının hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın müvekkili şirketin dava konusu alacak yönünden müşterek ve müteselsil sorumlu olacağına ilişkin iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını belirterek açıklanan nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydı ile açılan davanın reddi ile davacının HMK 329. Maddesi gereği cezalandırılması ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan ... A.Ş cevap dilekçesinde özetle, taşınmazın aynından kaynaklanan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu taşınmazın İstanbul İli Başakşehir İlçesinde olup yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, açılan davanın usul yönünden reddi ile yetkisizlik kararı verilmesini ve yetkili olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep- ettiklerini, davacı tarafın dilekçelerinde; ... Başakşehir/İstanbul adresinde müvekkili şirketin eğitim kurumu olarak faaliyetini sürdürdüğü binanın ihbar olunan müvekkil şirkete ait olduğuna ilişkin gerçek dışı iddialarına da itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin eğitim faaliyeti göstermiş olduğu ... Başakşehir/İstanbul adresli yapının mülkiyeti ... A.ş ile ... A.Ş 'ya ait olup müvekkililinin şirket olarak söz konusu taşınmazda sadece kiracı olduğunu, davaya konu borca ilişkin müvekkili şirketin kiracı olması sebebiyle hiçbir hukuki sorumluluğu ve yükümlülüğü bulunmadığını, dava konusu taşınmazda sadece kiracı olan müvekkilinin hukuki sorumluluğu ve yükümlülüğü olmadığından ihbar olunan taraf olarak davaya dahil edilmesine itiraz ettiklerini, ihbar olunan sıfatı müvekkili şirket yönünden gerçekleşmediğinden itirazda bulunduklarını, ihbar olunanın dava konusu alacaklara ilişkin hiç bir hukuki sorumluluğunun olmadığını taşınmazda yalnızca kiracı olduğunu ispat eden ve davada taraf veya ihbar olunan olmayacağını kanıtlayan kira sözleşmesini dilekçeleri ekinde sunduklarını, eğitim sektöründe olan müvekkili şirketin küresel ve artık ulusal problem olan salgın corona virüs (covid-19) sebebiyle devletin yaptırımı ile ara verdiğini, okulların ara verilmesi ve bu süreçte dezenfekte edilmesi sebebiyle müvekkili şirket ile sağlıklı iletişime geçilemediğini belirterek açıklanan nedenler ile huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle öncelikle davanın usul yönünden reddi ile dosyanın yetkili olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, taşınmaz üzerinde yalnızca eğitim hizmeti veren müvekkili şirketin taşınmazda kiracı olması sebebiyle davanın taraflarınca esastan reddine karar verilmesi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/02/2022 tarih ve 2020/1 Esas- 2022/158 Karar sayılı kararında;"Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/128 E. Ve 2019/499 E. Sayılı dava dosyaları, Başakşehir Kaymakamlığı' nın yazı cevapları,... Sayılı dosyası, ... Sayılı dosya sureti, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı davanın delillerini oluşturmaktadır.Tanık ... mahkememizin 03/12/2020 tarihli celsesinde; " Ben davacı şirketin şantiye şefi olarak çalışmaktayım. Biz ... inşaat ile arazımızda sözleşme yaptık. İrsaliye karşılığı hazır betonu ... bu okul inşaatında bulunan şantiye şefi ve formenine teslim ediyorduk.Yine tutarlar hepsi kayıtlıdır. Biz götürmüş olduğumuz hazır betonların bir kısmının bedelini alamadık. ... İnşaatı biz okul inşaatında biz ana yükleyici biliyorduk. ... grup ise ... işi alan ... A.Ş ise okul yapılan arsanın sahibidir. ... Okulları ise okulu işletendir " şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık ... mahkememizin 03/12/2020 tarihli celsesinde;"Ben ...A.Ş den franchsing aracılığı ile aldığımız ... A.Ş 'nin ortaklarından biriyim. ... okulları adı altında bu okulda faaliyet sürdürüyorum. ... kiraladık. Burada biz kiracıyız benim bilgim bundan ibarettir bu okulda öğrenciler aldık. Okul faaliyette idi" şeklinde beyanda bulunulmuştur.Tanık ... mahkememizin 18/02/2021 tarihli celsesinde; "Ben ...