T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/765 Esas
KARAR NO:2024/1671 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2015/877 Esas - 2021/958 Karar
TARİHİ:06/12/2021
DAVA:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:24/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ... market ... Şti., toptan satış sektörünün öncülerinden olup, işlettiği zincir mağazalarda, pek çok sayıda ve çeşitte ürünün ticareti yapmakta olduğunu, müvekkili ile davalı ... Şti. arasında; Ekte sunulan, 01.01.2012 başlangıç tarihli, "Ticari Şartlar Anlaşması" akdedildiğini, bu anlaşmanın, yenisi imzalanıncaya kadar, "Süresiz' olarak düzenlenmiş olduğunu, iş bu sözleşme ve anlaşma gereği, müvekkili ile davalı yan arasında, mal alım satımına ilişkin, ticari bir ilişki kurulduğunu, taraflar arasında kurulan bu ticari ilişki sonucu; müvekkil ile davalı taraf arasında mal alışverişine ilişkin bir takım ticari faaliyetler söz konusu olduğunu, davalı taraftan, aradaki ticari ilişkiye istinaden satın alınan bu mallara ilişkin olarak da müvekkilinin, ekte sunmuş oldukları a- Satın alma işlemine ilişkin, Firma Satış Faturaları, b- İlgili mevzuatlara ve müvekkille aralarında akdedilen sözleşmelere tamamen veya kısmen aykırı olan ürünlere ilişkin olarak, iade faturalar ile Fiyat/İndirim Farkı ve Miktar Faturaları, c- Satın alma anlaşması ve bu anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olan, Ticari Şartlar Anlaşması gereği, müvekkile ödenmesi gereken, Reklam, Metropost Bedeli, Bonus, Hedefe Bağlı Ciro (Satış Primi), Teşvik, Açılış Bedeli, WK2 ve Platform/Hizmetleri Faturaları, Kesmek suretiyle, işlem yapmıştır. Davalı tarafa kesilen ve gönderilen fatura bedellerinin, müvekkile ödenmemesi sonucu, davalı taraf aleyhine, fatura bedellerine bağlı Cari hesap alacağına dayanarak, ... sayılı icra takip dosyası ile icra takibine geçilmiş, ancak açılan bu takip borçlu tarafından, borcun 145.810.40 TL'lik kısmı ile bu kısım üzerinden işlemiş ve işleyecek faiz ve tüm ferilere itiraz edilmek suretiyle durdurulduğunu, davalı yanın itiraz dilekçesinin; 21.05.2015 tarihinde tarafımıza tebliğ edildiği, davalı yanca yapılan iş bu itirazın, müvekkilinin alacağını geciktirmeye yönelik olup, tamamen haksız ve Kötü niyetli olduğunu, çünkü müvekkilinin, davalı tarafla aralarında akdedilen anlaşmalar gereği tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini; ancak davalı tarafın, sözleşme hükümleri gereği ifa etmesi gereken edimlerini ifa etmekten imtina ettiklerini, müvekkili tarafından davalı tarafa, müteaddit kez sözleşme hükümleri gereği yerine getirmesi gereken edimlerinin ifası uyarısı yapılmış; ancak davalı tarafın her defasında bu durumu göz ardı ettiğini, müvekkilinin, davalı tarafın bu tutumu karşısında daha fazla beklemek istememiş ve dava konusu olan ve iptali istenen, icra takibini açmış olduğunu, takibin açılmasına müteakiben davalı tarafın, takip öncesindeki kötü niyetli tutumunu, takip açıldıktan sonra da devam ettirmiş ve açılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... Şti. ("Müvekkil Şirket"), ileri teknoloji elektronik cihaz üretimi ve dijital medya konularında dünya lideri olan Güney Kore merkezli ... ("...") Şirketi'nin Türkiye münhasır distribütörü olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında 01.01.2012 tarihinde "Ticari Şartlar Anlaşması Satın alma Şartlan" imzalanmış olduğunu, imzalanan anlaşma gereği taraflar karşılıklı edim yüklenmiş olup; Müvekkil Şirket elektronik ürünleri tedarik etmeyi, davacı tarafın ise ürünler için bedel ödemeyi kabul etmiş olduğunu, taraflar arasında imzalanan anlaşmada, görülen lüzum üzerine 18.12.2014 tarihinde feshedilmiş olup fesih bildirimi noter kanalı ile davacı şirkete tebliğ edilmiş olup, müvekkili şirketin, müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcu olmadığını ve davacı tarafın 'kötü niyetli suçlamalarının tamamen gerçek dışı olduğunu, biriyle örtüşmeyen tutarsız beyanlarıyla yargıyı meşgul eden bizzat davacının kendisi olduğunu, belirtmek isteriz ki taraflar arasındaki ürün alım satımına ilişkin ticari ilişki süresince müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş ve bir kere olsun davacı taraftan herhangi bir uyarı almamış olduğunu, kaldı ki ürün sağlayıcısı konumunda olan müvekkili şirketin ürün alım satımına dayalı bir ilişkide edimlerinin çok belirli olduğu da izahtan varestedir. Zira taraflar arasında komplike bir iş ilişkisi bulunmamaktadır ve aşlen temel ödeme borcu (ürün alımına dayalı olan) davacı taraftadır. İkincil olarak, davacı tarafın iddiasının aksine, müvekkili şirket tarafları arasında cari hesap uzlaşması sağlanması için sürekli olarak çaba göstermiş, görüşme taleplerinde bulunmuş ancak davacı taraf bünyesinde görüşeceği yetkili kişi bulmakta dahi zorlanmış olduklarını, özellikle belirtmek isteriz ki, taraflar arasındaki mutabakatsızlığa sebep olan da en baştan davacı tarafın üzerinde hiçbir açıklama olmadan kesip müvekkil şirkete gönderdiği yüksek tutarlı faturalar olduğunu, müvekkili şirketin bütün bunlara rağmen iyi niyet göstermiş açıklaması bulunmayan faturaların neye istinaden düzenlendiğini anlamak için karşı tarafla bir araya gelmeye çalışmış olduğunu, ancak davacı taraf bünyesinde görüşeceği yetkili kişi bulmakta dahi zorlanmış olduklarını, incir marketlerin ve/veya büyük perakende mağazaların ürün tedarikçilerini zorlayacak şekilde çeşitli adlar altında düzenlediği ve şahlan ürün ile herhangi bir bağı bulunmayan (katılım bedeli, destek payı, açılış bedeli vb) faturalar pek çok tartışmaya sebep olmuş hatta bu zorlayıcı ve haksız düzenlenen yüksek tutardaki faturalara konu ticari uygulamalar ... numaralı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da da düzenlenmiş, kanun koyucu yaşanan mağduriyetleri önlemek mağazaların prim taleplerini sınırlandırmış ve çeşitli şartlara bağlanmış olduğunu, bunun üzerine tamamen kötü niyetle davranarak, çeşitli kalem borçlarım ve/veya karşı faturaları daha önce açıkça kabul etmesine rağmen, haksız bir şekilde ve hatta hiçbir fatura dahi sunmadan ilamsız icra takibine konu yapan da davacının kendisi olduğunu, ilerleyen bölümlerde detaylı açıklanacağı üzere davacının alacağı olduğunu belirtiği tutarlar dahi birbiriyle örtüşmemekte olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirket'e yönelttiği icra dosyası borcu için kabul edilen kısımda ödeme yapılmış ve kısmi itirazda bulunulmuş olup, davacı tarafın, sözleşme tarihinden bu yana gerçekleştirilen ticari satış ve işlemler yönünden müvekkili şirketin borcu olduğu gerekçesiyle ...sayılı dosya ile 222.310,49-TL. asıl alacaklı olarak ilamsız icra takibi başlatmış olduğunu, müvekkili şirketin, şirket kayıtlarından ilgili borç isnadına ilişkin gerekli incelemeleri gerçekleştirmiş, müvekkili şirket tarafından cari hesabında muaccel borç tutan olan 76.500,09-TL.'lik borç ikrar edilmiş, kalan 145.810,40-TL. kısma ise 18.05.2015 tarihinde itiraz edilmiş, itiraz dilekçesinde kabul edilen 76.500,09-TL. bedel ise masrafları ile birlikte 86.920,95-TL. olarak icra dosyasına ödenmiş olup, dolayısıyla müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın icra dosyası içerisine iddia edilen borca ilişkin dayanak belge sunmamış, davacının, icra dosyası içerisine ödenmediğini iddia ettiği faturaları sunamamış olduğunu, icra dosyasına ilişkin müvekkili şirketçe sadece icra emri tebellüğ edilmiş, bu durumda isnat edilen borca ilişkin taraflarınca da herhangi bir bildirim