T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1749 Esas
KARAR NO : 2026/963 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/495 Esas - 2023/266 Karar
TARİHİ: 09/05/2023
DAVA: İtirazın İptali Davası (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı )
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı.... Ltd. Şti. unvanlı şirket ile davacı banka arasında 15/11/2017 ve 06/06/2018 düzenlenme tarihlerinde takibe konu edilen genel kredi sözleşmelerinin düzenlendiğini, sözleşme konusu borçların ödenmemesi üzerine kredi asıl borçlusu ve kefillere Ankara 3. Noterliğinin 28/01/2022 tarih ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini ve devamında davalının borca yetecek miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/62 Değişik İş Esas ve 2022/60 Değişik İş Karar sayılı dosyası ile ihtiyati haciz konulduğunu, işbu kararın icrası için Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nde ... İcra numarası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, işbu takibe davalı vekili aracılığı ile 13/04/2022 tarihinde icra dosyasına sunduğu dilekçe ile itiraz ettiklerini, davalının davacı bankaya borcunun olmadığını iddia ettiğini, 15/11/2017 ve 06/06/2018 düzenlenme tarihli genel kredi sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere davalının kredi asıl borçlusu.... .... Ltd. Şti. unvanlı şirkete kefil olduğunu, dolayısıyla davalının davacı bankaya borcunun olmadığı iddiası gerçeği yansıtmadığından davalının yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalının kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının olduğunu, davalının herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının kefil olarak katıldığı ve 15/11/2017 tarihli 660.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine istinaden tüm borçlar davalı ve dava dışı ... Limited Şirketi tarafından ödendiğinden davalının söz konusu genel kredi sözleşmesi kapsamında herhangi bir borcu kalmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 09/05/2023 tarih ve 2022/495 Esas - 2023/266 Karar sayılı kararında;
"......Davalı tarafın itirazları ve icra dosyasındaki borcun tespiti amacıyla dosya bilirkişiye tevdii edilmiş, hesap bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan 08/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile ...Ltd. Şti. arasında 15/11/2017 tarihinde 106 numaralı 600.000,00 TL limitli, ... Ltd. Şti. ile 06/06/2018 tarihinde 99 numaralı 680.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, davalının 06/06/2018 tarihli 680.000,00 TL limitli kredi sözleşmesine 750.000,00 TL miktarla müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, gönderilen ihtarnameye yasal süresi olan 30 gün içinde itiraz edilmediği, itiraz edilmeyen hesap özetinin İcra ve İflas Kanunu'nun 68/b. maddesi gereğince aynı Kanun'un 68/1. maddesinde yazılı belge niteliği kazanmış asıl alacak ve faiz oranı bu nedenle kesinleştiği, kat tarihinden takip tarihi arası ihtarname ve sözleşme kapsamında talep edilebilecek akdi ve temerrüt faiz oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle talep edebileceği tutarın 601.431,79 TL asıl alacak olduğu, sonuç itibariyle dosyaya sunulan belgeler ve 08/12/2022 tarihli bilirkişi raporu kapsamında borçlunun takibe dayanak krediden dolayı 601.431,79 TL asıl borcunun bulunduğu ve davalı tarafından ödenmediği sabittir. Bu nedenle davalının asıl alacağa yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 601.431,79 TL asıl alacak yönünden devamına karar verilmiştir.
