T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1016
KARAR NO:2024/1997
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/13 Esas - 2022/241 Karar
TARİH:14/03/2022
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının sigorta ettiren sıfatı ile sigortalılarının hastalanmaları ve/veya kaza sonucu yaralanmaları halinde tedavi için gerekli sağlık giderlerini kararlaştırılan şartlarla teminat altına alınmak üzere şirketleri nezdinde 01.10.2018/01.10.2019 vade tarihli Grup Sağlık Sigorta Sözleşmesi ve eki özel şartların akdedildiğini, şirketlerinin iş bu sözleşme ile sözleşme kapsamındaki sigortalıların hastalanmaları veya kaza sonucu yaralanmaları rizikosunu üstlendiğini, riziko gerçekleştiğinde belirli şartlar dahilinde sigorta tazminatı ödeme borcu altına girdiğini, sigorta ettiren davalının ise asli edim yükümlülüğünün prim borcunu ödemek olduğunu, özel şartlarda hasar prim oranının %77 olması halinde ek prim ödeme yükümlülüğünün olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin sona erdiği tarih olan 01.10.2019 tarihi akabinde hasar prim oranı hesaplaması yapıldığını ve bu oranın %322,73 gibi yüksek ve öngörülemez bir miktar belirlendiğini, davalının özel şartlar 10. Maddesinde belirlenen zarar iştirak prim yükümlülüğünün doğduğunu, 27.11.2019 tarihinde 188.323,91-TL bedelli ve 14 no.lu zarara iştirak zeyilnamesinin düzenlendiğini, 12 no.lu zeyilname ile hesaplanan 294,26-TL tutarlı prim iade edilmesi akabinde belirlenen 188.029,65-TL tutarlı ek prim ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesinin talep edildiğini, zarara iştirak yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı adına Üsküdar .... Noterliği... yevmiye no.lu ve 20.01.2020 tarihli ihtarnamenin keşide edilerek 188.029,65-TL'nin tebliğden itibaren 10 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı tarafından ödemenin yapılmadığını, zarara iştirak priminin tahsili amacı ile ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını davalının itirazı üzerine takibin haksız olarak durduğunu belirterek, yapılan itirazın iptali ile %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, ödenen sağlık hizmet bedellerinin poliçe teminatı kapsamında olduğunu, bu teminatlara ilişkin primin ödendiğini, davacının hasar prim oranı konusundaki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalının ek prim ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, davalı adına ağırlaştırıcı ve aleyhe hükümlerin T.B.K. 21. Maddesi gereğince yazılmamış sayılması gerektiğini, sözleşmenin davacı tarafından başka sözleşmelerde de kullanılan matbu hükümler içerdiğini, davalının sağlık sektöründe hizmet verdiğini, hastanesinde çalışan doktorlar ve çalışanları için davacı şirketle gruğ sağlık sigorta sözleşmesi akdettiğini, hasar prim oranına ilişkin tip sözleşme maddesinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını ve yazılmamış sayılması gerektişğini, sigorta tazminatı olarak belirlenen 247.335,04-TL. tutarı kabul etmediklerini ve bu hususun ispatı gerektiğini, T.B.K. 25. Maddesine göre bahse konu hükmün davalı adına düzenlenen ağırlaştırıcı bir hüküm olduğunu, bu madde ile taraflar arasındaki dengenin davacı lehine oluşturulduğunu, dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, davacının geriye dönerek tüm zararı sigorta ettirenden talep etmesinin sigorta sözleşmesi mantığına ve genel şartlara aykırı olduğunu, davalı sigorta ettirenin poliçe primi olarak 76.421,27.- TL. ödediğini, davacı tarafından 247.335,04.-TL. hasar bedelinin ödediği ve hasar prim oranı kapsamında davalıdan 188.323,91.- TL. prim talep ettiğini, davalının talep edilen primi ödemesi halinde tüm zarar bedelini karşılamış olacağını, bu durumun hukuk kurallarına ve sigorta genel prensiplerine aykırı olduğunu, davalının tüm hasar bedelini ödeyecek olması halinde sigorta yaptırmasının mantığının bulunmayacağını, alacağın likit olmadığını ve icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesin talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/03/2022 tarih ve 2021/13 Esas - 2022/241 Karar sayılı kararında;".....TTK'nin 1430/1.maddesi hükmü uyarınca sigorta ettiren/davalının sözleşmeyle kararlaştırılmış olan primi ödemekle yükümlü olduğu, sigorta sözleşmesi yapılırken prim miktarının gösterilmesi gerektiği, gösterilmediği takdirde sözleşmenin esaslı unsurlarından olduğundan, yokluğu sözleşmenin geçersiz sayılmasına neden olabileceği, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun tarifeler başlıklı 12/1.maddesi hükmü uyarınca sigorta tarifeleri sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirleneceği, anılan yasal düzenleme ile tarifelerde kural olarak serbesti getirilmiş, poliçe priminin normal olarak hasarları, katastrofi için fon teşkilini, makul bir karı ve sigortacının idari masraflarını karşılayacak şekilde tespit edileceği, bu hususlar göz önünde bulundurularak tespit edilen prim poliçenin satış fiyatı olduğu, davacı tarafından tarife ve talimatlar kapsamında dava konusu poliçeye ilişkin prim tutarının 76.421,27 TL olarak hesaplandığı ve işbu tutarın davalı tarafından ödendiği,Poliçe özel şartlarında davalının imzasının olmadığı, imzalı teminat tablolarının özel şart sözleşmesi sayfa numaralarının uyumlu olmadığı, davacı tarafından teklifnamenin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle teklifnamede dava konusu özel şartın bulunup bulunmadığının belirlenmesi imkanının bulunmadığı,Ek prime ilişkin davalıya ihtarname keşide edilmediği gibi