yapılmamış, tebliğ alınan icra emri ile müvekkili şirket kayıtlarından davacı ile yapılan ticari satımlar ve yapılan işlemlere ilişkin 76.500,09-TL. borç bulunduğu tespit edilmiş ve bu borcun ödemesi gerçekleştirilmiş, dolayısıyla müvekkili şirketin herhangi bir ödeme yükümlülüğü kalmamış, müvekkili şirketin, ayrıntılı olarak açıklanacağı ve bilirkişilerce de ticari defterler üzerinde yapılacak inceleme neticesinde de tespit edilebileceği üzere, davacı tarafa borçlarını ödemiş olduğunu, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan faturaların biri haricinde hepsi müvekkili şirket tarafından kayıt altına alınmak suretiyle davalının cari hesabından gerek mahsup edilmek suretiyle gerekse doğrudan ödenerek düşülmüş, davacı, dava dilekçesi ekine ödenmediğini iddia ettiği fatura suretlerini ibraz etmiş, bu iddiaların tarafımızca hiçbir şekil ve surette kabulü mümkün değildir, zira ekte bulunan fişlerden de açıkça görülebileceği üzere davacının dosyaya sunduğu faturalardan 861,61 TL'lik fatura haricindeki tüm faturalar davacı şirketin cari hesabından gerek müvekkili şirketçe davacıya kesilen karşı faturalardan mahsup edilmek suretiyle gerekse hem müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibine yapılan kısmi ödeme neticesinde hem de haricen ödenereklerin düşülmüş olduğunu, dolayısıyla işbu faturalara ilişkin, müvekkili şirketin yükümlülüğünü tümüyle yerine getirmiş, defter kayıtlan incelendiği zaman dosyada mübrez faturaların işleme alınarak cari hesaptan düşüldüğü görülebileceğini, bu itibarla müvekkili şirketin davacı şirkete dava tarihi itibariyle herhangi bir borcu bulunmadığını, dosyaya sunulan ekler haricinde bir borç varsa bunlar ile ilgili ispat yükümlülüğü davacı tarafa ait olduğunu, dikkate alınmayan 861,61-TL'lik faturanın ise, müvekkili şirkete iade edilmeyen, iade edilmesiyle ilgili taraflar arasında herhangi bir mutabakat olmayan bir ürünle ilgili iade bedeli olduğunu, iade faturasına konu olan ürün de halen davacı taraf bünyesinde bulunmakta olup, bununla ilgili haksız şekilde düzenlenen iade faturasının da müvekkili şirketçe kabul edilemeyeceği izahtan vareste, davacının iddia ettiği borç miktarlarının birbiriyle tutarsız olduğunu, davacı tarafın, icra dosyası ile işbu dosya ekine sunduğu borç miktarları birbiri ile örtüşmemekte olduğunu, davacı tarafın icra dosyası içerisine sunduğu asıl alacak yani borç miktarı 222.310,49- TL. iken işbu dosya İçerisine sunduğu faturaların toplamı ise 224.825,38-TL. olarak tespit edildiğini, üstelik davacının işbu dava ile iddia ettiği alacak miktarının 145.810,40- TL olduğunu, davacı tarafın, borç tutarını sürekli surette arttırarak/değiştirerek kötü niyetli ve dayanaksız olarak talepte bulunmakta olduğunu, davacı tarafın iddiaları kesinlikle dürüstlükten uzak, mesnetsiz ve taraflarınca kabul edilemez bir hal aldığını, davacı tarafın mutabakat mektuplarının da birbiri ile tamamen farklı olduğunu, taraflar arasında 22.07.2014 tarihinden bu yana hiçbir surette ürün alım satımı yapılmamışken, sürekli surette birbiriyle çelişen alacak iddialarında bulunulduğunu, ticaretin dahi olmadığı bu süre içerisinde birbirinden bu kadar çelişik alacak iddialarının yapılmış olması davacı tarafın iyi niyetli olmadığını ortaya koymakta olduğunu: 17.04.2015'te 222.310,49-TL alacak İddiası 08.07.2015 te 30.354,27-TL davacı tarafın kendisinin müvekkil şirkete borçlu olduğu ikrarı 28.09.2015'te 120.108,46-TL alacak iddiası (kaldı ki 02.09.2015 tarihli işbu davadaki alacak beyanı 145.810,40-TL.'dir) davacı tarafın, 17.04.2015 tarihinde 222.310,49-TL. asıl alacaklı olarak icra takibi başlatmış, buradan davacının 222.310,49-TL. alacaklı olduğunu iddia ettiği anlaşılmakta olup, icra dosyası için müvekkil şirket tarafından 76.500,09-TL. borç kabul edilmiş ve icra dosyasına ödeme yapılmış, icra dosyası içerisine gerçekleştirilen ödeme sonrasında 08.07.2015 tarihinde davacı tarafa mutabakat mektubu gönderilmiş olup, mektup neticesinde davacı, 30.06.2015 tarihi itibari ile müvekkili şirketin 30,554,27-TL. alacak bakiyesi olduğunu belirten cevap vermiş, işbu dava somasında müvekkili şirketin davacı tarafa tekrar mutabakat mektubu göndermiş olup, mutabakat mektubuna davacı taraf, 28.09.2015 tarihi itibari ile Müvekkil Şirket'in 120.108,46-TL. borç bakiyesi olduğunu belirten cevap vermiş, davacının işbu dava için talebi ise 145.810,40-TL. olarak belirtilmiş, davacının ilk icra takibi ile 222.310,49-TL. alacağı olduğunu, sonrasında ilk mutabakat mektubu ve 30.554,27-TL, borcu olduğunu, ikinci mutabakat mektubu ile- ki bu işbu davanın açılmasından sonra ise 120.108,46-TL. alacaklı olduğunu ve huzurdaki dava ile 145.810,40-TL. alacağı olduğunu iddia etmekte olduğunu, davacı tarafın, kendi kayıtlarında dahi yapılan işlemlerden bihaber, alacak ve borçlan için kendi içinde tutarlı olamamışken, taraflarınca borç isnat etmesi hiçbir surette kabul edilemeyeceğini, davacının talepleri hukuk ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmamakta olduğunu, hiçbir şekilde davanın kabulü anlamına gelmemek üzere biran için mahkemenin davacının alacağının belirli bir kısmı yönünden haklı olduğuna hükmedilse dahi yukarıda izah olunan nedenlerle müvekkili şirket aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün olmadığını, zira alacağın likit bir alacak niteliğinde olmadığını, yukarıda da değinilmiş olduğu üzere davacı kendi alacağına ilişkin olarak çelişkili iddialarda bulunmakta olduğunu, bizzat davacının kendisinin dahi bel izleyemediği bir alacak yönünden icra inkar tazminatı talep etmenin hakkaniyete aykırı olduğu izahtan vareste, bilindiği üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi için alacağın likit bir alacak olması gerekmekte olduğunu, yine yukarıda detaylı bir şekilde izah ettikleri üzere müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta, ancak bir an için mahkemece davacının işbu ticari ilişki sebebiyle alacağının bulunduğuna hükmedilmesi halinde, bu çekişmeli alacağın ancak bir yargılama sonucu belirlenebilir nitelikte olduğundan hareketle icra inkar tazminatına konu olamayacağının kuşkusuz olduğunu, bu nedenle hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek suretiyle olası bir alacağın tespiti halinde bu alacak yönünden icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği borçların hiçbirinin taraflarınca kabul edilmeyeceğini, davacı tarafından ödenmediği iddia edilen tüm borçların ödenmiş olduğunu, defter kayıtlanı incelendiği zaman iddia edilen tüm borçların kayıt altına alınarak müvekkili şirketin yükümlülüklerini bu faturalar yönünden yerine getirdiği açıkça anlaşılacağını, ayrıca, davacının borç-alacak ilişkisi için sunduğu tutarsız meblağlar kendi içinde birbiri ile çelişmekte olup bu durumda davacının kötü niyetli olduğu ispatlanmış, hal böyle olmakla, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını belirterek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/12/2021 tarih ve 2015/877 Esas - 2021/958 Karar sayılı kararında; "Dava; İtirazın iptali davasıdır.Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; taraflar arasındaki süresiz satış sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap nedeniyle davacının davalıdan alacağının bulunup bulunup bulunmadığı, mevcutsa miktarının tespiti noktalarına ilişkindir.
