T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1105 Esas
KARAR NO:2024/1981 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2019/777 Esas - 2022/17 Karar
TARİH:13/01/2022
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin davalı şirket ile ticari faaliyette bulunduğu ancak 31.265,88-TL alacağını tahsil edemediğinden bahisle alacağının tahsili için... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının yetki itirazında bulunarak dosya... gönderildiği, davalı tarafça İstanbul Anadolu ....İcra Dairesinin nezdinde açılan ... E. sayılı dosyasında haksız ve kötiiniyetli olarak itiraz edildiği, ... Arabuluculuk dosya numarası ile arabuluculuğa başvuruda bulunulduğu ancak anlaşmaya varılamadığı belirterek; açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle, .... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve takibe kötü niyetle itiraz eden davalı borçlunun takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrar etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişki sebebi ile... Okulları’ndan alınan sipariş gereği 90 adet okul sırası ve 120 adet sandalye alındığını, alınan malzemeler ... okullarına teslim edildiğini, ancak yapılan teslimattan 10-15 gün içerisinde ... İdare Amiri tarafından yapılan yazılı bildirim ile teslimi gerçekleşen sıra ve sandalyelerin kırıldığını, bu sebeple söz konusu malzemelerin değişmesini talep ettiklerini ifade ettiklerini, bu durumu davacıya da bildirdikleri ancak davacının kötü niyetli hareketi ile dava açtığını belirterek; davanın reddini, davacı adına %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 13/01/2022 tarih ve 2019/777 Esas - 2022/17 Karar sayılı kararında;"Davacı taraf bir ticaret şirketidir. Davalı taraf da bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır.Dosya tüm delillerin ibrazından sonra konusunda uzman teknik bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı, alacağın cari hesaba dayalı olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sandalye ve okul sırası satışı olduğu, tarafların bu satışa konu ürünleri teslim edilmediği yönünde bir itirazları olmadığı, ihtilaf konusunun söz konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığı yönünde olduğu anlaşılmaktadır.Davalı tarafça dosyaya bir takım fotoğraflar sunduğu, davalının ayıplı malları bir başkasına tamir ettirmek zorunda kaldığını iddia ettiği, davalıya bilirkişi incelemesi yapılacağı bu nedenle ayıp iddiasını somutlaştırılması ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin adreslerinin beyan edilmesi istenmiş, davalı başkasına tamiri yaptırıldığı iddiasında bulunmuş, başkasına tamir edildiği hususunda fatura vs sunmadığı, bu suretle iddiasını ispatlayamadığı, ayrıca davalının ayıp bildirimini TTK'da öngörülen şekillerde ve sürede yapamadığı, ayıp ihbarının tacirler arasında bu yollarda yapılabileceği, davalının ayıp iddiası ispat edemediği anlaşılmakla davacının davalıdan 31.265,88 TL asıl alacaklı bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacının davalıya temerrüde düşürdüğüne dair dosyada ihtara ilişkin bilgi ve belgesi bulunmadığından işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerek ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçesi ile,'' Davanın KISMEN KABULÜ İLE,-Davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 31.265,28-TL asıl alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın direkt olarak esasını etkileyecek olan itirazları dikkate alınmadan gerekçeli kararda değerlendirilmeden yerel mahkeme tarafından olumlu olumsuz bir tespitte bulunulmadan hukuka aykırı olarak hüküm kurularak gerekçeli karar haklarının da ihlal edildiğini, Bir yargı kararından doğru ve adil olmasının beklenilmesi dışında denetime olanak verecek şekilde gerekçelendirilmiş olmasının da bekleneceğini; mahkemece verilecek