T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/752 Esas
KARAR NO:2024/1670 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2020/709 Esas - 2021/778 Karar
TARİH:14/10/2021
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... A.Ş. ile davalı ...A.Ş unvanlı firma arasında, 01.11.2016 tarihli Serbest Depolama Hizmetleri Verilmesine İlişkin Anlaşma, 01.11.2016 tarihli Antrepo Sözleşmesi, yine aynı tarihli Katma Değerli Hizmet Sözleşmesi ve 01.12.2016 tarihli Konteyner Taşıma Sözleşmesi imza edildiğini, Davalı firma, imzalı sözleşmelerde düzenlenen bildirimli fesih maddesine istinaden, Kadıköy ... Noterliğinden keşide ettiği ... yevmiye numaralı ihtarname içeriği ile Konteyner Taşıma Sözleşmesini 26.07.2017 tarihi itibari ile ...yevmiye numaralı ihtarname ile taraflar arasında imzalı Antrepo Hizmet Sözleşmesini 11.09.2017 tarihi itibari ile ve yine ... yevmiye numaralı ihtarname ile ise Katma Değerli Hizmet Sözleşmesini 11.10.2017 tarihi itibari ile sona erdireceğini belirtildiğini, Katma Değerli Hizmet Sözleşmesinin,“Sözleşmenin Süresi ve Fesih” başlıklı 7. Maddesinde, taraflar arasında imzalı sözleşmenin 3 yıl süreli olarak yürürlükte kalacağı, tarafların sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda, 3 ay önceden yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tazminatsız olarak feshetme hakkına sahip olduğu düzenleme altına alındığını, Davalı firma 11.7.2017 tarihli noter ihtarnamesi ile söz konusu Sözleşmeyi 11.10.2017 tarihi itibari ile sona erdireceğini bildirmiş ise de, fesih bildiriminin gönderildiği Temmuz 2017 tarihinde Sözleşmenin fesih olunacağı süre sonunu beklemeksizin, başka firma üzerinden sözleşme konusu hizmeti almaya, sözleşme ile kendisine yüklenen edimleri yerine getirmemeye, davacı firmaya iş vermemeye, sözleşme kapsamında davacı firmada bu sözleşme konusu hizmetlerin ifası için istihdam edilen bir kısım çalışanları, davacı firmadaki işlerini bırakmaları sektörde davacı firma ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir rakip firmada çalışmaları için ayartmaya, çalışanların işlerinden istifa ederek ayrılmaları suretiyle diğer rakip firmada çalışmalarını sağlamaya başladığını, Davacı, katma değerli hizmet verdiği depo alanını davalıdan sipariş gelebilir ihtimaline binaen muhafaza etmeye devam ettiğini, personel maliyetlerine, güvenlik, elektrik ve diğer sabit giderlere de katlanmaya devam ettiğini, davacının, fesihli bildirim süresi olan 11.10.2017 tarihine kadar katlanmak zorunda kaldığı masraf ve maliyetlerden davalı firma sorumlu olup hesaplanacak bedellerin maddi zarar olarak tazmini gerektiğini, Taraflar arasında 01.11.2016 tarihli Antrepo Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davalı firma 11.7.2017 tarihli noter ihtarnamesi ile Sözleşmenin bildirimli fesih maddesindeki hakkını kullanarak 11.09.2017 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, Antrepo Hizmeti alımını aniden ve fesih süresine uymaksızın antrepo hizmetlerinde de durdurulduğunu, Davacının, Temmuz – Eylül 2017 tarihleri arasındaki 2 aylık sürede, sözleşme hali hazırda yürürlükte olduğundan davalıya ait ithal ürünlerin davacının antreposuna getirilme ihtimaline istinaden, antrepoda sürekli belli bir alanın davalı için boş bırakıldığını ve tarafların önceki dönemde gerçekleştirdikleri hacimlere dayalı olarak iyiniyetle elde etmeyi planladığı geliri, davalının hakkın kötüye kullanımı sebebiyle elde edemediğini ve maddi zarara uğradığını, Davacının, davalının iyiniyet kurallarına, hakkaniyete, sözleşme şartlarına aykırı fiil ve davranışları ile doğmuş zararının tazminini arz ve talep ettiklerini. Taraflar arasındaki Sözleşme ve eklerinde düzenlenen hükümlere istinaden davalı firma hizmet aldığı tesis için ortak yapılan harcamaların %36.3 ünden sorumlu bulunduğunu, davalı firma en son sorumlu olduğu aya ilişkin ortak gider faturasını kabul etmediğini ve ödemediğini, beyan ederek; Davalı firmanın sorumlu olduğu ancak davacı firma tarafından ödenmek zorunda kalınacak her türlü ödemenin rücu edilme hakkı saklı kaydıyla, davalı firmanın hukuka, sözleşmeye, hakkaniyete ve iyiniyete aykırı fiil, eylem ve davranışları neticesinde davacının uğradığı 300.000.