Yüksek Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 24/03/2015 tarih 2014/19986 Esas 2015/4159 Karar sayılı ilamında kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit olduğu ifade edildiğinden icra dosyasına konu alacak genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığından davaya konu alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir: " gerekçesi ile,
''1-)Davacının davasının KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,
Davalının Tekirdağ İcra Dairesi'nin ... İcra sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile icra takibinin 601.431,79 TL asıl alacak, 13.362,15 işlemiş temerrüt faizi, 668,11 TL BSMV, 1.140,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 213,70 TL başvurma ve peşin harç, 225,20 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 617.040,95 TL üzerinden devamına,
Davalının icra dosyasında uygulanan faiz oranlarına yapmış olduğu itirazlarının BSMV alacağı haricinde diğer alacak kalemleri yönünden reddine, ancak BSMV alacağı için kabulü ile %0,05 oranında işleyecek temerrüt faizinin uygulanmamasına,
2-)İtirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarının %20'si oranında (120.286,35 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme ile hazırlanmış olması ve bu raporlara dayalı hüküm kurulmasının müvekkil bankanın alacaklarının eksik hesaplanarak mağdur edilmesine sebep olacağı ve alacağının tahsilinin eksiksiz bir biçimde yapılmasına engel teşkil edeceğini, söz konusu kararın bozulması gerektiğini,
Dava dışı.... .... Ltd. Şti. unvanlı şirket ile davacı banka arasında 15.11.2017 ve 06.06.2018 düzenlenme tarihlerinde dava konusu takibe konu edilen "Genel Kredi Sözleşmeleri" düzenlendiğini, sözleşme konusu borçların ödenmemesi üzerine kredi asıl borçlusu ve kefillere Ankara 3.Noterliğinin 28.01.2022 Tarih ve ... Yevmiye Nolu ihtarname gönderildiğini ve devamında ...'nin borca yetecek miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022-62 D.İş Esas ve 2022-60 Karar sayılı dosyası ile ihtiyati haciz konulduğunu, işbu kararın icrası için Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nde ... Esas numarası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, işbu takibe davalı / borçlu ... vekili aracılığıyla 13.04.2022 tarihinde icra dosyasına sunduğu dilekçe ile itiraz ettiğini, itirazın iptali davası için dava şartı olan arabuluculuk koşulunun 2022/48497 dosya numarası ile yerine getirilmiş olduğu görüşmelerin 10.05.2022 tarihli son tutanak ile "görüşme sonucu anlaşamama" şeklinde sonuçlandığını,
15.11.2017 ve 06.06.2018 düzenlenme tarihli Genel Kredi Sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere ...'nin kredi asıl borçlusu.... .... Ltd. Şti. unvanlı şirkete kefil olduğunu, taraflarınca ... aleyhine Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022-495 Esas numarası ile açılan itirazın iptali davasında bilirkişi ... tarafından müvekkil banka alacak kalemlerinin hesaplanması açısından dosyaya 08.12.2022 tarihli kök raporu ve 04.03.2022 tarihli ek rapor olmak üzere 2 ayrı bilirkişi raporu sunulduğunu,
Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda alacak kalemleri hesaplamalarının eksik inceleme sonucunda yanlış hesaplandığını, bilirkişi hesaplamasında müvekkil banka tarafından istenilebilecek, yani müvekkilin takip açılışındaki asıl alacağı rakam olan 601.431,79 TL üzerinden de yine 13.362,15 TL temerrüt faizi, 668,12 TL de bsmv faizi istenebileceğini belirttiğini, bilirkişi tarafından temerrüt faizi ve buna bağlı olarak bsmv hesaplaması yapılırken takip talebinde açıkça ‘Fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakkımız saklıdır’ şeklinde belirtmelerine rağmen müvekkil banka tarafından uygulanan değişken faiz oranlarının yine göz önüne alınmadığını, hesaplamanın yine yanlış olduğunu,
Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada Temerrüt tarihi olan 07.02.2022 ile takip tarihi olan 16.03.2022 tarihleri arasındaki faiz hesaplaması yapılırken şubeden o tarihlerdeki değişken faiz oranları talep edilerek hesaplama yapılması gerekirken anapara üzerine uygulanan faizin sabit %19,18 üzerinden hesaplandığını, söz konusu raporların temerrüt faizi ve bsmv yönüyle tarafımızca kabulünün mümkün olmadığını, yine raporların sonuç ve kanaat kısmında hesap tablosu incelendiğinde kök raporda olduğu gibi 616.696,80 TL asıl alacak üzerinden 13.362,15 TL faiz ve 668,11 TL bsmv, istenilebilecek tutar olarak belirtilen 601.431,79 TL üzerinden de yine 13.362,15 TL faiz ve 668,11 TL bsmv hesaplaması yapıldığının görüleceğini, asıl alacak tutarları farklı iken nasıl aynı tutarlarda faiz ve bsmv hesaplaması yapılmış olduğunun anlaşılamadığını, söz konusu rapor çelişkilerle dolu olmakla birlikte raporun kabulünün müvekkil bankanın mağduriyetine sebep olacağını, talep etmiş oldukları temerrüt faizi ve bsmv ile bilirkişi tarafından tespiti yapılan rakamlar arasındaki farkın oldukça fazla olduğunu,
Yerel Mahkemece eksik inceleme sonucunda hazırlanmış bilirkişi raporları dikkate alınıp raporda tespit edilen rakamlar baz alınarak ve davalının bsmv alacağı için yapılan itirazı kabul edilerek bsmv yönü ile işleyecek 0,05 oranındaki faizin uygulanmaması yönünde hüküm kurulduğunu, bu kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu kararla tahsilat süreci davalı borçlunun kötü niyetli itirazları sebebi ile yeterince geciken müvekkilin alacağını tahsil etmesinin güçleşmekle kalmadığını, günümüz ekonomik koşulları ve paranın değerini hızla kaybetmesi durumları karşısında yapılacak olan tahsilatın eksik ve müvekkilin zararına olacağı sonucunu ortaya çıkardığını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının alacak kalemlerinin hesaplanması yönüyle istinaf incelemesi sonucunda müvekkil yararına bozulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; müvekkilin kefaleten katıldığı ve 15.11.2017 tarihli 660.000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden tüm borçların müvekkil ve dava dışı ... Limited Şirketi tarafından ödenmiş olduğunu, ödemelerin yapıldığını gösterir banka hesap dökümlerinin Yerel Mahkeme dosyasına taraflarınca sunulduğunu, 15.11.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin dava dışı ... Limited Şirketi ve dava dışı ... ve müvekkilin kefaleten katılımı ile akdedildiğini, 13.04.2017 – 13.04.2022 tarihlerini kapsayan hesap hareketleri ile görüleceği üzere aylık ödemelerin düzenli şekilde davacıya ödendiğini,
Müvekkil ve dava dışı ... Ltd. Şti tarafından kredi sözleşmesinden kaynaklanan tüm bedeller ödenmiş ise de dosyada mübrez kök bilirkişi raporunda hatalı şekilde yalnızca 02.07.2021 tarihinde 6.302,69 TL– 02.08.2021 tarihinde 6.075,09 TL - 02.09.2021 tarihinde 6.186,82 TL - 04.10.2021 tarihinde 6.300,62 TL ödeme yapıldığının tespit edildiğini, dosyaya sunulan 27.12.2022 tarihli hesap dökümleri incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilin davacı bankaya herhangi bir borcu olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin eksik incelemeye dayalı olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, bu kapsamda dava dışı ... Limited Şirketi’nin hesap dökümleri ve ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, tek taraflı davacı kayıtlarına dayalı olarak yapılan incelemenin eksik ve hukuka aykırı olduğunu,
Yerel mahkemece bilirkişi kök raporuna itirazları kapsamında ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğini, bilirkişi ek raporunda, bilirkişi kök raporuna taraflarınca yapılan itirazlar ve dosyaya sundukları ödeme kayıtları ve hesap dökümleri incelenmeksizin bilirkişi tarafından ek rapordaki tespitlerin kök raporda yer alan tespitler ile aynı olduğu belirtilmekle yetinildiğini,
Yapılan ödemelere bilirkişi kök ve ek raporunda yer verilmemiş olduğunu, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, dolayısıyla sundukları hesap dökümlerinin ve dava dışı şirketin defterleri incelendiğinde müvekkilin borcu olmadığının görüleceğini,
