T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1561 Esas
KARAR NO: 2025/360 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/106 Esas - 2022/80 Karar
TARİH: 15/02/2022
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkiline vermiş olduğu siparişler doğrultusunda hazırlanan konfeksiyon ürünlerinin 3 seferde davalıya teslim edildiğini, bunun için toplam 20.062,08.-USD tutarında 3 adet irsaliyeli fatura düzenlendiğini. Davalı tarafından 1.440 USD lik ve 3.960 USD lik ürünün iade edildiğini, ancak 1.500 USD lik ödeme yaptığını, daha sonra akabinde 5.546 USD lik ürünü de iade ettiğini, davalının yapmış olduğu ödeme ve iade faturalardan sonra davalıdan 6.416,08.USD lik alacakları kaldığını davalının bu tutarı ödememesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla neticeten itirazın iptali ile alacağın icra takip tarihindeki TL karşılığı harca esas değeri olan 46.189,55.-TL alacağın en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsili ve haczin devamına, borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde duruşmalara katılmadığı gibi cevapta vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/02/2022 tarih ve 2021/106 Esas - 2022/80 Karar sayılı kararında; "İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .... Esaslı dosyası dosyamız içeresine getirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde 20.062,08-USD asıl alacağa 327,68-USD temerrüt faizi ile birlikte, davalı tarafından ödenen 13.646,-USD düşüldükten sonra toplam 6.743,76.-USD için takip yapıldığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içeresinde 08.10.2020 tarihinde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. Yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak icra takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı varsa saptanması için bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişinin düzenlediği 15.12.2021 tarihli 5 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacının, kendi defterlerinde takip tarihi itibari ile davalıdan 115.160,54.-TL alacaklı durumda olduğu, Davacının dava dilekçesinde davalıya düzenlemiş olduğu faturalara konu ürünlerden davalı tarafından toplam 10.946USD lik ürünün iade edildiği ve 1500 USD lik ödeme yapıldığı iddiasında olduğu, ancak davacı ticari kayıtlarına bakıldığında söz konusu iadelere ve ödemeye ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, dosyada da söz konusu ödeme ve iadelere ilişkin bir donenin mevcut olmadığı. Mahkemenizce davalıya TK 35 e göre tebligat yapıldığı, mahkemenizce belirlenen gün ve saatte davalı incelemeye katılmadığından ve herhangi bir ticari defter ve/veya belge ibraz etmediğinden, davalıya ait ticari kayıtların tarafımızca incelenmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların irsaliyeli fatura olduğu, fatura tutarlarının USD bazında olduğu, fatura tarihindeki TL tutarlar ile davacı ticari defterlerinde kayıtlı fatura TL tutarlarının birbiri ile örtüştüğü, ancak faturaların altında bu faturaların ve/veya faturalardaki malların davalıya teslimine ilişkin, davalı yana ait bir kaşe yada imzanın mevcut olmadığı. Raporumuzda açıklanan nedenlerle davacının işlemiş faiz talebine ilişkin tarafımızca herhangi bir hesaplama yapmanın mümkün olmadığı” kanaati ile raporunu sunmuştur. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Huzurdaki dava bir İtirazın İptali davası olup, davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile; 20.062,08.-USD Asıl Alacak 327,68.-USD İşlemiş Faiz - 13.646,00.-USD 01/10/2019 tarihli tahsilat olmak üzere toplam 6.743,76.-USD üzerinden takibe geçilmiş olup, davalının vaki itirazı üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Takip dayanağı olarak: "...27/08/2019 tarih 191145 nolu, 19/09/2019 tarih ... nolu ve 26/09/2019 tarih 191182 nolu 3 adet faturanın ödemesi ve iadelerinden sonraki bakiye alacak ..gösterilmiştir. Davacı; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacıya düzenlediği 3 adet fatura malın teslimi sonrasında davalı tarafından yapılan ödeme ve iadelerden sonra kalan 6.416,08.USD lik bakiye alacağın ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlatımındadır. Davalı ise icra dosyasında, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı iddiasındadır. Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin tetkikinde; Davalı ile olan ticari münasebetini 120.02.436 nolu cari hesap kodu altında takip etmekte olduğu. Davalıya düzenlemiş olduğu 3 adet faturayı bu hesabın borcuna kaydedilmiş olduğu. Bu hesabın takip tarihi itibari ile 115.160,54.-TL BORÇ bakiyesi verdiği görülmektedir. Buna göre davacı, kendi defterlerinde takip tarihi itibari ile davalıdan 115.160.54.