T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/490 Esas
KARAR NO : 2026/978 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2018/337 Esas - 2019/100 Karar
TARİHİ: 13/02/2019
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
Dairemizden verilen 26/01/2023 tarih ve 2023/35 Esas 2023/109 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2024 tarih ve 2023/2246 Esas 2024/475 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosya incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkillerinden ...'ın eşi, diğer müvekkillerinin babası olan ... ...'ın 05/07/2011 tarihinde henüz 55 yaşında iken ziyaret amacıyla bulunduğu anne-babasının Kahramanmaraş ili, ... ilcesi, ... Mahallesinde bulunan evinin banyosunda ölü bulunduğunu, müveteffanın kolluk makamlarınca şüpheli görülen vefatı hakkında ... ... Başsavcılığının 2011/752 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğünü ve soruşturmanın neticesinde vefat sebebinin zehirlenmeye bağlı solunum ve dolaşım yetmezliği olduğunun tespit edildiğini, müteveffanın vefat ettiği banyoda, zehirlenmek suretiyle ölümüne neden olabilecek unsurlardan; gaz sızıntısı yaratan ve davalı ... A.Ş. tarafından imal edilen ... marka ... model şofben ile bu şofbene bağlanmak suretiyle besleyen ve diğer davalı ... A.Ş. tarafından imal edilen 12 kg hacimli Lipetgaz markalı tüpün olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin de davalı ... A.Ş (Birleşme öncesi unvanı; ... A.Ş) tarafından üretilen tüpler nedeniyle oluşabilecek riskleri ... Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçesi çerçevesinde garanti eden sigorta şirketi olduğunu, bu itibarla müvekkillerinin murisi olan ... ...'ın vefatına neden olan olayda imalatçı sıfatı ile davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş'nin kusur ve sorumluluğunun bulunduğunu, müteveffanın vefatından önce aylık 2.000,00 TL kazanç elde ettiğini, müvekkili ...'ın ev hanımı olduğunu, eşinin vefatı nedeniyle kızının yanına yerleşmek amacıyla şehir değiştirdiğini, hem eşinin desteğinden yoksun kaldığını, hem de yeni bir ev kiralamak, taşınmak suretiyle zarara uğradığını, kızı ...'ın eğitim masraflarını tek başına karşılamak zorunda kaldığını, tüm müvekkillerinin yaşanan ölüm nedeniyle büyük acılar çektiklerini, manevi açıdan zarara uğradıklarını beyanla ıslaha ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili davacı ... için 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 41.000,00 TL tazminat, müvekkili davacı ... için 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 21.000,00 TL tazminat, müvekkili davacı ... (...) için 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 102.000,00 TL tazminatının zarar (vefat) tarihi olan 05/07/2011 tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu davacıların tazminat taleplerinin kaynağı olan ... ...'ın vefatının 05/07/2011 tarihinde vuku bulduğunu, söz konusu davanın ise 28/03/2018 tarihinde açıldığını, dava konusu olayın niteliği itibari ile Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümleri uyarınca haksız fiil olduğunu, haksız fiil için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili ya da istihdam ettiği kişiler hakkında suç teşkil edecek bir eylem olmadığından davacıların uzamış ceza zamanaşımı süresinden de faydalanmalarının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, vefata neden olayın davacıların iddiasının aksine ... zehirlenmesinden değil karbonmonoksit zehirlenmesi sonucunda meydana geldiğini, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için olaya karışan ... markalı tüpte ayıp veya imalat hatası bulunması gerektiğini, davacılar tarafından olaya sebep olduğu iddia edilen tüp üzerinde ayıplı olarak üretilip üretilmediği hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, olayda bahsi geçen şofben ve baca bağlantısının uygun yükseklikte yapılmaması ve bacanın standartlara aykırı şekilde takılmasının olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, bu nedenle meydana gelen olayda müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, istenilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla müvekkili yönünden davanın reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinde ikrar ve kabul edildiği üzere dava konusu olayın 05/07/2011 tarihinde meydana geldiğini, huzurdaki iş bu davanın ise 13/04/2018 tarihinde açıldığını, dava konusu destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat yönünden zamanaşımının tayininde, gerek TBK'nın 60. maddesi ve gerek TBK'nın 72. maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiğini, ... marka olduğu iddia edilen dava konusu şofbenin montajının müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, ... A.