T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1159
KARAR NO :2024/1999
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2018/1334 Esas - 2021/825 Karar
TARİH:23/12/2021
DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ :16/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın ... plakalı... sıfır km otomobili 04.11.2016 tarihinde 186.017,00 TL bedelle ithalatçı ve satıcı olan davalılardan satın aldığını, davacının otomobili satın aldığı .... A.Ş.'nin ... marka araçların satış ve satış Sonrası servis hizmetlerini verdiğini, otomobilin satın alındıktan kısa bir süre sonra arızalanmaya başladığını ve bu arızalar nedeniyle birçok kez davalı ... A.Ş.ne servise götürüldüğünü, ancak aracın arızalarının bir türlü tam anlamıyla giderilemediğini, davacının otomobili için otomobilin fiyatı, markası, modeli ve bilumum diğer lüks üstün özellikleri nedeniyle haklı olarak beklenti içinde olduğu, umduğu kaliteli hizmeti bu süre zarfında göremediğini, servise götürülen araçta arıza olmadığı söylenerek geri gönderildiğini, aynı sebeple ikinci kez gidildiğinde yazılım hatası olduğunun öğrenildiğini, araç satın alınır alınmaz ikaz lambalarından birbiri ardına yandığını, davacının 10.12.2016 tarihinde otomobili servise götürdüğünü, ancak servis çalışanları tarafından araçta herhangi bir yazılım hatası yahut başkaca bir arıza görülemediği gerekçesi ve iş emri açılmadan geri gönderildiğini, aradan fazla zaman geçmeden ikaz lambalarının yanmaya devam ettiği şikayeti ile otomobilin tekrar servise götürüldüğünü, davacıya bu kez yazılım hatası olduğunun bildirildiğini ve otomobilin servise alındığını, tamir edildiği söylenerek teslim edilen araçtaki problemlerin sona ermeyerek devam ettiğini,Özensiz servis hizmetinin silecek arızası ve kapı kilit sistemi arıza onarımları ile devam ettiğini, araç satın alındığından beri nedeni tam olarak tespit edilemeyen ve arızası Bilinmeyen silecek problemi yaşandığını, sileceklerin iki kez değiştirildiğini, ardından davacının silecek motorlarının da kontrol edilmesini talep ettiği halde talebin yerine getirilmediğini, üçüncü silecek değişiminde ise silecek lastiklerinin değiştirildiğini, kapısı kapanırken kırılan kapı kilit sisteminin düzeltilmesi için servise bırakılan aracın serviste sol yan camının kırıldığının davacıya bildirildiğini, kırılan sol yan cam takılırken lakayı ve özensiz davranıldığını, davacının kaza atlattığını, kırılan camın yerine takılan camdan sürekli titreşim sesleri gelmesi ve içeriye hava girmesi sebebiyle otomobilin tekrar servise götürüldüğünü, şikayetin giderildiği bildirilerek teslim edilmesinden birkaç gün sonra araç seyir halinde iken canım kapı boşluğuna düştüğünü, kırılan camın yerine yenisinin takılması için servise gidildiğinde cam takılırken bir kez daha kırıldığını, cam yerine takılırken araç kapısına zarar verildiğini, kapı sacının sivri bir cisim ile çıkıntı şeklinde davacıya ayıplı teslim edildiğini, Beyoğlu ... Noterliğinin 28.09.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile her iki davalıya bildirimde bulunulduğunu, kanundan doğan seçimlik hakların kullanılacağının belirtilmesine rağmen .... A.Ş.den olumsuz yanıt geldiğini, diğer davalının ise herhangi bir yanıl vermediğini, davacının, satılan araçtan beklenen faydayı sağlayamadığını, ihtarname cevabında aracın kendisinde bakım ve servis hizmetlerinde açık- gizli hiçbir ayıp olmadığının savumuldı uğunu, söz konusu arızaların cam düşmesi, cam kırılması, tampon boya sıyrılması gibi aracın alınmasından beklenen faydayı etkilemeyen arızalar olduğunun iddia edildiğini, davacının O km otomobili 2 yılda 10'dan fazla servise götürdüğünü, aracın serviste bulunduğu müddet boyunca ikame araç tahsis edilmediğini, TBK.nun 227.maddesi gereğince defalarca onarım ve arızalı yedek parçanın yenisiyle değiştirilmesi hakkı kullanılmasına rağmen her defasında benzer arızaların tekrarlandığını, davacıdan kaynaklı olmayan arızaların