T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1303 Esas
KARAR NO:2025/281 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/423 Esas- 2022/248 Karar
TARİH:26/04/2022
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:20/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile Dava dışı ... A.Ş. arasında 01.01.2019 ile 01.12.1020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ...-... no'lu nakliyat abonman sigorta poliçesi tanzim edildiğini; dava dışı ... ("...”) tarafından ...'ye kaplamalı beyaz testliner kâğıt emtiası satışı olduğunu, emtianın denizyolu ile taşıma işini davalı taşıyan ...'nın üstlendiğini, gemi varma limanına geldiğinde taşıma konusu emtiaların bulundukları konteynerlerden ... numaralı konteynerin kapakları açıldığında 4 adet bobinde ıslaklık olduğunun tespit edildiğini, bu 4 bobinin hiçbir şekilde kullanılamaz hale geldiğinden tam zıyaa, diğer 3 bobininde kısmen kullanılabilir olduğundan kısmı zıyaa söz konusu olduğunu, hasarın fark edilmesi üzerine depo sorumluları ile forklift operatörü tarafından hasara ilişkin tutanak tanzim edildiğini, sigortalı ... tarafından ...'ya hasar talep yazısı gönderilerek hasarın bildirildiğini ve zarar tazminin talep edildiğini, yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda düzenlenen ekspertiz rtaporunda sovtaj tenzili de yapılarak 14.883.14 TL hasar tespit edildiğini, hasarın nakliyat abonman sigorta poliçesi teminatı kapsamında olduğundan ... tarafından sigortalısı ...'ye 14.883.14 TL tazminat ödendiğini, hasar nedeni ile ...'nın... numaralı hasar dosyası açtığını, davalılar arasındaki sorumluluk sigortası nedeni ile davalı ...'nın diğer davalı taşıyan ...'nın sorumluluk sigortacısı olduğunu; ... ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, hasarın kâğıt emtiasının gemi ile taşınması sırasında meydana geldiğini, davalıların ... sayılı 14.883,14 TL tutarındaki icra takibine yaptıkları itiraz sonucunda icra takibinin durduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi vekilinin 24.12.2020 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde; Davacı ... ile sigortalısı ...'nin zarara uğradığını ispat edemediğini, abonman sigorta poliçesinin çerçeve sözleşmesi niteliğinde olduğunu, geçerli olabilmesi için ayrı bir sigorta sözleşmesinin yapılması gerektiğini, dosyada taşıyanın veya yetkilisinin imzası bulunan bir hasar tutanağının olmadığını bu scbeplerle davanın aktif husumet ehliyeti eksikliği nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin denizciliğin taşıyan sıfatı taşımadığını, aksi düşünülse bile taşıyana karşı açılacak her türlü istem hakkının 1 yıl içinde düşeceğini, huzurdaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin taşıyan sıfatının olmadığını, taşıyanın konşimentoda imzası bulunan ...olduğunu, müvekkili şirketin huzurdaki davaya konu taşımada taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket ettiğini, taşıma işi için ... firması ile anlaşılmış olup taşıma işini bu firmanın gerçekleştirdiğini, taşıyanın sorumluluklarından dolayı sorumlu tutulamayacağından dolayı davanın pasif husumet chliyeti olmayan müvekkili şirket yönünden reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak, varlığı iddia olunan hasardan sorumlu olmadıklarını, hasarın kendilerine yüklenemeyecek sebeplerden ileri geldiğini, hasar tespitinin dava dışı ...'nin deposunda yapıldığını ancak müvekkili şirketin dava konusu taşımada yalnızca deniz taşıma kısmını organize ettiğini, taşımanın ... no'lu konteyner ile yapıldığını, konteynerin herhangi bir sorun olmadan teslim alındığını yani liman sahasında konteyner alıcısına teslim edilirken hasarsız bir biçimde teslim edildiğini, daha sonra konteynerin karayoluyla gönderilenin deposuna taşındığını, dosyadaki mevcut ekspertiz raporunda gümüş nitrat testi sonuçlarının olumsuz çıktığı belirtilmesinin deniz suyuna bağlı bir hasarın olmadığını işaret ettiğini, sigortacının tek taraflı