Ş Tüketici Hizmetleri Birimi'nin tüm kayıtları incelendiğinde söz konusu türden herhangi bir ürünün davacılar ile ilişkili kaydına rastlanılmadığını, dava konusu şofbenin üretim yılı bilinmemekle birlikte, eşyanın tabiatı ve teknik veriler gereğince ürün eski ise arıza yapması ve servis müdahalesi görmesinin oldukça yüksek ihtimal olduğunu, söz konusu şofbenin müvekkili ya da yetkili servisi tarafından yapılamaması, üçüncü kişiler tarafından yapılması sebebiyle müvekkiline herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceğini, ... marka şofbenin ayıplı olduğunun da ispat edilemediğini, olayın müteveffanın ihmalkar davranışları nedeniyle meydana geldiğini, davacılar için talep edilen manevi tazminat isteminin her türlü hukuki dayanaktan yoksun ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde olduğunu, müvekkili şirketin kusurunun oluşmadığı bir davada manevi tazminat yönünden de karar verilmesinin beklenemeyeceğini beyanla zamanaşımı yönünden davanın usulden reddine, aksi halde haksız davanın esastan reddi ile vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların talepleri müvekkili şirketin sigorta poliçesi kapsamında olmadığından iş bu davanın reddinin gerektiğini, diğer davalı ... A.Ş.'nin müvekkili ... A.Ş. (Münfesih ... A.Ş.)'ye ... numaralı ... Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 01/01/2011- 01/01/2012 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, dava konusu ölüm olayının karbonmonoksit gazı nedeni ile meydana geldiğini, ... tüpünün veya bağlantılarının ayıplı olmadığını, tüpten ... sızmasına bağlı olarak bir zarar oluşmadığı hususunun sabit olduğunu, bu nedenle davacının iddia ettiği tazminat bakımından sigortalının ve bu kapsamda müvekkili şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ...'nın yaşı itibariyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceğini, davacıların müteveffanın vefatından önce sürekli ve düzenli desteği olduğunu ispatlamaları gerektiğini, manevi tazminat talebi sigorta poliçesi teminat kapsamında yer almadığından davacıların manevi tazminat taleplerinin de reddinin gerektiğini beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 13/02/2019 tarih ve 2018/337 Esas - 2019/100 Karar sayılı kararında;"İhtilaf, davacıların mirasbırakanı ... ...'ın anne ve babasına ait evin banyosunda zehirlenmesi nedeniyle vefatı sonucu davacıların iş bu davaya konu ettikleri destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve devamında zehirlenmenin şekli itibariyle davalılara sorumluluk yüklenip yüklenemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Davacıların, davaya konu tazminat talepleri haksız fiile dayanmakta olup olay tarihi olan 05/07/2011 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesi, haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinin, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her halde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Ancak yine aynı maddeye göre haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylemden doğmuş ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüş ise haksız fiil sorumluluğunda da uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. İş bu dava 13/04/2018 tarihinde açıldığı, ... ... Başsavcılığı tarafından verilen kararda olayda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığının tespit edildiği, davacılar tarafından da bu karara karşı itiraz edilmediği, bu kapsamda dava konusu olay suç teşkil eden bir eylemden kaynaklanmadığından dava konusu tazminat talepleri hakkında uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, davada bir yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğu..."gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, davalılar tarafından ileriye sürülen zamanaşımı itirazlarına yönelik açıklamaların da belirtildiği üzere ceza zamanaşımının tatbiki bakımından eylemin suç teşkil etmesi yeteri olup bu eylem hakkında ayrıca soruşturma ve kovuşturma açılması yahut mahkumiyet kararı verilmiş olmasının zorunlu olmadığını, ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZİN İLK KARARI:
Dairemiz 28/01/2021 tarih 2019/985 Esas Esas - 2021/94 Karar sayılı ilk kararı ile;"Somut olayda, davacılar davalı şirketlerin sorumluluğunu imalatçı sıfatına dayandırmış olup, ölen destek ile davalılar arasında (bayileri aracılığı ile de olsa) satım akdi bulunduğu ileri sürülmemiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu 60. Maddesinde haksız fiil nedeniyle tazminat taleplerine ilişkin olarak zaman aşımı süreleri belirlenmiş olup, 2. Fıkrada eylemin ceza kanunlarında suç olarak düzenlenmiş bulunması halinde ceza zaman aşımı süresinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Yukarıda yer alan Yargıtay kararında da belirtildiği üzere adam çalıştıranların (imalatçı) özen sorumluluğuna dayalı tazminat taleplerinde, adam çalıştıranlar istihdam ettiklerinin suç oluşturan eylemlerinden sadece hukuken sorumlu olduklarından Borçlar Kanunun 60/2. Maddesinde öngörülen ceza zaman aşımı sürelerinin bunlar hakkında uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.
Olay ve dava tarihi itibarıyla zaman aşımı süresinin dolduğu, davalıların süresinde zaman aşımı itirazında bulundukları anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.
Bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi ile esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçeleri ile;
"-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nun 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, "karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
YARGITAY BOZMA İLAMI:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 19/10/2022 tarih 2021/3087 Esas 2022/7157 Karar sayılı kararı ile; "1) Dava, ... sorumluluk sigortasından kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımına uğradığı, olay suç teşkil etmediğinden ceza zamanaşımının uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince ise özen sorumlusu olan 3. kişilerin suç oluşturan eylemlerden ancak hukuki olarak sorumlu olabileceği ve bu nedenle uzamış zamanaşımının her halükarda işbu davalılara uygulanamayacağı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak 6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; "b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca, davacılar vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, yeni ve farklı bir gerekçe ile reddedilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile, dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN İKİNCİ KARARI:
Dairemiz 26/01/2023 tarih 2023/35Esas - 2023/109 Karar sayılı ilk kararı ile; "Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesinde haksız fiil nedeniyle tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı süreleri belirlenmiş olup, 2. Fıkrada eylemin ceza kanunlarında suç olarak düzenlenmiş bulunması halinde ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince, zehirlenme sonucu ölüm olayı nedeniyle başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiği, bu nedenle uzamış ceza zamanaşımının uygulanamayacağı kabul edilmiş ise de; uzamış ceza zamanaşımın haksız fiile dayalı tazminat talepleri bakımından uygulanabilmesi için, eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi yeterlidir. Eylem nedeniyle adli soruşturma veya kamu davası açılıp açılmadığının, yahut açılmış bir soruşturma veya kamu davasının ne şekilde sonuçlandığının önemi yoktur.
Öte yandan; Yargıtay 11. HD'nin 2015/14057 E., 2017/4093 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere "Suç teşkil eden haksız fiillerden objektif olarak sorumlu tutulan 3. kişilerin ceza zamanaşımı süreleri ile bağlı tutulmayacakları kabul edilmektedir. Adam çalıştıranlar ve aile başkanları, idareleri altında çalışan veya yaşayan kişilerin suç oluşturan haksız fillerinden yalnızca hukuki bakımdan sorumludurlar. Zamanaşımı süresi mülga 818 sayılı BK'nın 60/1. maddeye göre belirlenir. Aynı esas, tüzel kişilerin sorumluluğunda da geçerlidir. (TMK m. 50) (Mehmet Akif Tutumlu, Türk Borçlar Hukukunda Zamanaşımı ve Uygulaması, Sayfa 62)."
