T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1770 Esas
KARAR NO : 2026/939 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/918 Esas - 2023/699 Karar
TARİH: 14/06/2023
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/936 ESAS SAYILI
DOSYASI
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Asıl dava yönünden davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...firmasının sahibi ve yetkilisi olduğunu, müvekkili ile davalı ... ... şirketi arasında 04/09/2018 tarihli Distribütor yetkili bayi sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmenin 31/03/2020 tarihinde sona erdiğini, sözleşme hükümleri gereği gerekli tanıtım, pazar ve satış faaliyetlerine başladığını, bu konuda gerekli yatırımları yaptığını, müvekkilinin davalı ... ... şirketinden talep ettiği 19 adet 1.353.000,00 TL tutarındaki çeki firmaya teslim ettiğini, sözleşme hükümleri gereği davalı ... ... şirketinden sipariş edilen ve müvekkili firma tarafından Sinop Yurt binası kütüphanesi için 05.11.2018- 02.01.2019 ve 22.02.2019 tarihlerinde sipariş formu geçilen ürünlerden teslimi yapılan 40.504,03-TL'lik ürünün, 26.09.2018 tarihinde sipariş formu geçilen ve Samsun Tekkeköy ilçesine teslimi yapılan 2.415,86-TL'lik ürün, 02.03.2019 tarihinde sipariş formu geçilen ve Samsun ... alışveriş merkezine teslimi yapılan 2.148,42-TL'lik ürünün, 07.05.2019-15.05.2019 ve 22.05.2019 tarihlerinde sipariş formu geçilen ve ... firmasına teslimi yapılan ürünlerden 46.993,50-TL'lik ürünün, ayıplı çıktığını ve bedellerinin müvekkili tarafından karşılandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 13. maddesinin son fıkrasında sözleşme hükümlerine aykırılıkları halinde karşı tarafa hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmadan 130.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt eder hükmü gereğince müvekkile cezai şart ödenmesinin talep hakkı doğduğunu, davalıya bunun ihtarname ile bildirildiğini, davalılarca sözleşmeye uygun hareket edildiğinin ve ayıplı ürünlerin kendilerine geri teslim edilmediğinin ileri sürüldüğünü, ihtarname ve içeriğini kabul etmediklerini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak ayıplı ürün bedeli olarak 500,00 TL ile 500 TL cezai şart alacağının avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Asıl davada davacı vekili 24/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; ayıplı ürün bedellerine ilişkin 22.230 TL, cezai şarta ilişkin 130.000 TL olarak davasını ıslah ettiği anlaşılmıştır.
Asıl dava yönünden davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında görülmekte olan davanın sözleşmeden kaynaklı bir dava olduğunu, taraflar arasında imzalanan bayi sözleşmesinde yetki sözleşmesinin yapıldığını, Samsun Mahkemelerinin yetkili olmadığını bu nedenle dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacı tarafça ödendiği iddia edilen ayıplı mal bedelleri ve ceza şart bedelinin belirli olduğunu, bedel belli iken kısmi dava açılmasını kabul etmeyeceklerini, davacı tarafından iddia edilen ayıplı ürünlerin neler olduğu, niteliği ve miktarı konusunda bir bilgi mevcut olmadığını, sözleşmenin davacının haksız davranışları nedeniyle sona erdiğini belirterek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/936 Esas 2021/320 Karar sayılı dosyası 03/06/2021 tarihinde Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
Birleşen Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/936 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından ticari satıma konu olan fatura alacağından bahisle davalı aleyhine Bakırköy 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından 50.300,56 TL asıl alacak olmak üzere icra harç ve masrafları, vekalet ücreti ile birlikte toplam; 58.813,70 TL bedelli icra takibi başlatıldığını, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere hakkında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
Birleşen Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/936 Esas sayılı dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tümden reddini, haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, mahkeme dosyasının Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/918 esas sayılı dosyasında birleştirilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 14/06/2023 tarih ve 2020/918 Esas - 2023/699 Karar sayılı kararında; "Dava, davacı ile davalı ... ... arasında düzenlenen 04/09/2018 tarihli sözleşmenin feshi ile cezai şart ve ayıplı ürün teslimine ilişkin maddi tazminat ile birleşen dava, fatura alacağına dayalı başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/230 Talimat sayılı dosyası ile anılan 03/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, ticari defterlere göre ilk işlemin 30/09/2018 tarih ve ... yevmiye maddesinde, son işlemin 20/12/2019 tarih ve ... numaralı yevmiye maddesinde gerçekleştiğini, davacı ticari defterlerine göre; davacının davalıya 2018 yılı sonu itibariyle 127.816.68 TL borcu bulunduğunu, 2019 ve 2020 sonu itibariyle cari hesap bakiyesi sıfır olduğunu, dava tarihi olan 24/01/2020 tarlhi itibariyle taraflar araşında borç alacak bakiyesi bulunmadığını, davacı tarafça, 2018, 2019 ve 2020 yılı yevmiye defterlerinin ibraz edilmiş olduğunu, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının süresinde yapıldığını, defterlerin, yürürlükteki mevzuata, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve tek düzen hesap planına uygun olarak tutululduğunu, sahibi lehine delil teşkil etme niteliğine haiz olduğunu bildirmiştir.