ve kendi talepleri doğrultusunda yaptırmış olduğu ekspertiz raporunun taşıyanı bağlamayacağını, ekspertiz raporunun kullanılabilmesi için ekspertizin tüm tarafların kabul ettiği üçüncü bir firmaya yaptırılması ve tüm tarafların ortak katılımı ile yapılması gerektiğini, hasar bildiriminin TTK uyarınca yasal süresi içerisinde gerçekleştirilmemiş olmakla usulüne uygun olarak yapılmadığını, dava dışı sigortalı... tarafından müvekkili şirkete yapılan herhangi bir hasar bildirimi olmadığını, konşimentoya herhangi bir şerh düşülmediğini, yükün teslim anında açıkça görünmeyen hasarlar durumunda yükün alıcıya tesliminden sonra 3 gün içinde ihbarda bulunulması gerektiği halde bunun yapılmadığını, müvekkil şirketin taşıyan sıfatı kabul anlamına gelmemek kaydıyla emtianın liman teslimi sırasında konşimentoya herhangi bir şerh düşülmemesi ve limanda hasar tutanağı düzenlenmemesi sebebiyle emtianın sağlam ve hasarsız şekilde teslim edildiğini ve taşıyanın sorumsuzluğunun karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu aşamadan sonra emtianın alıcı firmanın Kocaeli'nde bulunan deposuna teslimi aşamasında hangi koşullarda ve araçlara taşındığı konusunda müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, yükün alıcıya tesliminden sonra eğer yolda hasar oluşmuş ise bu hususun taşıyanı ilgilendirmeyeceğini, meydana geldiği iddia edilen hasara ilişkin konşimentoda hiçbir surette hasar şehri düşülmediğini, sorumluluğu kabul anlamına gelmemek üzere müvekkil şirketin taşıyıcı olarak sorumluluğunun TTK madde 1186/3 gereğince sınırlı sorumluluk kapsamında tespiti gerektiğini, davanın hak düşürücü süreye maruz kaldığından ve aktif/pasif husumet eksikliği nedeniyle usulden reddine, bu talepleri kabul görmez ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili 24 .12.2020 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde; Usul yönünden huzurdaki davanın hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sigortalısı ...şirketinin dava konusu taşıma ilişkisinde kusuru olmadığını bu yüzden davacının aktif husumetinin bulunmadığını, esasa ilişkin olarak müvekkili şirketin sigortalısı ... şirketinin sorumluluğunun limana kadar olduğunu, dava konusu olayda konteyner içerisindeki emtia ... Liman sahasında indirildiğinde teslim belgesi üzerine emtianın hasarlı olduğuna ilişkin hiçbir şey düşülmediğini, bu yönde bir hasar ihbarı yapılmadığını, gümrük işlemlerinin tamamlanmasından sonra limandan Kartepe/Kocaeli'ndeki alıcı tesislerine götürüldüğünü, burada yapılan tahliyede hasarlı olduğunun tespit edildiğinden dolayı ...'nın sigortalısı ... şirketinin hiçbir sorumluluğunun olmadığını, yükün limana indirilmesi ile alıcının tesislerine götürülüp hasarın tespit edilmesi arasında bir haftalık süre geçtiğini, liman ile alıcının tesisi arası hasarın ..şirketine ait olmadığını, dava konusu taşımanın deniz yolu ile yapıldığını, ıslaklık hasarının ekspertiz raporlarında kaynağının deniz suyu olmadığını, muhtemelen yağmur suyu ile ıslandığının belirtildiğini bu da hasarın ... şirketine ait olmadığını gösterdiğini, ... şirketinin taşıma işleri komisyoncusu olduğunu, fiili taşıma esnasında emtianın zilyetliğini elinde bulundurmadığını, bu yüzden hasardan sorumlu olamayacağını, davacının İİK m.67/2 uyarınca müvekkillerine kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle aktif husumet yokluğu ve müvekkillerinin söz konusu hasardan dolayı sorumluluğunun bulunmaması sebebiyle davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarih 2020/423 Esas- 2022/248 Karar sayılı kararında;"Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların davalı taşıyan sorumluluğunda deniz taşıması esnasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalılardan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, Uyuşmazlığın konusunun; Tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür. ... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine 23/06/2020 tarihinde icra takibine başlandığı, ödeme emrinin davalı borçlulara 01/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçluların süresi içerisinde sundukları itiraz dilekçeleri ile takibin durduğu ve eldeki davanın da 24/11/2020 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince yasal 1 yıllık sürede açıldığı anlaşılmıştır. ...Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, davacının TTK 1472 maddesi gereğince halef sıfatını ve hali ile aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ancak bu ödemenin geçerli bir sözleşme uyarınca ve gerçek hak sahibine yapılması gerekmektedir. Sigortacının halefiyeti, kanundan kaynaklandığından kendiliğinden meydana gelir. Sigortacı tazminatı ödediği anda, sigortalının yerine geçer ve sigortalının zarara sebep olan üçüncü şahsa karşı olan talep hakkı düşer.Son olarak ise halefiyetin gerçekleşmesi için, zarar nedeni ile sorumlu bulunan üçüncü bir kişinin varlığı gereklidir. Sonuç olarak davacı sigortacının, sigortalısının haklarına halef olabilmesi için, sigortalının üçüncü şahıslara karşı tazminat talebi hakkına sahip olması, sigortacının sigorta tazminatını gerçek hak sahibine ödemiş olması ve geçerli bir sigorta sözleşmesinin var olması gerekir. Dosya içerisinde bulunan ... numaralı, 14/01/2019 tanzim tarihli, 01/01/2019 - 01/01/2020 tarihlerini kapsar Nakliyat... Poliçesi'nden, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... AŞ arasında davaya konu emtiaların gemi ile gerçekleştirilecek taşıması sırasında meydana gelebilecek nakliye rizikolarına karşı sigorta sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır. Sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle ödeme yapmış olma koşulu bakımından dosyaya sunulan 21/02/2020 tarihli ödeme belgesi ile davacının sigorta tazminatını dava dışı sigortalıya ödediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosyaya davaya konu taşımaya ilişkin olarak spesifik bir sigorta poliçesi sunulmamışsa da, dosyada bulunan sigorta poliçesinden, sigortalının faaliyetleri ile ilgili tüm yüklerin ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın sigorta teminatı içerisinde yer aldığı anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalı davaya konu emtiaları dava dışı satıcı... firmasından ... teslim şekli ile satın almış olup, bu teslim şekline göre satıcı, malı gemide alıcıya teslim etmekte; mala ilişkin hasar da bu an itibariyle alıcıya geçmektedir. Dolayısıyla konşimentoyu henüz teslim almamış olan dava dışı sigortalı alıcı, malların yükleme limanında gemiye alınmasıyla birlikte hasara katlanır hale gelmektedir. Buna göre dava dışı sigortalının sigortalanabilir menfaate sahip olduğu ve buna bağlı olarak da davacının TTK 1472 maddesi gereğince halefiyet yolu ile aktif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir.Davalıların pasif husumet ehliyetlerinin tespiti bakımından yapılan değerlendirmede ise; davaya konu taşıma için ... ile... arasında akdedilen sözleşme dosyaya sunulmamıştır. Bununla birlikte ... tarafından düzcnlenen ... numaralı konişmento dosyada yer almaktadır. Sadece taşıma işleri organizatörü olduğunu savunan ...'nın konişmento düzenlememesi gerekirdi. Bu nedenle ...'nın taşıyan sıfatının olduğu, pasif husumet ehliyetine ilişkin itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu açıdan ...'nın taşınan eşyanın zilyetliğini elde etmemiş olması, taşımanın fiili olarak ... tarafından gerçekleştirilmiş olması, yükün, ...'ten İzmit'e nakliyesi işini üstlenerek yerine fiilen bunu getiren ... firmasının ise fiili taşıyan sıfatını;...' nın ise akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Diğer davalı ise davalı ... firmasının sorumluluk sigortacısı olduğundan bu davalı bakımından da pasif husumet ehliyetinin bilindiği mahkemece kabul edilmiştir.Davalılar vekillerince davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı itirazı bulunmakla bu hususun irdelenmesi