Yukarıda yer alan Yargıtay kararında da belirtildiği üzere adam çalıştıranların (imalatçı) özen sorumluluğuna dayalı tazminat taleplerinde, adam çalıştıranlar istihdam ettiklerinin suç oluşturan eylemlerinden sadece hukuken sorumlu olduklarından, 818 Sayılı Borçlar Kanununun 60/2. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı sürelerinin, davalı şirketlere karşı ileri sürülecek tazminat talepleri bakımından uygulanmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Olay tarihinin 05/07/2011 olduğu, 13/04/2018 dava tarihi itibariyle, 818 Sayılı Borçlar Kanununda düzenlenen haksız fiile ilişkin düzenlenen zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalıların süresinde zaman aşımı itirazında bulundukları anlaşılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ilk derece mahkemesince davanın süresinde ileri sürülen zaman aşımı def'i yerinde bulunarak reddedilmesinde isabetsizlik yok ise de, dairemizce gerekçede değişikliğe gidildiğinden, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçeleri ile;
"İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/02/2019 tarih ve 2018/337 Esas - 2019/100 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak sureti ile;
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, "karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
YARGITAY BOZMA İLAMI:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 22/01/2024 tarih 2023/2246 Esas - 2024/475 Karar sayılı kararı ile; "Davacıların haksız fiil sebebine dayanarak dava açmış olmaları karşısında, zehirlenme nedeniyle ölüm olayında davalıların eylemlerinin suç teşkil edip etmediği, kusurlarının bulunup bulunmadığı, varsa hangi oranda kusurlu oldukları hususları araştırılarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile olay yeri keşif ve otopsi tutanağında yer alan şofbenin kurulum yerinin ve baca bağlantısının standartlara uygun olmadığı ile gaz kaçağı bulunduğu yönündeki tespitlerin de irdelenip, sonucuna göre her bir davalı bakımından ceza zamanaşımının uygulanıp uygulanmayacağı yönünde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir." gerekçeleri ile; dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacıların desteğinin zehirlenme sonucu ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususlar; davacı ...'ın eşi, diğer davacıların babası olan ... ...'ın misarif olarak bulunduğu dava dışı anne ve babasına ait evin banyosunda zehirlenme sonucu ölümü ile sonuçlanan 05/07/2011 tarihli olayda, davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarının ne olduğu, davalıların zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı, banyoya monte edilmiş tüplü şofbenin üreticisi olan davalı ... ile tüpün üreticisi ... A.Ş ve ... Zorunlu Sorumluluk Sigortacısı ... A.Ş'nin davacılara karşı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat sorumlulukları bulunup bulunmadığı yönündedir.
Dairemizce bozma ilamı doğrultusunda tahkikata devam olunarak taraf delilleri toplanmış, soruşturma dosyası, sigorta poliçesi, müteveffanın ve davacıların nüfus kayıt örnekleri celbedilmiş, davacıların sosyal ve ekonomik durumları ile müteveffa ... ...'ın ölüm tarihindeki sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin araştırma yapılmış, ... ...'ın SGK hizmet döküm cetveli, yasal mirasçılarına ölüm nedeniyle aylık bağlanıp bağlanmadığı, yine mirasçılara ölüm nedeniyle rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan getirtilmiş, dava konusu olayın meydana geldiği ... ilçesi ... mahallesi ... ada 2 parselde yer alan (bina kimlik no:49626960) kat :1 daire:11/2 nolu binanın ve dairenin mimari projesi ve ruhsat bilgilerinin de celbi sonrası, talimat yolu mahallinde
bir inşaat mühendisi, bir kimya mühendisi ve bir makine yüksek mühendisi aracılığı ile keşfen inceleme yaptırılarak kusur raporu aldırılmış, ardından dosya bir aktüeryal hesap uzmanı bilirkişiye tevdii ile kök ve taraf itirazları üzerine iki ek rapor alınmıştır.