Mahkememiz tarafından alınan 20/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; huzurdaki dava taraflar arasında kurulu olan ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağına ilişkin olmadığını, davanın davalı tarafından satışı yapılan ürünlerin ayıplı çıktığı iddiasına dayalı olarak davacının ödemek zorunda kaldığı tutarların ve sözleşmenin 13. Maddesindeki cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkin olması sebebiyle, talimat ile alınan bilirkişi raporunda, incelemenin cari hesap bazında yapılmış olması, özellikle ayıplı olduğu ürünler nedeniyle davacının üçüncü kişilere yapmış olduğu ödemeler noktasında defter, kayıt ve belge incelemesinin yapılmamış olması sebebiyle, bu konudaki noksanlığın giderilmesi gerektiği, bunun için de; davacı defter, kayıt ve belgeleri üzerinde, Sinop Valiliği Gençlik ve Spor Müdürlüğü ( ... Müdürlüğü) arasındaki cari ilişkinin, .... Şti. İle arasındaki cari ilişkinin ve diğer ayıba konu ödemelerin olduğu kişi/kuruluşlara ait cari ilişkilerin, davacının ödeme listesinde belirtmiş olduğu malzemelere ve işçilere yapılan ödemelere ilişkin kayıt ve belgelerin incelenmesi gerektiğini bildirmiştir.
Bilirkişi tarafından 11/01/2023 tarihli ek raporunda; ihtilafa konu izolasyon malzemelerinde mevcut olduğu iddia edilen ayıpla ilgili yapılmış teknik bir tespit olmamakla beraber, Sinop Gençlik ve Spor Müdürlüğünün yazıları ve ekleri, Saba Yalıtım firmasının dilekçesi ve ekleri, tanık olarak dinlenen Meteham Kadan'ın beyanı dikkate alındığında, anılan işlerde kullanılan boyaların (...'ın beyanına göre 2.000 m2 ) ayıplı çıktığının düşünülebileceği, davacının boyaların ayıplı çıkması nedeniyle oluşan kaybının garantiden vazgeçilerek iade edilmek zorunda kalınan çek nedeniyle 22.230,00 TL olduğu, tadilatlar için katlanılmak zorunda kalındığı iddia olunan 11.840,00 TL + 5.790,00 TL = 17.630,00 TL kısma ilişkin fatura, makbuz vb belgenin mevcut olmadığı, söz konusu giderin kadrimaruf olup olmadığı hususunun ise teknik nitelik arz ettiği ve ayrı branşın alanına girdiği, Sayın Mahkemece davalı şirket tarafından satışı yapılan ürünlerin ayıplı olduğu yönünde olması durumunda, davacının sözleşmenin feshinde haklı olduğunun ve dolayısıyla sözleşmenin 13. Maddesi kapsamındaki 130.000,00 TL cezai şart bedelinin tahsil hususlarının hukuki nitelik arz etmesi sebebiyle Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, ayıp ihbar süresi yönünden, dosyaya giren belgelerden izolasyon malzemelerinde mevcut ayıbın kullanım sonrası ortaya çıktığı dikkate alındığında, gizli ayıp olduğunun düşünülebileceği, bu durumda TTK md. 21 hükmünün değil, TBK 223. maddesinin dikkate alınabileceğinin düşünüldüğü, ayıp ihbarına, sözleşmenin bu sebeple feshine, sözleşme kapsamındaki cezai şart bedelinin ve zararların tazminine ilişkin Samsun 14. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin 27.8.2019 tarihinde gönderildiği, bu ihtarnameye ilişkin teslim belgesinde imzadan imtina edildiği beyan edilmişse de, davalı ve birleşen davalı şirket tarafından anılan ihtarnameye cevabi ihtarname gönderildiği, bu itibarla, Sayın Mahkemece yapılacak hukuki değerlendirme neticesinde, ayıpların mevcudiyetinin kabul edilmesi ve ayıp ihbarının da yukarıda belirtilen ihtarname ile yapıldığı dikkate alınarak, feshin haklı sebebe dayandığının kabul edilmesi durumunda; Garantiden vazgeçilmesi nedeniyle iade edilmek zorunda kalınan çek nedeniyle 22.230,00 TL, 130.000,00 TL cezai şart bedelinin talep konusu olabileceği, belgesi olmayan 17.630,00 TL ayıp nedeniyle yapılan tadilat giderlerinin kabulünün Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, ayıplar nedeniyle davalı birleşen davacının icra takibinde talep etmiş olduğu 50.300,56 TL fatura alacağının tahsilinin veya bu faturalar davacı tarafından kabul edilmeyerek deftere kaydedilmediği dikkate alınarak, TBK md. 203 hükmü uyarınca ayıp ihbarında bulunduğu dikkate alınarak tahsilinin istenemeyeceği noktasında nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili 24/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; ayıplı ürün bedellerine ilişkin 22.230 TL, cezai şarta ilişkin 130.000 TL olarak davasını ıslah etmiştir.
Davacı teslim aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu iddia etmişse de buna ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığı, taraflar arasındaki yazışmalardan da hatalı uygulama mı yapıldığı yoksa ürünlere ilişkin bir ayıbın mı bulunduğunun belirlenemediği, uyuşmazlığa konu izolasyon malzemesinin kullanılarak 3. kişilere karşı yapılan işlemlerin tamamlandığı, malzemeden numune ayrıldığına ilişkin bir iddianın olmadığı, bu şekilde tamamlanmış işlerde ayıbın üründen mi yoksa işçilik uygulamasından da mı oluştuğunun tespit edilemeyeceği, ...ile ... arasında 04/09/2018 tarihinde imzalanan distribütör - yetkili bayii sözleşmesinin 8. Maddesinde "Yetkili Bayiye teslim edilen ürünler içerisinde imalat hatası olanlar, ancak ...'nın yetkililerince incelenerek tespit edilip imalat hatası onaylandıktan sonra iade kabul edilecektir. İadenin ... tarafından yazılı olarak kabul edilmesi halinde ürünler, yetkili bayinin sevk irsaliyesi ve iade fatura düzenlemesiyle kabul edilir " şeklinde hüküm bulunduğu, somut olaydaki şekliyle ileri sürülen ayıp iddiasının ispatlanamadığı değerlendirilmiştir.