şirketininin müdürüyüm. Davaya konu işler için davalılardan ... grup ve ... şirketlerine davaya konu hazır betonları temin edip verdik. Verdiğimiz hazır betonlara ilişkin faturaları da bu 2 şirkete kestik bunun dışında bir kısım hazır betonuda ... şirketine teslim ettik. Fatura kestik. ... Yapının da mal sahibi olduğunu biliyorum dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.Bilirkişiler, Prof.Dr. ... , ...ve Prof. Dr. ... mahkememize sunmuş oldukları 20/10/2021 tarihli raporlarında neticeten; "Davacı/...’nın davalı/...’den, dava tarihi itibariyle, 546.498,44 TL alacağı bulunduğu; davacı/...’nın davalı/...’dan, dava tarihi itibariyle kayıtlı olduğu gibi, 352.900,18 TL alacağı bulunduğu; her bir davalının, davacı defterlerinde her bir davalı bakımından ayrı ayrı kayıtlı olan bu alacak tutarlarından, ayrı ayrı sorumlu oldukları, müteselsilen sorumlu olmadıkları " yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.İstanbul 2. İcra Dairesi' nin ...sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ( dosyamız davacısı)... A.Ş. Borçlunun dosyamız davalısı ... İnş. olup kambiyo senetlerine özgü takip talebiyle; 181.300 TL asıl alacak, 12.373,73 TL işlemiş faizi ve 168.400,00 TL asıl alacak 5.473,00 TL işlemiş faiz, 34.970,00 TL çek tazminatı, 1.049,10 TL komisyon, 117,50 ihtiyati haciz masrafı, 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 404.289,33 TL üzerinden talepte bulunulduğu görülmüştür.Her ne kadar davalı ... A.Ş ile İhbar olunan vekilince mahkememizin yetkisine yönelik itirazda bulunulmuş ise de; HMK'nın 6.(1)maddesine göre genel yetkili mahkeme davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. HMK 7(1) maddesi " davalı birden fazla ise dava,bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.Ancak,dava sebebine göre kanunda ,davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse ,davaya o yer mahkemesinde bakılır.(2) Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalının yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa mahkeme ilgili davalının itirazı üzerine onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda davalı ... A.Ş.' nin adresinin mahkememiz yargı yetkisi sınırları içerisinde bulunduğu, diğer davalılar açısından da HMK md 7/2' deki şartın ispatına yönelik delil ve emare bulunmadığı anlaşılmakla yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama, dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı deliller birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Dava, alacak istemine ilişkindir. Huzurdaki davada, davacı yanın 5 adet okul binasına temin ettiği hazır beton bedellerinin ödenmemesi iddiasına dayandığı, bu iddia kapsamında önce davalı .... Şti.’ne yazılı sözleşme kapsamında hazır beton temin ettiğini, bu şirketin ödeme aczi düşmesi üzerine daha sonra davalı ... A.Ş.’ye hazır beton temin ettiğini, bu şirketin de ödeme aczi içine düşmesi nedeniyle ana yüklenici davalı ... Şti’nin talebi üzerine hazır beton temin ettiğini, dava konusu okul binalarının yapım işine temin etmiş olduğu hazır beton bedeli olan toplam 899.400,00 TL borcun ödenmediğini, borcun ödenmesinden bütün davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ifade ettiği görülmüştür. Davalılardan ... Okulları' nın pasif husumet itirazında bulundukları görülmüştür.Dosyada mevcut taraflarca sunulan sözleşmelerin incelenmesinde, A) ... A.Ş ile davalı ... Şti. arasında Bakırköy ... Noterliği' nin 23.10.2017 tarih ve ... yevmiye numarasıyla düzenlenmiş sözleşmenin incelenmesinde, iş konusu başlıklı 2. maddede işverene ait İstanbul ili, Başakşehir İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... ve ... parselde bulunan taşınmaz üzerine okul binalarının yapım işinin anahtar teslimi yapılması işi olduğu, Başakşehir İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... ve ... parselde bulunan taşınmaz üzerine yapılacak okul binalarının yapım işinin işverenlerinin; davalı ... A.Ş. ile dava dışı ...