ve onarımların davalıdan kaynaklandığı, davacının araçtan beklenen faydayı sağlayamadığını, dava konusu aracın yenisiyle değiştirilmesini, mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle satın alma bedelinin, aracın serviste kaldığı günler nedeniyle kullanılmamasından sebepli maddi zararlar, tamir ücreti, onarımlar nedeni ile araçtaki değer kaybının bedelinin ihtar tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taleplerin değerlerinin ve dayanaklarının HMK.nun 119.maddesi uyarınca açıklattırılması gerektiğini, verilecek süreye riayet edilmemesi durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından dava dilekçesinin istem ve sonuç kısmında terditli talepte bulunulduğunu, ancak 6098 sayılı Kanunda yer alan seçimlik hak niteliğindeki taleplerin bu şekilde ileri sürebilmesinin mümkün olmadığını, terditli taleplerin sadece ayıpsız misli ile değişim ve bedel iadesinin açık ve nel anlaşıldığını, zarar talebinin anlaşılamadığını, talebin açıklattırılması gerektiğini, öncelikle davacı ya kesin mehil verilerek dava konusu aracın değeri üzeriden harç ikmali yaptırılması gerektiğini, aracın 186.017,00 YL bedelle satın alındığını, bu miktar üzerinden harç ikmali yapılması gerektiğini, aksi halde davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanunun 231.maddesi gereğince 2 yıllık zaman aşımı süresi öngörüldüğünü, dava konusu aracın 04.11.2016 tarihinde satın alındığını, huzurdaki davanın ise 05,11.2018 tarihinde ikame edildiğini, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğunu, zamanaşımı nedeniyle dava konusu taleplerin esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, TTK.nun 23/1-c bendinde ve TBK.nun 223.maddesinde ayıba ilişkin ihbar sürelerinin düzenlendiğini, davacının mevzuat uyarınca öngörülen ayıp ihbar sürelerine riayet etmediğini, araçtaki şikayetlerinin varlığı kabul edilse dahi ihbar süreleri dahilinde usulüne uygun ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davaya konu araçta iddia edildiği gibi herhangi bir arıza ya da imalatları kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, silecek lastiklerinin 26.12.2016 tarihinde garanti kapsamında değiştirildiğini, aracın daha sonra 22.06.2018 tarihinde yine silecek lastiklerinin değiştirilmesi talebi ile servise getirildiğini, ancak silecek lastiklerinin garantisinin 3 ay veya 8.000 km olması nedeni ile bu talebin garanti kapsamında değerlendirilmediğini, bu işlemler haricinde herhangi bir şikayel bulunmadığını, bu şikayetin sarf malzemeye ilişkin olduğu için kullanıma bağlı olarak zaman içerisinde malzemenin yıpranması ile ortaya çıktığını, aracın kapı kilidi değişimi sırasında davalı şirket yetkili servisi tarafından sehven sol ön kapı camının kırıldığını ve kırılan camın bedelsiz yenisi ile değiştirildiğini, aracın Sorunsuz davacıya teslim edildiğini, hali hazırda araçta hiçbir şikayet bulunmadığını, kaldı ki bu hususun servis hizmetine ilişkin bir şikayet olduğunu, bu şikayetin dava komusu taleplerle ilgisi bulunmadığını, davacının kilit sistemi ve cam onarımı sonrasında onarım yapılan kapıda çıkıntı şeklinde hasar ve şikayetle servise başvurduğunu, bu şikayetin kullanıcı kaynaklı ortaya çıkan bir hasar olmasına rağmen müşteri memnuniyeti kapsamında bedelsiz yapılan basit bir işlemle giderildiğini, davacının bu şikayetin bir önceki servis hizmeti sırasında oluştuğunu iddia ettiğini, bu şikayetin üretim kaynaklı değil, servis hizmeti kaynaklı olduğunu, davacının, dava konusu araçla kaza yaptığını ve onarımı için servise başvurduğunu, onarım işlemlerinin sigorta vasıtasıyla gerçekleştiğini, akabinde onarım yapılan sağ ön çamurlukta boya yapışması şikayeti meydana geldiğini, bu şikayetin boya tedarik firması tarafından bedelsiz giderildiğini, bu şikayetin de üretime ilişkin bir iddia olmadığını, davada, davacının üretimden kaynaklı bir ayıp iddiası bulunmadığını, servis hizmetine ilişkin birtakım iddialarla ayıpsız misli ile