T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1078 Esas
KARAR NO: 2025/35 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/43 Esas- 2022/274 Karar
TARİH: 11/04/2022
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket Bolu İli, Mudurnu İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... Ada, ... parselde yer alan arsa nitelikli taşınmazın satışı konusunda anlaştıklarını, davalı yan tarafından KDV'nin %18 dahil olduğu teyit edildikten sonra taşınmazı almaya karar verdiklerini, tarafların taşınmazın bedeli olan 110.000 TL, %18 KDV bedeli olan 19.800 TL ve 200 TL masraflar olmak üzere toplamda 130.000 TL satış bedeli üzerinde anlaştıklarını, müvekkili şirketin davalı yana 130.000 TL'yi gayrimenkul satış bedeli olarak ödediğini, satış işleminin gerçekleşmesinden sonra müvekkili şirketin KDV indiriminden faydalanmak istediğini fakat faturanın KDV uygulanmaksızın düzenlendiğini fark ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından mail yoluyla "...@...com" mail adresiyle davalı şirket personeli ... ile iletişime geçildiğini, müvekkilinin 03.10.2021 tarihinde ...'ya mail yoluyla ''... Bey, şirketim adına alabilirim. Faturada KDV durumu hakkında bilgi verebilir misiniz lütfen?'' sorusunu ilettiğini, ...'nun 06.10.2021 tarihli cevabında ''... Bey merhaba, KDV %18 olacak." dediğini, daha sonrasında 06.10.2021 tarihinde şirket yetkilisi ... tarafından tekrardan ''%18 KDV fiyata dahil değil mi?'' diye sorulduğunu, davalı şirket personeli tarafından ''Evet'' cevabı verildiğini ve buna dair mail yazışmalarını dosya ekinde sunduklarını, daha sonrasında müvekkili şirkete gönderilen faturaya karşı müvekkili şirket yetkilisinin mail yoluyla itiraz ettiğini ve düzeltilmesini talep ettiğini, tüm itiraz ve taleplerine rağmen davalı şirket tarafından işlemin düzeltilmediğini, müvekkili her ne kadar davalı yana taşınmaz satış bedeli olarak 130.000 TL ödemişse de tapuda taşınmazın satış bedelinin 110.169,50 TL olarak gösterildiğini, bunun haricinde davalı yan tarafından 256,88 TL döner sermaye harcı ödendiğini, daha sonra bu bedelin müvekkili şirket tarafından davalı yana 256,68 TL olarak bankadan ''tapu döner sermaye tahsilatı'' olarak gönderildiğini, taşınmazın satışı için 110.169,50 TL ödenmesi gerekmekteyken müvekkili tarafından 130.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından davalı yana 19.830,50 TL fazla ödeme yapıldığını ve bahse konu ödemenin müvekkili şirkete iadesi gerektiğini beyanla söz konusu bedelin iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, finansal kiralama sözleşmesini teminatını teşkil etmek üzere Bolu İli, Mudurnu İlçesi, ... Mah., ... Mevkii, ... Ada ... Parselde kayıtlı taşınmazın da aralarında bulunduğu 3 adet taşınmazın kaydına müvekkili şirket lehine ipotek tesis edildiğini, finansal kiracının finansal kiralama sözleşemesinden kaynaklanan borçlarını vadesine ödemeyerek temerrüte düşmesi üzerine finansal kiralama sözleşmesi feshedildiğini ve ipotekli taşınmazın satılarak paraya çevrilmesi için ipotek takibine geçildiğini, yapılan ihalede yukarıda belirtilen taşınmaz müvekkili şirket tarafından alacağa mahsuben satın alınmış ve 13.02.2017 tarihinde müvekkili adına tescil edildiğini, alacağa mahsuben satın alınan taşınmazın tescili sonrasında taşınmazın 130.000,00 TL bedelle davacı ... Limited Şirketi'ne satışı için görüşmelere başlandığını, satış bedelinin müvekkilince tahsil edilmesi sonrasında taşınmazın alıcıya devri için Mudurnu Tapu Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulduğunu, satış bedeli olarak 130.000,00 TL kararlaştırıldığını, bu bedelin tahsil edildiğini ve alıcıya bu bedelin 04.10.2021 tarihli fatura edildiğini ancak davacı tarafından müvekkili şirketçe düzenlenen faturada KDV bulunmadığı gerekçesiyle doğması gereken 19.830,50 TL KDV bedelinin iadesi amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, davacının talebi her ne kadar 19.830,50 TL'nin iadesi olarak belirtilmişse de talep edilen bedelin vergi uyuşmazlığından kaynaklandığını, bu sebeple davanın vergi mahkemesinde açılması gerektiğini, taşınmazın Katma Değer Vergisi Kanunu m. 17/4-r'ye göre katma değer