kararın, toplanan delillerin ret veya kabul edilen yönlerini, dayanaklarını içerir şekilde gerekçeli ve istinaf ile Yargıtay denetimine uygun olması gerektiğini; ancak yargılamanın esasını değiştiren iddialarının hiç bir surette değerlendirilmeden gerekçeli karar tanzimi Yargıtay hukuk dairelerinin ve Bölge Adliye Mahkemelerinin de gerekli inceleme yapmasına engel olmakla üst merci incelemelerinin şekli bir incelemeden öteye geçmemesine sebebiyet vermekte olduğunu,Gerek tanıkları dinlenmeden hüküm verilmiş olması gerek kök raporun farklı bir bilirkişi tarafından tanzim edilmesine rağmen ek raporun farklı bir kişiye tevdii edilerek 2 farklı bilirkişiden rapor alınmasının hukuka aykırı olduğu, davaya konu ayıplı malların yerinin sorulması ve tespit edilmesi için malları uhdesinde bulunduran davacıya sorulması taleplerinin dikkate alınmaksızın gerekçeli kararda da bu yönde hiç bir değerlendirme ve tespit yapılmamasının müvekkilinin adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiğine bir işaret olduğunu, yerel mahkemenin yargılama esnasında ek rapor alınmasına karar verdiğini ve ek rapor için dosyayı kök raporu tanzim eden bilirkişi ...'a tevdii etmesi gerekirken hiç bir gerekçe belirtmeksizin dosyanın yeni bilirkişiye atanmışçasına farklı bir bilirkişi olan...'a tevdii edilerek ek rapor alındığını, salt bu yönüyle dahi söz konusu raporun hükme esas teşkil etmesi mümkün olmayıp yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin 19.06.2020 Tarihli duruşma tutanağında kurulan ara karar ile dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş ve söz konusu dava dosyası bilirkişi incelemesi yapılması için ...n'a tevdii edildiğini; bilirkişice, bilirkişi raporunun 09.09.2020 tarihinde tanzim edilerek dosya içeriğine sunulduğunu, ancak davalı tarafın ticari defterleri vergi incelemesi yapıldığı gerekçesiyle sunulamadığından 09.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda sadece müvekkili ticari defterleri incelenebildiğini; davacı tarafından vergi incelemesinin bitiminden sonra defterlerinin sunulacağının belirtildiğini; bunun üzerine davalı tarafın ticari defterleri üzerindeki vergi incelemesinin bitiminin ardından dosya ek rapora gönderilerek kök raporu tanzim eden bilirkişi ...'a tevdii edilmesi gerekirken dava dosyası farklı bir bilirkişiye ...'a hukuka aykırı olarak tevdii edildiğini, hangi gerekçeyle farklı bir bilirkişiye dosyanın tevdii edildiği ne duruşma safhasında ne de gerekçeli kararda dile getirilmediğini; yerel mahkemenin bu hukuka aykırı işlemi nedeniyle çelişkili 2 farklı bilirkişi raporu meydana geldiğini; ancak taraflarınca dosyanın kök raporu tanzim eden bilirkişiye tevdii edilmesi taleplerinin yerine getirilmediği ve değerlendirilmediği gibi hukuka aykırı alınan bu raporlar sebebiyle çelişkilerin giderilmesi için 3.Bir rapor alınması taleplerinin de dikkate alınmadığını, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun alınması süreci tamemen hukuka aykırı olduğundan yerel mahkeme ilamının kaldırılması gerektiğini,Yerel mahkemeye tanık listesi sunmalarına rağmen tanıklarına davetiye çıkarılmadığını, ayrıca tanıklarından birini duruşma günü hazır etmelerine rağmen tanıklarının dinlenmediğini, cevap dilekçeleri incelendiğinde de görüleceği üzere müvekkili ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkiye itiraz edilmediğini, ticari ilişkiye konu malların ayıplı olmaları hususlarında itirazlarda bulunulduğunu; bu sebeple de malların ayıbına ilişkin taraflarınca tanık dinletilmek istendiğini ve taraflarınca bu yönde süresinde tanık listesi sunulduğunu, tanık listelerinde bulunan tanıklardan ...'un bizzat davacı şirket bünyesinde çalışan usta olup davaya konu malların ayıplı olduğuna ilişkin en net bilgiye sahip kişilerden birisi olduğunu ancak kendisine davetiye çıkarılmadığını, yine tanık