Tarafların ticari defter, kayıt ve programlarının incelenmesi teknik bilgi ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle, dosya ilk olarak hukukçu Doç. Dr. ... ile hesap bilirkişisi ..'a tevdi edilmiş ve bilirkişiler sunmuş olduğu raporunda: Dava dosyasında yer alan bilgi belgeler ile tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak mahkemece bilirkişi heyetine verilen görev doğrultusunda, tarafların şirket merkezinde yasal defter ve belgeleri ile cari hesap ekstrelerinm karşılaştırılarak incelenmesi sonucunda, davalı Samsung şirketinin 31.12.2015 tarihinde alacak - borç bakiyesinin bulunmadığını, davalının 17 adet faturaya ilişkin borcunu muhasebeleştirmek sureyle ödemiş olduğunu, bu durumda davacının alacağının bulunmadığına dair rapor sunmuşlardır.Mahkememizin 05/02/2018 tarihli celsesinde bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verildiği ve bilirkişiler sunmuş oldukları ek raporlarında: gerek banka dekontlarında gerekse ...bankasının yazısı ekinde yer alan tablodaki bilgilerde hangi faturalarla ilgili ödeme işlemlerinin yapıldığının işlemlerin içeriğinde belirtilmediğini, davalı ... Şirketinin 31.12.2015 tarihinde alacak - borç bakiyesinin bulunmadığını, davalının 17 adet faturaya ilişkin borcunu muhasebeleştirmek sureyle ödemiş olduğunu, bu durumda davacının alacağının bulunmadığına dair ek rapor sunmuşlardır.2.olarak mahkememizin 21/09/2020 tarihli celsede alınan ara karar uyarınca dosya SMMM bilirkişisi ...'ye tevdi edilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu raporunda: Davacı şirketin 2012-2013-2014-2015 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davalı şirketin 2015 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davalı şirketten 17.04.2015 icra takip tarihi itibariyle cari hesabında 149.142,59 TL alacaklı 02.09.2015 dava tarihinde ise 29.872,61 TL borçlu olduğunu, davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davacı şirketten 17.04.2015 icra takip tarihi itibariyle cari hesabında 73.818,56 TL borçlu 02.09.2015 dava tarihinde ise 38.181,10 TL alacaklı olduğunu, davacı şirketin Dosya ekinde yer alan ... sayılı dosyası ile Davalı şirket aleyhinde 17.04.2015 tarihinde diğer asıl alacak (cari Hesap Alacağı) 222.310,49 TL'lik ilamsız takipte ödeme emri başlattığı, davalı şirketin 18.05.2015 tarihli kapak hesabı ile bu tutarın 76.500,09 TL kısmını ödediğini, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında 17.04.2015 icra takip tarihi itibariyle cari hesabında 73.818,56 TL borçlu 02.09.2015 dava tarihinde ise 38.181,10 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ve icra takip tarihinde borç tutarından daha fazla Davacı şirkete ödeme yaptığı görülmüş olduğunu, mahkemece ... sistemi üzerinden yapılan ödemelerin tespiti için 15.02.2018 tarihinde ... bankasına müzekkere gönderilmiş olup gelen cevap ekinde sunulan ödemelerin davacı şirket ticari defter kayıtları ile eşleştirilememiş, davaya konu alacak talebinin ispata muhtaç kaldığı, program üzerinde yapıla bilecek bir inceleme için ise program yazılımcısı/bilgi işlem uzmanına ihtiyaç duyulduğuna dair rapor sunmuştur.3.olarak mahkememizin 29/06/2021 tarihli celsesinde alınan ara karar uyarınca dosya bankacı bilirkişi Mehmet Erdem ve bilgisayar mühendisi ... tevdi edilmiş ve bilirkişiler sunmuş oldukları raporlarında: Davacının ... ödeme sistemleri kapsamında yaptığı tahsilatların, yazılım programı tarafında hangi faturalara mahsup edildiğine ilişkin inceleme yapılabilmesi için davacı taraf ile irtibat kurulmuştur olduğunu, ancak davacı tarafın teknik personeli önce sizi arayacağız diye sürekli ileri tarih vermiş en son 28.09.2021 günü yapılan telefon görüşmesinde ... programında inceleme yapılmasına yardımcı olamayacaklarını ifade etmiş olduklarını, ... kayıtları üzerinde inceleme gerçekleştirilememiş olduğunu, dosya içeriğinde bulunan 2 adet bilirkişi raporuna göre davalının borçlu olmadığına dair rapor sunmuşlardır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, bilirkişi raporları ve toplanıp değerlendirilen delillere göre; taraflar arasındaki süresiz satış sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap nedeniyle davacının davalıdan alacağı bulunduğu iddiası ile davacı tarafından davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı yanın takibe vaki itirazı nedeniyle işbu itirazın iptali davasının ikame edildiği, mahkememizce aldırılan 1 ve 2.bilirkişi raporlarında cari hesap nedeniyle tarafların birbirlerinden alacak borç bakiyelerinin bulunmadığının tespit edildiği, 3.olarak aldırılan heyet bilirkişi raporunda davacı yanın yazılım programlarını bilirkişi incelemesine hazır etmediğinin anlaşıldığı, farklı bilirkişilerden ve heyetlerden alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ve birbiri ile uyumlu, denetime elverişli oldukları kanaatine varılmakla raporlar doğrultusunda taraflar arasında tanzim edilen süresiz satış sözleşmesi nedeniyle davacının davalıdan herhangi bir cari hesap alacak bakiyesinin mevcut olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacı yanın kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalı yanın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' Davanın reddine,Şartları oluşmadığından davalı yanın tazminat istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece makemesinin hak ve hukuka aykırı olarak davanın reddine yönelik karar tesis edildiğini,Yerel mahkeme tarafından tesis edilen karara dayanak olan bilirkişi raporlarından 3 (üç) tanesinin, 6100 Sayılı HMK'NIN 267. maddesine aykırı olacak şekilde 2 (iki) kişiden oluşan bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edildiğini; bilirkişi heyetlerinin tek sayıdan oluşması gerekliliği karşısında 2 (iki) kişilik heyetlerden alınan bilirkişi raporlarının hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.12.2021 tarihli, 2015/877 Esas, 2021/958 Karar sayılı kararıyla tesis edilen karara dayanak olarak dosya kapsamında tanzim olunan 4 adet bilirkişi raporunun baz alındığını, dosyada tanzim olunan kök ve ek bilirkişi raporunun hukukçu Doç. Dr. ... ile hesap bilirkişisi ... tarafından tanzim edildiğini; dosyadaki üçüncü raporun bilirkişi ...i tarafından tanzim edildiğini; dosyadaki son raporun ise bankacı bilirkişi ... ve bilgisayar mühendisi ... tarafından tanzim edildiğini, 6100 Sayılı HMK' nın 267. Maddesinin;" (1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü amir olduğunu; bilirkişi heyetini oluşturacak kişi sayısının tek sayıdan oluşması gerekmekte olup Yerel Mahkemenin dosyayı tevdi ettiği ve tanzim edilen raporlarını hükme esas aldığı hiçbir bilirkişi heyetinin tek sayıdan oluşmadığını (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/5755 Esas, 2018/5944 Karar sayılı, 18.12.2018 Tarihli Kararı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/130 E., 2014/14592 K. Sayılı, 22.09.2014 Tarihli Kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/43848 E., 2015/36803 K. sayılı, 15.12.2015 Tarihli kararı; Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2014/22794 E., 2015/2828 K. Sayılı, 19.02.2015 tarihli kararı), yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da Yerel Mahkeme tarafından dosyanın 2 kişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu ve kararın kaldırılma gerekçesi olduğunun izahtan vareste olduğunu, bu sebeplerle de, hükme esas alınan 4 adet bilirkişi raporunun 3 tanesinin 2 kişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından tanzim edildiğini, ancak 6100 Sayılı HMK'nın 267. Maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bilirkişi heyetinin tek sayıdan oluşması gerektiğini, aksi halin eksik