T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1125 Esas
KARAR NO:2024/1984 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2018/778 Esas - 2021/1056 Karar
TARİH:22/12/2021
DAVA:TESPİT, TAZMİNAT
KARAR TARİHİ:12/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili derneğin, İstanbul ili sınırları dahilinde ekmek üreticilerinin hak ve menfaatlerini koruyan, mesleki faaliyetlerin yasal mevzuatlara uygunluğu konusunda çalışmalar yapan ve ekmek üreten müesseselerin kuruluşlarında yasal mevzuatlara uygun olup olmadığını takip eden bir kuruluş olduğunu, müvekkili derneğin müvekkili derneğin, 4721 sayılı (dernekler) Kanunu ve Dernek tüzüğünün ikinci maddesinde “Ekmek üreticileri arasında meydana gelecek baksız rekabeti önlemek. Dernek üyelerinin menfaatlerini korumak için, adli ve idari yargı nezdinde dava açmak, açılmış ve açılacak davaları takip etmek...” şeklinde ifade edildiği şekliyle, üyelerinin hak ve hukukunu savunmak hakkına sahip olduğunu, müvekkili derneğin Beyoğlu İlçesinde bulunan üyelerinden gelen şikayet üzerine “... Beyoğlu/İSTANBUL” adresinde, davalı tarafından işletilen fırın “ruhsatsız” bir şekilde, gayriyasal ekmek ve ekmek çeşitleri üretimi yapıldığı tespit edilmiş, ilgili ve yetkili makamlara defalarca yazılı müracaat ve şikayetlerinde bulunulduğunu, ancak somut bir sonuç alınamadığını, davalı işletmenin bulunduğu alan ve bina 3194 sayılı İmar Kanununa da aykırılıkları bulunmakta olduğunu, davalı işletmenin bulunduğu binanın 3194 sayılı İmar Kanununa aykırı olduğunu, ekmek fırını ve/veya ekmek üretiminin yapıldığı alanın, ekmek üretmeye müsait olmadığının tespit edildiğini, davalı vekilinin, “20 Mayıs 2018 tarihinde Resmi Gazetede Yayımlanarak yürürlüğe giren İstanbul İmar Yönetmenliğinin 50. Maddesinde ekmek fırınları başlığı altında belirtilen hususları” yerine getirmediğini, ruhsatsız ve/veya ilgili mevzuatlara aykırı üretim yapan fırınların, mevzuata uygun işletmecilik yapan diğer fırınlara karşı hat safhada zarar verdiği ve haksız rekabet yaptığı açık olduğunu, TTK.'nun 56. Maddesinde haksız rekabet şu şekilde ifade edilmekte olduğunu,“Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir.” ayrıca, TTK madde 57/b.10: “Rekabet hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut, mesleki veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etmemek” de haksız rekabet hallerinden sayılmış olduğunu, davalı, ekmek fırın ruhsatı olmaksızın ve mevzuata aykırı fiilleriyle, ekmek üretimi yapması, ayrıca da mevzuat hükümlerine aykırı davranmakla kalmayıp; hukuk ve mevzuata uygun faaliyet yapan müvekkil dernek üyelerinin, ticaretlerine zarar vermekte, kazançlarına engel olacak şekilde, haksız rekabete sebep olduğunu, davalının tüm mevzuat hükümlerine ve ticari yaşamın genel kurallarına aykırı olduğunu, ekmek fırının ruhsatı olmaksızın yaptığını, ekmek ve ekmek çeşitlerinin üretimin önlenmesini, ekmek üretiminde kullandığı ekmek pişirme ünitesinin yıkılmasını veya ortadan kaldırılmasını, ekmek üretiminde kullanılan araçların işletmeden çıkarılmasını, haksız rekabetin tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabet sonucu ortaya çıkan durumun ortadan kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin işletme sahibinin olmadığını, bu davada taraf olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, işletme sahibinin müvekkilinin faaliyetinin durdurulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin yapılmayan faaliyetinden ötürü davalı...'in veya üyelerinin herhangi bir zararı da söz konusu olmadığından bu davanın konusuz olduğunu, davacının dilekçesinde işletmenin imar mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu iddia ettiklerini, müvekkili işletme sahibi olmamakta olduğunu, işletmenin müvekkiline ait olduğunu, imar mevzuatında aykırılık idari