listelerinde bulunan ...'in ise yine aynı şekilde bu ticari ilişkiye ve ayıplı mallara ilişkin bizzat tanıklık yapan kişi olduğunu ancak kendisine de davetiye çıkarılmadığını, bunun yanı sıra ...'in duruşma günü hazır edilmesine rağmen yerel mahkemece tanığın dinlenmediğini, beyan edilen bu hususların davanın esasını direkt olarak etkileyecek hususlar olduğunu; ancak yerel mahkemenin gerekçeli kararında bu hususlara hiç yer verilmediğini, Ayrıca davaya konu malların ayıplı oldukları sunulan fotoğraf, mail suretleri ve 09.09.2020 Tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olmasına rağmen taraflarınca tanık anlatımları ile de malların ayıplı oldukları ispat edilmek istenmesine rağmen yerel mahkemece savunma hakkı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ve üzerine yerel mahkeme gerekçeli kararında davaya konu malların ayıplı olduğu olgusunun taraflarınca ispat edilemediğini ifade etmeye çalıştığını, yerel mahkemenin davaya konu malların ayıplı olduğunun ispat edilemediği yönündeki iddialarının kabulü mümkün olmayıp davaya konu malların ayıplı olduklarının fotoğraf mail suretleri ve 09/09/2020 tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, söz konusu 09.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; müvekkilinin davacı tarafa karşı ayıp ihbarında bulunduğu, mail yazışmalarından da davacının ayıp ihbarından haberdar olduğunun tespit edildiğini, yine 09.09.2020 tarihli bilirkişi raporu ile davacı şirketçe yapılan malzemelerin sunulan fotoğraflar üzerinden yapılan inceleme ile gözle görülür hasarların bulunduğunun tespit edildiğini, hukuka aykırı olarak alınan 19.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise bahse konu hasarlı, ayıplı malzemelerin ... vakfı okullarından alınarak tamir edildiğine ilişkin hiç bir delil sunulmadığının ifade edildiğini; ancak buradan da anlaşılacağı üzere dosya kapsamına sunmuş oldukları mail yazışmaları ve whatsapp konuşmalarının bilirkişi tarafından incelenmediğini; mail yazışmalarında ... Okulları tarafından atılan mailde açıkça hatalı, ayıplı malzemelerin bizzat ... tarafından alındığının ancak teslim edilmediğinin ifade edildiğini,Yerel mahkemenin davaya konu malların ayıplı olduğu iddialarını ispat edemediklerini düşünüyorsa cevap dilekçelerinde de başvurdukları "yemin" delili sebebiyle taraflarına yemin deliline başvurup başvurmadıkları konusunda beyanda bulunmaları için süre vermesi gerektiğini ancak yerel mahkemece bu usuli hususun da yerine getirilmediğini ve dosyanın bu haliyle tekemmül etmeksizin karara çıktığını; salt bu yönüyle dahi yerel mahkeme ilamının kaldırılması gerektiğini,Müvekkilinin tedarikçisi olduğu ve ...Okullarına teslim edilmek üzere davalı şirketten alınan malzemelerin ...Okullarına teslim edildiğini, ancak ...Okullarına yapılan teslimattan 10-15 gün içerisinde ...Okulu İdari Amiri tarafından müvekkilimize yapılan yazılı bildirim sonucu söz konusu sandalye, masa ve sıraların kırıldıklarını, gelen sandalye, sıra ve masaların kendi ellerinde bulunan sıra, masa ve sandalyelerin kalitelerinden çok uzak ve gelen malzemelerin deforme ve hasarlı olduklarını, öğrencilerin 1 haftalık ... boşluğunda sınıflarda düzenlemeler yapıldığını ve 2 gün gibi çok kısa bir süre geçmesine rağmen sandalye ve sıraların kırıldığını ifade ettiklerini, bu sebeple ayıplı malzemelerin değişimi için talepte bulunduklarını ve eğitim ve öğretim faaliyetlerinin aksamaya uğradığını ifade ettiklerini; bu husustaki mail yazışmalarının dava dosyasına sunulduğunu, bunun üzerine ...Okulu Satın Alma Uzmanı ...'a İdari amir ... ile görüşüldüğünü; hasarlı ürünlerin okuldan alınacağının ve incelemeye alınacağının ve gerekli tamir ve onarımın yapılmasından sonra hasarın giderileceği ifade edildiğini, davalı şirkete ise ayıp ihbarının gerek sözlü, gerek telefon yoluyla