gerekmiştir. Davaya konu taşıma 25/10/2019 tarihinde başlamıştır. Dosyada bulunan deliller incelendiğinde, malların 08/11/2019 tarihinde ... Limanı'nda gemiden indirilerek alacıya teslim edildiği kayıtlıdır. Davaya konu icra takibi ise 23/06/2020 tarihinde başlatılmış olduğundan TTK 1188 maddesi gereğince hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurulmuş olduğundan hak düşürücü süre itirazları mahkemece yerinde görülmemiştir.Dosyaya sunulan 2 adet konşimento bulunmaktadır. Bunlardan ilki yukarıda da bahsedilen davalı tarafından düzenlenen 3527 numaralı ana konşimento olup bu konşimento kayıtlarına göre, yükleten dava dışı satıcı ..., alıcı dava dışı sigortalı... firmasıdır. Diğer konşimento ise dava dışı ...tarafından düzenlenen aynı ...numaralı konşimento kayıtlarına göre ise, yükleten ... firması alıcı ise davalı ... firmasıdır. Konşimentolarda ... kaydı bulunmaktadır. Bu kayda göre bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, konteyner satıcı yükleten tarafından koönteynere doldurulmuş ve konteyner mühürlü olarak taşıyana teslim edilmiş olmaktadır. Yani bu tür taşımacılıkta taşıyan konteyneri teslim aldığında konteynerin harici durumuna bakarak eğer konteynerde bir hasar. ezilme, çatlaklık vs. varsa konişmentoya yazmaktadır. Aksi takdirde yukarıda anılan karineler konteynerin harici durumuna ilişkin olarak (yani koönteyneri iyi durumda taşıyana teslim edildiği ve konteynerin iyi durumda gönderilene teslim edildiği) söz konusu olmaktadır.Davaya konu talep taşımaya konu edilen emtiaların tahliyesi esnasında ... numaralı konteynerdeki 4 bobin kağıdın ıslanarak hasarlanmasına ilişkindir. Bu kapsamda yapılan ekspertiz raporu ile ... nolu bobinin (3.304 kg) bir yan yüzeyinin komple ıslandığı belirlenmiş, geri kalan 3 bobinde ise, kağıtların dıştan birkaç sarımlarının ıslanmak ve yırtılmak suretiyle hasarlandığı tespit edilmiştir. Kâğıt bobinlerin ıslak yüzeylerine uygulanan gümüş nitrat testinde, tuzlu su emaresine rastlanılmadığı da belirtilmiş ve tahliye sırasında çekilmiş olan fotoğrafların yetersiz oluşundan dolayı rulo kağıtlarındaki ıslanmanın konteyner içerisinde yükleme öncesi mi oluştuğu yoksa taşıma sırasında koönteynırdaki bir delik yırtıktan sızan yağmur suyunun teması neticesi mi oluştuğunun pek anlaşılmadığı belirtilmiş ve hasarın konteynerdeki muhtemel bir sebepten kaynaklandığından bahsedilmiştir. Uluslararası konteyner taşımacılığında, tüm konteynerler yükleme limanında gemiye yüklenmeden önce ve tahliye limanında gemiden indirildikten sonra gerek liman ve acente görevlileri gerekse gemi görevlileri tarafından kontrol edilerek varsa gözle görülen hasarlar tespit edilip "... "na kaydedilmektedir. Ancak dava konusu olayda davaya konu ... nolu konteynerin dış gövdesinde herhangi bir fiziki hasar olduğuna ve içerisinde bulunan emtia hasarının denizyolu taşıması sırasında meydana geldiğine dair, gerek yükleme ve/veya tahliye limanlarında liman, gümrük ve acente yetkilileri tarafından, gerekse gemi görevlileri tarafından düzenlenmiş herhangi bir hasar tutanağına rastlanmamıştır. Dolayısıyla bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dosyada bulunan belge ve bilgiler çerçevesinde yükteki hasarın konteynerin elverişsizliğinden kaynaklandığını söylemek mümkün değildir.Davaya konu hadisede uyuşmazlık konusu konteynerler, ... Limanında 08.11.2019'da tahliye edildikten sonra alıcı firmanın Kartepe/Kocaeli'de bulunan tesislerine karayolu ile sevk edilmiştir. Dava dosyasındaki belgelerden, yükün alıcı tesislerine gitmeden önce liman sahasında | hafta beklediği anlaşılmıştır. 