inceleme olarak nitelendirileceğini, dosyada tanzim olunan ve Yerel Mahkeme tarafından hükme esas alınan raporları tanzim eden bilirkişi heyetini oluşturan kişi sayısının hak ve hukuka aykırı olması sebebiyle Yerel Mahkemenin tesis ettiği kararın da hukuka aykırı olacağı göz önüne alınarak Yerel Mahkeme kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Yerel mahkeme dosyasında tanzim olunan tüm bilirkişi raporlarında itiraz edilen icra takibi olan ... sayılı dosyasının açılış tarihi olarak 17/04/2015 tarihi baz alınmış olup aslen icra dosyasının açılış tarihinin 21/04/2015 olması sebebiyle mezkur bilirkişi raporlarında yapılan inceleme ve tespitlerin tümünün hatalı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen ara kararlarda bilirkişiler tarafından davalı aleyhine başlatılan ... sayılı dosyasının açılış tarihi olan 17.04.2015 itibariyle tarafların alacak- borç durumlarının tespit edilmesinin talep edildiğini; dosyanın tevdi edildiği bilirkişilerin hiçbirinin de anılan icra dosyasını kontrol etmemiş olup Yerel Mahkemenin bildirdiği takip açılış tarihini esas alarak inceleme yapıp, tespitte bulunduğunu, ancak davalı aleyhine başlatılan ... sayılı dosyasının açılış tarihi 21.04.2015 olup bu hususun hem UYAP sisteminde açıkça yer almakta olduğunu hem de peşin harç ile başvuru harcının 21.04.2015 tarihinde yatırıldığı dosyada mübrez makbuzlardan da açıkça anlaşılabilir olup bahse konu icra takibinin açılış tarihinin 21.04.2015 olduğunu, bu meyanda Yerel Mahkeme takip açılış tarihini 17.04.2015 olarak yanlış tarihle bildirmiş olup bilirkişiler de görevleri gereği yapmaları gereken araştırma ve incelemeyi yapmadıkları için 21.04.2015 tarihi yerine takibin açılış tarihi olmayan 17.04.2015 tarihi itibariyle tarafların alacak- borç durumlarının incelendiğini ve neticeten hatalı tespitte bulunulduğunu; yanlış tarihin hesaplamaya esas alındığı cihetle mezkur raporlar hükme esas teşkil edemeyecekken Yerel Mahkeme tarafından işbu raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu kanaati neticesinde işbu raporlar dayanak gösterilerek tesis edilen kararın hakikate aykırı olduğu gerekçesiyle Yerel Mahkeme ilamının kaldırılması gerektiğini,Yerel mahkeme dosyasında tanzim olunan 29.09.2021 tarihli, bilirkişi ... ve ... tarafından tanzim olunan raporda, açıkça müvekkili şirketin ticari defter-kayıtları ve mıag sisteminde inceleme yapmaktan imtina ettiklerini, taraflar arasındaki ticari kayıtların yoğun olduğu cihetle inceleme yapmanın meşakkatli olduğunu belirterek her türlü bilgi ve belgenin incelenmesini müvekkili şirket muhasebesinden bekledikleri hususunun raporda da yer aldığını, hiçbir inceleme ve tespit yapılmadığının açıkça ikrar edildiği raporda, inceleme yapılmaksızın tanzim olunan ilk bilirkişi raporundaki tespitlere katıldıkları yönünde kanaat belirtilmesinin açıkça hukuka aykırı olup itirazları kapsamında yeniden bilirkişi raporu tanzim edilmeksizin tesis edilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, Yerel Mahkeme dosyasının 29.03.2021 tarihli celsesinde dosyadaki itirazları kapsamında tarafların alacak ve borç durumlarının tespit edilebilmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiğini; bu kapsamda dosyanın tevdi edildiği Finans, Muhasebe ve Banka konularında uzman bilirkişi ...'in davaya konu uyuşmazlık hakkında gerekli inceleme ve tespitte bulunmak üzere müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarına yönelik birtakım bilgi ve belge talebinde bulunduğunu; müvekkili şirket tarafından, bilirkişinin istediği bilgi ve belgelerin bilirkişiye hem fiziken hem de mail ortamında iletildiğini; ancak Bilirkişinin, yerinde inceleme yetkisi de olmasına rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve dahi müvekkili şirketin ticari hacminin yoğunluğu sebebiyle mezkur ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapmaktan imtina ettiğini, tanzim ettiği raporda da; yapması gereken ve asli görevi olan ticari defter ve kayıtları incelemenin ne kadar güç olduğundan bahsettiğini; mezkur raporun devamında da dosyanın kendisine bilirkişi sıfatıyla tevdi edilmesine karşın bilgi ve belgelerin incelenmesi için müvekkili şirketin muhasebe biriminin çalışma yapması gerektiğinin belirtildiğini, nihayetinde de, müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinin çok güç ve meşakkatli olduğunu, müvekkilinin bu çalışmayı yapıp kendisine ibraz etmesi gerektiğini belirttiğini ve dosya kapsamındaki uyuşmazlığa yönelik hiçbir fikri ve incelemesi olmamasına karşın, sadece kanaat bildirmek maksadıyla bir beyanda bulunduğunu; bilirkişinin yerinde inceleme yetkisi mevcutken, müsait bir gününde müvekkili şirket adresine giderek gerek ticari defter ve kayıtlar gerekse sistem üzerinde inceleme yapması gerekirken, bu görevini yerine getirmemekle birlikte talep ettiği bilgi ve belgeler kendisine eksiksiz ve zamanında iletilmişken, bir de kayıtların yoğunluğunu gerekçe göstererek tek tek inceleme yapılamayacağını, bu incelemenin müvekkili şirket muhasebesi tarafından yapılması gerektiğini raporda açıkça yazdığını, ancak bilirkişinin dosyaya atanma sebebinin, ticari defter ve kayıtları kendisinin incelemesi ve inceleme neticesinde doğan tespitlerini mahkemeye aktarması olup hiçbir inceleme yapmadan sadece incelemenin ne denli güç olduğunu anlattığı rapora yönelik itirazları dikkate alınmaksızın işbu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğuna dair kanaat belirtilmesi açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bankacı bilirkişi ... ve bilgisayar mühendisi ... tarafından tanzim olunan 29.09.2021 tarihli son bilirkişi raporunda, 23.08.2016 tarihli hukukçu Doç. Dr. ... ile hesap bilirkişisi ... tanzim olunan kök ve ek bilirkişi raporlarında varılan tespitlere itibar edildiği belirtilmiş olup bilirkişi ... ve ... hiçbir inceleme yapmayıp kayıtlara bakdıkları halde, 6 sene önce hatalı bir şekilde tanzim edilen 23.08.2016 tarihli ilk bilirkişi raporunda defter ve kayıtlara dair incelemenin yapıldığı ve mezkur rapordaki tespitlere katıldıklarını belirtmelerinin de açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu; tanzim olunan ilk bilirkişi raporunun da hatalı tespit ve değerlendirmeler içerdiğinden taraflarınca itiraz edildiğini ve ek bilirkişi raporu alınmasının talep edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından da bu raporun eksik ve hatalı inceleme içerdiği kabul edilmiş olup taleplerinin kabul edilerek ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğini; bu sebeple hükme esas teşkil edemeyecek eksik ve hatalı inceleme mahsulü rapordaki tespitlere katılım sağlayan 29.09.2021 tarihli bilirkişi raporunun da hükme esas alınamayacağını, bilgisayar mühendisi Bilirkişi ...'in ise dosyanın kendisine tevdi edilmesinden yaklaşık 6 ay sonra 20.09.2021 günü müvekkili şirketle iletişime geçmiş olup mezkur raporda kendisinin müvekkili şirket tarafından sürekli ertelendiği, en son 28.09.2021 tarihinde yapılan telefon görüşmesinde inceleme yapılmasına yardımcı olamayacaklarının bildirildiği yönünde haksız içerikleri haiz rapor tanzim ettiğini, uyuşmazlığın esasını etkileyen hususun ... sistemiyle yapılan ödemeler olup daha evvel de defaatle belirtildiği üzere, dosyada ilgili ticari defter ve kayıtlarla gerekli bilgilerin ... sistemiyle entegre bir şekilde incelenerek müvekkili şirketin haklı alacağının tespit edilmesi gerektiğini, dosyada tanzim olunan 29.09.2021 tarihli son bilirkişi raporunda, dosyayı 6 ay boyunca