T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/931 Esas
KARAR NO:2024/1922 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/111 Esas - 2022/42 Karar
TARİH:02/02/2022
DAVA:Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİH:05/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "...Müvekkil banka tarafından davalı borçlular .... ŞTİ. ve ... müşterek ve müteselsil kefaletiyle dava dışı .... Şti. lehine ticari kredi kullandırılmış ve kredi ödemelerinin yapılmaması sonucu, 31.01.2019 tarihinde Gebze .... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesapların kat edildiği ve ödeme yapılması gerektiği muhataplara ihtar edilse de herhangi bir ödeme yapılmaması sonucu, borçlular aleyhine... sayılı dosyasından başlatılan icra takibi; 59.018,48TL(faiz ve masraflarımız hariç)’si nakit alacağımızı teşkil etmektedir. Başlatılan icra takibi ile ilgili olarak borçlular .... ŞTİ. ve ... 12.03.2019 tarihinde haksız ve dayanaksız bir şekilde borca ve fer'ilerine itiraz etmiştir. Bu nedenle davalı borçlu aleyhine süresinde açmış bulunduğumuz itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz. Takibe ilişkin itirazlar haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. Şöyle ki; 28.04.2014 ve 07.09.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nin 11. Madde kredi borcunun muacceliyetini ve temerrüt faiz oranını düzenlemiştir. İlgili maddenin b) fıkrasında; "MÜŞTERİ, temerrüt halinde, belli vadeli borçlarda bu vade tarihinden; hesap kapatma (hesap kesme, kat etme) ihbarı ile muaccel hale gelen hesaplarda hesap kapatma tarihinden; bu sözleşmedeki özel hükümler gereği ihbarsız (kendiliğinden) muaccel hale gelen borçlarda ise bu borcun kendiliğinden muaccel hale geldiği tarihten itibaren, bunları BANKAYA bu Sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kullanmış olduğu tüm kredilere BANKA’ ca uygulanan kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan kredi faiz oranına, bu oranın %50(yüzde elli) ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini ve bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisini ayrıca bir ihtar ve merasime hacet olmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Temerrüt faiz oranın tespitinde, TL borç için MÜŞTERİ’nin TL kredilerine uygulanan kredi faiz oranlarının en yüksek olanın %50 fazlası ve döviz borcu için, MÜŞTERİ’nin döviz kredilerine uygulanan kredi faiz oranlarının en yüksek olanın %50 fazlası dikkate alınacaktır.” Denmektedir. Bu nedenle gerek Genel Kredi Sözleşmesi hükmü, gerek ... Bankası bildirimimiz ve gerekse TTK'nın 8inci maddesi ve 3095 SK'nın 2. Maddesi hükmü gereğince bankanın tespit ettiği akdi faiz oranı ve talep edilen temerrüt faiz oranı yasaldır. Genel Kredi Sözleşmesinin 13.2 maddesi b) Fıkrası Yasal Yerleşim Yeri ve Deliller maddesi : “ Bu Sözleşmenin tüm TARAFLARI, bu Sözleşme ve uygulanması ile ilgili olarak aralarında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıkların çözümlenmesinde; BANKA’nın defter, kayıt ve belgeleri ile MÜŞTERİ ve TEMİNAT VERENLER tarafından BANKA’ya gönderilecek yazılı veya faks talimatlarının ve MÜŞTERİ tarafından verilen sözlü talimatlar için BANKA’ca yapılan ses kayıtlarının, HMK’nin 193. Maddesi gereği münhasır delil olacağını, herhangi bir hususun ispatı için birbirlerine yemin teklif etmeyeceklerini, yemin teklif haklarından feragat ettiklerini kabul ve beyan ederler.” Genel Kredi Sözleşmesinin 10.9. maddesi, kredinin müteselsil kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefillerin sorumluluğunu düzenlemiştir. Buna göre; "MÜTESELSİL KEFİLLER; BANKA’nın merkez ve tüm şubelerinde MÜŞTERİ lehine açılmış veya açılacak her türlü krediler bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden, mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından(Çek Kanunu uyarınca BANKA’nın ödemekle yükümlü olduğu yasal ödeme tutarlarından) ve gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsil kefil sıfatıyla, krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından, BANKA’ya karşı, aşağıda her bir MÜTESELSİL