makamların alanına giren bir idari işlemin konusu olduğunu ve imar açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ekmek üretimi yapmadığını, müvekkilinin söz konusu işletmenin maliki bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/12/2021 tarih ve 2018/778 Esas - 2021/1056 Karar sayılı kararında; "Dava dilekçesinde haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ortadan kaldırılması ile birlikte dava süresince haksız faaliyetin durdurulması için davalının faaliyetinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.Haksız rekabet teşkil eden davranışı nedeniyle ekmek üreticilerinin bir araya gelerek oluşturdukları İstanbul Ekmek Üreticileri Derneği'nin dava açmakta aktif husumeti ve hukuki yararı bulunmaktadır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davacı şirketin İstanbul ili sınırları içerisinde ekmek üreticilerin hak ve menfaatlerini koruyan meslek kuruluşu olduğu, İstanbul Beyoğlu’nda meydana gelen şikayetler üzerine ... Beyoğlu/İstanbul adresinde kurulu davalı tarafından işletilen fırının ruhsatsız olduğunu ve gayri yasal ekmek üretimi yapıldığının belirlendiğini, bu haliyle davalının imar yasasına aykırı vaziyette haksız rekabet yaptığı iddia olunarak haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve haksız rekabet sonucu ortaya çıkan durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin açılan iş bu davada taraf vekillerinin sunacağı deliller ve mahkememizce sunulacak bilgi ve belgeler neticesinde haklılık durum ve oranının tespitinin yapılacağı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Haksız rekabetin gerçekleştiği işyerini 01/06/2018 tarihine kadar ... tarafından gerçekleştirildiği, ana faaliyet konusunun belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda büfeler dahil ekmek pasta ve unlu mamullerin perakende satışı olduğu, ...’ın vergi levhası incelendiğinde 01/06/2018 tarihi itibariyle Davacı ...’ın ... Şti tek ortaklı olarak kurulduğu, müdür sıfatı ile şirketin idare ve temsil yetkisini tek başına üstlendiği dikkate alındığında davalının hukuki sorumluluktan kaçmak amacıyla kötüniyetle haraket ettiği bu nedenle tüzel kişilik perdesinni kaldırılması teorisine göre husumetin davalıya yöneltilmesi mümkündür.Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının davaya konu edilen ... Beyoğlu/İstanbul adresindeki bulunan iş yerinde haksız rekabet teşkil edecek şekilde ekmek üretimi yapıp yapmadığı, davacının bu fırındaki eyleminin haksız rekabet olup olmadığı önlenmesi ve ortadan kaldırılması gerekip gerekmediği hususlarındadır. Davacı tanıkları dinlenilmiş, beyanlarında özetle; ".. Davacının hem unlu mamüller, hem de ekmek sattığını, ekmek üretimi yaptığını duyduklarını, insanların ekmek aldıklarından dolayı bildiklerini ayrıca ekmek aldırttıkları, bir kısım şahit ise unlu mamüller ve ekmeği aynı yerde ürettiğine şahit olduğunu davalının fırınının imalata yönelik ruhsatının olmadığı,, merkeze bağlı satış yaptığı, mühürleri kırarak satışa ve imalata devam ettikleri..." belirtmişlerdir. Dinlenen tanık beyanları ve sunulan delillerle birlikte konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, söz konusu 11/07/2021 tarihli raporda özetle; "...Dosyaya sunulan çalışma ruhsatlarında ekmek üretilmesini uygun bulan gıda üretim izin belgesine rastlanmadığını, başka bir adreste bulunan işyerinin belgelerinin sunulduğunu, sevk irsaliyelerinin sonradan düzenlenmiş olabileceğinden delil vasfında olmadığını, Beyoğlu belediye başkanlığı Zabıta müdürlüğü 11/10/2018 tarihli yazı cevabına göre davalıya unlu mamüller satışı ve imalatı konusunda ruhsatsız faaliyetten dolayı 9 kez mühür bozma ve mühürleme tutanağı tanzim edildiği,Beyoğlu Belediye Başkanlığı Ruhsat Ve Denetim Müdürlüğü 13/02/2019 tarihli yazı cevabına göre iş yeri açma ve