gerekse mail yolu ile;'' Teslim edilen ürünlerin üzerinden 1 ay bile geçmeden kırılıp hasarlı olduklarını, kendilerine ve ...'ye telefon ile bu durumun bildirildiği ancak çözüme yanaşılmadığı, okul idaresinin bu konuda son derece şikayetçi olduklarını ve ...Okulları tarafından müvekkilimize gönderilen maillerin kendilerine de yönlendirildiği ve bu sebeple ayıplı mallar hususunda gerekli değişim işlemlerinin yapılmasının gerektiği'' ifade edildiğini; ayıp ihbarının yapıldığı mail yazışmalarının dava dosyasına sunulduğunu, yine müvekkilinin ...Okulları tarafından kendisine yapılan bildirim üzerine Whatsapp üzerinden kırık sandalye ve sıraların resmini göndererek pvc sandalyeler ve sıra konusunda kırıkların olduğu ve bu hususta kendisinden savunma beklediklerini ifade etmesi üzerine ...'in ''Onları hemen alalım hemen halledelim'' diyerek sıra ve sandalyelerin ayıplı olduğunu kabul ettiğini, tüm bu yaşananlar üzerine hasarlı malzemelerin bir kısmının tamir edilmek ve değişim yapılmak üzere davacı şirket tarafından alındığını ancak davacı şirketin tamirat ve değişim işlemlerini yapmadığı gibi bu malzemeleri müvekkiline de geri vermediğni, bu süreçte mağduriyetine sebep olunan müvekkili ...Okullarının mağduriyetini gidermek adına kalan ayıplı malzemeleri kendisi davalı şirket dışında başka bir yerde tamiratını yaptırdığı gibi bazı malzemeler içinse değişim yapılarak yeni sıra ve sandalyeler alındığını, müvekkilinin ...Okullarına verilmek üzere kırılan sandalyelerin tamiratını yaptırmak için ... Ofis ile anlaşıp ücretini kendisinin ödediğini, Nitekim ... ile de yaptıkları mail yazışmasında müvekkilinin; "... ofisle yaptıkları görüşmede orijinal numuneye uyulmadığının oturma selsesi altındaki kullanılan borunun ince olması ve kaynak bölgesindeki borunun ezilerek kaynak olmasının kendi ustalarının hatası olduğunun ifade ettiklerini kaldı ki ... ofis tarafından da orijinal numune ile... ofisin imal ettiği sandalyelerin teknik şartnameye uymadığı ifade edilmiş ve Whatsapp vasıtasıyla gönderilen resimdeki ürünlerin ...Okullarına teslim edilmek üzere ücreti mukabilinde yeniden yapılmasını isteyerek hem tamirat hem de yeni ürün yaptırmıştır. " dediğini, Bu süreçte müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmesine rağmen davacı şirketin ayıplı ürünlerin değişimini ve tamiratını yapmadığı gibi müvekkiline iade de etmediğini, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edileceğini, bununla birlikte müvekkilinin borçlu olmadığını aksine ayıplı mallar nedeniyle alacaklı ve mağdur olduğunu, davacı şirkete hiç bir borcunun bulunmadığını,Yerel mahkemece ayıplı malların yerini bildirmeleri için taraflarına süre verildiği, ancak verilen sürede bildirimde bulunulmadığı ve ispat külfetinin yerine getirilmediği ifade edilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça satılan ürünlerin müvekkilinin müşterisi... Okullarına teslim edildikten sonra ayıp nedeniyle rutin kullanım sırasında aynı noktadan kırıldıklarını; bu durum üzerine mahkemeye cevap dilekçesi ekinde de sunulan e-mail içerikleri ve whatsapp yazışmalarından da anlaşılacağı üzere ayıplı ürünlerin davacının adamları tarafından müvekkilinin müşterisinin ... Okulları'ndan tamir edilmek üzere alındığını ve tamir edilip geri gönderilmesinin yine e-mail ve whatsapp yazışmaları ile davacıdan istenilmesine rağmen ne müvekkiline ne de müvekkilin müşterisi.. Okullarına söz konusu ayıplı malların teslim edilmediğini; ayrıca davacı tarafın ayıplı malların teslim alındığını ve teslim etmeyeceklerini de ifade ettiğini; bu sebeple davaya konu ayıplı malların davacı uhdesinde olduğunu, Davacıya teslim edilen ayıplı ürünler alındıktan kısa süre sonra 20 adet ürün yine aynı şekilde ve aynı noktadan kırılmak suretiyle ayıplarının ortaya çıktığını; davacıya bu ürünlerinde teslim alınıp