uhdelerinde tutan bilirkişi ... ve ...' in 6 ayın sonunda hiçbir inceleme ve tespit içermeyen, inceleme yapılmasının ne kadar güç olduğunu izah eden, adeta müvekkilin muhasebesinden inceleme yapmasını talep eden, müvekkili ile yapılan bir telefon görüşmesinde inceleme yapılmasının mümkün olmadığını iddia eden ancak bunu hiçbir şekilde ispatlayamayan, netice olarak da hiçbir inceleme yapmadıkları halde hatalı tespitler barındıran 23.08.2016 tarihli ilk bilirkişi raporundaki haksız tespitlere katıldıkları yönünde kanaat bildiren bilirkişi raporuna itirazları kapsamında yeni bilirkişi raporu alınmaksızın, 06.12.2021 tarihli celsede mezkur raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle itirazlarının reddedilerek raporun hükme esas alınmasının açıkça hak ve hukuka aykırı olup işbu raporların esas alındığı hükmün de hatalı olduğu cihetle yapılacak istinaf incelemesi neticesinde hak ve hukuka aykırı Yerel Mahkeme ilamının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Yerel mahkeme dosyasında tanzim olunan bilirkişi raporlarının tümünün eksik inceleme ve hatalı tespitler barındırmakta olup dosyanın tevdii edildiği hiçbir bilirkişinin müvekkilin kullandığı .. sistemini dahi incelemediğini; mezkur raporların hükme esas teşkil edemeyecek olup raporlar doğrultusunda tanzim edilen yerel mahkeme ilamının hak ve hukuka aykırı olduğunu, kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, 23.08.2016 Tarihli kök(ilk) ve 24.01.2019 tarihli ek(ikinci) bilirkişi raporunda, davacı müvekkilin tanzim ettiği faturaların davalı tarafından düzenlenen... no'lu ve ... no'lu faturalar ile mahsup edildiği bildirilerek davacı müvekkilin alacaklı olmadığına yönelik haksız tespitte bulunulduğunu, ancak davalının düzenlediği ... no.lu ve ... no.lu faturaların bedelinin müvekkili şirket tarafından banka aracılığı ile ödendiğini ve ödeme dekontları sunulmuşken bu dekontların hiç dikkate alınmaksızın farazi olarak mahsup yapıldıktan sonra tanzim edilen raporların hükme esas alınamayacağını, 23.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda Bilirkişi Heyeti tarafından taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; "... şirketinin 17 adet faturanın karşılığını muhasebeleştirmek suretiyle davacıya ödediği anlaşılmıştır. Şöyle ki; 5 adet fatura karşılığı 157,58 TL lik davacı Metro alacağının davalı .. satış faturaları ile kapatıldığı, 11 adet fatura karşılığı 223.127,19 TL lik Metro alacağının davalı Samsung tarafından mahsup edilerek kapatıldığı, 1 adet fatura karşılığı 679,00 TL lik Metro alacağının ise ... düzenlediği iade faturası ile kapatıldığı tespit edilmiştir." denilmek sureti ile mezkur fatura bedellerinin karşılığının muhasebeleştirmek suretiyle ödendiği yönünde görüş beyan edilmiş ise de müvekkili şirket kayıtları incelendiğinde mezkur fatura bedellerinin ödenmediği ve icra takibine konu cari hesap alacağının işbu fatura bedellerinin ödenmemesinden kaynaklandığının açıkça görülmekte olduğunu,mezkur raporda müvekkili şirket tarafından düzenlenen...,..., ..., ... ve ... no'lu faturaların davalı ... tarafından düzenlenen ... no'lu fatura ile kapatıldığı iddia edilmiş ise de müvekkili şirket tarafından ... no'lu fatura bedeli 02.04.2013 tarihinde davalı şirkete banka kanalı ile ödendiğini, yine mezkur raporda müvekkili şirket tarafından düzenlenen ... no'lu faturanın davalı ... tarafından düzenlenen ... no'lu ve sair faturalar ile kapatıldığı iddia edilmiş ise de müvekkili şirket tarafından... no'lu fatura bedeli 14.05.2013 tarihinde davalı şirkete banka kanalı ile ödendiğini, işbu ödemelere yönelik dekontların celbi talep edilmişse de, müzekkere hatalı yazıldığından mütevellit taraflarınca Yerel Mahkeme dosyasına, 20.09.2016 ve 23.05.2017 tarihli dilekçeleri ekinde sunulan ödeme kayıtları ve dekontları ile müvekkilin anılan faturalara karşı ödeme yaptığı, bu sebeple haksız olarak davacı müvekkilin alacağından davalının düzenlediği faturalardan mahsup edilemeyeceğinin tartışmasız hale geldiğini, ayrıca, Bilirkişi Heyeti tarafından tanzim olunan her iki raporda da davalının 31.12.2015 tarihi itibariyle alacak-borç bakiyesi hakkında inceleme yapılmış olup bu incelemenin takip tarihi itibariyle yapılarak davalının 21.04.2015 tarihinde ne kadar borcunun bulunduğu hakkında inceleme ve tespit yapılması gerekmekte olduğunu, bilirkişi Heyeti tarafından hem kök hem de ek raporda gereği gibi inceleme yapılmaksızın rapor tanzim edilerek davacı müvekkilin alacağının bulunmadığı yönünde yapılan tespitin hükme esas teşkil edemeyeceğini; mezkur raporun ne denli eksiklik ihtiva ettiği göz önüne alındığında, dosyada tanzim olunan 29.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda işbu rapordaki tespitlere katılınarak kanaat bildirmesinin de ne denli hukuka aykırı olduğunun ortaya çıktığını,Dosyada bilirkişi ... tarafından tanzim olunan üçüncü bilirkişi raporunun da eksik inceleme mahsulü olup öncelikle davalı tarafından düzenlenen faturaların davacı müvekkilin alacağından mahsup edilmediği, davalının düzenlediği faturaların ... sistemiyle davalıya ödendiği dosyada mübrez tüm bilgi ve beyanlarıyla sabitken dosya ve dahi ... sistemi incelenmeksizin tanzim edilen raporda yer verilen tespitlere itibar edilemeyeceğini, bilirkişi Meryem Tüfekçi tarafından tanzim olunan 3. Bilirkişi raporunda da davacı müvekkilin davalıdan alacağının bulunmadığına yönelik hakkaniyete aykırı nitelikte tespit yapıldığını; işbu raporda da en önemli hususun, davalı tarafından düzenlenen faturaların davacının alacağından mahsup edildiğine dair hak ve hukuka aykırı tespit yapılması olduğunu ancak davacı müvekkili tarafından, davalının düzenlediği faturalar ... sistemiyle ödenmiş olup taraflar arasında mahsuplaşma yapılmadığını, ayrıca bilirkişi tarafından ...sistemi incelenmemekle birlikte bir de ... bankasından verilen yazı cevabında yer alan ödemeler ile davacı şirket ticari defter kayıtları ile eşleşme sağlanamadığı, müvekkilin alacak talebinin ispata muhtaç kaldığı yönünde adeta fecahat olarak nitelendirilebilecek bir tespitte bulunulduğunu; dosyada tanzim olunan bila tarihli raporlarda müvekkilin alacağının, davalı yanın tanzim ettiği haksız ve mesnetsiz mahsuplaşma iddiasına dair faturalar sebebiyle tespit edilemediğini; müvekkili şirket tarafından davalının düzenlediği faturaların... sistemi üzerinden nasıl ödendiğine dair sürecin Yerel Mahkeme dosyasına ibraz ettikleri 22.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde izah edildiğini, işbu dilekçedeki açıklamalarına atıf yapmakla yetindiklerini,Taraflar arasında akdedilen 01.01.2012 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması'nın 4. Maddesi tahtında müvekkili şirket ve davacı, ticari ilişkiye konu bedelin davalıya ödenmesi konusunda dava dışı...’