T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1156
KARAR NO:2024/1998
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2019/329 Esas - 2022/231 Karar
TARİH:22.03.2022
DAVA:Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ:12/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının profosyonel olarak fotoğrafçılık yapmakta olduğunu, davacının sahibi olduğu...marka model Fotoğraf Makinesinin satışı için adının ... olduğunu iddia ettiği kişi ile 28.500,00 TL bedel üzerinden anlaşma sağlandığını, ancak alıcının fotoğraf makinesini görmek istemesi nedeniyle ürünü Gebze'de ... isimli şahsa gönderebileceğini ve onun kanalı ile makineyi görebileceğinin söylenmesi üzerine Nevşehir'den ... Kargo kuryesi ...” e “Alıcı ..., ...-Çayırova/Kocaeli adresine göndermiş olduğu, ayrıca makinenin üzerine “kırılabilir” ibaresinin yazılmış olduğu, ancak kargonun yanlışlıkla ... Şubesine gönderilmiş olduğu ve kargoyu teslim alması gereken ... haricinde başka kişiye teslim edildiği ve bu kapsamda maddi zarara uğradığını, somut olayda kargo şirketinin ağır kusurlu olduğu,olayın pervasız ve kasten yapılan yanlış sonucu meydana gelmiş olduğunu, bu kapsamda davacının zararının eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve o zamanki değere göre hesaplama yapılması gerektiğini, söz konusu lens ve fotoğraf makinesinin faturasını dosya muhteviyatına sunmuş olduklarını, bu kapsamda davacının zararı olan 30.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 20.03.2019 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilin talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin eklerinin kendilerine tebliğ edilmemiş olduğunu, davalının sorumluluğununu yerine getirmiş olduğunu, kargonun ...' ya teslim edilmiş olduğunu, kargonun alıcısı haricinde birisine teslim edilmesi durumunda da dava ve alıcının kusurundan bahsedilebileceği, kargonun kimlik kontrolü yapılarak teslim edildiği, gönderici ve alıcının kargo bilgilerini üçüncü bir kişi ile paylaşması ve üçüncü kişinin de sahte kimlik düzenleyerek kargonun alıcısıymış gibi kargoyu teslim almasından dolayı mevcut olayın meydana gelmiş olduğunu, ayrıca davacı tarafından süresinde bildirim yapılmamış olduğunu, ilaveten kargonun tam ve hasarsız olarak davalıya teslim edildiğinin ispatlanması gerektiğini, dosya muhteviyatına sunulmuş olan whatsapp görüşmelerinin taşınan emtea'nın tür ve niteliği açısından delil olarak kullanılamayacağını, davacının ürün teslimi sırasında gönderilen emtea'nın cinsi, miktarı ve niteliği vb. bilgileri davalıya bildirmemiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının sorumluluğunun 8,33 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğunu, bu vs. nedenlerle davanın esastan ve usulden reddedilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şubesi - ...'e tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/03/2022 tarih ve 2019/329 Esas - 2022/231 Karar sayılı kararında;"....Tüm dosya kapsamı, yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 875. maddesi uyarınca, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Somut olayda gerek mahkememiz dosyasında toplanan tüm deliller gerek soruşturma aşamasındaki ifadeler ve toplanan deliller ile olay anına ilişkin kamera görüntülerine ait düzenlenen tutanak birlikte değerlendirildiğinde taşımaya konu emtianın gerçek alıcısı olan ...'ya değil, başka bir kişiye teslim edildiği sabittir.Nitekim dava dışı ...'ya ait kimlik bilgileri ile telefon numarası ile davalı tarafından düzenlenen kargo teslim tutanağındaki bilgilerin birbiriyle uyuşmadığı ve tutanaktaki bilgilerin dava dışı kişilere ait olduğunun soruşturma aşamasında tespit edildiği yine bizzat dava dışı görevli ...'nin gerek soruşturma gerekse talimat mahkemesindeki beyanlarından da aynı gün içinde bir saat arayla iki farklı kişinin ... olarak kargoyu teslim almak üzere geldiğinin belirtildiği göz önüne alındığında gerçek alıcı ... kargonun teslim edilmediği hususu sabit olup ayrıca bir imza incelemesi yaptırılmasına mahkememizce gerek görülmemiştir. Bu durumda, davalı taşıyıcı yukarıda anılan maddeler uyarınca meydana gelen zarardan sorumludur. Ancak davalı, anılan yasanın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Yasanın 882. maddesine göre, 880. ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun olduğu şeklinde ise de yasanın 886. maddesinde de taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.Bu maddeye göre göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Yasal düzenlemeler ışığında somut olaya dönüldüğünde ise davalının yasanın 850/2.maddesi gereğince taşınan kargoyu varma yerine götürmeyi ve belirtilen adreste teslim etmeyi taahhüt ettiği, buna karşın davalının, taşınan kargoyu varma yerinde alıcı adresinde değil kendisine ait başka bir şube adresinde bizzat müracaat eden dava dışı dolandırıcıya sahte kimlik karşılığı teslim ettiği, bu durumda kendi adresine yükün gitmesi gereken alıcıdan ziyade, gönderen davacıya haber verilerek şubede teslime muvafakat istenmesi gerektiği, bu durumun yasanın 886. maddesi kapsamında şube açısından ağır kusur teşkil ettiği, taşınan yükün tam zayi olduğu sonucuna ulaşılmakla, davalının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı açık olup (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 11.04.2018 tarih. 2016/10553 Esas, 2018/2587 Karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 26.02.2020 tarih, 2018/1718 Esas, 2020/180 Karar sayılı emsal ilamları) bu durumda davacı yasanın 880/1.maddesi uyarınca, eşyanın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve zamandaki değerini tazminat olarak isteyebilecektir. Her ne kadar teslim tutanağında, dava konusu eşyanın kargo gönderisi içerisinde olduğuna dair bir ibare mevcut değil ise de davacı tarafça, bedelinin tazmini talep edilen emtianın alış faturasının mahkememize ibraz edildiği, davalı tarafından kesilen 18.03.2019 tarihli fatura içeriğinde gönderi ağılığının 4 kg olarak belirtildiği davalı şube yetkilisi ...'in soruşturma dosyasındaki ifadesinde de kargo içeriğinin müşterinin beyanı ile yaklaşık 30.000,00-TL değerinde fotoğraf makinesi olduğunu beyan ve kabul ettiği görülmekle bu hususlar davacı tarafından sunulan diğer tüm belgeler( whatsap yazışmaları , dinlenen tanık beyanı, satışa ilişkin ilanlar) ile tevsik edildiğinde davacının beyanının somut olayla örtüştüğü kanaatine varılmakla, davacının beyanına konu emtianın, taşınmak üzere taşıyıcıya teslim edildiği yer ve zamandaki gerçek piyasa değerinin belirlenmesi gerekmiş ve bilirkişi tarafından yapılan incelemede de bu değerin 25.000,00-TL olduğu hesaplanmakla davalı ... Şirketinin bu tutarı tazminle yükümlü olduğu sonucuna varılmıştır.Zararın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde ise davacının yahut dava dışı alıcının davacının kargo muhteviyatı ile ilgili dava dışı bir şahısa bilgi vermiş olduğu ile ilgili somut hiç bir delil dosyada bulunmadığından ve az yukarıda açıklandığı üzere davalı taşıyıcının kendisine teslim edilen emtianın taşıma sırasındaki kaybından ağır kusuru ile sorumlu olduğundan davacıya herhangi şekilde bir kusur atfedilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davada davalı .. Şirketinin şubesi olan ... Şubesi-... de hasım olarak gösterildiği görülmüş ise de, şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davalı şube yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi 01.04.2021 tarih, 2018/2281 Esas, 2021/642 Karar sayılı emsal ilamı) Açıklanan gerekçeler ile açılan davanın davalı ... Şirketi yönünden kısmen kabulü ile 25.000,00-TL'nin 10.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... Şubesi-... yönünden açılan davanın şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığından usulden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. ...."gerekçesi ile, ''1-Davanın davalı ... ŞİRKETİ yönünden KISMEN KABULÜ ile; 25.000,00-TL'nin 10.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Davalı ...-... yönünden açılan davanın şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığından USULDEN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... A.Ş. Vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle;Müvekkil şirket şirket tarafından üzerine düşen edimlerin gerektiği gibi yerine getirildiğini, yerel mahkeme kararında müvekkil şirketin ağır kusurlu kabul edilmesinin gerçeğe aykırı olduğunu,Davacının kusurunun nazara alınması gerektiğini, müvekkili şirketih dava konusu kargo taşımasında üzerine düşen edimleri layıkıyla yerine getirdiğini, nitekim davaya konu gönderinin üçüncü şahsa teslim edilmesinin nedeni davacının davaya konu gönderiye ilişkin alıcı bilgilerini ve kargo takip numarasını üçüncü kişi ile paylaşması sonucu oluştuğunu, davacının üçüncü kişiye bu bilgileri vermesinden kaynaklı olarak üçüncü kişilerce dolandırıcılık suçu işlendiğini, yerel mahkeme huzurunda dinlenen tanık ... beyanında açıkça, gönderinin kargo bilgileri ve kimlik kontrolü yapılarak teslim edildiğini beyan ettiğini,Davacı tarafından süresinde bildirim yapılmadığını, yerel mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini,Davacının müvekkili şirkete teslim edilen gönderi içerisinde ... marka fotoğraf makinası bulunduğunu kesin delillerle ispat edemediğini, yerel mahkeme tarafından bu hususun da değerlendirilmediğini, gönderici, ürün teslimi sırasında gönderilenin cinsi, miktarı, niteliği gibi hususları tam ve doğru olarak bildirmekle yükümlü olduğunu, ancak davacının bu yükümlülüğünü