değişim, sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi taleplerinin ileri sürülmesinin mümkün olmadığımı, davalı şirket yetkili servisinin araca yapılan işlemleri tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, sehven kırılan camın ücretsiz yenilenmiş olması nedeniyle araçta hiçbir değer kaybı yaşanmadığını, bunun yanı sıra davaya konu edilen şikayet iddialarının hizmet ilişkisi kaynaklı olması ve üretim kaynaklı olmaması ve halihazırda araçtan yararlanmasını engelleyen bir durumun bulunmaması karşısında davacının iyi niyet kuralları çerçevesinde hareket etmediğini, dava konusu talep için kanunun aradığı şartların bulunmadığını, davacının seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmasından sonra huzurdaki dava ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davacının sahip olduğu seçimlik hakların yenilik doğuran hak niteliğinde olduğunu, bu haklardan bir tanesini kullandıktan sonra bundan dönerek diğer seçimlik haklardan birini kullanmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının, aracın yetkili serviste yapılan tüm bakım ve onarını işlemlerine onay verdiğini ve yapılan işlemler akabinde aracın sorunsuz olarak davacıya teslime dildiğini,Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde TBK.nun 227.maddesi hükmü uyarınca semenin tenzili yoluna gidilmesi gerektiğini, davaya komu şikayetin kullanımı engellemeyen silecek lastiği-sarf malzeme şikayeti olduğunu, basit bir sensor değişimi giderildiğini, davanın reddi gerektiğini, aksi kanaatte davanın konusunu oluşturan terditli taleplerden bedelin iadesine ilişkin talepte faiz başlangıç tarihi olarak aracın davalı şirkete teslim, her türlü takyidattan ari bir şekilde teslim edildiği tarihin esas alınması gerektiğini, satış tarihinden faiz talep edilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, faiz başlangıç tarihine esas tarih belirlenirken, aracın halihazırda davacı tarafından b kullanıldığının nazara alınmasını talep ettiklerini, faiz işletilebilmesi için öncelikle dava konusu aracın davalı şirket adına tescil) ve teslimi gerektiğini, aracın onarım süresinde kullanılmamasından dolayı maddi tazminat talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, yapılanişlemlerin niteliği dikkate alındığında araçta değer kaybı oluşmadığının açıkça görüldüğünü, kaldı ki aracı her defasında aynı gün veya ertesi gün davacıya teslim edildiğini, davacının gerçek bir zararı bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davakonusu aracın ilk arızasının meydana geldiği 10.12.2016 tarihinde servise teslim edilmiş olmasına ve arızadan haberdar olmasına ve onarıma onay vermesine rağmen davalı şirkete hiçbir ayıp ihbarı yapılmadığını, aracın arızasından uzun süre sonra davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ilk arızadan 2 yıl sonra davanın açıldığını, ayıbı kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıp ihbarının satıcı davalıya derhal bildirilmesi gerekirken herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, tacir olan davacının TTK.nun 23 ve TBK.nun 223.maddesi çerçevesinde ürünü muayene külfetine uygun hareket etmemesi ve yasal süresi içinde 2 gün ve 8 gün içerisinde ayıp ihbarında bulunması gerekirken ayıbın varlığını bildirmediği ki aracı satın aldıktan kısa bir süre sonra arızalandığı yönündeki iddiası karşısında onarım tercihini kullandığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, 04.11.2016 tarihinde satın aldığı üründe muayene külfetini yerine getirmeyişinin ve yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmamasının yasaya aykırı hareket ettiğini gösterdiğini, TTK.nun 25/3.maddesi çerçevesinde ayıbın varlığının sonradan anlaşılması halinde dahi satıcıya bilditiminin yasal zorunluluk olduğunu, tacir olan davacının bildirimi yazılı yapmasının TTK.nun 20/3.maddesi uyarınca zorunlu olduğunu, davacı iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydı ile aracın kışa sürede arızalandığı