yapılmış bir bildirimin de bulunmadığı, ihtarnamenin sigorta aracısı olduğu belirtilen brokere keşide edildiği, yasa ve genel şartlara aykırı özel şart hükmü getirilemeyeceğinin 5684 sayılı yasa ile belirlendiği, sigorta primine ilişkin hükümlerin nispi emredici hükümler olması nedeniyle sigortalı aleyhine arttırılamayacağı,TTK'nin 55/1-f ve TBK'nin 20 vd. Maddeleri bir arada değerlendirildiğinde; sigorta priminin poliçenin asli yükümlülükleri arasında olup, kanun hilafına sigortalının yükümlülüklerini ağırlaştırıcı şekilde düzenleme imkanı olmayacağı, özel şartlar ile getirilen ek primin davalının menfaatine aykırı genel işlem koşullarından olduğu, TBK'nin 21.maddesi uyarınca en geç sözleşmenin kurulması sırasında davacının davalıya bu koşulların varlığı hakkında açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde bilgi verip bunların içeriğini gerçekten öğrenme imkanı sağlamasına ve davalının bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, bu konudaki ispat yükünün davacıya ait olduğu, genel işlem koşullarına aykırı düzenlenen özel şart 10.madde hükmü konusunda davalıya bildirim ve müzakere yapıldığının davacı tarafından ispat edilemediği kanaatine varılmakla, dosyamız kapsamı ile uyumlu olarak alanında uzman sigorta bilirkişisi tarafından hazırlanmış olan rapora itibar edilerek, davalının zarar iştirak priminden sorumlu tutulamayacağından bahisle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...."gerekçesi ile, '' Davanın reddine, şartları oluşmadığından davalı yanın tazminat isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... A.Ş. nezdinde davalı İstanbul ... A.Ş.'nin sigorta ettiren olarak tarafı olduğunu, sigortalı olarak belirtilen şahısların hastalanmaları ve/veya kaza sonucu yaralanmaları halinde tedavi için gerekli sağlık giderlerini kararlaştırılan şartlarda teminat altına almak üzere başlangıç tarihi 01.10.2018, bitiş tarihi 01.10.2019 olan Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi ("Sözleşme") ve Sözleşme'nin ayrılmaz bir parçası niteliğinde olan Ek 1 sayılı Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları ("Özel Şartlar") akdedildiğini, Bu Sözleşme ile müvekkili şirketin, sözleşme kapsamındaki sigortalıların hastalanmaları veya kaza sonucu yaralanmaları rizikosunu üstlendiğini ve riziko gerçekleştiğinde belirli şartlar dahilinde sigorta tazminatı ödeme borcu altına girdiğini, sigorta ettiren sıfatına sahip ... ise asli edim yükümlülüğü olarak prim ödeme borcu altına girdiğini, ... prim ödeme yükümlülüğü ile ilgili olarak; Özel Şartlar'ın "(Grup yenilenmese dahi) Süre sonu olan poliçenin T/P oranı ≥ %77 olursa, aşan kısma ait tazminat tutarının tamamı ertelenmiş prim ödemesi olarak sigorta ettiren tarafından ...Sigorta'ya ödenecektir." hükmünü haiz 10. maddesi ile belirli şartlar altında ...'nin ek prim ödeme yükümlülüğünün düzenlendiğini, Sigortacılık sektöründe yaygın bir terim olan, "...", "..." veya diğer adıyla "..." terimi, Toplam Tazminat Tutarı/Toplam Brüt Prim Tutarı veya Hasar/Prim oranını ifade ettiğini, bu terimin, Türkiye Sigortalar Birliği tarafından yayımlanan sigorta tanımları çerçevesinde de "Gerçekleşen hasarların kazanılmış prime olan oranı olduğunu, Hasar prim oranının hesabı şu şekilde yapıldığını, (Ödenen Hasarlar + Muallak Hasarlar Karşılığı - Devreden Muallak Hasarlar Karşılığı) / (Yazılan Prim - Kazanılmamış Primler Karşılığı + Devreden Kazanılmamış Primler Karşılığı - Devam Eden Riskler Karşılığı + Devreden Devam Eden Riskler Karşılığı)" olarak tanımlandığını, müvekkili şirket ile ... arasında mutabık kalınarak akdedilen Sözleşme'ye ek Özel Şartlar'ın ilgili 10. maddesi ile; müvekkil şirket tarafından ilgili sigorta döneminde ödenen toplam tazminat miktarı ile sigorta ettiren ... tarafından ödenen primin birbirine oranının (“T/P”) %77 olarak kararlaştırılan sınırı aşması halinde, "zarara iştirak primi" olarak da bilinen ek prim tahakkuk ettirileceğinin kararlaştırıldığını, Sözleşmenin sona erdiği tarih olan 01.10.2019 tarihi akabinde, müvekkili şirket tarafından detayları aşağıda izah edilecek ve sigortacılık sektöründe önem arz eden ... oranı hesaplamaları yapıldığını ve bu oranın %322,73 (ödenen toplam sigorta tazminatı 247.335,04 TL / ödenen toplam prim miktarının 76.421,27 TL) gibi yüksek ve öngörülemez bir miktara çıktığı tespit edildiğini, buna istinaden, poliçenin özel şartlarının 10. maddesi uyarınca "Zarar İştirak Primi" yükümlülüğünün doğmuş olması sebebiyle 27.11.2019 tarihinde 188.323,91 TL tutarlı ve 14 numaralı zarara iştirak zeyilnamesi düzenlendiğini, 12 numaralı zeyilname ile hesaplanan 294,26 TL tutarlı primin iade edilmesi akabinde tespit edilen 188.029,65 TL'lik ek prim ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi ...'den talep edildiğini, Sözleşme kapsamında doğan zarara iştirak primi ödeme borcunu yerine getirmeyen ...'ye, müvekkili şirket tarafından Üsküdar .... Noterliği'nden ... yevmiye numaralı ve 20.01.2020 tarihli ihtarname gönderilerek 188.029,65 TL tutarlı borcun tebliğ tarihinden itibaren en geç 10 gün içerisinde ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ancak taraflar arasındaki sözlü görüşmelerde belirtilmesine, ...'nin bir dönem ilgili tutarı 4 taksitle ödeyebileceğini belirtmesinden ötürü protokol imzalanması süreçlerinden geçilmesine ve noter kanalıyla yapılan ihtara rağmen davalı yan tarafından ödeme hiçbir şekilde gerçekleştirilmediğini,Yukarıda açıklanan zarara iştirak primi alacağının tahsili amacıyla müvekkili şirket tarafından 19.08.2020 tarihinde .... sayılı ilamsız icra takibi başlatıldığını, anılan takipte toplam alacak miktarının (i) 188.029,65 TL asıl alacak, (ii) 909,68 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ("BSMV"), (iii) asıl alacağa 27.11.2019 tarihinden itibaren işleyen avans faizi uyarınca 18.103,65 TL işlemiş faiz kalemlerinden oluşmak üzere 207.042,98 TL olarak tespit edildiğini ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faiz ile tahsili talepli ödeme emri gönderildiğini, anılan ödeme emrinin, davalı ... tarafından 24.08.2020 tarihinde fiziken tebliğ alındığını ve 27.08.2020 tarihinde ".. . A.