çalışma ruhsatı kaydının ve başvurusunun bulunmadığı, ,söz konusu işyerinin yapı kullanma izni belgesinin olmadığı bu ruhsatlar ile ayrıca il ve ilçe tarım müdürlüklerinden ekmek üretim izin belgesi alınmadan 'ekmek ve ekmek çeşitleri' üretiminde bulunmasının mümkün olmadığının ifade edildiğini, davalı tarafından müvekkiline ait belgeler ibraz edilmediği gibi tanık beyanlarından da adı geçen iş yerinde ekmek üretiminin gerçekleştiği, davalının bu eyleminin yeni TTK 55/1e maddesine göre haksız rekabet teşkil ettiğini..." özetle belirtmiştir. Dolayısıyla bilirkişi raporunda yapılan tespitler dinlenen davacı ve davalı tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davalının ruhsat kapsamı dışında ekmek üretimi yapması ve satışa sunmasının tüzel kişilik perdesini kaldırılması teorisi uygulanması suretiyle haksız rekabet olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile davalı yanın ruhsatsız ekmek üretiminin yapılmasının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabet sonucunda oluşan durumun ortadan kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, ''Davanın kabulü ile, davalı yanın ruhsatsız ekmek üretiminin yapılmasının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabet sonucunda oluşan durumun ortadan kaldırılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşıdavalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece istinafa konu kararın, hukuka aykırı şekilde tanzim ettirilmiş bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesi gereğince kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunu; hâkimin, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebileceğini; Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığını; yerel mahkemece istinafa konu karar işbu emredici hükme aykırı şekilde tanzim ettirilmiş bilirkişi raporuna dayanılarak verilmiş olup mahkemece istinaf incelemesi yapılarak yerel mahkemenin 2018/778 Esas ve 2021/1056 Karar sayılı hukuka ve kanuna aykırı ilamının kaldırılmasının elzem olduğunu, Yerel mahkemenin 25/11/2020 tarihli celsede verdiği 3 numaralı ara kararla davacıya bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verildiğin ve kesin sürenin sonuçlarını da ihtar ettiğini: "...bilirkişi heyetine dosyanın tevdine, bilirkişilere emek ve mesailerine karşılık 750,00'şer TL ücret takdirine, davacı vekiline takdir olunan bilirkişi ücretini mahkememiz veznesine depo etmek üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi halde bu delile veya talebe dayanmaktan vazgeçileceğinin ihtarına, ihtarın duruşma zaptının tebliği ile yapılmış sayılmasına..." şeklinde ara karar oluşturulduğunu, işbu ara kararı içeren duruşma zaptının 02/12/2020 tarihinde davacı yana tebliğ olduğunu ve 2 haftalık kesin süre içerisinde kendilerine ihtar olan ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmediğini; işbu tebligat zarfına dair mazbatanın da yine dilekçeleri ekinde mahkemeye sunulduğunu; işbu durum sonucunda yerel mahkemece davacı tarafın bilirkişi incelemesi talep ve delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerekmekteyken usule aykırı bir kararla hak düşürücü süre geçmesine rağmen bir sonraki celsede yerel mahkemenin bilirkişi talebini yeniden değerlendirdiğini ve sonrasında dosyayı hukuka aykırı şekilde bilirkişiye tevdi ettiğini, usule ve hukuka aykırı şekilde bilirkişiye tevdi edilen dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve bu inceleme sonucunda sunulan bilirkişi raporu dayanak alınarak verilen istinafa konu kararın istinaf incelemesiyle kaldırılması gerektiğini,Müvekkili adına bir işletme bulunmadığından davada pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmekteyken yerel mahkemece kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; işbu kararın kaldırılması gerektiğini, davacı İstanbul Ekmek Üreticileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, müvekkilinin imar mevzuatına aykırı bir işyerinde ekmek üretimi yaptığı sebebiyle haksız faaliyetin durdurulmasını ve haksız rekabetin önlenmesini talep ettiğini ancak davacı yanın iddia ettiği gibi müvekkili adına böyle bir işletme bulunmaması ve haksız rekabet koşullarının gerçekleşmemiş olması nedeniyle istinafa konu davanın reddi gerekirken yerel mahkemece kabul kararı verilmesi hukuka aykırı olduğunu, davac..., her ne kadar dava dilekçesinde ... Fırın-...'