15.11.2019 tarihinde alıcının tesislerindeki boşaltma işlemi sırasında, ... numaralı konteynerin kapakları açıldığı sırada dört bobinde ıslaklık tespit edilmiş ve sadece alıcı firma yetkilerinin imzasını taşıyan tutanak ile kayıt altına alınmıştır. Bu tutanak dışında ... no'lu konteynerin içerisindeki malın hasarlı olduğuna dair, taşıyanın bir temsilcisi de dahil olacak şekilde TTK m. 1184 kapsamında, kanunda belirlendiği şekilde mahkemece veya yetkili diğer makamlarca ya da bu husus için yetkili uzmanlarca düzenlenmiş herhangi bir inceleme tutanağının dosyada mevcut olmadığı; dava dosyasında bulunan ekspertiz raporuna göre, hasar ihbarının ilk olarak 20/11/2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre; TTK gereği hasar ihbarının usule uygun yapılmamış olduğu kabul edilmiştir. İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine doğmakta olup, eldeki dosyada davacının bu iki karinenin aksini ispat ederek davalıların sorumluluğunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak yukarıda bahsedildiği üzere, hasarın ve ıslanmanın taşımanın hangi safhasında meydana geldiği dosya kapsamından anlaşılamadığından gümüş nitrat testinin de negatif çıktığı değerlendirildiğinde ve taşımaya konu konşimentoların kapalı ve mühürlü olarak yükletenin sorumluluğunda, konteyner içerisine yüklendiği, istiflendiği, taşıyanın konteyner içerisindeki yükün akıbetinin ne olduğu hususunda sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinde, emtiaların gemiye hasarsız olarak teslim edildiği de davacı tarafından ispatlanamadığından; ayrıca ıslanmanın deniz suyundan kaynaklandığına ilişkin de dosyaya bir delil sunulmadığındar hasarın, davalıların sorumluluk alanı içerisinde ve deniz taşıması esnasında meydana geldiğine dair mahkemede kanaat uyanmamıştır.Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarihli, 2020/423 Esas ve 2022/248 Karar sayılı ilamının hukuka ve usule aykırı olup, yeniden incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini;Öncelikle Yerel Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, ek rapor talebinin kabul görmediğini, oysa ki kök rapor sonrasında Yerel mahkemenin vermiş olduğu süre zarfında sigortalıdan edinmiş oldukları belge ve bilgileri Yerel Mahkemeye sunduklarını ve buna istinaden ek rapor talebinde bulunmuş olmalarına rağmen bu taleplerinin değerlendirilmediğini, itirazlarına karşın dosyanın yeni belgeler çerçevesinde ek rapora gönderilmemiş olmasının bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını gösterdiğini, bu nedenle mevcut bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi için Yerel Mahkeme hükmüne karşı istinaf yoluna başvurma zarureti doğduğunu;Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında hasarın deniz suyundan kaynaklanmadığının belirtildiğini, zaten hasara neden olan ıslaklığın deniz suyundan kaynaklanmadığı hususunda herhangi bir tereddüt ve uyuşmazlık bulunmadığını, yapılan testin bunu gösterdiğini, ancak hasarın deniz suyundan kaynaklanmamış olmasının hasarın deniz taşıması sırasında meydana gelmediği sonucunu göstermediğini, hasarın deniz taşıması sırasında yağan yağmur suyundan ya da başka bir şekilde konteynerın içerisine sızan tatlı sudan kaynaklandığını, bu sebeple ki müvekkili şirket tarafından yaptırılan ekspertiz sonrası düzenlenen raporda hasarın konteynerdeki muhtemel bir sebepten kaynaklandığının belirtildiğini, burada geçen muhtemel sebebin, emtianın konteyner içerisinde bulunurken ıslanmış olmasının konteynerdeki herhangi bir ayıptan kaynaklandığı hususunun belirtilmesi olduğunu, bu nedenle emtianın konteyner içinde hasara uğraması konteynerın yüke elverişsizliğini ya da ayıplı olduğuna işaret ettiğini, bunun için ayrıca bir ispata ihtiyaç bulunmadığını, emtianın ıslak olduğu hususunda herhangi bir tereddüt olmadığını, bu nedenle zararın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilememesinin davalı taşıyanın sorumlu tutulamayacağı görüşüne katılmanın hukuken mümkün olmadığını, bu bakımdan hasar ihbarının yapıldığı zamanın bir önemi olmadığını ve emtianın limanda 1 hafta bekletilmesinin söz konusu olmadığını, emtianın boşaltma sırasında yani 15/11/2019 tarihinde ıslaklık hasarının olduğunun tespit edildiğini ve depodan ana merkeze bildirim