Ş.'nin alacaklı görünen tarafa böyle bir borcu bulunmadığını, dolayısıyla takibe, ödeme emrine, borca, asıl alacağa, işlemiş - işeyecek faize, faiz oranlarına, BSMV talebine, borcun tamamına ve tüm ferilerine itiraz ediyoruz." içerikli dilekçe ile davalı vekili tarafından borcun tamamına itiraz edildiğini, ... tarafından kurulan karar ile takibin durdurulmasına karar verildiğini,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, şirketimizce 04.11.2020 tarihinde arabuluculuk başvurusu ikame edildiğini,... arabuluculuk, ... büro dosya numarası kapsamında yürütülen süreçte, davalı ile 20.11.2020 tarihinde yapılan toplantı neticesinde anlaşmaya varılamadığını, bu hususun 20.11.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile taraflarca elektronik imza altına alındığını ve böylece arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sona erdirildiğini,Davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinin haksız olduğunu, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/13 Esasına kaydedilen itirazın iptali davası ikame edilmiş ise de yargılama kapsamında alınan 22.12.2021 tarihli bilirkişi raporu uyarınca sigorta ettiren tarafından poliçede kararlaştırılan primin ödenmiş olması sebebiyle özel şartlarda belirtilen ertelenmiş prim ödemesi tanımı ile ek prim talebine ilişkin yasada hüküm bulunmadığından davacının ek prim talep hakkının bulunmayacağını, özel şartlar ile getirilen ek primin davalının menfaatine aykırı genel işlem koşullarından olduğunu, TBK'nin 21.maddesi uyarınca en geç sözleşmenin kurulması sırasında davacının davalıya bu koşulların varlığı hakkında açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde bilgi verildiğini, bunların içeriğinin gerçekten öğrenme imkanı sağlamasına ve davalının bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğunu, bu konudaki ispat yükünün davacıya ait olduğunu, genel işlem koşullarına aykırı düzenlenen özel şart 10. madde hükmü konusunda davalıya bildirim ve müzakere yapıldığının davacı tarafından ispat edilemediği kanaati ile davalının zarar iştirak priminden sorumlu tutulamayacağından bahisle davanın reddine karar verildiğini, açıklanan safahat ve aşağıda açıklanan gerekçeler uyarınca istinaf kanun yoluna başvuru zaruretinin hasıl olduğunu,Bilirkişi raporu, uzmanlık ilkelerine aykırı şekilde hazırlandığını, uyuşmazlık konusu sigorta türünde bilirkişinin uzmanlığının bulunmadığını,Huzurdaki uyuşmazlık konusunun, özel sağlık sigortası türlerinden biri olan Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi olduğunu ve bu sözleşmenin eki niteliğindeki özel şartlardan doğduğunu,Özel sağlık sigortalarının, Türk Ticaret Kanunu, Sigortacılık Kanunu, Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği ve Türkiye Sigortalar Birliği tarafından yayımlanan Sağlık Sigortası Genel Şartları başta olmak üzere çok detaylı bir mevzuata konu olan, özel düzenlemeler ve hassasiyetler barındıran ve ayrı bir uzmanlığı gerektiren, sigorta sektörünün çok önemli bir kısmını teşkil eden ve teknik yönleri de ağır basan bir sigorta sözleşmesi türü olduğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporu "sigorta hesaplamaları/CMR Taşıma uzmanı" bir bilirkişi tarafından hazırlandığını, CMR (Convention Marchandise Routier), Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi'nin kısaltması olup, uluslararası karayolu taşımacılığı konularında uygulanabilen bir sözleşme olduğunu, hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişinin uzmanlık alanının "uluslararası karayolu taşımacılığında sigorta" olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda; raporun, kendine özgü terim ve kuralları olan özel sağlık sigortası alanında teknik ilkelere ve uzmanlık ilkelerine göre hazırlanamayacağının ve de hazırlanmadığının heyetin takdirine bıraktıklarını, Huzurdaki uyuşmazlığın temelini teşkil eden ... oranı terimi, bilirkişinin uzmanlık alanı olan sigorta alt dalında kullanılan bir terim dahi olmadığını, bu nedenle bu oranın aşağıda izah edilecek amacının, sektörde ne şekilde kullanıldığının, hangi ihtiyaca cevap verdiğinin ve huzurdaki uyuşmazlığa etkisinin, 22.12.2021 tarihli raporu hazırlayan bilirkişi tarafından isabetli bir şekilde değerlendirilebilmesin mümkün olmadığını, raporda, genel hükümler çerçevesinde oldukça yetersiz bir değerlendirme yapıldığını ve uzmanlık prensiplerine aykırı inceleme neticesinde hatalı ve hukuka aykırı bir sonuca varıldığını, bu nedenle 22.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek öncelikle dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere özel sağlık sigortaları alanında uzman yeni bir bilirkişiye tevdii gerekmekte ise de yerel mahkemece söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alındığını,Müvekkili şirketin talebini oluşturan zarara iştirak primi; sektör ve mevzuatta karşılığı bulunan, basiretli tacir olan tarafların serbestçe müzakere ve kabul ettiği ve emredici kurallara aykırı da olmayan bir alacak kalemi olduğunu, Yerel mahkemece alınan 22.