ı davalı olarak belirtmişse de, müvekkili ...'ın bahsi geçen adresteki işletmenin sahibi olmadığından davada taraf olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu; müvekkilinin, dava konusu yapılan işletmenin sahibi olmadığı için kendisinde taraf ehliyetinin mevcut olmadığını; taraf ehliyetinin bir dava şartı olması ve her aşamada mahkemelerce dava şartlarının haiz olup olmadığının resen denetlenmesi gerektiği göz önüne alındığında yerel mahkemece eksik ve hatalı inceleme neticesinde verilen kararın istinaf incelemesinde kaldırılması gerektiğini; ... Beyoğlu/İstanbul adresindeki işletmenin ... Şirketi isimli tüzel kişiliğe ait olup yerel mahkemece müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece hukuka aykırı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini;Davacının iddia ettiğinin aksine somut olayda haksız rekabet koşulları oluşmadığı gibi halihazırda işletme sahibi olmayan müvekkilin faaliyetinin de durdurulmasının mümkün olmadığını; ayrıca müvekkilince yapılmayan ticari faaliyetten ötürü davacı ...in veya üyelerinin herhangi biz zararı da söz konusu olamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde müvekkilinin ... Beyoğlu/İstanbul adresinde ruhsatsız şekilde ekmek ürettiği ve ilgili binanın imar mevzuatına aykırı olduğu gerekçesiyle işbu davayı açtığını ancak müvekkili ...'ın söz konusu ruhsatsız işletildiği ve ekmek üretildiği iddia edilen fırının sahibi olmadığını; davacının belirttiğinin aksine müvekkili tarafından herhangi bir ekmek üretimi yapılmadığını,Davacının iddia ettiği gibi müvekkilin işletme sahibi olup ekmek üretimi yaptığı varsayılsa dahi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca , haksız rekabet hükümlerinin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğunu, bu çerçevede, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı” olacağını, haksız rekabetin hangi durumlarda meydana geldiği Türk Ticaret Kanununda açıkça belirtilmiş olup bu bağlamda yasanın 54. Maddesinde ;" Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."dendiğini ve TTK 55. maddesinde iyiniyet kurallarına aykırı hareketler sayıldığını; davacı derneğin müvekkilinin ruhsatsız ve izinsiz ekmek ürettiği ve bu sayede haksız rekabete yol açtığı iddiaları tamamen gerçekdışı olup yasada belirtilen haksız rekabete yol açacak kötüniyetli hareketler arasında davacının dayandığı bu hususun sayılmadığını; haksız rekabetin varlığı için, haksız ve hukuka aykırı bir fiil ile iktisadi rekabetin kötüye kullanımı yoluyla, bir zarar veya zarar tehlikesinin yaratılmış olması gerektiğini ancak yukarıda açıklanan gerekçelerle müvekkilinin haksız rekabet etmesi mümkün olmadığı gibi davacı yanın herhangi bir zararının da söz konusu olmadığını,Davacı, dilekçesinde işletmenin imar mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu iddia ettiğini, müvekkili işletme sahibi olmamakla birlikte işletmenin müvekkile ait olduğu bir an için varsayılsa dahi imar mevzuatına aykırılığın idari makamların alanına giren bir idari işlemin konusu olduğunu ve imar mevzuatına aykırılık iddiası ile haksız rekabet davası açılmasının mümkün olmadığını; ayrıca işletmenin bu gerekçe ile faaliyetinin durdurulmasının da yerel mahkemenin değil, idari yargı mercilerinin görev alanına girmekte