yapılarak aracı firmaya (...) bilgi verildiğini ve aracı firma tarafından da davalı ...'ya bildirim yapılarak iletişime geçildiğini, ana merkezden bildirimin 20 Kasımda yapılmasının nedeninin de araya hafta sonunun girmesi olarak gösterildiğini beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarihli, 2020/423 Esas ve 2022/248 Karar sayılı ilamının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortalan emtianın taşıma sırasında hasara uğradığından bahisle sigortalıya ödenen tazminatın taşıyıcı ve taşıyıcının sigortacısından rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece bilirkişi kök raporundan sonra sundukları belgelere göre ek rapor alınmamasının hatalı olduğu, hasar ihbarının süresi içerisinde yapıldığı, hasarın tespitinden sonra yaptırılan ekspertiz incelemesi ile hasarın konteynerde bulunan açıklık, delik gibi bir sebepten ileri geldiğinin belirlendiği, konteynerdeki yüke elverişsizlik nedeniyle davalıların hasardan sorumlu oldukları, ayrıca bir ispatın gerekmediğine ilişkindir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüştür. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bir bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri ve mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik veya belirsizliğin tamamlanmasını ya da açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden yeni rapor alabileceği kabul edilmiştir. Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan raporda iddia ve savunma olarak ileri sürülen tüm hususlar tartışılmış, dosya kapsamında bulunan delillere göre süreler yönünden tespitler yapılmıştır. Rapor son derece denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olarak düzenlenmiştir. Davacı vekili rapordaki bir eksiklik veya belirsizlik nedeniyle ek rapor alınmasını talep etmemiş olup, rapordan sonra sunduğu mail yazışmalarının rapordaki tespitleri değiştirir bir içeriği ve etkisi de olmadığından Mahkemece ek rapor talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.İlk derece mahkemesince karar yerinde açıklandığı üzere; tazminat ödemesine konu hasarın tespiti, davacının sigortalısı tarafından tek taraflı olarak ve kendi deposunda yapılmış, söz konusu hasar tespitinde davalı taraf veya temsilcisi bulunmamış, hasar tespit edildiği 15/11/2019 tarihinden beş gün sonra 20/11/2019 tarihinde davalı taşıyana bildirilmiş ve bu şekilde süresinden sonra yapılan hasar ihbarı nedeniyle TTK'nın 1185/4. maddesinde yer alan davalı taşıyanın emtiayı taşıma senedinde yazıldığı şekli ile teslim ettiği ve ziyaı veya hasarın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğine dair karine devreye girmiştir. Dava konusu taşımada emtia ... şeklinde, yani konteyner içerisinde taşınmış, satıcı tarafından konteynere yüklenmiş ve konteyner mühürlü bir şekilde taşıyana teslim edilmiştir. Yükleme limanında konteynerde herhangi bir açıklık, delik gibi yüke elverişsizlik hali tespit edilmediği gibi varış limanında da bu şekilde bir tespit yapılmamış, konişmentoya aksi yönde bir kayıt düşülmemiştir. Konişmentoya göre konteynerler ve emtia haricen hasarsız bir şekilde dava dışı alıcıya teslim edilmiştir. Davacı tarafından yapılan ekspertiz incelemesinde dahi konteynerde bulunduğu iddia edilen ayıp tespit edilmemiştir. Bu noktada davacının, hasarın emtianın davalı taşıyanın hakimiyetinde iken, ondan ileri gelen bir sebeple oluştuğunu ispat etmesi gerekmektedir. Emtiadaki hasarın deniz suyunun teması ile oluşmadığı, yağmur suyundan oluştuğuna yönelik ekspertiz tespiti, denizde yapılan taşımadan sonra konteynerlerin hemen dava dışı alıcıya teslim edilmemesi, karada bekletilmesi, yine emtianın konteyner içerisine konulmadan önce davalı taşıyan tarafından kontrol edilmemesi ve böyle bir yükümlüğünün olmaması birlikte değerlendirildiğinde davacı emtiadaki hasarın deniz yolu ile taşınması sırasında meydana geldiğini ispat edememiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.