-TL maddi zararın davalı firmadan, hakkın doğumundan itibaren işletilecek en yüksek avans faiz oranı üzerinden faizi ile tahsil ve tazminine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında, 01.11.2016 tarihinde davacı şirket ile "Antrepo Hizmet Sözleşmesi", "Katma Değerli Hizmetler Sözleşmesi" ve "Serbest Depolama Hizmetleri Verilmesine İlişkin Anlaşma" başlıklı üç adet sözleşme imzalandığını, Serbest Depolama Sözleşmesinin feshi, davacı taraf sözleşmelerin imzalandığı tarihten çok kısa bir süre sonra 22.02.2017 tarihinde Beşiktaş ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile "Serbest Depolama Sözleşmesinin" feshi için bildirimde bulunduğunu, Fesih işlemi Serbest Depolama Sözleşmesinin 5.8 maddesi uyarınca yapılmış olup, sözleşme fesih bildiriminin yapıldığı 22.02.2017 tarihinden 180 gün sonra sona erdiğini, Antrepo Sözleşmesinin feshi, Antrepo sözleşmesi davalı şirket tarafından yapılan, 11.07.2017 tarihli fesih bildirimi ile 11.09.2017 tarihi itibariyle sona erdiğini. Katma Değerli Hizmetler Sözleşmesinin feshi, Katma Değerli Hizmetler Sözleşmesi ise müvekkil şirket tarafından yapılan 11.07.2017 tarihli fesih bildirimi ile 11.10.2017 tarihi itibariyle sona erdiğini, Davacı taraf Antrepo Sözleşmesi ile Katma Değerli Hizmetler Sözleşmesi kapsamında fesih bildirimlerin yapıldığı tarih ile sözleşmelerin sona erdiği tarih arasında kendisine davalı tarafından iş verilmemesi sebebiyle zarara uğradığını iddia ettiğini, Her iki sözleşmede davalı şirkete belirli bir süre önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi dilediği zaman herhangi bir tazminat ödemeksizin feshetme hakkı tanıdığını, Antrepo Sözleşmesi'nin 7.maddesinin e bendi, "Taraflar 60 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla işbu sözleşmeyi dilediği zaman feshedebilir" hükmünü; Katma Değerli Hizmetler Sözleşmesi'nin 7.2 maddesi ise "Taraflar sözleşme süresinin herhangi bir döneminde 3 (üç) ay önceden bildirimde bulunarak Sözleşme'yi tazminatsız olarak feshetme hakkına sahiptir." hükmünü içerdiğini, Davalı şirket sözleşme hükümlerine uygun bir biçimde 11.07.2017 tarihinde Kadıköy ....Noterliği'nin ... ve ... yevmiye nolu ihtarnameleri ile her iki sözleşmeyi feshettiğini davacı tarafa bildirdiğini, Her iki sözleşme de ilgili maddelerde belirtilen fesih bildirim sürelerine uygun bir biçimde feshedildiğini, Davacı fesih bildirim tarihi ile sözleşmenin sona erdiği tarih arasında davalı şirketin kendisine iş vermediğini, başka tedarikçiler ile çalışmaya başladığını ve dolayısıyla sözleşme ile kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmediğini ileri sürdüğünü, Davacının münhasır tedarikçi olarak tayin edilmediği, davalı için aylık sabit bir ücret ödeme yükümlülüğü getirilmediği, davacıya iş verme taahhüdü veya zorunluluğu da bulunmadığı taraflar arasındaki sözleşmelerden anlaşıldığını, bu durumda davacının dilekçesinde ileri sürdüğü taleplerin hiçbir hukuki temeli bulunmadığını, Davacı taraf davalı şirketin son ortak gider faturasını ödemediğini ifade etmiş ve bunun doğrultusunda maddi zarara uğradığını ifade ettiğini, Yargılamanın konusunu ihtilaflı vakıalar oluştuğunu. Bu bağlamda HMK 194 uyarınca taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmakla yükümlü olduğunu, Bu kapsamda davacının ortak gider alacağı olarak tanımladığı alacak talebinin dayanağı taraflarınca anlaşılmadığını, Davalının, davacı tarafa ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/10/2021 tarih 2020/709 Esas - 2021/778 Karar sayılı kararında; "Taraflar arasındaki ihtilaf, davalının olağan fesih yoluyla sona erdirdiği, Antrepo Hizmet Sözleşmesi ile Katma Değerli Hizmet sözleşmelerindeki, fesih süresi boyunca davalının edimlerine riayet etmemesi sebebiyle davacının uğradığını bildirdiği zararların tazmin edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.Olağan fesih, belirsiz süreli bir sözleşmenin herhangi bir sebep göstermek mecburiyetinde olmaksızın tek taraflı olarak ve geleceğe etkili biçimde sona erdirilmesidir. Bununla beraber, belirli süreli sözleşmelerde de, tarafların kararlaştırması halinde olağan fesih yoluyla sözleşmenin sona erdirilmesi de mümkündür.Olağan fesih hakkının kullanılabilmesi için, temel olarak dengeleyen uygun ihbar süresinin varlığı ve bu süreye uyulması yeterlidir. Bu sebeple fesih hakkının kullanılması ile ihbar süresinin dolmasına kadar sözleşme tüm hükümleriyle varlığını sürdürür ve her iki taraf da sözleşmeyle bağlı kalmaya devam eder. Bu bakımdan ihbar süresi içerisinde, ani edimli sözleşmesel ilişki varlığını sürdürdüğü gibi, tarafların doğmuş borçları da varlığını korumaya devam eder. Fakat bu edimlere, fesih hakkının kullanılmasıyla birlikte tasfiye ilişkisi de ortaya çıktığından, tarafların iade borçları da dahil olur.Bu sebeple olağan fesih hakkının kullanılmasıyla sözleşme sona erdiğinden sadece bu sebeple, bir tazminat sorumluluğu doğmaz. Zira olağan fesih hakkının geçerli olarak kullanılmasının sorumluluk doğurucu nitelikte olmadığı kabul edilmektedir.Süre haricinde, olağan fesihte herhangi bir sebep göstermek gerekmemekle birlikte, feshin hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil etmemesi de gerekmektedir. Bu bakımdan karşı tarafın yatırım yapmaya ikna edilmesi, sözleşmenin devamına ya da sona erdirilmeyeceğine inanç duyurulmasına rağmen, sözleşmenin olağan yolla sonlandırılması durumunda, MK 2 kapsamında, hakkın kötüye kullanıldığı ve sözleşmenin haksız olarak fesh edildiği kabul edilmektedir.Dava konusu olayda, taraflar arasındaki sözleşmede olağan feshe ilişkin düzenleme bulunmakta olup; davalı iş sahibinin, işleri sadece davacıya yaptıracağına dair bir yükümlülük yer almamakta; çerçeve sözleşme kapsamında münhasıran davacı ile çalışılacağına dair bir kayıt da bulunmamaktadır.Bu sebeple, davalı iş sahibinin, olağan fesih hakkını kullandıktan sonra asli edim yükümlülüğünün, daha önceden doğmuş, davacı yüklenici tarafından yerine getirilmiş edimlerin ifası olduğu, sözleşme münhasırlık kaydı içermediğinden yeni işler vermekle ilgili bir zorunluluğu olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmelerin 7. Maddelerinde düzenlenen fesih maddelerinde, sözleşmelerin olağan feshi halinde herhangi bir tazminat talep edilmeyeceği de kabul edilmiştir.Mevcut durumda, olağan fesihte sebep gösterme zorunluluğunun bulunmaması, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde, münhasır yükleniciliğe dair bir kayıt bulunmaması, yine sözleşmede olağan fesih halinde tazminat yükümlülüğünün bulunmayacağına dair hüküm bulunması davacının yatırım yapmaya ya da sözleşmenin sona erdirilmesine dair ikna edildiğine dair bilgi ya da belgelerin ortaya konulamaması sebebiyle, davalının olağan fesih süresi boyunca davacıya gönderilmeyen iş ve hizmetlerden dolayı sorumlu olmayacağı, anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ..."gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, eksik ve yetersiz inceleme ile yanlış bir kanaat ve sonuca vararak davanın reddine karar verdiğini,Dava dosyasında mübrez bilirkişi raporunda, mali inceleme ile hesap edilen zarar kalemleri ile müvekkilinin davalı firmadan 327.570,62-TL talep edebileceğinin belirlendiğini, bu zarar bedelini oluşturan kalemlerin, müvekkilinin katlanmak zorunda kaldığı sabit giderler, yoksun kalınan kar ve davalı firmanın ortak giderlerden sorumluluk payı olduğunu, mahkemenin davanın reddi gerekçesinde “davalının olağan fesih süresi boyunca davacıya gönderilmeyen iş ve hizmetlerden sorumlu olmayacağı anlaşıldığından…” demiş olması itibarıyla, davanızın ve taleplerin eksik incelenip değerlendirildiğini, dava konusu taleplerin sadece “gönderilmeyen iş ve hizmet bedelleri” olmadığı açıkça ortada iken mali müşavir bilirkişi zarar kalemlerini ayrı ayrı hesap etmiş iken davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olmasının usule, yasalara ve hakkaniyete aykırı olduğunu,Taraflar arasındaki Sözleşmelerin davalı tarafça “bildirimli fesih” hakkı çerçevesinde feshedilmiş olduğunda ihtilaf bulunmadığını, mahkemede tartışılan ve değerlendirilen konunun davalının bildirimli fesih hakkı olup olmadığı, bildirimli fesih hakkı kullanılırken gerekçe göstermek gerekip gerekmediği de olmadığını, mahkemenin ihtilafı, “… davalının olağan fesih yoluyla sona erdirdiği, Antrepo Sözleşmesi ile Katma Değerli Hizmet Sözleşmelerindeki fesih süresi boyunca davalının edimlerine riayet etmemesi sebebi ile davacının uğradığı zararların tazmin edilip edilmeyeceği noktalarında toplandığı” şeklinde tespit edildiğini,Tarafların, belirli süreli olarak akdettikleri sözleşmelerde, kendi iradeleri ile bildirimli fesih hakkı kapsamında fesih için bir bildirim süresi belirlediklerini, mahkeme kararının gerekçesinde doğru olarak “bildirimli fesih” yapıldığında ihbar süresi sonuna sözleşmenin tüm hükümleriyle varlığını sürdüreceğini ve tarafların Sözleşme ile bağlı kalmaya devam edeceklerinin, tarafların doğmuş borçlarının da varlığını korumaya devam edeceğinin belirtildiği, ancak buna rağmen davalının derhal fesih anlamına gelecek şekilde bildirimli fesih ihbarını gönderdiği gün itibarıyla müvekkili ile tüm ticari ilişkisini sona erdirmiş olduğunun dikkat ve değerlendirmeye alınmadığını, oysa mahkemenin de gerekçesinde yer verdiği konular dahilinde; fesih bildirimli fesih olmakla süre sonunda feshin gerçekleşeceğini, fesih süresi boyunca sözleşme şartlarının geçerli ve yürürlükte olduğunu, fesih süresi boyunca davalı firmanın edimlerini yerine getirmediğini, sözleşme süresi boyunca davalı firmanın taahhüt ettiği edimlerini yerine getirmesi ile kendisine verilen hizmetlere istinaden müvekkilinin düzenlediği faturalar ile gelir elde ettiğini, sözleşme süresi henüz bitmeden davalının taahhüt ettiği edimleri tek taraflı kararı ile derhal-aniden, herhangi bir