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda "Ancak, yasa ve genel şartlarda poliçenin sona ermesi akabinde ek prim veya primin artırılması talebine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır." ifadelerine yer verildiğini, özetle talep konusu "zarara iştirak priminin" mevzuatta bir karşılığı bulunmadığından bahisle kabul edilemeyeceği yaklaşımı ortaya koyulduğunu, bilirkişi tarafından yer verilen bu değerlendirmenin, öncelikle hukukta kabul edilen temel prensiplerden biri olan, taraflara sözleşme içeriğini serbestçe düzenleme yetkisi veren ve TBK m.26 ile kanun seviyesinde de düzenlenen "sözleşme özgürlüğü" ilkesine açıkça aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu, Sigortacılık Kanunu gibi ülkemizde yürürlükte olan kanunların, taraflar arasında ortaya çıkabilecek her türlü uyuşmazlıkları çözecek açıklıkta hükümler içermediği ve içeremeyeceği (aksi takdirde kanunların en az yüz bin madde olması gerekebileceği), kanunların kazuistik bir yaklaşımla hazırlanmadığını, uyuşmazlıkların çözümünde yol gösterecek temel çerçeveyi çizdiği bir hakikat olduğunu, hal böyle iken, bilirkişi raporunda yer verilen "kanunda düzenlenmediğinden bahisle alacağa hak kazanılmadığı" şeklindeki yorumun hukukun temel ilkelerine, akla ve mantığa aykırı ve oldukça yüzeysel bir değerlendirme olduğunun heyet takdirine bırakıldığını, Basiretli bir tacir olan müvekkili şirketin ve davalı şirket, ticari takdirleri doğrultusunda sigorta sözleşmesinin içeriğini serbestçe müzakere ettiğini ve oluşturduklarını, Sigorta sözleşmesinin özel şartlar metninde yer alan ve taleplerinin dayanağını teşkil eden "Süre sonu olan poliçenin... oranı ≥ 77 olursa, aşan kısma ait tazminat tutarının tamamının ertelenmiş prim ödemesi olarak sigorta ettiren tarafından Aksigorta'ya ödenecektir" şeklindeki 10. maddesinin, kanunun emredici hükümlerine de herhangi bir aykırılık içermediği gözetildiğinde, sözleşme özgürlüğü kapsamında kalan ve taraflar arasında geçerli bir düzenleme olduğunun kabulü gerektiğini Bilirkişi raporunda, ilgili düzenlemenin kanunun "nispi emredici hükümlerine" aykırı olduğu şeklinde bir değerlendirmeye de yer verildiğini, bu değerlendirme incelendiğinde, TTK'nın 1430. maddesi üzerinden bir sonuca varıldığı tespit edildiğini, Halbuki TTK m.1430 hükmü yalnızca, sigorta sözleşmesi kapsamında taraflar arasında bir özel şartlar metni akdedilmiş olamasa dahi, sigorta ettiren tarafın prim ödeme borcu olduğunu, sigorta sözleşmesinin tam 2 tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğunu vurgulamayı ve açıkça ortaya koymayı amaçladığını, buna karşın dava konusu sigorta sözleşmesinin akdi sırasında kararlaştırılan asli prim borcunun ödenip ödenmediği hususunda herhangi bir uyuşmazlık ve davada bu açıdan değerlendirilmesi gereken bir yön bulunmadığını, dava konusu, özel şartlarda kararlaştırılan ek prim yükümlülüğü maddesinin şartlarının meydana gelip gelmediğinden ibaret olduğunu, bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda, uyuşmazlığın esasıyla ilgisi olmaması ve çözümüne etkisi olmamasına karşın, TTK m.1430 hükmü üzerinden sonuca gidilmesinin açıkça hatalı olduğunu ve rapora itibar edilmemesini gerektiren bir diğer önemli sebep olduğunu,Davanın ve taleplerinin dayanağını oluşturan Özel Şartlar 10. maddesi, sözleşme özgürlüğü kapsamında tarafların özgür ve uyuşan iradeleriyle akdedildiğini, kanunun emredici hükümlerine de aykırı olmayan bir hüküm olduğunu, böyle bir düzenlemenin geçerliliği için mevzuatta bir hüküm bulunmasına gerek olmadığını, gerek kanun koyucu gerekse idari otoriteler sigorta sözleşmelerinin tarafına göre içeriğinin belirlenebilmesinin arz ettiği önemi gözeterek tarafların bu tür sözleşmeye özel şartlar koyabileceklerini açıkça kabul ettiğini, Sigortacılık Kanunu m.11: "Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenleneceğini, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebileceğini, bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir." şeklinde olduğunu,... tarafından yayımlanan Sağlık Sigortası Genel Şartları m.1: "İşbu sigorta, sigortalıların sigorta süresi içinde hastalanmaları ve/veya herhangi bir kaza sonucu yaralanmaları halinde tedavileri için gerekli masrafları ile varsa gündelik tazminatları, bu genel şartlarla varsa özel şartlar çerçevesinde, poliçede yazılı meblağlara kadar temin eder." şeklinde,... tarafından yayımlanan Sağlık Sigortası Genel Şartları m.17: "Poliçelere, bu genel şartlara ve varsa bunlara ilişkin klozlara aykırı düşmeyen özel şartlar konulabilir." şeklinde, açık düzenlemeleri ihtiva ettiğini Görüldüğü gibi, müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesine ek özel şartlar metni ve taleplerinin dayanağını oluşturan Özel Şartlar 10. maddesi, kaynağını açıkça ilgili mevzuattan aldığını, bilirkişi raporunda yer verilen "TTK ve Sigortacılık Kanunu'nda düzenlenmeyen bir husus, özel şartlar altında kararlaştırılamaz" şeklindeki yaklaşımın, anılan düzenlenmelerle de çeliştiği ve hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, Açıklamaları ve Özel Şartlar 10. maddesinden doğan taleplerinin kabulü için mevzuatta zarara iştirak primiyle ilgili bir düzenleme bulunmasına gerek olmadığı gerçeği baki kalmak kaydıyla; T/P (tazminat/prim) oranına göre ilave prim uygulamasıyla ilgili olarak mevzuatta bir hüküm