ın devreye girmesinin mümkün olduğunu açıkça kararlaştırdıklarını; bir başka deyişle; davacının, müvekkili şirketten olan fatura alacaklarını ...’dan (... ile imzaladığı Hizmet Sözleşmesi ile belirlenen) belirli bir iskonto tahtında tahsil etmeyi ve bu ilişkinin tesisi için gerekli sözleşmesel ilişkileri kurmayı anılan Ticari Şartlar anlaşması çerçevesinde kabul ve beyan ettiğini; müvekkili şirket tarafından davalının düzenlediği ... no'lu fatura bedelinin 03.04.2013 tarihinde davalı şirkete banka kanalı ile ödendiğini, 03.04.2013 tarihinde davalı .... Şti.'ye ait IBAN NO: TR... no'lu hesaba yapılan ödemenin... bankasının müzekkere cevabı ile de ispatlanmış olup işbu ödemenin 2720 no.lu 29.01.2013 tarihli 10.669,11-TL tutarlı faturayı kapsadığını gösteren ... ödeme sistemine ilişkin kaydın daha evvel Yerel Mahkeme dosyalarında mübrez dilekçelerinde sunulduğunu, ... no'lu 29.01.2013 tarihli 10.669,11-TL tutarlı fatura ödeme bildiriminin hesabında yer almakta olduğunu; dolayısıyla ... tarafından düzenlenen ve müvekkili şirket faturalarına mahsup edildiği iddia edilen ... no'lu faturanın müvekkili şirket tarafından davalı firmaya ödendiğinin sübuta erdiğini, Yine dosyada daha evvel tanzim olunan bila tarihli mezkur raporda müvekkili şirket tarafından düzenlenen ... no'lu faturanın davalı ... tarafından düzenlenen ... no'lu ve sair faturalar ile kapatıldığı iddiası sebebiyle müvekkili şirket tarafından ... no'lu fatura bedeli 15.05.2013 tarihinde davalı şirkete banka kanalı ile ödendiğini; 15.05.2013 tarihinde davalı .... Şti.'ye ait IBAN NO: TR... no.lu hesaba 826.591,05-TL tutarlı ödeme yapıldığı ... bankasının müzekkere cevabı ile ispatlanmış olup işbu ödemenin ... no.lu 19.03.2013 tarihli 4.308,06-TL tutarlı faturayı kapsadığını gösteren ... ödeme sistemine ilişkin kayıt rapora beyan dilekçeleri ekinde sunulduğunu, ödemelere ilişkin ödemelerin yapıldığı MIAG sistem kayıtları ve ödeme dekontlarının Yerel Mahkemeye sunularak, bankaya müzekkere yazılması talep edilmiş olup ... bankası tarafından 12/09/2018 tarihinde verilen müzekkere cevabı ile talep olunan bilgilerin sunulduğunu, işlemlerin sistem üzerinden yapıldığından dekontun yer almadığının belirtildiğini;Taraflarınca sunulan dekontlar ile tarih ve tutar olarak örtüşmekte olup ödemelerin yapıldığı ve mezkur ödemelerin müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı tartışmaya mahal vermeyecek nitelikte açık olduğunu; işbu ödemelerin ticari defter ve kayıtlarında yer almakta olup .. ödeme sisteminde de bu ödemelerin yapıldığı yer almasına karşın işbu raporu tanzim eden Bilirkişi ... tarafından ödemelerin müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı ve bu sebeple alacak iddialarının ispatlanamadığına yönelik bir değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını,Ayrıca, Bilirkişi raporunun 8. Sayfasında yer alan, " Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında, takibin başlatıldığı 17.04.2015 tarihinde 149.152,59-TL alacaklı olduğu, 02.09.2015 dava tarihinde ise 29.872,61-TL borçlu duruma geçtiği ve Davalı şirketin icra takibine yaptığı 76.500,09-TL'lik kısmi ödemenin de davacı şirket ve kayıtlarında görülmediği tespit edilmiştir" tespitinin bütünüyle hakikat hilafı olduğunun izahtan vareste olduğunu, davacı müvekkili şirket tarafından ... sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe istinaden borçlu yanca kısmi itirazda bulunulmuş olup icra dosyasında mevcut reddiyat makbuzunda da görüleceği üzere dosyaya 86.920,95-TL ödeme yapıldığını; işbu ödemeye istinaden, %4,55 oranında tahsil harcı bedeli 3.954,90-TL, %2 oranında cezaevi harcı bedeli 1.738,42-TL ve bu meblağdan doğan vekalet ücreti olan 8.898,21-TL'nin basit bir matematik işlemi ile hesaplanarak düşürülmesi akabinde müvekkili şirket hesaplarına hak ve hukuka uygun olarak 08.06.2015 tarihinde 72.329,42-TL geçtiğini, işbu ödemenin müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında da yer almakta olup bilirkişinin bu ödemenin müvekkilin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığına yönelik tespiti ile dosyayı gereği gibi incelemediği hakikat kazandığını, bu sebeple de Bilirkişi tarafından hesaplamaya konu edilen kısmi ödeme meblağı davalının borca itiraz dilekçesinde yer alan beyanı dikkate alınarak 76.500,09-TL olarak hak ve hukuka aykırı olarak dikkate alınsa da, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları ile icra dosyasında yer alan reddiyat makbuzu ile kanundan doğan bu alacağa istinaden vekalet ücreti tahakkuku neticesinde müvekkilin 72.329,42-TL tutar tahsil ettiğini,Bilirkişi tarafından tarafların mutabakat mektupları da tamamen yanlış yorumlandığını; dosyada mübrez 30.06.2015 tarihli mutabakata davacı müvekkili, davalının 30.554,27-TL alacaklı olduğu yönünde cevap vermişken işbu hususun anlaşılmayarak müvekkilinin alacak meblağı/davalının borçlu olduğu meblağ olarak bildirilmiş gibi yanlış bir değerlendirme yapıldığını; 30.06.2015 tarihli mutabakata cevapta müvekkili şirket, davalının 30.554,27-TL alacaklı olduğunu, 28.09.2015 tarihli mutabakata cevabında ise davalının 120.108,46-TL borçlu olduğunu belirttiğini, müvekkiline icra dosyasından yapılan 72.329,42-TL ödeme akabinde davalının müvekkili şirkete kalan borç bakiyesinin 149.981,07-TL olup takip tarihi sonrasında doğan, 28.09.2015 tarihli mutabakatta verilen cevapta yer alan alacaklı olduğu meblağa ilaveten 4.477,05-TL daha müvekkilin alacaklı olduğu tutar ile birlikte, davalıya 34.349,66-TL borcunun mahsubu akabinde 120.108,46-TL alacaklı olduğu tutar 28.09.2015 tarihli mutabakat ile bildirildiğini,Bilirkişi raporunda yer alan tabloda ayrıca, müvekkile icra dosyasından yapılan kısmi ödeme miktarının hatalı baz alındığı, 72.329,42-TL olması gerektiğini, müvekkilin 30.06.2015 tarihli mutabakatta 30.554,27-TLborçlu olduğunu belirttiği bu sebeple anılan tarihte 154.458,12-TL alacaklı olması ile birlikte davalı yana borçlu olunan meblağın mahsubu halinde 30.06.2015 tarihinde 123.903,85-TL alacaklı olduğunun görülmekte olduğunu,Yerel Mahkeme tarafından icra takip tarihi itibariyle tarafların alacak- borç durumlarının tespit edildiği rapor tanzim edilmesi yönünde ara karar tesis edilmiş olup Bilirkişi tarafından davalının takip tarihi itibariyle cari hesabında 73.818,56-TL alacaklı olduğu tespit edilmişken, devamında mahkemenin talebini aşar mahiyette dava tarihindeki alacak- borç durumları değerlendirildiğini ve adeta yanlı bir tavır takınılarak davalı lehine rapor tanzim ettiğini,Dosya kapsamında tanzim olunan tüm bilirkişi raporları eksik inceleme mahsulü olup taraflar arasında mahsuplaşma olmadığı ve davalının düzenlediği faturaların davacı müvekkili tarafından ödendiği ve dahi bu ödemelerin makbuzları ve...sistem görüntüleri dosyada yer aldığı halde hiçbir bilirkişi bu ödemeleri dikkate almadığını ve safi davalının ticari defter ve kayıtlarını esas alarak ilk bilirkişi raporunda yer alan mahsuplaşma yapıldığı yönünde hatalı değerlendirmeye bağlı kaldığını ancak raporların bütünüyle eksik inceleme mahsulü olduğu cihetle gerçek değerlendirme ve tespitleri içeren rapor tanzim edilmeksizin hüküm tesis edilmesinin de müvekkilin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,İleri sürerek, izah edilen ve resen öngörülecek nedenlerle, yerel mahkeme tarafından tesis edilen 06/12/2021 tarihli, 2015/877 Esas, 2021/958 Karar sayılı karara ilişkin tehiri icra kararı verilmesine, mezkur kararın duruşmalı olarak tetkiki ile istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki açık hesaba dayalı yürütülen 01/01/2012 tarihli ticari satış anlaşmasına dayalı ticari ilişkiden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki kısmi itirazın iptali istemine ilişki olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; taraflar arasındaki ticari satış sözleşmesine istinaden davalıdan ürün tedarik edildiğini, taraflar arasındaki anlaşmada kararlaştırıldığı üzere davalıdan tedarik edilen ürünlerin satış faturası bedellerinin ... sistemi üzerinden banka havalesi ile yapıldığını, yine sözleşmeye dayalı olarak davalıya satış teşvik bedeli/primi, fiyat farkı, iade ve metropost bedeli faturalarının kesildiğini, ne