önlem, zararı ortadan kaldırıcı alternatif bir işlem yapılmasına fırsat vermeyecek şekilde son erdirmiş olduğunu, bu hususların sabit olduğunu,Sözleşmelerin hukuki niteliği ve çalışma biçiminin, uyuşmazlığın ve taleplerin takdiri bakımından önem kazandığını, müvekkili ile davalı firmanın atipik bir sözleşmeye dayalı olarak çalıştıklarını, davalının da cevap dilekçesinde kabul ve ikrar ettiği üzere , sözleşmelerin amacının 2011 yılından başlayarak davalı firmanın tüm entegre lojistik hizmetlerinin müşteri odaklı ve müşteri standartlarına uygun şekilde ürünlerin Türkiye’ye yurt dışından ithali ile Türk gümrüklerinden girmesinden en son bayi, müşteri, market, alıcı kişi veya firmalara teslimine kadar kesintisiz sağlanması olduğunu, dava konusu sözleşmelerin amaç konu kapsam kısımları ve verilen hizmet içerikleri incelendiğinde, müvekkilinin davalı firmaya tek yetkili tedarikçisi olarak uzun yıllara sari bir ticari ilişki ile hizmet verdiğini, hizmet karşılığı düzenlediği fatura ile gelir elde ettiğini, bu hususların, sözleşme süresi bitiminde aniden ve derhal etkili olmak üzere sözleşmenin sona erdirilmesinin hukuki neticeleri bakımından önem arz ettiğini, mahkemenin bilirkişi raporunda zarardan davalının sorumluluğu bakımından sorgulanan “davalının davacıyı yatırım yapmaya ya da sözleşmenin sona erdirilmeyeceğine ilişkin ikna etmesi” hususlarının yanlış ve eksik değerlendirildiği görüşünde olduklarını, sözleşme içerikleri ve verilen hizmetin kapsamının, ticari ilişkinin yoğunluğunun, tüm lojistik hizmetlerinin tek elden sürekli olarak ve uzun süredir müvekkili tarafından sağlanıyor olmasının etkisinin mahkeme tarafından sebepsiz yere ve herhangi bir gerekeç de gösterilmeksizin göz ardı edildiğini, mahkemenin kararında bu konulara ilişkin hiçbir değerlendirme yapmamış olmasının verilen kararı haksız ve hukuka aykırı hale getirdiğini, Sözleşmelerin ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği ile ilgili açıklamalara ek olarak taraflar arasında imzalı sözleşmeler incelendiğinde, müvekkilinin bu sözleşmeler tahtında, davalı tarafından şart koşulan standartlara uyum bakımından hangi yükümlülükleri üstlendiğinin incelenmesinin de müvekkilin verdiği hizmet ile yatırım yapmak durumunda kaldığını, bildirimli fesih süresi boyunca davalıya hizmet verme borcunun devamı yüzünden haksız bir biçimde aynı standartların devamı için masraf ve maliyete katlandığını ortaya koyduğunu,Katma Değerli Hizmetler Sözleşmesi’nin “Hizmet Sunucunun Yükümlülükleri” başlıklı 3. maddesinde; "3.1 HİZMET SUNUCU, işbu Sözleşme kapsamında vereceği hizmetin herhangi bir izin ve/veya Yerel Yönetimlere bildirim yapılmasına tabi olması halinde gerekli tüm izinleri KCT için temin etmeyi, gerekli bildirimleri yapmayı,…3.3 HİZMET SUNUCU, ürünlerin depolandığı, işlem gördüğü ve dağıtımının yapıldığı bina, tesis ve depoların temiz, hijyenik ve hizmetin verilmesine uygun şekilde olduğunu, depolama ve katma değerli hizmet alanlarının (Hijyen Oda dahil) temizliğinin periyodik olarak yapılarak, bunun kayıt altına alınacağını ve personelinin hizmetin verildiği esnada hijyenik olduğunun, ürünlerin bulunduğu alana girilirken önlük, galoş ve bone takılacağını, katma değerli hizmetin kısa kollu giysiler ile yapılmayacağını, personelin üzerinde takı bulunmayacağını, personele her zaman temiz çalışma kıyafetleri temin edeceğini, hasta veya açık yarası olan çalışanların katma değerli hizmetlerde çalışmayacağını ve ürünlerle birebir temas gerektiren işlerde eldiven kullanılmasının zaruri olduğunu, çalışma alanında camların açılmaması ve ürün/malzemelerin güneş ve ısıya maruz kalmaması için gerekli önlemleri alacağını, …3.5 HİZMET SUNUCU, işbu sözleşme kapsamında vereceği hizmet için görevlendireceği personele gerekli eğitimleri vereceğini, yeni işe başlayan personel için GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartları ve kalite sistemleri eğitimi, işbaşı eğitimlerini tamamlatıp, söz konusu eğitimlerin verildiğine dair dokümantasyon işlemleri yapılmadan çalışmaya başlatılmayacağını, …
3.8 HİZMET SUNUCU, ürünlerin üretim ve depolanma faaliyetlerinin KCT standartlarında pest kontrol uygunluğunun periyodik olarak takip edileceğini" düzenlemelerinin yer aldığını, görüldüğü üzere, müvekkilinin bu hizmeti davalı firmaya verebilmek için gerekli yasal izinleri almakla, ilgili depo alanında davalı müşteri tarafından istenen gerekli şartları sağlamakla, hijyenik oda yapımı ve sürekli ortamın hijyenik kalmasını sağlamakla, sadece bu iş için özel personeller istihdam etmekle, çalışanların özel hijyenik malzemeler kullanmasını, çalışanlara eğitimler verilmesini, dokümantasyonlar hazırlanmasını sağlamakla yükümlü olduğunu, davacının bildirimli fesih süresi boyunca davalı tarafa karşı hizmet verme borcu altında olduğu mahkeme tarafından şart koşulmuş iken, mahkemenin dürüstlük ve hakkaniyet kurallarına aykırı biçimde bu döneme ait tüm masraf ve maliyete tedarikçi durumunda olan müvekkilinin katlanmasını uygun bulduğunu,