bulunduğunu, Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği’nin 7. maddesinde, işbu dava konusu uyuşmazlık ile doğrudan bir ilgisi bulunmayan, ömür boyu yenileme garantisi konusu düzenlendiğini, anılan maddenin 3. fıkrası ise, “Şirket (sigortacı), sigortalının ömür boyu yenileme garantisi aldıktan sonraki dönemde, ödenen tazminatların sözleşme primine oranına bağlı ek prim (tam olarak ... oranı ve zarara iştirak priminden bahsedilmektedir) uygulamaz.” şeklinde bir düzenleme içerdiğini, kanun koyucu ömür boyu yenileme garantisi almış bir sigortalıya/sigorta ettirene ... oranına bağlı ek prim uygulanamayacağını ayrıca ve açıkça düzenlemekle; esasen böyle bir garanti verilmemiş sağlık sigortalarında ... oranına bağlı ek prim uygulanabileceğinin kabul edildiğini, böylece, taleplerinin dayanağını oluşturan özel şartlar maddesinin mevzuatta bir karşılığı bulunduğunu, bilirkişi raporunda ise bu husus ve zikredilen bu düzenlemenin, dava dilekçelerinde de yer verilmiş olmasına karşın, hiçbir şekilde değerlendirilmediğini,Bu kavram ile; özellikle sağlık sigortaları gibi rizikonun/hasarın sözleşmenin akdedildiği döneme göre öngörülemez şekilde artabileceği sigorta türleri olduğu gözetildiğini, sigorta sözleşmesinin tarafları arasındaki dengeyi sigortacı şirket aleyhine aşırı şekilde bozacak ve dahi sigortacının ekonomik açıdan mahvına yol açabilecek durumlara sebebiyet verilmesinin, sigortacının çok düşük bir prim elde etmesine rağmen çok yüksek tutarlarda tazminat ödemek zorunda kalmasının engellenmesin amaçlandığını, bu amaçlar ve sigortacı açısından meydana gelebilecek riskler gözetildiğinde; ... oranı endeksli ilave prim hakkının, ilgili tüm mevzuata ve hakkaniyete uygun olduğunun istinaf mahkemesince de takdir edileceğini, bilirkişi raporunda hiçbir şekilde bu terimin sektördeki yaygınlığını, amacı ve değeri irdelenmemişse de anılan kavramın, basit bir inceleme neticesinde diğer sigorta şirketlerinin yayımladığı sağlık sigortası özel şartlarında dahi yer aldığı kolaylıkla tespit edilebildiğini, Örnek göstererek; Anadolu Sigorta tarafından yayımlanan Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Özel Şartları metninin 6. maddesinde "Ödenen Tazminat/Alınan Net Prim Oranına*100 oranına bakılarak uygulanacak olan hasarsızlık indirim oranları ve ek prim oranları aşağıdaki tabloda gösterilmektedir" ifadelerine yer verilerek oranın %100'ü geçmesi halinde uygulanacak ek prim tutarları gösterilmiştir. (...)....)... Sigorta tarafından yayımlanan ... Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Bilgilendirme Metni'nin C-7. maddesinde "Poliçe yenilendikten sonra, bir önceki poliçe dönemine ait yapılacak tazminat ödemelerinin tazminat/prim oranını değiştirerek poliçe primini artırması durumunda fark prim zeyili uygulanarak bu tutar sigorta ettirenden talep edilebilecektir. Sigortacının; yenileme dönemlerinde teminatlarda, teminat limitlerinde ve primlerde, Poliçe Özel Şartlar 10 no'lu "Prime İlişkin Düzenlemeler" maddesi altında yer alan indirim ve/veya ek prim oranlarında makul ölçülerde değişiklik yapma hakkı saklıdır." ifadelerine yer verilerek T/P oranı endeskli fark prim hakkı düzenlenmiştir... Sigorta tarafından yayımlanan ... Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Özel Şartları madde 11.2'de "Sigortalının geçmiş yıllardaki sigorta sözleşmesi/lerinde kendisi için ödenmiş hasar tutarı ile, anılan sigorta sözleşmesi için kendisine isabet eden prim tutarı arasındaki orana, hasar-prim (“...”) oranı denir. Yeni sigorta sözleşmesi yılına dair belirlenmiş olan Tarife Primi tutarına, geçmiş dönem ... oranına bağlı olarak ve aşağıdaki tabloda verilen İndirim/Ek Prim Kademeleri için geçerli İndirim/Ek Prim Oranları uygulanarak sigortalının primi hesaplanır." ve m.12.1'de "%100’ün üzerinde ... oranı olan poliçelere uygulanacak ilave prim, tutarın üç katından fazla olamaz." düzenlemelerine yer verilerek ... oranı açıklanmış ve etkisi ifade edilmiştir.(...) ... Sigorta tarafından yayımlanan Sağlık Sigortaları İçin Bilgilendirme FormuB-1 maddesinde "b) Tazminat ek primi; Poliçe dönemindeki her sigortalı için toplam ödenen tazminatın toplam net primine oranı esas alınarak, sigortalının gün esaslı toplam primine aşağıda belirtilen oranlarda ek prim uygulanır." ifadelerine yer verilmek suretiyle ... oranı endesli ek prim hakkı düzenlenmiştir.(...)Yapılan basit bir inceleme ve karşılaştırmada dahi, tüm sigorta şirketlerinin yayımladığı özel sağlık sigortası özel şartlar metin taslaklarında... oranı endeksli ilave prim hakkını (müvekkil tarafından ve bu dava kapsamında zarara iştirak primi olarak adlandırılmaktadır) açıkça düzenlendiği kolaylıkla tespit edilebildiğini, mahkemece bu içeriklere kolaylıkla erişilebilecekse de; gerekli görülmesi halinde yukarıda belirtilen sigorta şirketlerine müzekkere yazılarak (kişisel verilerden arındırılmış bir şekilde) ... oranının belirli bir seviyenin üzerine çıkması halinde sigorta ettirenden fark/ilave prim talep edilebileceği düzenlemesine yer verilen, bu şirketlerce akdedilmiş örnek birer sigorta sözleşmesi özel şartlarının gönderilmesi talepli müzekkereler yazılması halinde, iddialarının doğruluğunun tekrar ortaya çıkacağını, buna karşın bilirkişi tarafından, uzmanlık alanının özel sağlık sigortaları olmaması da sebebiyle, sektörel bazlı hiçbir inceleme yapılmadığını ve yalnızca temel iki kanunda bu konunun doğal olarak düzenlenmediğini, bu sebeple taleplerinin dayanağı olmadığı sonucuna varıldığını, yüzeysel bir bakış açısıyla hazırlanan ve eksik inceleme dayanan 22.