... ... Başsavcılığı'nın 2011/752 sayılı soruşturma dosyası ve ölü muayene raporu kapsamından, ... ...'ın 05/07/2011 tarihinde; yaz tatilinde ziyarete geldiği dava dışı anne babası... ve ...'ın evinde banyo yaparken zehirlenmeye bağlı solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu vefat ettiği anlaşılmıştır. Eylemin niteliği itibariyle taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçunu teşkil ettiği, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'un 60/2 fıkrası uyarınca, tazminatın ceza kanunları gereği daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüş bir fiilden doğması halinde ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun 66/1-d ve 66/4 fıkraları uyarınca üst sınırı beş yıldan fazla yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresinin on beş yıl olduğu, TCK'nun 85/1 fıkrası uyarınca taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçu için öngörülen hapis cezası üst sınırının altı yıl olduğu, buna göre eldeki tazminat davası bakımından zamanaşımı süresinin 05/07/2011 tarihinden itibaren on beş yıl olacağı, davanın 13/04/2018 tarihinde açılmış olması karşısında, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, davalıların zamanaşımı def'ilerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2006/14614 esas, 2008/1359 karar sayılı ilamı)Soruşturma dosyasında yer alan olay yeri krokisi, kazanın meydana geldiği bina ve daireye ilişkin mimari proje ve ruhsat bilgileri ile mahallinde keşfen yapılan incelemeler karşılaştırılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi heyet raporunda; banyoda lambri asma tavanda yer alan pvc havalandırma menfezinin, soba bacası deliğinin, şofben üstünde yer alan deliğin içindeki alüminyum baca borusunun ve wc hacmindeki lambri asma tavanda yer alan pvc havalandırma menfezinin hiçbir şekilde süreklilik arz eder şekilde, havalandırma boşluğu ve baca tesisatı da dahil olmak üzere herhangi bir şekilde bağlantılarının bulunmadığı, mimari projede, 1.normal
katta 12 adet büro bulunduğunun, bürolara ait herhangi bir wc/lavabo ya da banyo hacmi bulunmadığının, sadece ortak kullanım alanlarında (koridor bağlantılı) yer alan bay/bayan wc hacimleri olduğunun görüldüğü, mimari projesi ile mahal kıyas edildiğinde, 1.normal katta büro kullanımlı yapılarda projesine aykırı şekilde tadilat işlemleri yapıldığı, bu tadilat ile bazı büroların birlikte kullanıldığı ve
olayın meydana geldiği kısımda, proje harici ıslak hacim alanları (wc, lavabo, banyo) oluşturulduğu, bu kısımlara ait uygun havalandırma boşluğu ile baca tesisatı yapılmadığı hususlarının tespit edildiği, soruşturma dosyasında yer alan olay yeri raporunda da; dava konusu olayın gerçekleştiği banyoda ... marka ... model Tüplü şofben olduğu ve buna bağlı 12 Kg.’lık lipetgaz tüpün duvarda kurulu olduğu, kurulum yerinin ve Baca bağlantısının TSE standartlarına uygun olmadığının belirtildiği, banyonun asma tavanı üzerinde ortada havalandırma penceresinin olduğu ancak havalandırma penceresi açıldığında asma tavan üst kısmında herhangi bir havalandırma tesisatı / bağlantısı olmadığının, havalandırma pencerenin direkt olarak asma tavan üzerindeki boşluğa açıldığının görüldüğü, olay yerine ait banyo ve tuvalette herhangi bir baca tesisatına rastlanmadığı, sadece olay yeri olan banyo ve tuvaletin orta kısmında