T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/993 Esas
KARAR NO: 2025/31 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/273 Esas- 2021/816 Karar
TARİH: 04/11/2021
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından müvekkili aleyhine 08.09.2005 tarih ve ... hesap numaralı Genel Kredi Sözleşmesine istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, dosyadan davacıya tebligat yapılmadığını, davacının kredi çekmek için bankaya gittiğinde hakkında icra takibi olduğunu öğrendiğini ve icra dosyasına itiraz edildiğini, icra dosyasının öğrenilme tarihinin itirazın yapıldığı ve işbu davanın açıldığı tarih olan 05.10.2018 olduğunu, takibin dayandığı krediyi davacının kesinlikle çekmemiş olduğunu, ilgili krediden haberi dahi olmadığını, kredi sözleşmesinde işlem yapanın davacı olmadığını ve imzanın da davacıya ait olmadığını, kredinin kim tarafından ne şekilde ve hangi kimlikle çekildiği konusunda davacının bilgisinin bulunmadığını, davacı kredi sözleşmesinin tarafı olmadığından hakkında yapılan icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı banka üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğinden davacının mağdur olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, çünkü davalı bankanın söz konusu kredinin sahtecilik neticesinde çekildiğini bilmekte olduğunu, 2005 yıllarında davacının kendisi ile birlikte 50 civarı kişinin daha isimleri kullanılarak sahte kredi çekildiği gerekçesi ile tanık olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde dinlenmiş olduğunu, savcılık dosyasını bildirileceğini, kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olduğu düşünülse dahi dosyada yapılan son işlem tarihi 24.09.2008 olup sonrasında yapılan hiçbir işlem olmadığını, bu sebeple takibe konu borcun zamanaşımına uğradığını, icranın geri bırakılması gerektiğini beyanla 08.09.2005 tarih ve ... hesap numaralı "Genel Kredi Sözleşmesi'ne" istinaden davacının borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptaline, aksi halde zamanaşımı nedeniyle takibin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazları olduğunu, takip tarihine rağmen borçlu tarafından şimdiye kadar herhangi bir itirazda bulunulmadığını, savcılık şikayeti yapılmadığını veya dava açılmadığını, davalı bankanın sahtecilik olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından davalı tarafa bu zamana kadar sahtecilik durumunun olduğunu belgeleyecek bir delil ibraz edilmediğini, davacının sahtecilik olduğunu bildiği halde olayı akışına bırakarak kusurun kendisinde olduğunu kabul etmekte olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarih 2019/273 Esas- 2021/816 Karar sayılı kararında; "davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık dosyaya sunulan ... Bankası A.Ş.-Yeşilköy Şubesine ait, 07.09.2015 tarihli 50.000,00 YTL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalı tarafça anılan kredi sözleşmesine istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı hakkında icra takibi başlatılmıştır. İcra dosyasının incelenmesinden takip nedeni ile davacıya yapılan bir tebligatın olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı kredi çekmek için bankaya gittiğinde hakkındaki icra takibinden haberdar olduğunu beyan etmiş ve bu takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacı beyanın aksi davalı yanca ispatlanamamış, dosyaya davacının dahi önce takipten haberdar olduğuna ilişkin bir belge sunulmamıştır. Davalının zaman aşımı itirazı açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu da sabittir. Alınan bilirkişi raporu ile kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Davalı basiretli tacir olduğundan buna uygun davranmak ve sözleşmeye atılan imzanın bizzat atıldığını kontrol etmek ile yükümlüdür. Davacının imzası bulunmayan bir sözleşmeden dolayı külfet altına girmesi beklenemez. Dosyada mevcut soruşturma dosyasının incelenmesinden soruşturma dosyası hakkında zaman aşımına uğraması nedeni ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği görülmüştür. Davacı davalının kötü niyetli olduğunu iddia etse de salt imzanın davacıya ait olmadığı davalının kötü niyetini ispat için yeterli değildir. Dolandırıcılık ile ilgili kamu davası açılmamış ve bu husus karara bağlanmamıştır. Davacının dolandırıcılık eylemini bilerek yine de icra takibi başlattığı iddiası somut olarak dosyaya yansımamıştır. Davacının kötü niyet tazminatı belirtilen nedenlerle yerinde değildir. Buna göre davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile başlatılan takibin iptaline, kötü niyet tazminatının ise reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının kabulü ile; Davacının 08.09.2005 tarih ve ... hesap numaralı "Genel Kredi Sözleşmesi" ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, başlatılan takibin iptaline, 2-Davalının terditli ikinci talebi hakkında ilk talebi hakkında karar verilmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/273 Esas sayılı dosyasından 04/11/2021 tarihinde verilen kararın kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini; Mahkeme dosyasına zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, bu itirazı yinelediklerini, gerekçeli kararda zamanaşımı noktasında verilen karara katılmadıklarını, 2008 yılında icra takibi başlatılmasına rağmen, borçlu tarafından şimdiye kadar herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi, savcılık şikayeti yapılmadığını ya da dava açılmadığını, alacaklı banka olarak sahtecilik olup olmadığının bilinmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından bu zamana kadar böyle bir durumun olduğunu belgeleyecek en ufak bir delilin de kendilerine ibraz edilmediğini, dosyadan alınan bilirkişi raporunda da imzalar arasında kısmi benzerlik görüldüğünün ayrıca belirtildiğini, teknik inceleme olduğunda dahi benzerlik bulunan imzalar arasında, müvekkili bankanın hatasının olduğu yorumunun da kabul edilmemesi gerektiğini; Sebebiyet ilkesi gereğince de müvekkili bankanın mevcut durumu bilme şansı hayatın olağan akışında mümkün olmadığı gibi mahkeme tarafından verilen kararda da, müvekkili banka için mevcut durumu bilerek takibe başlanmadığı, buna ilişkin iddianın somutlaşmadığının açık şekilde de belirtildiğini, bankanın iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini söylemenin hakkaniyet ilkesine de açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu husustan yola çıkarak müvekkili banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hem hakkaniyet hem sebebiyet hem de adalet duygusuna sekte vurduğu kanaatinde olduklarını, iş bu sebeple de Mahkeme tarafından hükmedilen vekalet ücretinin de kaldırılmasını talep etmenin zaruri hale geldiğini beyanla İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/273 E. sayılı dosyadan 04.11.2021 tarihi verilen kararın kaldırılmasına ve davanın tüm istemler ile beraber reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesine dayanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı banka tarafından aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 08/09/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığını, kredi çekmek için bankaya gittiğinde takipten haberdar olduğunu, genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, davalı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını beyan ederek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, zamanaşımı ve sair itirazlarla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davanın zamanaşımına uğradığı, davacının takip dosyasına herhangi bir itiraz ileri sürmediği, davalı bankanın sahteciliği bilmesinin mümkün olmadığı, alınan bilirkişi raporunda imzalar arasında kısmi benzerlik bulunduğunun tespit edildiği, bu nedenle davalı bankanın hatalı kabul edilemeyeceği, davalı bankanın davanın açılmasına sebebiyet vermediği, bu nedenle de aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin adil olmadığına ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında sunulan cevap ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, İlk derece mahkemesince alınan denetime açık ve usulüne uygun grafoloji raporunda davalı bankanın takibe dayanak yaptığı genel kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davacının bu kredi sözleşmesi uyarınca herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davanın icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu ve İİK'nın 72. maddesinde düzenlendiği, bu dava için anılan kanun maddesinde herhangi bir zamanaşımı süresinin öngörülmediği, basiretli tacir olan ve güven kurumu olması sebebiyle yaptığı işlemlerde ihmalinden doğan zararlardan dahi sorumlu tutulan davalı bankanın sahte imzalı genel kredi sözleşmesi ile davacı aleyhine takip başlatarak davanın açılmasına sebebiyet verdiği, ayrıca sunduğu cevap dilekçesi ile de davayı kabul etmediği, bu minvalde Mahkemece davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde, davalının istinaf başvurusunun ise tümüyle haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 8.060,07 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.015,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.045,02 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.