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna bu sebeplerle de itibar edilemeyeceğini önemle vurgulamak istediklerini, Yukarıdaki tüm açıklamalarımıza ilaveten, bilirkişi raporunda "özel şartların davalı şirketin imzasını taşımadığı" şeklinde yer verilen ve davalı şirketin özel şartları kabul etmediği anlamına gelebilecek oldukça hatalı değerlendirmeye karşı da itiraz etmek zorunluluğu doğduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan ... A.Ş. Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi'nin 31. sayfası incelendiğinde, hem sigortacı müvekkili şirketin hem de sigorta ettiren davalı şirketin imzalarının olduğu kuşkuya mahal vermeyecek şekilde görüleceğini, İmzaların hemen üzerinde ise;"Ek.1 : Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları Ek.2 : Teminat Tablosu Ek.3 : Muvafakatname örneği" ifadeleri yer aldığını, böylece Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi'nin 3 ekiyle birlikte kabul ve imza edildiğinin açık olduğunu, yalnızca her bir ekte davalı şirketin imzası olmadığından bahisle, sözleşmeye ek olarak kararlaştırılan metinlerin yürürlükte olmadığını ve uygulanamayacağını kabul etmenin TBK'nın genel ilkelerine ve iyi niyete de aykırı olacağını, kaldı ki; davalı şirketin dahi bu yönde bir itirazı bulunmuyorken, bilirkişi raporunda imza hususunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu yönden bir incelemenin yapılabileceği kabul edilse dahi, özel sağlık sigortası sözleşmesinin ekleriyle birlikte bir bütün olarak kabul ve imza edildiğinin kuşkuya mahal vermeyecek şekilde ortada olduğunu, aksinin kabulü halinde, teminat tablosunun da uygulanamayacağı ve kabul edilmediği gibi bir sonuç çıkacağını, davalı şirketin bu teminatlardan eksiksiz şekilde yararlandığı gözetildiğinde bu da kendi içerisinde büyük bir çelişki barındıran bir sonuç olacağını, bilirkişi raporuna bu yönüyle de itibar edilebilmesinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını,Bilirkişi raporunda yer verilen ve "Özel Şartlar 10. maddesinin genel işlem koşullarına aykırı olduğu" şeklindeki hatalı değerlendirmeye karşı da itirazlarının sunulmasının zorunlu olduğunu, özel şartlar metninin davanın temelini teşkil eden ilgili maddesinin hiçbir şekilde genel işlem şartı niteliğinde olmadığını, ... oranına ilişkin sözleşmedeki anılan hükme tarafların özgür iradesiyle serbestçe müzakere edilerek yer verildiğini, müvekkili karşısında pazarlık gücü olan ve güçsüz konumda olmayan tacir davalı şirketin sözleşmeyi imzalamak suretiyle bu şartları kabul ettiğini, Rekabetin ve çeşitliliğin oldukça fazla olduğu sigortacılık sektöründe davalı şirketin, hizmet kalitesi sebebiyle özgür iradesiyle sigortacı olarak müvekkili şirketi seçtiğini ve müvekkili şirket ile sözleşme imzalamadan önce de kapsamlı müzakereler gerçekleştirildiğini, bir sözleşme maddesinin bir tarafa yükümlülük getiriyor olmasının, o maddenin genel işlem şartı niteliğinde olduğu anlamına gelmeyeceğini, sigortacı müvekkili şirketin korunması gereken hukuki değerleri, hakkaniyet ve taraflar arasındaki denge hiçe sayılarak yalnızca davalı şirket lehine yapılan ve hukuki bir temeli bulunmayan bu değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını,Sigorta sözleşmesinin ve özel şartları gerçekten genel işlem şartı niteliğinde olsaydı ve sigortacı müvekkili şirket tarafından davalı şirkete dayatılan düzenlemelerden ibaret olsaydı, bu metinlerde müvekkili şirketi alacağından mahrum kalmaya mecbur edeceğini ve davalı şirketin lehine düzenlemelerin de olmamasının bekleneceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 20. maddesinde yer alan "Poliçe bitiş tarihindeki ... oranının %65'i geçmemesi halinde sigorta ettiren lehine poliçe prim bedelinden indirim yapılacaktır." düzenlemesi ile ... oranının; a) %0-%49,99 arasında olması halinde %20, b) %50-%65 arasında olması halinde %10 oranında ...'nin lehine prim bedelinden indirim yapılacağının da kararlaştırıldığını, davalı şirket lehine prim bedelinden indirim yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin, genel işlem şartı niteliğinde ve müvekkili şirket tarafından dayatılarak imzalandığı iddia edilen bir sözleşmede yer almasının akla ve mantığa aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda yer verilen ve kendi içerisinde çelişki barındıran bu değerlendirmenin kabulünün de mümkün olmadığını, Davalı şirket lehine düzenlenen şartın karşılığı olarak, karşılılık ilkesi kapsamında, ağır bir rizikoyu taşıma yükümlülüğünün altına giren müvekkili şirket açısından öngörülen Özel Şartlar m.10 uyarınca ise aynı ... oranının sözleşme süresi sonunda %77'yi geçmesi halinde müvekkili şirket lehine ek prim tahakkuk edeceğinin düzenlendiğini, böylece sözleşmenin 20. maddesi ile Özel Şartlar'ın 10. maddesi taraflar arasında hakkaniyete ve hukuka uygun bir denge yarattığını, ... oranının düşük çıkması halinde prim bedelinde indirim yapılması gibi sigorta ettiren lehine uygulamalar ve düzenlemeler öngörülebiliyorsa; ... oranının daha yüksek bir oranı geçmesi halinde sigortacı müvekkili şirketin de ek prim talebinde bulunmasının orantılı, makul ve hakkaniyete uygun bir husus olduğunu, davalı şirket lehine kabul edilen düzenleme geçerli kabul edilebiliyorken müvekkili şirket lehine getirilen düzenlemenin geçersiz kabul edilmesinin hukuki bir dayanağının olmayacağının istinaf mahkemesince takdir edilmesi gerektiğini, İşbu dava kapsamında kötü niyetli bir şekilde genel işlem şartı itirazında bulunan