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde; ...'nın faaliyetlerine son verileceğinin ve sonraki işlemlerin ... şirketi ile devam edileceğinin kendilerine bildirilmesi nedeniyle ...ile ... arasında 04/09/2018 tarihinde imzalanan distribütör - yetkili bayii sözleşmesinin sözleşmenin feshi başlıklı 13. maddesinin son fıkrasında belirtilen " tarafların işbu sözleşme hükümlerine aykırılıkları halinde karşı tarafa hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmadan 130.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt eder" hükmü uyarınca cezai şart talep etmişse de sözleşme kapsamında verilen 19 adet çekin 07/12/2018 tarihinde davalı ...'ye iade edildiği, cevaba cevap dilekçesinde; ...'nın araç bedellerini karşılayamayacaklarını, malzeme üretemediklerini, sözleşmedeki belirtilen şartları sağlayamayacaklarını belirterek çekleri iade etmek istediğini, bunun için fabrika müdürü ... ile bölge müdürü ...'ın Samsun'a geldiklerini beyan etmiş bu süreçten sonra da dava konusu edilen ürünlerin ayıplı olduğunun ortaya çıktığını iddia etmiştir. ...ile ... arasındaki bayilik sözleşmesinin karşılıklı olarak tasfiye edildiği iddia ve savunmalardan anlaşılmakla, diğer davalı ve birleşen davacı ... ile ...arasındaki ticari ilişkinin de devam ettiği gözetildiğinde cezai şart koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Davalı ... bölge müdürü ...'ın talimat mahkemesince alınan tanık beyanınında; tarih belirtmeksizin, satmış oldukları iki bin metre karelik alana ilişkin poliüretan malzemenin gönderildiğini, iki hafta sonra yağan yağmurlarda malzemenin su yalıtım malzemesi olmasına rağmen çöktüğünün ve işe yaramadığının kendilerine bildirildiğini, şirket sahibi ... ile inceleme yapmak üzere gittiklerini, uygulanan malzemenin ayıplı olduğunu yerinde gördüklerini ve buna ilişkin fotoğrafların çekildiğini, beyan etmişse de tanık anlatımlarının iddia ve savunmalarda vakıa olarak yer almadığı, cevaba cevap dilekçesinde ... ile bölge müdürü ...'ın çek teslimi için geldiklerini ve bu süreçten sonra ayıpların çıktığı iddia edildiğinden ve tanık ile davalılar arasında Ankara 35. İş. Mahkemesinin 2020/816 Esas sayılı dava dosyasıyla husumetin de bulunduğu dikkate alındığında, tanık beyanına itibar edilemeyeceği, tanık beyanın soyut nitelikte olduğu, iddia ve savunmalarla örtüşmediği ve ayıp iddiasını ispatlar mahiyette olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; tanık olarak dinlenen ...'ın beyanlarına itibar edilmesi ve ayıp iddiasının ispatlanmış olması ihtimaline dayalı olarak dava dışı şirketlerden gelen yazı cevapları doğrultusunda hesap edilen zarar miktarı ve cezai şarta ilişkin değerlendirmeler mahkememizce dikkate alınmamış, belirtilen hususlar hukuki nitelik taşıdığından rapora itirazlar da reddedilmiştir.
Birleşen dava yönünden faturaya dayalı alacak iddiasında bulunulmuşsa da delil olarak dayanılan ticari defterlerin incelenmesinde tarafların borç alacak bakiyelerinin sıfır olduğunun tespit edildiği, birleşen davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı kabul edilmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporuna göre; davacının teslim aldığı ürünlerin ayıplı olduğu iddiasını ispatlayamadığı, davacı ile ... arasındaki sözleşmesinin karşılıklı olarak tasfiye edildiği ve davacının vermiş olduğu çekleri geri aldığı, sonrasında diğer davalı birleşen davacı ile ticari ilişkinin devam ettiği, bu nedenle cezai şart koşullarının oluşmadığı, birleşen dava yönünden tarafların ticari defterlerinde borç alacak bakiyelerinin bulunmadığı, birleşen davadaki alacak iddiasının ispatlanamadığı, birleşen davacının icra takibini kötü niyetle yaptığına dair de bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçesi ile,
'' ASIL DAVA 2020/918 ESAS SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN
Davanın reddine,
BİRLEŞEN DAVA 2020/936 ESAS SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN
Davanın reddine,
Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı/davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı/birleşen dosya davalısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından ayıplarla ilgili herhangi bir tespitin yapılmadığı, hatalı uygulama mı yapıldığı yoksa ürünlere ilişkin bir ayıbın mı bulunduğunun belirlenemediği, teslim alınan ürünlerin ayıplı olduğu iddiasının ispatlanamadığı yönünde yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında toplanan deliller, dinlenen tanıkların beyanları, dosya kapsamında yer alan 11/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporu ile dava konusu edilen ürünlerin kendisinden kaynaklı olarak ayıplı olduğunun ispat edildiğini; ürünlerin işçiliği ile ilgili bir ayıp ve eksiklik söz konusu olmadığını,