İki tarafa borç yükleyen bir sürekli edimli atipik eser sözleşmesinde davalı firmanın iş vermeyi kesmiş olmasından dolayı müvekkilinin hem hizmet vererek elde edeceği kardan dolayı zararı doğduğunu, hem de fesih süresi sonuna kadar sabit giderlere katlanmak yüzünden maddi zarara uğradığını, mali incelemede hesap edilen zarar rakamının ödenmesinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerekirken mahkemenin iş yaptıran hizmet alan ve sözleşmede mali açıdan güçlü taraf olan müşteri iş sahibinin tarafında kalacak şekilde takdir hakkını kullandığını,Antrepo Sözleşmesi’nin “Sözleşmenin Kapsamı” başlıklı 2. Maddesinde; "Sözleşme KCT’nin ithal ettiği ve ürettiği bilumum paletli, paletsiz bitmiş ürünlerin ve/veya hammaddenin HİZMET SUNUCUNUN (... İstanbul ve diğer adreslerindeki gümrüklü depolarında stoklanması, elleçlenmesi, yüklemeye hazır hale getirilmesi ve araçlara yüklenmesini kapsamaktadır. HİZMET SUNUCU, bu operasyonu istenilen KPI değerlerinde yürütebilmek için gerekli tüm ekip ve ekipmanları Sözleşmede yazılı şartlar altında temin edeceğini peşinen kabul eder.” denmek suretiyle müvekkilinin antreposunun davalı firma ürünleri için stoklanma, elleçleme, yüklemeye hazır hale getirilmesi ve araçlara yüklenmesi şeklinde tüm lojistik süreçlerin müvekkili tarafından yapılması hususunda anlaşıldığını, ancak bu hizmetlerin davalı firma tarafından belirlenen performans (KPI) değerlerinde yürütebilmek için gerekli tüm ekip ve ekipmanların da müvekkili tarafından sözleşme şartları altında temin edilme borcu ve yükümlülüğü getirildiğini, sözleşmenin müvekkilinin yükümlülüklerinin belirlendiği 4. Maddesinde; "4.1 HİZMET SUNUCU gümrüklü depolarında (... İstanbul adresinde kurulu) KCT’nin her türlü hammadde ve bitmiş ürünlerinin zamanında boşaltma işlemini gerçekleştirerek stoklayacağını, KCT’ye sözleşme süreci boyunca her anlamda destek vererek operasyonlarının sürekliliğini sağlayacağını, 4.2 HİZMET SUNUCU, ... İstanbul Deposunda bulunan gümrüklü sahasında KCT’nin her türlü hammadde ve bitmiş ürünlerini stoklayacağını taahhüt eder. Bu taahhütün HİZMET SUNUCU tarafından yerine getirilmediğinin tespiti sonrası KCT hiçbir ek bedel ödemeksizin sözleşmeyi tek taraflı fesih edebileceği gibi, kapasite kaynaklı karşılaşacağı her türlü operasyonel maliyet ve satış kaybını HİZMET SUNUCU ya fatura edebilir.4.3 Dökme gelen ürünler KCT standartlarına göre HİZMET SUNUCU tarafından paletlenecek, KCT mamul depo ve diğer operasyonlarında kullanmakta olduğu Depo Yonetim Sistemi kurallarına uygun olarak etiketlenecek. (örnek etiket bilgıleri KCT tarafından HİZMET SUNUCU ile paylaşılacaktır), depo içinde paletli olarak uygun koşullarda stoklanacak ve ürünlerin fiili ithalatı tamamlandıktan sonra sevk edilecektir.4.8 HİZMET SUNUCU teslim alma aşamasında malların sayımını yapacak; eksik, fazla, hasar durumunda tutanak tutarak ve fotoğraf çekerek en geç aynı gün içerisinde KCT’ yi bilgilendirecektir. Eksik, fazla ve hasarlı bildirimi gümrük mevzuatına uygun olarak yapılacaktır. Paletler kap, koli ve palet bazında teslim alınmakta olup, kap, koli ve palet bozulmadan tespit edilecek eksik-fazlalar için tutanak düzenlenecektir. Kap, koli ve palet bazında eksik ürünler ya da hasarlı ürünlerin tutanak ile bildirilmemesi durumunda tüm sorumluluk HİZMET SUNUCU’ da olacak olup, KCT tarafından hasarlı ürün bedeli (Ürün maliyeti üzerinden) HİZMET SUNUCU’ ya fatura edilecektir.4.13 HİZMET SUNUCU, KCT’nin gerek bitmiş ürünlerini, gerekse hammaddelerini KCT’nin belirlemiş olduğu standartlar dışında stoklamayacağını (üst üste ürün atılımı ya da uygun olmayan, KCT’nin onaylamadığı koşullarda) peşinen kabul eder. Aksi halde ürünlerin bu nedenlerden dolayı kullanılamaz hale gelmesi sonucu tüm ürün maliyeti HİZMET SUNUCU ya fatura edilir."düzenlemelerinin yer aldığını ve sözleşmenin çeşitli maddelerinde de yer alan borç ve sorumluluklar tahtında müvekkilinin davalı firma standartları dahilinde nasıl hizmet vermesi gerektiğinin düzenlendiğini, Özetle, müvekkilinin sözleşme süresi sonuna kadar davalı firmanıns sözleşmede belirlediği standartlar ve performans kriterlerine göre çalışma borcunun bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme ile müvekkilinden beklenen standartlar için müvekkilinin elbette yatırım yapmak ve hizmetin sürekliliği için bu