vergisinden istisna olarak 13.02.2017 tarihinde şirketi adına tescil edildiğini, taşınmazın fatura bedelinin 130.000,00 TL olduğu konusunda davacı ile müvekkili şirket arasında uyuşmazlık bulunmadığını, Kanunda taşınmazın 3. şahıslara satışı sırasında Katma Değer Vergisi doğmayacağının açıkça belirtildiğini, davacı şirketle satış için anlaşılan rakam olan 130.000,00 TL'nin içinde %18 Katma Değer Vergisi olması ya da bu bedele Katma Değer Vergisi eklenmesinin mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği iddialarının aksine taşınmazın satış bedelinde KDV olmasının ve davacıya iade edilmesi gereken bir bedelin mümkün olmadığını, bu sebeple davanın reddini talep ettiklerini, taşınmazın davacı şirkete satışı için Mudurnu Tapu Müdürlüğü'ne yapılan başvuruda satış bedelinin taraflarınca sehven 110.169,50 TL olarak bildirildiğini ve satış bedeli üzerinden hesaplanan %2 oran ile 2.203,39 TL tapu harcı ödendiğini, sonrasında Mudurnu Mal Müdürlüğüne yapılan başvuruda satış bedeliyle tapuda belirtilen rakam arasındaki fark olan 19.830,50 TL den kaynaklana eksik ödenen tapu harcının hesap edilerek ikmal edilmesi için başvuruda bulunduklarını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 11/04/2022 tarih 2022/43 Esas- 2022/274 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasında gerçekleşen taşınmaz satışı nedeniyle ödenen fazla bedelin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi talebine ilişkindir. Yine TBK'nın 77-82 nci maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Tarafların sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, tapu kayıtları ve satış belgeleri celbedilmiştir. Faturanın incelenmesinde; davalı şirket tarafından davacı adına gayrimenkul satış bedeli olarak %0 KDV'li 130.000,00-TL'lik fatura düzenlendiği görülmüştür. Ödeme dekontunun incelenmesinde; davacı şirket tarafından davalıya 07/09/2021 tarihinde 10.000,00-TL bedelli 01.10.2021 tarihinde "Bolu ili, Mudurnu ilçesi, ... Mah ... ada ... parsel 1.520 m2 arsa alımı kalan bedeli" açıklaması ile 120.000,00-TL bedelli iki ödeme şeklinde toplam 130.000,00-TL yapıldığı görülmüştür. Tapu kayıtlarının incelenmesinde; Mudurnu Tapu Müdürlüğü'nün 28.01.2022 tarihli yazı cevabi ile tapu kaydı ve satış belgelerinin gönderildiği, Bolu ili, Mudurnu ilçesi, ... mah, ... ada, ... parsel sayılı 520,20 m2 arsa vasıflı taşınmazın tamamının davalı ... Kiralama A.Ş.adına kayıtlı iken 01.10.2021 tarih ... yevmiye sayılı tapu resmi senedi ile davacı ... Hizm Ltd Şti'ye 110.169,50-TL bedelle satışının yapıldığı görülmüştür. Vergi ceza ihbarnamesinin incelenmesinde; dava tarihi olan 20.01.2022 tarihinden sonra 03.03.2022 tarihinde davacı ... Hizm Ltd Şti'ye 03.03.2022 tarihinde Bolu ili, Mudurnu ilçesi, ... mah, ... ada, ... parsel sayılı 520,20 m2 arsa vasıflı taşınmazın satış bedelinin 130.000,00-TL iken tapu harcında 110.169,50-TL olarak gösterilmesi nedeni ile 396,61-TL ve 99,15-TL olmak üzere iki ceza kesildiği görülmüştür. Vergi ödemesinin incelenmesinde; dava tarihi olan 20.01.2022 tarihinden sonra 04.03.2022 tarihinde davalı tarafından Mudurnu Mal Müdürlüğü hesabına tapu harcı olarak 434,68-TL ödendiği görülmüştür. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında taşınmazın satışı konusu tartışmasız olup, uyuşmazlık taşınmazın bedelinin tapu da gösterilen bedel olup olmadığı, davacının ödediği bedelin kdv oranında iadesi gerekip gerekmediği hususundadır. Davacı taraf taşınmazın satımı hususunda kdv+masraf dahil 130.000,00-TL'ye anlaştıklarını ancak davalının faturayı kdv dahil olmaksızın (%0) kestiğini, taraflar arasında bu hususunun e-mail yazışmaları ile sabit olduğunu, davalının tapudaki bedel üstünde kalan miktarı iade etmesi gerektiğini iddia etmiştir. Davalı ise tapuda batış bedelinin hatalı gösterildiği, tapudaki bedelin hatalı göstermesinden kaynaklı vergi cezası ve eksik harcın ödemesinde bulunduklarını savunarak ödeme belgelerinin sunmuştur. Dava konusu tapunun incelenmesinde tapu bedelinin 110.169,50-TL olduğu görülmüştür. Bu bedelin %18 oranında hesaplanan KDV'si ise 19.830,50-TL olup toplam bedel 130.000,00-TL olmaktadır. Davalının davacıya düzenlediği