Dava konusu ürünlerden bir kısmını ... Firmasına teslim edildiğini, firma sahibi ...'ün ile davacıya ait iş yeri çalışanı ...'a davalı ... .. Ltd. Şti. ürünlerinin eksik ve bozuk geldiği, ürünlerin renklerinin farklı olduğu, içinde pütürmelerin oluştuğu, zeminlerin kalktığı hususlarında şikayette bulunduğunu, ...'ün beyan ettiği gibi ürünler üzerinde oluşan bu ayıpların video kaydına alındığını; taraflarınca bu videonun CD içerisinde mahkeme dosyasına sunulduğunu; mahkemece bu CD içerisindeki görüntülerin incelenmediğini; eksik araştırma yapıldığını, CD içerisinde yer alan video görüntüsü izlendiğinde zeminin kolayca kalktığının görüldüğünü, normal şartlar altında astarla ürünün sıkı sıkıya birbirine yapışması gerekirken ürününün çok kolay bir şekilde astardan ayrıldığını, video kaydı üzerinde mahkemece bilirkişi marifeti ile çözümleme ve ayıba dair inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu sorunların ... tarafından ... uygulaması üzerinden davalı şirket müdürü ...'e 27/05/2019 tarihinde gönderilerek ayıpların davalıya bildirildiğini; taraflar arasında geçen bu ... konuşma kayıtlarının taraflarınca dosyaya sunulduğunu; konuşma kayıtları incelendiğinde ...'in ...'ı dolayısıyla davacıyı yanlış yönlendirdiğinin anlaşılacağını, mahkemece bu konuşma kayıtlarının incelenmediğini, kararın deliller kısmında tartışılmadığını,
Davacının, davalı yandan sipariş ettiği ürünler ile Sinop ilinde yer alan ...Müdürlüğünde izolasyon işlemi yaptığını, ancak işlem yapılan yerlerde izolasyon kaynaklı su sızıntılarının oluştuğunun tespit edildiğini; bu durumun Sinop Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından davacıya hem e-mail hem de resmi yol ile bildirildiğini; yurtta yaşanan mağduriyetin aylarca devam ettiğini; Sinop Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından davacıya yollanan 17/03/2020 tarihli, E.421808 sayılı yazı ile su sızıntısının devam ettiğinin, gerekli kontrollerin yapılarak eksikliklerin giderilmesinin n talep edildiğini; resmi yazı, müvekkile atılan e-mail çıktısı, yurtta yaşanan bu su sızıntılarına ilişkin 3 adet fotoğrafın taraflarınca eldeki dosyaya sunulduğunu; mahkemece bu delillerin incelenmediğini, kararın deliller kısmında tartışılmadığını; fotoğraflar üzerinden mahkemece bilirkişi marifeti ile çözümleme ve ayıba dair inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
Davacı tarafından Samsun'da Gazi İl Halk Kütüphanesi nde kullanılmak üzere .... Ltd. Şti.ne teslim edilen davalı ürünlerinin ayıplı olduğunun tespit edildiğini; ürünlerin yalıtım ve su geçirmezliği konusunda sıkıntı yaşanması, davalı ürünlerinini ayıplı olması nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin 28/12/2018 tarihinde feshedildiğini; iş yapımı için alınan 31/10/2019 tarihli, ... 0312233 nolu çekin müvekkili tarafından .... Ltd. Şti.ne iade edildiğini; tüm belgelerin dosyada mevcut olduğunu, yargılama aşamasında yerel mahkemece .... Ltd. Şti.ne müzekkere yazılarak ... tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı çıktığına dair bir tespit yapılıp yapılmadığı, ayıplı çıkan ürünlerin listesi ,ayıp doğrultusunda yapılan ihbarlar ile bu olaya ilişkin tutulan cari hesap kayıtlarının celbinin istendiğini; .... Ltd. Şti. yetkilisi ... ... tarafından bu müzekkereye 22/04/2022 tarihli dilekçe ile cevap verildiğini; şirket yetkilisi yazı cevabında, davacı tarafından kendilerine teslim edilen 15 kg dan 12 set ... astar, 25 kg dan 32 set pu sol -2k poliüretan zemin kaplama malzemesi , 5 kg dan 1 adet akrilik astar, 5 kg dan 3 adet akrilik astar, 30 kg dan 27 adet ml süper 2 k almento esaslı yalıtım malzemesinin kullanılması sonucu ürünlerin yalıtım ve su geçirmezliği konusunda sıkıntı yaşandığının, bu nedenlerle de sözleşmenin iptal edildiğinin belirtildiğini; şirket yetkilisinin yazı cevabı ekinde davacı ile işlemlerine dair muavin defter suretini de ibraz ettiğini, .... Ltd. Şti. yetkilisi tarafından bizzat mahkemeye sunulan yazı cevabında ürünlerin açık ve net bir şekilde ayıplı olduğunun belirtildiğini; mahkemece bu yazı cevabının incelenmediğini, kararın deliller kısmında tartışılmadığını;
Yerel Mahkemece tanık ...'ın davalı şirketler aleyhine Ankara 35. İş Mahkemesinin 2020/816 esas sayılı dosyasında açmış olduğu dava nedeni ile beyanlarına itibar edilemeyeceğinin belirtildiğini; Ankara 35. İş Mahkemesinin 2020/816 esas sayılı dosyasında görülen işçilik alacaklarına dair dava ile eldeki davanın hukuken ve fiilen birbirinden çok farklı davalar olduğunu; ...'ın davalı şirket ...'nın bölge müdürü olarak çalışması nedeni ile dava konusu ettikleri ürünlerdeki ayıplar hususunda bizzat görgü şahidi olduğunu; bu nedenlerle tanık beyanına itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, ...'ın "Ben davalılar ...... Ltd. Şti ve ... ... ... Ltd.