olduğunu; izah edilen nedenlerle de davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, faaliyet gösterilen işyerinin imar kanununa aykırı bir şekilde inşa edilmiş olması hususu idari makamları ilgilendiren bir durum olmakla Türk Ticaret Kanunun da düzenlenen haksız rekabet koşullarını oluşturmadığını; ayrıca dava dilekçesinde imar mevzuatına aykırı olduğu iddia edilen işyerinin faaliyetinin durdurulması yasal mevzuatları gereği idari makamların ve idari yargının görev alanına girmekte olup davacı derneğin, faaliyetin durdurulması yönündeki talebinin mahkemece değerlendirilmesinin mümkün olmadığını; izah edilen nedenlerle yerel mahkemenin kararı hukuka aykırı olduğunu,Davacı ...'in dava açmakta hukuki yararı sözkonusu olmadığından davanın husumet yokluğundan reddini gerekmekteyken yerel mahkemece kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunun 56. maddesinde; "(1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimselerin ;" haksız rekabetin meni ve tespiti davasını açabilecek kişilerin hüküm altına alındığını; haksız rekabet davası açabilmek için kişinin zarar görmesi ya da görecek bir durumun ortaya çıkması gerekmekte olup davacının dernek oluşu karşısında dava açmakta ehliyeti söz konusu olmadığından husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini,Türk Ticaret Kanunu Madde 56'da belirtilen haksız rekabete maruz kalanlar, mağdurlar, müşteriler, ticaret ve sanayi odaları, esnaf odalarının iş bu davayı açabileceği gibi açık olup derneklerin statüleri çerçevesinde haksız rekabete yönelik dava açmakta ehliyetlerinin söz konusu olmadığını; yukarıda sayılan meslek kuruluşları da kendi ana tüzük ve sözleşmelerinde böyle bir davayı açmak için hükümlere yer verilmiş olması halinde ehliyetlerinin söz konusu olduğunu,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, yerel mahkemenin 2018/778 Esas ve 2021/1056 Karar sayılı hukuka ve kanuna aykırı ilamının istinaf incelemesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı tarafından ruhsatsız olarak ekmek fırını işletilmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, haksız rekabetin men'ine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davalının vergi levhası, dava dışı ... Şirketi'nin sicil kaydı, dava konusu fırının ruhsatının bulunup bulunmadığına ilişkin Beyoğlu Belediyesi'ne yazılan yazı cevabı dosya arasına alınmış, tanıklar dinlenilmiş ve dosya bir gıda mühendisi ile bir hukukçu bilirkişiden oluşan oluşan heyete tevdii edilerek rapor alınmış, akabinde dava konusu ... Beyoğlu/İstanbul adresindeki bulunan iş yerinde, unlu mamüller satışı ve imalatı ruhsatı bulunmaksızın ekmek üretilerek satıldığı, bu eylemin TTK'nun 55/1-e maddesine göre haksız rekabet teşkil ettiği, davacı derneğin aktif husumetinin ve eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, dava konusu fırının 01/06/2018 tarihine kadar davalı tarafından, 01/06/2018 tarihinden itibaren davalının tek ortağı ve müdürü olduğu ...Şirketi tarafından işletildiği, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davanın davalı ...'a yöneltilebileceği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, dava konusu fırının davalı tarafından değil ... Şirketi tarafından işletildiği, davanın pasif husumetten reddi gerektiği, davacı derneğin aktif husumetinin bulunmadığı, işletmenin olduğu binanın imara aykırı olduğu iddiasını inceleme yetkisinin idari kurumların ve idari yargının görev alanında olduğu, mahkemenin verilen kesin süreden sonra yatırılan delil avansı ile alınan bilirkişi raporuna göre karar verdiği, tüm bunların aksi kabul edilse dahi ortada haksız rekabet teşkil eden bir eylem bulunmadığı yönündedir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, dava konusu fırının davalı tarafından değil ...