onarılması e-mail ve whatsapp yazışmaları vasıtasıyla bildirildiğini ancak davacının harekete geçmemesi ve bu durumun müvekkilin müşterisi olan ... Okullarında eğitim öğretimin aksamasına neden olduğu bildirilmesi üzerine 20 adet ürün başka bir yerde tamir ettirilerek... Okullarına teslim edildiğini; tüm bu hususların e-mail yazışmalarında ortada olduğunu, gecikme nedeniyle müvekkili tarafından ... Okullarına alındıktan sonra teslim edilmeyen ürünlerin yerine başka bir yerden temin edilen ürünler teslim edilmek zorunda kalındığını, müvekkili tarafından sonradan davacının çalışanları ile irtibata geçildiğinde söz konusu ayıplı ürünlerin halen davacının iş yerinde atıl vaziyette durduğu bilgisinin edinildiğini; bu sebeple ayıplı malların yerlerinin davacı tarafa sorulmasını gerektiği taraflarınca talep edilmesine rağmen yine bu talepleri yerine getirilmediği gibi değerlendirmeye dahi alınmadığını, bu hususun da davanın esasını direkt olarak etkileyecek bir konu olduğunu; yerel mahkemenin gerekçeli kararında bu yönde bildirim yapılmadığını ifade etiğini, ancak bu yönde bildirim yapmalarına ve talepte bulunmalarına rağmen hangi gerekçeyle bu taleplerini ve beyanlarını dikkate almadığını açıklamadığını; yine bu yönüyle de gerekçeli kararın, hukuki dinlenilme, savunma ve adil yargılanma haklarının ne denli ihlal edildiği yine ortaya çıkmış olup yerel mahkeme ilamının bozulması gerektiğini,Yerel mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dosyasındaki deliller değerlendirilmeden yerel mahkemece hüküm kurulduğunu; 09.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu malların ayıplı oldukları açıkça tespit edilmesine yine dava dosyasına sundukları fotoğraf ve mail yazışmalar ile de açıkça sübuta ermesine rağmen ve davaya konu alacak konusunun "likit" alacak olmadığı açıkça sabit olmasına rağmen yerel mahkeme icra dosyasına itirazlarında haklı oldukları gözetmeksizin müvekkilini bir de icra inkar tazminatı ile cezalandırdığını, ancak dosya kapsamında toplanan delillerin basit bir gözlemle dahi incelendiğinde yerel mahkemenin icra inkar tazminatına hükmedemeyeceğinin rahatlıkla görüleceğini ancak yerel mahkemenin hiç bir şekilde adil bir yargılama yapmadığı gibi bir de icra inkar tazminatına hükmederek müvekkilini cezalandırmaya çalışmakta olduunu; yine salt bu yönüyle dahi yerel mahkeme ilamının bozulması gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; istinaf başvurularının ve tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine; hükmün kaldırılması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına ve istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; ticari satış sözleşmesinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; takip dayanağı açık hesaba konu fatura muhtevası ürünlerin davalıya satılıp teslim edildiğini, davalının bir kısım ödeme yapmasına rağmen bakiye 31.265,28-TL'yi ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürmüştür.Davalı yan; davalının, davacıdan dava konusu faturaların muhtevasını oluşturan toplam 300 adet pvc masa ve sandalye ürünlerinin satın alınarak müşterisi olan ... Okulları'na teslim edildiğini, ancak ürünlerin bir süre kullanıldıktan sonra kırıldıklarının ... Okulları tarafından kendisine bildirildiğini, bunun üzerine davacı şirket yetkilisine durumun whatsapp yazışması ile fotoğraflar da eklenerek bildirildiğini, ayrıca ... Okulları tarafından davalıya gönderilen e-mailin de davacı şirket mail adresine gönderildiğini, davacı yetkilisinin whatsapp cevabında ayıbı kabul ettiğini ve bu ürünlerin bir kısmını... Okulları'ndan tamir etmek üzere teslim aldığını, ancak ürünleri onarmadığı gibi iade de etmediği, kalan ayıplı ürünlerin bir kısmının davalı tarafından üçüncü kişilere tamir ettirildiğini, bir kısmının ise yine üçüncü kişilerden yeniden tedarik edilerek müşteriye teslim edildiğini, asıl davalının davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Cevap dilekçesi ekinde whatsapp ve e-mail yazışmalarının ve bir kısım fotoğrafların bulunduğu anlaşılmıştır.