davalı şirketin, bu itirazının haksız olduğunun ve müvekkili şirkete borçlu olduğunun farkında olduğunu, işbu davanın açılmasından önce müvekkili şirkete ödeme yapacağının belirtildiğini ve taraflar arasında protokol imzalanması görüşmelerinin dahi başladığını, davalı şirketin, davaya konu borcunu 4 taksitle ödeyeceğini belirttiğini, daha sonra müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını geciktirmek amacıyla bu taahhüdünü geri aldığını ve protokol süreçlerini askıda bırakarak icra takibinin ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, borçlu olduğunu kabul ederek 4 taksitle ödeme yapacağı hususunda protokol imza sürecinin başlamasına sebebiyet veren davalı şirketin işbu davada yaptığı genel işlem şartı itirazının kötü niyetli, çelişkili davranış yasağına aykırı bir savunma olduğunu, raporda bu hususların göz ardı edilerek yapılan aksi değerlendirmelerin de hatalı olduğunu, Bilirkişi raporuna itibar edilmemesi gerektiğini ve eksik incelemeye dayalı değerlendirmeler yapıldığını gösteren bir diğer hususun ise şöyle olduğunu; "Ayrıca, ek prime ilişkin davalı şirkete ihtarname keşide edilmediği gibi bildirimin de bulunmadığı görülmektedir. İhtarnamenin sigorta aracısı olduğu belirtilen Brokere keşide edildiği belirlenmiştir." şeklindeki hatalı değerlendirmenin olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan ihtarnameden açıkça görüleceği üzere, ihtarnamenin muhatabı davalı şirket olarak gösterildiğini ve ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edildiğini, ihtarnamede ilgili brokerlığa yalnızca "bilgi" kısmında yer verildiğini, buna rağmen raporda açıkça hatalı bir değerlendirmeye yer verildiğini, ihtarnamenin brokerlığa tebliğ edildiğinin belirtildiğini, bu hususun davalı tarafından dahi itiraz konusu yapılmadığını, cevap dilekçesinin 2. paragrafında "Davacı şirket tarafından müvekkil şirkete Üsküdar ...Noterliği'nin ... Yevmiye Numaralı ihtarname ile ... nolu grup sağlık poliçe borcunun ödenmesi ihtarında bulunulmuş" ifadelerine yer verilerek ihtarnamenin davalı şirkete gönderildiğinin açıkça ortada olduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğu hususunun bu yönüyle de ortaya çıktığını, tüm bu sebeplerle, hukuka açıkça aykırı değerlendirmeler içeren ve eksik incelemeye dayanan, uzmanlık ilkelerine aykırı şekilde tanzim edilen bilirkişi raporuna itibar edilebilmesinin mümkün olmadığını,Bilirkişi raporunda müvekkili şirketin alacağının hatalı hesaplandığını, sözleşme metninde oldukça açık bir şekilde yer verilen hükmün tamamen hatalı uygulandığını, Müvekkili şirketin alacaklı olduğu ve bilirkişi raporunda aksi yönde yer verilen açıkça hatalı ve hukuka aykırı değerlendirmelere itibar edilemeyeceği yönündeki açıklamalarının saklı kalmak kaydıyla; bilirkişi raporunda aynı zamanda müvekkili şirketin alacaklı olduğu kabulünde talep edebileceği miktara dair yer verilen hesaplamaya da itiraz edilmesinin zorunlu olduğunu, özel şartlar madde 10 hükmünün çok açık olmasına ve hiçbir yoruma müsaade dahi etmiyor olmasına karşın, bilirkişi tarafından açıkça yanlış yorumlanarak hesaplama yapıldığını, Özel şartlar 10. madde hükmü "(Grup yenilenmese dahi) Süre sonu olan poliçenin ... oranı ≥ %77 olursa, aşan kısma ait tazminat tutarının tamamı ertelenmiş prim ödemesi olarak sigorta ettiren tarafından ... Sigorta'ya ödenecektir." şeklindedir. Madde metine göre, ... oranı hesaplanacak, bulunan oran %77'yi aşıyorsa ilave prim (tarafımızca zarara iştirak primi olarak adlandırılmaktadır) tahakkuk ettirileceğini, ilave primin tutarının ise başkaca bir oran hesabı yapılmaksızın "aşan kısma ait tazminat tutarı" olarak belirleneceğini,Madde metninde hiçbir tereddüt bulunmamasına karşın bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin aşan tazminat tutarı olarak 247.335,04 TL esas alındığını ve bu tutar üzerinde %77 oranına denk gelen tutar hesaplandığını, başlangıçtaki tutardan bulunan tutar çıkartılarak prim tutarının 56.887,05 TL olarak belirtildiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın madde metniyle uyuşan hiçbir yanı bulunmadığını, gereksiz, birbiriyle bağlantısı bulunmayan ve maddede düzenlenmeyen matematik işlemleri yapıldığı hususunun istinaf mahkemesince de takdir edileceğini, 247.335,04 TL'nin aşan tazminat miktarı değil, ödenen toplam tazminat miktarı olduğunu ve ödenen toplam prim tutarının 76.421,27 TL olması sebebiyle oran %322,73 olarak vuku bulduğunu, böylece özel şartlar 10. maddesinin uygulanması için koşul gerçekleştirildiğini, artık bu noktada tekrar bir oran hesabı yapılmayacağını, müvekkil şirket kayıtlarına göre hesaplanan aşan tazminat miktarı ve dolayısıyla ek prim olarak tahakkuk ettirilen miktarın 188.029,65 TL (icra takibine konu asıl alacaktır) olarak belirlendiğini, rapora bu hesaplama yönüyle de itibar edilebilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporuna taraflarınca yapılan itirazların karşılanmadan dosyanın karara bağlanmasının yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, Yargıtay 13. HD. 2016/14432 E. 2017/3624 K. 23.3.2017 tarihli kararı;"Ne var ki; hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi davalının bilirkişi raporuna itirazları da karşılanmamıştır. O halde Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, taraf delilleri ile banka kayıtları incelenmek suretiyle ve davalının rapora itirazlarını de karşılar şekilde taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."Açıklanan nedenlerle İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/13 Esas 2022/241 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusunun istinaf mahkemesince kabulünü ve kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, İleri sürerek; Yukarıda arz edilen ve Sayın Dairece re'sen göz önüne alınacak sair nedenlerle; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/13 E. 2022/241 K. Sayılı kararına ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi sona erdikten sonra sözleşme'nin ayrılmaz bir parçası niteliğinde olan Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının 10. Maddesi uyarınca belirlenen zarar iştirak priminin sigorta ettiren/davalıdan tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalı yanın tazminat isteminin reddine,karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ... A.