Şirketi tarafından işletildiği, davanın pasif husumetten reddi gerektiği, işletmenin olduğu binanın imara aykırı olduğu iddiasını inceleme yetkisinin idari kurumların ve idari yargının görev alanında olduğu, tüm bunların aksi kabul edilse dahi ortada haksız rekabet teşkil eden bir eylem bulunmadığı yönündedir.Eldeki davada varlığı iddia olunan eylemin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin, takdiri delil mahiyetindeki bilirkişi raporu ile birlikte diğer tüm delillere göre takdiri yetkisinin münhasıran mahkemeye ait bulunduğu, bilirkişi raporunda yer alan hukukçu bilirkişinin kanaatleri mahkemeyi bağlamadığından ve mahkemenin dayandığı tek delil bilirkişi raporu olmadığından, davalı yanın kesin süreden sonra yatırılan delil avansı ile alınan bilirkişi raporuna göre karar verdildiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. TTK'nun 56/3 fıkrasında; ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumların, TTK'nun 56/1 fıkrasında düzenlenen fiilin haksız olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin men’i, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası talepli davaları açabileceklerinin düzenlendiği, bu nedenle davacı derneğin eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı tarafından dava dilekçesinde, davalının ruhsat olmaksızın ekmek imal edip sattığı, ayrıca eylemin gerçekleştiği iş yerinin imara aykırı olduğu, bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de, mahkemece haksız rekabetin, yalnızca ruhsat alınmaksızın ekmek üretimi eylemi nedeniyle gerçekleştiği kabul edildiğinden, davalı yanın imara aykırılığın haksız rekabet teşkil etmeyeceğine ve bu iddia bakımından idari yargının görevli olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Eldeki davanın 03/09/2018 tarihinde açıldığı,Kasımpaşa Vergi Dairesi'nden gönderilen 06/09/2019 tarihli yazı cevabı ekindeki güncel vergi levhasına göre dava konusu ... Beyoğlu/İstanbul adresindeki işyerinin 15/08/2013 tarihinden itibaren davalı tarafından işletildiği, davalının aynı zamanda 01/08/2016 tarihinde tek ortağı ve müdürü olduğu ... Şirketi'ni kurduğu, şirket adresinin de ...Beyoğlu/İstanbul olduğu,Vergi Dairesi yazı cevabına göre 03/09/2018 dava tarihi itibariyle davalı gerçek kişinin dava konusu adreste mukim işyerini halen işletmekte olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle aynı adreste 01/06/2018 tarihinde davalının tek ortağı olduğu bir şirket kurulmuş olmasının tek başına, bu iş yerinin artık sadece dava dışı şirket tarafından işletildiğini ispata yetmeyeceği, diğer ifade ile mahkemece tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluna gidilmiş ise de, davalının dava tarihi itibariyle anılan işyerindeki vergi mükellefiyetini sona erdirmemiş olması ve işyerini yeni kurulan şirkete devrettiğine dair bir delil de sunmamış olması karşısında, davalının işyerinin mülkiyetinin dava dışı şirkete ait olduğu yönündeki savunmasının zaten dinlenebilir olmadığı, sonuç itibariyle mahkemece davalının pasif husumetinin bulunduğunun kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Beyoğlu Belediyesi'nden gelen yazı cevabı ve ekleri ile, dinlenen tanıkların anlatımlarına göre davalının dava konusu işyerinde ruhsatsız olarak ekmek üretip satışını gerçekleştirdiği ispatlanmış olup, TTK'nun 55/1-e bendi uyarınca özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan iş şartlarına veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanların dürüstlük kuralına aykırı davranmak suretiyle haksız rekabet gerçekleştirmiş sayılacakları kabul edildiğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalının haksız rekabet koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2014/6582 esas, 2014/12922 karar sayılı; 2013/6004 esas, 2013/22030 karar sayılı ilamları). Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.