tuvalet tavanı üzerinde tesisat/havalandırma boşluğunun olduğu, havalandırma boşluğunun sızdırmaz özellikte olmadığı, kötü kokuların uzaklaştırılması maksadı ile kullanılabileceği, banyo tarafından gelen alüminyum baca borusunun yapıya ait havalandırma boşluğunun alt kısmında tuvalet asma tavanı üzerinde serbest bir halde bırakıldığı, binanın çatı kısmına kadar sürekli ve sızdırmaz bir şekilde yapılmadığı, banyo olarak kullanılan bölmenin havalandırması olmadığı, kullanılan su ısıtıcısının seyyar tüp (...) olduğu ve kullanılan şofbenin baca kısmının sorunlu olduğu ve şofbenden çıkan gazların banyo içerisine dağılarak ortamın oksijen miktarını azaltması ve müteveffanın havasız kalması
neticesinde bayılması, uzun süre oksijensiz kalması, CO2 ve CO gazlarına maruz kalması ile kimya mühendisi tarafından açıklanan kimyasal reaksiyonların oluşması sonucunda olayın meydana geldiği, olayın meydana gelişinde; mimari projesine aykırı olarak tadilat işlerini yapan ve havalandırma boşluğu ile baca tesisatını mevzuata/kurallara uygun şekilde yapmayan kişi ya da kişilerin, olayın meydana geldiği mahallin, mevcut durumuna (uygun havalandırma ve baca tesisatı bulunmayan) rağmen, tüp gazlı şofben montajını yapan firmanın, olayın yaşandığı mahallin, mevcut durumuna (uygun havalandırma ve baca tesisatı bulunmayan) rağmen, tüp gazlı şofben montajının yapılmasını talep eden/isteyen ev sahibi/kiracı olan kişilerin kusurlu oldukları kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda ... ...'ın standartlara uygun havalandırma boşluğu olmayan banyoda kullanılan ... marka tüplü şofbenden çıkan gazların
banyo içerisine dağılarak ortamın oksijen miktarını azaltması sonucu zehirlenerek hayatını kaybettiği sabittir.
... dağıtım bayilerinin tüpleri cihazlara bağlamak, sızdırmazlık kontrolü yapmak, tüplerin kullanılması konusunda kullanıcıları bilgilendirmesi, tüp bağlantı noktalarında hata ve hortumlarda eskime, çatlama görülmesi bu bağlamda kullanım yerinin uygun olmaması durumunda tüketiciyi uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Uyarmaya rağmen eksikliklerin giderilmemesi durumunda gerektiğinde tüpün takılmaması gerekir. Üretici firmanın sorumluluğu yalnızca tüpün imalatı ile sınırlı olmayıp bayilerinin tedbirlere uyması bakımından denetim sorumluluğu da bulunmaktadır. Üretici bu sorumluluğunu bayileri aracılığıyla yerine getireceğinden bayilerin bu hususlardaki kusurlarından dahi sorumludur. Dava konusu olayda davalı ...'ın şofbende kullanılan tüpün üreticisi olduğu, banyoda uygun havalandırma menfezinin bulunmadığının sabit olduğu, bu durumda tüpün kulanıldığı banyodaki baca çıkışının uygun olup olmadığını kontrol etmeyen, bu konuda müşteriye gerekli uyarıyı yapmayan davalı ...'ın olayın meydana gelişinde kusuru bulunduğu anlaşılmıştır (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/129 esas, 2022/3384 karar sayılı; 2019/3784 esas, 2020/1961 karar sayılı; 2015/4630 esas 2016/2025 karar sayılı ilamları)