varki davalının bu fatura bedellerini ödemediğini, bakiye cari hesap alacağının bu nedenle oluştuğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe kısmi olarak itiraz edildiğini, bu itirazın haksız olduğunu iddia etmiş ve ödenmediğini iddia ettiği on sekiz adet faturayı açık hesap özeti ile birlikte dilekçesine eklemiştir.Davalı yan; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından görülen lüzum üzerine, 08/12/2014 tarihli ihtarname ile 31/12/2014 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde feshedildiğini, davacının kendisine satılan ürünlerle ilgisi bulunmayan çeşitli adlar altındaki haksız faturaları keserek davalıya gönderdiğini, bu faturalar haksız olmakla birlikte dava dilekçesi ekindeki on sekiz adet faturadan 13/01/2014 tarihli 861,61-TL bedelli iade faturası dışındaki tüm faturaların davalı defterlerine kaydedildiğini ve davacıdan olan alacak tutarından mahsup edildiğini, buna göre takip tarihi itibariyle davacıya olan borcun 76.500,09-TL lik kısmının kabul edildiğini ve icra dosyasına bu tutarın fer'ileri ile birlikte 86.920,25-TL olarak ödendiğini, defterlere alınmayan 861,61-TL tutarlı iade faturasının ise fatura konusu ürün davalıya teslim edilmediğinden ve bu ürünün iadesi hususunda taraflar mutabık olmadığından reddedildiğini, davacının dava dilekçesine eklediği faturalar toplamının takibe konu ettiği tutardan fazla olduğunu, yine davacıya takip ve dava tarihlerinden sonra gönderilen iki adet mutabakat teklifine verilen cevaplarda belirtilen borç ve alacak tutarlarının da çelişkili olduğunu, davacıya takip tarihi itibariyle borçlarının bulunmadığını savunmuştur.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece hükme esas alınan birinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında raporu tanzim eden heyetin HMK'nun 267 maddesine aykırı şekilde iki kişiden oluşmasının hukuka aykırı olduğu, son raporda hiçbir incelemenin yapılmadığı, yerinde inceleme yetkisine rağmen bankacı bilirkişinin davacıdan muhasebesel çalışma isteyerek mahkemece verilen görevi uyuşmazlık konusu açık hesap ilişkisinin yoğunluğu ve kapsamını gerekçe göstererek yerine getirmediği, ilk bilirkişi heyeti ile ikinci bilirkişinin ise takip tarihini dahi yanlış tespit ederek inceleme yaptıkları, gerek ilk gerekse ikinci bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmediği gibi mahkeme gerekçesinde de karşılanmadığı, takip dava dava tarihinden sonra davalının gönderdiği mutabakat tekliflerine davacının mutabık olunmadığı bildirilerek verdiği cevapların dahi yanlış değerlendirildiği, davalının mahsup dayanağı yaptığı satış faturalarının sözleşmenin dördüncü maddesine göre banka havalesi yolu ile ödendiğine, bedeli ödenmiş faturaların bir de davacı alacağından mahsup edilemeyeceğine yönelik itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirilmediği, alınan raporların hiçbirisinin hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ilk bilirkişi raporunda davacı kayıtlarının hiç incelenmediği, ikinci bilirkişi tarafından dava tarihi itibariyle alacak hesabı yapılırken, davalının icra dosyasına yaptığı ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığını söylemesine rağmen, dosyaya ödenen tutarın ilgili icra harçları ve vekaletler düşüldükten sonraki kısmının deftere kaydedilmiş olduğunun dahi görülmemiş olduğu, yine davacı hesabında davacıdan olan alacak ile davalıya olan borç tutarları ayrı ayrı rakam olarak belirli olmasına rağmen, ikinci bilirkişinin yalnızca davalıya olan borç tutarını kaydını esas alarak, alacaktan borcu mahsup etmeden dava tarihi itibariyle alacak hesap ettiği, dosyanın yeni bir heyete tevdii taleplerinin mahkemece haksız olarak reddedildiği yönündedir.Takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 21/04/2015 tarihinde açık hesap bakiyesine dayalı olarak 222.310,49-TL alacağın tahsili amacıyla takip başlattığı, davalının takibe 145.810,40-TL yönünden itiraz ettiği, kalan kısmı kabul ettiği ve davacı tarafından kısmi itiraz konusu tutar üzerinden itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki 01/01/2012 tarihli sözleşmenin dördüncü maddesinde, davacının davalıya yapacağı tüm ödemelerin, .. Şirketleri'nden Metro İnternational ...(...) tarafından banka havalesi ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece icra dosyası celbedilerek, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bir mali müşavir bir hukukçu bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak alınan kök raporda, davacının 21/04/2015 takip tarihi itibariyle kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan ne kadar alacaklı göründüğüne dair hiçbir tespit yapılmadığı gibi, taraf defterlerinin karşılaştırmasının da yapılmamış olduğu, yalnızca davalının dosyaya sunduğu cari hesap ekstresi ve mahsup fişlerine dayalı olarak inceleme yapıldığı ve davalı kayıtlarında olan on yedi faturadan ..., ..., ..., ... ve ... nolu fiyat farkı faturalarının davalı tarafından davacıya düzenlenen ... nolu fatura ile kapatıldığının, davacının düzenlediği ... nolu faturanın, davalının davacıya düzenlediği ..., ..., ..., ..., ... nolu faturalarla kapatıldığının, bunun dışındaki faturaların dosya 1 de yer alan davalının davacıya düzenlediği faturalarla kapatıldığının, icra dosyasına yapılan ödeme ile birlikte davalının takip tarihi itibariyle davacıya borçlu olmadığının bildirildiği, ne varki rapor ekinde yer alan davalıya ait belgeler içerisinde yalnızca mahsup fişlerinin, davalının hazırladığı bir sayfadan ibaret mahsup açıklamasının ve cari hesap dökümünün yer aldığı, davalının defterlerine kaydettiğini kabul ettiği bu on yedi faturaya mahsuba dayanak kıldığı ve davacıya düzenlediği satış faturalarının dosya içerisinde yer almadığı, bu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadıklarının ve davacı tarafından ödenip ödenmediklerinin davacı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmediği, davacı tarafından faturaların MİAG sistemi üzerinden ödendiğine, dolayısıyla bedeli ödenmiş faturaların bir kez de davacı alacağından mahsup edilemeyeceğine yönelik itirazları üzerine mahkemece ... Bank'a müzekkere yazılarak ... üzerinden davacının davalıya yaptığı ödemelerin listelerinin ve bu listelerdeki fatura tutarlarına karşı yapılan toplu ödeme dekontlarının celbedildiği, akabinde dosyanın ek rapor için bilirkişi heyetine tevdii edildiği, ancak ek raporda da itirazların karşılanmadığı ve kök rapordaki kanaatlerin tekrar edildiği, akabinde dosyanın yalnızca dava dilekçesinde ekli faturalarla sınırlı olmak üzere inceleme yapılması için yeni bir mali müşavir bilirkişiye tevdii edildiği, mali müşavir tarafından taraf defter ve kayıtları incelenmiş ise de, öncelikle 21/04/2015 olan takip tarihinin hatalı olarak 17/04/2015 olarak tespit edildiği ve bu tarih itibariyle davacının kendi defterlerine göre davalıdan 146.142,59-TL alacaklı göründüğü, 02/09/2015 dava tarihi itibariyle ise 29.872,61-TL borçlu göründüğü, davalı şirketin kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 73.818,56-TL borçlu, dava tarihi itibariyle davacıdan 38.181,10-TL alacaklı göründüğü, davalının icra dosyasında kabul ettiği borç miktarının defterlerinde görünen borç miktarından fazla olduğu, ...Bank yazı cevabında gönderilen ödemelerin dava defter ve kayıtları ile eşleştirilemediği, ... sisteminin incelenmesi için bilgi işlem/yazılım uzmanına ihtiyaç duyulduğu kanaatinin bildirildiği, davacı vekili tarafından bu rapora karşı da ... tarafından