KEFİL’in el yazısı ile belirtmiş oldukları kefalet limitlerine kadar, müteselsil kefil sıfatıyla imza tarihinden itibaren 10 yıl süreli olarak sorumlu olduklarını, sorumlu oldukları azami miktarı ve kefalet tarihlerini kendi el yazılarıyla belirtmek suretiyle ve imzalarıyla, TBK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak aşağıda kabul etmişlerdir. MÜTESELSİL KEFİLLER, BANKA’ca açılan kredilerden dolayı BANKA’nın riskini karşılamak üzere MÜŞTERİ tarafından verilecek ipotekler ile diğer ayni ve şahsi teminatların gerektirdiği bütün vergi, resim ve harçlar ile dava ve takip giderleri avukatlık ücretinin vesair masrafların da kefaletleri kapsamında olduğu kabul ve beyan ederler.“ şeklindedir. Yukarıdaki Genel Kredi Sözleşme maddesi gereğince kefillerin sorumlulukları ve sorumlu oldukları miktarların hesaplama usulü çok açık bir şekilde tanımlanmış olup; konu sözleşme taraflar arasında imza altına alınmıştır. Müvekkilin ödenmemiş alacaklarının tahsili zımnında eldeki davayı açmadan evvel ... başvuru numaralı, ... büro dosya numaralı dosya kapsamında İstanbul Adliyesi Arabuluculuk Merkezine başvuru yapılmıştır. Bahse konu görüşmelerde uzlaşma sağlanamaması sebebiyle; eldeki davayı açma zorunluluğu doğmuştur. Borçluların itirazı haksız ve kötü niyetli olup; haklarında alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Alacağımız muaccel olup; davalı borçlular mütemerrittir. Alacağımızın varlığı, miktarı ve borçlu itirazlarının haksızlığı yaptırılacak bilirkişi incelemesinde de ortaya çıkacaktır. Bu nedenlerle, takibi geciktirmeye yönelik itirazın iptalini, kötü niyetli borçluların icra inkar tazminatına mahkum edilmesini arz ve talep ederiz.Yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile; Davalı borçluların icra dosyasına yapmış oldukları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline,... sayılı icra takibinin takip talebindeki şartlarla devamına, Davalı borçlular aleyhinde alacağımızın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan alınmasına karar verilmesini..."Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "....Davalı ...'a ait imza ve yazı örneklerinin bulunduğu yerlerden yeteri kadar imza ve yazı örnekleri istendikten ve Mahkemeniz huzurunda davalıdan imza ve yazı örnekleri alındıktan sonra, davaya konu sözleşmelerdeki yazı ve imzaların davalının eli ürünü olup olmadığı konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmasına, yapılacak yargılama sonunda ise, haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine, karar verilmesini...."
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 02/02/2022 tarih ve 2020/111 Esas - 2022/42 Karar sayılı kararında;"Dava, ... sayılı dosyasında davalının itirazının İİK.67.maddesine göre iptali davası ve alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatı talebinden ibarettir. (İcra dosyasında 4 ayrı borçlu gösterilmekle birlikte itirazın iptali İnci Tekstil ve ... yönünden talep edilmiştir.) ... sayılı dosyasının celp edilip incelenmesinde; Davalı/Borçlular ... ve .... Şti. hakkında 01.03.2019 tarihinde başlatılan “ GENEL HACİZ ” yolu ile ilamsız icra takibinde; 57.088,43 TL Asıl Alacak, 1.335,87 TL. Muacceliyetten Takip Tarihine kadar Temerrüt faizi (%28,08), 66,79 TL Faizin % 5 gider vergisi 527,39 TL Masraf, 59.018,48 TL Toplam borcun, Asıl alacağa 1.03.2019 takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar %28,08 temerrüt faizi ve % 5 gider vergisi, vekalet ve icra masrafları ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Borçlulara gönderilen ödeme emrinin 8.3.2019 tarihinde tebliğ edildiği davalı borçlular müvekkili 12.03.2019 tarihinde müvekkillerinin alacaklı tarafa herhangi bir borcu olmadığı gerekçesiyle icra takibine, imzaya, borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiği görülmüştür.Uyuşmazlığın kredi ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle, davacı bankanın alacağının belirlenebilmesi için dayanak sözleşmeler, icra dosyası, banka kayıtları incelenerek ve tarafların sunduğu kayıt ve belgeler, davalı kefillerin