Şirketi, yüklenicisinin ise davalı ... Şti. olduğu görülmüştür.B) Davalı ... Şti. ile davalı ... Ltd. Şti. arasında 04.08.2018 tarihinde düzenlenen sözleşmeye göre Başakşehir İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... ve ... parselde bulunan taşınmaz üzerine yapılacak A, C ve E Blok 3 adet okulun yapımı işinde davalı ... İnşaat şirketinin yüklenici, davalı ...şirketinin ise alt yüklenici olduğu görülmüştür.C) Davalı ...Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında düzenlenen 04.08.2018 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, Başakşehir İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... ve ... parselde bulunan taşınmaz üzerine yapılacak B ve D Blok olmak üzere 2 adet okulun yapı işinde; davalı ... Şirketinin yüklenici, davalı ... İnşaat şirketinin ise alt yüklenici olduğu görülmüştür.D) Davacı ...Şirketi ile davalı ... İnşaat şirketi arasında tarihsiz olarak düzenlenmiş sözleşmenin 1. Maddesine göre; davacı satıcı, davalı... Şirketinin ise alıcı, 2. maddesine göre işin konusu; “Alıcının sözleşmede belirtilen hazır beton ihtiyacının, satıcının hazır beton üretim santrallerinde alıcının yazılı ve sözlü talebine göre hazırlanıp sözleşmede belirtilen şartlar dahilinde ve fiyatlar mukabilinde alıcıya teslim edilmesi işi olduğu görülmüştür. E) ... A.Ş ile ... A.Ş arasında düzenlenen 20.04.2017 tarihli sözleşme hükümlerine göre...A.Ş. sahip olduğu “... İsim hakkını” okul işletmecisi ya da okul sahibi sıfatıyla ... AŞ’ye kullandırmayı kabul ve taahhüt etmiştir.F) İhbar olunan ... ile davalı... ve davadışı/... (inşa edilen okul binalarının sahibi) arasında, dava konusu arsa üzerinde inşa edilen okul binalarının davadışı/...’e kiralanmasına yönelik kira sözleşmesi akdedildiği anlaşılmıştır.Bu halde mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre, davalı ... A.Ş ' nin işveren, Davalı ... Şti 'nin tapu maliki ile sözleşme yapan ana yüklenici ve Davalı ... ve ... Şti'lerinin ise ana yükleniciyle sözleşme imzalayan alt yükleniciler oldukları, davacı ... Şirketi' nin davalı .... Şti ile aralarında yapmış oldukları yazılı sözleşme kapsamında diğer davalılar ... inşaat şirketi ile ...şirketinin sözlü talepleriyle 5 adet okul binası yapımı işinde hazır beton temin eden satıcı olduğu, davalı ... A.Ş.' nin yazılı sözleşme kapsamında .. şirketine isim hakkını kullandıran şirket, İhbar olunan ... Şirketi' nin ise davaya konu okulda kiracı şirket olduğu anlaşılmakla yapılan tespitimize bağlı olarak; davacı tarafından davalılar .... A.Ş ile ... A.Ş 'ye karşı açılan davanın davacı ile aralarında sözleşme ve davacının ticari defterlerinde de ticari ilişkiyi ispatlar kayıt bulunmaması gözetilerek ayrı ayrı pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Davacı ... AŞ' nin ticari defterlerinin incelenmesinde, defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil olduğu, davalı... Şti. hakkındaki defter kayıtlarına göre, davalı ... Şirketinden 546.498,44 TL alacaklı olduğu, davalı ... Şti hakkındaki defter kayıtlarına göre, 2018 yılında ... Şirketine 23.553,14 TL borçlu olduğu, 2019 yılında Davalı ... Şirketine 23.553,14 TL borçlu olduğu, davalı ... A.Ş. hakkındaki defter kayıtlarına göre, 2019 yılında Davalı ... Şirketinden 352.900,18 TL alacaklı olduğu görülmüştür.Davalı ... Şti' nin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince lehine delil niteliğinin bulunduğu, 2018 yılında Davacıdan 23.553,73 TL alacaklı olduğu, 2019 yılında davacıdan 23.553,73 TL alacaklıdır.Davalı ... A.Ş. ' nin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince lehine delil niteliği taşıdığı, davacı ... şirketinin, Davalı .... AŞ’ye 2017, 2018 ve 2019 yıllarında hazır beton sattığına dair defter kayıtlarında bilgi bulunmadığı görülmütür.Davalılar ... Şti ve ... A.