gönderilen listenin ve ... kayıtlarının incelenmediği, oysa bu listede davalıya sistem üzerinden yapılan ödemelerin fatura bazlı belirtildiği, yine bilirkişi tarafından defter ve kayıtların da hatalı incelendiği, defter ve kayıtlarda hem takip hem dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı göründüğü, yine davalı defterlerinde de davalının hem dava hem takip tarihi davacıya borçlu göründüğü yönündeki itirazların ileri sürüldüğü ve yeni bir heyetten rapor alınmasının talep edildiği, mahkemece bu kez bir bankacı ve bir bilişim uzmanı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi ile birlikte dosyanın tevdii edildiği, son bilirkişi heyeti tarafından, davacı şirket vekiline e-mail yolu ile başvurulduğunun, mahkeme ara kararı uyarınca dava dilekçesi ekinde belirtilen on sekiz adet faturayla sınırlı olarak, her bir fatura bazında tek tek mahsuplaştırma yapılarak, yapılan çalışma sonuçlarının bilirkişilerle paylaşılmasının istendiğinin, davacı vekilinin ... ödeme sistemi antetli iki sayfa doküman ile yine 2 sayfa halinde cari hesap formatı dahilinde doküman sunduğunun, beher fatura bazında cari hesap anlamında tek tek hangi faturanın ödendiği yada hangi faturanın ne kadarlık kısmının ödenmediği hususunda sağlıklı bir muhasebesel çalışma yapılmadığının, mahkemece yalnızca on sekiz adet fatura ile sınırlı olarak inceleme görevi verilmiş ise uyuşmazlığın cari hesaptan kaynaklandığının, yalnızca dilekçe ekindeki faturalardan kaynaklanmadığının, 2012 yılından 21/04/2015 takip tarihine dek devam eden ve yüzlerce faturadan oluşan cari hesap ilişkisinde sadece dilekçe ekindeki faturalarla sınırlı inceleme yapılamayacağının, bu nedenle davacı şirket nezdinde belki günlerce sürecek bir çalışma yapılmasının gerekeceğinin, davacı teknik çalışanlarının ... ödeme sistemi kapsamında inceleme yapılmasına yardımcı olamayacaklarını sözylediklerinin dosyaya daha önce sunulmuş iki bilirkişi raporuna göre davalının borçlu olmadığının belirtildiği, davacı vekilinin bu rapora karşı da bilirkişilerin görevlerini yapmadıklarını, raporda hiçbir incelemenin yer almadığı belirterek detaylı itirazlarda bulunduğu ve yeni bir heyetten rapor alınmasının talep edildiği, mahkemece itirazların reddedildiği ve 06/12/2021 tarihli celsede tahkikatın bitirildiği, mahkemece aldırılan birinci ve ikinci bilirkişi raporlarında cari hesap nedeniyle tarafların birbirlerinden alacak borç bakiyelerinin bulunmadığının tespit edildiği, üçüncü heyet raporuna göre, davacı yanın yazılım programlarını bilirkişi incelemesine hazır etmediği, farklı bilirkişilerden ve heyetlerden alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ve birbiri ile uyumlu, denetime elverişli oldukları, taraflar arasında tanzim edilen süresiz satış sözleşmesi nedeniyle davacının davalıdan herhangi bir cari hesap alacak bakiyesinin mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda uyuşmazlık açık hesaba dayalı olup, dava dilekçesi ekinde yer alan faturalar davacı tarafından düzenlenip ödenmediği iddia olunan faturalardır.Davalı yan ise bu faturalardan on yedi adedinin davacıya tanzim edilen satış faturalarından doğan alacaklardan mahsup edildiğini, bir adet iade faturasının ise faura konusu ürün iade edilmediğinden hesaba kaydedilmediği ileri sürmüştür. Davacı ise mahsuba dayanak yapılan satış faturalarının bedellerinin sözleşmeye göre ...sistemi üzerinden banka havales, ile davalıya zaten ödendiğini, mahsubun dayanağının olmadığını iddia etmiştir. Şu halde mahkemece bilirkişilere yalnızca dilekçe ekinde yer alan on sekiz faturayla sınırlı olarak inceleme yapılması yönünde görev verilmesi hatalıdır. Öncelikle HMK'nun 31 maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında dosya mali veya teknik inceleme yapacak bilirkişilere tevdii edilmeden önce tüm delillerin eksiksiz toplanması gerekir. Buna göre mahkemece davalının, dilekçe ekindeki faturalardan on yedi adedinin bedelini mahsup ettiği satış faturalarının dosyaya sunulması için davalı yana ihtaratlı kesin süre verilmesi uyuşmazlığın çözümü için zorunludur. Zira mahsup fişlerinde bu faturaların detayları yer almamaktadır. Bu faturalar dosyaya celbedilmediği için, faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin dördüncü maddesine göre davalıya yapılan ödemelerin fatura ve karşılığı tutarı bazında tek tek belirtildiği ... bankasının yazı cevabındaki iki listede, davalının mahsuba konu ettiği satış faturaların yer alıp almadığı, bu iki listedeki toplam ödeme tutarlarına ilişkin sunulan iki adet dekonta göre fatura bedellerinin ödenip ödenmediği, bedeli ödenen faturaların mükerrer olarak mahsuba konu edilip edilmediği, ne mahkemece ne bilirkişiler tarafından incelenebilmiştir. Öte dosyaya mübrez hiçbir bilirkişi raporunda taraf defterlerindeki fatura ve ödeme kayıtlarının karşılıklı incelenmediği, ilk heyetin kök ve ek raporunda davacı kayıtlarından hiç bahsedilmediği, ikinci mali bilirkişi raporunda yapılan tespitlere ise davacı tarafından ileri sürülen detaylı itirazların giderilmesi amacıyla alınan son bilirkişi heyeti raporunda bilirkişilerin yerinde inceleme yetkileri bulunmasına rağmen görevlerini yerine getirmeyip, davacıdan muhasebesel çalışma yapmasını istedikleri, esasen mahkemece uyuşmazlık hususunda uzman olmayan bankacı bilirkişinin görevlendirilmesinin de yerinde olmadığı, alınan raporların hiçbirinin uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadıkları, mahkemece dosya içeriği deliller incelenerek, raporlar denetlenmeksizin ve davacı itirazları darşılanmaksızın, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebeplerinin haklı olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılması gereken iş, davalının mahsuba konu ettiğini savunduğu satış faturalarını celbettikten sonra, dosyanın HMK'nun 267 maddesine uygun şekilde mali bilirkişilerden oluşacak heyete, tarafların talepleri de bulunduğu nazara alınarak yerinde inceleme yetkisi ile tevdii edilmesi ile; tarafların ticari defter ve kayıtlarının ticari ilişkinin başladığı tarihten itibaren karşılıklı olarak incelenmesinin, tarafların birbirlerine düzenledikleri faturalara ve ödemelere ilişkin kayıtları karşılaştırılmasının, 21/04/2015 takip tarihi itibariyle alacak borç bakiyesi arasındaki farklılık bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise bu farkın sebebinin ortaya konulmasının, dava dilekçesine ekli faturalardan on yedi adedinin bedelinin mahsup edildiği davalının satış faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının ve ... bankası tarafından gönderilen listedeki satış faturaları arasında bu faturaların da yer alıp almadığının, dolayısıyla bu fatura bedellerinin ödenip ödenmediğinin, buna göre esasen davalının bedelini tahsil ettiği faturalar bakımından mahsup yolu ile mükerrer tahsilat yaptığı yönündeki davacı iddiasının yerinde olup olmadığının, davalının defterlerine kaydetmediğini beyan ettiği 861,61-TK tutarlı iade faturasına konu ürünün davalıya iade edildiğini gösterir delil bulunup bulunmadığının, sonuç olarak 21/04/2015 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan kısmi itiraza konu edilen tutarda veya daha az alacağı bulunup bulunmadığının, davacının itirazlarını da karşılar şekilde tespit edilmesinin sağlanması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda tahkikata devam edilmek üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2021 tarih ve 2015/877 Esas - 2021/958 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.