kefalet limiti ve sorumluluğu da nazara alınarak davalıların takibe dayanak kredi sözleşmesi nedeni ile takip tarihi itibari ile borçlu olup olmadıkları, borçlu iseler asıl borç ve işlemiş faiz miktarı ve uygulanacak faiz tür ve oranının tespiti için 19/03/2021 günü saat 14:00'de mahkememiz kaleminde bilirkişi incelemesi yapılmış,Taraflarca, belirlenen inceleme gün ve saatinde davaya konu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtların mahkememiz kaleminde hazır bulundurulmasına, taraflara inceleme gün ve saatinde dava ile ilgili ticari defter ve belgelerini ibraz etmeleri, ibraz edemiyorlarsa mazereti ile birlikte ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmeleri için inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve dosya kapsamına göre karar verileceği hususu ihtar edilmiş, bilirkişi inceleme gününde davacı taraf müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesini talep etmiştir.04/06/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmı şöyledir:":...Dava dışı ...Şti. Firmasının davacı bankadan kullandığı DBS kredisi nedeniyle davacı bankaya takip tarihi itibariyle toplam 57.089,- TL Asıl alacak, 1.268,39 TL İşlemiş faiz, 63,42 TL. BSMV ve 527,39 TL masraf olmak üzere toplam 58.948,20 TL. Borçlu olduğu, Davalı Kefillerin 3 adet Genel Kredi Sözleşmesine göre ayrı ayrı 5.000.0000,- TL müteselsil kefaletleri bulunduğu, İmza tespitlerinin grafoloji raporu ile yapılması gerektiği, Davalı müteselsil kefil ..., temerrüt tarihi 5.02.2019 göre takip tarihi itibariyle 57.089,- TL Asıl alacak, 1.278,03 TL İşlemiş faiz, 63,90 TL. BSMV ve 527,39 TL masraf olmak üzere 58.958,32-TL. dan sorumlu olduğu, Davalı müteselsil kefil .... LTD.ŞTİ.,takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü değerlendirilerek bu tarih itibariyle 57.089,- TL Asıl alacak, 1.046,63 TL İşlemiş faiz, 52,33 TL. BSMV ve 527,39 TL masraf olmak üzere 58.715,35 TL'dan sorumlu olduğu, Ticari Kredi niteliğindeki DBS Kredisine Genel Kredi Sözleşmesi hükümlerine göre ve davacı bankanın uyguladığı en yüksek faizi bildirmemesi dikkate alınarak dava konusu krediye uygulanan faiz oranı dikkate alınarak yıllık % 33 temerrüt faiz oranı uygulanabilecek iken, talebe bağlılık kuralı gereği yıllık % 28,08 temerrüt faizi uygulanması gerektiğine..."Mahkememizin ön incelemesinde davalı tarafın imza itirazı bulunduğu için bu talebi değerlendirmek gerekmiş olup, Davalı ...'nın, imza incelemesine esas olmak üzere imza ve yazı örneklerinin alınması için 26/02/2021 tarih saat 11:00'de mahkeme kaleminde hazır bulunması gerektiğine dair ihtarat yapılmış, davalının, belirlenen tarih ve saatte mahkeme kaleminde hazır bulunmaması, gelip de yazı ve imza örneği vermemesi halinde imza ve yazının ikrar edilmiş ve eli ürünü sayılacağı ihtar edilmiş, davalı tarafın cevap dilekçesinde bildirmiş olduğu 6 ve 7 nolu sayfalarda imza örneklerinin bulunduğu kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak emsal imza örnek asılları toplanmış ve dosyanın grafoloji alanında bilirkişiye tevdi ile genel kredi sözleşmesi üzerindeki imza ve yazının davalı ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespitine dair rapor tanzim edilmesi istenmiştir.Grafoloji alanında uzman bilirkişice sunulan 15/12/2021 tarihli raporun sonuç kısmı özetle şöyledir:"....Şti. ile ... Bankası ... Şubesi arasında düzenlenmiş kefili İnci ... Şirketi ve ... olan 28.04.2014 ve 07.09.2015 tarihli iki adet “Genel Kredi Ve Teminat Sözleşmesi” aslındaki ... Şirketi'ne ve ... ismine atfen atılı imzaların ...'ın eli ürünü olduğuna..."Bilirkişi raporlarının hükme elverişli olması nedeniyle, gerek defter incelemesi yönünden gerekse grafoloji yönünden yeniden rapor alınması yönündeki talepler kabul edilmemiş; mevcut raporlar doğrultusunda dosyanın esası hakkında değerlendirme yapılmıştır.Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; davacının takip tarihi itibarıyla takip bedeli kadar alacaklı olduğuna ilişkin iddiasını alacağa dayanak olarak gösterdiği genel kredi sözleşmesi, banka ekstreleri ve ticari defter kayıtları ile ortaya koyduğu, 04.06.2021 tarihli mali inceleme ve 15.12.2021 tarihli imza incelemesi raporlarının davacının iddiasını destekler mahiyette olduğu, faiz talebinin alacağın türü ve dosya kapsamına uygun düştüğü, takip talebine konu edilen alacağın miktar itibarıyla hesaplanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davaya konu edilen icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu, icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair koşullarının somut dosya bağlamında mevcut bulunduğu değerlendirilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''Davanın KABULÜNE, davalı tarafça ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, Alacağın %20'si olan 11.803,69-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olup, süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını,Yerel Mahkeme’nin gerekçeli kararında “…Bilirkişi raporlarının hükme elverişli olması nedeniyle, gerek defter incelemesi yönünden gerekse grafoloji yönünden yeniden rapor alınması yönündeki talepler kabul edilmemiş; mevcut raporlar doğrultusunda dosyanın esası hakkında değerlendirme yapılmıştır. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; davacının takip tarihi itibarıyla takip bedeli kadar alacaklı olduğuna ilişkin iddiasını alacağa dayanak olarak gösterdiği genel kredi sözleşmesi, banka ekstreleri ve ticari defter kayıtları ile ortaya koyduğu, 04.06.2021 tarihli mali inceleme ve 15.12.2021 tarihli imza incelemesi raporlarının davacının iddiasını destekler mahiyette olduğu, faiz talebinin alacağın türü ve dosya kapsamına uygun düştüğü, takip talebine konu edilen alacağın miktar itibarıyla hesaplanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davaya konu edilen icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu, icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair koşullarının somut dosya bağlamında mevcut bulunduğu değerlendirilmiş…” davanın kabulüne karar verilmişse de, Yerleşik Yargıtay kararları gereğincede, Bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığından karar açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu, Hükme esas alınan Bilirkişi raporunda “…28.04.2014 ve 07.09.2015 tarihli iki adet “Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi” aslındaki ... Şirketi’ne ve ... ismine atfen atılı imzaların ...‘ın el ürünü olduğu …” belirtildiğini, Yerleşik Yargıtay ilamları uyarınca, davaya konu sözleşmelerdeki imzanın ve yazıların, müvekkili ... el ürünü olup olmadığının tespiti hususunda kapsamlı araştırma yapılması gerekmekte olup; bilirkişi tarafından imza incelemesi hususunda kapsamlı araştırma yapılmadığı gibi, sözleşmede bulunan yazılar yönünden ise hiçbi inceleme yapılmadığını; raporun bu haliyle eksik olduğunu, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olmadığını,Davaya konu kredi sözleşmeleri incelendiğinde, müvekkil ... yönünden, yükümlülük altına girdiği tutar ve kefalet tarihlerinin müvekkili tarafından yazılmadığını; hatta ilgili kredi sözleşmelerinde hem İnci Tekstil yetkilisi olarak ... tarafından atılan imza, hem de müteselsil kefil olarak ...’ın imzası bariz bir şekilde birbirinden farklı olduğunu, Çıplak gözle bakıldığında bile imzaların müvekkile ait olmadığının anlaşıldığını; müvekkilinin imzası, kopyalanmaya müsait basit imza olmakla birlikte, yazı ve imzaların bu çerçevede incelenmesi gerekmekte olup, bilirkişi raporunun bu yönüyle eksik old uğunu; böyle basit bir imzanın çok daha detaylı incelenmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan hazırlanmış raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,Bunun yanı sıra imza ve yazı incelemesi yönünden, cevap dilekçelerinin 6. ve 7. sayfasında müvekkilin imza örneklerinin bulunduğu kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasının talep edildiğini ve Mahkemenin 10.02.2021 tarihli duruşmasının 3 numaralı ara kararı gereği ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkeregönderilmesine rağmen, tüm imza örnekleri celp edilmeden mukayese olarak esas alınan 3 ade belgeden sadece 