Ş ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmemiştir. Ayrıca anılı davalıların sorumlulukları sözleşmesel sorumluluk olduğundan ve borçları farkları ticari ilişkilerden doğduğundan haklarında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanmayacağı kanaatine varılmıştır. Nitekim davacının ticari kayıtları da adları geçen davalılar açısından ayrıdır. Bu halde mahkememizce atanan mali müşavir bilirkişi görüşüne göre de, davacı ile davalı ... Şti' nin defter kayıtlarının örtüştüğü, nitekim bu tespitin Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/499 esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile de uyumlu olduğu, bu halde adı geçen tarafların aralarında ticari ilişki bulunduğu ve davalı savunmasını doğrular şekilde davacının davalıya 23.553,73 TL borçlu olduğu anlaşılmakla davalı ... Şti' ne karşı açılan davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 1.Hukuk Dairesi' nin 2014/ 21981 E. - 2017 / 2892 K. Sayılı 25.05.2017 tarihli kararında "Sadece vekaletname ibraz eden, fakat duruşmalarda hazır bulunmayan ve müvekkili lehine herhangi bir işlem yapmayan davalı lehine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 323 ve devamı maddeleri gereğince yargılama gideri olarak kendisini vekille temsil ettirdiği için vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir." kararında da duruşmaya katılmayan, dilekçe sunmayan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu açıkça belirtildiğinden davalılar Davalı ... A.Ş ve Davalı ... Şti lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.HUAK 18/A (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu ...'a 1320 TL tarife bedeli üzerinden kesilen 31/12/2019 tarih ... sıra nolu serbest meslek makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek taraflara aşağıda belirtildiği şekilde arabuluculuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır..."gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafından davalılar, ... A.Ş ile ... A.Ş 'ye karşı açılan davanın ayrı ayrı pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davalı ...Şti 'ye karşı açılan davanın esastan REDDİNE, 3-Davalı ... A.Ş 'ye karşı açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE; 352.900,18 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte adı geçen davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı ... Şti'ye karşı açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE ;546.498,44 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte adı geçen davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin bir kısım davalılar yönünden taleplerinin kısmen reddi ve buna bağlı olarak davalılar lehine takdir edilen vekalet ücreti hususlarına yönelik ilamının, hukuka aykırı olup bu kararın kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir.Davalı ... Şti yönünden davanın esastan reddinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Müvekkil şirketin, 21.12.2017 tarihinde ilk olarak davalılardan ... Şti. ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında, 5 adet okul yapımı inşaatı için beton temini konusunda anlaştıklarını, ancak ilk taşeron olan ... Şti. ödeme aczi içine düştüğünden bu kez müvekkil ile yapılan görüşmeler neticesinde davalı ... A.Ş. adına fatura düzenlenmesi talep edilerek aynı inşaata beton temin edildiğini, fakat ... Şirketi de ödeme aczi içine düştüğünü bunun üzerine ana yüklenici olan davalı... Şti. Müvekkil şirketin müşterisi sıfatı ile talepte bulunduğunu, böylece inşaatın tamamlanmasının sağlandığını,Tüm bu ticari birlikteliğin ve sorumluluğun varlığını gösteren bir diğer hususun ise davalı ...inşaat tarafından 28/10/2020 tarihli dilekçe ekinde sunulan ve tümü dava konusu taşınmazda yapılacak okulların inşası ve anahtar teslimine dair davalılar ... ve ..., davalılar ... ve ... ile davalılar ... Şirketi arasında akdedilmiş sözleşmelerin varlığı olduğunu, işbu sözleşmelerin iddiaları doğrular şekilde davalıların arasındaki ilişkiyi ifşa ettiğini, hatta davalı yüklenici... firmasının alt yükleniciler olan davalılar ... ve ... şirketleri ile imzaladığı her bir sözleşmede davalı ...'nın işveren ...'e karşı okul inşası işinin yapılması hususunda taahhüt altına girdiğinin yinelendiğini, Davalı ... İnşaat davalı ... Giyim ile akdettiği ... Sözleşmesi uyarınca kendi