Şti 'nin bölge müdürü olarak görev yapıyordum, davacı iseşirketlerimizin bayisi idi, bizim satmış olduğumuz, malzemelerin uygulamalarını yapıyordu, yaklaşık iki bin metre karelik bir alana ilişkin poliüretan malzeme gönderildi, yaklaşık iki hafta sonra yağan yağmurlarda malzemenin su yalıtım malzemesi olmasına rağmen çöktüğü ve işe yaramadığına ilişkin bildirim yapıldı, bunun üzerine şirket sahibi ... ileberaber yerinde inceleme yapmak üzere gittik, uygulanan malzemenin ayıplı olduğunu yerinde gördük ve buna ilişkin fotoğraflar çekildi. Gönderilen malzeme yağmurda çöktüğünden ayıplı olduğu anlaşıldı. Ben daha sonra işten ayrıldım," şeklinde beyanda bulunduğunu, tanığın beyanlarının soyut olmadığını; mahkemece soyut kabul ediliyor ise talimat mahkemesine yeniden talimat yazılarak tanığa sorulacak soruların talimat mahkemesine bildirilmesi gerektiğini; tanığın söz konusu ayıpların ortaya çıkmasından sonraki bir tarihte işten ayrıldığını beyan ettiğini; tanığın doğruyu söylediğini,
Ayıbın işçilik sonucu ortaya çıkabileceği ihtimalinin somut gerçekle uyuşmadığını, davacının davalılardan teslim aldığı ürünleri teslim ettiği firmalardan bir çok kez şikayet aldığını; şikayetlerin de yargılama aşamasında detaylıca izah edildiğini; şikayetlerin tamamının aynı doğrultuda olduğunu; davacının ürün teslimatı yaptığı firma ve kurumların birbirinden apayrı olduğunu; bütün firma ve kurumlara teslim edilen ürünlerle ilgili ortaya çıkan ayıbın işçilik kaynaklı olduğunun kabulünün mantığa aykırı olduğunu; ürünlerin monte edilmesi, kullanılmasının ayrı ayrı kişi ve firmalar tarafından gerçekleştirildiğini; davacının bu hususa yapabileceği bir müdahale bulunmadığını; böyle bir yükümlülüğü de bulunmadığını; bu nedenlerle ayıbın ürünün kendinden kaynaklı olduğunun kabulü gerektiğini,
Davacı, davalı firmanın ayıplı ürünleri nedeni ile ortaya çıkan zararları telafi etmek amacıyla ... ....ltd. Şti'nden ürün tedarik ettiğini, işçiliği de sağlayarak üçüncü kişilerin ve firmaların uğradığı zararları kendi bütçesi ile giderdiğini,
Davacı müvekkil Samsun, Tekkeköy'de bulunan dükkan için ... ....ltd. Şti'nden ;... 18 KG GRİ 1 ADET 167,58-TL ... 18 KG 3 ADET 551,81 TL,... 18 KG 2 ADET 367,87 TL bedelinde ürün sipariş ettiğini; bu ürünler için ... ....Ltd. Şti. tarafından 13.04.2019 tarihli ... nolu fatura tanzim edildiğini; işçilik için ise davacı tarafından ...'e 20.07.2019 tarihinde 500,00-TL, 01.08.2019 tarihinde ise 700,00-TL ödendiğini; fatura ve imzalı tahsilat makbuzlarının dosyaya mübrez olduğunu,
Davacının ... Adlı Firma İçin ... ....ltd. Şti'nden ; ... 18+2 KG - 6 ADET 4.238, 40 TL , ... 18 KG- 8 ADET 1.473,21 TL , ... 18+2 KG - 3 ADET 2.241,53 TL bedelinde ürün sipariş ettiğini; bu ürünler için ... ....ltd. Şti. tarafından 25.11.2019 tarihli 00448 nolu ,26.11.2019 tarihli 004453 nolu ve 19.12.2019 tarihli 004472 nolu faturanın tanzim edildiğini; dosyada mübrez olduğunu,
Davacının Sinop mahmut kefevi kız öğrenci yurdu için ... ....ltd. Şti'nden ;...1K 15 KG 10 ADET 3.131,13 TL, ... 18 KG RAL 2012 2 ADET 367,88 TL, ... 18 KG GRİ 1 ADET 183, 94 TL bedelinde ürün sipariş ettiğini; bu ürünler için ... ....ltd. Şti. tarafından 29.03.2019 tarihli 004234 nolu,09.08.2019 tarihli ... nolu ve 09.09.2019 tarihli ... nolu faturalar tanzim edildiğini; dosyada mübrez olduğunu, işçilik için ise davacı tarafından ...'e 02.04.2019 tarihinde 2.000,00-TL, 05.04.2019 tarihinde 1.000,00-TL, 26.04.2019 tarihinde 500,00-TL ödendiğini, ...'e ise 02/05/2019 tarihinde 50,00-TL ödendiğini; bu bedellerin ödendiğini gösterir imzalı tahsilat makbuzlarının dosyada mübrez olduğunu,
Davacının Samsun merkezde yer alan ... adlı alışveriş merkezinin otoparkı için ... ....ltd. Şti'nden, ... ÇOK ... 5KG 1 ADET 91, 57 TL bedelinde ürün sipariş ettiğini; bu ürünler için ... ....ltd. Şti. tarafından 13.04.2019 tarihli ... numaralı faturanın tanzim edildiğini; yine davacı tarafından işçilik bedeli olarak ...'e 20.07.2019 tarihinde 500,00-TL ödeme yapıldığını; bu bedellerin ödendiğini gösterir imzalı tahsilat makbuzlarının dosyada mübrez olduğunu,
Davacı müvekkili Samsun Gazi İl Halk Kütüphanesi İçin ... ....ltd. Şti'nden; H,,,18 KG GRİ 1 ADET 183,94 TL bedelinde ürün sipariş ettiğini; bu ürünler için ... ....ltd. Şti. tarafından 09.09.2019 tarihli ... nolu,30.05.2019 tarihli 004295 nolu,31.07.2019 tarihli ... nolu,13.04.2019 tarihli ... nolu ve09.08.2019 tarihli ... nolu faturalar tanzim edildiğini; faturaların dosyada mübrez olduğunu, işçilik bedeli olarak ...'e 10.04.2019 tarihinde 600,00-TL, 30.07.2019 tarihinde 500,00-TL, 01.08.2019 tarihinde 500,00-TL, 09.08.2019 tarihinde 1.250,00-TL, ...'ya 29.06.2019 tarihinde 1.000,00-TL, 03.07.2019 tarihinde 500,00-TL ödeme yapıldığını; bu bedellerin ödendiğini gösterir imzalı tahsilat makbuzlarının dosyada mübrez olduğunu,