Taraflarınca 27.12.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, dilekçe ekinde sundukları hesap dökümlerinin tamamının bilirkişi marifetiyle incelenmesinin talep edildiğini, yine 27.12.2022 havale tarihli bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçelerinde kök rapordaki tespitlerin hatalı olduğu belirtilerek davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil tarafından davacıya ödemeler yapıldığı ancak bu ödemelerin değerlendirmeye alınmadığı belirtilerek davacı tarafa yapılan bir kısım ödemeler örnek gösterilerek sunulan hesap kayıtlarının tamamının incelenmesinin talep edildiğini, ancak bilirkişi ek raporunda dosyaya sundukları hesap dökümlerinin incelenmediği ve bilirkişi tarafından sadece 27.12.2022 havale tarihli dilekçelerinde belirttikleri sadece bir kısım ödemelerin incelendiğinin anlaşıldığını, taraflarınca dosyaya 2017 – 2022 yıllarını kapsayan hesap dökümleri sunulmuş iken bilirkişi tarafından neden yalnızca 26.10.2021 tarihli, 6.300,69 TL, 01.11.2021 tarihli, 1.104,93 TL, 01.11.2021 tarihli 2.000 TL, 01.11.2021 tarihli 1.410 TL, 01.11.2021 tarihli 1.560,16 TL, 01.12.2021 tarihli 3.875,60 TL, 01.12.2021 tarihli 1.600 TL, 01.12.2021 tarihli 711,22 TL, 03.01.2022 tarihli 6.300,62-TL ödemenin incelendiğinin taraflarınca anlaşılamadığını,
Bilirkişi ek raporu ile bilirkişi kök raporuna yapılan itirazlarının karşılanmadığını ve incelemeye dahi alınmadığını, kök ve ek bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, dolayısıyla yerel mahkeme tarafından eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin hukuka aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini,
Dava dışı kefil ...'nın sözleşmelerden doğan kefalet sorumluluğunun devam etmekte olduğunu, aksinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkil, dava dışı ... Ltd. Şti ve dava dışı ... aleyhine Tekirdağ İcra Müdürlüğünün ilk olarak ... D.iş numarası ile başlatılan ihtiyati haciz dosyasında dava dışı ... yönünden ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, dava dışı kefil ... tarafından şirkette mevcut paylarını müvekkile devrettiği, dolayısıyla şirket ortaklığından ayrılması sonucunda kefaletinin de sona erdiği iddiasıyla ihtiyati hacze itiraz ettiğini, neticeten davacı tarafça süresi içinde dava açılmaması akabinde ihtiyati haczin ... yönünden hükümsüz kaldığını, davaya konu kredilerin dava dışı kefil ...’nın müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla kefaleten akdedilmiş olduğunu, anılan kredi sözleşmesinde imzası ve irade beyanının mevcut olduğunu, kaldı ki kredinin kendisine şirket ortaklığının devam ettiği dönem içinde kullandırıldığını, dava dosyasında mübrez pay devri sözleşmesinde görüleceği üzere dava dışı kefilin, kredi kullandıktan sonra 30.05.2018 tarihinde payını devrederek şirketten ayrıldığını, şirkette ortaklığı devam ettiği süre içinde kullanılan kredi ve kefaletin sonuçlarının pay devri neticesinde ortadan kalkmayacağını ve sorumluluğun devam edeceğini, davayı ve davacı taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dışı kefilin sorumlu olduğunu, kredilerin kullandırıldığı tarihin banka kayıtları ile anlaşılabileceğini, pay devrine ilişkin sözleşmenin de dosyada mübrez olduğunu, dava dışı kefilin dava dışı şirketteki ortaklığının pay devri suretiyle sona ermesinin, bankaya karşı genel kredi sözleşmesine kefaletinden doğan borcunun sona ermesini gerektirmediğini, bu hususun Yargıtay içtihatları ile de kabul edildiğini,
Yerel mahkeme tarafından müvekkil aleyhine asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay’ın kararlarında da benimsendiği üzere “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacağın likit olduğunu, davaya konu alacağın var olup olmadığı ve varsa miktarı yönünden ihtilaflı olup ancak bilirkişi incelemesi marifetiyle tespit edilebilecek nitelikte olup likit olmadığını, yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi ve müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usule ve esasa aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu.... ... Limited Şirketi (eski unvanı ... Limited Şirketi) arasında 15/11/2017 tarihli 600.000,00 TL. miktarlı ve 06/06/2018 tarihli 680.000,00 TL. Miktarlı 2 adet GKS imzalandığı, 15/11/2017 tarihli 600.000,00 TL. Miktarlı GKS.'ni dava dışı ...'nın aynı miktarla müteselsil kefil olarak imzaladığı, 06/06/2018 tarihli 680.000,00 TL. Miktarlı GKS.'ni ise davalı ...'nin 750.000,00 TL. Kefalet miktarı ile müteselsil kefil olarak imzaladığı, sözleşme tarihinde davalı ... 