üstlendiği işi alt taşeron tedarik ederek yaptığını, bu minvalde davalılardan ... ve ... müvekkilden bedelini ödemeden tedarik ettikleri betonlarla yaptıkları işlere ilişkin maliyetleri davalı ...'ya, davalı ... da işbu bedelleri davalı mülk ve yapı sahibi ... Giyim' e maliyet olarak göstermek suretiyle zenginleştiklerini, davalı ... Okulları ise müvekkil şirketten alınan fakat bedelleri ödenmeyen hazır betonlar sayesinde inşa edilen okullarda franchise sözleşme yoluyla verdirdiği eğitim faaliyetiyle her geçen gün kazancını ve karını katladığını,Huzurdaki davada gelinen noktada davalı alt taşeronlar ... ve ... şirketleri tarafından müvekkil davacıdan alınan hazır betonların taşeronların ...şirketi ile yaptığı alt yüklenicilik sözleşmesi ile bu sözleşmenin davalı ...'nın davalı mal sahibi ... firması ile yaptığı eser sözleşmesi gereği olarak üstlendiği okul inşası faaliyetleri için alındığında ihtilaf bulunmadığını, öyle ki, betonların aynı proje için satın alındığı, yine betonların faturalarının hepsinin dosyada davalı olan birden fazla firmaya kesilse dahi dava konusu proje için teslim edildiği hususları, cevap ve beyan dilekçeleri ile tanık anlatımlarıyla aydınlatıldığını, davalıların da bu konuda bir itirazları bulunmadığını, Ana yüklenici olan .... Şti.’nin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/128 Esas sayılı dosyası ile konkordato ilan ettiği ve konkordato dönemi itibari ile çek keşide ederek müvekkile teslim ettiği yapılan incelemede ortaya çıktığını, bu aşamada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/128 Esas sayılı dosyasına müdahil olarak iyileştirme projelerinde ve borç bilançolarında müvekkilden satın alınmış olan hazır beton değerinin yer alıp almadığının da kontrolünün sağlanması gerekeceğinden davalıların aralarında ki gerçek maddi ilişkinin ortaya çıkarılması amacı ile anılan dava dosyasından konkordato komiseri ve bilirkişi raporlarının celbi gerektiğini, ancak, yerel mahkeme tarafından bu yönde eksik inceleme yapılarak hüküm tesis edildiğini,Bu durumda ana yüklenici olan ve ilam neticesinde davalılardan ... Grup ile ... inşaat aleyhine hükmedilen tutarlardan davalı ... ile birlikte tüm davalıların müşterek ve mütelsilen sorumlu olmaları gerekmekte iken yerel mahkemenin ... inşaat şirketi yönünden davanın esastan reddi, diğer davalılar ... Giyim ve ... okulları yönünden davanın husumet nedeniyle reddi yönündeki ilamının hukuka aykırı olup bu kararın kaldırılması gerektiğini,Davalılardan... A.ş İle... A.ş'ye karşı açılan davanın ayrı ayrı pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin, alacağın tahsili amacıyla ikame edilen davanın yargılama sürecinde tüm davalıların 5 adet okul inşaatında aktif yer aldıkları dinlenen tanık anlatımları ve alınan bilirkişi raporuyla da subuta erdiğini, dinlenen tanıklardan ...'ın esasen müvekkil şirkette dava konusu uyuşmazlığın yaşandığı sırada şirketin şantiye şefi olarak çalıştığını, bu anlamda davalılarla müvekkil şirket arasındaki ticari ilişkilere, alım-satım muamelelerine aşina olması nedeniyle anlatımlarının büyük önem ifade ettiğini, davalı şirketler arasındaki münasebetin, işbu okul yapımında ... inşaatın yüklenici, ... ve ...'in taşeron, ... Yapı'nın, üzerine okul inşa edilen taşınmazın maliki ve yapı sahibi, ...'nın ise işbu okullarda halen devam eden eğitim faaliyetinin sağlayıcısı olduğunun ifade edildiğini, tanık ...'ın anlatımlarıyla da davalıların dava konusu okulların yapımı ve bu okulların işletilmesi çevresinde şekillenen iş ilişkileri, müvekkilin söz konusu ticari işlerinin yürütülmesi ve tamamlanması aşamasındaki etkisinin açıkça görüldüğünü, Dava dilekçesi ekinde delil olarak sunulan inşaat tabelasında açıkça görüleceği üzere mal sahibinin .... A.Ş. olduğu, ana yüklenicinin ise ... Şti. olarak ilan edildiğinin tespit edildiğini, somut olayda ihbar olunan şirketin 5 adet okul yapım işine giriştiği, arazi sahibi olduğu düşünülen .... A.