Davacı tarafından satın alınan ürünlere karşılık olarak ... ....ltd. Şti.'ne çek keşide edildiğini, bir kısım çeklerin de ciro edildiğini; çek suretlerinin dosyada mübrez olduğunu; bu çeklerin ... ....ltd. ŞTİ. tarafından tahsil edildiğini, (Çek bedelleri, müvekkilin ... ....Ltd. Şti.'nden satın aldığı ve de dava konusu olmayan başkaca birçok ürünlerin bedelini de ihtiva etmekte olduğunu)
Davalı yanın davacıya teslim ettiği ürünlerden ayıplı çıkan ürünlerin nevi ve cinsinin genelde aynı olduğunu ve davacının ayıptan doğan zararları gidermek üzere ... ....ltd. Şti.'den yeniden ürün tedarik ettiğini; davacının firmalara teslim ettiği ürünlerden sorumlu olduğunu; bu hususta yapılan işçiliğin davacıyı ilgilendiren bir husus olmadığını; ürünlerin ayıplı çıkması nedeni ile davacının bu zararı tazmin etmek durumunda kaldığını; bu nedenlerle ayıbın ürünlerin kendinden kaynaklı olduğunun kabulünün zorunlu olduğunu,
Mahkemece gerekçeli kararda ...ile ... arasındaki 04/09/2018 tarihinde imzalanan distribütör - yetkili bayii sözleşmesinin 8. Maddesi uyarınca ayıbın ispat edilemediğinin değerlendirildiğini, ancak ürünlerin kullanıldığını ve kullanıldıktan sonra ürünlerdeki ayıpların ortaya çıktığını; bu durumda ürünlerin iadesinin imkansız olduğunu; ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu; ilk bakışta ortaya çıkabilecek veyahut da ilk bakışta üçüncü bir kişi tarafından anlaşılabilecek bir ayıp olmadığını; mahkemece yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu,
Mahkemece sözleşmenin karşılıklı olarak tasfiye edildiğinden bahisle cezai şart koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşme gereği cezai şarta hükmedilebilmesi için aranan koşulun taraflardan birinin sözleşme hükümlerine aykırı davranması olduğunu; bunun dışında ayrıca bir şartın gerçekleşmesine gerek kalmadığını; davalı şirketlerin ayıplı ürün teslimi yaparak davacı şirkete karşı sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, ayrıca gerekçeli kararda sözleşmenin tasfiye edildiği, 19 adet çekin 07/12/2018 tarihinde davalıya iade edildiği belirtilmişse de bu tarihten sonra davanın tarafları arasında sözleşme hükümlerinin devam ettiğini; davacının bu tarihten sonra da davalılardan ürün teslim aldığını; bu hususun sipariş formları ile de sabit olduğunu,
Davalı şirketler arasında da organik bağ bulunmakta olup cezai şarttan sorumlu olduklarının kabulü gerektiğini; yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
Birleşen davanın reddine karar verilmesine aynen iştirak ettiklerini ancak kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu; birleşen dosya davacısının davaya konu ettiği faturaların zaten ayıplı olan ürünlere ilişkin olduğunu; birleşen dosya davacısı şirket ürünlerin ayıplı olduğunu bilerek ve de faturaları defterlerine kaydetmeyerek davalı aleyhine takip başlattığını; kötü niyetli olduğunu; bu nedenlerle kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini,
Asıl dava açısından davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine itiraz ettiklerini,
İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak hususlar dahilinde, ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, birleşen dava yönünden kötü niyet tazminatı açısından kaldırılmasına, asıl davanın tümden kabulüne, duruşma ve tehir-i icra taleplerinin kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen dava yönünden verilen davanın reddi kararının; alacağın davalı ... tarafından kabulü, ürünlerin kullanıldığının ve bedelinin ödenmediğinin ikrarı karşısında usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davalının, davacı... firmasından ürün aldığını kabul ettiğini, her ne kadar ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile iş bu davayı açmış olsa da davacı... firması tarafından gönderilen ürünleri kullanmasına karşın ödeme yapmadığını; esas davada davacının aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu ispat edemediği hükmü değerlendirildiğinde davacının almış olduğu ürünlerin bedelini de ödemesi gerektiği sonucuna ulaşılacağını, esas dava davacısının istinaf dilekçesinin sekizinci maddesinde, ürünlerin alındığını belirtlere ikrarda bulunduğunu,
İleri sürerek yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak hususlar dahilinde; ilk derece mahkemesi kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına, asıl dava davacı tarafın istinaf talebinin reddine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin birleşen dosya davalısı ve esas dava davacı tarafı olan ... üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Asıl dava; davacının davalı ... Şirketi ile aralarındaki distribütörlük sözleşmesi kapsamında davalıdan temin ederek üçüncü kişilere sattığı ürünlerin ayıplı çıktığından bahisle, ayıplı ürünler için ödenen bedelin şimdilik 500,00-TL'sinin davalılardan tahsiline, sözleşmenin 13 maddesi gereği sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğan cezai şartın şimdilik 500,00-TL'sinin davalılardan tahsiline, birleşen dava ise, birleşen davacı ...'ın faturaya dayalı alacağının tahsili amacıyla başlattığı ilamsız takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl davada davacının
Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece taraf delillerinin toplandığı, tanıkların dinlenildiği, asıl davada davacı birleşen davada davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, akabinde asıl davada davalı şirketler ile birleşen davada davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişiye inceleme yaptırılarak kök ve ek rapor alındığı, tahkikatın bitirildiği, asıl davada davacının, davalı ...'dan satın aldığı ürünlerin ayıplı olduğuna dair tespit yapılamadığı, taraflar arasındaki yazışmalardan hatalı uygulama mı yapıldığının, ürünlere ilişkin bir ayıbın mı bulunduğunun belirlenemediği, üçüncü kişilere satılan malzemelerin kullanıldığı ve malzemeden numune alındığına dair bir iddia olmadığı, asıl davada davacı ile ... arasındaki sözleşmenin 8 inci maddesine uygun şekilde ayıp iddiasının ispatlanamadığı, yine bu sözleşmenin tarafların karşılıklı anlaşması ve teminat olarak davalı ...'ya verilen çeklerin davacıya iade edilmesi ile 07/12/2018 tarihinde tasfiye edilmiş olduğu, bu nedenle sözleşmenin 13 maddesindeki cezai şartı talep koşullarının oluşmadığı, birleşen davada ise davacının kendi defter ve kayıtlarına göre davalıdan alacaklı olmadığı gerekçeleri ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
04/09/2018 başlangıç 31/03/2020 bitiş tarihli bayilik sözleşmesi asıl davada davacı ile davalı ... arasında bağıtlanmış olup, sözleşmenin 10 uncu maddesi kapsamında davalıya teslim edilmiş olan 19 adet teminat çekinin 07/12/2018 tarihinde davacıya iade edildiğinin tarafların kabulünde olduğu, nitekim çeklerin iade alındığına dair belgenin asıl dava dilekçesi ekindeki belge ile dosyaya sunulduğu, buna göre davacı ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin süresi dolmadan, tarafların karşılıklı anlaşması ile sona erdiğinin anlaşıldığı, asıl davada davacı ile ... markasının haklarını devralan davalı ... arasında yeni bir bayilik sözleşmesi yapıldığına dair delil bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren asıl dava davacısı ile davalılar arasındaki ticari ilişkinin, çerçeve bir sözleşmeye bağlı olmayan ticari satış ilişkisi olarak devam ettiğinin kabulü gerektiği, nitekim davacının 2019 yılı ba formlarından hem davalı ...'dan, hem de davalı...'dan ayrı ayrı alım beyan ettiğinin görüldüğü, öncelikle 04/09/2018 tarihli sözleşmeye asıl dava davalısı ... taraf olmadığından, bu sözleşmenin 13 maddesinde düzenlenen cezai şart alacağının bu davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğuna dair davacı iddiasını ispata elverişli delil de sunulmadığı, sözleşmenin 13/son fıkrasında "Tarafların işbu sözleşme hükümlerine aykırlıkları halinde karşı tarafa hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmadan 130.000,00-TL ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Ayrıca tdraflar cezai şartın fahiş olduğu ve indirilmesi talebinden vazgeçtiğini kabul heyan ve taahhüt ederler." düzenlemesinin yer aldığı, bu hükümde yer alan cezai seçimlik cezai şart olup, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere bayilik sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmiş bulunması karşısında anılan cezai şartın davalı ...'dan tahsilinin de talep edilemeyeceği, asıl davada davacının cezai şart alacağına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Asıl davada davacının; 2019 yılı içerisinde, üçüncü kişilerle yapmış olduğu yalıtım sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerinin ifası için davalılardan farklı zamanlarda satın almış olduğu yalıtım malzemelerinin uygulama sonrasında ayıplı çıktığını ileri sürdüğü, davacının davalılardan satın aldığı ürünlerin hangi zeminlerde ve hangi iş için kullanılacağına, uygulama yapılacak zemine göre hangi malzeme türünün uygulanması gerektiğine ve uygulama tekniğine ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığı, davalıların davacıya uygulama tekniği ve uygulama yapılacak zemine uygun mazleme tedariki yükümlülükleri bulunduğuna dair delil sunulmadığı, faaliyet alanı yalıtım hizmeti vermek olan davacının, uygulama tekniği ve zemin malzeme uyumluluğundan kendisinin sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, davacının davalılardan satın aldığı malzeme ile uygulama yapıldığını bildirdiği beş ayrı yerden, Samsun merkezde yer alan ... adlı alışveriş merkezinin otoparkı ve Samsun Tekkeköy'de bulunan dükkanda yalıtım sorunu olduğuna dair herhangi bir delil sunmadığı, ... isimli firma için yapılan uygulamaya yönelik sunulan ... yazışmalarının ise uygulanan malzemenin ayıplı olduğuna ilişkin değil, malzemenin zemine uygun olmadığına ve uygulama tekniğinin hatalı olduğuna yönelik olduğu, Samsun Gazi İl ...yalıtımı için yapılan sözleşmenin dava dışı ...