Ş. ile Davalı İstanbul ... A.Ş. ("sigorta ettiren", "...") arasında, sözleşmenin 2. Maddesi uyarınca kapsamı taraflarca belirlenen sigortalıların hastalanmaları ve/veya kaza sonucu yaralanmaları halinde tedavi için gerekli sağlık giderlerini kararlaştırılan şartlarda teminat altına almak üzere, başlangıç tarihi 01.10.2018, bitiş tarihi 01.10.2019 olan Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde ibraz edilen sözleşme örneğinin 31 maddesinde tarafların imzasının bulunduğu, sözleşmenin 31sayfasında tarafların imzalarının bulunduğu kısmın üst tarafında Sözleşme'nin ayrılmaz bir parçası niteliğinde eklerinin belirtildiği, Ek 1: Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları, Ek 2: Teminat Tablosu,Ek 3: Muvafakatname örneğinin belirtildiği, sözleşmenin uygulanacak hükümler başlıklı 34 maddesinde;'' İş bu sözleşme ile Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının çelişmesi halinde Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının öncelikle uygulanacağı hususunda taraflarca mutabakata varılmıştır,'' hükmü düzenlemiştir.Gerek sözleşmenin imzaların bulunduğu 31 sayfadaki ekler kısmında davaya konu Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının ek 1 olarak eklenmesi, gerekse sözleşmenin 34 maddesinde, İş bu sözleşme ile Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının çelişmesi halinde Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının öncelikle uygulanacağı hususunda taraflarca mutabakata varıldığı düzenlenmiş olup bu düzenleme uyarıncada davaya konu Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının ve diğer eklerin taraflarca müzakere ekilerek düzenlendiği ve davalı tarafın ek sözleşmelerden bilgisinin olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki, TTK 1423/2. maddesine göre aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde sigorta ettirenin 14 gün içinde itiraz edebileceği, itiraza uğramayan poliçenin yazılı şartlar dahilinde yapıldığının kabulü gerektiği, davalı sigorta ettirenin sözleşmenin düzenlenmesinden sonra on dört gün içinde sözleşme ve eklerine itiraz ettiğini iddia ve ispat etmediğine göre dava konusu Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının geçerli olduğu kabul edilmiştir.Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesinin eki olan Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları başlıklı sözleşmede; Bu protokol, ... A.Ş. ile İstanbul ... A.Ş. arasında 01-10-2018 tarihinde akdedilmiş olan Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi ve Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının devamı niteliğinde olup ayrılmaz parçasını teşkil edeceği, 1 maddesinde ise;'' Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesi ile Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarının çeliştiği durumlarda, Grup Sağlık Sigortası Özel Şartlarında yer alan maddenin gereği uygulanacaktır,'' hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler uyarınca taraflar arasında Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesinin eki olan Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları başlıklı sözleşmenin taraflarca müzakere edilerek düzenlendiği, geçerli olduğu ve tarafları bağladığı anlaşılmıştır. Grup Sağlık Sigortası Sözleşmesinin 5. Maddesinde prim ödemelerinin, 20. Maddesinde ise prim ayarlamalarının düzenlendiği, davacı tarafça Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları başlıklı sözleşmenin 10 maddesinde ise; "(Grup yenilenmese dahi) Süre sonu olan poliçenin ... oranı ≥ %77 olursa, aşan kısma ait tazminat tutarının tamamı ertelenmiş prim ödemesi olarak sigorta ettiren tarafından...'ya ödenecektir." hükmü düzenlenmiş olup davacı tarafça 10. Madde uyarınca davalı ...'nin ek prim ödeme yükümlülüğünün doğduğu belirtilerek belirlenen zarar iştirak priminin tahsilini talep etmiş olup bu durumda mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle davacı tarafın Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları başlıklı sözleşmenin 10 maddesi uyarınca davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti yönünde taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve ekleri de incelenmek suretiyle uzman bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları ile taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve ekleri de inceletilip, davacı tarafın önceki bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesindeki itirazlarda karşılanmak suretiyle mali müşavir ve uyuşmazlık konusu sigorta sözleşmesinden anlayan sigorta bilirkişisinin de bulunduğu heyetten istinaf denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2022 tarih ve 2021/13 Esas - 2022/241 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.