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine 03/02/2017 tarihinde açık hesaba dayalı olarak 31.265,88-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, işlemiş faiz talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, mali bilirkişi tarafından davacı defterlerinin vergi incelemesinde olması nedeniyle davalı defterleri incelenerek tanzim edilen raporda takip dayanağı cari hesaba konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 31.265,28-TL borçlu göründüğü belirtilmiş, ayrıca cevap dilekçesi ekinde yer alan whatsap ve e-mail yazışmalarının dökümü yapılmıştır.Vergi incelemesi sonucu davacı defterleri de farklı bir mali bilirkişi tarafından incelenmiş, faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre 03/02/2017 takip tarihi itibariyle davalıdan 31.265,88-TL alacaklı göründüğü belirtilmiştir.Mahkemece taraflar arasındaki ticari ilişkinin sandalye ve okul sırası satışına ilişkin olduğu, ürünlerin teslim edildiğinde ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın ürünlerin ayıplı olup olmadığına ilişkin olduğu, davalıdan ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin adresini bildirmesinin istenildiği, bu konuda beyanda bulunulmayıp, ürünlerin başkasına tamir ettirildiğinin beyan edildiği, bu konuda dosyaya herhangi bir fatura sunulmadığı, davalının ürünlerin ayıplı olduğunu ve ayıp ihbarının süresinde TTK'da öngörülen şekillerde yapıldığını ispat edemediği gerekçesi, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği, işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı, davacının davalıdan 31.265,88 TL asıl alacaklı bulunduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 31.265,28-TL üzerinden kabulüne, davalının %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece davacı defterlerinin incelenmesi için ek rapor alınmasına karar verildiği halde, dosyanın ilk raporu düzenleyen bilirkişiden farklı bir mali bilirkişiye verilmesinin hukuka aykırı olduğu, ilk mali bilirkişi raporunda ürünlerin ayıplı olduğunun ve ayıp ihbarının süresinde olduğunun tespit edildiği, ilk ve ikinci raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi istemlerinin reddedildiği, ayıba ilişkin tanık dinletme istemlerinin gerekçesiz reddedildiği, dosyaya sundukları whatsapp ve e-mail yazışmaları ile fotoğraflar kapsamından süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun ispatlandığı, ancak mahkeme gerekçesinde bu hususların değerlendirilmediği, mahkemece kendilerine ayıplı ürünlerin nerede olduğunun bildirilmesi için verilen süre içerisinde ürünlerin bir kısmının davacı uhdesinde olduğunun açıklandığı, ancak mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı gibi, gerekçede bu konuda taraflarınca beyanda bulunulmadığının belirtildiği, öte yandan cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen karşı tarafa yemin teklif etme haklarının hatırlatılmadığı, inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı yönündedir. Dava konusu açık hesap dökümü ve mali incelemeler kapsamından taraflar arasında yalnızca 2016 yılının eylül ve aralık ayları arasında bir ticari ilişki kurulduğu anlaşılmış olup, takip dayanağı cari hesaba konu faturalar 05/09/2016 tarihli 11.705,60-TL tutarlı, 14/10/2016 tarihli 17.464,00-TL tutarlı, 04/11/2016 tarihli 19.647,00-TL tutarlı, 25/11/2016 tarihli 3.404,30-TL tutarlı, 12/12/2016 tarihli 8.213,98-TL tutarlı faturalardır. Davalı tarafından davacıya 14/10/2016 tarihinde 5.800,00-TL, 09/11/2016 tarihinde 5.905,00-TL, 21/11/2016 tarihinde 10.000,00-TL, son olarak 25/11/2016 tarihinde 7.464,00-TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulan whatsapp yazışmalarından, davalının davacı şirket yetkilisi ...'ye 01/12/2016 tarihinde bir kısım fotoğraflar ile birlikte ... 