Şirketi tarafından ayıp nedeniyle feshedildiğinin ileri sürüldüğü, dosyaya iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra sonra sunulan ve delil listesinde dayanılmayan davacı ile dava dışı ...arasındaki 28/12/2018 tarihli fesih sözleşmesinde, fesih nedenine ilişkin bir açıklamanın yer almadığı, mahkemece bu şirkete yazılan müzekkere cevabında, davacıdan temin edilen ürünlerin kullanılması sonucunda ürünlerin yalıtımı ve su geçirmezliği hususlarında sıkıntı yaşandığının davacıya bildirildiği ve sözleşmenin feshedildiği belirtilmiş ise de, yerinde yapılmış bir ayıp tespiti veya fotoğraf bulunmadığı; Sinop ili ...Müdürlüğün'den ihale ile alınan ön bahçe avlusu yalıtım hizmeti işinde malzeme uygulaması yapıldığı, yurt müdürlüğünden gelen yazı cevabında 09/10/2019, 27/12/2019 ve 16/03/2020 tarihlerinde su sızıntılarının devam ettiğinin tespit edildiğinin, davacı firma ile yapılan yazışmalar sonucunda eksikliklerin giderildiğinin bildirildiği, davacı tarafından eksiklikler giderilmeden evvel delil tespiti yaptırılmadığı gibi, davacının davalılardan aldığı ürünleri kullanarak yaptığı yalıtım uygulamasının, ürünlerin ayıplı olması nedeniyle ... şirketinden 29/03/2019, 09/08/2019 ve 09/09/2019 tarihli faturalar karşılığı alınan malzemelerle giderildiğini iddia etmesine rağmen, yurt müdürlüğünün yazı cevabından 2019 yılı Ekim, Aralık ve 2020 yılı Mart ayı itibariyle su sızıntılarının devam ettiğinin belirtilmiş olması karşısında, sızıntının davalılardan temin edilen ürünlerden mi, uygulama hatasından mı kaynaklandığının anlaşılamadığı, yine davacı iddiasının aksine davacının dava dışı ... Şirketi'nden ikame mal temin ettiğini iddia ettiği faturaların tarihleri itibariyle, yurt müdürlüğü tarafından yapılmış bir sızıntı bildiriminin olmadığı, bu bildirimin davacının davalılara gönderdiği 27/08/2019 tarihli ihtarname tarihi itibariyle de mevcut olmadığı, öte yandan davacının, uygulamaların yapıldığı yerlerin hangisinde hangi davalıdan alınan malzemelerin kullanıldığını da ortaya koyamadığı, nitekim davacı vekilinin mahkeme ara kararına istinaden sunduğu 10/11/2021 tarihli dilekçesinde, ayıplar üzerinde mahkemece veya eksper tarafından yapılan herhangi bir tespit bulunmadığının ve şuanda da ayıpların teknik inceleme ile tespitinin mümkün olmadığının belirtildiği, tanık ...'ın beyanının, hangi davalıdan alınan hangi ürünlerin, hangi uygulama sahasında ayıplı çıktıklarına dair somut bir bilgi içermediği de gözetildiğinde, mahkemece gerekçesi açıklanarak bu tanığın beyanının hükme esas alınmamış olmasında isabetsizlik bulunmadığı, sonuç olarak davacının davalılardan temin ettiği mazlemelerin ayıplı olduğu iddiasını ispat edemediğine yönelik mahkeme kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, asıl davada davacının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Asıl davada mahkemece reddedilen tutar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, asıl davada davacının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Birleşen davada davacı şirketin kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, takip tarihi itibariyle birleşen davalıdan takip dayanağı faturalar nedeniyle alacaklı görünmediği sabit olup, HMK'nun 222/3 fıkrası uyarınca, hükmün ikinci fıkrasına uygun tutulan davacı şirket defterlerindeki davacının lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı da gözetildiğinde, birleşen davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Birleşen davada davalı vekilinin kötü niyet tazminatına yönelik istinaf sebebi ise; birleşen davacının takipte haksız olduğu tespit edilmekle birlikte, davanın alacağın ispatlanamaması nedeniyle reddedildiği, birleşen davada davalı yanca, birleşen davacının takipte kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine yönelik kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada davacı birleşen davada davalının asıl ve birleşen davaya, birleşen davada davacının birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin asıl davada davacı ...'tan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davaya yönelik alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin birleşen dosya davalısı ...'tan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davaya yönelik alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin birleşen dosya davacısı ... Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda asıl dava yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere birleşen dava yönünden ise 07/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.