standartların sürdürülebilir olması adına da sürekli masraf yapmaya devam etmek zorunda olduğu ihtilafsız iken mahkemenin MK madde 2’nin uygulamasını daraltarak, eksik ve hatalı bir yorum ile sadece “karşı tarafın yatırım yapmaya ikna edilmesi, sözleşmenin devamına ya da sona erdirilmeyeceğine inanç duyurulmasına rağmen sözleşmenin olağan yolla sona erdirilmesi” çerçevesinde davalı firmanın böyle bir borcu ve sorumluluğu olmadığına kanaat getirmesine itiraz ettiklerini,Somut olayda ve durumda, müvekkil firmanın, tedarikçi - hizmet veren olarak dürüstlük kuralları, iyiniyet ve hakkaniyete dayalı olarak müşterinin derhal fesih ile ticari ilişkiyi tek taraflı sona erdirmesinde zarara uğrayan taraf olduğunu ve mağdur olduğunu, MK madde 2 uygulamasının mahkemenin kararında yazılı şekilde uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırıdır olduğunu, istinaf incelemesinde konunun arz edildiği kapsamda değerlendirmeye alınarak haksız kararın ortadan kaldırılarak davanızın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini a talep ettiklerini,Davalı tarafın sözleşme ile öngörülen bir yükümlülüğü açıkça ihlal ettiğini, sözleşmeye taraflar bilinçli olarak her iki tarafın da kullanabileceği bir hak olarak “bildirimli fesih” hakkına dair bir hüküm koyduklarını, yani sözleşmede belirtilen bildirim süresinde taraflar çalışmaya devam edeceklerini, bu süre dahilinde sözleşme taraflarının sözleşme konusu işin devamı anlamında gerekli tedbir ve önlemlerini alarak sorunsuz, zararsız ticari hayatlarına devam edeceklerini, müvekkilinin Antrepo Sözleşmesi ile davalının yurt dışından gelen ürünlerinin gümrüklü depoya alınması, depolanması, gümrük işlemlerinin tamamlanması ile sevki, araçlara yüklenmesi işlerini yaptığı gibi, Katma Değerli Hizmetler Sözleşmesi ile de sadece davalı kullanımına tahsis edilmiş hijyenik ürünler için hijyen ve temizlik şartlarının sağlandığı özel bir depolama alanı tahsis etmiş olduğunu, bu işi yapacak davalı firma standartları ve performans kriterlerine uyacak personelin istihdamı, eğitimi, hijyenik malzeme temini ve sair külfetleri sağladığını ve bunun maliyetine katlanmış olduğunu, müvekkilinin zaten sözleşme süresi devam ediyor olması itibarıyla, davalı firmaya tahsis ve temin ettiği depolama alanlarını kullanma ve buradaki maliyetlerini bir şekilde azaltma imkanı olmadığını, hizmet sektörünün depolama alanı olması ve davalı firma özelinde nitelikli bir iş yapılıyor olması itibarıyla da davalıdan sipariş gelmemesi sebebiyle ne bu alanı yeni bir müşteriye satma ne de eldeki personelleri başka işlerde çalıştırma imkanı mevcut olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlık konusu talepler değerlendirilirken hangi tarafın bu erken ve derhal fesihten ne zarar gördüğünün, zararın ortaya çıkmaması adına hangi tarafın ne yapması gerektiğinin de bu çerçevede dikkate alınması gerektiğini,Müvekkili ne akdi olarak ne hukukun temel ilkeleri, hakkaniyet ve dürüstlük kuralları gereği bir ihlalde bulunmamış, borç ve sorumluluklarının arkasında durmuş iken ortaya çıkan zararın üzerinde kalmasının kendisinden beklenmesinin haklı ve mantıklı bir açıklaması bulunmadığını, müvekkilinin bu şekilde maddi zararı üstlenmek zorunda bırakılarak cezalandırıldığını, diğer yanda ise, bildirimli fesih ile süre sonunu beklemeyen müvekkilini ortada bırakan bir firma mevcut iken günün sonunda müvekkiline" sana yatırım yap mı dendi sözleşmeyi sonuna kadar bozulmayacağına dair söz mü verildi" denmek suretiyle aslında sözleşme şartlarını ihlal eden tarafın kollandığını,Müvekkilinin, bildirimli fesih süresi boyunca çalışarak önceki ay ve yıllarda elde ettiği ortalama bir gelir ve karı elde edebileceğine dair uzun süredir devam eden ilişkiye güvenle hareket ettiğini, davalı firmanın yıllardır devam eden ticari ilişki ve hizmet tedarikini kendi fesih bildiriminde bildirdiği fesih tarihine de uymaksızın aniden ve derhal sona erdirdiğini ve bu durumu da cevap dilekçesinde dürüstlük ve hakkaniyet kurallarına aykırı biçimde, müvekkili firmaya münhasıran ve sürekli iş vermek zorunda olmadığını belirterek açıkladığını, mahkemeye duruşma esnasında da sözlü şekilde dile getirildiği üzere, davalının bildirimli fesih süresinde müvekkiline iş getirmek zorunda olmayışının, sözleşmede yazılı olarak münhasırlık bulunmadığı şeklinde yorumunun haksızlığının, müvekkilin katlandığı masraf, maliyet ve zarardan davalının neden sorumlu olduğununun teyit edilmesi için örneği tersine çevirmenin yeterli olacağını, misal olarak, davalı fesih süresi içerisinde, müvekkilinden ara ara hizmet almak üzere talepte bulunsa ve müvekkili de davalı firmaya “Sözleşmelerde münhasırlık yok, sana