de yerine getirmediğini,Müvekkili şirketin pervasızca bir hareketi, ağır kusurundan söz edilemeyeceğini, bu noktada müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul manasına gelmemek üzere, sorumlu olması halinde sınırlı sorumluluk hükümleri uygulama alanının bulacağını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesi ihtimalinde dahi talep edilebiecek tutar TTK Md 882 gereğince, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu, ancak müvekkil kargo şirketi peşinen kusurlu ve sorumlu bulunarak eksik inceleme neticeisnde sınırlı sorumluluk miktarı dahi hesaplanmamış, bu taleplerin hiçbir surette dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin kusurlu olduğunu ve gönderi içerisinde iddia edilen fotoğraf makinesi bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkemece 2. el ürünün 25.000,00 TL kabul edilmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, zira yerel mahkeme tarafından bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınmadan hüküm kurulduğunu, İleri sürerek, İstinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kısmen kabul kararının kaldırılmasına, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ... taşıması sırasında zayi olan emtia bedelinin, TTK' nın 875 vd. maddeleri uyarınca, davalı taşıyıcıdan tahsili istemiyle açılmış bir tazminat davasıdır.Mahkemece; 1- davalı ... A.Ş. Hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 2- davalı ...-... yönünden açılan davanın şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı .. A.Ş. Vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda; davacı tarafından ... sitesi üzerinden satışa sunduğu ... marka fotoğraf makinesini, ürünü satın almak isteyen ... isimli şahsın ürünü görmeden almak istememesi üzerine, ürünü şahsa göstermek için ... isimli arkadaşına gönderdiği ve kargonun alıcısı dışında başka bir şahsa teslim edildiği iddiasıyla 30.000,00 TL ürün bedelinin 20.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemi ile istinafa konu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, kargo gönderisinin alıcıya teslim edilmediğini ileri sürerek tam zayi nedeniyle tazminat talep etmektedir 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir.Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketici; "ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak 3/1-ı-bendinde ise tüketici işlemi; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Taşıma, TTK' nın taşıma işleri başlıklı 4. kitabında 850 ile 930 maddeleri arasında düzenlenmiştir.TTK' nın 4. maddesine göre, TTK' da öngörülen hususlardan doğan davalar mutlak ticari davadır. 5. maddeye göre aksine düzenleme bulunmadıkça Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Anılan, TTK' nın 5. maddesinde ticari davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin kuralın istisnası 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' un 73. maddesinde düzenlenmiş olup, 1 fıkrasına göre Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.Buna göre bir işlemin tüketici işlemi sayılarak 6502 sayılı kanun 73/1 maddesine göre Tüketici Mahkemelerinin görevine girmesi için işlemin taraflarından birinin tüketici olması gerekir.Somut olaya döndüğümüzde, davacı ile davalı şirket arasında yurt içi eşya taşınmasına ilişkin taşıma sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafça, taşıma sözleşmesine konu kargo gönderisinin alıcıya teslim edilmediği belirtilerek tam zayi nedeniyle oluşan söz konusu fotoğraf makinası bedeli 30.000,00 TL. zararın tazmini talep edildiği, iddianın ileri sürülüş biçimine göre maddi zararın kargo taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, taşıma sözleşmesi TTK’nda düzenlenmiş olduğundan mutlak ticari dava olsa da 6502 sayılı yasa uyarınca taraflardan birinin tüketici olması durumunda davanın tüketici mahkemesinde görülmesi yasanın emredici hükmüdür.Taraflar arasındaki sözleşmede, davacının tacir olduğuna yahut sözleşmenin mesleki veya ticari amaçla yapıldığına ilişkin dosya kapsamında delil bulunmamaktadır.Somut olayda davacı tüketici olup taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici işleminden kaynaklanmaktadır. Davanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı gözetildiğinde hal böyle olunca görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil Tüketici Mahkemesidir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.O halde mahkemece işbu davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalı ... A.Ş. Vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK' nun 355, 353/1-a3 maddeleri gereğince kaldırılmasına, kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2022 tarih ve 2019/329 Esas - 2022/231 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.