'na teslim edilen ürünler ile ilgili kırılma şikayeti geldiğini ilettiği, aynı gün davacı şirket yetkilisi tarafından "Onları hemen alalım hemen halledelim'' şeklinde cevap verildiği görülmüştür. Dosya içerisinde ... okulları tarafından davalıya gönderilen ürünlerin kırıldığına ilişkin 01/12/2016 tarihli mail bulunduğu, bu mailin davalı tarafından davacı şirket e-mail adresine gönderildiği, yine dosyada 2016 yılı Şubat ayında ... okulları ile davalı arasında yapılan mail yazışmalarının bulunduğu görülmüştür.Davacı vekilinin alınan ilk bilirkişi raporundan sonra dosyaya sunduğu 07/02/2020 tarihli dilekçesinde; " davalı taraf, dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; müvekkil şirketten almış oldukları ürünlerin ayıplı olduğunu, bu konuda müvekkil şirkete bildirim yapıldığını, akabinde ayıplı ürünlerin müvekkil şirket tarafından teslim alındığını ancak herhangi bir onarım yapılmadığını ve iade edilmediğini iddia ederek dilekçe ekinde bir takım mail yazışmaları ve fotoğraflar sunmuştur. Ancak söz konusu fotoğrafların ve maillerin kabul edilebilmesi mümkün değildir. Zira Sayın Mahkemeniz tarafından mail yazışmaları ve whatsapp konuşmaları incelendiği taktirde görüleceği üzere davalı tarafın müvekkil şirket yetkilisine whatsapp üzerinden bildirim yaptığı tarih Aralık 2016 yılına aittir. Mail yazışmaları ise Aralık 2016 ile Şubat 2017 tarihlerine aittir.Dolayısıyla söz konusu yazışmaların tarihleri dava tarihlerinden oldukça eski bir tarihtir. Söz konusu olaya ilişkin olarak davalı taraf olay tarihinden dava tarihine kadar hiçbir şekilde müvekkile başvuru yapmamış ve işbu dava tarihinden sonra cevap dilekçesi ekinde söz konusu yazışmaları ibraz ederek bir takım iddialar ortaya atmıştır.Davalı, her ne kadar müvekkil şirketin söz konusu ürünleri onarmadığını, davalıya iade etmediğini ve bu nedenle söz konusu ürünlerin tamiratının davalı tarafından başka bir firmaya yaptırıldığını iddia etmişse de işbu beyanlar afaki beyanlar olup kabulü mümkün değildir. Söz konusu ürünler, müvekkil şirket tarafından onarılarak eksiksiz bir şekilde davalıya teslim edilmiştir. Ayrıca davalı taraf, söz konusu ürünleri başka bir şirkete yaptırdığını iddia etmişse de buna ilişkin herhangi bir evrak bu tarihe kadar ibraz edememiştir. (Bu tarihten sonra sunulacak olan belgelere muvafakatimiz bulunmamaktadır). Kaldı ki müvekkil şirket tarafından ürünlerin teslim edilmediğine ilişkin olarak davalı tarafından işbu huzurdaki dava açılana kadar herhangi bir ihtar gönderilmemiş ve yine aynı şekilde işbu dava açılana kadar Mahkeme huzurunda ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin davalı tarafından herhangi bir tespit yaptırılmamıştır. Dolayısıyla işbu hususlar dahi davalının iddialarının gerçek dışı olduğunun açık bir göstergesidir." beyanında bulunduğu anlaşılmıştır.Mahkemece davalı vekiline 10/12/2020 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile, dava konusu fatura içeriğinde yer alan malların ayıplı olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması halinde davaya konu malların bulunduğu adres ve hangi ürünlerde ayıp olduğuna ilişkin beyanda bulunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, davalı vekilinin 24/12/2020 tarihli dilekçesi ile;"Davacı tarafça satılan ürünler müvekkilin müşterisi ... Okullarına teslim edildikten sonra ayıp nedeniyle rutin kullanım sırasında aynı noktadan kırılmışlardır. Bu durum üzerine sayın mahkemenize cevap dilekçesi ekinde de sunulan e-mail içerikleri ve whatsapp yazışmalarından da anlaşılacağı üzere ayıplı ürünler davacının adamları tarafından müvekkilimizin müşterisi ... Okullarından tamir edilmek üzere alınmış ve tamir edilip geri