Ş. ile aralarında bir inşaat sözleşmesinin bulunduğu, bu kapsamda ana yüklenici firmanın alt taşeronlar marifeti ile müvekkilden satın almış oldukları hazır betonlar kullanılmak sureti ile inşaatı tamamladıkları ancak bu ticari alışveriş neticesinde hazır beton bedeli olan toplam 899.400,00 TL borcun ödenmediği ve bu nedenle anılan borcun ödenmesinden bütün davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydı ile sözü edilen alacağın müvekkile ödenmesi amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, Dosya içerisinde mübrez beyan ve talepleri doğrultusunda hüküm altına alınan 899,400,00 TL'lik değerin tüm davalılardan müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında tahsili gerekmesine rağmen, 1-Davalılar, ... A.Ş ile ... A.Ş 'ye karşı açılan davanın ayrı ayrı pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2- Davalı ... Şti 'ye karşı açılan davanın esastan REDDİNE, Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE karar verilmesinin ve davalılar lehine vekalet ücreti takdirinin hukuka aykırı olup yerel mahkeme ilamının bu yönüyle kaldırılmasını talep zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/1 E. 2022/158 K sayılı ilamı ile bir kısım davalılar yönünden davanın kısmen Reddine dair verilen kararın kaldırılarak, hükme esas alınan 899.400,00 TL alacağa ilişkin tüm davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna hükmedilmesini, davanın bir kısım davalılar yönünden reddi nedeniyle işbu davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretlerine yönelik ilamın istinaf talepleri neticesinde kaldırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından alt yüklenici davalılar ... A.Ş. ve ... Şti.ne satılarak teslim edilen hazır beton bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın, bu alt yükleniciler, ana yüklenici ... Şti., işveren arsa maliki ... A.Ş ile ...veren ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar ... A.Ş. ve .... Şti.aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, ... Şti.aleyhine açılan davanın esastan reddine, ... A.Ş ile ... A.Ş.aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davalılar .... Şti., ... A.Ş ile ... A.Ş.aleyhine verilen red kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava, istinaf ve aşamalardaki tüm dilekçelerinde davacının alt yükleniciler ... A.Ş. ve ...Şti.ne hazır beton satışı ve teslimini yaptığı, bu davalılar tarafından teslim edilen malların bedelinin ödenmediğini ve bu borçtan bu kişiler ile birlikte beton temin edilen yerin arsa maliki ... A.Ş. ile ana yüklenici ... Şti. İle eser sözleşmesi akdetmesi ve malik olması,... Şti.nin ana yüklenici olması ve ... A.Ş.nin ... veren olması sebebiyle sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. Ancak davacının ilk önce alt yüklenici... Şti. İle hazır beton sözleşmesi akdettiği ve bu şirkete ürün temini yaptığı, daha sonra sözlü olarak ... A.Ş.ye hazır beton satışı hususunda anlaşıldığı ve bu şirkete ürün temini yapıldığı, satış sözleşmelerinin davacı ile bu davalılar arasında kurulduğu ve teslimatın bu şahıslara yapıldığı, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı sözleşme hükümlerinin ileri sürülemeyeceği ve talepte bulunulamayacağı, davacının kendisinin tarafı olmadığı eser sözleşmesi ve ana yüklenici-alt yükleniciler arasında akdedilen sözleşme ve ... sözleşmesi hükümlerine dayanamayacağı, TBK'nın 162. maddesi uyarınca müteselsil borçluluğun ancak borçluların kabul etmesi veya kanundan doğacağının hüküm altına alındığı, diğer davalılar tarafından alt yüklenicilerin edimlerinden borçlu olacaklarının davacıya karşı kabul edilmediği gibi, davalılar arasında müşterek ve müteselsil sorumluluk doğuracak kanundan doğan bir hukuki sebebin de bulunmadığı, bu sebeple satış bedelinin bu davalılardan talep edilemeyeceği, davacı tarafından davalı ana yüklenici arasındaki ticari ilişkiye istinaden ana yüklenicinin davacıya borçlu olmadığının tarafların birbiri ile örtüşen ticari defter ve kayıtları ile tespit edildiği, Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.