bildiriminin derhal yapılması gerektiğini, davacının ayıbı derhal ve yazılı olarak davalıya bildirmediğini, davalı şirket tarafından davacıya verilen servis hizmetlerinin her türlü ayıptan ari olarak tamamen diğer davalı Mercedes-Benz bakım ve onarım talimatına Uygun ve aynı şekilde davalı şirketin haklı kalite ve hizmet standardı çerçevesinde verilmişolduğunu, verilen bakım ve servis hizmetlerinde veyahut dava konusu araçta hiçbir ayıp, gizli ayıp bulunmadığını, dava konusu aracın 04.11.2016 tarihli satış faturası ile davacı şirkete186.016,99 TL bedelle satıldığını, aracın ilk kez 26.12.2016 tarihinde ve 1,383 km'de ikenservise geldiğini, garanti kapsamında silecek lastiklerinin değiştirildiğini, silecek lastikleri sarfmalzemesi kapsamında olduğundan kullanım ömürlerinin garantisinin üretici tarafından 3 ay olarak değerlendirildiğini, 22.06.2018 tarihinde ve 28.785 km'de iken silecek lastiklerinin tekrar garanti kapsamında değişimine ilişkin davacı talebinin değerlendirildiğini ve üreticibakım onarım ve garanti talimatları doğrultusunda davalı servis tarafından yapılan kontrolde silecek lastiklerinde bir. sorun görülmediğinden işlem yapılmadığını, aracın 26.08.2018 tarihinde tekrar davalı servise getirildi ğini, arıza iddiasına uygun olarak üretici firmanın bakım-onarım talimatları doğrultusunda aracın marş rölesi ilave sigortasının takıldığını ve yakıt pompası kumanda cihazına güncel yazılımın yüklendiğini, 22.08.2017 tarihinde aracın çalışmadığı şikayeti ile servise getirildiğini, yapılan kontrollerde motor kumanda cihazında arıza kaydı görülmediğini, 13.02.2018 tarihinde aracın kapı kilidi değişimi yapılırken sehven sol ön kapı camının kırıldığını ve davalı servise tarafından bedelsiz yenisi ile değişiminin yapıldığını, davacının şikayeti üzerine kapı cam ayarının tekrar yapıldığını ve aracın sorunsuz. teslim edildiğini, kapı üzerinde çıkıntı şeklinde olduğu iddia edilen hasardan davalının hiçbir lakası bulunmadığını, ancak müşteri memnuniyeti adına boyasız göçük düzeltme metodu ile ücretsiz onarıldığını, aracın 27.07.2017 tarihinde ön sağ ve arka sağ hasar şikayeti ile servise giriş yaptığını ve Ürelici onarım talimatlarına uygun olarak atölyede sigorla kapsamında onarımını yapıldığını, sağ ön çamurlukta boyanın yapışma problemi nedeniyle atma yaptığını, lamir boyasının tedarikçi firma garantisinden tekrar yenilenerek aracın aynı gün içerisinde teslim edildiğini, boya dökülme olayının aracın fabrika boyasında meydana gelmediğini, araçta ayıp olmadığını, arızaya uygün onarımların gerçekleştirildiğini, araçta ve verilen servis hizmetinde hiçbir ayıp olmadığını, aracın satın alınmasından beklenen faydanın gerçekleştiğini, davacının Beyoğlu .... Noterliğinin 28.09.2018 tarih ve ... no.lu ihtarnamesine karşı Beyoğlu .... Noterliğinin 08.10.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile itiraz edildiğini, tüm onarım işlemlerinin birbirinden farklı arızalar olduğunu, servis tarafından üretici firma talimatları doğrultusunda işlem yapıldığını, aracın lüks segment araç olmasının hiçbir şekilde arızalanmayacağı anlamına gelmedi ğini, arızaların ayıp vasfında olmadığını, ayıba esas olarak gösterilmiş bir kusurun varlığında TİK ve TKHK hükümleri çerçevesinde satıcı avalıya kusur atfedilemeyeceğini, binlerce kilometre kullanılan ve piyasadaki ikinci el değeri düşmüş bir aracın misli ile değiştirilmesinin ya da fatura bedelinin faiziyle iadesi talebinin hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğunu, binlerce kilometre aracı kullanan ve dava sonuçlanıncaya kadar kullanılmaya devam edileceğini, davacının sağladığı yararla O km araç işlenmesinde davacı yararı ile satıcıya gelen zarar arasında oransızlık bulunduğunu, araçta birtakım kusurların var olduğu kanaatine varılması halinde ayıp oranında bedel indirimine hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddi gerektiğini iddia ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/12/2021 