-TL Alacaklı durumdadır. Ancak davacının dava dilekçesinde davalıya düzenlemiş olduğu faturalara konu ürünlerden davalı tarafından toplam 10.946.USD lik ürünün iade edildiği ve 1.500 USD lik ödeme yapıldığı, buna göre davalının yapmış olduğu ödeme ve iadelerden sonra davalıdan 6.416,08.USD lik alacakları kaldığı ve bu tutar içinde takibe geçildiği anlatımında olup, ancak davacı ticari kayıtlarına bakıldığında söz konusu iadelere ve ödemeye ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, dosyada da söz konusu ödeme ve iadelere ilişkin bir done mevcut olmadığından davacının bu iddialarına ilişkin herhangi bir tespit yapılamamıştır. Bununla birlikte Mahkememizce davalıya TY 35 e göre tebligat yapılmış olup, Mahkemece belirlenen gün ve saatte davalı incelemeye katılmamış ve herhangi bir ticari defter ve/veya belge ibraz etmemiş olduğundan davalıya ait ticari kayıtların bilirkişi incelenmesi sunmamıştır. Düzenlenen faturaların İrsaliyeli Fatura olduğu anlaşılmakta olup, İrsaliyeli Fatura, malın tesliminden itibaren faturanın yedi gün içinde düzenlenmesi imkanından vazgeçerek bu yükümlülüğü derhal yerine getirmek isteyen mükelleflerce kullanılan, fatura ve sevk irsaliyesinin ayrı ayrı değil, bir arada düzenlendiği resmi bir evraktır. İrsaliyeli fatura düzenlenen hallerde ayrıca sevk irsaliyesi aranmaz. İcra dosyasında mevcut olan takibe dayanak 3 adet faturaya bakıldığında, bunların davacı tarafından davalıya düzenlenmiş olduğu, faturaların tutarlarının USD bazında olduğu görülmüş olup, fatura tarihlerindeki kurlar ile fatura bedelleri çarpıldığında bulunan TL tutarlar ile davacı ticari defterlerinde kayıtlı fatura TL tutarlarının birbiri ile örtüşmüş olduğu görülmektedir. Diğer yandan, davalı yan takibe karşı verdiği itiraz dilekçesinde özetle; talebin mevzuat uyarınca hiç doğmamış, gerçek ve mevcut bir alacak olmadığı. İddiasında bulunmakta olup, dava konusu İrsaliyeli Faturaların ve/veya bu faturalardaki malların davalı yana teslimine ilişkin dosyada herhangi bir veriye rastlamamıştır. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı yan, başlatmış olduğu icra takibinde Asıl Alacak yanında İşlemiş Faiz talebinde de bulunmuş olup, ancak gerek davacı tarafından davalıya gönderilen herhangi bir ihtarnameye ve gerekse taraflar arasında akdedilen yazılı bir sözleşmeye dosyanın tetkikinde rastlanılmadığından dolayı faiz hesaplaması yapılmamıştır. Bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, ''İş bu kanıtlanamayan davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin erkek giyim konfeksiyon ürünlerinin üreticisi olduğunu; davalı Laleli'de genellikle yurtdışına hazır konfeksiyon ürünleri toptan satışı yapmakta olduğunu ve satışını yaptığı ürünleri müvekkili gibi üretici firmalardan temin etmekte olduğunu, Davalının müvekkili şirkete vermiş olduğu siparişler doğrultusunda hazırlanan konfeksiyon ürünlerinin 3 seferde davalıya teslim edildiğini; davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin olarak 27.08.2019 tarih ve ... fatura nolu 9.810,72-USD Dolarına havi irsaliyeli fatura,19.09.2019 tarihli ve ... fatura nolu 7.529,76-USD Dolarına havi irsaliyeli fatura ve 26.09.2019 tarih ve ... fatura nolu 2.721,60-USD dolarına havi irsaliyeli fatura olmak üzere yekunü 20.062,08-USD Doları eden 3 adet irsaliyeli fatura kesildiğini ve fatura tarihindeki kur üzerinden ticari defterlere işlenmiş ve beyannameleri verilmiş ve vergilerinin ödendiğini, Mahkemece atanmış bilirkişide 15.12.2021 tarihli raporunda müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında 3 adet dolar faturasının o günkü kur karşılığı Türk lirası alacağın varlığının kabul edilmekte olduğunu, Dava dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıklarını, dürüst bir işletmeci olan müvekkili davalının elden yapmış olduğu ödemeyi ve iade faturasız olarak göndermiş olduğu tüm ürünlerin bedelini geldiği gün ve miktar olarak hesaplarına işlediğini ve cari hesabından düştüğünü; bu şekilde bakiye kalan 6.416,08-USD doları alacağı için kanuni yollara başvurduğunu, Kötüniyetli davalı hiçbir belge ve ticari defter sunmadığı gibi taraflarınca teslim edilen ürünleri teslim alıp almadığına dairde herhangi bir beyanda bulunmadığını, Mahkeme davalının yapmadığı itirazı varmış gibi değerlendirip, malların teslim edilip edilmediği hususunun ispat külfetini haksız bir şekilde taraflarına yüklediğini; halbuki davalı taraf ürünleri teslim almadığı iddiasında bulunmamakta olduğunu, Ticari defterlerde varlığı açık olan alacakları ile ilgili olarak kötüniyetli davalının hiçbir belge sunmaksızın ve sadece kelime oyunları ile yaptığı borca itirazına istinaden alacağımızı alamama durumuyla karşı karşıya kaldıklarını, Mahkeme bilirkişi raporundaki ürünlerin