1 tanesinin dava konusu sözleşmelerden önceye ait olması dikkate alındığında, işbu evrakların esas alınarak yapılan imza incelemesinin kabulünün mümkün olmadığını,Yerleşik Yargıtay kararları gereği, davaya konu kredi sözleşmelerinden önceki tarihe ilişkin tüm imza ve yazı örneklerinin celp edilmesine müteakip, itirazları doğrultusunda dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 Tarih, 2013/19-2083 Esas, 2015/1307 Karar sayılı ilamında; “…Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir…. I-)Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalılardan H. (K.) imza incelemesine konu mukayese belgelerinin tanzim tarihlerinin kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten (25.03.2008) sonrasına ait olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre sözleşme öncesine ait imza örnekleri getirtilerek Adli Tıp Kurum Başkanlığından rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 281. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 279. maddesinde bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda bulunması gereken nitelikler açıklanmıştır. Herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır Nitekim yukarıda vurgulanan ilkeler,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.2001 gün E:2001/12-436, K:2001/467 ve 07.10.2009 gün, ve E:2009/12-382, K:2009/415, sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Somut olayda, davacı banka ile davalılardan... Ltd. Şti. arasında 25.03.2008 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılardan H. K. (K.) ve Ü. K.'nın sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları yönünde isimlerine atfen imzalar bulunduğu ve davalılardan H. K.'nın (K.) imzanın kendi eli ürünü olmadığı yönünde itirazda bulunduğu dosya içeriği ile sabittir.Davalının bu imza itirazı üzerine yerel mahkemece bilirkişiden rapor alınmış olup, raporda, imza itirazına konu 25.03.2008 tarihli sözleşmedeki imza ile karşılaştırmak için mukayeseye esas alındığı belirtilen belgeler; 29.07.2005 tarihli pasaport istek formu, 22.10.2008 tarihli karar defteri fotokopisi, 30.12.2008 tarihli imza sirküleri, 02.03.2009 tarihli genel vekâletname fotokopisi, 30.11.2010 tarihli karar defteri ve 30.11.2010 tarihli duruşmada alınan imza örnekleridir. Bu belgelerden sadece bir tanesinin 25.03.2008 tarihli sözleşmeden öncesine ait olduğu açıkça görülmekte olup, imza incelemesine esas alınan bu (6) adet belgenin (5) tanesinin incelemeye konu sözleşme tarihinden sonrasına ait olması nedeniyle, sözleşme tarihinden öncesine ait belgelerin incelenmesinin gerektiğine işaret eden özel daire bozma ilamına karşı yerel mahkemece verilen direnme kararının hiçbir dayanağının bulunmadığı açıktır.Öte yandan, mukayeseye esas olmak üzere dosyaya ibraz edildiği halde imza incelemesine konu edilmeyen belgeler de mevcuttur. 12.01.2011 havale tarihli Emniyet Müdürlüğü yazısı ekinde dosyaya sunularak Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü kasasına alındığı 09.02.2011 tarihinde belirtilen iki adet araç satış sözleşmesi ve araç trafik tescil müracaat işlem formu bulunmakta olup, bu belgelerin de imza incelemesinde değerlendirilmesi gereklidir. Bu durumda, imza incelemesine konu mukayese belgelerin kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte veya bu tarihten önce imzalanmış belgeler olması gerektiği gözetilerek delillerin toplanması ve açıklanan bu eksiklik giderilerek adli tıp kurumu başkanlığından rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir…” denilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.09.2020 Tarih, 2017/19-931 Esas, 2020/700 Karar sayılı ilamında; “İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.…25. Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. …” denildiğini,Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.07.2019 tarih, 2017/12480 Esas, 2019/6225 Karar sayılı ilamında; “…Somut uyuşmazlıkta; imza incelemesi yönünden davacıdan dayanağı belge aslı temin edilerek davalının imza örnekleri de mahkemece tesbit edilip çeşitli kuruluşlardan da davalının imza örneklerini içerir evrak asıllarının celp edildiği, toplanan imza örneklerine göre davacının dayanağı belge altındaki imzanın davalının eli ürünü mahsülü olup olmadığı hususunda İzmir Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğü bünyesindeki grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırıldığı, bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen raporda; belge altındaki ... adına atılı bulunan imzanın davalı ... eli mahsulü olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği; davalının, rapora itiraz ederek Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istediği mahkemece alınan raporun hüküm kurmaya yeterli olduğu kanaati ile bu talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemeye sunulan adi yazılı belgenin imza incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna, davalı tarafın süresinde itiraz etmiş olması karşısında; mahkemece, adli tıp kurumundan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu itibarla; yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, mahkemece, davalının rapora karşı itirazları nedeniyle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne adı yazılı belgedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığına ilişkin yeniden inceleme yaptırılarak taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre yargılama yapılarak, uygun bir karar verilmesi gerekirken, itiraza uğrayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” denildiğini, İşbu sebeplerle, davaya konu kredi sözleşmelerinden önceki tarihe ilişkin tüm imza ve yazı örneklerinin celp edilmesine müteakip itirazları doğrultusunda dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu,Hukuka aykırı karar uyarınca icra takibine devam etmek imkanı vardır. İleride telafisi imkansız durumların yaşanmaması için, istinaf/temyiz incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesini de istediklerini; yargılama sırasında dosyaya sundukları bütün dilekçeleri aynen tekrar ettiklerini,İleri sürerek, yukarıda sunulan durumlar ve re’sen göz önünde bulundurulacak sair sebeplerden dolayı istinaf taleplerinin kabulü ile, istinaf/temyiz incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına, takdiri başkanlığımıza ait olmak üzere, 1-HMK m. 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.02.2022 tarih, 2020/111 Esas, 2022/42 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesine veya kendi yargı çevrenizde uygun göreceğiniz başka bir yer mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmesine, veya HMK m. 356 gereğince duruşma günü belirlenmesine, yapılacak yargılama/inceleme sırasında dilekçelerimizde belirtmiş oldukları tüm delillerin toplanmasına, Başkanlığınızca belirlenecek sair eksiklikler de tamamlandıktan sonra, itirazları doğrultusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına, yapılacak istinaf yargılaması sonunda; yukarıda sunulan durumlar ve HMK 355. maddesi gereğince Başkanlığınızca re’sen göz önünde bulundurulacak sair sebeplerden dolayı taleplerimizin kabulü ile dosya kapsamına, usul ve yasaya, yerleşik Yargıtay ilamlarına açıkça aykırı olan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.02.2022 tarih, 2020/111 Esas, 2022/42 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ...Ltd. Şti. arasında akdedilen davalıların müteselsil kefil olduğu 28/04/2014 ve 07/09/2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında istinafa gelen temel uyuşmazlık; davalılar vekili, genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olarak davalı ... adına ve yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti. adına atılan imzaların ve kefalet sözleşmesindeki yazıların ...'a ait olmadığını, bu sebeple geçerli bir kefalet sözleşmesi akdedilmediğini, imza incelemesine esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını ve yazı incelemesinin yapılmadığını, imza incelemesine esas alınan belgelerin yetersiz olduğunu, Mahkemece hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuş, söz konusu istinaf sebepleri yargılama aşamasında cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesinde de ileri sürülmüştür.6100 Sayılı HMK'nın 583/1 maddesi uyarınca; Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Bir belgedeki imza ve yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik araç gereç yardımıyla binoküler mikroskopla büyütülerek kıyaslama, ultraviyole lambası ve ınfraded ışınları altında tahrifat, belgelerin arka yüzündeki yatık ışık verilerek fülaj izi görüntüsü, alttan aydınlatmalı lambalarla imza kopyacılığı, grafolojik, grafometrik esaslar içerisinde milimetrik mukayeseli ölçümler ve belgelerin niteliğine göre gerekli değişiklik fenni metotlarla yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarını fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.(HGK 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E.; 2001/483 K) Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; Mahkemece dava konusu genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olarak kendi adına ve davalı şirket adına imzası ve yazıları bulunan davalı ...'ın sadece bir sayfadan oluşan kendi adının yazılı olduğu yazı örnekleri ve imza örneği alınmış, genel kredi sözleşmesinde belirtilen yazı ve tarihler yazdırılmak suretiyle bol miktarda sağ elle oturarak ve ayakta, sol elle oturarak ve ayakta imza ve yazı örnekleri alınmamış, imza incelemesine ilişkin mukayese belgeleri olarak ise dava konusu genel kredi sözleşme tarihlerinden çok öncesine ait olan 15/11/2000 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi aslı ve kredi sözleşme tarihlerinden sonrasına ait 24/03/2020 tarihli tebliğ mazbatası aslı esas alınmış, davalı tarafından cevap dilekçesinde bir çok mukayese belge gösterilmesine, bunlara ilişkin müzekkere yazılmasına ve kurumlar tarafından başka mahkemelere gönderildiği belirtilmesine rağmen söz konusu belge asılları celbedilmemiştir. Bilirkişi raporunda davalıların yazı inkarı da bulunmasına rağmen bu hususta herhangi bir inceleme dahi yapılmamıştır. Bu haliyle Mahkemece davalının yeterli miktarda genel kredi sözleşmelerindeki yazılar ve tarihler dikkate alınmak suretiyle yeterli miktarda imza ve yazı örneği alınmadığı, yeterli miktarda genel kredi sözleşmesi tarihlerinden önce, ancak bu tarihlere yakın tarihli imza ve yazıların bulunduğu belge aslı celbedilmediği ve bilirkişi raporunun yukarıda belirtilen kriterlere göre hazırlanmadığı, denetime ve hükme elverişli olmadığı gibi, yazı itirazı bulunmasına rağmen bu hususta inceleme yapılmadığı ve Mahkemece de bu hususta ve davalıların itirazları konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; kendi adına ve davalı şirket adına imzası bulunduğu iddia edilen ...'ın genel kredi sözleşmesindeki inkar edilen yazı ve tarihler yazdırılmak suretiyle yazı ve rakam örnekleri ve imza örnekleri sağ elle oturarak ve ayakta, sol elle oturarak ve ayakta bol miktarda alınması, dava konusu genel kredi sözleşmesinden önceki tarihe ait fakat bu tarihe yakın bu şahsın kendi adına ve şirket adına attığı ve yazdığı imza ve yazılarının bulunduğu belge asılları davalılardan sorulmak ve gösterdiği belgeler ve Mahkemece resen davalının şirket yetkilisi olduğu da dikkate alındığında muhtarlık, noterlik, seçim kayıtları, nüfus müdürlüğü, vergi dairesi, ticaret sicil müdürlüğü, belediye başkanlığı, bankalar vb. kurumlardan celbedilmek suretiyle yukarıda belirtilen kriterleri taşıyacak şekilde gerekirse oluşturulacak bilirkişi heyetine imza ve yazı incelemesi yaptırılmak ve denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmekte olup, davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Bunun yanında davacı tarafından dava dayanağı olan icra takibine konu alacağın dava dışı ... A.Ş'ye devredildiği ve davalı şirketin de karar tarihinden sonra terkin edildiği anlaşılmakla Mahkemece yapılacak yargılama sırasında taraf teşkili açısından bu hususlarında değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekmektedir.Sonuç olarak, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2022 tarih ve 2020/111 Esas - 2022/42 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.