tarih ve 2018/1334 Esas -2021/825 Karar sayılı kararında;"...Denetlenebilir, dosya içeriğine ve dava konusu olaya uygun 13/04/2021 tarihli bilirkişi heyet raporu mahkememizce de benimsenmiştir.Dava konusu aracın ayıplı veya gizli ayıplı sayılamayacağı, araçta olan birkaç münferid parça değişimi ve garantiden değişimlerin araç bedeline göre orantısız olacağı ve dolayısıyla aracın misliyle değiştirilmesinin gerekmediği, araçta değer kaybı oluşmadığı, servisten kaynaklı maddi zararın oluşmadığı, dolayısıyla ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.."gerekçesi ile,'' 1-Davanın REDDİNE, 2- Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 59,30 TL harcın, davacı tarafından yatırılan 35,30 TL peşin harçtan mahsubu eksik kalan 24,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3- Davacı tarafından tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 5.618,70 TL yargılama giderinin DAVACININ ÜZERİNE BIRAKILMASINA,4-Davalı taraflar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 1.860,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALILARA VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme dayanak alınan raporun teknik bilgi içermediği gibi yasa ve usule, yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu,Garanti süresi içinde meydana gelen arızanın aynı tür arıza olması gerektiği yönündeki yasal mevzuatın 2014 yılında değiştiğini, müvekkilin "0 "km olarak satın aldığı lüks ve pahalı araç garanti süresi içinde 11 kez arızalandığını, iş bu durumun yargılamada da tespit edildiğini,
Bilirkişilerin davalı vekillerini aşarak savunmayı değiştirmesine muvafakatleri olmadığı halde beyan ve itirazları yerel mahkeme tarafından dikkate dahi alınmadığını,Mahkemece itibar edilen rapor ile önceki raporlar çelişmiş olduğu halde raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm oluşturulduğunu,Hükme dayanak olan taraflı bilirkişilerin reddi isteklerinin kabul edilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bilirkişilerin teknik kişiler olup aracı incelemek ve araç hakkında teknik rapor vermek durumunda olduklarını, oysa görev aşımı yapılarak hukuki konularda - eksik -görüş beyan ettiklerini,
Müvekkilinin davayı 2018 de açtığı halde aracın 2020 de geçirdiği kazayı rapora gerekçe yapmaya çalışan taraflı bilirkişilerin iyi niyetli olmadıklarının da açık olduğunu, dava ile ilgisiz ve davadan çok sonraya ait kaza ile dosya arasında bağlantı kurulmasının hukuki ve mantıki sebeplerden yoksun olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilemesini talep etmiştir.
DAVALI ... A.Ş. İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Aracın Satın Alınma Bedeli Üzerinden Nisbi Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiğini, Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere araç 186.017,00 TL bedel ile satın alınmış olup dosya kapsamında davacının esas talebi değişim mümkün olmaması halinde ise bedel iadesi olduğunu,Dava kısmi olarak açılmışsa da 02.07.2019 tarihinde dava konusu değer olan 186.017,00 TL üzerinden tamamlama harcı yatırıldığını, davacının talebi (misli ile değişim) ve dava değeri göz önüne alındığında yerel mahkemenin araç bedeli üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmetmesi gerektiğini,Mahkemece Davacı Şirketin Unvanı Sehven Farklı Yazılmış Olup, Şirket Unvanın Düzeltilmesi gerektiğini, Dava dilekçesinde ve dava açılış tarihi itibariyle sunulan vekalet ile açıkça görüldüğü üzere davacı şirketin tam unvanı "..." olduğunu, mahkemece sehven gerekçeli kararda şirket unvanı şirketin dava açılış tarihinden de önceki eski unvanı ... ŞİRKETİ şeklinde yazıldığını,İstinaf talebi kapsamında gerekçeli kararda yanılarak yazılan davacı şirket unvanın düzeltilmesini talep etmek zorunluluğunun hasıl olduğunu, ilk derece mahkemesi kararına karşı sadece vekalet ücreti ve davacı şirket ünvanının düzeltilmesi talebinin yerine getirilmesi talep etmiştir.