gönderilmesi yine e-mail ve whatsapp yazışmaları ile davacıdan istenilmesine rağmen ne müvekkile ne de müvekkilin müşterisi ... Okullarına söz konusu ayıplı mallar teslim edilmemiştir. Ayrıca davacı taraf ayıplı malların teslim alındığını ve teslim etmeyeceklerini de ifade etmiştir. Bu sebeple davaya konu ayıplı mallar davacı uhdesindedir. Davacıya teslim edilen ayıplı ürünler alındıktan kısa süre sonra 20 adet ürün yine aynı şekilde ve aynı noktadan kırılmak suretiyle ayıpları ortaya çıkmıştır. Davacıya bu ürünlerinde teslim alınıp onarılması e-mail ve whatsapp yazışmaları vasıtasıyla bildirilmiş ancak davacının harekete geçmemesi ve bu durumun müvekkilin müşterisi olan ... Okullarında eğitim öğretimin aksamasına neden olduğu bildirilmesi üzerine 20 adet ürün başka bir yerde tamir ettirilerek ... Okullarına teslim edilmiştir. Tüm bu hususlar e-mail yazışmalarında ortadadır. Gecikme nedeniyle Müvekkil tarafından ... Okullarına alındıktan sonra teslim edilmeyen ürünlerin yerine başka bir yerden temin edilen ürünler teslim edilmek zorunda kalınmıştır.Müvekkil tarafından sonradan davacının çalışanları ile irtibata geçildiğinde söz konusu ayıplı ürünlerin halen davacının iş yerinde atıl vaziyette durduğu bilgisi edinilmiştir. Bu sebeple ayıplı malların yerlerinin davacı tarafa sorulmasını gerektiğini ifade etmek isteriz." beyanında bulunduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna dair dosyaya sunduğu whatsapp ve mail yazışmalarının, yine davacı yanın 02/07/2020 tarihli beyan dilekçesinin, dava konusu faturaların tanzim tarihleri dikkate alınarak gerekçede tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde olmamış davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.Yine mahkemece davalı yana verilen kesin süre içerisinde ürünlerin bir kısmının davacı uhdesinde bulunduğu belirtilerek bu konuda karşı tarafın beyanının alınması talep edilmesine rağmen, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı gibi, gerekçede verilen kesin süre içerisinde davalının ürünlerin yeri hakkında bilgi vermediğinin belirtilmesi de hatalı olmuş davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.Kabule göre de; davacının ayıp iddiasını ve ihbarın süresinde yapıldığını ispatlayamadığı belirtilmiş ise de, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen, davalıya karşı tarafa yemin teklif edip etmeyeceği hatırlatılmaksızın tahkikatın bitirilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur.Mahkemece yapılması gereken iş, takip dayanağı cari hesaba konu tüm faturaların eksiksiz ve okunaklı örneklerinin dosya arasına alınması, dosyaya mübrez tüm deliller eksiksiz incelenerek davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna savunmasının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi, davalının ürünlerin bir kısmının davacı uhdesinde olduğuna ve bu konuda davacı beyanının alınması gerektiğine yönelik talebi bakımından gerekirse davacı şirket yetkilisi ve davalı da isticvap edilerek, üzerinde keşfen inceleme yapılabilecek ürün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, akabinde satış konusunu teşkil eden ürünler bakımından teknik bir bilirkişi marifetiyle ürünler üzerinde mümkünse keşfen, değil ise dosya üzerinde inceleme yapılarak, ürünlerin ayıplı olup olmadığının veya ne kadarının ayıplı olduğunun, ayıbın niteliğinin belirlenmesi, nihayet yalnızca davalının değil, davacının da yemin deliline dayandığı gözden kaçırılmaksızın, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının varlığının ve miktarına ilişkin, tarafların iddia ve savunmalarını eksiksiz karşılar nitelikte kanun yolu denetimine açık bir hüküm verilmesidir.Sonuç itibariyle, davalı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/01/2022 tarih ve 2019/777 Esas - 2022/17 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.