faturada ise bedel kdv olmaksızın 130.000,00-TL görülmektedir. Taraflar arasındaki yazışmaların incelenmesinde, taşınmaz bedelinin davalı tarafından 130.000,00-TL olarak belirtildiği, davacının kdv'yi sorması halinde ise kdv'nin %18 olarak belirtildiği, bu halde tarafların taşınmaz bedelini kdv dahil 130.000,00-TL belirledikleri anlaşılmaktadır. Bu halde davacı taşınmazın kdv dahil 130.000,00-TL'ye anlaştıklarını taraflar arasındaki yazışmalar ve tapuda ki bedel ile ispatlamış bulunmaktadır. Davalının dava tarihinden sonra harç tamamlaması veya vergi ceza ihbarnamelerinin ise kabulü mümkün değildir. Nitekim basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalı hata olamayacak tapudaki bedelin aksini ispatlayamamıştır. Bu halde sebepsiz zenginleşme niteliğinde olan davalının uhdesindeki 19.830,50-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans (tarafların tacir olması nedeniyle) faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''1- Davanın KABULÜ ile 19.830,50-TL'nin ödeme tarihi olan 01.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, 6361 sayılı Finansal kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında faaliyet gösteren bir finansal kiralama (Leasing) şirketi olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı bir müşterisi ile imzalanan finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın 13.02.2017 tarihinde müvekkili şirket üzerine geçtiğini, daha sonra da bu taşınmazın davacı şirkete 130.000 TL bedelle satıldığını, Mahkeme kararında da açıkça belirtildiği üzere taşınmazın satış fiyatının 130.000 TL olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin satış işleminin yapılması üzerine davacı şirket adına 04.10.2021 tarihli ... sayılı 130.000 TL bedelli fatura kestiğini, söz konusu satış faturasının Katma Değer Vergisi Kanunu m.17/4-r maddesi gereği (iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri satışları) KDV bedeli "0" olarak tanzim edildiğini; Davacı şirket yetkilisinin yapılan görüşmeler sonucunda ilk yazılı teklifine ilişkin 03.09.2021 tarihli e-postasının "... Bey merhaba, Telefon görüşmesine istinaden sizlerle tekrardan iletişime geçiyorum, Aşağıdaki parsel için teklifim 130.000.TL'dir. Uygun bulunması takdirinde alım sürecini başlatıyoruz." şeklinde olduğunu, davacının bu teklifinin net 130.000 TL olduğunu, alıcının bu teklifi (icapı) üzerine 03.09.2021 tarihli e-posta ile verilen cevapta "... Bey merhaba, telefon görüşmemize istinaden teklifiniz tapu harçları tarafınızdan ödenmek koşulu ile uygundur." denildiğini, devamında tapunun şahsına veya şirket adına satışının yapılması halinde gerekli evrakların belirtildiğini; Tarafların icap ve kabulleri kapsamında taşınmaz satışı için anlaştıkları bedelin 130.000 TL olduğunu, taşınmazın satışının KDV'ye tabi olup olmamasının farklı bir konu olduğunu, tarafların taşınmaz satış bedelinin KDV'ye tabi olup olmadığına bakılmaksızın 130.000 TL net bedel üzerinde satılması konusunda anlaştıklarını, alıcının 06.09.2021 tarihli e-postasında "... Bey merhaba, KDV %18 olacak, size attığım mailde istenen evrakları bana gönderirseniz satış işlemlerini başlatıp onay alacağım" denildiğini, bu e-postadan da KDV hakkında görüş belirten kişinin esasen KDV hakkında bilgi sahibi olmadığı için sehven işlemin KDV'ye tabi olacağı varsayımı ile bu şekilde beyanda bulunduğunun anlaşılacağını, işlemdeki hatanın da buradan kaynaklandığını, ancak yapılan bu hataların taraflar arasında taşınmaz satım bedelinin 130.000 TL olduğu gerçeğini değiştirmediğini; Uyuşmazlık konusu taşınmazın satış bedelinin 130.