DAVALI ... A.Ş İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;İlk derece mahkemesi kararına karşı sadece vekalet ücreti bakımından istinaf kanun yoluna başvurduklarını,istinaf incelemesi sonucunda davalılar lehine satın alındığı araç değeri olan 186,017,00 TL bedel üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesini gerektiğini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ayıplı aracın yenisi ile değişmesi, aksi halde bedelinin faizi ile iadesi veyahut maddi zararların tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, 04.11.2016 tarihinde, 186.017,00 TL bedelle ithalatçı ve satıcı olan davalılardan satın aldığı ... plaka numaralı ... tipi aracında silecek ve kapı kilit sistemi şikayeti bulunduğu iddiası ile terditli olarak aracın değişimini, bedelin iadesini, aksi halde aracın serviste kaldığı günler nedeniyle aracı kullanamama sebepli maddi zararlar, tamir ücreti ve onarımlar nedeni ile araçtaki değer kaybını talep etmiş bulunmaktadır.Davalı taraf ise, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Davacı tarafça, dava dilekçesinde değer belirtilmediği, tevzi formunda dava değeri 1.860,00 TL olarak belirtilip bu miktar üzerinden harç yatırılması üzerine mahkemece 28/02/2019 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca, davacı vekiline dava değerini bildirmek ve eksik harcı ikmal etmek üzere süre verildiği, 18/06/2019 tarihli duruşmanın ara kararı ile de; Davacı vekiline dava değerini bildirmek ve eksik harcı ikmal etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve davacı vekilinin 02/07/2019 tarihinde 3.145,00 TL. tamamlama harcını yatırdığı anlaşılmıştır. Mahkemece, İTÜ'de görevli 3 kişilik makine mühendisi öğretim elemanlarından oluşan bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alındığı, mahkemece 21/01/2021tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca yeni heyetten yeni rapor alındığı, 2.Heyet raporuna da davacı vekilinin itiraz edip raporlar arasındaki çelişkide giderilmek suretiyle hukukçu ve makine mühendisi bilirkişilerden oluşan 3. Bir heyetten yeni rapor alınmasını talep ettiği, mahkemece 23/12/2021 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları denetlenebilir olduğundan, davacı vekilinin yeniden bir hukukçu ve bir makine mühendisi bilirkişiden rapor alınması talebinin reddine karar verildiği ve mahkemece, 2. Heyet raporuna itibar ettiğini belirterek istinafa konu karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde, Davacı vekili 28/05/2021 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna karşı itirazlarını bildirip bilirkişileri ret ettiği, bilirkişilerin ret sebepleri HMK. 272 yollamasıyla HMK. 36 maddesinde düzenlendiği, davacı iddialarının değerlendirilmesi yönünden aracın satın alındığı tarihten itibaren tüm servis kayıtları ile tramer kayıtlarının bilirkişilerce incelenerek iddiaların değerlendirilip rapor düzenlenmesi gerektiğinden, davacı tarafça ileri sürülen ret sebepleri, dosya kapsamı itibariyle bilirkişi heyetinin reddini gerektirecek bir sebep olmadığı, bilirkişinin reddini gerektirecek durum tesbit edilmediğinden, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan her iki heyet raporunda ki tespitlere göre, davacının aracı ilk satın aldığındaki şikayetlerin giderildiği, araçta faydalanmayı engelleyecek bir arıza halinin mevcut olmadığı, ilk heyet raporunda aracın değiştirilmesini gerektirecek ciddi bir arızanın mevcut olmadığının belirtildiği, 2. Heyet raporunda da,servis kayıtlarına göre, davacının şikayet konusu onarımlarının servis operasyon kodlarının aynı olmadığı, dolayısıyla her seferinde aynı işlemlerin yapılmadığı, davacıya ait araçtaki arızaların ... Hizmetleri ve şartları dahilinde ücretsiz onarıldığı; periyodik bakım ve sarf malzemelerinin, ömürlü değişen parçalar ile kullanım hatasına bağlı değişım.onarım ve işçilikleri ücreti karşılığında yaptığı işemri açılışları- kapanışları ve faturalarından tespit edildiğini, aracın ayıplı veya gizli ayıplı olmadığı, araçta olan bir kaç münferit parça değişimi ve garantiden değişimlerin araç bedeline göre orantısız olacağı ve misliyle değiştirilmesinin gerekmediği yönünde görüş belirtilmiş olup her iki rapordaki tespitler de gözetildiğinde, aracın