Davalı ... A.Ş'nin dava konusu şofbenin üreticisi ve doğrudan yahut bayileri aracılığı ile satıcısı olduğu, dava konusu şofbenin kendisine bağlı ... tüpü ile çalışabildiği, ancak kendisine bağlı tüp ile çalışabilen şofbenin üretmesi muhtemel ve hayati risk oluşturabilecek gazların uygun baca sistemi ile izale edilmesinin zorunlu olduğu, ... tüp ile çalışabilen şofbenin üretimini ve doğrudan ya da bayileri aracılığı ile satışını yapan davalı ... A.Ş'nin de bu türden şofbenlerin hangi koşullarda kullanılması gerektiği hususunda müşterisini bilgilendirmesi, uygun olamayan koşullarda kullanılmak istenen şofbenlerin kurulum ve montajını yapmaması, bayiileri aracılığı ile gerçekleştirilen satışlar bakımından bu konuda bayiilerini bilgilendirmesi gerektiği, somut olayda teknik bilirkişiler tarafından da tespit edildiği üzere, şofbenin monte edildiği banyoda, bu şofbenin kullanılmasına uygun baca tesisatı ve havalandırma boşluğu bulunmadığı, öte yandan dosya kapsamında dava konusu şofbenin gaz sızıntısı halinde, emniyetin sağlanması açısından çalışmayı durduracak, yahut uyarı verecek bir sensör sisteminin bulunduğuna dair delil de mevcut olmadığı, bu durumda şofbenin uygun baca ve havalandırma sistemi bulunmayan banyoya kurulmuş olması, şofbende olası riskleri engelleyecek bir emniyet sisteminin de bulunmaması nedeniyle, meydana gelen olayda davalı ... A.Ş'nin de kusuru bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır (bkz. Yargıtay 3 Hukuk Dairesi'nin 2024/2394 esas, 2025/2754karar sayılı ilamı)
Müteveffa ... ...'ın, olayın meydana geldiği evde misafir olarak bulunduğu, tüplü şofbenin bulunduğu banyoda uygun havalandırma sisteminin mevcut olup olmadığını bilemeyeceği, bildiğine dair bir savunma ve delil de bulunmadığı, dolayısıyla ölenin müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılardan destekten yoksun kalma tazminatı talep eden ...'ın davacının eşi olduğu ve ... ...'ın gelirinden düzeni ve devamlı destek sağladığı, davacı ...'ın ise olay tarihinde reşit ve evli olduğu, ... ...'ın gelirinden düzenli ve devamlı destek sağladığını ispata elverişli herhangi bir delil sunulmadığı, aktüeryal hesap uzmanı bilirkişi tarafından taraf itirazları da karşılanarak ihtimalli hesaplama içerir şekilde düzenlenen 17/12/2025 tarihli ek raporun hükme esas almaya elverişli olduğu, anılan raporda davacı ...’ın babasının vefat tarihinde evli ve reşit olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceğinin kabulü halinde davacı ...'ın için 1.338.412,07-TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceğinin, davacı ...’ın babasının vefat tarihinden itibaren onun desteğinden faydalandığının kabul edilmesi halinde davacı ...'ın 1.071.063,09 TL ve ...'ın 535.531,55 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili tarafından müteveffa ...'ın tazminat hesabına esas alınan gelirinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de; desteğin elde ettiği geliri ispat yükünün davacılar üzerinde olduğu, dosyaya ölüm tarihi itibariyle ölenin elde edildiği iddia olunan gelirlere ilişkin somut herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, bilirkişi hesabına yapılan itirazlar yerinde görülmemiştir. Yine davalıların hesap raporuna itirazları, bilirkişi tarafından asgari ücret üzerinden TRH 2010 tablosuna ve progresif rant yönetime göre hesap yapıldığı anlaşılmakla yerinde bulunmamıştır.
Davacılar vekili tarafından 19/02/2026 tarihli talep arttırım dilekçesi ile; destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin netice-i talebin davacı ... bakımından 1.071.063,09-TL'ye, davacı ... (...) bakımından; 535.531,55-TL'ye çıkartıldığı, harcının tamamlandığı görülmüştür.