'nin dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı ve müdürü olduğu, TBK. 584/2 maddesi uyarınca kefaletin geçerli olduğu, davacı banka tarafından dava dışı...... Ltd. Şti. Adına 26.10.2021 tarihinde 57 ay vadeli 592.563,90 TL. anapara tutarlı, değişken tutarlı aylık taksit ödemeli 1048 referans numaralı yapılanma kredisi kullandırılmıştır.
Kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından muhatap kredi borçlusu şirket ve kefillere Ankara 3. Noterliğinin 28/01/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderildiği, kat ihtarı ile;'' taksitli krediden kaynaklı 637.150,47 TL asıl alacak + 40.051,58 TL faiz + 2.002,59 TL BSMV olmak üzere toplam: 679.204,64 TL. Alacağın tamamen ödenerek tasfiye edileceği tarihe kadar %19,18 temerrüt faizi ve ferileriyle beraber 3 gün içerisinde ödenmesi,'' ihtaren bildirildiği, kat ihtarının davalı kefile 03/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 3 günlük sürenin sonunda 07/02/2022 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, davacı banka tarafından davalı kefil ile dava dışı borçlular ...Limited Şirketi ve ... hakkında Tekirdağ İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile toplam: 640.276,51 TL. Üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe davalı borçlunun itirazı üzerine istinafa konu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, taraf delilleri toplanıp bankacı bilirkişiden kök rapor alınmış, davacı vekili ve davalı vekilinin kök rapora itirazları üzerine bankacı bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.
HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ödemeler, hesaplama, faiz oranı ve temerrüt faiz miktarına ilişkin ileri sürülen istinaf sebepleri bilirkişi kök raporuna karşı verdikleri itirazlarını içerir beyan dilekçesi ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi ek raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; bilirkişi raporunda; davalı vekilince kök rapor itirazında beyan edilen dava konusu 1048 referans numaralı kredi taksitlerinin gecikmeli olarak ödendiği, yapılan hesaplamada herhangi bir işlem hatası olmadığı, kat ihtarının davalı kefile 03/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 3 günlük sürenin sonunda 07/02/2022 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, davacı bankanın takip talebinde temerrüt faiz oranını %19,18 olarak talep ettiği, taleple bağlılık ilkesi gereğince temerrüt faizinin %19,18 oran dikkate alınarak hesaplandığı, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihine kadar banka alacağı akdi faiz oranından, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise yine anapara tutarına uygulanan temerrüt faiz oranından hesaplamalar yapıldığı ve takip tarihi itibariyle talep edilebilecek faiz miktarı bulunmuş, yapılan hesaplamanın sözleşme hükmüne, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın yerinde olduğu, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit (belirlenebilir) nitelikte olduğu gözetilerek hükmedilen miktar üzerinden İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca alacaklı banka yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur.
İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dava dışı kefil ..., dosyanın tarafı olmadığından, kefaletinin devam edip etmediği eldeki davada değerlendirilemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Sonuç itibariyle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 42.150,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 10.537,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 31.612,50 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.