gizli ayıplı olmadığı, araçtaki şikayetlerin giderildiği, aracın kullanımına engel durum olmadığı, misliyle değişimi gerekmediğine yönelik tespitlere göre davacı tarafın aracın misliyle değişimi veya bedel iadesi taleplerininin yerinde olmadığı, bu yöndeki mahkeme tespiti yerinde olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece ilk heyetten alınan kök raporda; Dava konusu araç üzerinde 22.03.2019 tarihinde İstanbul Anadolu Adliyesi kapalı otoparkında keşfen yapılan incelemede, aracın çalışır vaziyette olduğu, kaporta göçüğü dışında bir arızasının olmadığı, 43.722 Km'de olduğunun tespit edildiği, araçta yürüyen aksamda, motor ve şasisinde bir arıza hali olmadığından ve dava dilekçesinde belirtilen şikayetler tamir edilmiş olduğundan araçta başka bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği belirtilip araçta gözle görülür ve değer kaybına etki edecek tek arıza halinin kaportadaki göçük olduğu, bu göçüğün bulunduğu yer, büyüklük, aracın markası ve modeli, kullanım süresi, Km seviyesi hususları dikkate alındığında, ikinci el rayiç satış değerinde 2.500,00 TL'lik bir düşmeye neden olacağı görüş ve kanaatine varıldığının belirtildiği, ek raporda da, aynı yönde görüş belirtildiği, Davalı ... A.Ş. Vekili ek rapora yönelik itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde; Araçtaki kaporta göçüğü araç davacı tarafın kullanımında iken meydana geldiğini, servis kayıtlarına bakıldığında araç her servise girişinde eksiksiz ve hasarsız bir şekilde teslim alındığını, dosya kapsamında bahse konu hasarın serviste meydana geldiğine dair hiçbir ispat vasıtası bulunmadığını belirtip itiraz ettiği, davalı Koluman ...Şirket vekilide aynı yönde beyanda bulunup bilirkişi raporundaki değer kaybı tespitine itiraz ettikleri, mahkemece alınan 2. Heyet raporunda ise; İlk heyetçe adliye otoparkında yapılan 22.03.2019 tarihli bilirkişi incelemesinde aracın 43.722 km olduğu ve kaportada bazı hasarlara ilişkin durumlar belirtilmiş; ancak bu tarihte yapılan inceleme öncesinde 2 Adet Hasar Kaydı Bulunduğunun görüldüğünü, bilirkişi heyeti araç hasar kayıtlarına bakmadan değer düşümü için hesaplama yaptığını, dolayısıyla trafikte meydan gelen çarpma ve çarpışmaya bağlı araç hasarları kullanıcısına bağlı hatalar sonucu oluştuğunu, burada Yetkili servisin bir hatası olmadığını, aksine müşterinin yaptığı hata ve kusurları kaporta boya kısmında onararak düzeltiğini belirtip ilk rapordaki değer kaybına yönelik hasarın davalı taraftan kaynaklı olmadığı belirtilip bundan kaynaklı değer kaybından davalı tarafın sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, mahkemece alınan ilk heyet raporunda keşfen inceleme tarihinde araç kaportasında hasara ilişkin tespitte bulunup bu durumun değer kaybı oluşturduğu belirtilmiş ise de, bu hasarın ne zaman , ne şekilde oluştuğuna ilişkin değerlendirme yapılmadığı gibi davalı taraftan kaynaklanmayan hasarlara ilişkin değer kaybından davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı, ikinci heyet raporu denetime elverişli olup 2. Heyet raporundaki tespitlere göre davacı aracındaki kaportadaki hasar üretimden kaynaklı olmadığı gibi bu hasarın davalı tarafından gerçekleştiğine yönelik dosya kapsamına göre delilde olmadığından kaporta hasarından kaynaklı değer kaybından davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü diğer arızalardan kaynaklı da araçta değer kaybı oluşmayacağı her iki heyet raporunda da tespit yapılmış olup bu yönüyle bilirkişi raporları arasında da çelişki olmadığından davacı vekilinin raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı ancak aracın tamir için yetkili serviste kaldığı süre boyunca ve bu sürenin davalı tarafça garanti edilen azami tamir süresini aşan kısmı için bu talepte bulunabileceği kabul edilmelidir. (Yargıtay 19 HD 23.01.2020 tarih 2018/2890 E. 2020/39 K. sayılı emsal kararı) Dosya kapsamında mahkemece ilk heyetten alınan ek raporda; Aracın geçmişte gördüğü işlemler dikkate alındığında davacının aracının toplam 10 gün süreyle serviste işlem gördüğü belirtilerek 2000,00 TL. Aracın kullanılmamasından kaynaklı ikame araç kullanımına ilişkin zarar oluştuğunun belirtildiği, ikinci heyet raporunda ise; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı satış sonrası hizmetler yönetmeliği "kullanım ömrü ve azami tamir süreleri " ek i 10.1 binek otomobiller kısmından bakıldığında garanti süresi içinde azami onarım süresinin aracın alınması ve başvuru tarihine kadar olan sürede 30 gün olduğu ve aracın serviste girişten en geç 5 gün sonra teslim edildiği ve garantideki onarım süresinin de aşılmadığı; Mevzuat gereği ... ın garanti süresi içinde yaptığı 10 günü aşan onarım süreleri için ikame araç verebileceği, dolayısıyla bundan sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, mahkemece alınan 2. Heyet raporu Yargıtay ilamındaki kriterlere göre düzenlendiği, davacıya ait aracın davalı tarafça garanti edilen azami tamir süresini aşacak şekilde serviste kalmadığı, bu durumda davalı tarafın sorumluluğunun doğmadığı, tespit edilmiş olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.6100 Sayılı HMK'nun 266. maddesi uyarınca, mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerin mevcudiyeti nedeniyle bilirkişi raporu alınmasından sonra, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması veya yeterince açık olmaması sebebiyle denetlenememesi ya da tarafların rapora itiraz etmeleri halinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi aracılığıyla incelemenin tekrarlanması mümkün olup, somut dosyada mahkemece 21/01/2021tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca yeni heyetten yeni rapor alındığı, mahkemece alınan 2. Heyet raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu görülmekle, mahkemece 2. Heyet raporundaki tespitlere itibar edilerek karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde, davacı vekilinin, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, hükme elverişsiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğine yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece, davacının tüm terditli talepleri değerlendirilmek suretiyle tüm taleplerin reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde,
Dava konusu aracın fatura değeri 186.016,99 TL. olduğu, yukarıda açıklandığı üzere, mahkemece verilen ara karar doğrultusunda davacı tarafın 186.017,00 TL üzerinden eksik harcı ikmal ettiği ve dava değerinin 186.017,00 TL. olduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiğinden, bu değer üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT. uyarınca davalı tarafa vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tevzi formundaki dava değerine göre davalı tarafa 1.860,00 TL. vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmayıp davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Davalı ...A.Ş. Vekili davacı tarafın ünvanının gerekçeli karar başılığında yanlış yazıldığı belirtilip bu durum istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, bu durum maddi hatadan kaynaklı olup yerel mahkemece mahallinde düzeltilebilecek ise de dairemizce vekalet ücreti yönünden karar kaldırılacağından davacı tarafın sicil kaydına göre davacı tarafın gerekçeli karar başlığındaki ünvanının düzeltilmesine karar verilmiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak, dairemizce yukarıdaki açıklamalar ışığında vekalet ücreti yönünden yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, B- Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/12/2021 tarih ve 2018/1334 Esas - 2021/825 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 1-Davanın REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL. harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 35,90 TL harç ve 3.145,00.TL tamamlama harcı toplamı 3.180,9.TL harçdan mahsubu ile bakiye 2.753,3.TL harcın talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı Koluman ... A.Ş tarafından sarf edilen 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,5-Davalılar yargılama sırasında kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ret edilen miktar üzerinden hesap ve taktir edilen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 8-Dairemiz karar tarihi itibariyle davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara iadesine, 10-Davalılar tarafından istinaf aşamasında ayrı ayrı sarf edilen 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,12-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.