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, tahsil edildiğini ve alıcıya bu bedelin 04.10.2021 tarihli fatura ile fatura edildiğini, taşınmazın fatura bedelinin 130.000,00 TL olduğu konusunda davacı ile müvekkili şirket arasında uyuşmazlık bulunmadığını, kanunda taşınmazın 3. şahıslara satışı sırasında Katma Değer Vergisi doğmayacağının açıkça belirtildiğini, davacı şirketle satış için anlaşılan rakam olan 130.000,00 TL'nin içinde %18 Katma Değer Vergisi olması ya da bu bedele Katma Değer Vergisi eklenmesinin mümkün olmadığını; Davacının dava dilekçesinde belirttiği iddialarının aksine taşınmazın satış bedelinde KDV olması mümkün olmadığından ve davacıdan yapılan tahsilat tarafların amaç ve iradelerine uygun olduğundan iadesi gereken bir bedel bulunmadığını, bu sebeple davanın reddi gerekirken aksine karar verilmesinin yasal olmadığını, ayrıca TTK m.18. ve 21. maddelerinde faturaya itiraz ve itirazın usulünün belirtildiğini, davacı dava dilekçesinde her ne kadar faturaya itiraz ettiğini bildirmişse de müvekkili şirkete yasaya uygun biçimde iletilmiş bir fatura itirazı veya iadesi gerçekleşmediğini, bu husus davaya cevap dilekçesinde belirtildiği halde Mahkeme tarafından bu konuda bir inceleme yapılmadığını, delillerin toplanmadığını, davacının faturaya itiraz prosedürünü işletmeyerek faturanın uygunluğunu kabul ettiğini, davacının kendisine gönderilen faturanın içeriğine itiraz etmediğini, davacı şirketin, faturaya itiraz etmemiş olmakla fatura içeriğini ve fatura bedelini kabul ettiğini; Müvekkili şirketin iyi niyetli olduğunu, tapudaki satış bedelinin taraflar arasındaki anlaşmada sehven farklı gösterilmiş olması nedeniyle gerekli düzeltme ve ödemelerin yapılması için ilgili idari merciilere başvurduğunu ancak mahkeme tarafından bu hususların dikkate alınmadığını beyanla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/43 E., 2022/274 K., sayılı 11.04.2022 tarihli kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taşınmaz satışı nedeniyle fazladan ödendiği iddia edilen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iadesi talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı ile taşınmaz alım satımı konusunda anlaştıklarını, satış bedelinin KDV dahil olmak üzere 130.000 TL olarak belirlendiğini ancak davalının düzenlendiği faturada KDV'nin yer almadığını, söz konusu taşınmaz satışının KDV'den muaf olduğunu, bu nedenle KDV iadesi alamadığını beyan ederek davalıya yanılgı ile fazladan ödenen bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasındaki anlaşmada satış bedelinin 130.000 TL olarak belirlendiğini, bu bedele KDV'nin dahil olmadığını, tapudaki devir esnasında sehven bedelin düşük bildirildiğini, sonradan bedelin kalan kısmı yönününden de tapu harçlarının yatırıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; taraflar arasında satış bedelinin 130.000 TL olarak belirlendiği, bu bedel içerisinde KDV'nin olmadığı, KDV hakkında davacıya görüş bildiren davalı çalışanının esasen satışın KDV'den muaf olduğu konusunda bilgi sahibi olmadığı, davacının faturaya usulüne uygun şekilde itiraz etmediği, fatura içeriğini kabul ettiği, davalının iyi niyetli olduğu ve gerçek satış bedeli üzerinden eksik ödediği harçları tamamladığı, Mahkemece bu hususun nazara alınmadığına ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Taraflar arasındaki yazışmalarda taşınmazın satış bedeline KDV'nin de dahil olduğu, bedelin bu hali ile 130.000 TL olduğu kabul edilmiş, Tapu Müdürlüğünde yapılan ve resmi senet olan taşınmaz devir sözleşmesinde ise satış bedeli 110.169,50 TL olarak gösterilmiştir. Davalı taraf, davacı adına satış faturasını KDV'yi "0" olarak göstermesine rağmen 130.000 TL bedel üzerinden düzenlemiş, tapudaki resmi satış bedeline uygun bir fatura düzenlememiştir. Fatura 04/10/2021 tarihinde e arşiv fatura olarak sistem üzerinden davacıya gönderilmiş, davacı tarafından 07/10/2021 tarihinde, yani 8 günlük yasal süre içerisinde gönderilen mail ile fatura içeriğine itiraz edilmiştir. Faturaya itiraz TTK'nın 18/3. maddesinde yer alan düzenlemeye tabi değildir. Davalı tarafından, resmi senette yer alan 110.169,50 TL satış bedelinin aksini, yani bedelin KDV'siz 130.000 TL olduğunu ispat edecek aynı nitelikte bir delil sunulmamıştır. Bu minvalde davalının, satışın KDV'den muaf olduğunu bilmesine rağmen davacıdan 110.169,50 TL üzerinden %18 oranında tahsil ettiği KDV tutarının tamamını TBK'nın 77 ve 79. maddesi uyarınca davacıya iade etmesi gerekmekte olup Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 1.354,62 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 338,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.015,92 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.