teslimine dair imza yoktur ibaresine istinaden ve ticari defterlerde alacağın var olduğuna dair tesbiti dikkate almaksızın,başkaca bir araştırma yapmadan haksız bir şekilde davalarının reddine karar verdiğini; halbuki mahkeme eksik olan bir husus var ise bunun araştırılması yoluna gidebileceğini; bu maksat ile davalının ticari defter kayıtlarını inceleme, vergi dairesinden işbu faturaların beyan edilip edilmediği,ürünlerin teslimi ile ilgili tanık dinlenmesi gibi vs.araştırmaları yapabileceğini ve bu konuda bilirkişiden ek rapor istenebileceğini; bu sebeplerlerle davanın haksız bir şekilde reddine dair mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve davamızın kabulüne dair yeni karar verilmesi için istinafa başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen tesbit edilecek nedenlere binaen, istinaf taleplerinin kabulü ile mahkemece verilen davanın reddine dair kararının ortadan kaldırılmasına, istinaf taleplerinin kabulü ile mahkemede açtıkları davanın kabulüne dair yeni karar oluşturulasına, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya satılarak teslim edildiği iddia edilen icra takibi dayanağı faturalara konu bakiye bedelin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazına iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı tarafından icra takibi dayanağı olan faturalara konu tekstil ürünlerinin davalıya satılarak teslim edildiğini, davalı tarafından bir kısım ürünlerin iade edildiğini ve bir kısım ödemenin yapıldığını, ancak bu bedeller mahsup edildiğinde bakiye fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece dava dilekçesinde gösterilen ve davalı gerçek kişi iş yerinin ticaret odasında kayıtlı adresi olan "... Mah. ... Sok. No:... Laleli, Fatih/İstanbul" adresine çıkarılan dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli davetiyenin bila tebliğ iade edilmesi üzerine bu kez tüm tebligatların aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35/4 maddesi uyarınca tebliğe çıkarıldığı ve bu maddeye göre tebliğ yapıldığı, Tebligat Kanunu'nun 35/4 maddesindeki düzenlemeye göre daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, ancak somut davada davalının tüzel kişi olmayıp gerçek kişi olduğu, gerçek kişilere yapılacak tebligatın ise Tebligat Kanunu'nun 10 ve devamı maddeleri ile 21 ve 35/1-2-3 maddelerinde belirtilen usulün sırasıyla izlenmek suretiyle yapılacağı, nitekim Dairemizin geri çevirme kararı sonrasında mernis adresi bulunan davalının mernis adresine çıkarılan gerekçeli karar ve istinaf dilekçesi ekli davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, bu durumda Mahkemece davalıya yapılan dava ve tensip dilekçesi ekli tebligat, ön inceleme duruşmasını bildirir tebligat, bilirkişi raporu ekli tebligat olmak üzere dosyada yapılan tüm tebligatların Tebligat Kanunu'na aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğu, ön inceleme duruşmasının usulüne uygun olmadığı ve davalının savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yargılama yapılarak esas hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla kamu düzenine ilişkin bu husus resen gözetilmiştir. Mahkemece yine tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine ilişkin ara karar oluşturduğu ön inceleme duruşma tutanağı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye ve defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmesine ilişkin yasal ihtaratları içerir defter inceleme gün ve saati davalıya hiç tebliğ edilmemiş, davalının defter ve belge ibrazı için imkan sağlanarak sunmaması halinde sonucuna göre değerlendirme yapılmadan ve tarafların ba-bs formları celbedilmeden eksik inceleme ile karar verildiği görülmüş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; ilk önce davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı, bilirkişi raporu, duruşma tutanakları, dosyada yargılamaya ilişkin tüm belgeler ekli ve yeni ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin Tebligat Kanunu'na göre usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra davalının bildirmesi halinde delillerinin toplanması, tarafların ba-bs formlarının celbedilmesi, usul ve yasaya uygun ön inceleme duruşması yapılması, tarafların ticari defter ve kayıtlarının sunulması ve incelenmesi için gün belirlenmesi ve ibraz edilmemesinin sonucuna ilişkin HMK'nın 220/3 ve 222/3 maddelerine uygun yasal ihtarat yapılması, defter ve belgelerin ibraz edilmesi halinde defter ve kayıtları ile tarafların ba-bs formları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak önceki bilirkişiden ek rapor alınmasıdır. Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarih ve 2021/106 Esas ve 2022/80 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.