hizmet vermek zorunda değilim, piyasadan başka firmalardan bu hizmeti al” demiş olsaydı, davalı firmanın müvekkiline karşı sözleşme şartlarını yerine getirmediği iddiasıyla tazminat talebinde bulunup bulunamayacağının sorgulanması gerektiğini, işbu dava davalı firmanın müvekkilinin bildirimli fesih ile fesih süresi boyunca hizmet vermemiş olmasından kaynaklı zarar ve tazminat taleplerini içeriyor olsaydı, mahkemenin aynı şekilde davalı firma için de, müvekkilinin münhasıran kendisine hizmet verme borcu olmadığı, müvekkilinin yatırım yapmaya teşvik edilmediği sebepleri ile müvekkilinin sözleşmeyi ihlal etmediği, piyasadan istediği gibi diğer lojistik firmalarından aynı hizmeti alabileceğini söyleyerek akdi ve hukuki bir borcu ve sorumluluğunun olmadığına mı karar vereceğinin, yoksa bildirimli fesih süresi sonuna kadar hizmet vermekle yükümlü olduğuna mı karar vereceğinin sorgulanması gerektiğini, sözleşme süresi sonuna kadar geçerli ise bu sorunun cevabının evet olacağını, o zaman iki taraflı sözleşmede sadece hizmet veren müvekkilinin mi süresi sonuna kadar sözleşme şartları ile bağlı olduğunun, davalı tarafın iş vermeme hakkı olduğunun, ancak kendisi hizmet alamazsa yasal haklarını kullanabilir olduğunun haksız şekilde kabul edilmesi gerekeceğini, İleri sürerek; arz edilen gerekçelerle ve yüksek mahkeme tarafından re’sen gözetilecek sair sebeplerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonunda bozulmasına, inceleme neticesinde davalarının talepleri doğrultusunda kabulüne, yüksek mahkeme tarafından hüküm kuruluncaya kadar tehiri icra taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki 01/11/2016 tarihli Antrepo Sözleşmesi ile aynı tarihli Katma Değerli Hizmet Sözleşmesinin, sözleşmelerde yer alan ihbar öneline uyularak feshedilmesine rağmen, ihbar süreleri dolmadan fesih bildirimlerinin yapıldığı tarih itibariyle ticari ilişkinin fiilen sonlandırılması nedeniyle, katma değerli hizmet sözleşmesinin ifası için yapmış olduğu personel gideri, SGK gideri ve kira gideri gibi sabit giderlerin, antrepo sözleşmesine istinaden ihbar süresi boyunca davalı yanca talepte bulunulmaması nedeniyle uğranılan gelir kaybının ve taraflar arasındaki sözleşmelere göre davalının hizmet aldığı tesislerin ortak giderlerine %36,3 oranında katılma yükümlülüğü mevcut iken ihbar süresince ödenmeyen ortak gider payının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, uyuşmazlık konusu sözleşmeler ve fesih ihbarnameleri, mail yazışmaları dosya arasına alınmış, bir mali müşavir ve bir hukukçu bilirkişi marifetiyle tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, hukukçu bilirkişi tarafından feshin bildirimli olması nedeniyle davacının tazminat talebinde bulunamayacağı belirtilmiş, mali bilirkişi tarafından mahkemenin davacının tazminat talep edebileceği kanaatine varması ihtimaline istinaden zarar kalemleri hesaplanmıştır. Mali bilirkişi davacının toplam satışları içerisinde davalı ile aralarındaki katma değerli hizmet sözleşmesi kapsamında yapılan satışların oranının %0,116722 olduğu, buna göre ihbar süresi içerisinde davacının katma değerli hizmet sözleşmesi kapsamında yapmış olduğu kira güvenlik ve personel giderleri toplamının %0116722 si oranındaki 222.506,03-TL'nin davacı zararı olarak görülebileceği, antrepo sözleşmesi kapsamında ihbar süresi boyunca yoksun kalınan net kazanç kaybının 34.329,87-TL olduğu, dosya içerisindeki sözleşmelerde davalının ortak giderlerden sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı, ancak davacının deposunun toplam kullanım alanında davalıya tahsil edilmiş alanın oranın % 35 olduğu, davacının ortak gider olarak dava dışı ... A.Ş. Tarafından düzenlenmiş 09/08/2017 tarihli 204.576,60-TL bedelli faturayı sunduğu, bu tutarın %35'inin 70.734,72-TL olduğu, davacının talep edebileceği zarar kalemleri toplamının (222.506,03-TL + 34.329,87-TL + 70.734,72-TL) 327.570,62-TL olduğu kanaati bildirilmiştir.Taraflar arasındaki 01/11/2016 tarihli antrepo sözleşmesinin üç yıl süreli olduğu, sözleşmenin 7/e bendi ile taraflardan herhangi birinin altmış gün önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi diledikleri zaman sona erdirebileceklerinin, sözleşmenin 7/g bendi ile sözleşmenin hangi nedenle olursa olsun sona ermesi halinde her iki tarafın tahakkuk etmiş hakedişleri dışında birbirlerinden kay kaybı, müspet veya menfi zarar veya herhangi bir ad altında tazminat talep etmeyeceklerinin kararlaştırıldığı; taraflar arasındaki 01/11/2016 tarihli katma değerli hizmet sözleşmesinin üç yıl süreli olduğu, sözleşmenin 7.2 fıkrası ile tarafların sözleşme süresinin herhangi bir döneminde üç ay önceden yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tazminatsız feshedebileceklerinin, böyle bir fesih halinde davacının(hizmet sunucu) fesih tarihine dek doğmuş hak ve alacakları haricinde kay kaybı, müspet veya menfi zarar veya herhangi bir ad altında tazminat talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.Taraflar arasında her iki sözleşmenin, sözleşmede kararlaştırılan altmış günlük ve üç aylık ihbar sürelerine uyularak sona erdirildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Davacı yan; her iki sözleşmenin de sözleşmelerde belirtilen ihbar sürelerine uygun şekilde ve bildirimli fesih yolu ile sona erdirildiğini kabul etmektedir. Diğer ifade davacı feshin haksızlığı yahut geçersizliği iddiasını ileri sürmüş değildir. Davacı tarafından ileri sürülen iddia, fesih bildirimi yapıldıktan sonra her iki sözleşmenin sona ermiş sayılacağı ihbar sürelerini sonuna dek sözleşmeler ayakta olmasına rağmen, davalının bu sözleşmeler kapsamında ticari ilişkisini devam ettirmemesinin, davacıdan hizmet almamasının hem sözleşmeye, hem de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği yönündedir. Kural olarak belirli süreli sözleşmeler, olağan fesih yoluyla sona erdirilememekte ise de, sözleşmede aksinin kararlaştırılması mümkün olup, somut olayda da belirli süreli her iki sözleşme için taraflara olağan fesih hakkı tanınmıştır. Olağan fesihte taraflarca kararlaştırılan(veya acentelik sözleşmesinde olduğu gibi kanun koyucu tarafından öngörülen) ihbar süresinin amacı, sözleşmenin tasfiyesinin sağlanabilmesi, sona erme hazırlıklarının yapılması, karşı tarafa işletmesini benzer bir sözleşme kapsamında veya başka bir şekilde değerlendirmek için gereken imkanın sağlanmasıdır. Olağan fesih hakkının kullanımı için her hangi bir sebep göstermek gerekmez ise de, her hakkın kullanımında olduğu gibi, bu hakkın kullanımında da sınır dürüstlük kuralıdır. Sözleşmeden doğan bu hakkın açıkça kötüye kullanılmasını, örneğin karşı tarafta sözleşmenin devam edeceğine dair güven yaratılıp akabinde olağan fesih yoluna gidilmesini hukuk düzeninin korumayacağı, bu durumda feshin hakkının açıkça kötüye kullanılması nedeniyle, karşı tarafın tazminat hakkının gündeme gelebileceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/11-566 esas, 2022/599 karar sayılı kararında da belirtilmiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davacının fesih bildirimlerinin geçersizliğini veya feshin haksız olduğunu iddia etmemesi, davacının ihbar süresi boyunca ticari ilişkiye fesih bildiriminden önce olduğu şekilde devam etmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüş olması karşısında, olağan fesih hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.Yukarıda açıklandığı üzere, taraflarca kararlaştırılan ihbar öneli esasen, sözleşmelerin sona ereceği tarihe dek sözleşmelerin tasfiyesinin sağlanmasına ve taraflara benzer türde sözleşmelerin yapılabilmesi için makul bir süre ve imkan tanınması amacına hizmet edeceğinden, sözleşmeleri olağan fesih yoluyla sona erdiren davalıdan, tasfiye amacına aykırı şekilde, sözleşmenin sona erdirilmesi iradesi ortaya konmamış gibi, fesih bildiriminden önceki şekil ve yoğunlukta ticari ilişkisine devam etmesi beklenemez. Kaldı ki sözleşmelerde davacıdan alınacak lojistik ve depolama hizmetlerine ilişkin bir alım taahhüdünde bulunulmuş da değildir. Bildirimli feshe hiçbir itirazı olmayan davacının, sona erme sürecine girmiş sözleşmelere ihbar süresi boyunca tasfiye amacına aykırı şekilde devam edilmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu yönündeki iddiası bu nedenle dinlenemez.Öte yandan mahkemece alınan bilirkişi heyet raporundaki mali bilirkişi tespitlerinden, davacının depolama ve lojistik alanında kullandığı tesislerini sadece davalıya hasretmediği, örneğin kiraladığını beyan ettiği deponun antrepo sözleşmesi kapsamında yalnızca %35'lik alanının davalıya tahsis edildiği, yine davacının katma değerli hizmet sözleşmesi kapsamında davalıya verdiği hizmetin, toplam hizmetlere oranının binde on iki civarında olduğu, buna göre davacının tesisler için ödenen kira gideri personel gideri gibi maliyetlerinin sırf davalı ile yapılan sözleşmeler nedeniyle üstlenildiği iddiasının da ispat edilemediği, taraflar arasındaki sözleşmelerde davalının bu tesislerin ortak giderlerine %36,3 oranında katılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin yukarıda anılan maddelerinde bildirimli fesih halinde davacının fesih tarihine dek doğmuş hak ve alacakları haricinde, menfi, müspet veya herhangi bir ad altında tazminat talep etmeyeceğini taahhüt ettiği de nazara alındığında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.