Dairemizce; davacı ...'nun müteveffanın ölüm tarihi itibariyle onun desteğinden faydalandığını ispat edemediği kabul edilmiş olduğundan, bu davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı ...'ın talep edilebileceği tazminat tutarının 1.338.412,07-TL olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte, talep arttırım dilekçesinde istenen tutar ile bağlı olunduğundan, bu davacının tazminat isteminin 1.071.063,09-TL üzerinden kabulüne, davalıların destekten yoksun kalma tazminatı alacaklılarına karşı sorumlulukları müteselsil olduğundan, bu tutarın davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin ise sorumluluğunun poliçe limiti olan 200.000,00-TL ile sınırlandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
6098 Sayılı Kanunun 56/2 maddesi uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir. Davacı...'in ölenin eşi olduğu, diğer davacıların ise ölenin çocukları oldukları olayda ölenin kusurunun bulunmadığı, olayın meydana geliş şekline ve ölenin davacılara yakınlık durumuna göre davacıların yaşadıkları elemin yoğunluğu ile manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağı ilkeleri de nazara alındığında, davacı...'in 40.000,00-TL ve diğer davacıların 20.000,00'er-TL tutarındaki manevi tazminat istemlerinin uygun olduğu kanaatine varılmış, manevi tazminat sorumluluk poliçesi ile teminat altına alınmadığından, davacıların manevi tazminat istemlerinin davalılar ... A.Ş. İle ... A.Ş. Yönünden kabulüne, davalı Sigorta Şirketi yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının 19/02/2026 harçlandırma tarihli talep arttırım dilekçesinde talep edilen tutar üzerinden kabulü ile; 1.071.063,09-TL destekten yoksun kalma tazminatının 05/07/2011 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalılardan (Davalı ... A.Ş. yönünden poliçe limiti olan 200.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının reddine,
3-Davacılar tarafından davalı ... A.Ş'ye karşı açılan manevi tazminat davasının REDDİNE,
4-Davacılar tarafından davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye karşı açılan manevi tazminat davalarının ayrı ayrı kabulü ile; davacı ... için, 40.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL ve davacı ... için 20.000,00-TL manevi tazminatın bu davalılardan 05/07/2011 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 79.995,31 TL nispi karar ve ilam harcından davacılar taraftan yatırılan 348,39 TL peşin harç, 59,30 TL peşin harç ve 5.482,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 5.889,69 harcın mahsubu ile bakiye 74.105,62 TL'nin davalılar ... A.Ş, ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (Davalı ... 12.649,83-TL'sinden sorumlu olmak üzere)
6-Davacılar tarafından yatırılan 348,39 TL peşin harç, 59,30 TL peşin harç ve 5.482,00 TL tamamlamak harcı olmak üzere toplam 5.889,69 TL harcın davalılar ... A.Ş, ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (Davalı ... 1.0005,37-TL'sinden sorumlu olmak üzere)
7-Davacılar tarafından yapılan 33.346,00-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesap olunan 22.882,03-TL'sinin davalılar ... A.Ş, ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (Davalı ... 3.908,25-TL'sinden sorumlu olmak üzere)
8-Davalı ... tarafından yapılan 330,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesap olunan ...,55-TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ...'e verilmesine,
9- Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kabul edilen maddi tazminat tutarı üzerinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 166.659,46-TL nispi vekalet ücretinin davalılar davalılar...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ... 28.448,76-TL'sinden sorumlu olmak üzere)
10- Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, davalı ...'ın reddedilen maddi tazminat istemi bakımından dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 ve 13/4 maddeleri uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalılar ... A.Ş, ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye verilmesine,
11- Davacı ... A.Ş.kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen manevi tazminat istemi yönünden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 fıkrası uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
12- Davacı ...'ın kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 fıkrası uyarınca hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... A.Ş ve ... A.Ş.'den müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,
13- Davacı ...'ın kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 fıkrası uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... A.Ş ve ... A.Ş.'den müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,
14- Davacı ...'ın kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 fıkrası uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... A.Ş ve ... A.Ş.'den müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,
15- Davacı ...'ın kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 fıkrası uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... A.Ş ve ... A.Ş.'den müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,
16-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
17-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
18-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
19-Davacılar tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 121,30-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
20-İstinaf yönünden davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT İkinci Kısım, İkinci Bölüm 18/c maddesine göre takdir olunan 42.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
21-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair olarak davalı ... A.Ş vekilinin yokluğunda, hazır olan diğer taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2026